Türkiye’de ve dünyada son günlerde göç, göçmen, mülteciler ve sığınmacılar konularında gündemde öne çıkan başlıklar…

 

Taksim’de Suriyeli Kadınlar Filistinli Kadınları Soydu! İlginç Görüntüler…

İstanbul’un göbeği Taksim’de Suriyeli üç kadın, 6 Filistinli kadının çantalarından yankesicilik yöntemiyle bir altın bilezik çaldı. Olayın ardından hırsız Suriyelilerden biri yakalandı…

Taksim metrosu merdivenlerinde akşam saatlerinde ilginç bir hırsızlık olayı yaşandı. Metro istasyonunda yürüyen merdivenlerden çıkan Filistinli 6 kadını takibe alan 3 Suriyeli kadın, ağzı açık olan çantadan bir kutuyu çaldı.

Hırsızlığı Vatandaşlar Fark Etti

Kalabalığın içinde yaşanan hırsızlık olayı bazı vatandaşlar tarafından fark edilince Suriyeli kadınlardan 2’si kaçtı. Hırsızlık olayına karıştığı iddia edilen ve hamile olduğu için kaçamayan Suriyeli Fatma Süleyman ise, olay yerine gelen polis ekipleri tarafından gözaltına alındı.

Tercüman Eşliğinde İfade

Polis, hırsızlığın yaşandığı yerde tercüman vasıtasıyla mağdur olan Filistinli Jamileh Abıtrabbul ve hırsızlığa karıştığı iddia edilen Fatma Süleyman’ın ifadelerini aldı. Görgü tanıklarından Ekrem Cihan da gördüklerini polise anlattı.

Trabzon Seti Bileziği Çaldılar

Suriyeli kadınların Filistinli kadının çantasından halk arasında Trabzon seti olarak bilinen altın setinden bir bilezik çaldığı anlaşıldı. Filistinli kadınların şikayeti üzerine gözaltına alınan Fatma Süleyman, Güven Timleri tarafından karakola götürüldü.

(İnternet Haber, 29 Ekim 2018)

 

Tekirdağ’da Suriyeliyi Gasbeden Hemşehrisi Tutuklandı

Tekirdağ’ın Malkara ilçesinde Suriyeli bir şahsın gasbedilmesiyle ilgili adliyeye çıkarılan 9 kişiden 4’ü çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

Biri de Suriyeli

Edinilen bilgiye göre, ilçe merkezinde meydana gelen olayda, Suriyeli bir şahsın telefonu gasbedildi. Şikayet üzerine harekete geçen polis ekipleri, 9 kişiyi gözaltına aldı.

Adliyeye çıkarılan 9 kişi, savcılığın tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi.

Olayla ilgili 5 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, 1’i Suriyeli olmak üzere 4 kişi tutuklandı.

(En Son Haber, 29 Ekim 2018)

 

“Türkiye’de Günde 395 Suriyeli Bebek Dünyaya Geliyor”

Türk-Alman Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı, Göç ve Uyum Araştırmaları Merkezi Müdürü Prof. Dr. Mehmet Murat Erdoğan, Türkiye’de günde ortalama 395, Şanlıurfa’da ise 50-55 Suriyeli bebeğin dünyaya geldiğini söyledi.

Şanlıurfa Valiliği öncülüğünde düzenlenen ‘Şanlıurfa Barometresi Toplantısı’nda, Suriyelilerle mültecilerin yaşadığı sorunlar ve çözüm önerileri konuşuldu. GAP Tarımsal Araştırma Tesisleri’ndeki toplantıya Şanlıurfa Valisi Abdullah Erin, İl Emniyet Müdürü Veysal Tipioğlu, Türk-Alman Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı, Göç ve Uyum Araştırmaları Merkezi Müdürü Prof. Dr. Mehmet Murat Erdoğan, kaymakamlar ve belediye başkanları ile ilgili kurum amirleri katıldı. Toplantının açılışında konuşan Vali Abdullah Erin, “Yaptığımız birtakım çalışmalar neticesinde, ilgili kamu kurum ve kuruluşlar ile bu çalışmalarla ilgili müzakere etmek üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. Çalışmalarımıza devam edeceğiz. Destek veren bütün kurum kuruluşlara teşekkür ediyoruz. Gerek Urfalı kardeşlerimiz tarafından görülen sorunların çözülmesi, gerekse Suriyeli kardeşlerimizin sorun olarak gördükleri konularda çalışmalar yapıyoruz” dedi.

