Türkiye’de ve dünyada göç, göçmen ve sığınmacılar konusunda gündemde öne çıkan başlıklar…

 

İç Savaştaki Suriye’den Patates İthal Edildi

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, patates fiyatlarındaki artışa karşı Türkiye’nin Suriye’de operasyon yaptığı bölgeden ürün getirildiğini belirterek, “Bunun sonucu olarak şu anda pazarda patates fiyatlarının 2 lira civarına geldiğini görüyoruz” dedi. Zeybekci, Türkiye ile Avrupa Serbest Ticaret Birliği (EFTA) ülkeleri arasında güncellenen serbest ticaret anlaşmasına ilişkin Bakanlıkta düzenlenen basın toplantısının ardından soruları yanıtladı.

Suriye’den 4 Bin Ton Patates Geldi

Zeybekci, Türkiye’nin Suriye’de operasyon gerçekleştirdiği bölgeden, patateste artan fiyatlara karşı toplam ihtiyacın yüzde 1’ine karşılık gelen yaklaşık 4 bin ton patatesgetirildiğini belirterek, “Bunun sonucu olarak da şu anda pazarda fiyatların 2 lira civarına geldiğini görüyoruz. Gittiğim halk pazarında patatesin fiyatı 2 lira civarında, istediğimiz noktaya geldi. İthalata sıcak bakmıyoruz ama içeride spekülatör ve tefecinin hem üreticiyi hem de tüketiciyi zorlayarak, mağdur ederek atacağı adımlara karşı da kararlı bir şekilde duruşumuz olacaktır” dedi. Nohut üretimine de değinen Zeybekci, üretim miktarının bu yıl yaklaşık yüzde  20 artacağını dile getirdi. Zeybekci, fiyatların ürünün ilk çıktığı Adana, Mersin bölgesinde 2 liraya kadar düştüğünü, çiftçinin korunması adına bununla ilgili de ithalatı engelleyici tedbirler aldıklarını anlattı. Zeybekci, döviz kurundaki gelişmelere ilişkin soruya cevap verirken de Türk lirasının değerinin makroekonomik sonuçlara uyum sağlayacağını, önümüzdeki süreçte liranın değeriyle spekülatif bir şekilde oynanması döneminin biteceğini kaydetti.

ABD ile Vergi Savaşları

EFTA ile yapılan anlaşma sonrası dış ticaretin nasıl gelişim göstereceğine ilişkin soru üzerine Zeybekci, bölgeyle yaklaşık 10 milyar dolarlık dış ticaret hacminin olduğunu, anlaşmayla bunun kapsamının genişletildiğini, hizmetlerin dahil edildiğini ve ürün gruplarının çoğaltıldığını belirterek, mevcut dış ticaret hacminin 2 katına çıkma potansiyeli olduğunu anlattı. Zeybekci, ABD’nin, son dönemde girdiği “ticaret savaşları” sürecine değinerek, bu noktada Türkiye’yi çelikte (yüzde 25) ve alüminyumda (yüzde 15) uygulanan gümrük vergisinin ilgilendirdiğini söyledi. Bu konuda yürütülen temaslar hakkında bilgi veren Zeybekci, “Bu sabah Amerikan ticaret temsilcisi, ‘AB, Türkiye, Hindistan gibi ülkeler, ABD ile iş birliği yapmak yerine, karşı önlem almayı tercih etmişlerdir.’ gibi komik bir açıklama yaptı. Türkiye’ye karşı tedbir ve önlem alan onlar, görüşme taleplerimize rağmen diyaloğa geçmeden uygulamayı başlatan da onlar. Dünya Ticaret Örgütü kapsamında ve uluslararası ticaret hukuku marjında, onların Türk ürünlerine ilave yük olarak getirdikleri gümrük vergisi kadar biz de 21-22 üründe vergi koyduk. Önümüzdeki süreçte ABD tarafından çıkarılabilecek yeni uygulamalara karşı ülkemizin menfaatlerini korumaya hazırız” dedi. Zeybekci, ABD’nin, müttefiklerinden İran’dan yaptıkları petrol ithalatını kasım ayına kadar durdurmalarını istediğinin hatırlatılması üzerine de “ABD Dış Ticaret Bakanlığının aldığı kararlar bizi bağlamaz. Biz Türkiye’nin menfaatleri dışında hiçbir menfaati tanımayız. Orada Birleşmiş Milletler’in almış olduğu kararlar, yaptırımlar varsa bizi bağlar. Onun dışında sadece kendi menfaatimize bakarız. Dost ve kardeş ülke İran’ın da bu konularla ilgili haksızlığa uğramamasına, mağdur edilmemesine de özen göstermeye çalışırız” ifadelerini kullandı.

(Haber3Hilal, 28 Haziran 2018)

 

Göç Krizi AB’nin Sonunu Mu Getirecek?

Avrupa Birliği karşıtları AB’nin sıkıntılı günler yaşamasından memnun olabilir ama bugün Brüksel’deki AB liderler zirvesi öncesinde Avrupa Birliği yanlıları da AB’nin geleceğine dair endişelerini dile getirmeye başladı. AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker “AB içindeki kırılganlık artıyor. Çatlakların boyu büyüyor” diyor. Son haftalarda yeni İtalyan hükümetinin Akdeniz’de göçmenleri taşıyan bir sivil toplum kuruluşu gemisini ülkeye kabul etmemesi dikkatleri üzerine geçse de Juncker haklı: AB’deki yarıklar daha derin ve daha geniş. Göç meselesi kıtanın güneyi ile kuzeyini karşı karşıya getiriyor. İtalya ve Yunanistan, kıtaya gelen göçmenlere karşı yalnız bırakılmaktan şikayetçi. Kuzeydeki ülkeler ise onları denizlerde yeterli devriye faaliyeti yürütmemek ve göçmenlerin karadan kuzey ülkelerine gitmesine izin vermekle suçluyor. Göç sadece kuzey güney ekseninde değil, doğu batı ekseninde de gerilime yol açıyor. Orta ve Doğu Avrupalı yeni üyeler İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Batı Avrupa’daki “hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için” fikrine hiçbir zaman katılmadı. AB içi dayanışma veya sorumluluk alma gerektiğinde bu üyeler bunlara karşı çıkıyor. İtalya ve Almanya göçmenleri kotalarla AB üyelerine dağıtmak istediğinde buna sert bir şekilde karşı çıkmışlardı.

Merkel’i Bekleyen Önemli Kararlar

Avrupa’ya yasadışı yollarla gelen göçmenlerin sayısı azalmış olsa da seçmenlerin bu konudaki toleransı da azaldı. AB’nin farklı ülkelerinde göç karşıtı politikacıların güçlenmesi, Macaristan’daki Victor Orban veya Avusturya’daki Sebastian Kurz gibi göç karşıtlarına cesaret veriyor. Kurz Pazar günü altı aylık AB dönem başkanlığı koltuğuna oturacak ve göçü öncelikli konuları arasına alacak. “Göçmenleri dışarda tutmak” Avusturya’nın temel hedefi. Avrupa’nın en güçlü lideri Angela Merkel Perşembe günü Brüksel’de bu yükü beraber üstlenme konusunda bastırarak bir sonuç almayı umsa da tek amacı göçmenleri uzak tutmak olan AB liderlerinin sayısı artıyor. Bu da meseleyi göçün tahrik ettiği diğer bölünmelere getiriyor: Hem ulusal hükümetler içi hem de ülkeler arası. Almanya bunun en dramatik örneği. Angela Merkel açık kapı politikası nedeniyle ülkesinde zayıfladı. Eskiden yenilmez olarak görülen Merkel artık içişleri bakanından kesin uyarı alıyor. İçişleri Bakanı Horst Seehofer “Brüksel’deki toplantının sonunda Avrupa’daki yasa dışı göçmenlerin Almanya’ya akmasını engelleyecek, kıta çapında ve uygulanabilir bir plan hakkında uzlaşı sağlaman lazım. Yoksa ben tek taraflı olarak Almanya’nın sınırlarını kapatacağım” diyerek Merkel’i tehdit etti.

Avusturya hükümeti de aynı yolda ilerlemeye kararlı olduklarını söyledi. Bu durum, Avrupa’nın en önemli siyasi ve politik projesi olan ve AB içindeki sınırları açan Schengen anlaşması üzerinde bir domino etkisi yaratacak bir depreme yol açabilir. Bu hem Brüksel, hem de AB’nin ihracat kralı Almanya için bir kâbus. Fakat henüz işler o aşamaya gelmedi.

Göçmen Merkezlerini AB Dışına İtmek

Perşembe günü bir araya gelecek liderler tam bir AB tarzıyla kendilerini bölen konulardansa bir araya getiren konulara odaklanacak. Göç konusunda Frontex sınır birliklerini güçlendirme konusunda uzlaşmaları kolay. Ayrıca göçmen merkezlerinin AB dışındaki ülkelere kurulması ve buraya başvuran kişilerden ekonomik göçmen statüsüne girenlerin tespit edilerek geri çevrilmesi, sığınma hakkı verilecek mültecilerinse yasal ve güvenli yollardan kıtaya ulaştırılması konusunda büyüyen bir oydaşma var. Fakat bu fikirleri ortaya atmak, uygulamaya geçirmekten daha kolay. Bunun için AB’nin binlerce kilometre uzunluğundaki güney deniz sınırında devreye gezecek çok sayıda birlik lazım. Afrika ve Çad gibi ülkelerden topraklarında göç merkezi kurmak için izin almak gerek. Bu yüzden bu uzak gözüken bir hedef.

