3 Ağustos 2018 tarihinde Türkiye’de ve dünyada göç, göçmen, mülteci ve sığınmacılar konusunda gündemde öne çıkan başlıklar…

 

Meriç’ten Sınırı Geçen Göçmen Sayısı 2017’nin Toplamını Aştı

Türkiye’den Meriç Nehri üzerinden Yunanistan’a geçen göçmen sayısı, 2018’in ilk 6 ayında geçen yılın toplam rakamını geride bıraktı. Bu rota Türkiye’de yapılan başarısız darbe girişimi sonrası Türkler tarafından da kullanılıyor. Avrupa Birliği ile Türkiye arasında 2015 yılında imzalanan anlaşmanın ardından azalan göç akını, 2018’de tekrar hızlandı. Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü, 2018’in ilk 6 ayında Türkiye’den Yunanistan’a geçen göçmen sayısını açıkladı. Buna göre, bu yılın ilk 6 ayında Meriç üzerinden sınırı geçen göçmen sayısı 10 bini aştı. Bu rakam 2017 yılının toplamından daha fazla oldu. Türkiye’de yapılan başarısız darbe girişiminin ardından Meriç nehri üzerinden sınırı geçmeye çalışan Türklerden yaşamını yitirenler de oldu. Meriç Nehri’ni kullananlar 5 dakikalık bir süre içerisinde sınırı geçebiliyor. Ancak akıntının yüksek olması can kayıplarının artmasına neden oluyor. Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü Atina temsilcisi Ifigenia Anastasiadi, hükümete çağrı yaparak “unutulmuş” olarak nitelediği kabul merkezlerinin modernize edilmesini istedi. Birleşmiş Milletler Mülteciler Dairesi de kabul merkezlerinin kapasitelerini aştığını duyurarak, soruna çözüm bulunması için çağrı yaptı. Avrupa Birliği ülkelerine gelen göçmenlerin büyük çoğunluğu Kuzey Afrika’dan yola çıkıyor. Bu rotayı kullanan göçmen sayısı 2018’de 50 bin oldu. Birleşmiş Milletler, Akdeniz’i geçmeye çalışan bin 500 umut yolcusunun boğularak can verdiğini açıklamıştı.

(Euro News, 3 Ağustos 2018)

 

Edirne’de 59 Düzensiz Göçmen Yakalandı

02 Ağustos 2018 Perşembe, 18:22 | Güncelleme: 02 Ağustos 2018 Perşembe, 19:00

Edirne’de yasa dışı yollardan yurt dışına çıkmaya çalışan 59 düzensiz göçmen yakalandı. Edirne’de yasa dışı yollardan yurt dışına çıkmaya çalışan 59 düzensiz göçmen yakalandı. Alınan bilgiye göre, İl Jandarma Komutanlığı ekipleri ve 54. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı’na bağlı hudut askerleri, Edirne’ye bağlı Bosnaköy ile Meriç ilçesinde denetim yaptı. Denetimlerde Somali, Irak, Pakistan, Bangladeş, Afganistan, Filistin, Libya ve Cezayir uyruklu 59 düzensiz göçmen yakalandı. Göçmenler, işlemlerinin ardından Edirne Göç İdaresi Müdürlüğü’ne gönderildi.

(Haber Türk, 2 Ağustos 2018)

 

Hatay’da 60 Düzensiz Göçmen Yakalandı

Hatay’ın Yayladağı ilçesinde Suriye’den Türkiye’ye kaçak yollarla geçmeye çalışan 60 düzensiz göçmen yakalandı. Suriye sınırında devriye görevi yapan 3. Hudut Tabur Komutanlığına bağlı birlikler, Kızılçat ve Pulluyazı Hudut Karakolu sorumluluk sahasında, sınırı yasa dışı yollarla geçmeye çalışan kişileri tespit etti. Yakalanan ve Suriyeli oldukları belirlenen 30 kişi, güvenlik soruşturması için jandarmaya teslim edildi.  Yayladağı İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri de Şenköy Mahallesi kırsalında Suriye’den Türkiye’ye yasa dışı yollarla geçtiği belirlenen 30 kişiyi yakaladı. Yakalanan toplam 60 düzensiz göçmenin, yapılan işlemlerinin ardından sınır dışı edildikleri öğrenildi.

(Posta, 2 Ağustos 2018)

 

Suriyeli Hamile Kadın Evinde Ölü Bulundu!