“Türkiye’de 3 Milyon 585 Bin Suriyeli Var”

Prof. Dr. Mehmet Murat Erdoğan ise Suriyelilerle ilgili araştırma için kente gelen bir grup akademisyenle birlikte çalışma yürüttüklerini söyledi. Türkiye’de yaşayan Suriyeli nüfusuyla ilgili rakamlar veren Prof. Dr. Erdoğan, şunları kaydetti:

“Suriye nüfusu, Türkiye nüfusunun 4.44’üne ulaşırken, Şanlıurfa’da bu oran yüzde 23.62 olarak belirlendi. Türkiye’de 3 milyon 585 bin Suriye uyruklu vatandaş varken, Şanlıurfa’da 469 bin Suriyeli yaşıyor. Türkiye’de günde ortalama 395 Suriyeli bebek dünyaya gelirken, Şanlıurfa’da 50- 55 Suriyeli bebek dünyaya geliyor. İstihdam verilerine gelince; Şanlıurfa’da aktif çalışma nüfusundaki Suriyeli sayısı 210 bin civarındadır. Şanlıurfa’da zorunlu eğitim çağında olan Suriyeli nüfusu 150 bin ve Şanlıurfa’da 5 bin ek derslik, 208 okul, 7 bin 500 öğretmene ihtiyaç var”.

“Suriyeliler, Mutluyuz, Dedi”

Şanlıurfa’da yaşayan Suriyelilerin çoğunun mutlu olduğunu belirttiğini aktaran Prof. Dr. Erdoğan, “Verilerimiz sonucunda; yüzde 80 oranında bir çoğunluk mutlu olduklarını dile getirirken, Şanlıurfalılara minnet duyduklarını söylediler ama bu oran kamplarda kalan Suriyelilerde aynı değil” dedi.

Toplantı, verilerin paylaşılmasının ardından basına kapalı devam etti.

(Sputnik Türkiye, 24 Ekim 2018)

 

Numan Kurtulmuş’tan Mülteciler İçin Çağrı: Uluslararası Camia Biraz Finansal Bütçe Ayırsın

AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş her ülkenin gayrisafi milli hasılasının bir miktarını Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne yatırmasını isteyerek, “Birleşmiş Milletler Mülteci Yüksek Kurulu, Türkiye’nin mülteciler konusundaki çabalarının ne kadar değerli olduğunu bilsin. Hiç olmazsa bu insanların yaralarına biraz olsun merhem olalım. Uluslararası camia bunun için biraz finansal bütçe ayırsın” dedi.

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından kayak merkezi Kartepe’deki bir otelde düzenlenen ‘Göç Mültecilik ve İnsanlık’ konulu Kartepe Zirvesi sona erdi. Kapanış oturumuna AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu, Kocaeli Valisi Hüseyin Aksoy, ilçe belediye başkanları, milletvekilleri ve çok sayıda akademisyen katıldı. Kapanış programında konuşan Numan Kurtulmuş, göç konusunun küresel bir sorun haline gelmesinin temel sebebinin insanlık aleminin takatinin olmaması olduğunu söyleyerek, “Göçmen meselesini konuşuyoruz, istatistikleri konuşuyoruz, şuradan şu kadar buradan bu kadar gelsin diyoruz. Çözümleri de konuşmaya çok şükür başlıyoruz ama çözelim dendiği zaman dünyanın buna takati yok. Tam da sorun buradadır. Takati olmamış, olmayan çivisi çıkmış bir dünya sisteminden bahsediyoruz. Büyüsü bozulmuş bir dünya sisteminden bahsediyoruz. Aslında sadece göçmen meselesini değil, dünyanın hiçbir bölgesel ya da küresel sorununu çözemeyen bir dünya sisteminden bahsediyoruz. Göçün bu kadar ağır tehdit haline gelmiş olmasının önemli sebeplerinden birisi de insanlık aleminin takatinin kalmamış olmasıdır. Filistin’de daha dün göz göre göre 5 kişiyi şehit ettiler. Her gün onlarca insan hayatını kaybediyor, her gün bir çok aile Filistin’i terk etmek zorunda kalıyor. Evlerine arazilerine el konuluyor, dünya seyrediyor. Yüzlerce kere Birleşmiş Milletler’e konu geliyor ama Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde Amerika Birleşik Devletleri, İsrail’in yaptığı bütün zulümlere karşı alınacak kararları veto ediyor. Suriye’den bahsediyoruz, orada kimyasal silahlar kullanılıyor diyoruz, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne konu geldiği zaman orada da bu sefer Suriye’nin dayısı veto ediyor, Suriye’nin yaptığı zulüm yanına kalıyor. Böyle bir dünya ayakta duramaz dolayısıyla bu mekanizmanın değiştirilmesi için hep söylediğimiz gerçeği bir kez daha dile getiriyoruz dünya 5’ten büyüktür, dünya sadece bu 5 ülkenin insafına terk edilemez.”