‘Zaman Azalıyor’

Bu sırada Avrupa’ya varan göçmenlere ne yapılacağına dair bir uzlaşı da sağlanmış değil. Bu da bizi Schengen’e yönelik tehdide geri getiriyor. Konuştuğum karamsar Alman hükümet kaynakları, Avrupa hükümetlerinin milliyetçileşmeleri nedeniyle Schengen Anlaşması’nın sürmesine 10 üzerinden 3 ihtimal veriyor ve ekliyor: “Eğer Schengen çökerse bu AB’nin sonunun başlangıcı olur.” Bu siyasi göç krizi nedeniyle AB’nin veya Merkel hükümetinin çöküşünden bahsetmek için erken. Fakat AB zirvesine liderlik edecek Donald Tusk, “Risk büyük, süre kısa” diyor.

(BBC News Türkçe, 28 Haziran 2018)

 

Merkel: Göç Sorunu AB İçin Ölüm Kalım Meselesidir

Almanya Başbakanı Angela Merkel mülteci sorununun Avrupa Birliği’nin varoluşsal sorunlarından biri olduğunu belirtti. Brüksel’de gerçekleşecek Avrupa Birliği (AB) Liderler Zirvesi öncesinde Almanya Parlametosu’nda konuşan Merkel ‘mülteci krizine’ ilişkin açıklamalarda bulundu. Merkel, Afrika’dan gelen kaçak göçmen akımını kontrol altına alabilmek için Türkiye ile olduğu gibi Afrika devletleriyle de anlaşma yapılması gerektiğini belirti. Ayrıca Alman Şansölye 2015’te ülkesinin kapılarını göçmenlere açarak tek taraflı bir karar almadıklarını ve bunu aynı zamanda Avusturya ile Macaristan’ın yükün hafifletmek için yaptıklarını vurguladı. Avrupa’da patlak veren ‘göçmen sorunu’ Almanya’nın iç siyasetinde de krize sebep oldu. Merkel’in lideri olduğu Hristiyan Demokrat Birlik Partisi göçmen kriziyle ilgili AB düzeyinde çözüm bulunması gerektiğini düşünürken, koalisyon ortaklarından CSU lideri Seehofer daha önce başka bir AB ülkesine iltica başvurusu yapanların Almanya’ya gelmesini önlemek, bunu da gerekirse federal polis teşkilatının müdahalesiyle yapmak istiyor. Merkel’e sorunu AB düzeyinde çözmesi için haziran sonuna kadar süre tanıyan Seehofer, aksi takdirde zorlukla kurulan üç aylık koalisyonu sonlandırmakla tehdit etti. Bu nedenle Merkel, son dönemde birçok AB lideriyle bir araya gelmişti. AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker de Alman Şansölye’nin isteği üzerine birçok AB ülkesinin katılımıyla Brüksel’de 24 Haziran’da “mini zirve” gerçekleşmişti. Siyasi gözlemciler, CDU ve CSU arasında yaşanan bu krizin koalisyonun geleceğini etkileyeceğini ifade ediyor.

(Euronews, 28 Haziran 2018)

 

Mozloyev: AB, Türkiye’yi Sığınmacı Sorunuyla Baş Başa Bırakmak İstiyor

Rusya Dışişleri Bakanlığı Diplomasi Akademisi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Arslambek Mozloyev, AB’nin sığınmacı sorununun çözümü konusunda Türkiye’ye yardım etmek için aceleci davranmadığını ve Ankara’yı bu sorunla baş başa bırakmak istediğini söyledi. Rossiya Segodnya Uluslararası Haber Ajansı’nda düzenlenen yuvarlak masa toplantısında konuşan Mozloyev, “Sığınmacılar konusunda iki yaklaşım üzerinde durulabilir. Evlerini terk ederek başka ülkelerde yaşamak zorunda kalan sığınmacıların durumu trajedi olarak görülebilir. İkinci yaklaşımda da sığınmacılar, kendilerini kabul eden ülke için sosyal bir sorun teşkil edebilir. Türkiye bugün iki durumla da karşı karşıya. Zira Türkiye, toprakları üzerinden geçen sığınmacıları reddedemezdi ve bu konuda AB’nin yardımına güvendi. Ancak AB, aceleci davranmıyor ve Türkiye’yi bu sorunla baş başa bırakmaya çalışıyor” ifadelerini kullandı.

‘Türk-Rus İşbirliği Sorunun Çözümü İçin Önem Taşıyor’

Mozloyev, Suriye krizinin çözümüne yönelik Türk-Rus işbirliğinin sığınmacı konusu bakımından taşıdığı öneme de vurgu yaptı. “Türkiye, Rusya’nın krizin çözümüne dahil olmasıyla sadece Moskova ile yapılacak olası anlaşmaların sığınmacı sorunun çözümüne katkı sunabileceğini gördü. Rusya’nın Suriye hükümetinin yanında yer alması, krizin sona ermesine ve sığınmacıların evlerine dönmesine olanak sağlıyor” diye devam eden Mozloyev, Türkiye’nin bu çerçevede son dönemde özellikle Rusya’ya güvenini artırdığının ve Suriye de dahil ortak operasyonlar düzenlediğini ifade etti.

(Sputnik, 28 Haziran 2018)

 

Malta, AB Anlaşmasından Sonra Göçmen Gemisinin Yanaşmasına İzin Veriyor

230 göçmen ile beş gün boyunca mahsur kalan yardım gemisine, Malta adasında demir atma izni verildi. Malta Başkanı, kendisi ile beraber diğer yedi ülkenin ve AB ülkelerinin gemideki payını kabul etmesinin ardından, mülteci gemisi Lifeline’ın çarşambaya kadar varacağını söyledi. Joseph Muscat, gerçek sığınmacıların kalmasına izin verileceğini de sözlerine ekledi. İtalya’nın yeni hükümeti, Akdeniz’deki hayır kurumları tarafından işletilen gemileri kurtarmak için limanlarını kapattı. Lifeline ile ilgili anlaşmazlık, geçen hafta 630 göçmenin, İtalya ve Malta tarafından engellenmesinin ardından İspanya’nın Valencia limanına götürüldüğü Aquarius’u çevreleyen yankıları yansıtıyor. Muscat, çarşamba günü şunları söyledi: “Geminin bu akşam kıyılarımıza ulaşacağına inanıyorum.” İtalya, Lüksemburg, Hollanda, Portekiz, İrlanda, Belçika ve Fransa’nın da bazı göçmenleri kabul ettiğini sözlerine ekledi. Gemi şu anda Malta’nın doğu sahilinde bulunmakta. Salı gecesi, STK kurulu, Lifeline’ın Malta topraklarına girilmesine izin verilmediğini söylemişti. Çarşamba günü erken saatlerde, kötü hava koşullarından korunmak için Malta sularına girilmesine izin verildiğini tweetledi. İtalyan İçişleri Bakanı Matteo Salvini, BBC’ye yasadışı göçmenlerin yolculuk yaparak hayatlarını riske attığını söyledi. Pazartesi gecesi Lifeline’dan Malta’ya hasta bir yolcu tahliye edildi. Alman yardım kuruluşu Mission Lifeline, gemideki göçmenler için koşulların kötüleştiğini söyledi. Bu arada, Danimarkalı bir konteynır gemisinden İtalya’da 108 göçmen karaya çıkarıldı.

(BBC News, 27 Haziran 2018)

 

Miley Cyrus Göçmen Çocuklar İçin Facebook Sayfasından Yardım Topluyor

Şarkıcı sosyal ağı çocuklar için yeni bir ihtiyaç olarak kullanıyor. Miley Cyrus, Facebook takipçilerini, ailelerinden ayrılmış göçmen çocuklara bağış yapmak için seferber ediyor. Pop şarkıcısı, sosyal ağın kamuya ve işletmelere doğrudan yayınlamasına izin veren yeni özelliği KIND (Kids in Need of Defense – Savunma İhtiyacı Olan Çocuklar) ile bağış topladı. Sayfa güncellemesi, Facebook’un yeni bağış toplama özelliğinden biridir, kullanıcıları “Bağış” düğmesine tıkladıklarında, kâr amacı gütmeyen kuruluşlara düzenli olarak aylık katkılar sağlamalarına olanak sağlar. Facebook, Trump yönetiminin “sıfır tolerans” politikasının bir parçası olarak ABD/Meksika sınırında ayrılan ailelerden yararlanan sosyal ağ üzerinde bir viral para toplayıcı olarak katkı sağlıyor. Facebook tarihinin en başarılı hareketi olan bu girişim, başlangıç hedefini 1.500$ olarak belirledi ve ayrılmış ailelere hukuki hizmetler sunan Texas mülteci yardım kuruluşu RAICES için 30’dan fazla ülkeden 20milyon doların üzerinde para toplamaya başladı.

