Türkiye'de ve dünyada göç, göçmen ve sığınmacılar konusunda gündemde öne çıkan başlıklar…

 

İsrail Afrikalı Sığınmacı Anlaşmasını İptal Etti

İsrail Başbakanı Netanyahu, ülkesindeki Afrikalı sığınmacıların akıbeti konusunda BM ile yaptığı anlaşmayı iptal ettiğini açıkladı. İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, ülkesinde tartışmalara neden olan sığınmacı anlaşmasını iptal ettiğini duyurdu. Netanyahu, İsrail ile Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) arasında yapılan anlaşmayı dün yürürlüğe girmeden askıya almıştı. Netanyahu, İsrail'deki yaklaşık 37 bin Afrikalı sığınmacıdan 16 bin 250'sinin Batılı ülkelere yerleştirilmesini, diğerlerinin ise İsrail'de kalmasını öngören anlaşmayı dün kamuoyuna duyurmuştu. Netanyahu, aynı günün akşamında Facebook üzerinden yaptığı açıklamada BM ile varılan anlaşmayı askıya aldığını ve göçmen nüfusunun yoğunlukta olduğu güney Tel Aviv bölgesinin temsilcileriyle yapacağı görüşmeden sonra bu konudaki nihai kararını vereceğini belirtmişti. Bölgede yaşayan İsrailliler, birlikte yaşadıkları göçmenlerden rahatsızlık duydukları gerekçesiyle anlaşmaya tepkiliydi. Netanyahu liderliğindeki koalisyon hükümeti, sığınmacıların sınır dışı edilmesini isteyen milliyetçi seçmen tabanının da yoğun baskısı altındaydı. BM ile varılan mutabakatı eleştiren kesim, anlaşmanın çok fazla Afrikalı göçmenin İsrail'de kalmasına olanak tanıdığını savunuyordu.

Zorla Sınır Dışı Planı

BM ile yapıldığı açıklanan anlaşma, çoğu Eritre ve Sudan'dan gelmiş olan on binlerce sığınmacıyı zorla sınır dışı ederek Afrika'ya göndermeye hazırlanan İsrail'in bu planını da rafa kaldırması anlamına geliyordu. İsrail'in sığınmacıları Tel Aviv yönetimiyle gizli anlaşmalar yaptığı iddia edilen Ruanda ve Uganda'ya göndermeyi planladığı ifade ediliyordu. Afrikalı sığınmacılar ülkelerinde can güvenlikleri olmadığı gerekçesiyle İsrail'e kaçtıklarını belirtiyor. İsrail ise büyük bölümünün ekonomik nedenlerle geldiğini iddia ettiği Afrikalı sığınmacıları ülkede tutma gibi bir zorunluluğu olmadığını savunuyor.

Siyasi Baskı

Anlaşmanın iptali için Netanyahu'ya baskı yapan isimlerin başında koalisyon ortağı Evimiz İsrail partisinin lideri Naftali Bennett geliyor. Aşırı sağcı partinin lideri Bennett, kararından vazgeçmesi için Netanyahu'ya Twitter'dan çağrıda bulunurken BM ile yapılan anlaşmanın daha fazla insanın yasa dışı yollarla İsrail'e girmesini teşvik edeceğini savunmuştu. Bennett'in çağrıları daha sonra Netanyahu'nun partisi Likud içinde de destek buldu.

Hakkında üç ayrı yolsuzluk soruşturması bulunan ve başbakanlık makamındaki en zorlu aylarını geçiren Netanyahu'nun sağ eğilimli seçmenin desteğini kaybetmemek için kararından döndüğü yorumları yapılıyor.

(Deutsche Welle Türkçe, 3 Nisan 2018)

 

İsrail Askerleri, Shu'fat Mülteci Kampına Saldırdı

İsrail askerlerinin, Shu’fat mülteci kampına ses bombalarıyla saldırdığı ve Filistinli gençlerle İsrail askerleri arasında çatışmalar yaşandığı açıklandı. İsrail askerlerinin, Shu'fat mülteci kampına ses bombalarıyla saldırdığı ve Filistinli gençlerle İsrail askerleri arasında çatışmalar yaşandığı açıklandı. İsrail askerleri, kuzeydoğu Kudüs'teki Shu'fat mülteci kampına saldırdı. İsrail askerlerinin, kampın içerisine çok sayıda ses bombası attığı aktarıldı. Ayrıca Kudüs'te kampın içerisinde Filistinli gençlerle İsrail askerleri arasında çatışmalar yaşandığı kaydedildi. Öte yandan dün İsrail askerleri, kampta yaşayan iki kadın dahil olmak üzere 6 Filistinli genci gözaltına aldı.

(Haberler.com, 3 Nisan 2018)

 

Hollanda Karayoluyla Gelen Sığınmacıları Geri Gönderecek

Hollanda, sadece hava ve deniz yoluyla doğrudan ülkeye giriş yapan sığınmacıların başvurularını işleme almaya, diğerlerini ise geldikleri ülkeye geri göndermeye hazırlanıyor.

Volkskrant gazetesine konuşan Sığınma ve Göç İşleri Bakanı Mark Harbers, sığınmacıları gönderecekleri komşu ülkeler Belçika ve Almanya'dan da aynı şekilde davranmalarını isteyeceklerini söyledi. Harbers'e göre, Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin bu uygulamayı hayata geçirmesi, sığınmacıları Avrupa'ya gitmekten vazgeçirecek. Planla Avrupa ülkeleri arasındaki mülteci dağılımının dengelenmesi de amaçlanıyor. Doğu Avrupa ülkelerinin mülteci kabülü konusunda işbirliğine karşı çıkması, AB içinde sıkıntıya yol açmıştı. Bakan Harbers ise planları sayesinde Polonya ve Macaristan gibi Doğu Avrupa ülkelerinin de mülteci alabileceklerini söylüyor.

