Türkiye’de ve dünyada göç, göçmen ve sığınmacılar konusunda gündemde öne çıkan başlıklar…

 

Göçmen Krizi: AB Liderleri Kapalı Göçmen Merkezleri Planlaması Yapıyor

AB devletlerinde, mülteci müzakereleri sonrasında Brüksel’deki zirvede yapılan anlaşma uyarınca, iltica taleplerinin işleme konulması için kapalı göçmen merkezleri kurulacak. Gönüllü olarak ev sahipliği yapan merkezler, kimin kaçak göçmen olduğunu veya kimin geri döneceğini belirleyecek. İtalya başta Afrika’yı, binlerce göçmenin giriş noktasında yardım almadığı takdirde zirvenin bütün gündemini ve bildirgeyi veto etmekle tehdit etmişti. Bu noktada, gerçek mültecilerin yeniden yerleştirilmesinin de gönüllü olarak gerçekleşeceği söylendi. Henüz hangi ülkelerin bu merkezlere ev sahipliği yapacağı veya hangi ülkelerinin mülteci alacağı konusunda hiçbir ayrıntı bulunmamakta. Avrupa Konseyi’nin yaptığı açıklamada, AB’ye kaçak yoldan giren kişi sayısının 2015 zirvesinden bu yana yüzde 96 oranında düştüğü belirtiliyor. AB liderlerinin ortak bildirisi ayrıca, sığınmacılar ile AB devletleri arasındaki hareketin kısıtlanmasından da söz ediyor. İtalya Başbakanı Giuseppe Conte, “Bugün İtalya artık yalnız değil” dedi. Conte, bu Avrupa zirvesinden sonra, daha sorumlu ve daha fazla dayanışma içerisinde olunacağına inandığını ifade etti. Ancak Almanya Başbakanı Angela Merkel, anlaşmazlıkları çözmek için yapılması gereken daha çok şey olduğunu söyledi.

(BBC News, 29 Haziran 2018)

 

AB Liderlerinin Göç Anlaşmasından Sonra Euro Yükseliyor

Üç yıl önce başlayan Suriye mülteci krizinden bu yana liderleri anlaşmazlığa sürükleyen göç konusu, Avrupa Birliği liderleri anlaşmaya vardıktan sonra Euro’nun dolar karşısında yükselmesine neden oldu. Euro, geçtiğimiz yılın en düşük seviyesine yakın olmasına rağmen, Asya’da cuma günü sabah saatlerinde yüzde 0.6 artışla 1.1634 dolara yükseldi. Euro, AB liderleri bölgeye göçü engellemek için bir anlaşmaya vardıktan sonra Japon yeni ve İngiliz sterlini karşısında da ilerledi. Avrupa Merkez Bankası’nın politikaları normale döndürmesinin ne kadar hızlı gerçekleşeceğine dair beklentileri yavaşlattığını söyleyen yatırımcılar son aylarda Euro karşısında değer kaybetti. Bu arada Federal Rezerv, güçlü bir ABD ekonomisinin kanıtı için bu yıl iki kez daha oranları yükselteceğini bildirdi. Yıl boyunca euro, dolara karşı yüzde 3 oranında düşmüştü.

(The Wall Street Journal, 28 Haziran 2018)

 

“Avrupa Göç Konusunda Konuşmayı Bırakıp Üzerine Düşeni Yapmalı”

AK Parti Eskişehir Milletvekili ve Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) üyesi Emine Nur Günay, Avrupa’nın göç konusunda konuşmayı bırakıp üzerine düşeni yapması gerektiğini belirterek, “Artık tüm tarafların katıldığı bütüncül bir göç yönetimine ihtiyaç olduğu açıktır. Bu bağlamda eşit ve anlamlı yük paylaşımı gerekmektedir.” ifadelerini kullandı. Günay’ın iletişim ofisinden yapılan yazılı açıklamaya göre, Fransa’nın Strazburg kentinde gerçekleştirilen AKPM Genel Kurulu’nda konuşan Emine Nur Günay, “AB iltica ve göç politikası, güvenli mülteci barınakları” konusunda AKPM tarafından hazırlanan raporu Türk delegasyonu adına değerlendirdi. Raporda Türkiye ile ilgili haksız ifadelerin bulunduğunu belirten Günay, şunları kaydetti: “Türkiye AB ile 18 Mart 2016 tarihinde yaptığı anlaşmaya göre insan hakları kapsamında uluslararası koruma ihtiyacı olan her birey için kendi üzerine düşenin gereğini yapmaktadır. Türkiye’de 4 milyon mülteci bulunmakta, yaklaşık İrlanda nüfusu kadar veya Yunanistan nüfusunun üçte biri. Ege adalarında bulunan Suriyeli sayısı Türkiye’deki Suriyeli sayısının binde 7’sidir. 18 Mart 2016’da AB hükümet ve devlet başkanları ile Türkiye, Türkiye’den AB’ye yönelen düzensiz göçe son verme ve onun yerine mültecilerin AB’ye yasal yollardan yeniden yerleştirilmelerinin önünü açma kararı aldılar. 18 Mart’ın gereğini Türkiye fazlasıyla yapıyor. AB tarafı üzerine düşeni yapmalı. Amaç, AB hukuku ve uluslararası hukuk uyarınca uluslararası korumadan faydalanma hakkı olan kişilerin, Avrupa’ya düzensiz, kaotik ve tehlikeli göç hareketleri yerine düzenli, güvenli ve hukuki yollardan ulaşmalarını sağlamaktır.”

“Türkiye’nin Önceliği Hayat Kurtarmaktır”

Anlaşma uygulamaya girmeden önce, günde yaklaşık bin 740 göçmenin Ege Denizi’nden Yunan adalarına geçtiğine işaret eden Günay, “Uygulamadan 6 ay sonra Yunan adalarına geçiş sayısı günlük ortalama 94’e düşmüştür. 2015’te Ege Denizi’nde en az 270 kişi hayatını kaybetmişken, 6 aylık dönemde sayı 11’e düşmüştür. Kısacası Türkiye üzerine düşeni yapıyor. Sıra Avrupa’da. Bazı meslektaşlarım kamplardaki insan hakları ve Suriye’de güvenli alanlar oluşturmanın çelişkili olduğundan bahsetti. Türkiye’nin önceliği hayat kurtarmaktır ve imkânlar dâhilinde insanca yaşam sağlamaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

Avrupa Ülkelerine Çağrı

Günay, Avrupa ülkelerini göç konusunda sorumluluk almaya davet ederek, “Madem böyle bir kaygınız var, tüm Avrupa Konseyi ülkelerine çağrım, sizler de ülkelerinizde, sınırlarınız içinde güvenli alanlar oluşturun ve masum mültecileri alın görelim. Türkiye’ye karşı yapılan haksızlıktır, kabul edemeyiz. Avrupa konuşmayı bırakıp, üzerine düşeni yapmalı. Artık tüm tarafların katıldığı bütüncül bir göç yönetimine ihtiyaç olduğu açıktır. Bu bağlamda eşit ve anlamlı yük paylaşımı gerekmektedir. Sınırları kapatıp, sınırlarda duvar yapmakla göç engellenemez. Göç küresel bir konudur, uluslararası topluluk sorumluluk almalıdır.” ifadelerini kullandı.

(Haber Türk, 28 Haziran 2018)

 

Tarihi AB Zirvesinde Mülteci Krizi

AB Konseyi girişinde mülteci göçünü içeren sonuç bildirgesi sorulduğunda, İtalyan Başbakan Giuseppe Conte bildirgeyi veto etmek istemeyeceklerini, fakat anlaşamama durumunda başka bir seçeneklerinin olmayacağını söyledi. İtalya’nın AB’den beklentisi, Türkiye’yle 2016’da imzalanan göç anlaşmasına benzer bir paket ile Brüksel’den maddi yardım almak ve gelen mültecilerin diğer ülkelere dağıtılması.

Merkel: Mültecilere Ev Sahipliği Yapan Ülkelerin Daha Fazla Desteğe İhtiyacı Var

Veto etmekle tehdit edilen bildirgede, Türkiye’ye verilmesi taahhüt edilen ikinci 3 milyar avro tutarındaki mali yardım da bulunuyor. Conte’den önce Konsey’e giriş yapan Almanya Şansölyesi Angela Merkel ise isim vermeden İtalya’ya bir mesaj gönderdi. “Sınırlarımızı korumak zorundayız. Mültecilere ev sahipliği yapan ülkelerin daha fazla desteğe ihtiyacı var.”

(Sabah, 28 Haziran 2018)

 

Merkel’den ‘Göç’ Sorununa Türkiye Örneği

Almanya Başbakanı Angela Merkel Avrupa Birliği’nin kaderinin göç tartışmasının getirdiği zorlukların üstesinden gelebilme becerisine bağlı olduğunu açıkladı. Göç konusunun ağırlıklı olarak gündemde olacağı Brüksel’deki kritik zirve öncesinde Alman parlamentosunda konuşan Merkel, 2015’te Almanya’nın komşularına yardım etmek için gerekli bir adım olarak gördüğü ülkenin kapılarını bir milyon göçmene açma kararını savunarak, bu kararını eleştirenleri ikna etmeye çalıştı. Afrika ülkeleriyle Türkiye’yle imzalanana benzeyen mülteci anlaşmaları yapılması çağrısında bulunan Merkel, göçmen sayısının düşmesinin sağlanmasının ardından 2015’ten önce olduğu gibi daha sıkı göçmen kontrolleri yapılması uygulamasının yeniden hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi. Merkel “Avrupa’nın karşı karşıya olduğu birçok sorun var ancak göç sorunu AB için ölüm kalım meselesi haline gelebilir” diyerek konuşmasını sonlandırdı. Merkel “Ya bu işi başaracağız ve Afrika’da yaşayanlar değerlerimiz doğrultusunda hareket ettiğimize ve tek yanlılıktan değil çok yanlılıktan yana olduğumuza inanacaklar ya da artık kimsenin bizi güçlü kılan değerler sistemimize inancı kalmayacak… İşte bu yüzden bu durum çok önemli” dedi. Türkiye’ye mülteciler için geri kalan 3 milyar Euro mali yardımın da ödenmesi gerektiğini vurgulayan Merkel, “‘Böylece bakın, biz 3 milyonu aşan Suriyeli mülteciyi barındıran Türkiye’ye yardım ediyoruz’ diyebilelim. Türkiye, tüm eleştirilere rağmen, hakkını verelim, mülteci konusunda fevkalade bir iş yaptı. Avrupa’nın önünde duran çok büyük işler var. Ama göç sorunu AB için kader sorunu olabilir. Ya bunu çözeriz ya da bizi biz yapan bizim değerler sistemimize kimseyi inandıramayız” ifadelerini kullandı.

