Türkiye'de ve dünyada göç, göçmen ve sığınmacılar konusunda gündemde öne çıkan başlıklar…

 

Endonezya'da Sığınmacıların Zorlu Ramazanı

Endonezya'ya Afganistan, Somali ve Sudan'dan gelen sığınmacılar, ramazan ayını zor şartlarda geçiriyor. Yeni bir yaşam umuduyla Afganistan, Somali ve Sudan'dan Endonezya'ya gelen Müslüman sığınmacılar, ramazan ayını zorlu koşullarda geçiriyor. Ailelerine daha iyi bir hayat sunmak amacıyla Afganistan, Somali ve Sudan'dan Endonezya'ya göç eden sığınmacılar, Tangerang şehrindeki göçmen ofisi önünde aileleriyle kurdukları küçük derme çatma çadırlarda ramazan ayını güçlükle geçiriyor. Hijyen ve sağlık koşullarının oldukça kötü olduğu çadırda kalan sığınmacılar, ramazan ayında özellikle iftar ve sahur vakti herhangi bir gıda yardımı umuduyla yolları gözlüyor. Zorlu yaşam koşulları nedeniyle Afganistan'ın Vardak vilayetinden anne, baba ve iki kardeşiyle Endonezya'ya sığındığını söyleyen 21 yaşındaki Ali Rıza, "Ramazan ayında oruçlarımızı tutmakta zorlanıyoruz. Düzenli olarak yardım alamıyoruz. Bazen iki gün iftar ve sahur için yemek ve suyumuzun olmadığı oluyor. Yol kenarına kurduğumuz kötü durumdaki çadırlarda yağmur, sıcak hava ve yoğun egzoz dumanına maruz kalıyoruz, bu durum hem sağlığımızı hem de oruç tutarken bizi kötü etkiliyor." dedi. Çoğu zaman iftar ve sahur için su ve ekmek ile yetinmek zorunda kaldıklarını belirten Ali Rıza, "Duş alabilmek ve elbiselerimizi yıkayabilmek için otobüs terminaline gidiyoruz ancak para ödememiz gerekiyor. Maddi açıdan zorladığımız için sıklıkla temizlik ihtiyacımızı gideremiyoruz." diye konuştu. Üç yıldır Endonezya'da sığınmacı olarak bulunduğunu dile getiren Sudanlı Adem de "Gerçekten yardıma muhtacız ve herhangi bir yerden yardım bekliyoruz. Ramazan ayını zorlukla geçiriyoruz. Buradaki bazı insanların çadırları bile yok sokakta yaşıyor. Sığınmacıların çoğu Sudan, Afganistan, Somali ve Yemen gibi ülkelerden Müslümanlar. Özellikle ramazan ayında iftar ve sahurlarımızı birçok açıdan zorlanarak geçiriyoruz." ifadelerini kullandı. Diğer yandan başka bir ülkeye göç edebilmek için Uluslararası Göç Örgütü'ne kayıt olabilmeyi bekleyen sığınmacılar, haklarında olumsuz bir durum oluşma ihtimali ya da göçmen kayıtlarının reddedileceği kaygısıyla da kendileriyle yapılan röportajlarda görüntü ve isim vermekten kaçınıyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin (BMMYK) verilerine göre, 14 binden fazla sığınmacının bulunduğu Endonezya'da, sığınmacıların çalışması yasak. Endonezya, BM'nin mültecilerle ilgili sözleşmesini imzalamadığı için bu ülkedeki sığınmacılar kamu haklarından da yararlanamıyor.

(Anadolu Ajansı, 30 Mayıs 2018)

 

3 Ayda 1500 Çocuk Kayboldu! Ivanka Trump Oğluyla Fotoğrafını Paylaştı

ABD’de üç ayda 1500 göçmen çocuğun kaybolduğunun açıklandığı gün Twitter’da oğluyla fotoğrafını paylaşan Ivanka Trump’a tepki yağdı. Kullanıcılar, “Göçmenlerle alay ediyor” diyerek Ivanka Trump’a tepki gösterdi. ABD Başkanı Donald Trump’ın kızı ve danışmanı Ivanka Trump (46) pazar günü Twitter adresinde paylaştığı fotoğraf ile tepkileri üzerine çekti. Fotoğrafta Trump, 2 yaşındaki oğlu Theodore James’i kucağına almış severken görülüyor ve altında “Pazar Sabahı” ifadesi okunuyor. Bu son derece masum fotoğrafın tepki çekmesinin nedeni ise talihsiz bir güne denk gelmesi. Çünkü aynı gün ABD’nin Mülteci Yerleştirme Ajansı (ORR), 2017 yılının son üç ayında bin 500 göçmen çocuğunun “izini kaybettiğini” açıkladı. Bu açıklama göçmenler ve insan hakları savunucularının büyük tepkisini çekti. Gazete Habertürk'ün haberine göre çocukların Trump yönetimi tarafından anne babalarından zorla alındığı ve Ivanka Trump’ın buna göz yumduğu üstelik bu fotoğrafla göçmen aileleriyle alay ettiği ileri sürüldü. Trump yönetimi geçen ay, anne ve babaları sınır dışı edilen çocukların devlet gözetime alınması için bir yasal düzenleme hazırlamış, ABD basını bu çocukların, ABD ordusunun üslerine yerleştirileceğini ileri sürmüştü.