“Uluslararası Camia Bunun İçin Biraz Finansal Bütçe Ayırsın”

Göç ve mülteci sorununun uluslararası bir sorun olduğuna değinen Kurtulmuş, “Bırakın iç savaşlar, iç çatışmaları dindirmeyi, Birleşmiş Milletler Mülteci Yüksek Kurulu, Türkiye’nin mülteciler konusundaki çabalarının ne kadar değerli olduğunu bilsin. Hiç olmazsa bu insanların yaralarına biraz olsun merhem olalım. Uluslararası camia bunun için biraz finansal bütçe ayırsın. Hazır Birleşmiş Milletler’in bir kuruluşu var. Yüksek Komiserlik kuruluşunu biraz desteklesinler. Bu insanlar sokaklarda, denizlerde ölmek zorunda kalmasın. Para verin desek para vermezler. Savaşı durdurun desek, durdurmazlar. Mültecilere yardım etmezler. Çünkü mülteciler dünyanın bu saygın ve etki belirleyicileri için yabancılardır ve bunun için bu meseleyi kaideye almazlar. Türkiye, dünyadaki farklı ülkelere yardım konusunda dünya birincisidir. Biz dünyanın zengin ülkelerinden değiliz. Bizden çok zengin ülkeler var. Kişi başına 40 bin, 50 bin dolar mili geliri olan ülkeler var. Hadi gelin Kartepe Zirvesi’nin bildirisine girmesini istediğim şeyi bir kez daha söylüyorum. Mülteci meselesi için vicdanınız sızlıyor mu? Bu insanların dramı sizleri üzüyor mu? Her ülke kendi gayrisafi milli hasılasının bir miktarını Birleşmiş milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin hesabına yatırsın. Bir takım sadakalarla değil, zenginliklerinizin bir miktarını buraya versin.” diye konuştu.

“Vekalet Savaşları Üzerinden Kendi Piyonlarıyla Bölgeyi Yeniden Düzenlemeye Çalışıyorlar”

Ortadoğu’da yaşanan iç savaşlar hakkında değerlendirme Yapan Kurtulmuş, bölgede yaşanan krizlerin önemli nedenlerinden bir tanesinin dış müdahaleler olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