(Haber Türk, 28 Haziran 2018)

 

Brüksel Zirvesinde Gündemin En Üst Noktası Göç

Euronews’den Anelise Borges’ın yayın muhabiri olduğu Aquarius göçmen kurtarma gemisini çevreleyen kriz, AB zirvesinde Avrupa Birliği etrafındaki siyasi bir tartışmayla tetiklendi. Politico’nun Siyasi editörü Ryan Health, Good Morning Europe programına verdiği demeçte “Avrupa Tarihinin dönüm noktasındayız, şu anda sahip olduğumuz şey popülist kızgın hükümetlerden oluşan güçlü bir gruptur. Onların avuçlarında bulunmadan önce gerçeği görmeliyiz, bu yüzden zirve çok önemli ve farklı olacak. İtalya gibi çok büyük bir ülke söz konusu olduğunda gündemi yönetmek biraz zor olabilir özellikle de Angela Merkel için. Eğer Merkel, Almanya’ya gelen göçmenlerin sayısının nasıl azaltabileceğine dair Avrupa çapında bir anlaşma gösteremezse, potansiyel olarak Başbakanlık günleri sayılı. Herkes şu anda Angela Merkel’in son şansı olduğunu düşünüyor bu yüzden bu zirve ile bir sonraki zirve arasında görevden alınabilir, bu da Avrupa’ya yeni bir dinamik getirir.”

(Euro News, 28 Haziran 2018)

 

Almanya Hükümetindeki Sığınmacı Krizi

Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, hükümette yer alan Hristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) ile Hristiyan Sosyal Birlik Partisi (CSU) arasında sığınmacı ve iltica konusunda yaşanan tartışmanın kendisini endişelendirdiğini belirtti. Steinmeier, Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesine yaptığı açıklamada, iki parti arasında yaşanan tartışmanın siyasi bedelinin şimdiden yüksek olduğunu ifade etti. Göç politikasının geleceğine ilişkin tartışma yapılmasının doğal olduğunu vurgulayan Steinmeier, “Ancak mevcut tartışmanın şekli ve keskinliği beni derinden endişelendiriyor.” değerlendirmesinde bulundu. Tarafların, her koalisyonda gerekli olan uzlaşmayı mümkün kılan dili kullanmalarını ümit ettiğini belirten Steinmeier, “Kamuoyu önünde karşılıklı sarf edilen sözlerden açılan yaralar zor iyileşir.” ifadesini kullandı. Tartışmanın, Avrupa Birliği’nde (AB) öngörülmeyen sonuçlara da yol açabileceği uyarısında bulunan Steinmeier, AB ülkelerindeki siyasetçilerin Avrupa’nın içinde bulunduğu krizde istikrar faktörü olan Almanya’nın da devre dışı kalması kaygısını taşıdıklarını, ancak bunun Almanya’da ‘kısmen endişe verici’ bir şekilde hafife alındığını kaydetti.

“Merkel’in Süresi Doldu”

Almanya Başbakanı Angela Merkel, sığınmacı ve iltica politikası konusunda kendi partisi içinde de eleştiriliyor. CDU ve CSU’daki muhafazakâr siyasetçilerin yer aldığı “Değer Birliği” (Werte Union) adlı oluşumun Baden-Württemberg eyaletinin Başkanı Holger Kappel, Alman Haber Ajansı DPA’ya yaptığı açıklamada, Almanya’nın göç politikası ve sığınmacılar konusunda Avrupa’da tecrit edildiğini belirtti. Merkel’in süresinin dolduğunu savunan CDU’lu Kappel, sığınmacı sorununun Avrupa düzeyinde çözülmemesi durumunda ulusal alanda bir çözüme gidilmesi gerektiğini ifade etti.

CDU Lideri Merkel İle CSU Lideri Seehofer Arasında Yaşanan Kriz

Almanya Başbakanı Merkel ile CSU Genel Başkanı ve İçişleri Bakanı Horst Seehofer arasında sığınmacı ve iltica konularının çözümüne ilişkin görüş ayrılığı yaşanıyor. Seehofer, başka bir AB ülkesinde önceden kayıt altına alınan, Almanya’da daha önce iltica talebi reddedilen veya belgeleri olmayan sığınmacıların ülke sınırlarından geri çevrilmesini talep ederken, Merkel konuyu AB ülkeleriyle çözmek istiyor. Seehofer, Alman hükümetinde krize yol açan bu konuda Merkel’e AB içinde çözülmesi için bu ayın sonuna kadar zaman tanımıştı.  Bu nedenle Merkel, son dönemde birçok AB lideriyle bir araya gelmiş, AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker’in çağrısıyla da pek çok AB ülkesinin katılımıyla 24 Haziran’da Brüksel’de “mini zirve” düzenlenmişti. Bugün Brüksel’de düzenlenen AB Liderler Zirvesi’nin ana gündem maddelerinin başında sığınmacı konusu yer alıyor. Siyasi gözlemciler, CDU ve CSU arasında yaşanan bu krizin koalisyonun geleceğini etkileyeceğini belirtiyor.

(Anadolu Ajansı, 28 Haziran 2018)

 

İzmir’de 63 Kaçak Göçmen Yakalandı

İzmir’de yasa dışı yollardan Yunan adalarına gitmek isteyen 63 kaçak göçmen Sahil Güvenlik ekipleri tarafından yakalandı. İzmir’de yasa dışı yollardan Yunan adalarına gitmek isteyen 63 kaçak göçmen Sahil Güvenlik ekipleri tarafından yakalandı. Edinilen bilgilere göre, 26 Haziran tarihinde saat 01.55’te görevli Sahil Güvenlik uçağı İzmir’in Seferihisar ilçesindeki Azmak Koyu’nda bir grup düzensiz göçmen belirledi. Görevlendirilen Sahil Güvenlik botu, göçmenleri taşıyan botu tespit ederek durdurdu. Bot içerisindeki 34 Orta Afrika, 13 Suriye, 7 Kongo, 3 Senegal, 2 Gabon, 2 Irak, 1 Angola, 1 Fildişi uyruklu olmak üzere toplam 63 düzensiz göçmen yakalandı. Aralarında 8 çocuğun da bulunduğu göçmenler işlemleri yapılmak üzere adli makamlara sevk edildi.

(İhlâs Haber Ajansı, 28 Haziran 2018)

 

Bulgaristan Başbakanı Borisov: Türkiye İle Göç Anlaşması Devam Etmeli

Bulgaristan Başbakanı Borisov, Türkiye ile göç anlaşmasını sürdürmek ve Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye kalan ödemeyi yapması için çağrıda bulunacağını söyledi. Bulgaristan Başbakanı Boyko Borisov, Brüksel’deki Avrupa Konseyi Zirvesi öncesinde Bulgar basınına açıklama yaptı. Borisov toplantıda, AB’nin dış sınırlarını düzensiz göçe kapatması, sığınmacı kamplarının AB dışına taşınması ve Avrupa’daki sığınmacıların ikincil yerleştirmesinin adil yapılmasını isteyeceğini belirtti.

İtalya Ve Avusturya’dan Destek Bekleniyor

AB’nin dış sınırlarında “ön hatta” bulunan ülkelerin yükü omuzladığını ifade eden Borisov, bu ülkelerin göçün yükünü tek başlarına taşımamaları gerektiğini vurguladı. Borisov, Türkiye ile AB arasında yapılan göç mutabakatının önemli olduğunu dile getirerek, “Türkiye ile göç anlaşması devam etmeli. Türkiye ile göç anlaşmasını sürdürmek ve Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye kalan ödemeyi yapması için çağrıda bulunacağım. Bu anlaşmaya İtalyan ve Avusturyalı meslektaşlarımın da destek vermelerine ısrar edeceğim.” diye konuştu.

“Türkiye verdiği sözü dört dörtlük yerine getirmiştir”

AB’nin göç anlaşması kapsamında Türkiye’ye söz verdiği ödemeyi büyük oranda yapmadığını öğrendiğini kaydeden Borisov, Bulgaristan’ın Türkiye ile sınır komşusu olduğunu ve geri kabul alanında bu ülke ile çok iyi bir işbirliği yapıldığını anlattı. Borisov, “Son AB-Türkiye zirvesinin Varna şehrinde yapılmış olması da bir tesadüf değildir. Biz, AB-Türkiye anlaşmasına destek vermek istiyoruz. Çünkü şu ana kadar komşumuz bu alanda verdiği sözü dört dörtlük yerine getirmiştir.” dedi. Bulgaristan’ın durumunun Yunanistan ve İtalya’nın durumundan çok farklı olduğunu söyleyen Borisov, ülkesinin Avrupa’ya ulaşan sığınmacıları geri kabul etmeye hazır olmadığını belirtti.

(TRT Haber, 29 Haziran 2018)

 

AB’den Türkiye’ye Sığınmacılar İçin 3 Milyar Euro

AB liderleri göç krizinin yönetimi konusunda anlaşmaya vardı. Türkiye’ye mülteciler için vaat edilen 3 milyar Euro yardım paketi onaylandı. AB Liderler Zirvesi’nin sonuç bildirgesinde, Türkiye’deki Suriyeli sığınmacılar için ikinci 3 milyar Euro’luk mali desteğin serbest bırakılmasının yanı sıra AB Afrika Fonu’na 500 milyon Euro transfer edilmesi kararı yer aldı. Avrupa Birliği (AB), Türkiye’deki Suriyeli sığınmacılar için ikinci 3 milyar avroluk mali desteğin serbest bırakılmasına karar verdi. Brüksel’de düzenlenen AB Liderler Zirvesi kapsamında dün akşam İtalya’nın engeli nedeniyle sonuçlarda anlaşma sağlayamayan liderler, sabah yayımladıkları sonuç bildirgesinde AB Afrika Fonu’na da 500 milyon avro transfer etme kararı aldıklarını duyurdu. İtalya, Türkiye’ye ikinci 3 milyar avronun aktarılmasına yönelik engeli kaldırmak için AB Afrika Fonu’na takviye yapılmasını şart koşuyordu. AB Liderler Zirvesi Sonuç Bildirgesi’nde, Türkiye’deki Suriyeli sığınmacılar için ikinci 3 milyar avroluk mali desteğin serbest bırakılması kararı yer aldı. Dün akşam İtalya, AB Liderler Zirvesi’nde alınacak tüm kararları bloke ederek, 28 üye ülkenin ortak yayımlayacağı sonuç bildirgesine “geçici” olarak engel olmuştu.

