Türkiye’de ve dünyada göç, göçmen ve sığınmacılar konusunda gündemde öne çıkan başlıklar…

 

Avusturya, Göç Müdahalesi Alıştırmaları İçin Birlikleri Sınırına Gönderdi

Yüzlerce Avusturyalı polis memuru ve asker, 2015 göçmen krizinin herhangi bir tekrarına karşı ülkenin Slovenya ile olan güney sınırında bir tatbikat yaptı. Spielfeld sınır kapısında 500’ün üzerinde polis ve 220 asker görev aldı. Tatbikatı gerçekleştiren Savunma Bakanı Mario Kunasek ile tatbikatı denetleyen İçişleri Bakanı Herbert Kickl “Gerektiğinde sınırlarını koruyamayan bir devlet, itibarını yitirir” dedi. Alıştırmalar sırasında polis akademisi öğrencileri, sınır kapılarından giriş yapmak için izin isteyen göçmenlerin rolünü oynadılar. Sergilenen askeri donanım sırasında iki “Kara Şahin” helikopteri de bulunuyordu. Etkinlik ayrıca “Puma” birimi olarak adlandırılan 600 polis memurundan oluşan yeni bir polis sınır koruma gücünün ilk gezintisi olma niteliği taşıyor. Göç konusunda önlem alınması FPO ve Kurz’un Halk Partisi (OeVP) için önemli bir mesajdı. Hükümet geçen yılki seçimlerde de, AB’nin dış sınırlarını sertleştirme gerekliliğine vurgu yaparak AB düzeyinde kısıtlayıcı bir politika isteğini açıkça ortaya koydu. Kurz geçen hafta yaptığı açıklamada 2015’teki göç krizinin tekrar edebileceğini ve eğer AB ortak bir tutum sergilemezse bunun bir felaket olacağını vurguladı.

(The Local, 26 Haziran 2018)

 

İtalya’nın Planı, Göçün Provoke Edilmesi için Libya Sahil Güvenlik Komutanlığına Daha Fazla Destek

İtalya’nın Libya Sahil Güvenliklerine AB’yi destekleme önerisi, sadece Akdeniz’de daha fazla mülteciyi kaçmaya teşvik edecek. Almanya merkezli bir sivil kurtarma kuruluşu olan RESQSHIP’de Halkla İlişkiler Sorumlusu olan Veit Lorenz Cornelis “Libya Sahil Güvenliklerinin eğitim ve finansmanını derhal durdurmayı talep ediyoruz. Cornelis; bu, büyük bir uzmanlık eksikliği olan ve denizde kurtarma bilgisine sahip olmayan, demokratik olmayan bir örgüt. Denizde onların varlığı uçuş ekonomisini daha fazla destekleyecek ve sonunda, mülteciler ve göçmenler için durum daha da kötüleşecek, dedi. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, gayri resmi zirvenin AB sınır koruma ve ikincil göç konusunda iç kararlar konusunda kararlar üzerinde uzlaşma sağladığını söyledi. Cornelis, göç meselesinin büyük olasılıkla sağcı partilerin çıkardığı bir çözümle AB çapında bir karara düşeceğini de sözlerine ekledi. “Muhtemelen, ortak bir Avrupa ‘çözümü olacak.” Diyen Cornelis, maalesef, çoğunlukla sağcı partiler tarafından yürütülen bir çözüm olacak diye ekledi.

(Sputnik, 26 Haziran 2018)

 

Af Örgütü, Avrupa’da Göç Sorunu Yok Dedi

Avrupa’ya ulaşmaya çalışan göçmenler için AB dışındaki bölgesel karaya çıkma fikirleri hazırlayan platformlar hız kazanıyor. Avrupa Kurumları, bu platformların tehlikeli yolculuklara hazırlayan kurumlardan ayrı olacağına inanıyor. Ancak Uluslararası Af Örgütü bu projenin tüm göçmen ve mültecilerin insan haklarını tehdit ettiğini söyledi. Uluslararası Af Örgütü’nden Iverna Mc Gowan, “Bizim tecrübemiz, özellikle de Avustralya’ya ve diğer ülkelere baktığımızda, birçok insan hakları kaygısını gündeme getiriyor” dedi. Uluslararası Af Örgütü, bu platformlarda Birleşmiş Milletlerin denetiminin yeterli olmadığını ve yeniden yerleşim yerleri oluşturmak ve göçmenlerin ve mültecilerin kitlesel olarak gözaltına alınmasından kaçınmak için Avrupa’ya ihtiyaç olduğunu düşünmektedir. McGowan şöyle diyordu: “Avrupa’da bir göç sorunumuz yok. Hiçbir Avrupa ülkesi, mültecilere ev sahipliği yapan ülke sayısının üst sıralarında yer almıyor. Bu, dikkatleri saptırmak için bir politik taktiktir. ” Bu nihai platformları barındıran ülkelerle işbirliği türü de dahil olmak üzere başka birçok soru devam etmektedir.  AB, geçtiğimiz üç yıl boyunca Türkiye ile ve birkaç Afrika ülkesiyle, göçmenleri ve mültecileri denizlere gitmeden önce durdurmak için yaptığı ciddi insan hakları ihlalleriyle eleştirildi.

(Euro News, 26 Haziran 2018)

 

Avrupa Birliği Göçmen Sorununa Çözüm Bulamadı

Avrupa Birliği (AB), göç konusunda ortak bir çözüme ulaşamadı. Almanya Başbakanı Angela Merkel, birliği tehdit eden sorun için her ülkeyle ayrı ayrı ikili anlaşma yoluna gidecek.  AB üyesi 16 ülkenin liderleri, Avrupa Birliği zirvesi öncesinde bir uzlaşıya varmak amacıyla acil durum görüşmeleri için geçtiğimiz Pazar günü Brüksel’de bir araya geldi. Ancak yapılan görüşmelerde ortak bir çözüme yönelik anlaşma sağlanamadı.

