30 Temmuz 2018 tarihinde Türkiye’de ve dünyada göç, göçmen ve sığınmacılar konusunda gündemde öne çıkan başlıklar…

 

Fas ve İspanya Arasındaki Cebelitarık Boğazı’nda 211 Göçmen Kurtarıldı

Le Monde’a göre, bu tehlikeli yolculuğu göze alan 1.200’den fazla göçmen, cuma ve cumartesi günleri İspanyol Sahil Güvenliği tarafından kurtarıldı. Balkanlar’dan sonra, Libya- İtalya kıyıları arasındaki geçiş yolu ve Fas-İspanya arasındaki Cebelitarık Boğazı, Avrupa’ya ulaşmaya çalışan göçmenler için yeni bir yol mu olacak?

İspanya, kurtarma operasyonunun 29 Temmuz Pazar günü 21 tekne ve 211 göçmene ulaştığını duyurdu. Kurtarma servisi sözcüsüne göre, göçmenler İspanya’nın güneyindeki Endülüs, Algeciras Limanı’na nakledilecek. İspanya bu yıl kaçak göçmenler için Avrupa’daki ilk geçit noktası oldu ve göçmen sayısında İtalya’yı geçti.

Pazar günü, İspanya İçişleri Bakanı yasadışı göç ile mücadeleyi güçlendirmek umuduyla Moritanya’ya doğru yola çıktı. Fernando Grande-Marlaska Pazartesi günü Moritanyalı mevkidaşı ile Nouakchott’ta bir araya gelecek. Bakanlık, toplantının “Göç ve terör ile mücadeleyle ilgili işbirliğini güçlendireceğini umduğunu” söyledi.

(Le Monde, 29 Temmuz 2018)

 

Trump ‘Kapatma’ ile Tehdit Ediyor

L’Opinion’a göre, Donald Trump, Demokratları göçmenlik mevzuatı reform planını desteklemeye zorlamak için federal yönetimi felç etmeye hazır olduğunu söyledi. Riskli bir strateji seçti.

ABD Başkanlığı, göçmenlik yasası reformunun desteklenmemesi halinde federal hükümetin faaliyetlerinin askıya alınmasını sağlayacak. Donald Trump “Demokratlar, “duvar”ı da içeren sınır güvenliği için bize destek vermezlerse, hükümeti “kapatmaya” istekli olacağım! Çekiliş geleneğinden kurtulmalıyız ve doğru olana dayalı bir göç sistemine gitmeliyiz. Ülkemize gelecek harika insanlara ihtiyacımız var.’’ şeklinde bir tweet attı.

Kasım ayında yapılacak ara seçimler ile federal hükümet faaliyetlerinin olası bir felç durumu, seçmenlerin Kongre’nin her iki meclisini kontrol eden Cumhuriyetçileri hizmetlerin kesintiye uğratılması konusunda suçlamasına yol açabilir. Böylelikle bu durum Donald Trump’ın aleyhine dönüşebilir. Fakat Cumhuriyetçiler sadece Senato’da çoğunlukta olduğu için Kasım ayında Demokratik taraftan güçlü bir itiraz çıkabilir.

(L’Opinion, 30 Temmuz 2018)

 

Almanya: Afrikalı Göçmen Bir Çocuğu Bıçakladı

Valeurs Actuelles’e göre, 25 yaşında bir Eritreli göçmen 11 yaşındaki bir çocuğa saldırdı. Çocuk ciddi şekilde yaralandı.

Olay, Almanya’nın Aşağı Bavyera bölgesindeki Küçük Vilshofen kasabasında gerçekleşti. Tag24.de tarafından bildirilene göre, 25 yaşındaki bir Eritreli, bıçağını komşusunun 11 yaşındaki oğluna sapladı.

Bacaklarda büyük kesikler…

Tag24.de’nin ayrıntılarına göre, çocuk kaçtığı caddede polis gelmeden önce halk tarafından kurtarılmaya çalışıldı. Suçlu tutuklandı ve cinayet silahı bulundu. Cinayet teşebbüsü için soruşturma açılmış iken, saldırganın hangi güdü ile bu davranışta bulunduğu bilinmemektedir. Ciddi yaralı olan çocuğun bacaklarında ve boynunda büyük kesikler olduğu belirtildi. Bıçaklanan çocuk acil servise götürüldü ve hemen ameliyat edildi, artık ölüm tehlikesiyle karşı karşıya değil.