Plan Avrupa Komisyonu'na Sunuldu

Hollanda hükümeti, planını diğer Avrupa ülkeleri ile AB'nin yürütme organı olan Avrupa Komisyonu'nun göç ve vatandaşlıktan sorumlu komiseri Dimitris Avramopulos'a da sundu.

Güney Avrupa ülkelerinin bu ay Brüksel'de ele alınacak plana güçlü bir şekilde direnmeleri bekleniyor. Çünkü planın, teknelerle en fazla mültecinin geldiği AB ülkeleri Yunanistan ve İtalya üzerindeki baskıyı artıracağı düşünülüyor. Türkiye ile AB arasında imzalanan mültecilerin geri kabulü anlaşmasının mimarı olan Hollanda, bu modeli uzun vadede diğer ülkelerle de hayata geçirmeyi amaçlıyor. AB yönetiminin de desteklediği model, Afrika, Orta Doğu ve Asya ülkelerindeki mültecilerin bulundukları bölgedeki kamplarda barındırılmasını amaçlıyor.

(BBC Türkçe, 2 Nisan 2018)

 

Doğu Guta'dan 130 Bin Kişi Ayrıldı

BM, haftalardır süren çatışmalar nedeniyle rejiminin kuşatması altındaki Doğu Guta'dan yaklaşık 130 bin kişinin ayrıldığını açıkladı. Birleşmiş Milletler (BM), Suriye'de, rejiminin kuşatması altındaki Doğu Guta'dan, haftalardır süren çatışmalar nedeniyle, yaklaşık 130 bin kişinin ayrıldığını bildirdi. BM Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, günlük basın brifinginde, Doğu Guta'da yerlerinden edilen binlerce insanın gıda, sağlık ve barınak ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştıklarını ancak ihtiyaçların muazzam seviyelere ulaştığını söyledi. Haftalardır süren çatışmalar nedeniyle Doğu Guta'dan yaklaşık 130 bin kişinin ayrıldığını ifade eden Dujarric, ''güvenli, engelsiz ve sürdürülebilir'' insani erişim çağrısını yineleyerek tahliyelerin de gönüllü bir şekilde yapılması gerektiğini vurguladı. Dujarric, Afrin'den ise şimdiye kadar 137 bin kişinin Tel Rıfat ve çevre köylere gittiğini ve sivillerin korunması gerektiğini sözlerine ekledi. Rejim ve destekçileri, 11-12 Mart'ta Doğu Guta'nın doğusundan batısına doğru ilerleyerek Haresta ilçesini de kuşatmış ve Doğu Guta bölgesini 3 parçaya bölmüştü. Muhaliflerin kontrolündeki Doğu Guta'da 400 bin kişi 5 yıldır abluka altında yaşıyordu. Suriye rejiminin Rusya'nın desteğiyle son aylarda yoğun saldırılarla bölgenin yarıdan fazlasını ele geçirmesiyle on binlerce kişi rejim kontrolündeki alanlara göç etmek zorunda kaldı.

(Anadolu Ajansı, 2 Nisan 2018)

 

Nijerya'da Boko Haram Saldırılarından Kaçanlar Geri Dönüyor

Batı Afrika ülkesi Nijerya'nın kuzeydoğusunda Boko Haram saldırılarından kaçan binlerce kişi, ayrıldıkları şehirlerine geri dönüyor. Borno Eyalet Valisi Alhaji Kashim Shettima, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, eyalete bağlı Bama kentinde 20 bin yerinden edilmiş kişi için 16 bin ev inşa edildiğini belirtti. Shettima, "Bugün, yerlerinden edilmiş kişilerin hepsi kendilerine verilecek evlerde oturacak ve bundan sonra bu insanların güvenliği için elimizden geleni yapacağız." dedi. AA'nın haberine göre, mültecilerden Mohammed Bulama, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Bugün benim için bayram günüdür. Yaşadığım kenti 4 yıldır görmedim ve bugün sonunda gidiyorum." ifadesini kullandı. Bulama, 4 yıl önce nasıl kaçtığını hatırlatarak, "O gece Boko Haram'ın düzenlediği saldırıda annem ve babamı kaybettim. Başka sığınacak yerim olmayınca buraya kaçmak zorunda kaldım." diye konuştu.

Nijerya'da 2000'li yılların başından bu yana varlık gösteren terör örgütü, liderleri Muhammed Yusuf'un gözaltındayken ölmesinin ardından 2009'da kitlesel şiddet eylemleri düzenlemeye başladı. Ülkedeki terör saldırıları ve çatışmalar nedeniyle yüz binlerce kişi göç etmek zorunda kalıyor.

(Haber Türk, 2 Nisan 2018)

 

Özbekistan, Uluslararası Göç Örgütü Heyetini Ağırladı

Özbekistan, Genel Sekreter William Lacy Swing'in liderliğindeki Uluslararası Göç Örgütü (IOM) heyetini ağırladı. Özbekistan, Genel Sekreter William Lacy Swing'in liderliğindeki Uluslararası Göç Örgütü (IOM) heyetini ağırladı. Taraflar Özbekistan Dışişleri Bakanlığında bir araya gelirken, gerçekleştirilen toplantıda bölgesel gelişmeler ve Afganistan'a dair gerçekleştirilen Taşkent Zirvesi'nin ele alındığı kaydedildi. Halihazırda Uluslararası Göç Örgütü'nün üyesi olmayan Özbekistan, göç sorunlarına ilişkin çözümler ve bu alanda iş birliğinin geliştirilmesine katkıda bulunuyor. Taşkent'te gerçekleştirilen toplantıda, Özbekistan ve Uluslararası Göç Örgütü arasındaki iş birliğinin daha da artırılmasına yönelik olasılıkların masaya yatırıldığı aktarıldı.