Paradan Daha Fazlası Teklif Edilmedi

Görüşmeye katılan liderler mülteci ve göçmenlerin kıtaya doğru yola çıkmasını önlemek için sınır güvenliğini artırma ve yabancı ülkelere daha fazla para vermekte anlaştı. Ancak Avrupa Birliği sınırlarına girip sığınma isteyenlerin nasıl paylaştırılacağı konusunda anlaşmaya varılamıyor.

Çoğu Almanya’ya Gitmek İstiyor

Avrupa’ya adım atabilen mülteci ve göçmenlerin çoğu Almanya’ya ulaşmaya çalışıyor. Merkel göçmen sayılarını düşük tutmak isterken, daha sert adımlar isteyen koalisyon ortağının ikna olmaması halinde hükümet de zora girebilir. Merkel konuyla ilgili açıklamasında, “İkili ve üçlü anlaşmalar olacak. Birbirimize nasıl yardım edebiliriz, her zaman 28 üyeyi beklemiyoruz” dedi.

Merkel’e Sığınmacı Krizinin Çözümü İçin İki Hafta Süre

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Merkel’i destekleyerek çözümün Avrupa’dan olması gerektiğini söyledi ancak ülkelerin hepsinin ortak hareket etmek zorunda olmadığını ifade etti. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, bu yıl sadece 41 bin kişi deniz yoluyla Avrupa’ya gitti. Ancak kamuoyu yoklamaları göçün, AB’nin 500 milyon vatandaşının en önemli endişesi olduğunu gösteriyor.

İtalya Hükümeti Memnun Değil

İtalya uzun süredir ülkeye ayak basan göçmenlerle baş etmekte zorlanıyor. Yeni popülist hükümet ise, daha fazla sayıda göçmenle ilgilenmesi tavsiyelerini reddediyor. Roma, AB’ye göçmenlerin tek giriş noktası olmayacağını ifade ederek denizde kurtarılan göçmenleri geri göndermeye başladı. Kaynaklar, önümüzdeki günlerde Malta’nın bazı göçmenleri kabul edebileceğini söyledi. Brüksel’den “son derece tatmin olmuş” şekilde ayrıldığını ifade eden İtalya Başbakanı Giuseppe Conte, mülteci ve göçmenlerden AB’ye giriş yaptıkları ilk ülkenin sorumlu olması şeklindeki düzenlemenin iptalini istiyor.

(TRT Haber, 26 Haziran 2018)

 

Suriyelilerin Dönüşü Devam Ediyor

Ramazan Bayramı’nı ülkelerinde geçirmek için Suriye’ye giden sığınmacıların Türkiye’ye dönüşü devam ediyor. Türkiye’de yaşayan ve Suriye’deki akrabalarıyla bayramlaşmak, onlarla hasret gidermek isteyen yaklaşık 125 bin sığınmacı, Cilvegözü Sınır Kapısı’ndan 21 Mayıs’tan, Karkamış Sınır Kapısı’ndan 23 Mayıs’tan, Öncüpınar Sınır Kapısı’ndan ise 18 Mayıs’tan itibaren Suriye’ye geçti. Bayramı güvenli bölgede huzur içinde geçiren sığınmacılar, 26 Haziran’dan itibaren Karkamış Sınır Kapısı’ndan dönüşe başladı. Sığınmacılar, Gümrük Muhafaza Müdürlüğü ekiplerinin kontrolü altında Türkiye’ye giriş yapıyor. Dönüş yapan sığınmacılardan Hasan Salih, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 4 yıldır Gaziantep’te yaşadığını söyledi. Bayramda Cerablus’ta bulunan anne ve babasını ziyaret ettiğini belirten Salih, “Cerablus çok güzel olmuş. Biz oradan kaçtığımızda terör örgütlerin elindeydi ve canımızı zor kurtardık ama şimdi gerçekten çok güzel olmuş. Biri veya iki yıl sonra ailemle temelli dönmeyi düşünüyoruz.” dedi. Ali Talibi de 3 yıl önce Gaziantep’e geldiğini ve Gaziantep Üniversitesi öğrencisi olduğunu ifade etti. Bayramı Cerablus’a bağlı Galsa köyünde geçirdiğini aktaran Talibi, “Benim için hem tatil hem de güzel bir bayram oldu. Çünkü yıllardır göremediğim anne ve babamı gördüm, bayramlaştım. Köyümüz gerçekten çok güvenli ve güzel olmuş. Bize bu imkanı veren Türkiye Cumhuriyeti hükümetine çok teşekkür ederiz.” diye konuştu. Dönüşün ikinci gününde yoğunluğun az olduğu gözlendi.