(Valeurs Actuelles, 28 Temmuz 2018)

 

Avustralya: Mahkemeye Göre İranlı Sığınmacının Ölümü “Önlenebilir”di

L’Orient Le Jour’a göre, Avuan adasında bir Avustralya göçmen kampında gözaltına alınan İranlı sığınmacının ölümü Avustralya mahkemelerine göre “önlenebilir” nitelikteydi. Mahkeme Pazartesi günü, Canberra’nın tartışmalı tesislerini iyileştirmeye çağırdığını söyledi.

Avustralya, kendi topraklarına deniz yoluyla ulaşmaya çalışan yasadışı göçmenlere yönelik sert politikası nedeniyle düzenli olarak eleştirilmektedir. Oradaki göçmenler, Papua Yeni Gine ve Nauru’daki gözaltı merkezlerine mümkün olduğunca uzun bir süre için rutin olarak yollanıyorlar. Avustralya ayrıca, sağlık hizmetlerinin özel hizmet sağlayıcılar tarafından sağlandığı bu kamplardaki yaşam koşulları için de oldukça eleştirilmektedir.

İranlı tutuklu Hamid Khazaei, Eylül 2014’te, bacak enfeksiyonu geçirdikten iki hafta sonra 24 yaşında öldü. Papazyan Manus adasından başkent Port Moresby’ye ve daha sonra Brisbane’deki bir hastaneye nakledilmesi gerekiyordu.

Şüpheli ölümleri araştırmakla görevli bir sulh yargıcı olan Terry Ryan Pazartesi günü yaptığı açıklamada, Khazaei’nin ölümünün “Hastayı tedavi etmede veya nakilde gecikme” de dâhil olmak üzere “çoklu hataların toplamının sonucu” olduğunu söyledi. Yasadışı sığınmacılar Avustralya ve Yeni Zelanda gibi daha iyi sağlık sistemlerine sahip aynı zamanda daha az uzak yerlerde gözaltında tutulduğunda bu tür ölümlerin önlenebileceğini düşünüyor.

(L’Orient Le Jour, 30 Temmuz 2018)

 

Türkiye, Suriye Zirvesi Planlıyor

Deutsche Welle’ye göre, Türkiye bir Suriye Zirvesi planlamakta. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump zirvede olmayacak. Fakat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Eylül ayı başlarında Suriye zirvesi yapmak yönünde kendilerine bilgi verdiği diğer güçlü siyasi liderler bu zirvede bir araya gelecek.

Türkiye; Rusya, Fransa ve Almanya ile İstanbul’da 7 Eylül tarihinde iç savaş ülkesi Suriye’deki gelişmeler ile ilgili bir müzakere gerçekleştirmek istiyor. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Erdoğan ülkesindeki gazetecilere yaptığı açıklamada “Birlikte neler yapılabileceğini göreceğiz” dedi ve “Dörtlü toplantı”nın “Bölgesel meselelerle” başa çıkacağını söyledi. Berlin, Moskova veya Paris’ten hala bir açıklama gelmedi.

Berlin-Moskova Ekseni

Geçtiğimiz hafta Almanya Başbakanı Angela Merkel, Rus Dışişleri Bakanı Sergej Lavrov, Rus Silahlı Kuvvetler Genel Sekreteri Valeri Gerassimov ve Almanya Federal Dışişleri Bakanı Heiko Maas ile Berlin’de Suriye meselesi ile ilgili görüşme gerçekleştirmişti. Rus haber kaynaklarına göre toplantıda, mültecilerin güvenli dönüş koşullarının nasıl oluşturulabileceği ve Suriye’de barışın nasıl teşvik edilebileceğine odaklanıldı.

(Deutsche Welle, 29 Temmuz 2018)

 

Van’da 106 Kaçak Göçmen Yakalandı

Van’da İpekyolu İlçe Emniyet Müdürlüğü tarafından yapılan çalışmalar sonucunda yasa dışı yollarla yurda giriş yaptığı tespit edilen 106 kaçak göçmen ile göçmen kaçakçılığı yaptığı iddia edilen 2 şüpheli yakalandı. Edinilen bilgilere göre, Van Emniyet Müdürlüğüne bağlı İpekyolu İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından yapılan çalışmalar neticesinde yasa dışı yollarla yurda giriş yaptığı tespit edilen 106 kaçak göçmen ile göçmen kaçakçılığı yaptığı iddia edilen 2 şahıs yakalandı.