Özbekistan Tam Üyelik Niyetinde

Öte yandan gerçekleştirilen toplantıda Özbek heyetinin, örgüte tam üyelik niyetinde olduğunu belirttiği kaydedildi. Bu bağlamda taraflar, ilişkileri güçlendirmek ve genişletmek için karşılıklı ilgiyi doğruladı. Uluslararası Göç Örgütü acil durumlarda yardım, mültecilerin yeni bir ülkeye yerleştirilmesi, gönüllü geri dönüşlere yardım, göçmen sağlığı, para gönderme ve yasal göç seçeneklerinin desteklenmesi gibi alanlarda faaliyet gösteriyor. Merkezi İsviçre’nin Cenevre şehrinde bulunan, hükümetler arası bir kuruluş olan IOM, gelişmekte olan ve gelişmiş ülkelerden toplam 132 üye devletten oluşuyor.

(Kırım Haber Ajansı, 2 Nisan 2018)

 

TİKA'dan Lübnan'daki Suriyeli Sığınmacılara Yardım

TİKA, Lübnan'daki 210 Suriyeli aileye gıda ve battaniye yardımı yaptı. Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Lübnan'da yaşayan ihtiyaç sahibi 210 Suriyeli sığınmacı aileye temel gıda ve battaniye yardımında bulundu. TİKA'dan yapılan yazılı açıklamaya göre, başkent Beyrut'un kuzeyindeki Harisa bölgesinde zor şartlar altında yaşamını sürdüren 210 Suriyeli aileye yaklaşık 7,5 ton gıda ve 420 battaniye gönderildi. Dağıtılan gıda malzemelerinin her bir ailenin yaklaşık 2 ay kadar ihtiyacını karşılayacağı belirtildi. Lübnan'daki Suriyeli sığınmacılar, işsizlik ve yoksulluk gibi önemli sorunların yanında eğitim ve sağlık hizmetlerine ulaşmakta zorluk çekiyor, çalışma izni olmadığından geçimlerini çoğu zaman yardımlar sayesinde sağlıyor. TİKA, Lübnan'da Suriye'deki çatışmalardan etkilenerek ülkesinden ayrılan göçmenlere destek olmaya devam ediyor.

(Anadolu Ajansı, 3 Nisan 2018)

 

Suriyelilerin Ülkelerine Dönüşü Sürüyor

Ülkelerindeki iç savaştan kaçarak Türkiye'ye sığınan Suriyeli ailelerden bazıları, Kilis'teki Öncüpınar Sınır Kapısı'ndan, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatları ile terör örgütlerinden arındırılan bölgelerdeki evlerine dönüyor. Aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu Suriyeliler, Gönüllü Geri Dönüş Programı kapsamında Öncüpınar Konaklama Tesisleri Göç İdaresi Müdürlüğü bürosundaki işlemlerin ardından minibüslerle evlerine gönderiliyor. Suriye uyruklu Muhammed Salih, terör örgütlerinin saldırısı sonucu 5 yıl önce terk ettiği ülkesine dönebilmenin heyecanını yaşadığını belirtti. Türkiye'de çok güzel günler geçirdiğini ancak ülkesini ve akrabalarını özlediğini ifade eden Salih, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) tarafından başlatılan Zeytin Dalı Harekatı sonrası köylerinin terörden arındırılmasına sevindiklerini kaydetti.

(Doğan Haber Ajansı, 3 Nisan 2018)

 

Yüzlerce Kaçak Afgan ve Pakistanlı Türkiye’ye Elini Kolunu Sallaya Sallaya Giriyor

Doğu Anadolu'daki göçmen trafiği gün geçtikte arttı. Afganistan ve Pakistan'dan yola çıkan göçmenler Türkiye'ye İran sınırından yasa dışı yollarla elini kolunu sallaya sallaya giriyor.  Şaşırtıcı şekilde sınır hattını kevgire çeviren göçmenler asker ve polise yakalanmadan yollara düşüyor, önce Ağrı oradan Erzurum üzerinden rotasını İstanbul'a çeviriyor. Olayın sosyolojik boyutu yüzlerce dram içerirken Türkiye tarafından sınırların bu kadar kolay aşılabilmesi ciddi güvenlik endişeleri ortaya çıkarıyor. Geçtiğimiz günlerde 17 kaçak göçmenin Iğdır yolunda ölümünün ardından Doğu Anadolu’daki göçmen trafiği bir kez daha gözler önüne serildi. Çoğu Afgan yüzlerce kaçak göçmen günler süren yolculuğun ardından aç, susuz Türkiye’ye geliyor. Buluşma noktaları Erzurum olan göçmenlerin amaçları para kazanmak için İstanbul’a ya da Ankara’ya gitmek. Kaçak göçmenlerin umuda yolculuğu, dramla son buluyor.

Özellikle son aylarda binlerce kaçak göçmenin İran sınırından yasa dışı yollarla Türkiye'ye geçerek Erzurum'a gelmeleri dikkat çekmeye başladı. Afganistan ve Pakistan'dan ‘umuda yolculuk' adıyla Türkiye'ye akın eden kaçak göçmenlerin haftalarca zorlu yolculuğu dramla son buluyor. Iğdır’da geçtiğimiz gün yaşanan trafik kazasında 17 kişinin ölümü 36 kişinin ise yaralanması üzerine gözler bir kez daha mültecilerin üzerine çevrildi. Her gün 500 ila 600 kaçak sınırdan geçip yürüyerek ya da insan tacirleri tarafından Erzurum’a getiriliyor.