(Milliyet, 27 Haziran 2018)

 

Kanada’ya Son İki Yılda 100’den Fazla Diplomattan İltica Talebi

Kanada resmi yayın kuruluşu CBC’de yayınlanan rapora göre, Mart 2016 ile Nisan 2018 arasında 104 akredite yabancı temsilci, kendileri ve aile fertleri için mülteci koruma başvurusu yaptı. Raporda, bu diplomatların hangi ülke vatandaşları olduğuna yönelik bilgiler ise gizlendi. Rapora ilişkin değerlendirmede bulunan Kanada Mülteciler Konseyi Genel Direktörü Janet Dench da diplomatların ilticalarında ülkelerindeki rejim ya da siyasi iktidar değişikliğinin en önemli etken olduğunu belirtti. İltica eden diplomatlardan bazılarının cinsel tercihlerinin karşılığının ülkelerinde ölüm cezası olmasını gerekçe gösterdiğini aktaran Dench, “Ölüm veya ceza korkusuyla tercihini gizleyen bir LGBT mensubu birey Kanada’da özgürce yaşamak için mülteci statüsü talep edebilir.” ifadesini kullandı. Janet Dench, diplomatik statüye sahip kişilerin daha az meşru sebeplerle veya insan hakları ihlalleri ve diğer yanlışlar nedeniyle kovuşturmadan kaçma arzusundan mülteci statüsü isteyebileceğini kaydetti. Öte yandan Kanada Vatandaşlık ve Göçmenlik Bakanlığı Sözcüsü Beatrice Fenelon da konuyla ilgili “Yasalara göre, herkesin usulüne uygun olma şartıyla Kanada’dan sığınma talebinde bulunma hakkı vardır. Ancak bu sürecin sonunda Kanada’da bir sığınmacının kalmasına izin verileceğine dair hiç kimseye hiçbir garanti verilmemektedir.” bilgisini verdi.

(Hürriyet, 26 Haziran 2018)

 

AB’den Türkiye Metnine Onay! Avusturya’ya Rağmen…

Avrupa Birliği dışişleri bakanları, 28-29 Haziran’da Brüksel’de yapılacak zirvede liderlere sunulacak olan Türkiye paragraflarına onay verdi. Türkiye’nin AB ile üyelik müzakerelerinin sürmesine karşı çıkan Avusturya’nın veto tehdidiyle sertleşmesini sağladığı sonuç bildirisinde, en dikkat çekici vurguları, “Türkiye’nin AB’den daha da uzaklaştığı” ve “müzakerelerin efektif olarak durma noktasına geldiği” oluşturdu. Avusturya, Türkiye’nin aday olduğunun vurgulanmasına da karşı çıkmıştı ancak bu vurgu korundu. Sonuç bildirisi, Hürriyet’in geçen hafta duyurduğu nihai taslak doğrultusunda şekillenirken ilişkilerin geleceği açısından en sorunlu olarak değerlendirilebilecek paragrafta şu ifadeler yer aldı: “AB Konseyi, Türkiye’nin AB’den daha da uzaklaştığını not eder. Türkiye’nin katılım müzakereleri efektif olarak durma noktasına geldi. Mevcut bu koşullar altında başka başlıkların açılması ya da kapanması ve AB-Türkiye gümrük birliğinin modernizasyonuna ilişkin çalışma yapılması düşünülemez.” Buna karşın daha önce Avusturya’nın talebi ve Dönem Başkanı Bulgaristan’ın girişimi bağlamında AB Komisyonu tarafından hazırlanan öneri niteliğindeki metinde yer alan “Türkiye’nin Avrupa perspektifi riskte” mesajını içeren formüller kabul görmedi.

Önemli Teyit

Metnin genişlemeye ilişkin genel bölümünde, “Türkiye, aday ülke ve birçok alanda önemli ortak olmayı sürdürüyor” vurgusuna yer verildi. Bu vurgunun, Avusturya başta olmak üzere bazı AB ülkelerinin Türkiye’nin adaylığını sorgulamaya açtığı bir ortamda korunması sürecin zorluklara ve olumsuzluklara rağmen sürdüğünün teyidi anlamına geldiğinden önem taşıyor.

Mülteci Övgüsü

Sonuç bildirisinde AB’nin kilit bir ortak olan Türkiye ile ilişkilere verdiği önemin altı çizilirken, “AB Konseyi, açık ve içten diyaloğu devam ettirmeye ve ortak sınamaların üzerine gitmek için göç, terörle mücadele, enerji, ulaştırma, ekonomi ve ticaret gibi ortak çıkarın temel alanlarında işbirliğini devam ettirmeye bağlı olmayı sürdürüyor” denildi. AB, 3.5 milyondan fazla mülteciye ev sahipliği yapması ve ihtiyaçlarını karşılaması nedeniyle Türkiye’yi takdir ettiğini de metne yansıttı. AB, bu çerçevede taraflar arasındaki mülteci krizi odaklı 18 Mart mutabakatının her iki taraf açısından çok önemli olmayı sürdürdüğünün altını çizdi. Tutuklu iki Yunan askere de yer verilen belgede, sayıları giderek artan alanda kesintisiz ve derin şekilde tedirgin edici gerileme yaşanması AB’nin endişe beyan ettiği unsurlar arasında yer aldı. Özellikle 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında alınan önlemlerin ciddi endişeye neden olmayı sürdürdüğünün belirtildiği belgede olumsuz eğilimin acilen tersine çevrilmesi çağrısı yapılıyor.

(Hürriyet, 26 Haziran 2018)

 