(Rolling Stone, 27 Haziran 2018)

 

Suriye Saldırıları Mültecileri İsrail Sınırına Doğru İtti

Suriye ve Ürdün askeri yetkilileri ve analistler, güney Suriye’de giderek artan istikrarsızlığın ve Ürdün’ün Suriyeli mültecilerin girişini reddetme çabalarının bir sonucu olarak, Suriyeli mültecilerin İsrail sınırına doğru yöneldiğini söyledi. Bunun yanı sıra, Başbakan Ömer Razzaz, Dışişleri Bakanı Ayman Safadi ve hükümet sözcüsü Jumana Gneimat, nakit sıkıntısı çeken Ürdün’ün ülkeye giren daha fazla mülteciyi tolere etmeyeceğini söyledi. Dera Valiliği Çalışma Merkezi Başkanı Musa Zoubi, Arab News’e yaptığı açıklamada Esad güçlerinin İran milisleri ve Rus hava desteği ile birlikte güney Suriye’deki Luja, Baser Al-Harri ve Nahta bölgelerine saldırdığını söyledi. Zoubi, saldırıların, Rusya’nın bağımsız bir karar sürecine sahip olduğunu ve ABD Dışişleri Bakanlığı’nın sözlerinin, söz konusu durumla ilgili hiçbir dayanağı olmadığını kanıtladığını konuşmasına ekledi. Suriye Devrim Ordusu’nda askeri bir lider olan Abu Baker Al-Hassan, Arap Haber Ajansı’na verdiği demeçte, Golan Tepeleri’nin doğusundaki bölgenin İsrail etkisi altında olacağını işaret etti. İsrail, savaşçıların kendilerini savunmasına yardımcı olmak için silah ve mühimmat yolladığını ve İsrail’in Suriye’de şiddet içermeyen bir bölge yaratmaya çalıştığını dile getirdi. Diğer taraftan, emekli Tümgeneral Maamon Abu Nawwar, insani durumlarına rağmen Ürdün’ün mültecileri reddetmesinin doğru bir karar olduğunu söyledi. “Kalplerimiz Suriye’deki diğer komşularımız ve akrabalarımızla beraberken, Güney Suriye’deki durum Ürdün gibi bir ülkeye daha fazla mülteci kabul ettirebilecek kadar iyi değil, Ürdün, mültecilerin girmesine izin verirse, hem ekonomik hem de güvenlik açısından tehdit altında olacaktır” dedi.

(Arab News, 28 Haziran 2018)

 

Fransa’nın 2017’de Ülkeye Kabul Etmediği Sığınmacı Sayısı Bir Önceki Yıla Göre Yüzde 34 Arttı

Sığınmacı ve insani yardım faaliyeti yürüten Cimade Derneğinin raporuna göre Fransa’da 2016’da 63 bin 845 olan ülkeye kabul edilmeyen sığınmacı sayısı, 2017’de yüzde 34 artarak 85 bin 408 kişiye çıktı. Fransa’da ülkeye kabul edilmeyen sığınmacı sayısı, bir önceki yıla göre 2017’de yüzde 34 artarak 85 bin 408 kişiye yükseldi. Sığınmacı ve insani yardım üzerine faaliyet yürüten Cimade Derneği, Fransa’nın kabul etmediği sığınmacı sayısına ilişkin resmi verilere dayandırdığı raporunu açıkladı. Raporda, 2017’de 85 bin 408 sığınmacının Fransa’ya kabul edilmediği, bu sayının bir önceki yıla göre yüzde 34 oranında arttığı vurgulandı. 2016’da 63 bin 845 sığınmacı Fransa’ya alınmazken, 2015’te bu sayı 15 bin 849 kişi olmuştu. Raporda, Fransa’nın geçen yıl en fazla İtalya sınırından gelen 44 bin 433 sığınmacıyı kabul etmediği ifade edildi. Başkent Paris’te 13 Kasım 2015’te yaşanan ve 130 kişinin hayatını kaybettiği terör eylemlerinin ardından başlatılan sıkı sınır güvenliği uygulamalarının terör şüphelilerine değil sığınmacılara yönelik kontrolleri arttırdığına dikkatin çekildiği raporda, en çok Sudan, Gine ve Faslı sığınmacıların reddedildiği belirtildi. Paris Belediye Başkanı Anne Hidalgo ve pek çok sivil toplum örgütü, hükümeti sığınmacılara yönelik tavrından dolayı eleştiriyor. Ülkedeki sığınmacıların kötü muameleye uğraması, ilkel kamplardan tahliye edilenlerin geçici kamplara yerleştirilmesi ve buradan kısa süre sonra salıverilmesi de tepkilere neden oluyor. Ülkede 2015’teki terör saldırılarından sonra ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) uygulaması 1 Kasım’da kaldırılmıştı. OHAL’in sona ermesiyle terörle mücadele kanununda yapılan bazı değişikliklerle OHAL’in kapsadığı bazı düzenlemeler kalıcı hale getirilmişti.

(Anadolu Ajansı, 27 Haziran 2018)

 

Göçmen Politikası Mahkemelik

ABD’de Başkan Donald Trump’ın göçmenlere karşı tartışmalı “sıfır tolerans” politikasına yönelik eleştiriler artarken, konuyla ilgili yeni bir hukuki adım atıldı. ABD’de 17 eyalet, ülkeye yasa dışı yollardan giren göçmenlerin çocuklarını ailelerinden ayıran tartışmalı göçmen politikası nedeniyle Trump yönetimine dava açtı. New York, California ve Washington başta olmak üzere 17 eyalette başsavcılar, Başkan Donald Trump’ın “yasa dışı ve acımasız” göçmen politikası nedeniyle ABD yönetimini mahkemeye verdi. Seattle Bölge Mahkemesine sunulan 128 sayfalık dava dosyasında, Trump’ın göçmen politikasının ABD Anayasası’ndaki eşit hak, federal iltica ve statü haklarını ihlal ettiği savunuldu. New York Başsavcısı Barbara Underwood, yazılı bir açıklama yaparak, “Çocukları ebeveynlerinden ayırmak insanlık dışı, vicdansızca ve yasa dışıdır. Biz de bunu durdurmak için dava açıyoruz. Trump yönetimi çocukları ebeveynlerinden ayırarak ve onları yüzlerce kilometre uzağa göndererek bu çocuklarda çok büyük bir travmaya neden oldu. Bizim ülkemiz bu değil. Trump yönetiminin anayasayı ve haklarımızı baltalamasına seyirci kalmayacağız” ifadelerini kullandı. Öte yandan ABD’nin California eyaletinde mahkeme ABD Başkanı Trump’ın kararıyla göçmenlik merkezlerinde alıkonulan mülteci çocukların en geç 30 gün içinde ailelerine iade edilmesine karar verdi. ABD Federal Bölge Mahkemesi Yargıcı Dana Sabraw, Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği’nin iki çocuk adına Trump yönetimine açtığı davada, çocukların ailelerine iade edilmesine hükmetti. Sabraw, kararın benzer vakalara emsal oluşturması için ulusal tebligat yayımladı. Tebligatta çocukların velilerine iade edilmesi talep edildi.

Seyahat Yasağı Sokaklara Döktü

ABD Anayasa Mahkemesi’nin, ABD Başkanı Donald Trump’ın güvenlik gerekçesiyle 5’i Müslüman 7 ülkeye seyahat yasağı getirme kararını onaylaması New York’ta düzenlenen geniş katılımlı gösteri ile protesto edildi. Müslüman toplumu ve onlara destek veren gruplardan oluşan protestocular, ellerinde taşıdıkları “Yasaklara Hayır!”, “Beyaz Saray’da Nazilere Hayır” yazılı pankartlar ve “Hepimiz müslümanız”, “Bu sokaklar kimin? Bu sokaklar bizim” sloganlarıyla Trump hükümetine ve göçmen politikalarına tepki gösterdi. ABD Yüksek Mahkemesi, Trump’ın aralarında müslüman bazı ülkelerin de olduğu 7 ülkeyi hedef alan seyahat yasağını, 5’e karşı 4 oyla onaylayarak Amerikan Anayasası’na uygun bulduğunu açıklamıştı. Kararın ardından Trump da sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Anayasa Mahkemesi Trump seyahat yasağını uygun buldu. Wow!” ifadelerini kullanmıştı.

(Milliyet, 28 Haziran 2018)

 

İtalya’dan ‘Türkiye’ Blokajı

İtalya, Avrupa Birliği’nin Suriyeli mülteciler için Türkiye’ye aktarmayı planladığı ikinci 3 milyar Euro’luk kaynağı bloke etmeyi sürdürüyor. Afrika çıkışlı kural dışı göçün en fazla etkilediği AB ülkesi olan İtalya, bu göç yolunun yoğunluğunun azaltılmasını garanti altına almak için Türkiye’ye yönelik kaynağı pazarlık unsuru olarak kullanıyor. Hürriyet’in iki hafta önce duyurduğu engelin aşılması için diğer AB ülkelerinin şu ana kadarki girişimleri sonuçsuz kaldı. İtalya’nın tavrı doğrudan Türkiye’yi hedef almasa da 28-29 Haziran’da Brüksel’de yapılacak AB Zirvesi’nde bu kaynağın serbest bırakılmaması bazı pratik aksamalara neden olabilir. İtalya benzer bir yaklaşımı 2016’da ilk 3 milyar Euro tutarındaki kaynak için de izlemişti. Blokaj, yaklaşık bir ay süren ikna çalışmaları sonucunda aşılmıştı. AB yetkilileri, Birlik bütçesi ve üye ülkelerin ulusal bütçelerinden karşılanan 3 milyar Euro’luk ikinci paketin, ilk paket gibi, Türkiye için değil Türkiye’deki Suriyeliler için olduğunun altını çiziyor. Brüksel, bu kaynağın ihtiyacı olan Suriyeliler için gerekli ve bir bakıma AB’nin kredi bilitesiyle ilgili bir konu olduğu tezini her platformda işliyor. İkinci dilim 3 milyar Euro’luk kaynağın durumuna ilişkin açıklamalarda bulunan üst düzey bir AB yetkilisi, “Türkiye ile işbirliğini arttırmak için umarım AB’nin Türkiye’deki Suriyeli sığınmacılar için taahhüt ettiği ikinci 3 milyar Euro’luk mali desteğin serbest bırakılması konusunda anlaşma sağlarız” demekle yetindi. İtalya’nın şu ana kadar blokajını sürdürdüğünü teyit eden yetkili, görüşmelerin devam ettiğini söyledi. İtalya, blokajı kaldırmak için, Akdeniz’den göç akınıyla bağlantılı olan Afrika Fonu’nun takviye edilmesine yönelik talebinin yerine getirilmesini istiyor. İtalya geleneksel olarak Türkiye’nin AB sürecindeki en önemli destekçileri arasında yer alıyor. Yeni hükümetle birlikte ise bu konuda soru işaretleri oluşmaya başladı. Özellikle İçişleri Bakanı Matteo Salvini’nin tam bir ‘Türkiye karşıtı’ olması olası bir sapma endişesini artırıyor. Diplomatik kaynaklar, Roma’nın iki yıl önce ilk mali pakete ilişkin duruşunun doğrudan Türkiye’ye yönelik bir hamle olmadığına ve aşılmasının ‘çok zor olmadığına’, şimdi de ana hedef Türkiye olmamakla birlikte iç politik dengeler nedeniyle daha zorlu bir durumun söz konusu olduğuna dikkat çekiyor. Ankara ise İtalya’nın pakete ilişkin yaklaşımına, ‘AB’nin kendi içinde çözmek zorunda olduğu bir sorun’ gözüyle bakıyor.