Göç nedeni ile Erzurum’daki polis, jandarma ve Göç İdaresi’nin büyük zorluk çektiği belirtildi. Erzurum’da göçmenleri ‘Büyük Babası’ olarak bilinen eczacı ve Erzurum Kalkınma Vakfı Başkanı Erdal Güzel bunlarla ilk tanışmasının 7 yıl önce olduğunu belirterek, şunları anlattı:

“7 sene boyunca bunlarla içli dışlı oldum. Her türlü düşüncelerine, maceralarına, dramlarına, trajedilerine ortak oldum. Ancak son yıllarda sayıları bir hayli artmaya başladı. Öyle bir hal oldu ki artık Türkiye’nin bir ilinde bir iline gitmek ne kadar kolaysa bunlarında Türkiye’ye gelip tekrar Afganistan’a illegal yollardan geri dönmeleri o kadar kolay oldu, yolları öğrendiler. Erzurum’a 400 civarında aile yerleşti. Bunların bir kısmı okuttuk, bir kısmına iş bulduk. Son bir yıl içerisinde Afganistan’dan müthiş bir göçmen, sığınmacı akını oluyor. Kendi anlattıklarına göre ilk önce gece yolculuğuyla otobüslerle İran’a geliyorlar. Urumiye şehrine getiriliyorlar. Daha sonra Türkiye ile Urumiye sınırına yakın bir köye götürülüyorlarmış. O köyde bunlar bekletiyorlar. Yani ortam uygun olduğu zaman, bazı aileler 15-20 gün aç susuz bekletiliyormuş. Dağ yürüyüşüne çıktıklarını ifade ediyorlar. Hepsinin hikayesi aynı. Dağdan 4-5 gün yürüdüklerini söyleyenler oldu. Hatta bunlara şöyle ifade etmişler yanınızda biri uçuruma düşse bile sesinizi çıkarmayacaksınız. Böyle sıkı denetim içerisinde getiriliyorlar. Yolculukta doğumu yaklaşan hamileler, amalar da var. Son zamanlarda göç trafiği acayip şekilde arttı. Artık ne Ağrı’nın ne de Erzurum Göç İdaresinin altından kalkacak gücü yok. Binlerce insan yollara dizilmiş geliyorlar. Vatandaşlar bunlara yardım amaçlı araçlarına aldığı zaman insan kaçakçısı muamelesi görüyor, otobüslere almıyor. İnsan kaçakçıları bunları koyunların taşındığı 3 katlı kamyonlara dolduruyorlar. Perişan haldeler umuda doğru koşuyorlar. İşin garip tarafı canları pahasına gidiyorlar. Sınırdan Türkiye’ye girip buradan Yunanistan, Sırbistan Macaristan üzerinden Almanya’ya ulaşmak istiyorlar. Ölen ölür kalan sağlar bizimdir misali can siper hane gidiyorlar.”

21’inci yüz yılda tam bir insanlık trajedisi yaşandığını sözlerine ekleyen Güzel şunları söyledi:

“Erzurum-Ağrı kara yolu üzerine çıktığınız zaman yüzlerce Afgan’ın perişan halde zor şartlarda geliyorlar. Kıyafetleri yok, günlerce yıkanmıyorlar. Son derece rahatsız ediyor, üzülüyoruz ama elimizden de bir şey gelmiyor. Bir evin bacası, kapısı, penceresi açık herkes gelip geçiyor. Yani bizim sınırımız yol geçen hanına dönmüş vaziyette. Bir an önce sınırımızda güvenlik tedbirlerinin arttırılması lazım. Erzurum sığınmacılara sahip çıkan bir şehir. Afganistan’da bizi iyi tanıyorlar. Beni arayıp ‘büyük baba akrabamız geliyor, haberin olsun’ diyorlar. Erzurum tercih edilen bir şehir. Bir de pilot il olması nedeniyle buraya gelip, gidiyorlar. Burada yardımlaşma, bakış açıları pozitif olması münasebetiyle tercih ediyorlar. Burası bir basamak burada da kalmıyor. Avrupa’ya gidiyorlar. Buna bir dur denilmesi lazım. Trajik olaylar oluyor. Geri gönderme yerinde bir kişilik yer yok. Kontenjan dolmuş, nerede yatacaklar o da belli değil. Dünyanın buna değinmesi lazım. İran’dan Türkiye’ye giriş yapmak için 1.5 milyon kişinin beklediğini duyduk.”

Öte yandan Erzurum’daki 1500 kişilik geri gönderme merkezinin kapasitesinin çok üzerinde hizmet verdiği belirtildi. Son 3 ay içerisinde Erzurum’a giriş yapan kaçak sayısının 11 bini bulduğunu belirten yetkililer, kaçakları uygun görülen illere seyahat belgelerini vererek gönderdiklerini söyledi.

(Sözcü, 3 Nisan 2018)

 

Diyarbakır'da 270 Okulda 3 Bin 959 Suriyeli Öğrenciye Eğitim

Diyarbakır kent merkezi ve 16 ilçesindeki 270 okulda 3 bin 959 Suriyeli öğrencinin eğitim gördüğü belirtildi. Suriyeli öğrencilerin tüm eğitim masraflarını karşılayan Milli Eğitim Bakanlığı, çocukların okula devam edip etmediğini de sistem üzerinden takip ediyor.

Ülkelerindeki iç savaştan kaçıp Türkiye'ye sığınan Suriyeli ailelerin eğitim çağındaki çocukları, 'Suriyeli Çocukların Türk Eğitim Sistemine Entegrasyonlarının Desteklenmesi Projesi' kapsamında bulundukları il ve ilçelerde eğitimlerini sürdürüyor. Diyarbakır merkez ve 16 ilçesinde toplam 270 okulda 3 bin 959 Suriyeli öğrenci, anaokulu, ilk ve ortaokulda eğitim görüyor. Suriyeli öğrencilerin okullara devamı da Milli Eğitim Bakanlığı tarafından sistem üzerinden sürekli kontrol ediliyor. Geçici eğitim merkezine dönüştürülen merkez Bağlar ilçesinde bir ortaokulda bin 44, merkez Kayapınar ilçesindeki bir başka okulda ise 580 Suriyelinin eğitim gördüğü bildirildi. Her iki okulda da eğitimin saat 14.00'te başlayıp 19.00'da kadar devam ettiği, öğrencilere Türk ve Suriyeli öğretmenler tarafından Türkçe ve Arapça dillerinde eğitim verildiği kaydedildi. Diyarbakır'ın Dicle hariç bütün ilçelerinde Suriyeli öğrenciler bulunurken, Bağlar'da bin 79, Kayapınar'da 839, Bismil'de 397, Yenişehir'de 320, Ergani'de 252 ve Sur'da 158, Çermik'te 1, Lice'de 2, Hazro'da 2, Eğil'de 4 ve Çüngüş'te 8 Suriyeli öğrencinin eğitim gördüğü açıklandı.