BM’den Suriye’de Yeni Göç Dalgası Uyarısı

Suriye ordusu ülkenin güneydoğusundaki isyancılara yönelik operasyonunu genişletti. Ürdün ise saldırılardan kaçarak sınırı geçmeye çalışan on binlerce sivile kapılarını açmayacağını açıkladı. Suriye ordusu ülkenin güneydoğusundaki isyancılara yönelik operasyonunu genişletti. Ürdün ise saldırılardan kaçarak sınırı geçmeye çalışan on binlerce sivile kapılarını açmayacağını açıkladı. Birleşmiş Milletlere göre en az 45 bin kişi Suriye’nin güney batısındaki Dera ilindeki çatışmalardan kaçarak Ürdün sınırına yöneldi. Suriye Devlet Başkanı Beşar Esat, Ürdün ve İsrail’in Golan Tepeleri sınırındaki bölgede kontrolü yeniden ele geçirmeye çalışıyor. Hükümet güçleri Salı günü Dera ilinin isyancıların kontrolündeki bölgesinde yeni bir cephe açtı. Esat’ı destekleyen bölgesel ittifakın komutanlarından biri operasyonun amacının 2015’ten bu yana isyancıların elinde olan Ürdün sınır geçişinin kontrolünü devralmak olduğunu kaydetti. Esat, operasyon için Rusya’dan destek alıyor. Amerika ülkenin güney batısı için bölgede Rusya’yla çatışmasızlık alanı anlaşması yapmıştı. Washington, anlaşmanın delinmesinin ciddi sonuçları olacağı konusunda uyarıda bulundu. Esat’ın Rusya ve İran’ın askeri desteğiyle başkent Şam ve Humus civarında isyancılara ait son kaleleri de temizlemesinin ardından Suriye’de savaşın yönü güney batıya dönmüştü. Esat’ın Suriye’deki kontrol alanı 2015’te küçük bir bölgeyle sınırlanmışken şimdi çok geniş bir alanı kontrol altında tutuyor. Ancak kuzeyde Türkiye sınırının nerdeyse tamamının ve doğu kesimlerinin kontrolu hala isyancılarda. Lübnanlı Hizbullah örgütü tarafından kontrol edilen basın kurumları ve Suriye İnsan Hakları Gözlemevi Salı günü rejim güçlerinin kuzeydoğudaki Dera ilinde aralarında Busra el Harir kasabası da olmak üzere isyancıların kontrolündeki bazı bölgeleri ele geçirdiğini kaydetti. Suriye devlet kanalı Ürdün sınırındaki Dera kentinin de savaş uçakları tarafından bombalanarak Ürdün’e giden ana ikmal yolunun kesilmesi için uğraşıldığını kaydetti. Gözlemevi’ne göreyse hava saldırıları isyancıların elindeki Nawa kasabasını da ilk kez hedef aldı. Saldırı henüz İsrail için hassas olan Golan Tepeleri sınırına ulaşmadı. İsrail İran destekli milisleri sınırından uzak tutmak istiyor. Suriye devlet haber ajansı SANA’ya ve Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’ne göre İsrail’den atılan iki füze Şam Havaalanı yakınına isabet etti. SANA’ya göre saldırı İsrail’in güneybatıdaki isyancılara desteğini gösteriyor. Zira İran, Suriye’deki savaşta Esat’ın önemli müttefiklerinden. Hükümetin güneybatıya yönelik operasyonunun yeni bir göç dalgası yaratmasından da endişe ediliyor. BM’ye göre operasyon nedeniyle şimdiye kadar 45 bin kişi yerlerinden oldu. BM Dünya Gıda Programı Sözcüsü Bettina Luescher programın şimdiye kadar 30 bin kişiye gıda sağladığını ve gelecek günlerde Ürdün sınırından daha fazla kişiye ulaşmayı planladığını söyledi.

(Amerika’nın Sesi, 27 Haziran 2018)

 

May ile Çipras AB-Türkiye Sığınmacı Anlaşmasını Görüştü

İngiltere Başbakanı Theresa May ile Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras, Yunanistan’ın karşı karşıya olduğu yasa dışı göç sorununun çözümünde AB ile Türkiye arasındaki sığınmacı anlaşmasının hayata geçirilmesinin önemi üzerinde anlaştı. İngiltere Başbakanı Theresa May ile Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras, AB ile Türkiye arasındaki sığınmacı anlaşmasının hayata geçirilmesinin önemi üzerinde anlaşmaya vardı. İngiltere Başbakanlık ofisi “10 Numara”dan yapılan yazılı açıklamada, May ile Çipras’ın dün Londra’da ikili bir görüşme gerçekleştirdiği bildirildi. Açıklamaya göre iki lider görüşmede, Yunanistan’ın karşı karşıya olduğu yasa dışı göç sorununu ele aldı. Görüşmede, Yasa dışı göç probleminin Avrupa Birliği (AB) ile Türkiye arasındaki sığınmacı anlaşmasının hayata geçirilmesini de içerecek eşgüdümlü ve kapsayıcı bir yaklaşım ile çözülmesi gereken ortak bir sorun olduğu konusunda görüş birliği sağladı. İngiltere’nin AB’den ayrılmasının (Brexit) ardından da yasa dışı göç konusunda sürdürülebilir bir çözümde rol oynamayı sürdüreceğini ifade eden May, ülkesini Ege Denizi’ndeki arama ve kurtarma operasyonları için ek bir sınır güvenlik teknesi yollayacağını kaydetti. Bölgesel meselelerin de ele alındığı görüşmede May ile Çipras, Kıbrıs’ta bir çözüme yönelik adımlar atılmasının önemi konusunda da görüş birliğine vardı. Açıklamaya göre May Çipras ile görüşmesinde, Türkiye ile Yunanistan ilişkilerinde süren diyaloğun bölgesel istikrar için hayati önem taşıdığının altını çizdi.