(Haber Türk, 30 Mayıs 2018)

 

Paris’teki En Büyük Sığınmacı Kampı Boşaltıldı

Fransa'nın başkenti Paris'te yaklaşık bin 700 kişinin yaşadığı Saint Martin kanalı kenarında bulunan sığınmacı kampı boşaltıldı. Paris’in Saint Martin kanalı kenarındaki en büyük sığınmacı kampında yaşayan yaklaşık bin 700 kişi tahliye edildi. Paris belediyesi ile İçişleri Bakanlığı tarafından kısa süre önce hazırlanan program çerçevesinde yerel saatle 06.00’da başkent Paris’in 19’ncu bölgesindeki Saint Martin kanalı boyundaki sığınmacı kampları güvenlik güçleri tarafından boşaltıldı. 2017’nin Nisan ayı başlarında, aynı bölgeye yakın Stalingrad semtindeki kamplar da polis tarafından boşaltılmıştı. Bu kamplardan çıkarılan sığınmacılar, 20 Nisan 2018'de Porte de la Villette semti yakınındaki Kanal Saint Martin kenarına kurdukları çadırlarda yaşamaya başlamıştı. Paris’teki en büyük sığınmacı kampı olarak adlandırılan bu kamp bu sabah polis tarafından kaldırıldı. İçişleri Bakanı Gerard Collomb’un yaptığı açıklamaya göre, başkentte üç yıl boyunca sığınmacı kamplarına yönelik düzenlenen bu 35. tahliye gerçekleştirildi. Dağıtılan sığınmacı kampının bundan böyle aynı bölgeye yeniden kurulmaması için gereken önemli tedbirlerin alınacağı açıklandı.

(İhlas Haber Ajansı, 30 Mayıs 2018)

 

ABD Dışişleri Bakanlığı Raporu: Arakanlılara Şiddet Olayları Sürüyor

ABD'nin açıkladığı 2017 Uluslararası Dini Özgürlükler Raporunda, Arakanlı Müslümanlara yönelik şiddet olaylarının devam ettiğine dikkat çekildi. ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından açıklanan 2017 Uluslararası Dini Özgürlükler Raporunda, Arakanlı Müslümanlara yönelik şiddet olaylarının devam ettiği bildirildi. ABD'nin 200 farklı ülkeyi değerlendirerek hazırladığı 2017 yılına ait "Uluslararası Dini Özgürlükler Raporu", ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından açıklandı. Raporu hazırlayan Büyükelçi Sam Brownback, Dışişleri Bakanlığında düzenlediği basın toplantısında raporla ilgili açıklamalarda bulundu. Arakanlılara yönelik şiddet olaylarının hali hazırda devam ettiğine dikkat çeken Brownback, "Bu ülkede (Myanmar) herhangi bir gelişim olduğunu düşünmüyorum." ifadesini kullandı.

"Burma Hükümeti Baskıyı Artırıyor"

Söz konusu bölgede yağmur sezonunun başlamak üzere olduğunu ve bu şartlarda evlerini terk etmek zorunda kalan Arakanlıların durumunun daha da zorlaşacağına dikkat çeken Brownback, "Burma hükümeti baskıyı daha da arttırıyor ve mülteci sayısı artıyor." diye konuştu. Brownback şunları kaydetti:

"Arakanlıların korkunç derecede sorunları devam ediyor ve şimdi de yağmur sezonuyla karşı karşıyalar. Benim orada olduğum süre içerisinde 38 çocuk difteri sonucu öldü. Bu hastalığın çaresinin bulunduğunu düşünüyordum. Bir keresinde etrafıma yaklaşık 20 kadar çocuk toplandı, neler yaşadıklarını sordum. 4 tanesi doğrudan aile bireylerinin öldürülüşünü gördüklerini söyledi, bir diğeri ise kardeşinin yaralanışına şahit olduğunu söyledi. Yaşananlar dünyanın ilgisini çekmeli. Zaten bir ilgi var, fakat daha fazla gerekiyor." Brownback, Myanmar'da yaşananlara karşılık ise, hükümete yönelik sert adımların atılması gerektiğini dile getirdi.

Raporun Türkiye Bölümü

Raporun Türkiye bölümünde ise Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) hakkındaki değerlendirmeler dikkati çekti. 15 Temmuz darbe girişiminin faili FETÖ'yü Dini Özgürlükler Raporuna dahil eden ABD, örgütün darbe girişimi ve diğer suçlarına temas etmeden, Diyanet İşleri Başkanlığı ve diğer birçok kurumda yer alan mensuplarının görevlerine son verildiğini kaydetti. Raporda, FETÖ ve PKK adına suç işlediği ve casusluk iddiasıyla 35 yıla kadar hapis cezası istemiyle tutuklu yargılanan ABD'li din adamı Andrew Craig Brunson'la ilgili değerlendirmelere de yer verildi. Raporda, "Türkiye'de Aleviliğin dine aykırı Müslüman grup şeklinde tanımlandığı" iddia edilerek, "Alevi ibadethanelerinin tanınmaması durumunun devam ettiği” değerlendirmesinde bulunuldu.

ABD, Rapora Kendini Dahil Etmiyor

ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından bu yıl 20'nci kez hazırlanan Uluslararası Dini Özgürlükler Raporunda 200 farklı ülkeden raporlar yer alıyor. Raporu hazırlayan ABD, kendi sınırları içerisinde yer alan dini özgürlüklerin kısıtlanmasına yönelik olayları bu rapora dahil etmiyor. ABD'de özellikle Başkan Donald Trump yönetime geldikten sonra İslamofobik söylemlerin artışı ve Müslümanlara yönelik kısıtlamalar dikkat çekiyor. Trump, seçim kampanyasında Müslümanların ülkeye girişini engellemeyi vadetmiş ve göreve geldikten sonra da bu konuda sert adımlar atarak nüfusunun çoğunluğu Müslüman bazı ülkelerin vatandaşlarına vize sınırlaması getirmişti.