(Hürriyet, 27 Haziran 2018)

 

Irak’ta 3,8 Milyon İç Göçmen Evlerine Döndü

Uluslararası Göç Örgütü, DAEŞ’in terör dalgasıyla evlerinden olan insanların sayısının üçte ikiye düştüğünü açıkladı. Irak’ta terör örgütü DEAŞ saldırıları nedeniyle yerlerinden olan 5,8 milyon iç göçmenden yaklaşık üçte ikisinin evlerine döndüğü bildirildi. Uluslararası Göç Örgütü’nün (İOM) raporuna göre, Irak’ta iç göçmenlerin sayısı 5,8 milyondan 2 milyona geriledi. Raporda, Musul’un 1,4 milyon göçmenle en çok dönüş yaşanan vilayet olduğu belirtildi. Musul’u 1,2 milyon göçmenle Enbar, 534 bin göçmenle Salahaddin takip etti. Bu yıl 590 bin kişinin evlerine geri döndüğü aktarılan raporda,  bununla birlikte bazı önemli engeller nedeniyle dönüşlerin hızında düşüş olduğuna işaret edildi. Rapora göre, dönüşlerin yaşandığı bölgelerdeki büyük yıkım, bunun yol açtığı barınma sorunu, güvenlik sıkıntıları ve iş imkânlarının azlığı bu engellerin başında geliyor. Uluslararası Göç Örgütü, dönüş bölgelerinde halkın entegrasyonuna yardımcı olacak projelerin Irak hükümetiyle iş birliği halinde gerçekleştirileceğini bildirdi. Alt yapı çalışmaları, yaşam koşullarının desteklenmesi ve temel hizmetlere ulaşım imkânlarının sağlanması yürütülecek projeler arasında yer alıyor. Irak hükümeti DEAŞ’ın yol açtığı büyük tahribatın imarı için 88 milyar dolara ihtiyaç duyulduğunu bildirmişti. Terör örgütü DEAŞ, Haziran 2014’te Irak’ın üçte birine tekabül eden  Musul, Enbar ve Salahaddin vilayetleriyle Diyala ve Kerkük’ün bir kısmını ele  geçirmişti. Irak Başbakanı Haydar el-İbadi, bilançosu çok ağır olan askeri operasyonlar sonucu 18 Aralık 2017’de DEAŞ’ın ülkedeki varlığının ortadan kaldırıldığını duyurmuştu.

(Milliyet, 27 Haziran 2018)

 

Ürdün Başbakanı Rezzaz: Daha Fazla Suriyeli Mülteci Kabul Edemeyiz

Ürdün Başbakanı Ömer el Rezzaz hiçbir şartla ülkeye yeni Suriyeli mülteci alınmayacağını söyledi. Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen Safadi de Suriye sınırlarının kapalı kalacağını aktardı. Safadi Suriye’nin güneyinden sınırlarına mülteci akışı olmadığını belirtti. Göreve geçen ay başlayan Ürdün Başbakanı Rezzaz düzenlediği basın toplantısında “Ürdün kapasitesinin üzerinde mülteci kabul etti. Daha fazla sığınmacı alamaz” dedi. Yetkililerini ülkenin güvenliğini ve istikrarını korumak için gerekli bütün önlemleri aldığını vurgulayan Rezzaz, sorunun ortadan kalkması için Suriye krizinin çözümünün önemini vurgulayarak “Siyasi çözüm istiyoruz” ifadelerini kullandı. Ürdün hükümetinin verilerine göre Suriye’deki ülkede 1.3 milyon Suriyeli mülteci bulunuyor.  BM rakamlarına göre ise ülkede kayıtlı Suriyeli mülteci sayısı 650.000. Birleşmiş Milletler, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a bağlı güçlerin geçen hafta ülkenin güneyindeki Dera bölgesinde bulunan El Kaide bağlantılı Hayat Tahrir el Şam ve ÖSO gruplarına karşı başlattığı saldırı nedeniyle 45.000 Suriyelinin yerinden edildiğini ve Ürdün’e doğru yola çıktıklarını duyurmuştu.

Safadi: Sınırlarımız Kapalı Kalacak

Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen Safadi de mültecilerin bakımının sorumluluğunun Birleşmiş Milletler’de olduğunu söyledi. Twitter’dan açıklama yapan Safadi “Sınırlarımız kapalı kalacak. BM onların (mültecilerin) ihtiyaçlarını kendi ülkeleri içinde sağlayabilir” dedi. ​Ellerinden geldiği kadar mültecilere yardım ettiklerini ancak ülkesinin çıkarlarını ve güvenliğini de dikkate aldıklarını kaydeden Safadi, Suriye’nin güneyindeki çatışmalar nedeniyle yerinden edilen Suriyelilerin henüz Ürdün sınırlarına varmadığını da belirtti.

(Sputnik Türkiye, 27 Haziran 2018)

 

Fransa’da 85 Bin Sığınmacıya Red!

Sığınmacı ve insani yardım faaliyeti yürüten Cimade Derneğinin raporuna göre Fransa’da 2016’da 63 bin 845 olan ülkeye kabul edilmeyen sığınmacı sayısı, 2017’de yüzde 34 artarak 85 bin 408 kişiye çıktı. Fransa’da ülkeye kabul edilmeyen sığınmacı sayısı, bir önceki yıla göre 2017’de yüzde 34 artarak 85 bin 408 kişiye yükseldi. Sığınmacı ve insani yardım üzerine faaliyet yürüten Cimade Derneği, Fransa’nın kabul etmediği sığınmacı sayısına ilişkin resmi verilere dayandırdığı raporunu açıkladı. Raporda, 2017’de 85 bin 408 sığınmacının Fransa’ya kabul edilmediği, bu sayının bir önceki yıla göre yüzde 34 oranında arttığı vurgulandı. 2016’da 63 bin 845 sığınmacı Fransa’ya alınmazken, 2015’te bu sayı 15 bin 849 kişi olmuştu. Raporda, Fransa’nın geçen yıl en fazla İtalya sınırından gelen 44 bin 433 sığınmacıyı kabul etmediği ifade edildi. Başkent Paris’te 13 Kasım 2015’te yaşanan ve 130 kişinin hayatını kaybettiği terör eylemlerinin ardından başlatılan sıkı sınır güvenliği uygulamalarının terör şüphelilerine değil sığınmacılara yönelik kontrolleri arttırdığına dikkatin çekildiği raporda, en çok Sudan, Gine ve Faslı sığınmacıların reddedildiği belirtildi. Paris Belediye Başkanı Anne Hidalgo ve pek çok sivil toplum örgütü, hükümeti sığınmacılara yönelik tavrından dolayı eleştiriyor. Ülkedeki sığınmacıların kötü muameleye uğraması, ilkel kamplardan tahliye edilenlerin geçici kamplara yerleştirilmesi ve buradan kısa süre sonra salıverilmesi de tepkilere neden oluyor. Ülkede 2015’teki terör saldırılarından sonra ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) uygulaması 1 Kasım’da kaldırılmıştı. OHAL’in sona ermesiyle terörle mücadele kanununda yapılan bazı değişikliklerle OHAL’in kapsadığı bazı düzenlemeler kalıcı hale getirilmişti.

(Haber Türk, 27 Haziran 2018)

 

Ürdün ve Lübnan Daha Fazla Mülteci İstemiyor

Ürdün Başbakanı Ömer el Rezzaz, hiçbir şartla ülkelerine daha fazla Suriyeli mülteciyi kabul edemeyeceklerini dile getirdi. Göreve geçen ay başlayan Rezzaz, Ürdün’ün kapasitesinin üzerinde mülteci kabul ettiğini belirterek, Suriye krizine ilişkin “siyasi çözüm”den yana olduklarının altını çizdi. Ürdün’ün kendi verilerine göre, ülkede 1.3 milyon Suriyeli mülteci bulunuyor. BM, Suriye’den Ürdün’e yeni göç dalgası başladığını duyurmuştu. Öte yandan Lübnan Cumhur- başkanı Mişel Aun da, Suriye krizine çözüm bulunmasında ısrarcı olduklarını vurgulayarak, uluslararası topluma mültecilerin dönmelerinde yardımcı olmaları çağrısında bulundu.