Proje kapsamında Suriyeli öğrencilerin servis, eğitim araç-gereç, yemek dahil bütün masraflarının Milli Eğitim Bakanlığı tarafından karşılandığı bildirildi. Öğrencilerin eğitim durumları ve okula devam edip etmediklerinin de belli periyotlar halinde takip edildiği kaydedildi.

(Haber Türk, 3 Nisan 2018)

 

Suriyeliler, Kartepe'de Türkçe Öğreniyor

Kartepe Belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren KARMEK kurslarında, yabancı uyruklu vatandaşlara yönelik açılan Türkçe kursunda 145 Suriye uyruklu vatandaş eğitim alıyor.

Kartepe Belediyesi Mesleki ve Sanat Kursları (KARMEK) eğitim çalışmalaranı devam ediyor. KARMEK, eğitim alanında sürdürdüğü faaliyetlerine bir yenisini daha ekledi. Kartepe’de bulunan Suriye uyruklu vatandaşlar için KARMEK bünyesinde açılan Türkçe kursunda 145 Suriyeli'ye Türkçe dersi veriliyor. KARMEK ve İlçe Halk Eğitim Müdürlüğü bünyesinde Türkçe Seviye A1 kursu derslerinin verildiği Dürdane Özdilek İlkokulu ve Leyla Sarıgöl İlkokulunda 9 gruptan oluşan 145 Suriyeli vatandaş Türkçe öğreniyor. Leyla Sarıgöl İlkokulundaki eğitimler için Acısu ve Derbent mahallerinden gelen Suriyeli vatandaşların ulaşımı da Kartepe Belediyesi tarafından sağlanıyor.

(Haber Türk, 2 Nisan 2018)

 

Başkentin Suriyeli Çocuklarına Spor Eğitimi

Suriye'deki iç savaş nedeniyle Türkiye'ye gelen 600 Suriyeli ailenin çocuğu Altındağ Gençlik Merkezi'nde 4 ayrı branşta spor eğitimi alıyor. Gençlik ve Spor Bakanlığının Altındağ Gençlik Merkezi'nde Suriyeli ailelere kaynaştırma programlarının yanı sıra çocuklara da spor eğitimi veriliyor. Ankara'nın Altındağ ilçesindeki merkezde bakanlık, daha çok Suriyelilere yönelik projeler hayata geçiriyor. Altındağ Gençlik Merkezi Müdürü Güner Ari, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sportif ve sosyal faaliyetler düzenleyerek Suriyelileri topluma kazandırmak için gayret ettiklerini söyledi. Ari, Suriyelilerin Altındağ bölgesinde yoğun bir şekilde bulunduklarını belirterek, 8 ile 29 yaş arasındaki misafirlerinin çeşitli alanlarda merkezlerinde eğitim gördüğünü anlattı. Altındağ'daki Suriyelilerin faaliyetlere yoğun ilgi gösterdiğini dile getiren Ari, "Merkezimiz 2017 yılının mayıs ayında açıldı. İlk olarak 600 Suriyeli aileyi kaydettik. Bu kişiler merkezdeki tüm etkinliklere katılabiliyor." ifadelerini kullandı. porda 4 branşta faaliyetlerini sürdürdüklerini aktaran Ari, "Kick boks, muay thai, tekvando ve satrançta eğitimler veriyoruz. Bizler onların yaşlarına bakmıyoruz. Bu insanlar, burada yaşamak ve Türkçeyi de bilmek zorunda." değerlendirmesini yaptı.

Zeyd: "Türkiye'de Olmaktan Mutluyum"

Altındağ Gençlik Merkezi'nde kick boks branşında Türk antrenörlerden eğitim alan 6 yaşındaki Zeyd İbni Ahsen, Türkiye'de bulunmaktan memnun olduğunu söyledi.

Merkezdeki herkesi çok sevdiğini belirten Zeyd, "Burada olmaktan ve spor yapmaktan mutluyum. Kardeşlerimle spor yapıyorum. Kick boks yapıyoruz. Haftada 2 gün kick boks antrenmanlarına katılıyoruz. Türkiye'de olmaktan mutluyum." diye konuştu. Suriye'deki savaşın bitmesi durumunda dönüp, dönmeyeceklerine anne ve babasının karar vereceğini anlatan Zeyd, "Fakat ben burayı seviyorum. Annem izin verirse Türkiye'de kalırım. Türkler beni ve ailemi seviyor ama semtteki bazıları kötü davranıyor." ifadelerini kullandı. Suriyeli Zeyd, kız kardeşleri Sece ve Dua İbni Ahsen ile Altındağ Gençlik Merkezi'ndeki antrenmanlara katılarak, kick boksta iyi birer sporcu olmak için mücadele ettiklerini sözlerine ekledi.

(Anadolu Ajansı, 3 Nisan 2018)

 

Urfa’da Suriyeliler Üzerine İlginç Bir Araştırma

Harran Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Bölgesel Coğrafya Anabilim Dalı-Coğrafya Bölüm Başkanı Sedat Benek ile Şanlıurfa’daki Suriyeliler üzerine yaptığı araştırmasında çarpıcı veriler var. Şanlıurfa’da Suriyelilerin en yoğun yaşadıkları 40 mahalledeki 150 yerli ve 150 Suriyeli esnafla yapılan araştırmada 16’sı kadın, geri kalanı erkek esnaftan görüşen Sedat Benek, Suriye’deki savaş tamamen bitse dahi Türkiye’deki Suriyelilerin büyük bir kısmının kısa vadede dönmeyeceğini düşünüyor. Sedat Benek’in araştırmasında Suriyeliler  Urfa’daki 80 mahallenin 40’ında var. Suriyelilerin fakirleri Urfa’da zenginleri Batı illeri ve Avrupa’ya gittiğine yer verilen araştırmada, Urfa’daki Suriyelilerin ağırlıklı olarak, sırasıyla Rakka, Deyrizor, Humus ve Halep’ten geldiğine dikkat çekiliyor.