(Anadolu Ajansı, 29 Mayıs 2018)

 

Avrupa Komisyonundan Polonya'ya Ceza

Avrupa Komisyonu, Avrupa Birliği’nin (AB) 2021-2027 dönemi bütçesinde, Polonya’dan göçmen kabul etmediği ve AB değerlerini çiğnediği gerekçesi ile 17,6 milyar Euro kesinti yaptığını açıkladı. Avrupa Komisyonu, Avrupa Birliği'nin (AB) 2021-2027 yılı bütçesini açıkladı. 373 milyar Euro’dan oluşan bütçeden en büyük payı 64,4 milyar avro ile Polonya aldı. Ancak komisyon Polonya için ayrılan bütçeden, ülkenin göçmen kabul etmemesi ve hukukun egemenliği gibi AB değerlerini çiğnediği gerekçesi ile 17,6 milyar Euro kesinti yaptı. Bugüne kadar AB'den aldığı fonlarla karayolu ve demir yolları inşası gibi çok sayıda altyapı projesi yürüten Polonya bu kesintiyi tepki ile karşıladı. Hükümet tarafından yapılacak açıklamada, uygulanan cezanın hiçbir şekilde kabul edilmeyeceği bildirildi.

AB tarafından hazırlanan yeni bütçede, öncekine oranla paylarını arttıran diğer ülkeler ise Yunanistan, Romanya ve Bulgaristan oldu. İngiltere'nin Avrupa Birliği'nden çıkması nedeniyle daha az mali kaynaktan oluşan bütçe, 2019 ilkbaharına kadar üye ülkelerin onayına sunulacak. 

(İhlas Haber Ajansı, 29 Mayıs 2018)

 

Avrupa'nın Mülteci Politikası Eleştiriliyor

Avrupa'nın mülteciler üzerine uyguladığı politikalar, ilk günden bu yana iki yüzlülük ve ön yargılı olmak ile suçlanıyor. Hollanda merkezli Cartoon Movement bu gerçeği bir kez daha gün yüzüne çıkardı. Avrupa'nın mülteciler konusundaki duyarlı gözüken ancak duyarsızlık içeren mülteci politikası, Avrupa'nın kendisi tarafından da eleştiriliyor. Özellikle Orta Doğu ve Afrika'daki zulümden kaçarak Avrupa'ya sığınmaya çalışan mültecilere sırt çeviren Avrupa'nın tutarsız tavrı, Fransa'da gerçekleşen kurtarma operasyonu ile yeniden tescillendi.

Hollanda’dan Gerçeği Yüze Vuran Karikatür

Avrupa'nın bu tavrı, artık Avrupalı duyar sahiplerini bile pes ettirme noktasına geldi. Hollandalı aktivist karikatür platformu Cartoon Movements çizerlerinden Tjeerd Royaards, geçtiğimiz gün Fransa'nın başkenti Paris'te 4. kattaki balkondan sarkan çocuğu binaya tırmanarak kurtaran Malili göçmen Mamoudou Gassama üzerinden Avrupa'yı eleştirdi. Çizdiği karikatürde bir yanda Gassama'yı, çocuğu kurtarırken gösterirken, diğer yanda Avrupa sınırlarına çekilen çelik tellerden atlamaya çalışırken gösteriyor. Karikatüre açıklama olarak ise "iyi ve kötü mülteci yazıyor".

Avrupa’ya Eleştiri

Tjeerd'in bu karikatürü kısa sürede büyük ilgi çekerken insan hakları ve mülteci savunucusu aktivistler de paylaşımı beğeni yağmuruna tuttu. Fransa'nın başkenti Paris'te bir apartmanın balkonundan sarkan çocuğu kurtaran ve kurtarma anları sosyal medyada binlerce kez paylaşılan Malili göçmen Gassama'ya cesaretinden ötürü Fransız vatandaşlığı, iş ve cesaret madalyası verilmişti.

(Ensonhaber.com, 29 Mayıs 2018)

 

AB Güney Avrupa Ülkelerine Yardımları Artırmayı Planlıyor

AB Komisyonu yoksul bölgeleri kalkındırmak için kullanılan uyum fonlarınının bundan böyle Güney Avrupa ülkelerine aktarılmasını istiyor. Orta ve Doğu Avrupa ülkelerine yönelik fonlar kesintiye uğrayabilir. Sığınmacı krizine çözüm arayan İtalya siyasi kriz ile karşı karşıya bulunuyor. Avrupa Birliği'nin 2021-2027 yıllarını kapsayan bütçesi üye ülkeler arasında yoğun bir şekilde tartışılacak. Avrupa Komisyonu'nun Bölgesel Politikalar'dan sorumlu üyesi Corina Cretu konuyu değerlendirdi:

"İtalya'ya veya Yunanistan'a bakılacak olursa, bu ülkeler sığınmacı krizi ile karşı karşıya bulunuyor. Bu durumu göz ardı edemeyiz. Uyum fonları konusunda dengeli dağıtım sağlayacak bir mekanizma oluşturduk. Böylece yardımlar ihtiyaç duyulan yere ulaşabilecek." İtalya, Yunanistan ve İspanya'da son yıllarda işsizlik oranı tavan yapıyor. Avrupa Birliği savunma, araştırma ve teknoloji konusunda yatırımların artırılmasını istiyor.