İstanbul Sultangazi’de 7 buçuk aylık hamile olan ve bir çocuk annesi Suriyeli kadın evinde ölü bulundu. 4 yaşındaki oğlunun pedagog eşliğinde ifadesi alındı. Çocuğun ifadesi doğrultusunda Suriye uyruklu bir kişi tutuklandı. Suriye’de yaşanan iç savaştan kaçarak İstanbul’a gelen Abdullah Cüneyd,  Melek İsmail (41) ve Delal Ahmet (23) isimli iki eşi ile birlikte Sultangazi’ye yerleşti. 25 Haziran Günü Arnavutköy’de işyerine giden Abdullah Cüneyd öğlen saatlerinde eşi Delal Ahmet’i aradı fakat ulaşamadı. Akrabalarında olan diğer eşini arayarak  Delal Ahmet’e ulaşamadığını söyleyen Abdullah Cüneyd eve gidince acı tabloyla karşılaştı. Evde eşini baygın halde bulan Abdullah Cüneyd ağlayan 4 yaşındaki oğlu A.C.’yi sakinleştirerek sağlık ekiplerine haber verdi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri Delal Ahmet’in öldüğünü belirlemesi üzerine Türkçe bilmeyen Abdullah Cüneyd kendisine yardımcı olması için amcasının oğlu Nasır Cüneyd’i çağırarak polis merkezine gitti.

Ölüm Sebebi Araştırılıyor

Eşinin ölümünü şüpheli bulan koca polis ekiplerinden yardım istedi. Olayla ilgili çalışma başlatılan soruşturma kapsamında yaklaşık 7 buçuk aylık hamile olan Delal Ahmet’in cansız bedeni inceleme için Adli Tıp Kurumuna götürülürken, ailenin ise bilgisine başvuruldu.

Yasak Aşk İddıası

Yapılan sorgulamalarda Abdullah Cüneyd’in ilk eşi olan Melek Cüneyd, Delal Ahmet’in akrabaları Nasır Cüneyd ile ilişkisi olduğunu belirtmesi üzerine polis ekipleri araştırmalarını derinleştirdi.

4 Yaşındaki Çocuk “Annemi Nasır Cüneyd Öldürdü” Dedi

Delal Ahmet ile birlikte evde bulunan 4 yaşındaki oğlu A.C.’nin pedagog eşliğinde ifadesi alındı. Çocuk, annesinin Nasır Cüneyd tarafından boğarak öldürüldüğünü anlattı.

Tek Şüpheli “Cinayet İşlemedim” Dedi

Alınan ifadeler üzerine polis ekipleri önceki gün Nasır Cüneyd’i gözaltına aldı. Emniyette yapılan sorgulamalarda Nasır Cüneyd’in Delal Ahmet’le ilişkilerinin olduğunu ama cinayet işlemediğini söylediği öne sürüldü. Delal Ahmet’in ölüm sebebinin kesin tespiti için Adli Tıp raporununun beklendiği öğrenilirken, emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheli Nasır Cüneyd sevk edildiği mahkemece tutuklandı.

(Sözcü, 3 Ağustos 2018)

 

9 Yaşındaki Suriyeli Ahmet Kayıp

Gaziantep’in Nurdağı ilçesinde kaybolan 9 yaşındaki Suriye uyruklu Ahmet Salih’in bulunması için çalışma başlatıldı. Gaziantep’te önceki yıllarda ülkelerindeki iç savaştan kaçarak Türkiye’ye geçen Salih ailesi, mevsimlik işçi olarak yaklaşık 3 ay önce Nurdağı ilçesine geldi. İlçeye bağlı Sakçagözü Mahallesi’ne yakın bir bahçede çalışan aile, iki gün önce oğulları Ahmet’in civardaki bir biber fabrikasından akşam eve gelmemesi üzerine onu aramaya çıktı. Ailesi, Ahmet Salih’i bulamayınca durumu jandarma ekiplerine bildirdi. İhbarı alan İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, bölgede yaptıkları incelemenin ardından İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünden (AFAD) destek istedi. Gün boyu bölgede çalışma yürüten ve sonuca ulaşmayan ekipler, havanın kararmasıyla aramalarına ara verdi. Baba Muhammed Salih, çocuklarının hayatından endişe ettiklerini söyledi.  Oğlunun bulunmasını isteyen Salih, “Çocuğum biber fabrikasına gitti ve oradan eve dönerken birden kayboldu. Oğlumu kaçırdılar mı, öldürdüler mi bilmiyorum. Allah için çocuğumu bulun. Gözümüze uyku girmiyor.” dedi. Ekiplerin, günün ağarmasıyla çalışmalarına devam edeceği öğrenildi.

(Bursa’da Bugün, 3 Ağustos 2018)

 

Suriyeli ile Kilisli Bayanlar Hayvanat Bahçesini Gezdi

Kilis Belediyesi tarafından kente yaşayan Suriyeli ve Kilisli bayanlar ile çocukları Gaziantep hayvanat bahçesine götürüldü. Kilis Belediyesi tarafından sosyal belediyecilik kapsamında yürütülen etkinlikler çerçevesinde Hacı Hatice Kazancıoğlu Meslek Zenginleştirme merkezinde kurslara gelen Suriyeli ve Kilisli bayanlar ve çocukları Gaziantep hayvanat bahçesine götürüldü. Çocukları ile birlikte güzel vakit geçiren Suriyeli ve Kilisli bayanlar, “Emeği geçenlere ve bu imkanları sağlayan Belediye Başkanımız Hasan Kara’ya sonsuz teşekkürlerimizi sunarız” diye konuştular.