(Haber Türk, 29 Haziran 2018)

 

AB’nin Flaş Kararına Hükümetten İlk Yorum

AB Zirvesi’nde, Türkiye’ye sığınmacılar için vaat edilen 3 milyar Euro’luk yardım paketi kabul edilmesinin ardından Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu açıklamalarda bulundu. Çavuşoğlu, “Umarım ilk dilimdeki bürokrasiden ders alınır, bu sefer daha hızlı şekilde uygulama olur. Paralar aktarılır ve Suriyeli mültecilere proje olarak döner” dedi. Vize serbestîsi hakkında da konuşan Çavuşoğlu “Eğer AB gerçekten samimiyse biz bu konuyu da aşarız. İstemezlerse olmaz. Ama o zaman göç anlaşması da geri kabul anlaşması da olmaz. Bu tehdit ya da şantaj değil. Her iki taraf da yükümlülüğünü yerine getirmesi gerekiyor” diye konuştu. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, NTV televizyonunda soruları yanıtladı. Çavuşoğlu’nun konuşması özetle şöyle: “AB ile göç anlaşmasını imzaladığımız zaman 3+3 milyar Euro taahhüdü vardı, göçmenlere harcamak için. İlk 3 milyar Euro 2016 sonu itibariyle aktarılacaktı. Fakat AB’nin bürokrasisi ve prosedürleri bunu geciktirdi. Son zamanlarda hızlandırdığını görüyoruz. Diğer taraftan Türkiye olarak biz de Suriyeli mültecilere yönelik projelere de hız vermemiz gerekiyor ki bir eşgüdüm var. Şimdi 2018 yılı sonuna kadar vermeyi taahhüt ettikleri 3 milyar Euro’nun onayı çıktı. Umarım ilk dilimdeki bürokrasiden ders alınır, bu sefer daha hızlı şekilde uygulama olur. Paralar aktarılır ve Suriyeli mültecilere proje olarak döner. AB’nin bu anlamda sözünü tutması önemli. Ama daha hızlı davranması gerektiğini de AB’ye hatırlatıyoruz. Esas göçmenlerin geldiği ülkede bunu durdurmak lazım. İşsizlik mi var, terör mü var, kıtlık mı var, açlık mı var başka sebep de olabilir. Dolayısıyla bu göçmenlerin terk ettiği ülkelerde bu sorunları çözmek önemli. Afrika ülkelerinden bu Kuzey Afrika ülkelerine göçmen geldikten sonra istediğiniz kadar para yardımı yapın onları durduramazsın. Bu kadar insan hayatını riske ederek, Avrupa ülkelerine gelmeye çalışıyorsa bunu sadece o ülkelere para vererek durduramazsınız. İşi kökünde çözmek lazım. Bakınız şimdi açıklandı resmi rakamlar. 2017 yılında Türkiye’nin yaptığı insani yardım ve kalkınma yardım miktarı 8 milyar dolar. Tüm AB kurumlarının yaptığı yardım ise 2,5 milyar doların altında.”

(Hürriyet, 29 Haziran 2018)

 

BM Genel Sekreteri Guterres Arakanlı Mültecileri Ziyaret Edecek

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, 2 Temmuz’da Cox’s Bazar’daki Arakanlı mültecileri ziyaret edecek. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, günlük basın brifinginde, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in 1-2 Temmuz’da Bangladeş’e bir ziyaret gerçekleştireceğini söyledi. Ziyaretle, geçen yıl Myanmar ordusunun şiddetinden kaçan Arakanlı Müslümanlara kapılarını açarak en fazla mülteciyi kabul eden Bangladeş’in cömertliğine ve uluslararası toplumun neler yapması gerektiğine dikkat çekilmesi amaçlanıyor. Arakanlı mültecilerin durumuna kapsamlı bir çözüm bulunması yönünde Bangladeş hükümeti ile görüşmeler yapılacak. Guterres’in 2 Temmuz’daki ziyaretine Dünya Bankası Başkanı Jim Yong Kim ve BM Mülteciler Yüksek Komiseri Filippo Grandi de eşlik edecek. Ziyarette, Arakanlıların güvenli, gönüllü ve onurlu bir şekilde evlerine dönmeleri de değerlendirilecek.

700 Bin Arakanlı Evlerinden Uzakta

BM’ye göre, 25 Ağustos 2017’den sonra Arakan’dan kaçmak zorunda kalarak Bangladeş’e sığınanların sayısı 700 bini aştı. Uluslararası insan hakları kuruluşları, yayınladıkları uydu görüntüleriyle yüzlerce köyün yok edildiğini kanıtladı. Arakanlıların topraklarına dönüşü için Myanmar ve Bangladeş hükümetleri arasında imzalanan anlaşma, yerinden edilenlerin durumlarını belgelendirmeleri mümkün olmadığı için uygulamada işlevsiz kalıyor. BM ve uluslararası insan hakları örgütleri, Arakanlı Müslümanlara yönelik şiddeti “etnik temizlik” ya da “soykırım” olarak adlandırıyor. Uluslararası medya ve kuruluşların Arakan eyaletine girişini ciddi oranda kısıtlayan Myanmar hükümeti, Arakanlı Müslümanların geri dönüşlerine ilişkin verdiği sözleri de yerine getirmedi. Bangladeş’e sığınan Arakanlı Müslümanlar ve insan hakları örgütleri, gerekli güvenli ortam sağlanmadan bu kişilerin Myanmar’a dönmelerinin, yeni bir etnik temizlik kampanyasına yol açacağı endişesini taşıyor.

(TRT Haber, 29 Haziran 2018)

 

AB: Geri Kabul Anlaşması İçin Daha Çok Çaba Gerekiyor

Avrupalı liderler Brüksel’de birçok alanda kararların alındığı zirvede Türkiye ile yapışan geri kabul anlaşmasının tam uygulanması için daha fazla çaba sarfedilmesi gerektiğini vurguladı. Avrupa Konseyi’nden yapılan açıklamada, “Doğu Akdeniz Rotası’nda AB-Türkiye Beyanları’nın tam uygulanması ve Türkiye’den yeni geçişlerin önlenerek sığınmacı geçişlerinin tamamen durdurulması için daha fazla çaba sarfedilmesi gerekiyor” denildi. Avrupa Birliği liderleri 28 Haziran’da Brüksel’de başlayan ve bugün de devam eden zirvede aralarında sığınmacı sorunu, güvenlik ve ticaret savaşı konularının da olduğu bazı önemli başlıklar üzerinde önemli kararlar aldı. Avrupa Konseyi’nden yapılan yazılı açıklamada toplantıda üzerinde anlaşılan konulara ilişkin detaylı bilgi verildi.

Belgede beş ana başlık yer alıyor;

–    Sığınmacılar ve göç

–    Güvenlik ve savunma

–    İstihdam, büyüme ve rekabet gücü

–    İnovasyon ve dijital

–    Diğer konular

Sığınmacı konusunda AB’nin dış sınırlarının daha etkin kontrolüne ilişkin bazı kararların yer aldığı açıklamada konuya ilişkin şu ifadelere yer verildi: “Avrupa Konseyi AB’nin prensip ve değerleriyle uyum içinde dış sınırların kontrolü, dış eylem ve iç önlemlerin alındığı kapsamlı bir sığınmacı politikası yaklaşımını esas olarak kabul eder.“2015’ten bu yana yürürlüğe koan sınır kontrol önlemleriyle yasadışı yollardan AB’ye giren sığınmacı sayısı Ekim 2015’teki zirvesinden yüzde 95 geriledi. Öte yandan son dönemde Doğu ve Batı akdeniz rotalarında sığınmacı sayısında tekrar bir artış gözlemleniyor. “Avrupa Konseyi 2015 yılındaki gibi kontrolsüz bir sığınmacı akınını engellemek, mevcut ve yeni ortaya çıkan yasa dışı göç yollarının yeni sığınmacı akınlarına yol açmasını engellemek için politikalarını sürdürmeye ve güçlendirmeye devam etmek konusunda kararlıdır. “Orta Akdeniz rotasında Libya ve diğer ülkelerdeki sığınmacı kaçakçılarının durdurulmasına yönelik çabalar artırılacaktır. AB, bu konuya ilişkin İtalya’yı ve diğer sınır üyeleri desteklemeye devam edecektir.

“Sahel Bölgesi, Libya Sahil güvenliği, insani kabul koşulları, gönüllü insani yardımlar, sığınmacıların geldiği ve geçtiği ülkelerle işbirliği ve gönüllü yeniden yerleştirme konusunda çalışmalar artırılacak “Libya Sahil Güvenliği Akdeniz’de faaliyet gösteren tüm gemiler ve deniz araçları Libya Sahil Güvenliği’nin operasyonlarını engellemeyecek şekilde çalışmak ve tüm kanunlara uymak zorundadır.” Belgenin sığınmacı konusuna ilişkin Türkiye’yi yakından ilgilendiren bölümünde ise şu ifadeler yer aldı: “Doğu Akdeniz Rotası’nda AB-Türkiye Beyanları’nın tam uygulanması ve Türkiye’den yeni geçişlerin önlenerek sığınmacı geçişlerinin tamamen durdurulması için daha fazla çaba sarfedilmesi gerekiyor.“AB-Türkiye geri kabul anlaşması ve ikili geri kabul anlaşmaları ayrım gözetmeksizin tüm üye ülkeler tarafından tamamıyla uygulanmalıdır. “Yeni deniz ve kara rotalarının oluşmasının engellenmesi ve sığınmacıların hızla ülkelerine geri dönmesi için acilen bazı önlemler alınması gerekiyor. “Sığınmacı akınlarına ilişkin Batı Balkan ülkeleriyle bilgi alışverişi, yasadışı göç ve sınır koruma kapasitelerini artırmak, dönüşleri ve geri kabul prosedürlerini hızlandırmak için en önemli unsurdur. “Batı Akdeniz’de artan sığınmacı geçişlerine istinaden AB özellikle İspanya olmak üzere üye devletlerin tüm çabalarını hem finansal hem de yönetimsel olarak destekleyecektir – özellikle de Fas’tan gelen yasadışı sığınmacıların gelişini önlemek için. “Sığınmacı kaçakçılığı yapanların iş modellerini ve trajik ölümleri engellemek için tehlikeli yolculukların önlenmesi gerekir. Bu da Arama ve Kurtarma faaliyetleriyle kurtarılarak karaya çıkarılanlara yönelik tüm üye devletlerde ortak ve birbiriyle tutarlı önlemler alınmalıdır.“Sığınmacı sorunun kökünden çözümü Afrika kıtasının sosyo ekonomik dönüşümü için Afrika ile işbirliği yapılması gerekir.”