“Bölgemizde işgalleri ve dış müdahaleleri nasıl kaldıracağız? İşgalleri ve dış müdahaleleri ortadan kaldırmazsanız şöyle Türkiye’nin güney sınırına bir bakın sadece kara olarak söylemiyorum, Akdeniz’i de alın Kızıldeniz’i de alın, Yemen’e kadar gidin, dünyanın kaç ordusu bütün imkanlarıyla bu bölgededir? Herhalde ben böyle bir saysam 30 ülke sayarım. Ne oluyor, ne işleri var burada, neden buradalar? Ondan sonra timsahın gözyaşları gibi ‘tüh tüh öldüler’ diye hayıflanıyorlar. O da birazı hayıflanıyor. Bu bölgedeki kıyamet senaryosuna doğru bu ülkeleri sürükleyen ana neden nedir? Neden işgal yapıyorsunuz? Neden dış müdahalelerle ülkelerin geleceğini bir şekilde değiştirmeye çalışıyorsunuz? Bırakın onları kendilerini istedikleri gibi yönetsinler. Bu görüşe dayanmayan hiçbir tezin başarılı bir sonuç alması mümkün değil. Bunun küresel bir mücadele alanı olduğunu da bilerek konuşuyorum. Çok şükür bugün dünyada iki tane farklı siyaset çizgisinin mücadele halinde olduğunu söylemek isterim. Bunlardan birisi, savaş-çatışma ve gerilim yanlıları. Onlar ordularını buraya yönlendiriyorlar, ordularının buraya gelmesi için gayret sarf ediyorlar, işgalleri teşvik ediyorlar iç savaşlarda vekalet savaşları üzerinden kendi piyonlarıyla bölgeyi yeniden düzenlemeye çalışıyorlar. Bana bir Allah’ın kulu nasıl izah edebilir, DEAŞ denilen örgüt, bir ara 90 bin militana kadar ulaştı. Birbirini hiç tanımayan bu insanları kim nasıl bir araya getirdi, nasıl ellerine on binlerce dolarlık ölüm silahlarını verdi ve nasıl Ortadoğu coğrafyasında bunları topladı? Hatırlar mısınız bir hafta içinde Suriye’nin en batısından başladılar Allah’u Ekber diyerek Musul’a, Kerkük’e kadar geldiler. Sonra çok ayan beyan görüldü ki bu militanları buraya getiren güç Kürt’ü Türk’e, Türk’ü Arap’a ve Kürt’e düşman etmek istiyor. Bu militanları buraya getirmek isteyen güç Suriye’yi bölmek Irak’ı paramparça etmek istiyor. Bana kim anlatabilir ki Suriye’de daha bundan 6-7 sene evvel nüfus kağıtları dahi olmayan pasaport almaları dahi çok zor olan Kürt kardeşlerimiz üzerinden PYD-YPG diye bir örgüt kuracaklar ve bu örgüt sınırlar boyunca halkları birbirinden ayıracak bir terör devleti oluşturmaya niyetlenecek. Bu niyet 3-5 tane militanın bir araya gelerek ya da 3-5 tane zeki adamın internet üzerinden haberleşerek ortaya koyduğu bir sonuç değildir. Kim bilir kimlerin lojistik aklı, kimlerin istihbarat aklı, kimlerin siyasi aklı vardır ?”

“Amerika’nın Afganistan’ı İşgali Olmasaydı, El Kaide Diye Bir Örgüt Ortaya Çıkmayacaktı”

Son dönemlerde Ortadoğu’da yaşanan siyasi sorunlara da değinen Kurtulmuş, “Bugün Amerika’nın Afganistan’ı işgali olmasaydı, Afganistan’da  önce Taliban sonra El Kaide diye bir örgüt ortaya çıkmayacaktı. Eğer bugün El-Kaide gibi uluslararası bir terör örgütünden bahsediyorsak bunun bir numaralı sebebi Afgan halkının yaşamış olduğu bıkkınlık ve buna karşı gelişen reaksiyonlardır. Dolayısıyla bu anlamda işgallerin ve dış müdahaleleri ortadan kaldırmak mecburiyetindeyiz. Ayrıca aynı şekilde bölgede yaşananlara bir bakın 90’larda Irak’ın işgaliyle başlayan süreçte maalesef bir çok terör örgütünün alt yapısını oluşturan toplumsal gelişmeler sağlamıştır. Örnek olarak söylüyorum asırlar boyunca bir arada yaşayan Kerkük’ü Araplar’ın Türkmenlerin, Sünnilerin ve Şiilerin ne yazık ki işgal sonrası dönemin ortaya çıkardığı desteklenen ayrıştırma süreci sonucu birbirine düşman haline getirilmiştir. Bu işgalin en önemli tahribatlarından birisi özellikle son 25 yıldır bu coğrafyada devam eden işgal ve dış müdahalelerin en temel etkilerinden birisi bölgedeki etnik ve mezhebi ayrıştırma arzusudur.” dedi.

(DHA, 28 Ekim 2018)

 

Traktörün Römorkundan Düşen Suriyeli Öldü

Adıyaman’da hareket halindeki traktörün römorkundan düşen Suriye uyruklu Ammar Esad (24), hayatını kaybetti. Olay, sabah saatlerinde merkeze bağlı Kayalık köyünde meydana geldi. Suriye uyruklu Ammar Esad, plakası öğrenilemeyen Y.A. yönetimindeki hareket halindeki traktörün römorkundan düştü. Yaralanan Esad, ihbarla gelen sağlık görevlilerince ambulansla Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürüldü. Acil serviste tedaviye alınan Esad, doktorların çabasına karşın kurtarılamadı. Esad’ın cesedi otopsi için morga konulurken, traktör sürücüsü Y.A. jandarma tarafından gözaltına alındı.