(Milliyet, 28 Haziran 2018)

 

6 Günlük Kriz Sonlandı: Malta, Akdeniz’de Mahsur Kalan Yardım Gemisinin Yanaşmasına İzin Verdi

Taşıdığı 200’den fazla Afrikalı sığınmacı ile Akdeniz’de 6 gün boyunca mahsur kalan ‘Lifeline’ adlı yardım gemisine sonunda izin çıktı. Malta Başbakanı Muscat, geminin ülkeye yanaşmasına izin verildiğini ve gemideki sığınmacıların 8 Avrupa Birliği (AB) ülkesi arasında paylaştırılacağını söyledi. AB’nin son haftalarda denizde kurtarılan göçmenlerin kaderi konusunda yaşadığı ikinci kördüğüm çözüldü. İtalya ve Malta’nın kıyılarına yanaşmasına 6 gündür izin vermediği ‘Lifeline Mission’ adlı yardım gemisine Malta’dan ‘yeşil ışık’ geldi.

Sığınmacılar 8 AB Ülkesi Arasında Paylaştırılacak

Malta Başbakanı Joseph Muscat, 6 gündür taşıdığı 239 Afrikalı göçmen ile birlikte Akdeniz’de mahsur kalan ve Alman sivil toplum örgütü ‘Lifeline Mission’ tarafından yönetilen yardım gemisinin, Malta’ya demirlemesine izin verileceğini duyurdu.

Muscat gemideki sığınmacıların 8 Avrupa Birliği (AB) ülkesi arasında paylaştırılacağını söyledi. Güvenlik incelemelerinden sonra uygun bulunan sığınmacıların Fransa, İtalya, Lüksemburg, Portekiz, İrlanda, Hollanda, Belçika ve Malta arasında paylaştırılacağı açıklandı. Ancak bu ülkelerin her birinin kaç sığınmacı alacağı belirtilmedi. Göçmenlerin gelişi konusunda iktidardaki koalisyon içinde çok büyük gerilimlerin yaşandığı Almanya’nın bu ülkeler arasında yer almaması dikkat çekti. Muscat, Libya açıklarında denizden kurtarılan sığınmacıların siyasi mülteci olmak için uygun olup olmadıklarının kontrol edileceğini, ekonomik göçmen oldukları tespit edilenlerin ülkelerine geri gönderilebileceklerini belirtti. Kurtarma işleminin Libya karasularında olması nedeniyle Malta’nın bu konuda bir yasal yükümlülüğü olmadığını da söyleyen Muscat ancak ‘durumun bir insani kriz boyutuna varmasından önce harekete geçmek istediklerini’ söyledi. Gemideki bazı sığınmacıların sağlık durumunun giderek kötüleştiği gemiyi takip eden isimlerce belirtiliyordu.

Gemiye Geçici Olarak El Konulacak, Mürettebata Soruşturma Açılacak

Muscat geminin demirleyeceği limanın belirlenmesinin ardından gemiye geçici olarak el konulacağını ve mürettebata ‘yasa dışı olarak çalışma’ suçundan soruşturma açılacağını da belirtti. Muscat yardım gemisi görevlilerinin İtalyan yetkililerin uyarılarına rağmen sığınmacıları Libyalı yetkililerin kurtarmasına izin vermediğini söyledi. Lifeline örgütü ise sığınmacıların Libyalı yetkililere teslim edilmesinin uluslararası hukuku ihlal edeceğini çünkü Kuzey Afrika ülkesinin bu kişiler için güvenli olmadığını savunuyordu. Bu aybaşında İtalya ve Malta Aquarius adlı yardım gemisinin ülkelerine demirlemesine izin vermemiş, yaklaşık 630 Afrikalı sığınmcıyı taşıyan gemi İspanya’ya kadar fazladan 1500 km yol kat etmek zorunda kalmıştı.

Ab Liderleri Yine Ortak Çözüm İçin Toplanıyor

AB liderleri birliğin yaşadığı göçmen krizini çözmeye yönelik ortak çözüm için yarın ve cuma günü Brüksel’de toplantılar gerçekleştirecek.

(Sputnik Türkiye, 27 Haziran 2018)

 

Suriyeli Çocuklar Uluslararası Mülteci Günü’nde Gönüllerince Eğlendi

Kilis Belediyesi ile Çare Derneği Türkiye Temsilciliği işbirliğiyle Uluslararası Mülteci Günü nedeniyle düzenlenen etkinlikte, Suriyeli çocuklar gönüllerince eğlendi. 7 Aralık Stadyumunda gerçekleştirilen etkinliğe Çare Derneği Türkiye Direktörü Christina Northey, Kilis Belediye Başkanı Hasan Kara, AK Parti Kilis Milletvekili Mustafa Hilmi Dülger, çocuklar ile anneleri katıldı. Stadyumda Suriyeli çocuklara yönelik kurulan seyyar lunaparkta gönüllerince eğlenen Suriyeli çocuklara çeşitli ikramlarda bulunuldu. Etkinlikte bir konuşma yapan Çare Derneği Türkiye Direktörü Christina Northey, Uluslararası Mülteci Günü’nü Suriyeli çocuklar ile kutlamaktan memnun olduklarını ifade ederek, “Türkiye Cumhuriyeti Devletinin başta Suriye olmak üzere dünyanın diğer ülkelerinden gelen ve evini terk etmek, zorunda kalan sığınmacılara karşı göstermiş olduğu bu sıcak karşılamayı ve cömertliği özellikle vurgulamak isterim. Nitekim Türk halkı da sığınmacılara karşı aynı sıcaklığı ve dostluğu göstermektedir. Burada bir yaşam kuran sığınmacıların yerel ekonomi ve yerel topluluğa olan katkılarını da kabul etmek gerekmektedir. Türkiye sığınmacıları sıcak karşılamış ve onlara 8 yıl içerisinde güvenli bir liman olmuştur. İnanıyorum ki, dünyada bulunan birçok ülkenin Türkiye’nin sergilemekte olduğu bu olumlu örneklerden öğreneceği çok şey bulunmaktadır” dedi. Kilis Belediye Başkanı Hasan Kara ise, Çare Türkiye Temsilciliği ile birlikte yaptıkları çocuk şenliğine katılanlara teşekkür ettiğini ifade ederek, “Kilis umudun ve barışın ana şehri, kendi nüfusumuzdan fazla Suriyeliyi barındırmamıza rağmen, asayiş olaylarının yok denecek kadar az olduğu misafirperverliğin zirve yaptığı bir şehirdir. Bu olay dünya kurulduğundan bu yana olmamıştır. Olması da mümkün değildir. Onun için biz Kilis’le, Kilisliler ile gurur duyuyor ve övünüyoruz. Eğer bu şehir başka bir ülkede olsaydı, şu anda dünyanın bir numaralı şehri olurdu. Bugün çocuklarımız, bu sıcakta çocuk sıcaklığıyla eğleniyorlar. Hemen yanı başımızda, kıyamet kopuyor. İnsanlar birbirini boğazlıyor. Az önce Afrin’de büyük bir patlama olmuş, çok sayıda insan ölmüş, dünyanın artık kan ve gözyaşına ihtiyacı yok. Dünyanın barışa ve huzuru ihtiyacı var. Dünyanın Kilis’in yaptığına ihtiyacı var” diye konuştu. AK Parti Kilis Milletvekili Mustafa Hilmi Dülger ise yaptığı konuşmada, dünyanın en güzel çiçek bahçesinin, çocukların içinde olduğu bahçe olduğunu belirterek, “Şu anda dünyanın en güzel bahçesindeyiz. Dolayısıyla bu güzel çiçek bahçesindeki güzelliği bizlere yaşatanlara teşekkür ediyorum. Dini, cinsiyeti, ırkı, konuşulmayan dünyanın tek varlığı çocuklardır. Biz onlara bakarken, geleceğimize, gözlerinin içindeki güzelliğe bakıyoruz. Bu kardeşlerimiz bu yavrularımız yanı başımızdaki Suriye’den kaçarak geldiler. Yaşıt arkadaşlarıyla beraber bir yaşamı paylaşıyorlar. Biz onlarla paylaşımı burada öğrettiğimizi sanıyoruz. İnşallah bu paylaşım, bu güzellik, dalga dalga, bütün dünyaya yayılır” dedi.