(Hürriyet, 29 Haziran 2018)

 

AB’den Afrika Göçmenler İçin Toplama Kampları Teklifi

AB, Akdeniz’den gelen göçmenleri Kuzey Afrika ülkelerinde kurulacak toplama kamplarına kapatıp aralarından seçtiklerini kıtaya kabul etmeyi planlıyor. Karşılığında bu ülkelere mali yardım verilecek. Tunus’un AB Büyükelçisi, “Buna yanıtımız net: Hayır” dedi. Gazete Habertürk’ün haberine göre Avrupa Birliği’nin 28 lideri; sığınmacılar, ABD’yle ilişkiler, savunma ve güvenlik işbirliği, Rusya, Brexit, ekonomik ve parasal birlik konularını ele almak için dün Brüksel’de bir araya geldi. Zirvenin en önemli konusu, Akdeniz’den göçmen akımının durdurulması ve kıtaya varanların yeniden iskânı için alınacak tedbirler oldu. Almanya ve Fransa, topluluk üyelerinin hepsinin elini taşın altına koymasını isterken, İtalya, ülkesinde barındırdığı 150 bine yakın göçmenin AB üyelerine dağıtılmasını ve mali yardım yapılmasını talep etti. Buna karşılık başta Avusturya, Macaristan ve Polonya olmak üzere aşırı sağcı hükümetlerin başta olduğu AB üyesi ülkeler, ortak sığınmacı politikasına karşı çıktı.

‘İnsana Mal Muamelesi’

Bu ortamda AB Konseyi’nin hazırladığı bir plan ise Kuzey Afrika ülkeleri, uluslararası örgütler ve uluslararası sivil toplum örgütlerinin tepkisini çekti. Planda, Avrupa’ya ulaşmaya çalışırken kurtarılan veya yakalanan göçmenlerin Nijer, Libya, Tunus, Cezayir, Fas ve Mısır’da kurulacak toplama merkezlerine götürülmesi ve bu aşamada AB’ye kabul edilip edilmeyeceklerinin değerledirilmesi öngörüldü. AB, platformların kurulması karşılığında Afrika ülkelerine mali yardım önermeyi de plana dahil etti. Liderlerin imzasına sunulacak zirve sonuç bildirgesinde de “Avrupa Konseyi, bölgesel karaya çıkarma platformlarının BM Mülteciler Yüksek Komiserliği ve Uluslararası Göç Örgütü işbirliği içinde kurulmasını destekler. Bu tür platformlar, ekonomik göçmenlerle uluslararası korumaya ihtiyaç duyan insanların birbirinden ayrılması işlemlerini hızlandıracak ve tehlikeli yolculukların önlenmesi için harcanan çabaları azaltacaktır” ifadesi yer aldı. Kuzey Afrika ülkeleri ve BM Mülteciler Yüksek Komiserliği ise öneriyi kınadı. Tunus’un AB Büyükelçisi Tahar Şerif, “Öneri devlet başkanımızın Almanya ziyareti sırasında dile getirilmiş, İtalya tarafından da istenmiştir. Buna yanıtımız nettir: Hayır!” dedi. Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü’nden Hasibe Hac Sahruri, “Bu senaryolar insanları mal gibi görmenin sonucudur” diye konuştu. BM Mülteciler Yüksek Komiseri Filipo Grandi de “Afrika’nın yeterince sorunu yokmuş gibi yüksek riskli sığınmacıları bu transit ülkelere bağlamak olacak iş değil” ifadesini kullandı. Amanya Başbakanı Angela Merkel, Türkiye ile yapılan anlaşmanın Ege Denizi’nde sığınmacı akımını bitirdiğine dikkat çekerek aynı anlaşmanın Afrika ülkeleriyle yapılması gerektiğini savunuyor. Sığınmacıların Avrupa yerine Afrika’da tutulmasını ise İtalya’nın başını çektiği bir grup destekliyor.

İtalya, AB Zirvesi’ni Bloke Etti

İtalya Başbakanı Giuseppe Conte, zirve girişinde “İtalya’nın sığınmacı konusunda yeni laflara değil faaliyete geçilmesine ihtiyacı var” açıklamasında bulundu. İtalya’nın zirvede sığınmacı sorununu çözmek için kendi önerisini sunacağını belirten Conte, “Artık karar almak zorundayız. Bu zirvede bir karar alınmazsa, sorunu kendimiz çözmek durumunda kalacağız” dedi. Zirvede sığınmacı konusunda alınacak kararları veto edebileceğine işaret eden Conte, “Bu ihtimali değerlendirmek istemiyorum ancak zirve sonunda ortak bir sonuca ulaşamayabiliriz” ifadesini kullandı. Görüşmelerin sonunda “bu ihtimal” gerçekleşti ve İtalya, AB Liderler Zirvesi’nde alınacak tüm kararları bloke ederek, 28 üye ülkenin ortak yayımlayacağı sonuç bildirgesine ‘geçici olarak’ engel oldu. AB Konseyi’nden yapılan açıklamada, “Bir üye ülkenin alınması beklenen tüm kararları bloke etmesi nedeniyle ‘şu aşamada’ bir sonuç alınamadı” ifadelerine yer verildi. Bu ülkenin, sığınmacılar konusunda arzu ettiği biçimde kararlar alınmasını bekleyen İtalya olduğu öğrenildi. AB Konseyi Başkanı Donald Tusk ve AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker’in zirvede alınan kararları açıklayacağı basın toplantısı da bu nedenle iptal edildi. Basın toplantısının bugün yapılması bekleniyor. İtalya’nın engel olmaması durumunda, sonuç bildirgesinde, AB’nin Türkiye’deki Suriyeli sığınmacılar için taahhüt ettiği ikinci 3 milyar Euro’luk mali desteğin serbest bırakılması kararına yer verilmesi bekleniyor.

Malta Para Sözü Aldı Gemiyi Kabul Etti

Malta, Alman yardım kuruluşunun 130’a yakın sığınmacı taşıyan Lifeline isimli gemisinin başkent La Valetta’nın limanına yanaşmasına izin verdi. Karar, AB Liderler Zirvesi öncesinde geldi. Avrupa Birliği de Malta’ya sığınmacıların barındırılması için yardımda bulunacağını duyurdu.

Limanlarını Kapattı

Ancak Malta hükümeti, ilerleyen saatlerde Mission Lifeline ile benzer kuruluşların gemilerine limanlarını kapattığını açıkladı. Hükümetin internet sitesinden yapılan açıklamada; Malta’nın, limanlarını kullanan ve Malta’nın sorumluluk alanı içinde operasyon düzenleyen birimlerin, ulusal ve uluslararası kanunlarla uyumlu hareket ettiğini tespit etmesi gerektiği belirtildi. Açıklamada, “Malta, soruşturmaya konu olanlarla benzer yapıda bulunan birimlere Malta’yı operasyon limanı olarak kullanma, söz konusu limanlara girme veya çıkma izni veremez” ifadesi kullanıldı.

(Haber Türk, 29 Haziran 2018)

 

ABD Kongresinde Trump’ın Göçmen Politikasına Protesto

“Kadın Yürüyüşü” adlı sivil inisiyatif grubu, ailelerinden koparılan yasa dışı göçmen çocuklar için ABD Kongre binasında “sivil itaatsizlik” eylemi başlattı. ABD’ye yasa dışı yollardan giren göçmenlerin çocuklarının alıkonulması ile ilgili tartışmalar devam ederken, söz konusu uygulama ABD Kongresinde bine yakın kadın tarafından protesto edildi. Daha önce ABD Başkanı Donald Trump’ın ABD başkanı seçilmesini protesto etmek üzere kurulan “Kadın Yürüyüşü” adlı sivil inisiyatif grubu, bu sefer ailelerinden koparılan yasa dışı göçmen çocuklar için ABD Kongresinde “sivil itaatsizlik” eylemi başlattı. Ebeveynlerinden ayrılan göçmen çocuklarına dağıtılan battaniyelere dikkati çekmek isteyen göstericiler, Kongre binasının avlusundaki “metal battaniye” heykelinin önünde toplandı.

630 Protestocu Gözaltına Alındı

Ellerinde “Çocuklar nerede?”, “Göçmen ve Gümrük Uygulama Ofisi’ni kapatın”, “Yasa dışı birey yoktur” yazılı pankartlar taşıyan göstericiler, ABD Kongre üyelerine, alıkonulan göçmen çocuklarının ailelerine iade edilmesi çağrısında bulundu. Trump yönetimi aleyhinde slogan atan protestoculara aktris Susan Sarandon da katıldı. Polisin uyarılarına rağmen binayı terk etmeyen 630 protestocunun gözaltına alındığı bildirildi.

Protestolar Devam Edecek

Başkent Washington’dan gündemi meşgul eden yasa dışı göçmen çocuklarına yönelik uygulama, ülkenin birçok bölgesinde küçük çapta eylemlerle protesto edildi. Yönetimin “göçmen politikasında sıfır tolerans” olarak nitelediği uygulamaya karşı önümüzdeki hafta sonu başkent Washington ve 50 eyalette yüz binlerce kişinin katılımıyla eş zamanlı protesto düzenlenmesi bekleniyor.