Suriyelilerin Urfa’daki Mahallelere Dağılımları

Sedat Benek’in araştırmasına göre;  Suriyelilerin ev bile sayılamayacak yerleri kiralayınca dar gelirli Urfalıların yaşadıkları evlerin de kiraları arttı. Gündelik işlerde çalan Suriyeliler, Urfalı gündelik işçi kadınların da gelirini etkiledi.  Örneğin, Urfalı işçi 50-60 lira gündelik alırken, Suriyeliler 20-25 liraya çalışmaya başladı.

İşveren ve Çalışma Hayatı

Suriyeliler Urfa’da Araplar Arapların, Kürtler Kürtlerin yoğun yaşadığı mahallelere yerleşti.  Urfa’daki Suriyelilerin yüzde 30-35’i Kürt, yüzde 65-70’i Araplardan oluşuyor. Müteahhit, sanayici, işveren Urfalılar, Urfalı yerine Suriyeli işçileri tercih etti. SGK yok, kayıt yok, yerlilere verdiklerin yarısından aza çalıştırıyor Suriye’den gelenler. Sanayide asgari ücretle çalışan yerli Urfalıyı işten çıkarıp, 600 liraya çalışan Suriyeliyi işe aldı. İşverenler kazanırken alt gelirli Urfalı işini kaybetti, iki göz evi de pahalandı.

Sosyal Hayatı Nasıl Etkiledi

Suriyelilerin Urfa’da kadınlı-erkekli dışarıda zaman geçirmesi Urfalı genç kızlar için bir çığır açtı. Bir moda yarattı… Kadınlar restorana gidip bir arada yemek yiyebiliyor, üstüne de nargile tüttürüyorlar. Orta ve uzun vadede Suriyelilerin Urfa’nın muhafazakâr alışkanlıklarını değiştirdi.

Urfa’daki Suriyeli Esnaflar

1500 civarında Suriyeli esnaf var. Sıklıkla Suriyeliler lokantacı/dönerci, ayakkabıcı, tamirci, bakkal, güzellik uzmanı, kuaför, kuyumcu, emlakçı oluyor. Yoksul semtlerdeki yerli kuaförlerin çoğu işyerlerini kapatmak zorunda kaldı. Suriyeli kuaförler hem daha ucuz -vergiden muaf oldukları için– hem de daha kaliteli saç yapıyorlar. Suriyelilerin geliştirdiği parfüm ve güzellik ürünleri var. Orta ve üst gelir grubundaki yerli halk bu ürünleri beğeniyor, alıyor. Suriyeliler geleneksel olarak 21 ayar altından üretiyor mücevheratı. Yerli kuyumcular ise 22 ayarda üretiyor. Yani bir çeyrekte 15-20 TL fark yaratıyor ve bu da Urfalı kuyumcuları zorluyor.

Urfa’da Üniversitede Okuyan Suriyeli Öğrenciler

Harran Üniversitesi’nde 1000’e yakın Suriyeli öğrenci var. Çok hızlı öğreniyorlar, birkaç dil biliyorlar ve Türkiye’deki eğitim sistemini savaş öncesi kendi ülkelerinin eğitim sisteminin gerisinde görüyorlar. Çoğu burada mühendisliklerde okuyor. Geçen aylarda Türkiye’deki büyükelçilerin bir GAP turu oldu. Harran Üniversitesi’nde de öğrencilerle birlikte bir forum yapıldı. 10’a yakın öğrenci soru sordu kendilerine. Bunların üçü, dördü Suriyeliydi. Sorularını İngilizce sordular, bir öğrenci haricinde, kendi eğitim-öğretim meselelerine ilişkindi soruları. Yerli öğrenciler ise ana akım siyaset sorularını yöneltmeyi tercih ettiler büyükelçilere. Urfa’nın merkezinde fuhuş evler kiralanmış, o evler kullanılıyor. Akçakale gibi bir ilçede 100’den fazla evden söz ediliyor örneğin. Diğer önemli bir sorun da uyuşturucu, özellikle hap kullanımı. Bu evlerde, kafeteryalarda ciddi miktarda uyuşturucu ve hap içiliyor.

(Urfadasın.com, 3 Nisan 2018)

 

Suriye'nin Geleceğine Teknik İnsan Yetiştiriyoruz

Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) Başkan Yardımcısı Sayit Yusuf, 20 bin Suriyeli üniversite öğrencisine burs sağladıklarını söyledi. Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) Başkan Yardımcısı Sayit Yusuf, 20 bin Suriyeli üniversite öğrencisine burs sağladıklarını söyledi. Yusuf, AA muhabirine yaptığı açıklamada, burs verdikleri Suriyeli öğrencilerden yaklaşık 4 bin 500'ünün tam burslu olduğunu belirterek, "Biz Suriye'nin geleceğine teknik insan yetiştiriyoruz. Yıkılan Suriye'nin yeniden tamirine Türkiye'deki birikimleriyle katkı verecekler ama bunlar Türkçeyi de öğrenmiş, Türkiye'nin dostları olarak orada gidip çalışacaklar." dedi. Sayit Yusuf, 2013 yılından bu yana Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) ve AB'nin desteğiyle yürüttükleri "Suriyeliler İçin İleri Düzey Türkçe Eğitimi" projesinin, üniversite çağına gelmiş ve Türkiye'de üniversitelere yerleşecek gençlere yönelik bir program olduğunu hatırlatarak şöyle devam etti:

"Suriyeli gençler arasından uygun olanlarını Türkiye'deki üniversitelere yerleştiriyoruz. YTB olarak 20 bin Suriyeli üniversite öğrencisini burslandırmış bulunuyoruz. Bunun aşağı yukarı 4 bin 500'ü Türkiye bursları kapsamında tam burslu. Herhangi bir ülkeden getirilen Türkiye burslusunun yararlandığı imkanlardan yararlanıyorlar. Bunların harçları karşılanıyor, yurdu karşılanıyor. Üzerine bir de harçlık veriliyor. 4 bin 500'ün dışında, geriye kalanların da harçları karşılanıyor."