Gözaltına alınan 2 şüpheli için haklarında tanzim edilen tahkikat evraklarıyla birlikte çıkarıldıkları adli makamlarca adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, göçmen kaçağı şahısların ise gerekli işlemlerinin yapılması için İl Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edildiği ifade edildi. Öte yandan Van Emniyet Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, “İlimiz merkez ve ilçelerimizde halkımızın can ve mal güvenliği için her türlü olayın önlenmesine yönelik olarak çalışmalarımız kararlılıkla devam etmektedir” denildi.

(Star, 29 Temmuz 2018)

 

Önünde Dilendiği Marketin Soyulmasını Engelleyen Göçmen Markette İşe Alındı

İtalya’nın Torino kentinde bir süpermarketin önünde dilenirken tanık olduğu soygun girişimini engelleyen Nijeryalı bir göçmen, aynı süpermarkette çalışmaya başladı. Torino’nun bir banliyösünde Prestofresco isimli süpermarkette 30 Haziran’da bir soygun girişimi yaşandı.

Dükkâna giren bıçaklı bir adam kasiyeri tehdit ederek kasayı boşaltmasını istedi. Bu sırada süpermarketin önünde dilenmekte olan 27 yaşındaki Nijeryalı Osahon Ewansiha soygun girişimini fark etti. Soyguncuya arkadan yaklaşarak durdurmayı başardı ve kasiyerin kaçmasını sağladı. Ewansiha’nın bir süre engellemeyi başardığı soyguncu daha sonra paraları alamadan kaçtı.

(BBC Türkçe, 28 Temmuz 2018)

 

Şeba’daki Binlerce Suriyeli Mülteci Ülkelerine Geri Dönüyor

Lübnan’ın Batı ve Orta Bekaa bölgeleriyle ülkenin güneydoğusundaki Şeba bölgesinde bulunan Suriyeli mültecilerin ikinci kafilesi dün Suriye’ye gitmek için, Kamu Güvenliği Genel Direktörü Abbas İbrahim’in denetiminde Masna Sınır Kapısı’ndan hareket etti.

Abbas İbrahim, “Kamu Güvenliğinin takip ettiği mekanizma her taraf için bağlayıcıdır. Tutuklanacak kimselerin Suriye’ye dönmemeleri konusunda ısrarcı olduklarını vurgulayan Abbas, “Suriye’ye geri dönen tüm mülteciler, herhangi bir güvenlik ve yargı sorunu olmayanlardır” açıklamasında bulundu. Resmi Lübnan Ulusal Haber Ajansı’nın (NNA) haberine göre, Lübnan’ın Batı ve Orta Bekaa bölgeleri ile ülkenin güneydoğusundaki Şeba bölgesinde bulunan bin kadar Suriyeli mülteci Masna Sınır Kapısı aracılığıyla ülkelerine geri döndü. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre lojistik hazırlıkların tamamlanmasının ardından, 35 adet otobüs, Şeba-Raşeye-el-Vadi-Masna yolu üzerinden mültecileri Suriye’ye götürmek için öğle saatlerine Şeba kasabasına ulaştı. Mülteciler 2012 ve 2013 yıllarında iç savaş dolayısıyla buraya gelmişlerdi. İsmini tescil ettiren, kontrol edilen ve Esed yönetimi tarafından onaylanan mülteciler sabahın erken saatlerinde yanlarına aldıkları eşyaları ile Şeba Lisesi’nde toplandılar. Bölgede bulunan BM yetkilileri mültecilere geri dönüşler hakkında sorular sorup gözlemlerini kaydettiler. Yetkililer, görevlerinin sadece gözlem yapmakla sınırlı olduğunu belirttiler. Üç cumhurbaşkanı tarafından, Rus girişimiyle birlikte mültecilerin devam eden geri dönüş operasyonlarının sorumluluğunun kendisine verildiği Kamu Güvenliği Genel Direktörü Abbas İbrahim, mültecilerin geri dönüş hazırlığı sürecine eşlik etti. Abbas İbrahim, “Kurduğumuz mekanizmaya göre hareket ediyoruz. Gönüllü olarak geri dönmek isteyenlerin, isimlerini, kayıt merkezlerine tescil etmeleri çağrısında bulunduk. Gecikmelerden biz sorumlu değiliz. Suriye’ye, ülkeye geri dönmek isteyen çok sayıda mültecinin isimlerini gönderdik, geri dönüş yapmalarını bekliyoruz” açıklamasında bulundu.