Ailelerinden Alınan Çocuklar Askeri Üslerde Tutulacak

Pentagon, daha önce ABD’ye yasa dışı yollarla girerken yakalanan göçmenlerin alıkonulan çocuklarının, Teksas’taki Fort Bliss Kara Kuvvetleri Üssü ile Goodfellow Hava Kuvvetleri Üssü’ne yerleştirileceğini açıklamıştı. Trump yönetimi, mart ayında ülkenin güney sınırlarından yasa dışı yollarla içeri girerken yakalanan göçmenlerin çocuklarını yargılama sürecinde alıkoyma uygulamasını başlatmıştı. Bu kapsamda mart-nisan aylarında 6 hafta boyunca devam eden uygulama kapsamında toplam 2 bin 500 çocuğun ailelerinden alınarak Teksas eyaletinde McAllen bölgesindeki tesislere yerleştirildiği belirtiliyor. Çoğunluğu Latin Amerika ülkelerinden gelen göçmen çocuklar, geçen hafta sonu ilk kez Teksas’ın McAllen bölgesindeki bir tesiste görüntülenmişti. Teksas eyaletinin güneyinde yer alan tesislerden birine giren kameralar, yüzlerce çocuğun yaş ve cinsiyetlerine göre tel örgüden yapılmış ayrı “kafesler” içinde tutulduğunu tespit etmişti. Görüntüler ülkede ve dünyada sert tepkilere neden olurken, Trump söz konusu uygulamayı durduran Başkanlık Kararnamesini imzalamış ve Kongre’ye kapsamlı bir göçmenlik yasası çıkarması çağrısında bulunmuştu.

(Anadolu Ajansı, 29 Haziran 2018)

 

Avrupa Birliği’nden Sığınmacı Uyarısı

AB Konseyi Başkanı Tusk, sığınmacıları birliğin dışında toplamayı öngören “bölgesel tahliye merkezlerinin” desteklenmesi gerektiğini, aksi takdirde çok daha sert önerilerin ortaya çıkacağını söyledi. Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Donald Tusk, sığınmacıları birliğin dışında toplamayı öngören “bölgesel tahliye merkezlerinin” desteklenmesi gerektiğini, aksi takdirde çok daha sert önerilerin ortaya çıkacağını söyledi. Makedonya Başbakanı Zoran Zaev’le görüşmesinin ardından basın toplantısı düzenleyen Tusk, üçüncü ülkelerle yapılan anlaşmalar sonucu 2015’in ardından yasa dışı göçün yüzde 96 azaltıldığına dikkati çekti. AB Liderler Zirvesi’nin birliğin “dış sınırlarına” odaklanması gerektiğini ifade eden Tusk, “bölgesel tahliye merkezleri” olarak adlandırılan ve sığınmacıları AB üyesi ülkelerin dışında toplamayı öngören merkezlerin desteklenmesi gerektiğini söyledi. Bu çözümün alternatifinin sınırların kapatılmasına ve AB ülkeleri arasındaki çatışmanın artmasına yol açacağını belirten Tusk, “Bazıları sığınmacı konusundaki önerilerimi çok sert bulabilir. Ancak emin olun, eğer bu önerilerde anlaşamazsak, çok daha sert önerilerle karşılaşırız.” dedi.

(Time Türk, 28 Haziran 2018)

 

AB Liderler Zirvesi İtalya’nın Veto Tehdidiyle Başladı

Brüksel’de ‘Tüm Zirvelerin Anası’ olarak nitelendirilen Avrupa Birliği (AB) Liderler Zirvesi, İtalya’nın veto tehdidiyle başladı. AB Konseyi girişinde mülteci göçünü içeren sonuç bildirgesi sorulduğunda, İtalyan Başbakan Giuseppe Conte bildirgeyi veto etmek istemeyeceklerini, fakat anlaşamama durumunda başka bir seçeneklerinin olmayacağını söyledi. İtalya’nın AB’den beklentisi, Türkiye’yle 2016’da imzalanan göç anlaşmasına benzer bir paket ile Brüksel’den maddi yardım almak ve gelen mültecilerin diğer ülkelere dağıtılması.

Merkel: Mültecilere Ev Sahipliği Yapan Ülkelerin Daha Fazla Desteğe İhtiyacı Var

Veto etmekle tehdit edilen bildirgede, Türkiye’ye verilmesi taahhüt edilen ikinci 3 milyar avro tutarındaki mali yardım da bulunuyor. Conte’den önce Konsey’e giriş yapan Almanya Şansölyesi Angela Merkel ise isim vermeden İtalya’ya bir mesaj gönderdi. “Sınırlarımızı korumak zorundayız. Mültecilere ev sahipliği yapan ülkelerin daha fazla desteğe ihtiyacı var.”

(Star, 28 Haziran 2018)

 

İstanbul Üniversitesi’nden Suriyeli Mültecilerin Geleceği İle İlgili Önemli Proje

Suriyeli gençlerin yükseköğretime erişim ve katılımlarının artırılması amacı ile çalışmalara başlayan ‘Suriyeli Mültecilerin İstanbul Üniversitesi’ne Kabulü: Kapasite ve Bilgi Artırımı’ WESREF-IU Projesi, Horizon 2020 çerçeve programı kapsamında desteklenmeye hak kazandı. İstanbul Üniversitesi, 2017 yılında bin 217 Suriyeli üniversite öğrencisine ev sahipliği yaptı. Bu doğrultuda Suriyeli gençlerin aldığı eğitimin öneminin bilincinde olan İstanbul Üniversitesi, WESREF-IU Projesi ile Suriyeli gençlerin gerek Türkiye’de, gerekse Suriye’de yükseköğretime katılımlarının, akademik gelişimlerinin ve uyum süreçlerinin desteklenmesini hedefliyor. Toplumsal sorumluluk bilinci ile toplum ve akademi arasındaki bilgi paylaşımını ve iş birliğini destekleyen bu proje, mülteci gençlerin güçlendirilmesi, yükseköğretim kurumlarının bu gençlerin farklı ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik kapasitelerinin arttırılması ile yeni politika ve süreçlerin geliştirilmesine katkı sağlamayı amaçlıyor. İstanbul Üniversitesi koordinatörlüğünde gerçekleştirilen proje ekibinde Prof. Dr. Yeşer Yeşim Özer Yürür, Prof. Dr. Ayşegül Komsuoğlu, Prof. Dr. Ergun Yolcu, Dr. Mehmet Yalçın Yılmaz, Dr. Ceren Ark, Dr. Metin Ünver, Zeynep Özde Ateşok, Dr. Mehmet Ali Ertürk, Senem Ay Tunaboylu ve Gözde Demirel yer aldı. WESREF-IU Projesi ilk toplantısı ile çalışmalara başladı.‘Suriyeli Mültecilerin İstanbul Üniversitesi’ne Kabulü: Kapasite ve Bilgi Artırımı’ WESREF-IU Proje ekibi ilk toplantısını İstanbul Üniversitesi’nde yaptı. Toplantıda idari ve akademik personelin farkındalığının arttırılmasının yanı sıra Suriyeli öğrenci ve araştırmacılara yönelik destek mekanizmaları geliştirilmesi, eğitimler, iyi uygulama örneklerinin tespiti ve paylaşımı yolu ile Suriyeli öğrencilerin yükseköğretime katılımının artırılması yönünde görüşmeler yapıldığı kaydedildi.

(Milliyet, 28 Haziran 2018)

 

Avrupa Birliği Göç Konusunda Uzlaştı: Türkiye’ye Maddi Yardımın İkinci Dilimi Gönderilecek

Avrupa Birliği’nin liderler zirvesinde ortak mülteci merkezlerinin kurulmasına ve birlik içinde göçmenlerin hareket etmesinin kısıtlanmasına karar verildi. Liderlerin dokuz saat süren müzakereler sonunda imzaladığı ortak açıklamada, bu merkezler kapsamında yeniden dağıtım ve yerleştirme gibi adımların ülkelerin gönüllülüğü esasında yapılacağı kaydedildi. Böylece Avrupa’ya gelen göçmen akımının sınırlandırılması ve mülteci başvurularının değerlendirilmesi için kontrollü merkezlerin kurulması hedefleniyor. AB dışında da bu merkezlerin kurulması amaçlanacak. Aynı zamanda AB sınırlarının daha da güçlendirilmesine, Avrupa’ya göçün engellenmesi için Türkiye, Fas ve Kuzey Afrika ülkelerine daha yüksek miktarda yardım sağlanmasına karar verildi. Türkiye’ye Suriyeli mülteciler için verilmesi planlanan 3 milyar euroluk yardım paketinin ikinci diliminin aktarılması kararı alındı. Afrika göç projelerine ise 500 milyon euro aktarılacak.

‘Artık İtalya Yalnız Değil’

İtalya Başbakanı Giuseppe Conte, anlaşmanın açıklanmasının ardından “Artık İtalya yalnız değil” açıklamasında bulundu. Liderler anlaşmaya varana kadar özellikle İtalya Başbakanı Conte ve Almanya Başbakanı Angela Merkel arasında katı pazarlıkların yapıldığı biliniyor.

Conte, zirve sonunda göçmen akınını sınırlayacak bir karar alınmaması halinde açıklamayı veto edeceğini söylemişti.

(BBC, 29 Haziran 2018)

 

Taksiciler İsyanda: Suriyeliler, Korsan Taşımacılığa Başladı

Türkiye’de uzun bir süre tartışılan UBER’in ardından şimdi de ‘Suriyeli korsan taksiciler’ gündemde. Ankara’da yaşayan bir grup Suriyelinin kendi araçları ile korsan taşımacılık yaptığı öğrenilirken taksiciler yine isyan bayrağını çekti: “İş çığırından çıktı, ekmeğimizi elimizden aldılar. 45 TL’lik yere 25’e TL’ye götürüyorlar.” Hürriyet’ten Mert Gökhan Koç’un haberine göre Suriyeliler, Ankara Altındağ’ın Önder ve Ulubey mahallelerinde korsan taksicilik ve minibüsçülük yapmaya başladı.

‘Son 1 Yılda İş Çığrından Çıktı’

Suriyeli mültecilerin korsan taşımacılık yaptığını söyleyen taksiciler, “Fakat son 1 yılda iş çığırından çıktı. Artık ekmeğimizi elimizden almaya başladılar. Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne ve Ankara Umum Otomobilciler ve Şoförler Esnaf Odası’na da defalarca fotoğraflarla şikayette bulunduk ama sonuç çıkmadı” dedi. Takcisi Mehmet Candan, Suriyelilerin kendilerine aldıkları ve Türkiye’de misafir araç kategorisine giren M serisi plakalarla korsan taksicilik yaptığını belirterek, “Sadece M serisi olarak değil, oradan getirdikleri SAA ile başlayan plakalarla da yapıyorlar” diye konuştu.