(Haber Türk, 2 Ağustos 2018)

 

Ürdün’deki Suriyeli Mülteciler Ülkelerine Dönme Konusunda Çekinceli

Ürdün’deki Zateri Mülteci Kampı’nda kalan Suriyeliler, ülkelerine dönüş yolunda kendilerini birtakım sıkıntıların beklediğini belirtiyor. Ürdün’deki Zateri Mülteci Kampı’nda kalan Suriyeliler, ülkelerine dönüş yolunda kendilerini birtakım sıkıntıların beklediğini belirtiyor. Suriye’ye dönüşleri için uluslararası görüşmeler yapılsa da Ürdün’ün Mefrak kentindeki Zateri Kampı’nda kalan mülteciler, savaşın hüküm sürdüğü yurtlarına dönme konusunda çekinceli. Mülteciler, dönüş için önlerinde 3 büyük engel olduğunu düşünüyor. Bunları, Suriye’deki evlerinin yıkılması, savaşın devam etmesi ve rejimin gönüllü dönüş yapanlara yönelik teminatlarının güven vermemesi olarak sıralıyorlar. Suriyeli Ali es-Salhadi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ülkesine dönmeyi istediğini ancak savaşın devam etmesi nedeniyle şu an dönüşe sıcak bakamadığını belirtti. “Suriye’deki durum Rusların da bulunmasıyla şu an eskisinden daha da tehlikeli.” diyen Salhadi, en büyüğü 11 yaşında 4 çocuğu olduğunu, onların hayatından endişe ettiği için vatanından çıkmak zorunda kaldığını ve şimdi dönmesinin onların hayatını tehlikeye atacağını söyledi. Savaşın devam etmesinin yanı sıra evlerinin yıkılmasının da dönüş kararını vermede kendilerini engellediğine işaret eden Salhadi, Ürdün’de oto yıkamacıda günlük 5 dinara (Yaklaşık 7 dolar) çalıştığını, savaş nedeniyle yıkılan evlerini yeniden inşa edecek maddi imkanı olmadığını dile getirdi.

“Orada Artık Bir Evimiz Yok”

Fatıma el-Mekenna da ülkesindeki savaştan korktukları için Ürdün’e geldiklerini, savaşın henüz bitmediğini ve bu nedenle dönmeyi düşünmediğini söyledi. Suriye’deki evlerinin yıkıldığını kaydeden Mekenna, “Suriye’ye döndüğümüzde her yerde güvenlik noktaları bizi bekliyor olacak. Orada artık bir evimiz yok. Zateri buradaki yuvamız oldu.” dedi. İsmail Azuz da “Eğer dönmek ve kalmak arasında bir tercih yapmam gerekirse ben kalmayı tercih ediyorum. Çünkü Rusya ve rejimin, gönüllü dönüş yapanlara yönelik teminatları yeterli değil. Onlar güvenilmez. Kendim için değil çocuklarım için korkuyorum.” ifadelerini kullandı. Devam eden savaşın yurda dönmek için en büyük engel olduğunu aktaran Zekeriya el-Bekai de Suriye’de istikrar sağlanmasını beklediklerini belirterek, “Kimse evine dönmek istemiyor değil. Ama şu anın bunun için uygun zaman olduğunu düşünmüyorum.” diye konuştu.

Dönüş Tamamen Gönüllü

Öte yandan Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği Ürdün Sözcüsü Muhammed el-Havari, dönüş seçeneğinin mültecilerin kararı olduğunu belirterek, hiçbir şekilde zorlama bulunmadığına dikkati çekti. Havari, Ürdün’den gönüllü dönüşlerin henüz başlamadığını, dönüş şartlarının da henüz netleşmediğini ifade etti. Ürdün İçişleri Bakanlığına bağlı Suriyeli Mülteciler İdaresi Müdürü Ahmed el-Kefavin de Suriyelileri zorla göndermek gibi bir niyetleri olmadığını belirterek, “Suriye’de güvenlik durumunun iyileşmesini ve mültecilerin ülkelerine gönüllü olarak dönmelerini temenni ediyoruz.” dedi. Suriye’nin komşusu Ürdün’ün en büyük kampı Zateri’de 80 bin Suriyeli bulunduğu belirtiliyor. Ürdün genelinde ise Suriyeli mülteci sayısının 1,3 milyona ulaştığı ifade ediliyor.