Abbas İbrahim Sözlerini Şöyle Sürdürdü:

“Tutuklanacak kimselerin Suriye’ye dönmemeleri konusunda ısrarcıyız. Suriye’ye geri dönen tüm mülteciler, herhangi bir güvenlik ve yargı sorunu olmayanlardır. Bazıların dönüşlerinin gecikmesi Suriye makamları ile durumlarının çözülmesine bağlıdır. Konu, fikir özgürlüğü ile ilgili değil, ancak Suriye’deki güvenlik ve yargı boyutu ile ilgilidir. BM’nin rolü, mültecilerin gönüllü olarak geri dönüşünü sağlamaktır. BM temsilcilerinden biri, geri dönenlerin morallerinin yüksek olduğunu ve kendilerinden önce Beyt Cin’e ulaşanların diğerlerini cesaretlendirdiklerini söyledi.” Kamu Güvenliğinin takip ettiği mekanizmanın, ister Rusya ister diğer taraflar olsun herkes için bağlayıcı olduğunu vurgulayan Abbas, söz konusu mekanizmanın Suriye devleti için kolaylaştırıcı işlevlerine dikkat çekti. Hakkında tutuklama kararı bulunan kimselerin geri dönüşlerinin engellenmesi ile ilgili olarak, Suriyeli makamların niyetlerinin kötü olması halinde, istediklerini tutuklamak için söz konusu kimselerin geri dönmelerine izin vereceklerini belirten Abbas, “Suriye makamları ile koordineli bir şekilde, haklarında tutuklama kararı çıkarılmış kimseleri geri göndermeyerek diğerlerini teşvik ediyoruz. Sonrasında ise söz konusu kimselerin durumlarını çözüme kavuşturmaya çalışıyoruz” açıklamasında bulundu. Lübnan Kamu Güvenliğinin aktardığına göre, Orta ve Batı Bekaa’da bulunan, gönüllü olarak köylerine geri dönmek isteyen ve sayıları 134’e ulaşan Suriyeli mültecileri almak için 3 otobüs öğle sularında sınır geçiş noktasına geldi. Lübnan’daki Suriyeli mülteciler bir süredir kafileler halinde ülkelerine dönüyor. Son olarak 23 Temmuz’da Lübnan’ın doğusundaki Arsal bölgesinden yaklaşık 850 mülteci Suriye’ye dönmüştü. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK), 2017 sonunda Lübnan’daki Suriyeli mülteci sayısını 997 bin olarak açıklamıştı. Ancak gayrı resmi rakamlara göre, Lübnan’daki Suriyeli mülteci sayısı 1 milyonun hayli üzerinde. Lübnanlı yetkililer, bir süredir ülkedeki Suriyeli mültecilere gönüllü olarak ülkelerine dönüş çağrısı yapıyor. Yetkililer, mültecilerin ülkedeki sınırlı kaynaklara baskı yaptığını ve uluslararası toplumun mülteciler konusunda desteğinin eksik olduğunu belirtiyor. Şam rejimi lideri Beşşar Esed de son dönemlerde, medya yoluyla yurt dışında yaşayan Suriyelilere ülkelerine dönme çağrısında bulunuyor.

(Şarkul Avsat, 30 Temmuz 2018)

 

Yakalama Kararıyla Aranan 300 Bin Mülteci Kayıp! Aralarında Adil Öksüz de Var…

Almanya’da 297 bin 820 mülteci yakalama kararıyla aranıyor. Haklarında gözaltı veya açık tutuklama kararları var. Bunlardan 126 bin 327 mülteci hakkında sınırddışı kararı bulunuyor. Diğerleri suç işlemiş veya izini kaybettirmiş olan suçlular. Hepsi de kaçak. Welt am Sonntag Gazetesi’nin polis bilgi sistemi İnpol Merkezi’ne dayanarak verdiği bu sayılar, bir önceki yıla kıyasla yüzde 5,1 artmış durumda.