‘Müşteri Değil, Akraba’ Savunması

Candan, Suriyelilerin korsan taşımacılık yaparken yakalandıkları zaman araçtakiler için ‘müşteri değil akraba’ dediklerini de vurgulayarak, “AŞTİ’ye 45 TL yerine 25 TL’ye götürüyorlar. İş o kadar çığırından çıktı ki bizim zillerin üstüne kendi numaralarının olduğu kartvizitlerini bırakıyorlar. Ulubey Mahallesi’nde durak kurdular. Etlik’e giden düzenli müşterim vardı, kendisini 30 TL’ye götürüyordum. Ancak bir süre sonra binmemeye başladı. Bir yerde karşılaştık; kendisine neden gelmiyorsunuz diye sordum, artık Suriyeli taksiciyi kullandığını ve 20 TL’ye gittiğini söyledi” dedi.

‘Düğmeye Basmaya Gidenleri Çevirip Ucuza Götürüyorlar’

Candan, Suriyeli korsan taksicilerin taksi çağrı düğmelerinin altında beklediğini belirterek, “Düğmeye basmaya gidenleri çevirip daha ucuza götürüyorlar. Ekmeğimizi elimizden aldılar. Bunlar gelmeden mahallede araç bulamazdık çok yoğundu şimdi iş yok. Bu işi o kadar rahat yapıyorlar ki 10 TL yazacak ufak işlere gitmiyorlar bile. Ben akşam arabama 40 TL’lik LPG alıyorum, Suriyeli pompaya yanaşıp depoyu tam dolduruyor” diye tepki gösterdi.

‘Dolmuş Hattı Gibi Çalışıyorlar’

Bölgede korsan taşımacılık yapan yaklaşık 40 araç olduğunu iddia eden taksici Savaş Gündoğmuş, “Bazıları minibüs almış sabah hastanelere adam başı 2 TL’ye götürüyorlar. Dolmuş hattı gibi çalışıyorlar, servis yapıyorlar. Araçlarında en ufak güvenlik önlemi yok. Ne olduğu belli değil. O zaman bizde hususi araç alalım, vergi vermeyelim, durağa aidat vermeyelim, esnaf odasına para vermeyelim” ifadelerini kullandı.

(Sputnik Türkiye, 29 Haziran 2018)

 

Afganistan’dan Avrupa’ya 4 Bin Km Yürüdü, Vücudunu Satarak Hayatta Kalabiliyor

Yunanistan Atina’daki Omonia Meydanı’nda 20 euro karşılığında erkeklerle birlikte olan 19 yaşındaki genç göçmen, Almanya’ya gitmeyi başaramazsa hayatına son vereceğini söylüyor. Afganistan’daki yaşamını bir kenara bırakıp Avrupa’da yaşamak isteyen bir diş hekimliği fakültesi öğrencisi yürüyerek İran ve Türkiye üzerinden vardığı Yunanistan’da şimdi hayatta kalma mücadelesi veriyor. Yola çıktığında 17 yaşında olan Kasım adlı Afgan bu uzun yolculuğunda 4 bin kilometreden fazla yürüdü. Kararlılıkla çıktığı yolculuğu tamamlayan Kasım, şimdilerde Atina’daki Omonia meydanında vücudunu satarak hayatta kalmaya çalışıyor. Vücudunu sattığını Afganistan’daki ailesinden saklayan, bu yüzden gerçek adını açıklamayan Kasım, “Buradaki bütün yaşlı erkekler seks için burada” diyor. Bu iş yapmak mecburiyetinde kaldığını söyleyen Kasım, ekliyor: “Aslında bu büyük bir ayıp. Biz eşcinsel değiliz, bu işi yapmak istemiyoruz. Ama sokakta yaşarsanız, yapmak zorunda kalıyorsunuz.” Birlikte olduğu kişi başına 20 Euro para aldığını söyleyen Kasım, yaşanan mülteci akını sonrası fiyatların düştüğüne dikkat çekiyor. Bu sözleri sarf eden Kasım’ın az ötesinde beyaz yaşlı adamlar gençlerle ayaküstü pazarlıklar yapıyor. Yunanistan’ın iki yıl önce Batı Avrupa ülkelerine giden kapıları kapatmasının ardandan Kasım da burada sıkışıp kalanlardan. Birleşmiş Milletler’e göre ülkede bu durumda olan 50 bin kişi var. 2008 ekonomik krizinin yaralarını hala sarmaya çalışan Yunanistan, Avrupa’da en yüksek işsizlik oranına sahip olan ülke. Yunanistan’da Kasım dışında fuhuş yapan çok sayıda Suriyeli, Afgan, Iraklı ve Pakistanlı genç var. Sık sık bombaların patlatıldığı memleketi Kabil’den kaçarak Almanya’ya ulaşmak isteyen Kasım, İran, Türkiye, Bulgaristan ve Sırbistan’dan sonra kendisini Yunanistan’da buldu. Bir yıla yakın zamanını Sırbistan’da geçiren Kasım, şansını Yunanistan’da denemek istemiş. Ancak Atina’da da bunalan 19 yaşındaki Afgan, Almanya’ya gitmek için dört kez sahte pasaportla girişimde bulunmuş ancak başarısız olmuş. İstemediği bir işi yaparak hayatta kalmaya çalışan çok sayıda gençten biri olan Kasım, Almanya’ya gidememesi halinde hayatına son vereceğini söylüyor. Yunanistan’da polis teşkilatının bağlı olduğu Sivil Koruma Bakanlığı, yaptıkları inceleme sonucunda Atina’da cinsel rüşt yaşına ulaşmamış kişilerin belli gruplar tarafından istismar edildiğine dair bir bulguya rastlanmadığını açıkladı.

(Milliyet, 28 Haziran 2018)

 

Polisten Kaçan Suriyeli Çocuklar Dehlize Saklandı

Kağıthane’de, trafik ışıklarında mendil satan Suriyeli çocuklar, polisten kaçarak dehlize girdi. Çocuklardan biri yarım metre yüksekliğindeki dehlizden itfaiye ekiplerince çıkarılırken, 2 çocuk ise 100 metre uzaklıktaki rögardan çıkarak kaçtı. Sokakta çalıştırılan ve dilendirilen çocukları, sokağın risklerinden uzak tutmak ve mağdur olmalarını önlemek için hayata geçirilen Mobil Huzur Projesi kapmasında çalışan polisler, İmrahor Caddesi trafik ışıklarından mendil satan Suriyeli 4 çocuğu koruma altına almak istedi. Polisin geldiğini gören çocuklar, Sünnet Köprüsü yanındaki dehlize doğru kaçmaya başladı. Çocuklardan biri polis tarafından yakalanırken, 3 çocuk yarım metre yüksekliğindeki dehlizden içeri girdi. Polis ekipleri çocukların kurtarılması için itfaiye ekiplerine haber verdi. Olay yerine gelen itfaiye ekipleri dehlize girerek çocukları aramaya başladı. Bir süre sonra isminin Muhammed olduğu öğrenilen çocuk itfaiye ekipleri tarafından bulunduğu yerden çıkartıldı.  Diğer 2 çocuğu arama çalışmalarına devam eden itfaiye ekipleri yaklaşık 1,5 saat emekleyerek dehlizde arama yaptı. 2 çocuğun yüz metre ileride kapağı açık olan rögardan çıkarak kaçtığı öğrenildi. Mobil Huzur Timleri 2 çocuğu Pendik’te bulunan mülteci kampına götürdü.

(CNN Türk, 29 Haziran 2018)

 

Esenyurt’ta Suriyeli Esnafa Türkçe Tabela Operasyonu

Esenyurt’ta faaliyet gösteren, büyük çoğunluğu Suriyelilere ait işyerlerindeki yüzde 75 Türkçe kelime standartlarına uymayan tabelalar, zabıta ekipleri tarafından gerçekleştirilen operasyonla söküldü. Suriyelilerin en çok yaşadığı yerlerden birisi olan Esenyurt’ta Suriyeli esnafa yönelik düzenlemeler yapılıyor. Esenyurt Belediye Başkanı Ali Murat Alatepe’nin geçtiğimiz günlerde bizzat katıldığı Suriyeli esnafa yönelik hijyen denetiminin ardından ilçeye yerleşen sığınmacıların kurduğu işletmelerin tabelalarına TSE kararı gereği yüzde 75 Tükçe kelime kullanma zorunluluğu getirildi. Suriye’de iç savaşın başlamasıyla çok sayıda Suriyeli Türkiye’ye gelmiş ve bu insanların bir kısmı çeşitli yerlerde işyerleri kurmuştu. Bu çerçevede Suriyelilerin yoğun yaşadığı Esenyurt’ta da birçok noktada ağırlığı lokanta ve gıda ticareti üzerine birçok firma açıldı. İşyerlerinin büyük bir kısmı da tabelaların çoğunluğunu Arapça yapmıştı.

Tabelaların Yüzde 75’inin Türkçe Olma Zorunluluğu Getirildi

TSE gelişigüzel tasarlanmış, yabancı kelimelerin kullanıldığı, imla hatalarının olduğu tabelaların görüntü kirliliği oluşturduğu, vatandaşların da yazılanları anlamamaları yönünde şikayetlerin de artmasıyla birlikte Esenyurt Belediyesi harekete geçti. İşletmelere yapılan duyuruyla tabelaların yüzde 75’inin Türkçe olması gerektiği bildirildi. Bunun üzerine Suriyeli firmalar kısa bir süre içerisinde tabelalarını talimata uygun olarak değiştirdi. Esenyurt Belediyesi zabıta ekipleri, verilen süreye rağmen değişimi yapmayan esnafa müdahale ederek tabelalarını söktü. Yürütülen çalışmalarla ilgili bilgi veren Esenyurt Belediye Başkanı Ali Murat Alatepe, Suriyeli sığınmacıların en yoğun yaşadığı ilçenin Esenyurt olduğunu belirterek, bu insanların içerisinde yerleşik düzene geçen, dükkan açanlar olduğunu hatırlattı. Türkiye’de yaşayan herkes gibi Suriyelilerin de kanunlara uymak zorunda olduğunu ifade eden Başkan Alatepe, özellikle hijyen konusunda yapılan denetimlerde uygunsuz şartlarda faaliyet gösterenlerin mühürlendiğini ve eksikliklerini giderenlerin faaliyetlerine yeniden başladığını belirtti.