(Haber Türk, 27 Haziran 2018)

 

‘Kayıp Mülteci Çocuklar’ Raporunu Yaşar Yazacak

Ak Parti Milletvekili ve Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Türk Heyeti Üyesi Serap Yaşar, iç savaşın ardından Suriye’den başlayan göçte çocuklara ilişkin yapılacak çalışmanın raportörü seçildi. Avrupa ülkelerinde kaybolan çocuklarla ilgili ilk kez yazılacak raporu, dünyada en çok mülteciye kapılarını açan, en çok çocuk mülteciyi barındıran Türkiye’den bir milletvekili kaleme alacak. Ak Parti İstanbul Milletvekili ve Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) Türk Heyeti Üyesi Serap Yaşar’ın kaleme alacağı raporun ana konusu, sınırlarda kaydı yapılan ancak geçtikleri ülkelerde kaybolan mülteci çocuklar olacak. AKPM Göç, Mülteci ve Yerinden Edilmiş Kişiler Komisyonu Başkan Yardımcılığı ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Hâkimlerini Seçim Komisyonu üyesi olarak görevlerini sürdüren Serap Yaşar, Avrupa’da kayıp mülteci çocukların araştırılacağı raporun, raportörü olmak için geçen yıl adaylığını açıkladı. Komisyonun İtalyan üyesi de raportörlük için aday olduğunu bildirdi. Yapılan oylamada, raportörlük görevi bir oy farkla Yaşar’a verildi. Raporla ilgili süreci Milliyet’e anlatan Yaşar, “2 yıl sürecek hazırlık aşamasında saha çalışmaları, STK ziyaretleri, resmi kuruluşlarla görüşmeler yaptıktan sonra durum tespiti yapılarak öneriler sunulacak” dedi. Yaşar, “Kayıp göçmen çocuklarla öncelikle sorunlardan biri, veri ve veri bulunmaması. 10-15 bin veya 15-25 aralığında çocuğun kayıp olduğu söyleniyor. Verilen rakamların hiçbiri gerçekçi değil. Kayda girmiş ama akıbeti belli olmayan çocuklarla ilgili hazırlanacak. Raporla ilgili bugün özet bir sunum yapacağım. Avrupa Konseyi’nin hazırladığı önemli raporlardan biri olacak ve Konsey’in arşivine girecek” diye konuştu. AİHM’nin vereceği kararlarda söz bu raporu kullanacağını belirten Yaşar şöyle devam etti: “Bugüne kadar hiç böyle bir rapor hazırlanmadı, ilk olacak. Yeni kayıpların önüne geçmek için mültecilerin yaşadığı ülkelere çözüm önerileri sunulacak.”

‘Avrupa, Kötü Sınav Veriyor’

“En çok kayıp çocuğun Almanya’da olduğu söyleniyor” diyen Yaşar, şöyle devam etti: “Başka Avrupa ülkelerinde de kayıplar var. Tüm Avrupa Birliği ülkelerini kapsıyor. Suriye savaşından sonra göç, dramatik biçimde dünya gündemine oturdu. Beni bu raporu hazırlamaya iten nedenlerden biri, Europol ve Kızılhaç’ın sunumları oldu. ‘Bize sayı sormayın’ diyorlar. ‘Kimde var bu rakamlar’ denildiğinde ise ortaya rakam çıkmıyor. Avrupa bu konuda kötü bir sınav veriyor. Tüm bu nedenler dolayı harekete geçtim.”

(Milliyet, 28 Haziran 2018)

 

Samsun’da “Gençler İçin Kardeş Eli” Projesi

Birleşmiş Milletler (BM) Mülteciler Yüksek Komiserliği ile Canik Belediyesinin iş birliğinde, Suriye, Irak ve Afganistan’dan gelen mültecilerin Türk gençlerle kaynaşması için Samsun’da “Gençler İçin Kardeş Eli” projesi başlatıldı. Samsun’da yaşayan Suriyeli, Iraklı ve Afgan gençler ile Türk gençlerin kaynaşması ve birlikte hareket etmesi için hayata geçirilen “Gençler için kardeş eli” projesinin tanıtımı, Canik Kültür Merkezi’nde yapıldı. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği Kıdemli Program Bölümü Yetkilisi Irak İmomberdiev, burada yaptığı konuşmada, dünyanın çeşitli bölgelerinde uzun süren çatışmaların doğası, görülmemiş küresel yer değiştirmelere neden olduğunu söyledi. Dünya genelinde 68 milyondan fazla insanın yerinden edildiğine, 21 milyonunun mülteci statüsünde bulunduğuna işaret eden İmomberdiev, “Türkiye, ülkelerindeki çatışma ve zulümden kaçan 3,5 milyon Suriyeli mültecinin yanı sıra 365 bin Irak, Afganistan ve Somali gibi diğer milletlerden sığınmacı ve mülteciye ev sahipliği yapan dünyanın en büyük mülteci ülkesi olmaya devam ediyor. Mültecilerin yüzde 93’ten fazlası, ki bunun yüzde 50’si çocuklardan oluşmakta, kamplar dışında ev sahibi topluluklarla birlikte yaşamaktadır.” ifadesini kullandı. Türk hükümeti ve halkının çok sayıda sığınmacıya ev sahipliği yaparak büyük misafirperverlik gösterdiğini vurgulayan Irak İmomberdiev, şunları kaydetti: “Türkiye’nin yardıma ihtiyacı olan mültecileri ulusal sisteme entegre etmek için ne kadar yerel hizmet verdiğini biliyoruz. Yüksek mülteci nüfusunun yoğun olduğu illerde geniş yelpazede hizmet ve yardım sağlanması bakımından il makamlarının rolü kritik öneme sahiptir. Mülteciler ve ev sahibi topluluklar arasında uyumlu bir çevrenin desteklenmesinin kritik öneminin bilincinde olan BM Mülteciler Yüksek Komiserliği olarak bu gibi projelere büyük önem vermekte ve desteklemekteyiz.”Canik Belediye Başkanı Osman Genç de proje ile genel olarak mülteci gençlerle ev sahipliği yapan gençler arasında uyumlu ilişkilerin sağlanmasını amaçladıklarını belirtti. Projenin hedefinin mülteci ve ev sahipliği yapan toplulukların demokratik katılım, etkin yurttaşlık konularında farkındalıklarının yükseltilmesi olduğunu dile getiren Genç, “Mülteci gençler ile ev sahibi gençler arasında sosyal bütünleşme, gençlerin sosyokültürel becerilerini ve potansiyellerini geliştirecek seminerler, geziler, festivaller ve sergiler gibi aktiviteler ile gerçekleştirilmektedir. 8 ay sürecek proje kapsamında 500 mülteci aile ile Türk aileler bir araya getirilip kaynaştırılacak.” şeklinde konuştu. Konuşmanın ardından mülteci gençler Türkçe şarkılar söyledi.

(Habertürk, 27 Haziran 2018)

 

Akdeniz’de Kurtarılan 233 Göçmen Malta’ya Geldi

Malta Today gazetesinin haberine göre, 233 göçmeni taşıyan gemi diğer 7 Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkeyle yapılan anlaşmanın ardından Malta’ya geldi. Yaklaşık bir haftadır denizde bulunan gemideki üçü bebek dört kişinin hastaneye sevk edildiği öğrenildi. Diğer göçmenlerin ise Marsa kabul merkezine götürüldüğü belirtildi. Gemideki göçmenlerin 17’sinin kadın, 5’inin çocuk olduğu ifade edildi. 8 AB ülkesi arasında varılan anlaşmaya göre göçmenler, işlemleri tamamlandıktan sonra Malta, İtalya, Fransa, İrlanda, Lüksemburg, Portekiz, Belçika ve Hollanda arasında dağıtılacak. Öte yandan geminin kaptanının, Malta polis yetkilileri tarafından yürütülen soruşturma kapsamında sorgulandığı öğrenildi. Malta hükümet kaynaklarının verdiği bilgiye göre, kaptan sorgusunun ardından mürettebatının yanına, gemisine dönebilecek. Ancak Malta’nın el koyduğu gemi ülkeyi terk edemeyecek. Hafta sonu İtalya İçişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Matteo Salvini’nin, sivil toplum kuruluşu Mission Lifeline’a ait Hollanda bandıralı geminin Malta tarafından kabul edilmesi ve gemi mürettebatının gözaltına alınması gerektiğini söylemesi iki ülke arasında gerginliğe neden olmuştu. Daha önce de göçmenleri taşıyan başka bir geminin kabulü konusunda İtalya’yla kriz yaşayan Malta, “Kimse bize ne yapmamız ya da ne yapmamamız gerektiğini söyleyemez.” açıklamasında bulunmuştu. Salvini, geçen hafta da Mission Lifeline’a ait gemi İtalya’ya gelirse gemiye el koyarak ekibi “yasa dışı göçe yardım etmek” suçundan yargılayacaklarını dile getirmişti.

(Star, 28 Haziran 2018)

 

Bayramı Ülkelerinde Geçiren Suriyeliler Dönüyor

Ramazan Bayramı için ülkesine giden Suriyelilerin Türkiye’ye dönüşü devam ediyor.

Ramazan Bayramı için 52 bin 114 Suriyeli ülkesine gitmişti. Suriyelilerin Türkiye’ye dönüşü devam ediyor. Suriyeliler Halep’in Azez ilçesinden Babul Selam Sınır Kapısı’na geliyor. Daha sonra güvenli bir şekilde Göç İdare ile Emniyet Müdürlüğü Pasaport Şubesi tarafından işlemleri yapılan Suriyeliler, otobüslerle Öncüpınar Sınır Kapısı çıkış noktasına getiriliyor. Burada Gümrük Muhafaza Müdürlüğü tarafından son kontrolleri yapılan Suriyeliler, Kilis üzerinden Türkiye’nin dört bir tarafına gidiyor.

(Haber Türk, 28 Haziran 2018)

 

AB Göç Zirvesi: Parlamento, Dayanışma Temelinde Ortak Çözümler Talep Ediyor

Avrupa Parlamentosu üyeleri AB liderlerini, mevcut göç ve sığınma sorununa bir çözüm üretmeye ve mevcut kuralları yenilemek için müzakerelere başlamaya hazır olduklarını duyurdu.