(Anadolu Ajansı, 27 Haziran 2018)

 

Dünyada Yapılan İnsani Yardımın Üçte Biri Türkiye’den

Türkiye’nin geçen yıl 8,07 milyar dolar yardım yaptığı görülürken, dünyada en çok insani yardım yapan ülkeler listesinin bir numarasına yerleşti. Dünyada 27.3 milyar dolarlık yapılan toplam yardımın yaklaşık üçte birini Türkiye yapmış oldu. Medya takip kurumu Ajans Press, küresel anlamda insani yardım yapan ülkeler sıralamasını ele alan araştırmayı inceledi. Ajans Press’in İngiltere merkezli Kalkınma İnisiyatifleri Örgütü’nün raporundan ve medya yansımalarından derlediği bilgilere göre, Türkiye 2017 yılında en çok insani yardım yapan ülke oldu. Geçen yıl 8,07 milyar dolar yaparak birinci sıraya oturan Türkiye’yi, 6,68 milyar dolar ile ABD, 2,99 milyar dolar ile de Almanya takip etti. İngiltere insani yardım raporunun üçüncü sırasında yer alırken, 2,52 milyar dolar yardım yaptığı görüldü. Avrupa Birliği kurumlarında ise bu rakam 2,24 milyar dolar olurken, kurumlar bu rakamla dördüncü sıraya yerleşti.

Dünyada En Çok Yardım Alan Ülke Suriye

Ajans Press ve PRNet’in konuyla ilgili gerçekleştirdiği medya incelemesinde, insani yardım başlığı altında çıkan haber adetleri belli oldu. Türkiye’nin dünyada lider olduğu “insani yardım” konusu, medyanın da gündeminde yer alan başlıklardan birisi oldu. 2017 yılında 17 bin 598 habere konu olan insani yardım, bu yıl içerisinde ise 9 bin 904 haberle konu olarak medyanın konuştuğu önemli başlıklar arasında yer edindi. Listenin birinci sırasında yer alan Türkiye’nin, yaptığı yardımların milli gelire oranına bakıldığında da yüzde 0,85 oran ile birinci sıraya oturduğu saptandı. Türkiye’nin yakın takipçileri de Norveç ve Lüksemburg olurken, oranlarının sadece 0,17 de kaldığı görüldü.  ABD ise yüzde 0,04 oranla listesinin 19’uncu sırasına yerleşti. Öte yandan hazırlanan rapor, dünya üzerinde 134 ülkede 201 milyon kişinin uluslararası insani yardıma muhtaç olduğunu ortaya koydu.

Suriye’yi Yemen Takip Etti

Raporda dikkat çeken bir diğer ayrıntı ise, insani yardımların yüzde 60’ının 10 ülkeye kanalize edildiği bilgisi oldu. Listenin birinci sırasına yüzde 14 oranla insani yardım alan Suriye oturdu. Suriye’yi de yüzde 8 ile Yemen ikinci sıradan takip etti. Listenin birinci sırasında yer alan Suriye’nin son beş yıldır raporun birinci sırasında yer aldığı da ayrıca belirtildi. Dünya’da yapılan toplam yardım miktarı 27,3 dolar olarak kaydedilirken, bunun üçte birini sadece Türkiye’nin karşıladığı görüldü. Bunun yanı sıra Türkiye 3,5 milyon Suriyeli barındırmasıyla, dünyada en çok sığınmacı barındıran ülke olarak dikkat çekti.

(Hürriyet, 27 Haziran 2018)

 

ABD’de Trump Yönetimine ‘Göçmen Davası’

ABD’de 17 eyalet, ülkeye yasa dışı yollardan giren göçmenlerin çocuklarını ailelerinden ayıran tartışmalı göçmen politikası nedeniyle Trump yönetimine dava açtı. New York, California ve Washington başta olmak üzere 17 eyalette başsavcılar, Başkan Donald Trump’ın ”yasa dışı ve acımasız” göçmen politikası nedeniyle ABD yönetimini mahkemeye verdi.Seattle Bölge Mahkemesine sunulan 128 sayfalık dava dosyasında, Trump’ın göçmen politikasının ABD Anayasası’ndaki eşit hak, federal iltica ve statü haklarını ihlal ettiği savunuldu. New York Başsavcısı Barbara Underwood da yazılı bir açıklama yaparak, “Çocukları ebeveynlerinden ayırmak insanlık dışı, vicdansızca ve yasa dışıdır. Biz de bunu durdurmak için dava açıyoruz. Trump yönetimi çocukları ebeveynlerinden ayırarak ve onları yüzlerce kilometre uzağa göndererek bu çocuklarda çok büyük bir travmaya neden oldu. Bizim ülkemiz bu değil. Trump yönetiminin anayasayı ve haklarımızı baltalamasına seyirci kalmayacağız.” ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı Trump, ülke genelinden ve uluslararası kamuoyundan gelen tepkiler üzerine ülkeye yasa dışı yollardan giren göçmenlerin çocuklarının ebeveynlerinden ayrılmasını engelleyecek bir başkanlık kararnamesine imza atmıştı. Tepkilere yol açan tartışmalı uygulamayı sona erdirmek için ABD Kongresi de harekete geçmişti. ABD İç Güvenlik Bakanı Kirstjen Nielsen, nisan ve mayıs aylarında ABD’ye yasa dışı olarak getirilen yaklaşık 2 bin çocuğun tesislerde tutulduğunu açıklamıştı. Nielsen, basına yansıyan görüntülerin aksine bu çocuklara iyi bakıldığını, sağlık durumlarının yerinde olduğunu ve şartları uygun olanların iltica başvurusunda bulunabileceğini ifade etmişti. Amerikan medyasındaki haberlere göre, ABD”ye kaçak yollardan girerken tutuklanan ailelerinden kopartılan çocukların sayısı 12 bine yaklaştı. Toplama merkezlerinde çadırlarda ya da kafesler içinde tutulan çocukların ses ve görüntü kayıtlarının medyaya yansıması üzerine Amerikan kamuoyu tarafından da tepkiyle karşılanan uygulama ile ilgili olarak Başkan Trump, “sıfır hoşgörü” politikası ile ilgili olarak yaptığı açıklamada, “ABD”yi göçmen kampı haline getirmeyeceğim. Bu insanlar bir yerlerde soyguncu ya da katil olabilir. Biz güvenli bir ülke istiyoruz ve bu sınırlarda başlar” diye konuştu.