(Haberler, 2 Ağustos 2018)

 

Suriyeli Muhammet’in Yüzü Güldü

Antalya’nın Aksu İlçesi’nde bir mahallede camide düzenlenen yaz Kur’an-ı Kerim Kursunda birinci olan kız öğrenciye ve babasını Suriye’de kaybeden öğrenciye hayırseverlerin desteği ile bisiklet hediye edildi. Antalya’nın Aksu İlçesi’nde bir mahallede camide düzenlenen yaz Kur’an-ı Kerim Kursunda birinci olan kız öğrenciye ve babasını Suriye’de kaybeden öğrenciye hayırseverlerin desteği ile bisiklet hediye edildi. Aksu İlçesi’nde Kundu Mahallesi’nde Kundu Merkez Camisinde yaz aylarında düzenlenen Yaz Kur’an Kursuna katılan 13 yaşındaki Semanur Kahraman, kursta verilen eğitimleri başarı ile tamamladı. Eğitimleri birincilik ile bitiren Kahraman’a mahallede bulunan hayırsever kişiler tarafından bisiklet alınarak hediye edildi. Hediye karşısında büyük sevinç yaşayan Kahraman, hediyenin alınmasında emeği geçen herkese teşekkür ettiğini bildirdi. Öte yandan aynı camide “Her Caminin Bir Yetimi Olsun Projesi” kapsamında babasını Suriye’de trafik kazasında kaybeden Muhammet’e de bisiklet hediye edildi. Küçük Muhammet’in sevinci ise gözlerinde okundu. Öğrencilere bisikletleri Kundu Cami İmamı Ali Şimşek hediye ederek hayatlarında başarılar diledi.

“Allah Milletimizden Razı Olsun.”

Her iki hediyeye de katkı sunarak çocukların yüzlerinin gülmesine vesile olan hayırseverlere teşekkür eden Kundu Camii İmamı Ali Şimşek, “Allah milletimizden razı olsun. Hayırsever kardeşlerimiz bu iki güzel çocuğumuzun yüzünün gülmesine vesile oldu. İkisinin de mutlulukları yüzlerinden okundu. Bu şekilde çocuklarımızı kucakladık. Camide eğitim gören öğrencilerimizin hediye ile teşvik edilmesi camiye olan ilgiyi arttırdı. Çocuklarımıza yazın bütün hayatlarını kapsayacak eğitimler veriyoruz” ifadelerini kullandı.

(Haberler, 2 Ağustos 2018)

 

Suriyeli Emine’nin Yürüyebilmesi İçin Fizik Tedaviye Başlandı

Aydın’ın Didim ilçesinde yaşayan, doğuştan yüzde 81 bedensel engelli Suriyeli Emine Mahmut’a (14), geçen hafta Adnan Menderes Üniversitesi Hastanesi’nde olduğu ameliyatın ardından fizik tedavi ile yürüyebileceği söylendi. AK Parti Aydın Milletvekili Metin Yavuz, Emine’nin tedavisine sahibi olduğu özel hastanede ücretsiz başlanmasını sağladı. Suriyeli Mahmut Ailesi’nin, doğuştan bedensel engelli olduğu için yürüyemeyen kızları Emine Mahmut’a bir hayırsever destek çıkıp, geçen hafta Aydın Adnan Menderes Üniversitesi’nde ameliyatını yaptırdı. 4 saat süren ameliyatın ardından doktorlar, yüzde 81 bedensel engelli olan Emine’nin, iyi bir fizik tedavi görmesi halinde yürüyebileceğini bildirdi. Bunun üzerine komşuları ve yardımseverler, sosyal medyada destek çağrısı başlattı. Söke’de bir özel hastanenin sahiplerinden AK Parti Aydın Milletvekili Metin Yavuz, Emine Mahmut’a yardım elini uzattı. Yavuz, hastanesinin müdürü Cengiz Bayar ile birlikte, Emine’yi Didim’deki evinde ziyaret edip, geçmiş olsun dileğinde bulundu. Kızın ailesi ile de görüşen milletvekili Yavuz, fizik tedaviyi kendi hastanesinde ücretsiz yaptırma sözü verdi. Ailenin onayının ardından ambulansla evinden alınan Emine, Söke’ye getirilip fizik tedaviye başlandı. Büyük mutluluk yaşayan Mahmut Ailesi, kızlarının tekrar yürüyebilmesi için destek veren herkese teşekkür etti.

(Mynet, 2 Ağustos 2018)

 

Suriyeli İşçinin Hayalleri, Elinin Kopmasıyla Sona Erdi

Ülkesindeki iç savaştan kaçarak, geldiği Antalya’da, inşaatta çalışmaya başlayan Suriyeli Ahmed Casım’ın (24) tahta keserken makineye kaptırdığı sol eli, bileğinden koptu. Ülkesindeki iç savaştan kaçarak, geldiği Antalya’da, inşaatta çalışmaya başlayan Suriyeli Ahmed Casım’ın (24) tahta keserken makineye kaptırdığı sol eli, bileğinden koptu. 8 saatlik ameliyatın ardından eline kavuşan ve uzun süre tedavi görecek Casım, bu sürede çalışamayacak olması nedeniyle tüm hayallerinin yıkıldığını söyledi.