(Euronews Türkçe, 29 Mayıs 2018)

 

Uluslararası Göç Örgütü Sözcüsü Millman: Akdeniz'de 2 Bin 200'den Fazla Göçmen Kurtarıldı

Uluslararası Göç Örgütü (IOM) Sözcüsü Joel Millman, "Geçen cumadan bu yana Kuzey Afrika ve İtalya arasındaki sularda 2 bin 200'den fazla göçmen kurtarıldı." dedi. Uluslararası Göç Örgütü (IOM), cuma gününden bu yana operasyonlarda Akdeniz'de 2 bin 200'den fazla göçmenin kurtarıldığını bildirdi. IOM Sözcüsü Joel Millman, Birleşmiş Milletler (BM) Cenevre Ofisi'nde düzenlenen basın toplantısında, 2018'in ilk 147 gününde Akdeniz'den Avrupa'ya geçen göçmen ve sığınmacı sayısının 30 bin 300, yaşamını yitiren sığınmacı sayısının da 655'e yükseldiğini belirtti. Bu yıl Avrupa'ya ulaşan sığınmacıların yaklaşık 12 bininin İtalya sahillerine ayak bastığını ifade eden Millman, geçen yılın aynı döneminde 70 bine yakın sığınmacının Avrupa'ya ulaştığını ve bin 689 sığınmacının da hayatını kaybettiğini anımsattı. Sözcü Millman, 2018'de geçen yıla göre gerek sığınmacı geçişlerinde gerekse hayatını kaybedenlerin sayısında büyük düşüş gözlendiğine dikkati çekti.

"Geçen cumadan bu yana Kuzey Afrika ve İtalya arasındaki sularda 2 bin 200'den fazla göçmen kurtarıldı." diyen Millman, kurtarma operasyonunun İtalya ve aralarında sivil toplum kuruluşlarının da yer aldığı Avrupa ülkelerine ait gemilerle gerçekleştirildiğini kaydetti. Millman, kurtarılan kişilerin 400'ünün Tunus'tan, bin 800'den fazlasının da Libya'dan yola çıktığını aktarırken, bugün ayrıca İtalya'nın Palermo ve Messina kentlerine yaklaşık bin göçmenin ulaştığını söyledi.

(Anadolu Ajansı, 29 Mayıs 2018)

 

Rusya Uzlaşma Merkezi: “Bir Günde 303 Mülteci Evine Döndü”

Rusya Suriye’de savaşan tarafların Uzlaşma Merkezi Başkanı Yuriy Yevtuşenko, 303 Suriyelinin Humus ve Doğu Guta’da bulunan evlerine döndüğünü söyledi. Yevtuşenko, “Son bir günde, 184 kişi Humus’taki evlerine ve 119 kişi Doğu Guta’ya döndü” dedi. Ayrıca, askeri doktorlar 46 çocuk dahil olmak üzere 24 saat boyunca 63 Suriyeliye sağlık yardımında bulundu. Yevtuşenko, zarar gören sosyal altyapının restorasyonu ve barışçıl yaşamın kurulmasının insanların evlerine geri dönmesini kolaylaştırdığını belirtti.

(Gazetem, 30 Mayıs 2018)

 

Cambridge Üniversitesi Mülteci Öğrenciler İçin Fon Sağlıyor

Cambridge Üniversitesi, mülteciler ile savaştan kaçan ve enstitüde eğitim alabilecek donanımdaki öğrencileri desteklemek için bir öğrenci fonu kurmayı planlıyor. 1960'lı yıllarda Suriyeli öğrenci Abdullah Kattineh'in durumunu takip ederek, Corpus Christi'de Doğa Bilimleri okumak adına ücretlerini ve masraflarını karşılamak için para toplamaya başlamıştı. Varsity gazetesinin bildirdiğine göre, cuma günü yapılan bir toplantıda, eğitimden sorumlu başkan yardımcısı Profesör Graham Virgo ve Cambridge Mülteci Bursu Kampanyası arasında mültecilere finansman sağlanacağı taahhüdünde bulunuldu. Profesör Virgo konuşmasına şunları ekledi: "Cambridge Üniversitesi yetenekli genç öğrencilerin arka planlarına bakmaksızın potansiyellerine ulaşmalarına yardımcı olmaya adanmıştır. Öğrencilerin nasıl işleyeceğine dair ayrıntıların resmi olarak kararlaştırıldığını söyledi.

(BBC News, 29 Mayıs 2018)

 

Macaristan Yasadışı Göçmenlere Yardım Etmek için Yeni Mevzuat Düşünüyor

Macar makamları, sığınma talebinde bulunan yasadışı göçmenlere yardım etmeyi suç sayan yeni yasaları savunuyor. Eğer taslak kabul edilirse, sığınmacılara bilgi sağlamaktan, onlara yiyecek ya da hukuki danışmanlık sunmalarından suç olarak görüldüğü herhangi bir faaliyetle sonuçlanabilir. Konuyu yorumlayan Macar-Amerikan yatırımcı ve milyarder George Soros, her AB ülkesinin göçmenleri kabul etmeye zorlanmaması gerektiğini söyledi.  Yatırımcı ayrıca, mevcut göç krizinin Avrupa'nın en ciddi sorunlarından biri olduğunu ve bu konuda birkaç önerisi olacağını belirtti. Budapeşte, Prag ve Varşova ile birlikte, özellikle Eylül 2015'te yürürlüğe giren göçmen kotası sistemi ile ilgili olarak AB'nin göç konusundaki duruşuna defalarca karşı çıktı. Aynı ay, Macaristan, Sırbistan sınırındaki göçmenlerin Avrupa'daki akışındaki herhangi bir dalgalanmayı durdurmayı amaçlayan ikinci bir çitin inşaatını tamamladı. Macaristan'ın güney sınırındaki ilk dikenli tel çit, yaklaşık 400.000 göçmen ve mülteci ülke içinden geçtikten sonra 2015'in sonlarında inşa edildi.