İnşallah Suriye Huzura Kavuşacak, Barış Sağlanacak

Yusuf, Suriye'deki sorunların sona ermesini temenni ettiklerini dile getirerek, "İnşallah Suriye huzura kavuşacak, barış sağlanacak. Bu gençleri, memleketlerinden uzak kalmanın, bu kıyımın, bu kavganın psikolojik mağduru olan bu çocukları, hem terapi etmiş hem geleceğe hazırlamış olacağız. Yani biz Suriye'nin geleceğine teknik insan yetiştiriyoruz. Bunları biz Türkiye için değil, Suriye için yetiştiriyoruz. Yıkılan Suriye'nin yeniden tamirine Türkiye'deki birikimleriyle katkı verecekler ama bunlar Türkçeyi de öğrenmiş, Türkiye'nin dostları olarak orada gidip çalışacaklar." diye konuştu. Birinci hedeflerinin, Suriye'nin geleceğini inşa edecek gençler yetiştirmek olduğunu vurgulayan Yusuf, "Bunlar bizim kardeşimiz, komşumuz. Onların Türkiye'de akrabaları var. Biz insanları alırken dişine, saçına, kaşına, yaşına bakmıyoruz, cinsiyetine, boyuna posuna, sağlığına bakmıyoruz. Her kim muhtaçsa biz onlara elimizi uzatıyoruz." ifadelerini kullandı. Bunu sadece Suriyeliler için yapmadıklarına dikkati çeken Yusuf, "Biz Arakan'da da bunu yapıyoruz. Dünyanın neresinde bir gariban varsa ki bunun Müslüman olup olmaması da çok önemli değil, nerede bir muhtaç varsa, bir mazlum varsa biz imkanlarımız ölçüsünde oraya ulaşmaya çalışıyoruz. Dolayısıyla batı ülkelerinin ne yaptığı, ne beklediği, sığınmacıları ülkelerine alırken nasıl bir seçim yaptığı bizi ilgilendirmiyor. Bizim insaniyetimiz bizi ilgilendiriyor. Biz burada karşılıksız, yardıma muhtaç, evinden barkından olmuş insanlara el uzatıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Her yıl 170 Ülkeden 5 Bin 500 Öğrenciyi Burslandırıyoruz

Yusuf, YTB'nin üç ana faaliyet alanı bulunduğunu ifade ederek, "Birincisi Türkiye'nin yurt dışındaki vatandaşları. Yani bizim diasporamız. Büyük bir çoğunluğu Avrupa'da yaşayan vatandaşlarımız ki 7 milyonun üzerinde. Bugün dünyanın dört bir tarafında vatandaşlarımız var. Bunların Türkiye ile aidiyet bağını korumak, dillerini, kültürlerini, kimliklerini korumak, bulundukları ülkelerde uyum problemleri yaşamalarına engel olmak ve onların haklarını oralarda da korumak adına çeşitli faaliyetlerimiz var." dedi. Yusuf, şunları söyledi:

"Başkanlık olarak sosyal ve kültürel manada gönül coğrafyası olan Türk ve İslam coğrafyasıyla alakalı sosyal, kültürel faaliyetlerde bulunmak, oralardan gelen projeleri değerlendirmek gibi bir görevimiz de var. Bir üçüncüsü ki belki de en yoğun olanı, Türkiye bursları uluslararası öğrenciler dairemiz. O da her yıl dünyanın yaklaşık 170 ülkesinden 5 bin 500 civarında lisans ve yüksek lisans, doktora düzeyinde öğrenciyi burslandırarak Türkiye'de eğitimlerini sağlamakta. Bunların Türkiye'deki çeşitli üniversitelere yerleştirilmeleri ve burslandırılmalarını sağlıyoruz. Mezuniyet sonrası istihdam ve memleketlerindeki hizmet süreçlerini de takip ediyoruz."

Türk Diasporası Sürekli Mağdur Oluyor

"Bizim diasporamız, vatandaşlarımız, yaşadıkları ülkelerde hiçbir zaman sosyal, kültürel ve siyasi sorunlara vesile olmuyorlar" diyen Yusuf, şöyle devam eti:

"Sürekli mağdur oluyorlar. Belki başka ülkelerin, diasporalarından, ana ülkeyi taşımak, sırtlamak, onların uluslararası camiada savunucusu olmaları gibi bir beklentileri vardır ama biz daha çok onların mağdur durumda olmaları dolayısıyla, ana ülke Türkiye olarak, onlara destek oluyoruz. Normalde başka ülkelerin diasporaları, ana ülkelerini taşırlar. Bir Ermeni diasporasını düşünün. Ermenistan'dan büyüktür. Yunan diasporası keza, yine Yahudi diasporası öyle. Bizim diasporamız daha çok bu özellikte. Son dönemde yaşanan İslamofobi, ırkçılık, ayrımcılık mağdurlarına karşı biz de onlara hani bir nevi onların uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını hatırlatmak, savunmak, onları da muhataplarımıza hatırlatmak yönünde çeşitli faaliyetler yapıyoruz. Çeşitli paneller, toplantılar, çalıştaylar, insan hakları broşürleri gibi yollarla hem vatandaşımızı aydınlatıyoruz, hem de muhatap ülkelerin makamlarını bu konuda uyarıyoruz. İlgili ülkelerin kamuoylarına, bu konuda daha sağlıklı kaynaktan beslenmeleri için elimizden gelen desteği vermeye çalışıyoruz." Yusuf, Türk diasporasının diğer diasporalardan farkını hayat anlayışına bağladığını dile getirerek, "Biz genellikle bulunduğumuz yerde fazlasını istemiyoruz. Hak etmediğimizi istemeyen, hatta hak ettiğimizi bile isterken mağrur olan bir toplumuz. O bizim karakterimizden geliyor. Dini sebeplerimiz, kültürümüz, töremiz… Biz ortalığa çıkıp çok bağırmayı, çağırmayı, çıngar çıkarmayı, bir bardak suda fırtınalar koparmayı seven bir millet değiliz. Biz savaş zamanında cevvaliz ama barış zamanında maalesef o kadar da atak değiliz." dedi.