Hijyen Ve Tabela Denetimleri Devam Edecek

Bir diğer önemli konunun da Arapça yazılı tabelalar olduğunu ifade eden Belediye Başkanı Alatepe, “İnsanlar burada ne yapıldığını, ne satıldığını anlamakta zorlanıyordu. Biz de tabelalar için yüzde 70 Türkçe yüzde 30 Arapça kelime uygulaması getirecektik. Bu arada hükümetimiz tabeladaki Türkçe oranını yüzde 75 olarak belirledi. Biz de kanuna uyarak yüzde 75 Türkçe oranında düzenlememizi yaptık. Hijyen ve tabela uyum konusundaki denetimlerimiz aralıksız devam edecek” dedi. Başkan Alatepe, bu konuda ilçede yaşayan Suriyelilerden de olumlu tepkiler aldıklarını belirterek, “Özellikle hijyen denetimlerimizle bizim de adımızı temize çıkardınız diyorlar. Suriyelilerin yaptıkları yemekte kullandıkları baharatlardan oluşan kokuyu önlemek için de filtre takma zorunluluğu getirdik” diye konuştu. Zabıta ekiplerinin çalışmalarını gören vatandaşlar da hijyen denetimleri ve tabela uygulamalarından memnuniyetlerini dile getirdiler. Esenyurt’ta zabıta ekiplerinin hijyen ve tabela denetimlerine artırarak devam edeceği öğrenildi.

(Sabah, 29 Haziran 2018)

 

Bayram Ziyaretine Giden 7 Bin Suriyeli Döndü

Ramazan Bayramı’nı ülkelerinde geçiren Suriyelilerin, Kilis’in Öncüpınar Sınır Kapısı üzerinden dönüşleri sürüyor. Bayramı yakınlarının yanında geçiren ve dönmeye başlayan Suriyelilerden 7 bininin yurda geldiği açıklandı. Kilis Valiliği’nin izniyle Ramazan Bayramı için 18 Mayıs- 13 Haziran arasında ülkelerine giden 52 bin 114 Suriyelinin Türkiye’ye dönüşleri sürüyor. Geri dönüşler nedeniyle sınırın iki tarafında da yoğunluk oluştu. Ülkelerinden dönen Suriyeliler, Öncüpınar Sınır Kapısı’nda işlemleri yapılarak, yanlarında getirdiği eşyaların da aranmasının ardından Türkiye’ye alınıyor. Şu ana kadar 7 bin Suriyelinin geri döndüğü öğrenilirken, 31 Temmuz’a kadar ülkesine gidenlerin tamamının geri döneceği, bu tarihe kadar gelmeyenlerin daha sonra Türkiye’ye gelişlerine izin verilmeyeceği bildirildi.

(Hürriyet, 29 Haziran 2018)

 

Suriyeli Maya Protez Tedavisi İçin İstanbul’da

Doğarken bacaklarının dizden altını kaybeden Suriyeli Maya, babasının PVC boru ve konserve kutusundan yaptığı “ayaklarıyla” hayata tutunuyordu. Okula çamur ve toz içinde sürünmeden protez ayaklarıyla gideceği günü hayal eden Suriyeli Maya Meri, Türk Kızılayı tarafından tedavisi için İstanbul’a getirildi. Maya ve ailesi, Beşşar Esed rejiminin saldırılarından kaçarak, Halep’in güney kırsalından İdlib’deki bir kampa sığındı. Türkiye sınırına yakın Ser Ceble kampında barınan küçük Maya ve ailesi, yardım kuruluşlarının dağıttığı çadırda yaşıyor. Yıpranmış çadırın uçmasını engellemek için etrafına büyük taşlar dizen Meri ailesi, günlerini toz ve çamur içinde geçiriyor. Maya, çadırlarından 300 metre ilerideki okula, babasının PVC borular ve konserve teneke kutulardan yaptığı “ayaklarla” gidiyor. Küçük Maya canı yandığı için okul yolunda bazen de sürünüyor. Suriyeli Maya’nın bu durumuna ilişkin haberlerin ardından Türk Kızılayı Başkanı Dr. Kerem Kınık harekete geçti. Protez uzmanı Mehmet Zeki Çulcu’nun tedavilerini üstlenmesinin ardından Maya ve babası, Türk Kızılayı tarafından İstanbul’a getirildi. Baba Ali Meri, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kızının hareket edemediği için hayatının zorlaştığını görmekten mutsuz olduğunu söyledi.

“Maya Simge Bir Çocuk Oldu”

Maya ve babasının protez tedavilerini üstlenen protez uzmanı Mehmet Zeki Çulcu, küçük kızın yaşadığı dramı AA’nın haberini sosyal medyadan görünce öğrendiğini belirterek, “Her ne kadar Maya doğumsal problemli bir kızımız olsa da benzer durumda, bu savaşın ortaya çıkardığı parçalanmış hayatlara bir örnek. Maya gerçekten bayrak bir çocuk oldu, simge bir çocuk oldu. Bunun gibi çokça çocuğumuz var.” diye konuştu. Çulcu, Suriye’de binlerce insanın savaş nedeniyle proteze muhtaç olduğunu ve bu ülkeye yardım eden Batılı sivil toplum kuruluşlarının gıda yardımından öteye geçmediklerini aktardı.

Beş Ay Sonra Kimsenin Yardımı Olmadan Yürüyecek

Üç ay sonra Maya’yı yeni protezleri ile yürütmeyi planladıklarını vurgulayan Çulcu, şunları söyledi: “Önce deneme soketi yapılacak, arkasından ayakta durma, denge çalışması olacak. Bir müddet sonra protezin boyunu uzatıp diz eklemi ekleyeceğiz sistemine. Daha sonra diz ekleminin altında boyunu uzatacak bir parça daha. Ayak bölümünde kendi kullanacağı özel ayağı yerleştireceğiz. Önce birkaç adım dengeden sonra ileri, geri… Sonra paralel barda yürüme, rehabilitasyon güçlendirme çalışması yapılacak.” Baba Ali Meri’nin de tedavisini üstlendiklerini anlatan Çulcu, “Ali Meri’nin tedavisi biraz daha uzun sürecek. Beş ay sonra onu da protezleri ile kimsenin yardımı olmadan ayağa kaldırmayı planlıyoruz.” diye konuştu. Baba ve kızının tedavilerinin ardından hayatlarına Türkiye’de devam etmelerinin daha doğru olduğunu söyleyen Çulcu, “Uyguladığımız protezler ömürlük şeyler değil. Özellikle gelişme çağı çocuklarında sık sık müdahale edilmesi gereken şeyler olacak. Yani biz bu ailenin hayatına gerçekten dokunmak istiyorsak Türkiye’nin içerisinde yaşamlarının bir şekilde desteklememiz gerek.” ifadelerini kullandı.

(Anadolu Ajansı, 29 Haziran 2018)

 

Sınıra Doğru Kaçıyorlar! Sayı 150 Bini Buldu

Suriye’nin güneyindeki Dera’da rejim ve İran milislerinin saldırılarından kaçanlar, akın akın Ürdün ve İsrail sınırına gidiyor. Dışişleri Bakanlığı, bu sabah “Bu insanlık dışı saldırıları şiddetle lanetleniyoruz. Saldırıların derhal durdurulması için Astana mutabakatının diğer garantörlerine ve uluslararası topluma çağrıda bulunuyoruz” açıklamasını yaptı. Şam rejimi, İran milisleri ve Rusya’nın operasyon düzenlediği Suriye’nin güneyindeki Dera’dan büyük bir göç dalgası var. Muhaliflerin sivil savunma organizasyonu Beyaz Baretliler, 150 bin kişinin Ürdün ve İsrail sınırına kaçtığını duyurdu. Traktör, kamyonet, motosiklet ve diğer araçlarla akın akın sınıra göç sürüyor. Sınıra tank yığan Ürdün yönetimi, sığınmacıların güneye geçmesine izin vermiyor. Anadolu Ajansı, sınırda sıkışıp kalan binlerce sivilin tarlalarda yaşamaya çalıştığını bildiriyor. İsrail işgali altındaki Golan Tepeleri’ne ulaşan sığınmacılar ise, ‘Koruma ve güvenli bölge istiyoruz’, ‘Sınır kapılarını sığınmacılara kapatmak insanlık suçudur’ yazan pankartlar açtı.

Rejimin Yalanları

Suriye resmi haber ajansı Sana ise, yaşananları “Onlarca aile açılan insani koridorlardan çıktı” başlığıyla haberleştirdi. Ajansa göre, koridordan geçen aileler, sağlık ekipleri ve insani yardım kuruluşları tarafından karşılanıyor.

Türkiye Saldırıları Şiddetle Kınadı

Türkiye, bölgedeki saldırıları bugün resmi açıklamayla kınadı. Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Hami Aksoy, rejim ve İran milislerinin saldırılarına ilişkin şu açıklamayı yaptı: “Astana’da imzalanan muhtıra uyarınca Suriye’nin güneybatısındaki Deraa ve Kuneytra vilayetlerinde ilan edilen gerginliği azaltma bölgesinde, Suriye rejiminin sivilleri hedef alan saldırıları sonucunda onlarca masum insan katledilmiştir. Bundan büyük üzüntü ve endişe duyuyoruz. Bu insanlık dışı saldırıları şiddetle lanetleniyoruz. Bu saldırılar sahada şiddetin azaltılması ve krize siyasi bir çözüm bulunması yönünde Astana ve Cenevre’de yürütülen çabaları baltalamaktadır. Saldırıların derhal durdurulması için Astana mutabakatının diğer garantörlerine ve uluslararası topluma çağrıda bulunuyoruz.”

ABD’ye Rağmen Operasyon Başladı

Türkiye, Rusya ve İran’ın Suriye’de oluşturduğu çatışmasızlık bölgeleri arasında güneydeki Dera ve Kuneytra da vardı. Ancak, Rusya, ABD ve Ürdün, 2017’nin yaz mevsiminde Dera ve Kuneytra’yı özel bir anlaşma kapsamına aldı. Bölgede muhaliflere desteğini kesen ABD, Beşar Esad ve İran’ı Dera çevresine operasyona girişmemeleri için uyardı ancak bu uyarı dikkate alınmadı. Suriye ordusu ve İran milisleri 20 Haziran’dan bu yana kara operasyonları yürütüyor. Rejime ait helikopterler ve uçakların saldırılarına Rusya hava kuvvetleri de katılıyor. Dera çevresinde son iki günde gerçekleşen saldırılarda 55 can kaybı var. Bölgedeki insani krizin Halep veya Doğu Guta’ya dönüşme ihtimali olduğunu belirten Birleşmiş Milletler, Dera’da 750 bin kişinin hayatından endişe ettiğini açıkladı.