(Sputnik, 29 Mayıs 2018)

 

Bakan Soylu: Türkiye Kimsenin Göç, Terör, Uyuşturucu Bariyeri ve Tamponu Değil

İçişleri Bakanı Soylu, Türkiye sınırlarından Avrupa'ya giden tek DEAŞ'lı olmadığını belirterek "Türkiye kimsenin göç, terör, uyuşturucu bariyeri ve tamponu değildir. Türkiye elbette üzerine düşen sorumluluklarını yerine getirmeye devam edecek" dedi. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, "Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu ve Bulgaristan'ın Ankara Büyükelçiliği'nin iş birliğiyle düzenlenen "Sınır Güvenliği ve İşbirliği" konulu konferansta, terörün sadece Türkiye'nin değil, Avrupa ülkelerinin de büyük sorunu olduğunu söyledi. Terör örgütü YPG'nin ABD tarafından desteklendiğini, bazı Avrupa ülkelerinin de terörle kol kola girdiğini ifade eden Soylu, Avrupa ülkelerinin çok büyük bir tuzağa geldiğini vurguladı. Terör örgütü DEAŞ içerisinde azımsanmayacak sayıda Avrupalı militan olduğunu aktaran Bakan Soylu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"YPG, ABD tarafından destekleniyor. Bazı Avrupa ülkeleri de onla kol kola giriyor. Kusura bakmasınlar Avrupalı dostlarımız terör örgütüne gayet sempatik davranıyor. Bir de bunların ortasında DEAŞ var. Güya İslami bir örgüt olduğunu iddia ediyor ama ne gariptir ki Müslüman ülkelere saldırıyor. DEAŞ içerisinde azımsanmayacak şekilde Avrupalı militanlar var. Bir Fransız, İngiliz veya Belçikalı sakal bırakıp, bir şekilde DEAŞ saflarına katılıyor. ABD nasıl yaptıysa DEAŞ ile YPG'yi anlaştırdı yani iki terör örgütünü. Yine benim anlamadığım bir şey var. DEAŞ Rakka'dan çekildi. Nereye gitti biliyor musunuz, bu tuzağın farkında mısınız? Bir kısmı Afganistan ve Pakistan gibi ülkelerde yeniden kendini toparlamaya, bir kısmı Sina'ya, bir kısmı da Ürdün, Lübnan üzerinden Avrupa ülkelerine. Benim anlamadığım bir şey var. Avrupa bu tuzağa nasıl geldi? DEAŞ'lıların gözünde hala nefret var. Türkiye sınırlarından Avrupa'ya giden tek bir DEAŞ'lı yok, Hangi rotadan gittiklerini biraz önce söyledim. Avrupa çok büyük bir tuzağa geldiğinin farkında değil. Her gün kendi ülkelerinde eylem yapabilecek kabiliyet ve kapasiteyi iki terör örgütünün anlaşması sonucu kendi ülkelerine kabul ettiler. Bunun bedelini Avrupa çok ağır ödeyecek. Koskoca Avrupa okyanus ötesi bir ülkenin uydusu konumuna düşmüştür. Kendi toplumuna uzun yıllar bunu anlatamayacak. Allah korusun bombalar patlayınca Avrupalı siyaset adamları ve devlet adamları televizyon karşısına çıkamayacak. Herkes üç maymunu oynuyor çünkü."

"Türkiye Kimsenin Göç, Terör ve Uyuşturucu Bariyeri ve Tamponu Değildir"

Türkiye'nin düzensiz göç, terör ve uyuşturucuyla başarılı şekilde mücadele ettiğini anlatan Soylu, "Türkiye kimsenin göç, terör ve uyuşturucu bariyeri ve tamponu değildir. Türkiye elbette üzerine düşen bütün sorumluluklarını yerine getirmeye devam edecektir. Dolayısı ile burada bir yük varsa paylaşmak zorundayız." ifadelerini kullandı. Sınır ve göç kavramlarının neredeyse insanlık tarihi kadar eski olduğunu vurgulayan Soylu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Artık iki devlet arasında dikenli tel çekmekle iş bitmiyor. Çünkü insanlar artık sadece yeni bir hayat kurmak ve zenginleşmek için göç etmiyor. Bombalardan, terörden kaçarak geliyorlar. Milyonlar sefalet içinde aileleriyle ve kurtardıkları birkaç eşya ile sınırdan girmek istiyorlar. Ne yapacaksınız ateş mi edeceksiniz ? Yoksa kurşuna mı dizeceksiniz? Öte yandan onlarla beraber uyuşturucu kaçakçıları da gelmeye çalışıyor, teröristler de ülke içine sızıp eylem yapmak istiyor. Söylemek istediğim şu, sınır ve göç yönetimi artık kendi içinde hem büyük bir güvenlik sorunudur, hem sosyal hem de güvenlik ekonomisi sorunudur."

"AB Tarafı Sürekli Bir Şeyleri Eksik Yapıyor"