(Haber Türk, 27 Haziran 2018)

 

Lifeline Göçmen Gemisi Malta’ya Demir Atmak İçin Hala İzin Bekliyor

Alman yardım grubunun çarşamba günü Euronews’e e-posta yoluyla verdiği demeçte, kurtarma gemisi Lifeline’ın Malta’ya demir atmak için hala resmi izin beklediğini açıkladı. Grup twitterda yaptığı paylaşımda “Bir gün önce Malta’ya girmemize izin verilmişti, ancak hala onayımız yok. En azından yüksek dalgalardan ve Malta sahillerindeki güçlü rüzgardan korunmamıza izin verilip verilmediğini soruyoruz,” dedi. 250 kişinin içinde bulunduğu gemi beş gündür Malta sahilinde. Lifeline mürettebatı, Euronews’e, geminin hastanesindeki yoğun bakımda bulunan iki kişi ile birlikte denizde sıkışıp kaldıklarını söyledi. İtalya Başbakanı Giuseppe Conte, salı günü,  Malta Başbakanı Joseph Muscat ile telefonda konuştuktan sonra kurtarma gemisinin Malta’ya demirleyebileceğini söyledi. Conte, İtalya’nın üzerine düşeni yapacağını ve diğer Avrupa ülkelerinin de aynısını yapması umuduyla Lifeline’daki göçmenlerin bir kısmının memnuniyetle karşılanması gerektiğini söyledi. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise gemiden bazı göçmenleri alacağına söz verdi. Macron, son birkaç gün boyunca göçmenlerle ilgili ortak çözüm üzerinde çalıştıklarının altını çizdi. Bu doğrultuda, Malta Başbakanı Joseph Muskat’ın sorumluluk ruhunu selamlamak istediğini dile getirdi. Mülteci Korunması Ofisi’nin kurtarma ve tahliye görevine başlamak için Malta’ya doğru yola çıktığını söyleyen Macron’a karşın Lifeline ekibi, Euronews’e herhangi bir hükümet yetkilisi ile doğrudan iletişim kurmadıklarını söyledi. Bu haftanın başlarında Danimarkalı kargo gemisi Alexander Maersk tarafından Libya kıyılarında 100’den fazla göçmen kurtarıldıktan sonra Sicilya’daki İtalyan Pozzallo limanına demirlemesine izin verilmişti. Geçtiğimiz hafta sonu AB liderleri, göçün üstesinden gelmek için ortak bir görüşü kabul edemediler ve bu haftaki zirvede tekrar deneyecekler. Göç konusu, Avrupa hükümetlerini kıtadaki göçmen karşıtı ve aşırı sağ siyasi hareketleri içeren bir dalgalanma ile fikirlerin ikiye bölünmesine sebep oldu, denebilir.

(Euronews, 27 Haziran 2018)

 

Almanya’nın Kararı Avusturya’yı Korkuttu!

Almanya’daki koalisyon ortakları arasındaki göçmen tartışmasının sınır kapısının mültecilere kapatılmasına yol açması ihtimali Avusturya’yı korkuttu. Berlin’in kararının domino etkisiyle Avrupa geneline yayılmasından çekinen Avusturya sınırda zırhlı askeri araçlarla kriz tatbikatı yaptı. Yüzlerce polis ve asker başkent Viyana’dan 175 kilometre uzaklıktaki Spiefeld’de kapıların kapanmasıyla ülkede sıkışan mültecileri kontrol altına almaya yönelik senaryoyu uyguladı. Tatbikat amacıyla 200 polis senaryo gereği mülteci gibi hareket ederek sınırı geçmelerine izin verilmesini istedi. Avusturya İçişleri Bakanı Herbert Kickl “Sınırlarını koruyamayan bir devlet güvenilirliğini kaybeder. Yaptığımız şeyin insanlık dışı olmakla ilgisi yok” dedi. Bu arada Avusturya’nın tatbikat yapmasına neden olan Almanya’da dün kritik bir gelişme daha yaşandı. Almanya Başbakanı Angela Merkel, göçmenlerin Almanya’ya girmesine izin veren uygulamayı sona erdirmesini isteyen koalisyon ortağı Genel Başkanı ve İçişleri Bakanı Horst Seehofer ve diğer parti liderleriyle görüştü. Merkel’in ortaklarından SPD Genel Başkanı Sigmar Gabriel de iltica anlaşmazlığının koalisyonun dağılmasıyla sonuçlanmasının “Almanya ve Avrupa açısından kestirilmesi mümkün olmayan sonuçlara yol açabileceği” uyarısında bulundu.

Kritik Hafta

Deutsche Welle’nin haberine göre Merkel bu hafta Avrupa Birliği (AB) devlet ve hükümet başkanları zirvesi sırasında mülteci adaylarının geri kabulüyle ilgili ikili anlaşmalar yapılması için çalışacak. Seehofer’in uzlaşma sağlanamadığı takdirde 1 Temmuz’dan itibaren başka AB ülkesinde iltica başvurusunda bulunmuş yabancıların sınırdan geri çevrilmesini istediği biliniyor.