Bazıları Ülkeden Ayrılmış Olabilir

Uzmanlar sınır dışı kararıyla aranan 126 bin mülteciden bazılarının kendi isteğiyle Almanya’yı terk etmiş olacağını düşünüyor. Yakalanma kararıyla aranan 3 bin 151 mülteci hakkında ‘Dini İdeoloji’ kategorisinde tutuklama emri var. Ayrıca 15 bin civarında mülteci de kayıp listesinde.

Adil Öksüz de Var

Güvenlik soruşturması çerçevesinde aranan 300 bin mülteciyi arasında 15 Temmuz darbe girişiminin kara kutusu olarak bilinen Adil Öksüz de bulunuyor. Öksüz ‘ikamet soruşturması’ adı altında 14 Aralık 2017’den beri aranıyor. Talimata göre karakollar, Öksüz hakkında alınan tüm ihbar ve bulguları Federal Asayiş Şubesi’ne bildirmek zorunda.

(Haberler, 29 Temmuz 2018)

 

Türkiye-AB Mutabakatı Mimarından İspanya Önerisi

Türkiye-AB mülteci mutabakatının mimarlarından göç uzmanı Gerald Knaus, AB’ye giriş kapısı haline gelen İspanya’da bir kabul merkezi kurulmasını önerdi. Türkiye ile AB arasında 2016 yılında imzalanan mülteci mutabakatının mimarları arasında yer alan Avusturyalı göç araştırmaları uzmanı Gerald Knaus, Afrika’dan gelen göçmenlerin rotayı İtalya’dan İspanya’ya çevirmesi üzerine İspanya’da bir kabul merkezi kurulmasını önerdi. Knaus Welt gazetesine verdiği mülakatta İspanya’ya gelen göçmenlerin sayıca İtalya’ya gidenlerden fazla olduğunu belirterek Almanya, Fransa ve Hollanda’nın İspanya hükümetiyle pratik çözümler üzerinde işbirliği yapması gerektiğini söyledi. Hollanda’daki gibi İspanya’da da iltica başvurularının hukuk çerçevesinde kısa zamanda karara bağlanabileceğini ve başvurusu kabul edilenlerin bu üç ülke arasında paylaştırılabileceğini kaydeden Knaus, mülteci statüsü kazanamayanların ise derhal ülkelerine gönderilmesi ve bunun için de göçmen veren ülkelerle anlaşmaya varılması gerektiğini belirtti. Berlin merkezli Avrupa İstikrar İnisiyatifi (ESI) adlı düşünce kuruluşunun başkanı olan Gerald Knaus, “Göçmenlerin geldikleri ülkelerin hükümetlerinin, korunmaya muhtaç olmayanları belli bir tarihte geri almayı taahhüt etmeleri durumunda, çalışma izni ve burs gibi teşviklerle yasal göç kontenjanları hazırlanabileceğini” söyledi.

“İspanya AB’ye giriş kapısı oldu”

Almanya’yı Avrupa’daki göç sorununun çözümünde inisiyatif almaya çağıran Avusturyalı uzman, Almanya’da çoğunluğun “korunmaya muhtaç olanların desteklenmesinden yana olduğunu” dile getirdi. İspanya’ya gelen göçmenlerin sayısı İtalya ve Yunanistan’a çıkanların toplamını aşıyor. Hafta sonunda İspanya açıklarında bin 400’den fazla mülteci daha kurtarıldı. Bir hafta önce de denizden kurtarılan bin dolayındaki mülteci Endülüs limanlarına getirilmişti. Uluslararası Göç Örgütü (IOM) İtalya hükümetinin özel yardım kuruluşlarına ait gemilerin İtalya limanlarına girişini yasaklamasından sonra İspanya’nın kaçak göçmenler tarafından AB’ye giriş kapısı olarak kullanılmaya başladığını duyurmuştu. Gerald Knaus sosyalist Pedro Sanchez başbakanlığındaki yeni İspanya hükümetinin göçmenlerin kurtarılmasından yana çıktığını ve insan haklarına saygılı olduğunu belirterek “2019’daki Avrupa Parlamentosu seçimlerinden önce kontrolü arttırıp, kaçak göçü azaltacak ve mülteci haklarını koruyacak bir planın hazırlanması Madrid yönetiminin çıkarına olacaktır” dedi.