Annesi, babası ve kardeşlerini iç savaşın olduğu Suriye’de bırakarak, yaklaşık 2 yıl önce çalışmak için Antalya’ya gelen Ahmed Casım, inşatta işe başladı. Ülkesinden ve ailesinden uzakta para kazanmaya çalışan Casım’ın hayali, para biriktirdikten sonra ülkesinde kendisini bekleyen sevdiği kızla evlenmekti. İnşaatta 15 gün önce tahta kesen Suriyeli işçinin sol eli, eldiveninin makineye takılması sonucu bileğinden koptu. Bileğini çok az deri parçası tutan Casım, sağlık görevlilerince ambulansla hastaneye götürüldü. Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ameliyata alınan Casım’ın kopan damar, sinir, kiriş, kemik ve tendonları sırasıyla dikilerek, onarıldı. Şu anda elini kullanamayan Casım’a, ilerleyen günlerde yoğun fizik tedavi uygulanacak.

Ailesine Söyleyemedi

Geçirdiği iş kazasını Suriye’deki ailesine söyleyemediğini belirten Ahmed Casım, “Ailem üzülsün, istemedim. Elim böyle olunca uzun süre çalışamayacağım. Artık para kazanamayacağım. Arkadaşlarım yardım edecek bana. Tedavimi burada tamamladıktan sonra ne yapacağımı bilmiyorum. Tedaviden sonra ülkeme dönmeyi düşünüyorum” dedi.

Suriye’de kız arkadaşı olduğunu ve onunla evlenmeyi düşündüğünü de anlatan Casım, geçirdiği kazayı kız arkadaşına da söylemediğini, onu üzmek istemediğini dile getirdi.

Ameliyatı 8 Saat Sürdü

Opr. Dr. Mehmet Ali Uysal, Ahmed Casım’ın ameliyata alınmadan önce el bileğini, arka kısımda çok az bir derinin tuttuğunu söyledi. Böyle ameliyatların ekip işi olduğunu kaydeden Opr. Dr. Uysal, “8 saat süren ameliyatta hastanın tüm damarları, sinirleri, kirişleri, kemikleri ve tendonlarını teker teker, sırasıyla onardık. Mikroskop altında çalıştık. Geldiğinde dolaşım yoktu. Dolaşımı sağladık. Çok şükür, onardık ve bileği yerine diktik. Şu an hastanın durumu iyi” diye konuştu. Opr. Dr. Uysal, ilerleyen günlerde hastanın yoğun fizik tedavi göreceğini aktararak, 6 ay sonra çok daha fonksiyonel sonuç elde etmeyi umduklarını söyledi.

(Mynet, 3 Ağustos 2018)

 

Suriyeli ile Türk Çocuklar Judo Turnuvasında Buluştu

Kilis’te, “Her Çocuk İçin Sosyal Uyum” projesi kapsamında 11 ilden 300 Türk ve Suriyeli sporcu çocuğun katıldığı Judo turnuvası başladı.  Kilis 7 Aralık Beşevler Kapalı Spor Salonunda UNICEF tarafından finanse edilen ve Kilis Belediyesi tarafından yürütülen “Her Çocuk İçin Sosyal Uyum” isimli proje kapsamında gerçekleştirilen judo müsabakalarına 11 ilden 300 sporcunun katılım Judo Turnuvası başladı. Türk ve Suriyeli çocukların katıldığı judo turnuvasına Kilis, Adana, Gaziantep, Şırnak, Bilecik, Hatay, Konya, Sivas, Adıyaman, Karaman ve Kahramanmaraş illeri katılıyor. Yoğun ilgi gösterilen judo müsabakalarında Türk ve Suriyeli çocuklar, kendi dallarında yarışıyor. İki günün sonucunda dereceye görenlere madalyaları düzenlenecek törenle verilecek.

(Haber Türk, 2 Ağustos 2018)

 

Ürdün ve İngiltere Arasında 422 Suriyeli Mülteci Kabulü Görüşmesi

Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen Safadi Çarşamba günü İngiltere Göçmenlik İşleri Bakanı Caroline Nokes ile Suriyeli mülteciler konusunu görüştü. Ürdün Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamada, iki ülke arasındaki görüşmelerde belirli bir süre için geçiş izni verilen 422 Suriyelinin yeniden yerleşim sürecinin ele alındığı belirtildi. Muhaliflerin kontrol ettiği bölgelerde sivil savunma ekibi olarak çalışan ve rejimin saldırı başlatmasıyla Golan Tepeleri’ne kaçan 422 kişiye, İngiltere, Almanya ve Kanada iskân sözü vermişti. Ürdün, Birleşmiş Milletler’den (BM) Almanya, İngiltere ve Kanada tarafından iskân edilecek 422 kişilik sivil savunma gönüllülerinin, 3 ay içinde nakledileceği yanıtını aldıktan sonra geçişlere izin verdi. İngiliz Bakan, Ürdün Dışişleri Bakanı’na ülkesinin, anlaşmanın yapıldığı zamanda Suriyelilerin nakledilme prosedürlerinin tamamlanması için atacağı adımlar hakkında bilgi verdi. İngiltere Göçmenlik İşleri Bakanı, Ürdün’ün Suriyeli mülteciler karşısındaki büyük insani rolünü takdir ederek, İngiltere’nin Ürdün’e bu konuda her zaman destek verdiğini belirtti.