(Haber Türk, 27 Haziran 2018)

 

Ürdün Dışişleri Bakanı Safadi: Ürdün-Suriye Sınırı Kapalı Kalacak

Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen es-Safadi, sınırlarında Suriyeli sığınmacı bulunmadığını ve sınırın kapalı kalacağını belirtti. Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen es-Safadi, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, şu an için Suriye’den Ürdün’e doğru bir göç hareketinin söz konusu olmadığını ve sınırlarında sığınmacı bulunmadığını ifade etti. Ürdün’ün Suriye’nin güneyi konusundaki temaslarıyla akan kanın durmasını, siyasi çözümün desteklenmesini ve yerlerinden edilmiş kişilere yardım etmeyi hedeflediğini kaydeden Safadi, ülkesinin Suriye’ye açılan sınırının kapalı kalacağını aktardı. Birleşmiş Milletler’in (BM) insanların güvenliğini Suriye içinde sağlayabileceğine işaret eden Safadi, ellerinden geldiği kadar sığınmacılara yardım ettiklerini ancak ülkesinin çıkarlarını ve güvenliğini de dikkate aldıklarını kaydetti. BM’den dün yapılan açıklamada Suriye’nin güneyindeki şiddet olayları sebebiyle yaklaşık 45 bin kişinin Ürdün sınırına sığınabileceğinden endişe duyulduğu bildirilmişti.

(TRT Haber, 26 Haziran 2018)

 

Suriyeli Sığınmacıların Durumu AKPM’de

AKPM Azerbaycan Heyeti Üyesi Paşayeva, “Birçok Avrupa ülkesinde başta Suriyeli sığınmacılar olmak üzere göçmenlerin durumunun Avrupa Konseyi değerleri ve standartlarından uzak oluşu bizi dehşete düşürüyor.” dedi. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) Azerbaycan Heyeti Üyesi Ganire Paşayeva, Avrupa ülkelerinde başta Suriyeli sığınmacılar olmak üzere göçmenlerin durumunun Avrupa Konseyi değerleri ve standartlarından uzak olduğunu belirterek, bu durumun kendilerini dehşete düşürdüğünü söyledi. Strazburg’da devam eden AKPM Yaz Dönemi Genel Kurulunda, “Suriye’ye komşu ülkelerdeki sığınmacıların durumu” konulu oturum düzenlendi. Oturumda söz alan Azerbaycan Heyeti Üyesi Paşayeva, başta Türkiye, Lübnan ve Ürdün olmak üzere, bölgedeki ülkelerin, Suriyeli sığınmacılara kapılarını açma kararı aldığını ve bunu şimdiye kadar başarıyla sürdürdüğünü kaydederek, “Birçok Avrupa ülkesinde başta Suriyeli sığınmacılar olmak üzere göçmenlerin durumunun Avrupa Konseyi değerleri ve standartlarından uzak oluşu bizi dehşete düşürüyor.” dedi. Suriye’den göç etmek zorunda kalan 5 milyondan fazla kişinin komşu ülkelere sığındığını hatırlatan Paşayeva, Türkiye, Lübnan ve Ürdün’ün bu kişilere kapılarını açarak üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiğini, Avrupa ülkelerinin ise bu üç ülkenin yükünü paylaşmaya yanaşmadığını, gerekli desteği vermediğini vurguladı. Türkiye, Lübnan ve Ürdün’de sığınmacı kamplarını ziyaret ettiğini ve buradaki çaresiz insanlarla görüştüğünü hatırlatan Paşayeva, “Görüştüğüm bu kişiler Avrupa ülkelerini, onları bu duruma düşüren sebeplere yönelik daha etkili çözümler aramaya ve kapılarınızı yüzlerine kapatmamaya davet ediyordu. Onlar sizden daha çok destek bekliyorlar.” diye konuştu. Öte yandan konuyla ilgili oylanarak kabul edilen bir karar tasarısında, Genel Kurul üyeleri, sığınmacılar konusunda uluslararası topluma Suriye’ye komşu ülkelere daha çok destekte bulunma ve sığınmacılara yönelik mali yardımı artırma çağrısında bulundu.

(Anadolu Ajansı, 26 Haziran 2018)

 

BM’den Malezya’daki Mültecilere Çalışma İzni Çağrısı

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), Malezya’daki mültecilere çalışma izni verilmesi çağrısında bulundu. UNHCR Malezya temsilcisi Richard Towle, Malezya’nın mülteci politikasına ilişkin gazetecilere açıklama yaptı. The Star gazetesinde yer alan habere göre, Towle, “Mültecilerin kim olduğunu biliyorsanız, o zaman yasaları, kuralları ve güvenlik sorunlarını daha iyi yönetebilirsiniz. İşverenlerin, mültecilerin sağlayabileceği türden çalışma gücüne kesinlikle ihtiyacı var.” ifadelerini kullandı. Towle, Malezya’nın ülkedeki mültecilerden sorumlu olduğunu belirterek, hükümete, mültecilere ülkede barınma imkanı sağlanması ve çalışma izni verilmesi çağrısı yaptı. Malezya’nın mültecilere yardımlarını sürdürdüğünü vurgulayan Towle, en yakın zaman da yeni hükümet yetkilileriyle mültecilere ilişkin konuları görüşeceğini bildirdi. UNHRC’ye göre, Malezya’da toplam 157 bin 580 kayıtlı mülteci bulunurken, bunların 72 bin 490’ı Arakanlılardan oluşuyor.