Türkiye'nin, AB sınır komşuları arasında göçü yönetmek ve düzensiz göçle mücadele etme anlamında bir iş birliği ve gayreti olduğuna işaret eden Soylu, "Bunu inkar edemeyiz. Ancak bir noktada sürekli tıkanıyoruz. AB tarafı sürekli bir şeyleri eksik yapıyor. Bakın Türkiye, vatandaşlarına Schengen Vizesi uygulanan tek aday ülkedir. Geri kabul anlaşmasının bir bölümünün uygulanmasıyla, biraz önce ifade ettiğim günlük ortalama geçiş rakamlarını yakaladık. Ancak yasal göçün teşvik edilerek, düzensiz göçün önlemesi amacıyla tasarlanan Gönüllü İnsani Kabul Programı da 18 Mart mutabakatının önemli bir unsuru. Bu programın da bir an önce işler hale getirilmesini bekliyoruz. 2016 yılının ilk yarısında, başta Bakanlığımız olmak üzere ilgili tüm kamu kurumlarının yoğun çalışmalarıyla vize serbestisi yol haritasında yer alan 72 kriterin 65'ini yerine getirdik. Bizim ülkemizde bir söz vardır 'Maksat üzüm yemek mi, bağcıyı dövmek mi?', diye. Avrupa Birliği'nin amacı; Orta Doğu'dan mülteci akınını durdurmak, yaşanan can kayıplarını engellemek, Avrupa ülkelerinin sınırlarında Avrupa medeniyet ilkelerine uymayan görüntüleri engellemek ve terörün Avrupa'ya sızmasını önlemek ise bunun yolu; Türkiye ile ilişkilerde bağımlı ortaklık değil, eşit ortaklık fikrine kendini alıştırmaktan geçmektedir. Politikalarımız birbirimizle örtüşmeyebilir. Anlayışımız birbirimizle örtüşmeyebilir ama ortak menfaatlerde, insani kriterlerde buluşmanın yolu mutlaka vardır. Türkiye yukarıda da anlatmaya çalıştığım gibi uluslararası iş birliği noktasında gereken her adımı atmaya gayret etmiştir. Avrupa'nın yükü bizimki kadar ağır değildir." değerlendirmesinde bulundu. Az bir yatırımla ciddi bir getiri elde edilebileceğine dikkate çeken Soylu, "Bu meseleye bir siyasi güç savaşı olarak bakmamak gerekir. Masum insanlardan korkmamıza gerek yoktur. Bir insan yemek için bir ağız getirir ama aynı zamanda çalışmak için iki de kol getirir. Bizim anlayışımız, insana inanan bir anlayıştır. Türkiye hem kendisi için hem dünya için ağır bir sorumluluk yüklenmiştir. Bundan gocunuyor değiliz. Biz sadece bu sorumlulukta Avrupa'nın bütün medeniyet değerleriyle beraber yanımızda olmasını istiyoruz." diyerek konuşmasını tamamladı.

(Anadolu Ajansı, 29 Mayıs 2018)

 

Nakit Yardımı Sığınmacıların Yoksulluk Oranını Düşürüyor

Dünya Gıda Programı (WFP), Türk Kızılayı ve Dünya Bankası’nın son raporuna göre Türkiye’de yürütülen ve Avrupa Birliği’nin finanse ettiği nakit yardımı, yoksulluk sınırının altında yaşayan ve yardımdan yararlanan sığınmacı ailelerin sayısını bir yılda yarıya indirdi.

 Farklı izleme verileri, Sosyal Uyum Yardım Programı (SUY) ile alınan nakit yardımının, yararlanan ailelerin borçlarının hane başı 750 TL’den 350 TL’ye yani yarıya indirmeye yardımcı olduğunu gösteriyor. Dünya Gıda Programı (WFP), Türk Kızılayı ve Dünya Bankası’nın 2017 ilkbahar ve sonbahar dönemlerinde yaptığı çalışmalar, yoksulluk sınırının altında yaşayan bu sığınmacı ailelerin oranının %20.8’den .7’ye düştüğünü gösteriyor. Avrupa Birliği’nin finanse ettiği Sosyal Uyum Yardım Programı (SUY) en zor durumdaki sığınmacı aileleri Kızılaykart ile destekliyor. Program WFP, Kızılay ve Türk hükümeti tarafından uygulanıyor. Nakit yardımının en önemli özelliği, ailelerin yiyecek, kira, ilaç ve giyim gibi en temel ihtiyaçlarını karşılaması.

“Geçen Ramazan pek iyi beslenemedik, sadece patates kızartması, çay ve zahter.  Akşamları da doğru dürüst yiyecek bir şeyimiz yoktu.  Yani SUY bizim için çok önemli,” geçen sene ailesi SUY yardımı almamış olan üç çocuk annesi Khadija. “Bu Ramazan yoğurt, hurma ve peynirimiz var.” SUY yardımı alan aileler eşyalarını daha az satıyor, sağlık harcamalarından daha az kısıyor ve çocuklarını okuldan daha az alıyor.  Ayrıca veriler gösteriyor ki aileler taze sebzeler, et ve süt ürünleriyle daha iyi besleniyor. WFP Ülke Direktörü Nils Grede: “SUY’un getirdiği değişimler önemli.  Eğer ebeveynler sağlık problemlerini hızlı bir şekilde çözebilirse, sonrasında daha ciddi sorunlar yaşamalarının önüne geçilir.  Eğer sahip olduklarını satmak veya borç almak zorunda kalmazlarsa geçimlerini sağlamak için daha çok yatırım yapabilirler. Çocuklarının eğitimlerine şimdi yatırım yapabilirlerse, daha iyi bir gelecekleri olur” dedi. Şu anda, SUY programından faydalanan yaklaşık 1.3 milyon sığınmacı, özel bir banka kartı aracılığıyla her aile bireyi için aylık 120 TL nakit yardımı alıyor. Kart, diğer banka kartları gibi bankamatikten para çekmek veya marketlerden alışveriş yapmak için kullanılabiliyor. Kızılaykart ile yapılan Sosyal Uyum Yardımı programının başta Suriyeliler olmak üzere, evlerinden edilen milyonlarca kişiye en etkin destek olma yollarından biri olduğunu  belirten Kızılay Genel Başkanı Dr. Kerem Kınık, “Bu uygulama ile insanlara seçme özgürlüğü verdiğimiz için çok mutlu oluyoruz. Aslında sığınmacılara verilen her Kızılaykart ve ona her ay yüklenen para, dünyanın onların acılarına karşı duyarsız olmadığını da sığınmacılara gösteriyor. Bu örnek projenin tüm taraflarına teşekkür ediyorum” dedi. Araştırmalar, ailelerin, yardımı, kira, gıda, ilaç ve çocuklarının okul harcamaları gibi çeşitli temel ihtiyaçlar için harcadığını gösteriyor. Program şimdiye kadar Türkiye ekonomisine, yaklaşık 420 milyon dolar katkı sağladı. Avrupa Birliği İnsani Yardım Operasyonları Türkiye Ofisi Başkanı Jane Lewis, “Dönemimizin en önemli insani zorluklarından birine değinmek ve yenilikçi yollar bulmak konusunda SUY, Avrupa Birliği ve Türkiye arasındaki güçlü ortaklığın açık örneğidir. Program ortaklarının gösterdiği özveri ve emek, Türkiye’de yaşayan sığınmacıların hayatlarında gerçek değişiklikler yaratıyor ve programın etkilerini gün be gün artırıyor” diye konuştu. Sınırları içerisindeki yaklaşık 4 milyon mülteci ile Türkiye, dünyadaki en geniş mülteci topluluğuna ev sahipliği yapıyor. Bu mültecilerin çoğunluğu, komşu ülke Suriye’deki çatışmalar sonucunda yerlerinden edilmiş, kampların dışında köylerde, kasabalarda ve şehirlerde yaşayan insanlar. En çok ihtiyaç içindeki aileler, SUY tarafından sağlanan yaşam desteği yardımına bel bağlamış durumdalar. Sosyal Uyum Programı (SUY), ulaşılan kişi sayısı ve AB’nin katkı miktarı itibariyle Avrupa Birliği tarafından finanse edilen en büyük insani yardım projesi. Avrupa Birliği şimdiye dek, SUY programına yaklaşık 1.2 milyar dolar aktardı. Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı (WFP), acil durumlarda hayat kurtarıyor ve sürdürülebilir kalkınmayla milyonların hayatını değiştiriyor. WFP dünya genelinde 80’den fazla ülkede çalışarak, çatışma ve afetlere maruz kalan insanlara besin sağlıyor ve daha iyi bir geleceğin temellerini atıyor. Avrupa Birliği ve üye ülkeleri, dünyanın önde gelen insanı yardım bağışçılarındandır. Yapılan yardımlar Avrupa Birliği’nin dünya çapındaki tüm ihtiyaç sahibi insanlar ile dayanışmasının bir göstergesidir. Avrupa Birliği Sivil Koruma ve İnsani Yardım Operasyonları (ECHO) aracılığıyla, Avrupa Komisyonu her yıl 120 milyonun üzerindeki savaş ve doğal afet mağduruna yardım etmektedir.