(Şarkul Avsat, 3 Ağustos 2018)

 

Alman Kalkınma Bankası: Türkiye’ye Desteğimiz Sürecek

DW Türkçe’ye konuşan Alman Kalkınma Bankası Türkiye Direktörü Frank Bellon, çevre, iklim koruma ve Suriyeli mültecilerin uyumu konularında Türkiye ile mali işbirliğini geliştirmek istediklerini belirtti. Alman Kalkınma Bankası (KfW) Türkiye Direktörü Frank Bellon, Türkiye’ye sağladıkları mali kaynaklar, yürüttükleri projeler, gelecekteki hedefleri ve yeni Türk hükümetinden beklentilerini DW Türkçe’ye anlattı.

Türkiye ile mali işbirliği portföyünün 1 milyar 900 milyon euro olduğunu söyleyen Bellon, Türkiye’deki sığınmacılara yönelik projelere desteklerinin de 579 milyon euroya ulaştığını kaydetti.

Türkiye’deki mültecilere yapılan yardımlarla uyum ve kapsayıcılığı teşvik etmek istediklerini anlatan Bellon, “Bu süreçten sadece mülteciler değil yereldekiler de yararlanıyor. Biz toplumsal sorunların oluşmasını değil toplumsal kapsayıcılığı teşvik etmek istiyoruz” şeklinde konuştu.

Türkiye ile yeni dönemde işbirliğini daha da geliştirmek istediklerini söyleyen Bellon, “Yeni hükümetin çevre ile iklim konularındaki hedeflerini koruması bizim için önemli. Yine yaptığımız mülteci yardımları bağlamında da aynı şekilde Türk hükümetinin Suriyeli mültecilere yardım ve uyumunun desteklenmesi yönünde bugüne kadar sergilediği kararlılığın da süreceğine inanıyoruz” diye konuştu.

KfW’nin Türkiye Direktörü Frank Bellon’a yönelttiğimiz sorular ve yanıtları şöyle:

DW Türkçe: KfW’nin Türkiye’deki mali işbirliğinin kapsamı ve yoğunlaştığı alanlar neler?

Frank Bellon: 60 yıldır Türkiye ile mali işbirliğimiz var. İşbirliğimizin güncel portföyü 1 milyar 900 milyon euro, faaliyetlerimizin ana hedefini çevre ve iklimin korunması oluşturuyor. Üç ana sektörde faaliyet gösteriyoruz. Bunlardan ilki çevrenin korunmasını gözeten ve sürdürülebilir yerel kalkınma için altyapı çalışmalarını kapsıyor. Bursa’daki Atık Su Arıtma Tesisi, İstanbul’daki Sismik Riskin Azaltılması ve Acil Durum Hazırlık Projesi bunlara örnek. Sürdürülebilir enerji, faaliyet göstermekte olduğumuz bir diğer alan. Yenilenebilir enerji ve enerji verimliliğinin finansmanını destekliyoruz. Üçüncü faaliyet alanımız da partner bankalar aracılığıyla finans sektörü ve KOBİ’lerin desteklenmesini kapsıyor. KfW’nin kaynaklarından uygun koşullara, uzun vadeli finansman sağlayabildiğimiz kredi fırsatları sunuyoruz. Bu ana üç faaliyet alanımıza, Suriye kaynaklı mülteci krizi sonrasında, mültecilere yönelik destek faaliyetleri eklendi.

Türkiye’deki Suriyeli sığınmacılarla ilgili projeler neyi hedefliyor ve ne kadarlık bir mali destekle gerçekleşiyor?

KfW’nin Türkiye’deki mültecilerin ve ev sahibi toplulukların desteklenmesi amaçlı projelerinin güncel portföyü 579 milyon euro. Hem Alman hükümeti hem AB’nin sağladığı hibelerle, Milli Eğitim Bakanlığı’nın yanı sıra UNICEF, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ve Dünya Sağlık Örgütü gibi partnerlerle, projeler hayata geçiriyoruz. 3 milyon 500 bin mülteciye ev sahipliği yapan Türkiye, mültecilere yardım konusunda çok büyük çalışmalar, katkılar sundu. Dünyada bu oranda sığınmacıya ev sahipliği yapan başka bir ülke yok. Ancak mülteci krizi tek başına Türkiye’nin sorunu değil, bir insani kriz, hepimizi etkiliyor ve bu da hepimizin dayanışma içerisinde olmasını gerektiriyor. Türkiye -AB mülteci mutabakatı ile öngörülen mali desteğin ne kadarlık bir kısmı KfW tarafından yürütülüyor, ne tür projeler hayata geçiriliyor?