(Haberler.com, 2 Nisan 2018)

 

Suriyeli YPG'li Tarsus'ta Yakalandı

Terör örgütü PKK’nın Kobani’de (Ayn-el Arab) eylemlerine katıldığı belirtilen Suriye uyruklu YPG’li, Mersin’in Tarsus ilçesinde yakalandı. Alınan bilgiye göre, Hatay’da yakalanan Suriye uyruklu Y.A.’nın ifadesinden harekete geçen Tarsus Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Büro Amirliği ekipleri, YPG’li V.M.’nin yakalanması için ilçede çalışma başlattı. Ekipler, yaptıkları operasyonda, terör örgütünün, güvenlik güçlerine yönelik eylemlerine katıldığı belirtilen ve Kobani’de terör örgütü YPG/PYD adına 7 ay eylemlerde bulunan 25 yaşındaki V.M.’yi yakaladı. Facebook sayfasında da terör örgütü PKK/KCK’nın propagandasını yaptığı tespit edilen V.M. emniyetteki işlemlerinin ardından çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

(Milliyet, 3 Nisan 2018)

 

Erzurum'da Yaklaşık Bin Kaçak Göçmen Yakalandı

Erzurum'da, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu yaklaşık bin kaçak göçmen yakalandı. Polis merkezlerine götürülen kaçak göçmenler Geri Gönderme Merkezine teslim edilecek. Erzurum'da, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu yaklaşık bin kaçak göçmen yakalandı. Emniyet Müdürlüğü ekipleri, şehirlerarası otobüs terminali yakınında kaçak göçmenlerin gruplar halinde yürüdüğü ihbarı üzerine bölgeye gitti. Ekiplerce bu alanda ilk etapta kaçak olarak yurda giren Afganistan ve Pakistan uyruklu 250 kaçak göçmen yakalandı. Ekiplerin sabah saatlerinden itibaren bölgede yaptıkları çalışmalar sonucu yakalanan kaçak göçmen sayısı yaklaşık bine ulaştı. Otobüslerle Gölbaşı ve Gürcükapı polis merkezlerine götürülen kaçak göçmenler, haklarında yasal işlem yapılması için Aşkale ilçesindeki Geri Gönderme Merkezine teslim edilecek. Kaçak göçmenlerden Afganistan uyruklu Nedim Muradi, gazetecilere yaptığı açıklamada, ülkelerindeki savaştan kaçtıklarını söyledi. Daha önce Nevşehir'de çalıştığını ifade eden Muradi, "Afganistan'da savaş var. Bacağımdan kurşun yedim ve platin takıldı. Çalışmak para kazanmak için ailemle Türkiye'ye geldik. İran'da bizi çalıştırıyorlar ve paramızı vermiyorlardı. İran'ın çok katı kuralları var, sürekli bizi geri göndermekle tehdit ediyorlardı. Türkiye'de çalışıp ekmeğimi kazanmak istiyorum." diye konuştu. Kaçak göçmenlerin İran'dan kaçak olarak Ağrı'ya geçip buradan Erzurum'a geldikleri kaydedildi.

(Anadolu Ajansı, 3 Nisan 2018)

 

50 Suriyeli Mülteci Yakalandı

Hatay’ın Yayladağı İlçesi'nde 50 Suriyeli göçmen, yakalandı. Yayladağı – Antakya Karayolu'ndaki Şenköyü mevkiinde yol uygulamasında bir araçta yakalanan göçmenler, İl Göç İdaresi Müdürlüğü'ne teslim edilirken, araç şöförü A.Ö. gözaltına alınarak adliyeye sevk edildi.

(Haber Türk, 2 Nisan 2018)

 

Edirne'de 180 Kaçak ve Sığınmacı Yakalandı

Edirne'de yasa dışı yollardan yurt dışına çıkmaya çalışan 180 kaçak ve sığınmacı yakalandı.

Alınan bilgiye göre, 54. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı'na bağlı hudut askerleri ile İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, merkeze bağlı Orhaniye, Bosnaköy ile İpsala ve Meriç ilçelerinde denetim yaptı. Denetimlerde, yasa dışı yollardan yurt dışına çıkmaya çalışan Fas, Cezayir, Filistin, Irak, Pakistan, Afganistan, Bangladeş ve Suriye uyruklu 180 kişi yakalandı.

Kaçak ve sığınmacılar, işlemlerinin ardından Edirne Göç İdaresi Müdürlüğü'ne gönderildi.

(Haber Türk, 2 Nisan 2018)

 

Sürat Teknesinde 11 Düzensiz Göçmen Yakalandı

Mersin’in Silifke ilçesi açıklarında, sürat teknesinde Suriye uyruklu 11 düzensiz göçmen yakalandı. Mersin Valiliğinden yapılan yazılı açıklamaya göre, Sahil Güvenlik Akdeniz Bölge Komutanlığına bağlı ekipler, Silifke ilçesi açıklarında bulunan bir sürat teknesinde düzensiz göçmenlerin bulunduğunun istihbaratını aldı. Bunun üzerine tekneyi takibe alan ekipler, bir süre sonra tekneyi durdurarak arama yaptı. Yapılan aramada Suriye uyruklu 11 düzensiz göçmen yakalandı. Ekipler, olayla ilgili organizatör oldukları iddiasıyla 3 kişiyi gözaltına alırken, tekneye de el koydu. Jandarmada ifadeleri tamamlanan 3 kişi, adliyeye sevk edildi.

(İhlas Haber Ajansı, 2 Nisan 2018)