(Hürriyet, 29 Ekim 2018)

 

Pep Guardiola’dan Mültecilere Destek

İngiltere Premier Lig ekiplerinden Manchester City’nin teknik direktörü Pep Guardiola, Akdeniz’deki mülteci ölümlerine dikkat çekerek, Avrupa toplumu ve büyük devletlerin bu sorunu çözmek zorunda olduğunu söyledi.

İngiltere’de katıldığı bir radyo programında Akdeniz’de mülteci ölümlerinin devam ettiğini belirten 47 yaşındaki İspanyol teknik adam, kurtarma operasyonlarıyla ilgili tutumları nedeniyle İtalya ve İspanya hükümetlerini eleştirdi.

Zor durumdaki mültecilere yardım etmenin hukukla değil, insanlıkla ilgili olduğunu kaydeden Guardiola, “Eğer insanlar ölüyorsa, kahramanlar kollarını açarak onları kurtarmaya gidiyorsa ve hükümetler onlara izin vermiyorsa biz gerçekten kötüye gidiyoruz. Avrupa toplumu, ABD, Rusya, bütün büyük ülkeler mülteci krizini çözmek zorunda.” ifadelerini kullandı.

İspanya’daki iç savaş döneminde insanların İngiltere, Meksika, Hollanda, Fransa ve Almanya’ya gittiğini aktaran deneyimli teknik adam, “Bu oldu ve onlar da bizi kabul etti. Dedelerim, onların babaları gitti ve kabul edildiler. Gitmek istemediler ama savaş vardı ve şimdi de aynısı oluyor. Bizi kabul ettiler, şimdi onları niye kabul etmiyorlar.” değerlendirmesinde bulundu.

(Mynet, 25 Ekim 2018)

 

Amerika’nın “Gelmeyin” Dediği Göçmenler Yollarına Devam Ediyor

El Salvador’dan yola çıkıp Amerika’ya gitmeye çalışan yeni bir grup göçmen daha, Pazar günü, Guetamala’ya geçti. Hali hazırda binlerce orta Amerikalı, Amerika sınırına doğru göç yolculuklarına devam ediyorlar.

300 kadar El Salvadorlu göçmen Pazar günü başkent San Salvador’dan yola çıktı.

Çoğunluğu Honduraslılardan oluşan ve sayıları 3500-7000 civarında olan göçmenler, Ekim ayının ortalarından bu yana Amerika’ya doğru ulaşmaya çalışıyor. Kalabalık grup şu an Meksika’nın güneyinde bulunuyor.

Pazar günü Meksika ile Guetamala sınırında bir başka göçmen grup da polisle çatıştı. Meksika sınırında polisin göçmen grubu durdurmak için plastik mermi kullandığı, bu esnada 26 yaşındaki Honduraslı göçmen Henry Adalid’in hayatını kaybettiği açıklandı.

Bölge Sağlık Ekibi yetkilisi Beatriz Marroquin yaptığı açıklamada olaylarda 6 polis memurunun da yaralandığını söyledi.

Bir kişinin hayatını kaybettiği olayla ilgili Meksika İçişleri Bakanı Alfonso Navarrete, güvenlik güçlerinin elinde silah olmadığını, plastik mermi de kullanmadığını söyledi. İçişleri Bakanı buna karşın bazı göçmenlerde silah bulunduğunu ve polise molotof kokteylleri attıklarını belirtti.

Yaklaşan 6 Kasım ara seçimleri öncesi Trump yönetimi Amerika’ya doğru seyahat eden göçmenlerle ilgili sert mesajlar veriyor ve bu kişilere ülkelerine geri dönmeleri çağrısında bulunuyor.

Nielsen, “Başkan Trump, bu ülkeye yasal olarak gelmenin yolları olduğuna dikkat çekiyor. Bunun dışındaki hiçbir girişe asla müsamaha edilmeyecek ve buna engel olmak için her türlü imkan ve yetki masadadır ve seferber edilecektir” dedi.

Amerika Başkanı Donald Trump, son olarak yaptığı açıklamada Amerika-Meksika sınırını kapatacağını ve sınıra asker göndereceğini söyledi. Cuma günü de Amerika Savunma Bakanı Jim Mattis, sınırda askerlerin görev alması konusunda gerekli yetkilendirmeleri yaptı.