AB’nin sağladığı 415 milyon euro tutarındaki kaynakla gerçekleştirmekte olduğumuz projelerin en büyüğü, Türkiye’nin güneydoğusunda, Suriyeli mülteci nüfusunun yüksek olduğu illerde, 100 bini aşkın öğrenci için 150 okulun inşası ve donanımını öngörüyor. AB finansmanı ile gerçekleştirdiğimiz bir diğer proje de mesleki eğitim merkezlerine ekipman sağlanmasını öngörüyor. Çünkü mültecilere mesleki yetkinlik kazandırmak, bu yolla da sosyal ve ekonomik uyumu desteklemek büyük önem taşıyor. Bir diğer proje de mültecilerin yoğun olarak yaşadığı bölgedeki okullarda güneş enerjisi tarlaları ve fotovoltaik çatı panelleri sistemlerinin kurulmasını öngörüyor. Bu yolla enerji güvenliğine katkı, yenilenebilir enerjiyi teşvik ve okulların enerji maliyetlerini azaltmak hedefleniyor.

Almanya da sığınmacılara yönelik projeler için önemli miktarda finansman sağlıyor, bu projelerde nelere yoğunlaşıyorsunuz?

Almanya Federal Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Bakanlığı’nın sağlamakta olduğu 164 milyon euroluk mali kaynağın bir bölümü UNICEF’in uyguladığı, çocukların korunmasını ve onlara sosyal bakım desteği öngören projede kullanılıyor. Bilindiği üzere pek çoğu travma geçirmiş olan çocuklara güvenli bir çevrenin temini, psikolojik destek sağlanması büyük önem taşıyor.  Bir diğer projeyle gönüllü 12 bin Suriyeli öğretmen finansal anlamda desteklenmekte. Bu yolla 200 bini aşkın mülteci çocuğun eğitime erişimi, Arapça eğitim almaları ve Suriyeli gönüllü öğretmenlerin sosyo ekonomik durumlarının geliştirilmesi sağlanıyor. Yine sosyo ekonomik önlemler bağlamında, istihdam ve beceri geliştirme, mesleki eğitim ve KOBİ’lerin desteklenmesi amacıyla hayata geçirilen projeler var. Yine Dünya Sağlık Örgütü tarafından Sağlık Bakanlığı ile hem mültecilerin Arapça sağlık hizmetlerinden yararlanmasını hem de Suriyeli sağlık çalışanlarının, doktor ve hemşirelerin Türk sağlık sektörüne entegrasyonunu hedefleyen projemiz var. Bu bağlamda yeterlilik programları, eğitim programları düzenleniyor, 7 mülteci sağlık merkezinin işletilmesine destek veriliyor.

Projelerle sadece mülteciler mi destekleniyor?

Türkiye’de bir yandan altyapıya destek olurken, diğer yandan toplumsal kapsayıcılığa, uyumun desteklenmesine odaklanıyoruz. Bu süreçten sadece mülteciler değil yereldekiler de yararlanıyor. Biz toplumsal sorunların oluşmasını değil toplumsal kapsayıcılığı teşvik etmek istiyoruz. AB mali desteği ile inşa ettiğimiz okullar mültecilerin yanı sıra Türk çocukların da gittiği klasik Türk okulları. Mesleki becerilerin geliştirilmesi, meslek eğitimi projeleri yine bölge halkının katılımına açık. İstihdamın teşviki hassas bir konu, özellikle işsizliğin Türkiye’nin diğer bölgelerine kıyasla daha yüksek olduğu güneydoğuda bu eğitimlerin bölge halkına da açık olması gerekiyor. Öte yandan gelecekte mali işbirliğimizi daha fazla istihdam yaratmaya dönük projelerle de desteklemek istiyoruz. Çünkü iş olanaklarının yaratılması gerekiyor.

KfW’nın eğitime odaklanan projelerinin hedefini “bir neslin kaybedilmesini önleme” olarak tanımlıyorsunuz. Neden?

Bir neslin kaybedilip kaybedilmeyeceği büyük ölçüde çocukların eğitim fırsatına sahip olup olmadıkları ile belirlenir. Türkiye’deki 3 milyon 500 bin Suriyeli mültecinin 1 milyonu eğitim çağında olan çocuklar ve gençler oluşturuyor. Bu bir milyon çocuk ve gencin yaklaşık yüzde 62’si okula gidebiliyor. Bunu sağlayabilmiş olmak gayet tabii ki büyük bir başarı ama halen yüzde 38’i okula gidemiyor ve biz işte bu çocuk ve gençlerin de eğitim fırsatlarından yararlanması amacıyla, bir neslin kaybedilmesini önlemek hedefiyle, bu projelerin hayata geçirilmesine önem atfediyoruz.

Almanya ile Türkiye arasında son yıllarda yaşanan siyasi gerilimler KfW’nin faaliyetlerini nasıl etkiledi?

Türkiye’de güçlü ve iyi işleyen kurumların olması sebebiyle Türk ortaklarımızla, bakanlıklarla işbirliğimizin gayet iyi olduğunu söyleyebilirim. İkili ilişkilerde, siyasi düzeydeki gerilimlere rağmen bizler Türk muhataplarımızla işbirliğimizi iyi bir şekilde sürdürebildik.