(Milliyet, 29 Haziran 2018)

 

Çavuşoğlu’ndan AB’ye: Umarım Para Hızlı Aktarılır

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, AB’nin Türkiye’deki Suriyeli sığınmacılar için ikinci 3 milyar euro’luk mali desteğin serbest bırakılmasına karar vermesini değerlendirdi: “Umarım para aktarma hızı bu kez daha hızlı olur.”NTV’nin canlı yayınında soruları yanıtlayan Çavuşoğlu’nun konuşmalarından bir kısım şöyle: Cumhurbaşkanımız için beklediğimiz bir sonuçtu. Cumhurbaşkanımızın ilk turda seçileceğini biliyorduk. AK Parti olarak beklentinin altında kaldık ama birinci olduk. Muhalefetin seçim sonuçlarını kabul etmesi Türkiye’deki demokrasi için önemli.”

Ab’nin Sığınmacılar İçin Yardımı

İlk 3 milyar euro 2016 sonucu olarak aktarılacaktı ancak henüz hepsi gelmedi. Son dönemde hızlandırıldı. 2018 yılı sonuna kadar vermeyi taahhüt ettikleri 3 milyar euronun onayı çıktı. Umarım para aktarma hızı bu kez daha hızlı olur.”Göçü sadece transit ülkelerde durdurmak akılcı değil asıl göçün geldiği ülkelerde durdurulması gerekiyor. Sahara altı ülkelerinden Kuzey Afrika’ya göçmenler geldiği zaman onları durduramazsınız. Ekonomik kalkınma planlarıyla göç durdurulabilir.

‘Avusturya’nın Dönem Başkanı Olduğu Dönemde Olumlu Adımlar Beklemiyoruz’

Avusturya dönem başkanlığı var. Bu dönemde olumlu adımlar atılacağını düşünmüyoruz. Özellikle fasılların açılmasında önemli bir adım beklemiyoruz. vize konusunda 6 kriter düştü. yol haritası konusunda ne yapacağımızı konuşacağız. Gümrük Birliği’nin güncellenmesi var ki, iki tarafın da yararına. Fasıl açılması siyasi konu oldu, bunlar teknik konular değil artık. Avusturya dönem başkanlığı sona erdikten sonra daha olumlu bir sonuç olacağını düşünüyoruz.

Ohal Yorumu: Günlük Hayatı Etkilemiyor

Seçim zamanında da gördük. OHAL günlük hayatı etkilemiyor. OHAL bir seçenek değil bir zaruretti. AB’nin terörle mücadeleyle ilgili talepleri adil değil. Terörle mücadele konusunda AB ülkeleri çok katı adımlar atarken bizden tam tersi adımlar beklemeleri kabul edilemez. AB üyesi ülkeler demokrasi insan hakları gibi konularda dünyaya ders vermeye çalışıyor. Ancak son 5 yılda AB ülkelerinde ırkçılık ve aşırılık önemli bir sorun. Seçim kampanyası ile ilgili Almanya, Avusturya ve Hollanda istemedi. Fransa ise olumlu yaklaştı. Ama bu seçimde AB’de seçim propagandası yapmak istemedik. Suriye’nin güneyinde yaşananlar ihlallerde Rusya’nın, İran’ın, ABD’nin sorumluluğu var.

‘PKK İle İlgili Bir Çalışma Grubu Oluşturacağız’

Bu güne kadar 6 tane devriye görevi icra edildi. Bu faaliyetlerin hepsi hazırlık dönemi içindeki faaliyetler. Dışişleri Bakanlığı olarak biz siyasi boyutunu yürütüyoruz. ABD ile ilişkilerimiz geliştirmek için yol haritası uygulayacağız. ABD müttefik olduğunu göstermeli ve somut adımlar atılmalı. ABD ile iki çalışma grubu daha oluşturduk. Büyükelçilik çalışmalarıyla ilgili bir çalışma grubu oluşturduk. 12 Temmuz’da Ankara’da toplanacak. PKK ile ilgili bir çalışma grubu oluşturacağız ancak bu çalışma grubunun nerede toplanacağı konusunda henüz bir yer belirlenmedi.

‘Silahları Abd Toplayacak’

Silahları YPG’ye ABD verdi, yine ABD toplayacak. Hepsinin toplayamayabileceğini biliyoruz. Bazıları kayıp, PKK ve YPG bunları sattı. Burada Türkiye ve ABD birlikte karar verecek. Zaten bunların kim olduğunu yerel halk da biliyor. Burası yüzde 95 oranında Arap şehri. Güvenlik çalışmalarında da yüzde 95 oranında Araplar yer alacak. burayı istikrara kavuşturacaksa yönetim yerel halka devredilmeli. Oradaki yerel halk kesinlikle YPG’nin ve dışarıdan gelenlerin burada kalmasını istemiyor. PKK’nın amacı nedir bölmek. Dolayısıyla PKK’nın burada yer alması mümkün değil.

Basra ve Musul’a Temsilcilik

(PKK hakkında) Sincar’dan çekildiğini söylüyorlar. Irak şu anda hükümet kurmak için çalışıyor. Basra bölgesinde başkonsolosluğumuzu açıyoruz. Musul’da da başkonsolosluk açmak için hazırlıklarımızı başlattık. Sincar konusunda ne kadar çekildi, çekilmedi emin olmamız lazım. Bizim amacımız PKK ve teröristler neredeyse oraları temizlemektir.

‘Trump, Gerekli Adımları Atacağını Söyledi’

(ABD ile F-35 tarıtşması) Türkiye de bunun çok önemli ortada. “Türkiye’yi çıkarıyorum” demekle olmaz. Siyasi dille değil de hukuki dille konuşulması gerekiyor. Cumhurbaşkanımız telefon görüşmesinde Trump’a söyledi. Trump da gerekli adımı atacağını söyledi. Burada esas karar yönetimindir, Trump yönetimi de bu konuda kararlı. Seçildiği günden bu yana Başkan Trump Türkiye’ye önem veriyor. Bu yol haritalarının ve çalışma gruplarının oluşturulmasında cumhurbaşkanımız ile ikisinin liderliği çok önemli gerçekten. F-35’in tesliminde bir sorun yok. Biz müttefiksek eşit ortağız. Belki siz ekonomik olarak süper güç olabilirsiniz veya savunma sanayinde bizden de ileri olabilirsiniz. Ama Türkiye politikalarını deva ettirebileceğiniz anlamına gelmez. Biz ABD’yi herhangi bir konuda, FETÖ’yü vermediği halde tehdit ediyor muyuz? Tehdit dilini biz de kullanırız. Ama bu iş ilişkilerimizi başka yere götürür. Ama görüyoruz ki liderlerde ilişkileri daha ileri götürme konusunda ortak irade var. Bizim görevimiz de liderlerin aldığı kararların uygulanması için çaba sarf etmektir.

(Sputnik, 29 Haziran 2018)

 

Rus Dışişleri: BM İle Rusya, Türkiye Ve İran, Cenevre’de Suriye’yi Görüşecek

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Verşinin, Rusya, Türkiye ve İran’ın Birleşmiş Milletler (BM) Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura ile Cenevre’de Suriye’yi görüşeceklerini söyledi. Rus basınına konuşan Verşinin, Suriye’deki ateşkesin garantörü Moskova, Ankara ve Tahran ile BM Özel Temsilcisi Staffan de Mistura arasında Cenevre’de Suriye konulu yeni bir görüşmenin planlandığını ifade etti. “Görüşmenin temmuz ortasında olmasını umuyorum” diyen Verşinin, net tarihin henüz belli olmadığını kaydetti. Bu görüşme garantör ülkelerin de Mistura ile bir ay içinde yapacağı ikinci görüşme olacak. Görüşmenin ilki 19 Haziran’da gerçekleştirilmiş ve iki saat sürmüştü. Rusya’nın Soçi kentinde de 30-31 Temmuz’da Astana formatında bir başka Suriye görüşmesi yapılacak.

(Sputnik, 29 Haziran 2018)

 

Edirne’de 148 Kaçak Ve Sığınmacı Yakalandı

Edirne’de yasa dışı yollardan yurt dışına çıkmaya çalışan 148 kaçak ve sığınmacı yakalandı.

Alınan bilgiye göre, İl Jandarma Komutanlığı ekipleri ve 54. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı’na bağlı hudut askerleri, merkeze Bosnaköy, Yenikadın köyleri ile İpsala, Meriç ve Uzunköprü ilçelerinde denetim yaptı. Denetimlerde Suriye, Libya, Filistin, Güney Afrika, Somali, Cezayir, Pakistan, Afganistan, Irak, Bangladeş ve Sri Lanka uyruklu 148 kaçak ve sığınmacı yakalandı. Kaçak ve sığınmacılar, işlemlerinin ardından Edirne Göç İdaresi Müdürlüğü’ne gönderildi.

(HaberTürk, 28 Haziran 2018)

 

Denize Giren 9 Yaşındaki Suriyeli Hibetullah Boğuldu

Hatay’ın Dörtyol ilçesinde, denize giren Suriyeli iki kardeşten 9 yaşındaki Hibetullah Seyid, boğularak yaşamını yitirdi. Dörtyol ilçesindeki balıkçı barınağı yakınlarında, kardeşi Hale Muhammed (10) ile denize giren Hibetullah Seyid, bir süre sonra boğulma tehlikesi geçirdi. Çevredekiler, Suriyeli iki kardeşin denizde çırpındığını görünce suya atladı. Uzun süren uğraşlar sonucunda Hale Muhammed sudan çıkartılırken, Hibetullah Seyid ise gözden kayboldu.

Cansız Bedeni Bulundu

İhbar üzerine olay yerine çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Su altı polislerinin de destek verdiği arama kurtarma çalışmalarında Hibetullah Seyid’in cansız bedeni bulunarak sudan çıkartıldı. Hastaneye kaldırılan Hale Muhammed’in sağlık durumunun iyi olduğu belirtilirken, Hibetullah Seyid cansız bedeni ise otopsi için Adli Tıp Kurumu’na kaldırıldı. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

(Hürriyet, 28 Haziran 2018)