AB liderlerinin, göçmenlerin ve sığınmacıların akını ile nasıl başa çıkılacağını tartışacakları önemli bir Avrupa Konseyi öncesinde, Avrupa Parlamentosu, Avrupa’nın gelişmiş sınır kontrolleri ile uyumlu, temel haklara saygılı, güçlendirilmiş ve etkili bir Ortak Avrupa Sığınma Sistemine ihtiyaç duyulduğunun altını çiziyor. Parlamento, AB iltica politikasının reformuna ilişkin, tüm yasama dosyalarındaki yerini zaten kabul etmiş ve AB Bakanları ile müzakerelere başlamaya hazır. Sivil Özgürlükler Komitesi Başkanı Claude Moraes, konseyin göçmenlere kapsamlı, insani ve etkili çözümler getirmesi önemini ve oy birliği ile karar almanın zamanının geldiğini vurguladı.

(The European Sting, 28 Haziran 2018)

 

Lübnan’dan 400 Suriyeli Mülteci Ayrılıyor

Suriye’de yaşanan iç savaşın ardından milyonlarca insan ülkelerini, evlerini terk etmek zorunda kalmıştı. Mültecilerin büyük bir kısmı Türkiye’ye de sığınırken, bugün Lübnan’a göç eden 400 Suriyeli ülkelerine geri dönüyor. Lübnanlı Kamu Güvenliği Müdürü Abbas İbrahim, konuya ilişkin açıklamasında, “Lübnan’ın Arsal kentinden ’dan Suriye’nin Kalamun bölgesine dönecek Suriye mülteci grubu 400 kişiden oluşuyor. Lübnan genel güvenlik, Birleşmiş Milletler mülteci örgütü ile Suriyeli mültecilerin dönüşüne yönelik sorumluluklarını üstlenmek üzere koordine ediyor” dedi. Daha önce mültecilerin ülkesine dönmeleri konusu, Lübnan Dışişleri Bakanlığı ile BM Mülteci Yüksek Komiserliği arasında çok ciddi anlaşmazlıklara sebep olmuştu.  Öte yandan, 500 kişilik Lübnan’dan Suriye’ye dönen ilk grup, ülkelerine 4 Nisan tarihinde giriş yapmıştı.

(İhlas Haber Ajansı, 28 Haziran 2018)

 

Suriyeli İhtiyaç Sahiplerine Balık Yardımı

Hatay’ın Kırıkhan ilçesi ile Doğu Guta’dan kaçarak Suriye’nin Afrin kırsalında kurulan çadır kente sığınan ihtiyaç sahibi Suriyelilere 20 bin balık dağıtıldı. Hatay Yardımlaşma Derneği (HAYAD) tarafından hazırlanan balık paketleri, derneğin gönüllülerince ihtiyaç sahiplerine ulaştırıldı.

Dernek başkanı Rahmi Vardı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dernek çalışmaları kapsamında her yıl 20 bin alabalık dağıtımı yaptıklarını söyledi. Bu yıl da balıkların ilçedeki ve Suriye’de çadır kampta kalan Doğu Gutalı ihtiyaç sahiplerine dağıtıldığını belirten Vardı, “Bugün Kırıkhan’da dağıtımları tamamladıktan sonra Suriye’nin Cinderes bölgesinde bulunan Derbab ve Muhammediye kampındaki Doğu Gutalılara HAYAD kart aracılığıyla balık yardımlarımızı ulaştırdık. Daha önceden dağıttığımız kartı gösteren her ihtiyaç sahibine alabalık veriyoruz. İlçedeki Suriyeli 5 bin aileye, çadırdaki bin 500 kardeşimize bu yardımları dağıtıyoruz.” dedi. Vardı, ramazan boyunca da günde 6 bin 500 kişilik iftar hazırladıklarını hatırlatarak yardımların sürdüğünü sözlerine ekledi.

(Haber Türk, 27 Haziran 2018)

 

Sığınmacı Mültecilere Kitap Hizmeti

Van İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından sığınmacı mültecilere kitap hizmeti sunuldu.  Van İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından ‘Sosyal Kültürel Oryantasyon ve Entegrasyon etkinlikleri kapsamında ülkelerinden kaçıp Türkiye’ye sığınan mültecilere yönelik çalışmalar başlatıldı. Bu çalışmalar kapsamında ülkelerini terk edip Van’a gelen mülteciler için İl Halk Kütüphanesine bağlı ‘Gezici kütüphane’ hizmeti verilmeye başlandı. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile Van Göç İdaresi Müdürlüğü arasında yapılan görüşmeler sonucunda ülkelerini terk edip Van’a gelen sığınmacı mültecilere yönelik sosyal ve kültürel faaliyetler yapılmasına karar verildi. Bu karar doğrultusunda Türkçe bilen sığınmacılara gezici kütüphane ile kitap dağıtıldı. Göç İdaresi Müdürlüğü önünde gerçekleştirilen etkinlikte Van turizm haritası, Van turizm rehberi gibi kentin tanıtım materyali dağıtıldı.  Konuyla ilgili açıklamada bulunan İl Kültür ve Turizm Müdürü Muzaffer Aktuğ, beklenenin üzerinde ilginin olduğunu belirterek, “Her çarşamba günü olacak olan etkinliğimizde okuyucular bir hafta önce aldıkları kitapları getirip yenisiyle değiştirebilecek. Bugün 106 sığınmacı mültecinin kütüphaneye kaydı yapılıp, kendilerine kitap dağıtıldı. Ayrıca Van Göç İdaresi Müdürlüğü ile yapılan görüşmeler sonucunda uzun vadeli olacak şekilde sığınmacı mültecilerin sosyal kültürel oryantasyon ve entegrasyonu için halı kilim, seramik gibi geleneksel el sanatlarının yanında ebru, tezhip, hat gibi Türk süsleme sanatları, bağlama, gitar, keman, halk oyunları gibi sosyal ve sanatsal kursların verilmesine ve belirli zamanlarda Van’ın tarihi ve doğal yerlerini görmeleri amacıyla geziler düzenlemesine karar verdik” ifadelerini kullandı.

(Haber Türk, 27 Haziran 2018)

 

Polis, Açlıktan Bitkin Düşen Yaşlı Kadına Elleriyle Yemek Yedirdi

Şanlıurfa’da gittiği hastaneden eve dönmeye çalışırken kaybolan ve 2 gün boyunca dışarıda kalarak açlıktan bitkin düşen Alzheimer hastası 85 yaşındaki Suriyeli kadın, polis tarafından bulunarak ailesine teslim edildi. Edinilen bilgiye göre, hastaneye gittikten sonra evinin yolunu hatırlamayarak kaybolan ve 2 gün boyunca sokakta kalan 85 yaşındaki Suriye uyruklu Alzheimer hastası Zahit Abbas isimli yaşlı kadın, açlıktan bitkin düşmüş halde polis tarafından bulundu. Polisler açlıktan ve yorgunluktan bitkin düşen kadının karnını doyurdu. Lokantaya götürülen yaşlı kadına polis memurları kendi elleriyle yemek yedirdi. Daha sonra yaşlı kadın ailesine teslim edildi. Halid Abbas, annesini bulup kendilerine teslim eden polislere teşekkür etti. Başından geçenleri anlatan Zahit Abbas, “iki tane polis komşum, oğlum, kardeşim gibi sahip çıktı! Gün içinde sabah çıktım, öğleden sonra geldim. Kaybolduğumu bilemedim evim nerede. Yoldan geçenlere sordum, bana dediler ki polise haber ver evini bulsunlar” diye konuştu.

(Milliyet, 28 Haziran 2018)

 

Sahte Ehliyet Düzenleyen Suriyelilere Operasyon: 14 Gözaltı

Bursa’da sahte ehliyet düzenledikleri ileri sürülen Suriye vatandaşı 14 kişi gözaltına alındı. Bursa’da araçlarıyla trafik kazasına karışan Suriye uyruklu bazı kişilere ehliyetleri olmadığı gerekçesiyle para cezası kesildi. Söz konusu kişiler bir süre sonra Suriye’den aldıklarını iddia ettikleri ehliyetleri emniyete götürerek trafik cezalarını iptal ettirmek istedi. Bu durumun birkaç kez tekrarlanması üzerine şüphelenen polis ekipleri, ibraz edilen ehliyetleri incelenmesi için Bursa Kriminal Bölge Müdürlüğü’ne gönderdi. Yapılan incelemede ehliyetlerin sahte olduğu ortaya çıktı. Harekete geçen İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi Mali Büro Amirliği ekipleri, Osmangazi, Yıldırım ve Kestel ilçelerindeki 34 adrese operasyon düzenledi. Operasyonda, sahte ehliyet düzenledikleri ileri sürülen Suriye vatandaşı 14 şüpheli gözaltına alındı.