(Deutsche Welle Türkçe, 30 Temmuz 2018)

 

Fıstık Hasadının Tüm Yükü Suriyeli İşçilerin Omzunda

Antep fıstığında boz fıstık hasadı sürüyor. Nizip, Oğuzeli ve Barak Ovası’nda boz fıstık hasadı sürüyor. Üreticiler, geçen senelerde olduğu gibi, daha ucuz olan Suriyeli işçileri kullanıyor. Kamplarda kalan Suriyeliler, sabah saatlerinden akşam geç vakitlere kadar fıstık bahçelerinde daha ucuza çalışıyorlar. Özellikle Nizip ve Oğuzeli ilçelerinin köylerinde başlayan fıstık hasadı için mesai erken saatlerde başlıyor. Oğuzeli ilçesindeki Dokuzyol köyünde ise hasada başlayan fıstıkçılar, 40 derecenin üzerindeki sıcaklıkta yaklaşık 12 saat çalışarak taze fıstıkları topluyor.  Sabahın erken saatlerinde tarlasına gitmesiyle başlayan çiftçiler, ağaçların altlarına çadırlar sererek fıstık hasadına başlıyor. Ardından ağaçların üstlerine çıkan işçiler, fıstık salkımlarını tek tek çadırlara atıyor. Çadırlarda biriken fıstıklar dallardan ve yapraklardan temizlendikten sonra çuvallara doldurularak traktörlere konuluyor ve salkımlarından ayrıştırılmak üzere fıstık işleme tesisine götürülüyor. Burada salkımlardan, çöp ve yapraklarından ayrılan fıstıklar su dolu tanklara dökülerek dolu boş ayrımı yapılıyor. Su dolu tankta dolu boş ayrımı yapıldıktan sonra kurutulup tekrar çuvallara konulan fıstıklar sade halde satılmak üzere halini yolunu tutarken, istenmesi halinde kavrulmuş tuzlu Antep fıstığı yapılmak üzere fıstık kavurma fabrikalarına da götürülebiliyor. Fıstık toplayan vatandaşlardan biri, “Fıstık hasadına boz fıstık toplamak üzere bu hafta başladı. Şuan topladığımız fıstık baklavalık boz Antep fıstığıdır. Baklava yapımında kullanılan bu boz fıstığı bir hafta boyunca topluyoruz. Sonrasında ise ben fıstık diye tabir edilen kırmızı fıstık toplamasına başlıyoruz ve eylül ayına ortalarında kadar devam ediyor hasat. Boz fıstık baklavalık fıstıktır, ben fıstık ise çikolatalarda değerlendirilir ve çerez olarak kullanılır. Şu an için hasatla beraber fiyatlarda da hızlı bir düşüş başladı. İlk başlarda fiyat yüksekti ama fıstık toplandıkça tüccarlar fiyatları düşürmeye başladı” dedi.  Fıstık yetiştirirken ve toplarken en çok yaşanan hırsızlık olaylarının kendilerine zarar verdiğini belirten vatandaş, “Fıstık yetiştirirken ve toplarken en çok hırsızlardan çekiyoruz. Hırsızlıkla çok mücadele ediyoruz çünkü her gün yere yakın dallardan çokça fıstık çalıyorlar. Bu da bize çok sıkıntı veriyor. Bunun önüne geçebilmek için kendi tedbirlerimizi alıyoruz. Ben mesela yatağımı tarlamın içine yapıp tarlada yatıyorum. Çünkü en ufak boşluk buldukları gibi ağaçları silip süpürüyorlar, çalıyorlar” diye konuştu. Öte yandan, yeni baklavalık fıstık hasadının başlamasıyla birlikte fıstık fiyatlarında ciddi bir düşüş yaşanırken, yakın zaman içerisinde baklava fiyatlarında da muhtemel düşüşler bekleniyor.