Pazar akşamı itibariyle yüzlerce Salvadorlu göçmen Guetamala sınırını geçti. Göçmenler yolculuklarını sosyal medyadan da yayınlamaya devam ediyorlar. Öte yandan Salvador polisi aşırı sıcak hava nedeniyle göçmenlere su dağıtıyor.

Amerika’nın Sesi’ne açıklama yapan Birleşmiş Milletler Mülteciler Dairesi Sözcüsü Andrej Mahecic, “Küresel olarak yapmamız gereken zulümden, şiddetten kaçan insanlara, mülteci statüsü ve belirlenmiş prosedürler kapsamında, erişim ve koruma sağlamaktır. Eğer bu insanlar zulüm ve şiddetten kaçarak Meksika’ya geliyorlarsa bu kişilere Meksika’ya sığınma hakkı sistemine, eğer Amerika’ya giriyorlarsa, Amerika’ya sığınma hakkı sistemlerine erişim hakkı sağlanmalıdır” dedi.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu UNICEF’ten yapılan açıklamada göçmen konvoyları içerisinde 2300 kadar çocuğun bulunduğunun tahmin edildiği belirtildi. UNICEF bu çocukların sağlık hizmetleri, temiz su ve temizlik maddelerine ihtiyaç duyduklarına dikkat çekti.

Kızılhaç Örgütü Gönüllüsü, Eduardo Grajales de Meksika sıcak hava koşullarında Amerika’ya doğru yollarına devam eden göçmenler arasında bir bebeğin aşırı derecede güneş yanığı sebebiyle hastaneye kaldırıldığını söyledi.

(Amerika’nın Sesi, 29 Ekim 2018)

 

Alman Yönetmenden Mülteci Çocuklar İçin “1 Milyon Adım”

Alman sinema yönetmeni Grig Richters, Avrupa’daki mülteci kamplarında refakatçisiz çocuklara ev verilmesi için Paris’ten Berlin’e bin 400 kilometrelik yürüyüşe başladı.

Avrupa’daki mülteci kamplarında ebeveynsiz ve refakatçisiz yaşam savaşı veren çocuklara kalıcı yer tahsisi için Avrupa Parlamentosundaki bir grup milletvekili çalışma başlattı. Alman sinema yönetmeni Grig Richters de milletvekillerine destek olunması için ‘1 milyon adım’ isimli bir kampanya başlatarak Paris’ten Berlin’e bin 400 kilometrelik bir yolculuğa başladı.

Richters, Fransa’nın başkenti Paris’in sembollerinden biri olan Zafer Takı’ndan başlayan yürüyüşü Almanya’nın başkenti Berlin’in sembolü Brandenburg Kapısı’nda bitirecek. Yürüyüşünü 1 Aralık’ta tamamlamayı hedefleyen Richters, yürüyüşünden hemen önce basın mensuplarına yaptığı açıklamada, “Dünyaya birbirimizi önemsediğimizi ve nefreti hoş görmediğimizi göstermeliyiz ve bunu Avrupa’nın iki tarihi başkentinin arasında barış içinde yürümekten daha iyi bir yol olur mu” değerlendirmesinde bulundu.

(İHA, 29 Ekim 2018)

 

Mülteci Kamplarında Plastik Şişeler İle Ev İnşa Ediyor

Cezayir’de bir mühendis topladığı plastik şişelerin içini kumla doldurarak mülteci kamplarında ev inşa ediyor.

Tateh Lehbib, mülteci kamplarında yaşayanların yardımıyla pet şişelerin içini kumla dolduruyor ve ev inşa ediyor.

Pet şişeleri toplaması nedeniyle “Deli” olarak anılan Lehbib, “Eğer bu yaptığım deliceyse, deli olarak anılmaktan gurur duyarım” diyor.

Latin Amerika veya Hindistan’da bu tarz evlerin nasıl inşa edildiği ile ilgili belgesel izlediğini söyleyen Lehbib, “Bunu ilk olarak büyükannem için yaptım. Şimdiyse diğer insanların gözünü aydınlatmak istiyorum” diye konuşuyor.

Mühendis Tateh Lehbib, dünyadaki plastik kirliliği bitene kadar bu atıklarla insanların yüzünü güldürmeye devam edeceğini söylüyor.

Kaynak: Reuters

(TRT Haber, 29 Ekim 2018)