(Sputnik, 28 Haziran 2018)

 

Suriyeli Sığınmacıların Buruk Dünya Kupası Heyecanı

Bir önceki Dünya Kupası’nı evlerinde takip eden Suriyeli sığınmacılar, bu sene ise maçları, barındıkları çadır kentlerde buruk bir heyecanla izliyor – Maç izleyemeye gelen sığınmacılardan Yasin Derviş: – “Daha önce 2014 yılındaki maçları kendi evimizde izliyorduk. O gün maçları birlikte izlediğimiz arkadaşlarımız yanımızda değil. Maçları izlerken eski günlere gidiyoruz” – Doğu Gutalı Ali Rihavi: – “Tehcire ve yaşanan zorluklara rağmen, çadır kentte diğer arkadaşlarla içimizdeki spor ruhunu ortaya çıkarmak için bir araya geldik” Suriye’deki sığınmacılar, 4 sene önce evlerinde izledikleri Dünya Kupası maçlarını, bu kez çadırlarda takip ediyor. Eski günleri özlediklerini söyleyen çadır kent sakinleri, her şeye rağmen maçları takip ederken büyük heyecan duyuyor. Suriye’deki sığınmacılar, 2018 Dünya Kupası maçlarına büyük ilgi gösteriyor. Halep ilinin kuzey kırsalında muhaliflerin kontrolündeki Soran beldesinin el-Bel sığınmacı kampında barınan siviller, her gün bir araya gelerek maç izliyor. Maç saati öncesi küçük bir televizyon ekranı karşısında toplanan kalabalık, gündüz oynanan maçları çadır içerisinde, akşam saatlerindekileri ise açık alanda çadır önünde takip ediyor. Savaş ortamında büyüyen çocuklar ise maçları bomba seslerinden uzak, güven içinde izleyerek doyasıya eğleniyor. Sığınmacıların bazıları destekledikleri ülkelerin bayraklarını kaldıkları çadırlara asıyor. Kampta bu imkanı sağlayan Rami Muhammed, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çadır kentteki sivillere ücretsiz bir hizmet sunduğunu söyledi. Muhammed, Esed rejimi ve Rusya’nın saldırıları sonucu başkent Şam’ın güneyinden göç ederek ülkenin kuzeyindeki çadırlara yerleştiğini kaydetti. Maçları izlemeye gelenlere savaşın acı izlerini unutturmak istediğini belirten Muhammed, “Dünya Kupası maçları başladığında maçları internet üzerinden izlemek istedim. Ancak burada internetin hızının düşük olması buna engel oldu. Sonra kendi imkânlarımla uydu ve üyelik satın aldım. Bunun üzerine insanlar maç izlemek için benim çadırıma gelmeye başladı.” diye konuştu. Maçları takip edenlerden Ali Rihavi de arkadaşlarıyla 4 yıl önce de Doğu Guta’da maçları birlikte izlediklerini belirterek “Tehcire ve yaşanan zorluklara rağmen, çadır kentte diğer arkadaşlarla içimizdeki spor ruhunu ortaya çıkarmak için bir araya geldik.” ifadelerini kullandı.

“Maçları İzlerken Eski Günlere Gidiyoruz”

Arkadaşlarıyla maçı izlemeye gelenlerden Yasin Derviş de maçları izlerken mutlu olduklarını söyledi. Derviş, “Daha önce 2014 yılındaki maçları kendi evimizde izliyorduk. O gün maçları birlikte izlediğimiz arkadaşlarımız yanımızda değil. Maçları izlerken eski günlere gidiyoruz.” dedi.

(Anadolu Ajansı, 28 Haziran 2018)

 

Suriyeli Abdu’nun Cesedi Bulundu

Manisa’nın Saruhanlı İlçesi’ne bağlı Develi Mahallesi’nde önceki gün Devlet Su İşleri’ne (DSİ) ait sulama kanalında akıntıya kapılıp, kaybolan 12yaşındaki Suriye uyruklu Abdu Elkalaf, bir süre sonra akıntıya kapılarak gözden kayboldu. Çocuğun akıntıya kapıldığı gören çevre sakinleri, AFAD, jandarma ve polis ekiplerine bildirdi. İhbar üzerine bölgeye sevk edilen ekiplerin yaptığı aramadan sonuç alınamadı. Bunun üzerine İzmir Emniyet Müdürlüğü sualtı ekibinden yardım istendi. Ekipler, yaklaşık 27 saat sonra Elkalaf’ın Halitpaşa Mahallesi Çobantepe mevkiinde sulama kapaklarına takılı halde cesedini buldu. Küçük çocuğun umutla bekleyen yakınları, acı haberi duyunca yıkıldı. Abdu Elkalaf’ın cesedi, olay yerinde yapılan incelemenin ardından otopsi için İzmir Adli Tıp Kurumu’na gönderildi.

(Sabah, 28 Haziran 2018)

 

Jandarmadan Kaçan Sürücünün Minibüsünde 30 Kaçak Göçmen Yakalandı

Tekirdağ’ın Malkara ilçesinde, Yunanistan’a kaçırılmak için minibüsle sınıra götürülen, Pakistanlı 3’ü çocuk 30 kaçak göçmen yakalanırken, sürücü ve organizatör gözaltına alındı. Edirne’nin Keşan ilçesinde, gece yol uygulaması yapan jandarma ekiplerine, ‘FETÖ’cüler minibüsle Yunanistan’a kaçırılıyor’ ihbarı geldi. İhbar üzerine jandarma ekipleri, kiralık olduğunu belirlediği 34 VS 2146 plakalı kapalı kasa minibüsü takibe aldı. Karıştıran mevkisinde ‘dur’ ihtarında bulunulan minibüs sürücüsü, Malkara yönüne doğru kaçmaya başladı. Jandarma, yaklaşık 40 kilometre takip ettiği minibüs sürücüsünü, polis ekiplerinin de yardımıyla sıkıştırılarak, durdurdu. Ekiplerin minibüste yaptığı aramada, sıkışmış halde 3’ü çocuk, 2’si kadın 30 Pakistan uyruklu kaçak yakaladı. Minibüs sürücüsü U.G. (40) ile organizatör gözaltına alındı. Pakistanlıların, İran üzerinden yurda kaçak giriş yaptığı ve yasa dışı yollardan Yunanistan’a kaçmaya çalıştığı belirlendi. Malkara İlçe Jandarma Komutanlığı’nda sorgulanan kaçak göçmenler, Tekirdağ Göç İdaresi’ne teslim edildi. Minibüs sürücüsü U.G. ile ismi açıklanmayan organizatörle ilgili soruşturmanın sürdürüldüğü belirtildi.

(Haber Türk, 27 Haziran 2018)

 

Edirne’de “Göçmen Kaçakçılığı” Operasyonu

Edirne’nin Meriç ilçesinde yasa dışı yollarla yurt dışına gitmeye çalıştığı belirlenen Suriye ve Pakistan uyruklu 29 kişi yakalandı. Alınan bilgiye göre, polis ekipleri, Küçük doğanca Mahallesi’nde durumundan şüphelendikleri 2 kamyoneti durdurdu. Kamyonette yapılan aramada aralarında kadın ve çocukların bulunduğu 29 sığınmacı ve kaçak yakalandı. Araçta bulunan bir plastik bot, iki kürek, bot şişirme pompasına el konuldu. Kaçak ve sığınmacılar, işlemlerinin ardından Edirne Geri Gönderme Merkezi’ne teslim edildi.

(Haber Türk, 27 Haziran 2018)

 

Seferihisar’da 63 Kaçak Göçmen Yakalandı

İzmir’in Seferihisar ilçesinden yasa dışı yollardan lastik botla Yunan adalarına gitmeye çalışan, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 63 kaçak göçmen yakalandı. Sahil Güvenlik Komutanlığı uçağı, saat 01.55´te, Seferihisar ilçesi Azmak Koyu´nda bir grup kaçak göçmenin bulunduğunu tespit etti. Bir süre sonra ise kaçaklar lastik bot ile denize açıldı. Bölgeye gönderilen sahil güvenlik botundaki görevliler, durdurdukları lastik bottaki 34’ü Orta Afrika Cumhuriyeti, 13’ü Suriye, 7’si Kongo, 3’ü Senegal, 2’si Gabon, 2’si Irak, 1’i Angola, 1’i Fildişi Sahilleri uyruklu toplam 63 kaçak göçmeni yakaladı. Sahil güvenlik botuna alınan 23’ü kadın, 8’i çocuk toplam 63 kaçak, kıyıya getirildi. Kaçak göçmenler, kimlik tespitlerinin ardından İl Göç İdaresi Müdürlüğü’ne teslim edildi.

(Haber Türk, 27 Haziran 2018)

 

Ayvacık’ta 75 Kaçak Göçmen Yakalandı

Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinde, yasa dışı yollarla Yunanistan’ın Midilli Adası’na geçiş yapmak isteyen Afganistan uyruklu 75 göçmen yakalandı. Ayvacık’ta yasa dışı geçişleri önlemek için operasyonlara devam eden İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, Bademli köyü sahilinde bir grup kaçak göçmenin bulunduğunu tespit etti. Bölgeye düzenlenen operasyonda, Yunanistan’ın Midilli Adası’na geçiş yapma hazırlığındaki, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu Afganistan uyruklu 75 kaçak göçmen yakalandı. Minibüs ve otobüsle Ayvacık İlçe Jandarma Komutanlığı’na getirilen kaçakların burada tamamlanan işlemlerinin ardından Ayvacık Yabancılar Geri Gönderme Merkezi’ne teslim edileceği öğrenildi.

(Hürriyet, 27 Haziran 2018)

 

Tekirdağ’da 30 Kaçak Yakalandı

Tekirdağ’ın Malkara ilçesinde yurda kaçak girdikleri tespit edilen 30 kişi yakalandı. Alınan bilgiye göre, Alaybey Mahallesi’nde devriye görevi yapan Malkara İlçe Jandarma Bölük Komutanlığı ekipleri, şüphelendikleri bir aracı durdurdu. Ekipler incelemede, araçta kaçak göçmenlerin olduğunu tespit etti. Yurda kaçak girdikleri ve yasa dışı yollardan Yunanistan’a gitmeye çalıştıkları öğrenilen, aralarında 3 çocuk ile 2 kadının da bulunduğu 30 Pakistanlı, Malkara Jandarma Bölük Komutanlığı’na götürüldü. Burada sağlık kontrolleri yapılan ve ifadeleri alınan kaçaklar, daha sonra Tekirdağ Göç İdaresi Müdürlüğü’ne gönderildi. Araç sürücüsü Umut G.(24), gözaltına alındı.

(Haber Türk, 27 Haziran 2018)