(Gaziantep Sabah, 30 Temmuz 2018)

 

Geri Dönen Suriyeliler Böyle Karşılanıyor

Savaş koşulları nedeniyle evlerini terk edip yurtdışına çıkan Suriyelilerden yüzlercesi bugün Lübnan’dan Cedeydet Yabus Sınır Kapısı üzerinden vatanlarına ve evlerine dönüyor. Savaş koşulları nedeniyle evlerini terk edip yurtdışına çıkan Suriyelilerden yüzlercesi bugün Lübnan’dan Cedeydet Yabus Sınır Kapısı üzerinden vatanlarına ve evlerine dönüyor. Suriye resmi haber ajansı SANA’nın haberine göre yetkili bir kaynak vatanlarına dönen yüzlerce ailenin, karşılanıp muhtelif bölgelerde evlerine aktarılmaları için sınır kapısında gerekli tüm hazırlıkların yapıldığını belirtti. Suriye hükümetinin bu bağlamda yoğun çabaları sonucunda daha önceki günlerde binlerce aile Lübnan’dan Suriye’ye dönmüşlerdi. Yetkili kaynak günün ilerleyen saatlerinde Suriyelilerin bir bölümünün sınır kapısına ulaştığını ifade ederken, gerekli ön yardımların takdim edilmesi ve kayıtların yapılması ardından vatandaşların otobüslerle köylerine gönderildiklerini söyledi.

(Oda TV, 29 Temmuz 2018)

 

Macaristan Başbakanı Victor Orban Avrupa Parlamentosu Seçimlerinde Göçmenlere Karşı Çıkma Konusunda Uyardı

Macaristan Başbakanı Viktor Orban, önümüzdeki yıl yapılacak Avrupa Parlamentosu seçimlerinde göçmen karşıtı bir tepkinin liberal olmayan “Hıristiyan demokrasiye” doğru bir kayma getirebileceği konusunda uyardı.

Bu yıl üçüncü kez başbakan seçilen Orban,  son yıllarda Avrupa Birliği ile ülkesinin zorlu göçmen politikaları hakkında fikir birliği sağlayamadı. Ayrıca, AB’nin Rusya’nın Kırımı ilhakı üzerine Rusya’ya yaptırım uygulamasını da açık bir dille eleştiren Macar Başbakan, Rus Devlet Başkanı Vladimir Putin ile düzenli olarak görüşmeyi sürdürüyor.

Orban uzun zamandır Batı Avrupa’da görülen siyasi modellere alternatif olarak Macarlar için sağcı muhafazakâr “illiberal demokrasi” vizyonuna ulaştı.

Reuters’ın haberine göre, Başbakan Orban’ın cumartesi günü Baile Tusnad’da etnik Macarlara yaptığı konuşmada, AB liderlerinin kitlesel göçü, özellikle de Müslümanları durdurmadıklarını eleştirdi.

Başbakan Orban’ın CNN’e konuşan sözcüsü tarafından onaylanan bilgiye göre, Orban yüzlerce destekçisine “ Avrupalı seçkinler gözle görülür şekilde gergindi” ifadesini kullandı.

Macar lider, kendine özgü Hıristiyan demokrasi tarifini “göçmen karşıtı, çok kültürlülüğe karşı ve Hıristiyan aile modeli için savaşan” şeklinde betimledi. “Biz büyük bir anı karşılıyoruz, sadece liberal demokrasiye değil, 1968 seçkinliğine de elveda diyoruz” diyerek, birkaç ülkede muhafazakâr bir tutumla sona eren liberal bir solcu harekete atıfta bulundu.

Cuma günü Alman gazetesi Bild’e konuşan Macar Başbakan Orban, “Almanya Suriye iç savaşının en yoğun olduğu dönemde diğer Avrupa ülkelerinden çok daha fazla mülteci aldı” diyerek Alman Başbakan Angela Merkel’in göç politikasını eleştirdi.

Kuzey Afrika’dan gelen Afrikalı göçmenler sorusu sorulduğunda “Kurtarılan herkes Afrika’ya geri dönmeli” diyen Başbakan Orban, kitlesel ölümlerin önüne geçebilmenin ve sınırları koruyabilmenin tek yolunun bu olduğunu söyledi. Ayrıca, “Göç politikası AB için ortak bir görev değildir, 2015’ten bu yana, bunu ortak bir görev yapmaya çalıştılar ve başarısız oldular” açıklamasında bulundu.

(CNN, 29 Temmuz 2018)