(Avrupa Birliği Resmi İnternet Sitesi, 29 Mayıs 2018)

 

TDV Ramazanda Nijerya'daki Mültecileri Unutmadı

TDV, ramazan programı çerçevesinde Nijerya'nın başkenti Abuja'nın farklı bölgelerindeki ihtiyaç sahibi ailelere gıda yardımı yaptı. Türkiye Diyanet Vakfı (TDV), "Kardeşlerini unutma, beklenen sensin" sloganıyla başlattığı ramazan programı çerçevesinde Nijerya'nın başkenti Abuja'nın farklı bölgelerindeki ihtiyaç sahibi ailelere gıda yardımı yaptı. TDV gönüllüsü Oğuzhan Arıcı, yardımlar hakkında AA muhabirine yaptığı açıklamada, TDV'nin Nijerya'daki ihtiyaç sahibi ailelere ramazan yardımı dağıttığını belirtti. Mülteci kampları başta olmak üzere 4 gün boyunca ramazan kumanyası vereceklerini dile getiren Arıcı, Nijerya Müslüman Kongresi ile iş birliğinde farklı bölgelerdeki yaklaşık 3 bin Nijeryalıya ramazan yardımı yapılacağını söyledi. Arıcı, ramazan yardımının Türk hayırseverlerden geldiğinin altını çizerek, kumanyalarda 10 kilo pirinç, 5 litre sıvı yağ, 3 kilo un, 2 kilo şeker ve tuz gibi gıda maddelerinin yer aldığını kaydetti. TDV'nin farklı ülkelerde benzer yardımlar gerçekleştirdiğini anlatan Arıcı, Nijerya'dan sonra ramazan kumanyası dağıtmak üzere Gana'ya gideceklerini ifade etti.

(Anadolu Ajansı, 29 Mayıs 2018)

 

"İnsana Yakışır İşler İçin İşbirliği Protokolü"

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu: "Süreç ne olursa olsun biz, içinden geçtiğimiz dönemde 3,5 milyon kardeşimize gerçekten çok önemli bir ev sahipliği yaptık""2-5 yaşındaki bakıma ihtiyaç duyan, çocuğu olan kadınlarımıza imalat sanayisinde gerçekleştirdiğimiz iş başı ve mesleki eğitim kurslarına katılmaları halinde 400 TL bakım desteğiyle vermiş olduğumuz ödemeler ve harçlıklara ek olarak bir desteğimiz söz konusu" Sarıeroğlu, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), Adana Sanayi Odası iş birliğiyle gerçekleştirilen "İnsana Yakışır İşler İçin İşbirliği Protokolü İmza Töreni'nde yaptığı konuşmada, ülkenin son 7 yıldır tüm dünyaya örnek olacak hem vicdani, hem insani sorumluluk gereği önemli çalışma içerisinde olduğunu belirtti. Suriyelilere açık kapı politikasını uygulayarak kucak açtıklarını vurgulayan Sarıeroğlu, onları Türkiye'de misafir ettiklerini ve bu süreçlerde 15 Temmuz'un hemen ardından Fırat Kalkanı Harekatı ile bölgede çok ciddi bir temizlik gerçekleştirildiğini ve önemli bir başarıya imza atıldığını ifade etti. Bakan Sarıeroğlu, El Bab ve bölgede o bölgelerin yaşanabilir hale gelmesi için adımları atarak bir kısım Suriyelilerin dönüşlerine de imkan sağlandığını bildirdi. Zeytin Dalı Harekatı ile de aynı şekilde Afrin ve bölgesinde çok büyük bir başarıya imza atıldığına dikkati çeken Sarıeroğlu, şöyle devam etti:

"Bütün şehitlerimizi rahmetle yad etmek istiyorum. Gazilerimize minnet duygularımızı ifade etmek istiyorum. Zeytin Dalı Operasyonu, son dönem tarihimizin gerçekten önemli bir başarısıdır, zaferidir. Orada yaşanan operasyon sonrasında halen devam ediyor yine ülkemiz tüm imkanlarını seferber ederek oradaki Suriyelilerin yaşam koşullarının tekrardan eskisine dönebilmesiyle alakalı bir çalışma içerisinde. Sivil toplum örgütlerinin, uluslararası örgütlerin, belediyelerimizin çok ciddi katkısı var orada yapılan çalışmalara ve oraya da şimdi dönüşler başlamış durumda. Çok ciddi sayıda Suriyeli kardeşimiz, misafirimiz şartlar oluştuğu için dönüş içerisindeler. Bayram sebebiyle Suriye'ye geçiş yapanlar var. Süreç ne olursa olsun biz, içinden geçtiğimiz dönemde 3,5 milyon kardeşimize gerçekten çok önemli bir ev sahipliği yaptık. Başka ülkelerin tutunduğu tavır, ortaya koymuş oldukları vicdanlara sığmayan hareketler, tavırlar, duruşlar aslında bizim ülkemizin ne kadar farklı olduğunu, insanı yaşat ki devlet yaşasın düsturunun yanı sıra tüm kesimleri kucaklayan, tüm mazlum ve mağdur coğrafyalardaki kardeşlerimize gönlünü açan tutumu tarihin böyle sayfalarında altın harflerle yazılmıştır. Tüm dünyaya da örnek olmuştur." Bakan Sarıeroğlu, 3,5 milyon Suriyeli geldikten sonra yaklaşık 250 bin yeni çocuğun dünyaya geldiğini ve onların da belli bir yaşa gelmiş durumda olduğunu, bu tarz büyük göç dalgalarında birçok ülkede sorunlar yaşanırken Türkiye'de herhangi bir sorunun olmadığını bildirdi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak ilk günden itibaren konuya iş gücü piyasanın dengeleri açısından çok büyük hassasiyetle yaklaştıklarını vurgulayan Sarıeroğlu, Uluslararası Çalışma Örgütü ile birçok projeyi hayata geçirdiklerini, bugün açılışı yapılacak danışma biriminin de iş gücü piyasalarında hem Suriyelilerin hem de kendi iş gücümüz acısından dengeli bir sürecin yaşanmasını sağlamak için önemli olduğunu söyledi. Adana'da 200 bin Suriyelinin bulunduğuna değinen Sarıeroğlu, bir başka projede bunları profilleme çalışmalarını hayata geçeceklerini, kendi iş gücümüzle alakalı olarak da çok kapsamlı bir iş gücü piyasası analizlerin gerçekleştirileceğini belirtti. Türkiye'nin genç bir nüfusa sahip olduğuna işaret eden Sarıeroğlu, her yıl iş gücü piyasamıza 1 milyon kişi girdiğini, işsizlik oranlarını düşürebilmesi açısından çok güçlü olarak istihdam alanları yaratılması, üretimin, yatırımın, ihracatın güçlü şekilde devam etmesi gerektiğini vurguladı. Bakan Sarıeroğlu, daha çok yayılan bir hizmet anlayışını ortaya koyacaklarını, tek adım ofisler ve belediyelerle, sanayi, ticaret odalarıyla kuracakları iş kulüpleriyle özellikle kadınlar, gençler ve dezavantajlı kesimlerle ilgili farklı konularda iş gücü piyasasına girişle ilgili engelleri olanlara destek vereceklerini bildirdi. Adana Valisi Mahmut Demirtaş, Uluslararası Çalışma Örgütü Türkiye Ofisi Direktörü Numan Özcan, Adana Sanayi Odası Başkanı Zeki Kıvanç'ın da konuşmasının ardından "İnsana Yakışır İşler İçin İşbirliği Protokolü" imzalandı. Protokolün ardından Bakan Sarıeroğlu, İstihdam Hizmetleri Danışma Birimini gezerek burada bulunan ve Türkçe eğitim alan Suriyelilerle sohbet etti.

(Milliyet, 29 Mayıs 2018)

 

Kırklareli’nde 33 Kaçak Göçmen Yakalandı

Kırklareli’nde yasa dışı yollarla yurt dışına çıkmak isteyen 33 kaçak göçmen yakalandı. Edinilen bilgiye göre, Kırklareli İl Emniyet Müdürlüğü ile Jandarma Komutanlığı ekipleri, Kırklareli merkez ve Kofçaz ilçesinde yasa dışı yollardan yurt dışına gitme hazırlığı yapan 3 ayrı grubu tespit etti. Harekete geçen ekipler yaptıkları operasyonda, Pakistan, Afganistan ve Suriye uyruklu 33 kişi yakalandı. 33 kaçak göçmen işlemlerin ardından Kırklareli Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edildi.

(İhlas Haber Ajansı, 30 Mayıs 2018)

 

115 Kaçak Göçmen Yakalandı

Ege Denizi’nde, İzmir ve Aydın açıklarında düzenlenen iki operasyonda yasa dışı yollarla Yunan adalarına geçmeye çalışan 115 kaçak yakalandı. Sahil Güvenlik Komutanlığı ekipleri, İzmir’in Doğanbey açıklarında lastik bot ile yasa dışı yollarla Yunan adalarına geçmeye çalışan 17’si çocuk 48 kaçak göçmeni yakaladı.  Aydın Didim’de de 30’u çocuk 67 kaçak göçmen yakalandı. Suriye ve Iraklı kaçaklar, işlemlerinin ardından İl Göç İdaresi Müdürlüğü’ne teslim edildi.

(Milliyet, 30 Mayıs 2018)