Türkiye ile işbirliğinin geleceği konusunda, Türk hükümetinden beklentileriniz var mı?

Yeni cumhurbaşkanlığı sistemi ve yeni bir kabine var. Konularımız hakkında muhataplarımızın belirlenmesi, iyi işleyen işbirliğimizin de sürmesi, bizim için önem taşıyor ve bunun bu şekilde gerçekleşeceğini düşünüyorum. Yeni hükümetin çevre ile iklim konularındaki hedeflerini koruması bizim için önemli. Yine yaptığımız mülteci yardımları bağlamında da aynı şekilde Türk hükümetinin Suriyeli mültecilere yardım ve uyumunun desteklenmesi yönünde bugüne kadar sergilediği kararlılığın da süreceğine inanıyoruz. Çünkü bunlar Türkiye’yi destekleyebileceğimiz ve desteklemek istediğimiz alanlar.

(Deutsche Welle Türkçe, 2 Ağustos 2018)

 

Ivanka Trump, Ailelerinden Ayrılmış Göçmen Çocuklar Hakkında Konuştu

Ivanka Trump Perşembe günü, 2 Ağustos’ta babasının Washington, DC’deki bir konferansta yaptığı güçlü göç konuşmasının ardından yaptığı açıklamada “Ailelerin ayrılmasına çok karşıyım.” sözünün altını çizdi.

Ivanka Trump, Washington’daki bir konferansta “ABD’ye yasadışı olarak giren ebeveynlerinden ayrılan 2,500’den fazla göçmen çocuğu görmek, Beyaz Saray’a geldiğimden beri yaşadığım en kötü zamanlardan biriydi” dedi. Aynı zamanda üç çocuğun annesi olan Amerikan Başkanı’nın yakın Danışmanı, sonunda çok hassas bir konuda babasından uzaklaşıyor.

‘Mayıs başında yayınlanan, ebeveynlerinden ayrıldıktan sonra ağlayan göçmen çocukların görüntüleri hatırlıyorum.’’ Sıfır Tolerans Politikası Donald Trump’a ait olsa bile kendisi durumun bu noktaya gelmesinin Demokratların suçu olduğunu belirtiyor. Bu tutumu beğenmeyen kızı ilk kez tavrını açıkça ortaya koydu.”Bu konuda çok güçlü bir görüşüm var ve ailelerin ayrılmasına şiddetle karşıyım” diye ısrar etti. Ancak, aynı zamanda “Göç olağanüstü karmaşık bir konudur” dedi.

(LCI Fr, 3 Temmuz 2018)

 

Libya’nın Sahil Güvenlik Görevlisi, Avrupa’ya Gelmeye Çalışan 570’den Fazla Mültecinin Yakalandığını Söyledi

Independent’ın haberine göre, Libya’nın sahil güvenlik görevlisinin Avrupa’ya Akdeniz’den gelen 574 mülteciyi tek bir gün içinde durdurduğu bir konuşmacı tarafından bildirildi.

Sahil güvenlik sözcüsü Ayoub Gassim’in açıklamasına göre, yakaladığı üç grupta toplam Üç grupta 388 erkek, 66 kadın ve 19 çocuk bulunuyordu. Gassim, 42 kadın ve 10 çocuğun içinde yer aldığı 292 mülteciden oluşan bir gurubun, üç lastik botta Avrupa’ya ulaşmak için tehlikeli bir yolculuğa çıktıklarını, ancak sahil güvenlik görevlilerinin onları batıdaki Zawiya kentinin sahilinde durdurduğunu açıkladı.

Yapılan ayrı bir açıklamada, lastik botlar ile Avrupa’ya gitmeye çalışan 101 kişiden oluşan farklı bir mülteci grubunun da Trablus’ta durdurulduğu belirtilirken; mültecilerin çoğunun Afrika ve Orta Doğu ülkelerinden geldiği yönünde ifadelere yer verilmiştir.

(Independent, 2 Ağustos 2018)

 

BM Göç Anlaşması Egemenlik İçin Bir Tehdit

Avustralyalı müzakereciler, BM yetkililerini, ulusal egemenliği tehdit eden gerekleri kabul ettikleri konusunda defalarca uyardı.

Egemenliğe dahil kararlarla beraber Küresel Göç Yasası’nın kötü düşünülmüş politikalar içerdiği, hayatları tehlikeye atacağı ve “güvenli olmayan, düzensiz göç”e meşruiyet vermeyi sağladığı dile getirildi.

Geçtiğimiz ay New York’taki anlaşmanın son taslağını inceledikten sonra, Avustralya müzakerecileri, uluslararası meslektaşlarına yönelik bir kaygılarını bildirdikten sonra kararları tekrar gözden geçirme çağrısında bulundular. En büyük endişe olan egemenlik haklarına verebilecek zarar olan Avustralyalı yetkililerin endişeleri, pakttan çekilme konusunda hemfikir olan ABD ve Macaristan hükümetleri tarafından da haklı bulundu.

(The Australian, 3 Ağustos 2018)