(Haber Türk, 26 Haziran 2018)

 

Trump Yasağına ‘Yüksek’ Onay

Başkan Trump’ın beş Müslüman ülke vatandaşlarının ABD’ye girişini engelleyen “seyahat yasağı”, Yüksek Mahkeme tarafından onandı. Kararın ardından protesto gösterileri düzenlendi. Demokratlar ve insan hakları gruplarından peş peşe tepki açıklamaları geldi. Trump ise “muazzam başarı” yorumunda bulundu. ABD’nin Meksika sınırındaki göçmenlere yönelik “sıfır tolerans” politikası tepki çekerken, Yüksek Mahkeme, Başkan Donald Trump’ın nüfusları büyük oranda Müslüman olan beş ülkeye yönelik seyahat yasağını onadı. Alt mahkemeler, yasağı Anayasa’ya aykırı bulmuştu. Washington yönetiminin itirazı üzerine ise konu Yüksek Yargı’nın önüne gelmişti. ABD Yüksek Mahkemesi de aralık ayında, “nihai kararını açıklayana kadar yasağın kısmen uygulanmasına” hükmetmişti. Yüksek Mahkeme Başyargıcı John Roberts, karar metninde, “seyahat yasağının doğrudan Başkanlık yetkisi içinde olduğunu” yazdı ve yasağın hedefindeki ülke nüfuslarının çoğunlukla Müslüman olduğu yönündeki iddiaları reddetti. Yasağın uygulamaya konmaması gerektiğini savunan Yargıç Sonia Sotomayor ise “Mahkeme, Birinci Değişiklik (ABD Anayasası’nın birinci ek maddesi) ile garanti altına alınan din özgürlüğünü savunamamıştır” dedi. Yasağın “Müslüman karşıtı eğilimden” kaynaklandığını ifade eden Sotomayor, yasanın lehinde oy kullanan üyeleri “gerçekleri gözardı etmek, yasal teamülleri yanlış yorumlamak ve yasanın, birçoğu ABD vatandaşı olan sayısız aile ve bireye verdiği acıya gözlerini kapamakla” eleştirdi.

Trump’ın İlk Yorumu: Wow!

ABD Başkanı Donald Trump, karara ilişkin ilk yorumunu Twitter’dan yaptı. Trump, “YÜKSEK MAHKEME TRUMP’IN SEYAHAT YASAĞINI ONADI. Wow!” şeklinde bir tweet attı. Kararı “Amerikan Halkı ve Anayasası için muazzam bir zafer” ifadesiyle değerlendiren Trump, meclis üyeleriyle yaptığı toplantıda, “Sert olmak zorundayız, emniyette olmak zorundayız ve güvende olmak zorundayız” dedi. Kararın, “Demokrat politikacıların ve medyanın eleştirilerinin haksız olduğunu gösterdiğini” savunan Trump, “Avrupa Birliği’ne bakarsanız, göç politikalarını sertleştirmek için şu anda toplantı yapıyorlar, çünkü istila edildiler” dedi.

‘Yasak Bizi Güvenli Kılmaz’

Mahkemenin kararına çok sert tepkiler geldi. Başkent Washington’daki Yüksek Mahkeme’nin önünde protesto gösterileri düzenlendi. İnsan hakları grupları da kararı eleştirirken, Demokratların Senato Azınlık Lideri Chuck Schumer, “Trump’ın seyahat yasağı bizi daha güvenli kılmaz ve Yüksek Mahkeme’nin hükmü, bu yanlışı düzeltmez” dedi. Temsilciler Meclisi Azınlık Lideri Nancy Pelosi ise “tehlikeli” olarak nitelendirdiği kararın Amerikan değerleri ve Anayasası’nın altını oyduğunu” ifade etti. Demokrat Senatör Chris Murphy ise yasağın uygulanması için kullanılacak fonu bloke etmek için bir yasa teklifi verdiklerini belirtti.

Muafiyet Başvurusu Yapılabilir

Yüksek Mahkeme’nin dün dörde karşı beş oyla onayladığı yasağa göre; İran, Libya, Somali, Suriye ve Yemenli göçmenler, mülteciler ve vize sahipleri büyük oranda ABD’ye seyahat edemeyecek. Trump’ın seyahat yasağı, bu haliyle, vaka bazında muafiyet için başvuru olanağı tanıyor. Ancak yasaktan muaf tutulmak için hukuki süreç başlatmak üzere avukat tutamayan başvurucuların ABD’ye girmeleri pek mümkün değil. Karara karşı oy kullanan Yargıç Stephen Breyer, yasağın uygulamaya konduğu ilk altı aylık süreçte 6 bin 555 muafiyet başvurusundan sadece ikisinin kabul edildiği yolundaki Dışişleri Bakanlığı verisini hatırlattı.

(Hürriyet, 26 Haziran 2018)

 

Tayland’daki “Vatansız” Myanmarlı Müslümanlar

Burma İnsan Hakları Ağı (BHRN), Tayland sınırında 10 bin Myanmarlı Müslüman sığınmacının yaklaşık yüzde 80’inin kimlik kartının olmadığını ve “vatansız” statüde yaşadıklarını bildirdi. Merkezi Londra’da bulunan Burma İnsan Hakları Ağı (BHRN), Myanmar-Tayland sınırında yaşayan Myanmarlı Müslüman sığınmacılara ilişkin raporunu yayımladı. Myanmarlı Müslüman sığınmacılarla Mart-Mayıs 2018 yapılan röportajlar ve bölgedeki izlenimlerin derlendiği rapora göre Tayland-Myanmar sınırındaki Mae Dot bölgesindeki Myanmarlı Müslüman sığınmacıların yüzde 78’i “vatansız” statüde ve resmi bir kimlik kartları yok. Vatansız statüdeki Myanmarlı Müslümanlar, bu yüzden Tayland’da barınma ve çalışma izni alamıyor, kaçak olarak çalışanlar ise büyük cezalara maruz kalıyor. Raporda, “Mae Dot bölgesindeki Myanmarlı Müslümanların yüzde 78’inin kimlik kartı yok. Burada yaşayanların çoğu ve tüm ataları Myanmar’da doğdu. Bu Myanmar’ın da imzaladığı İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 15. maddesine kesinlikle aykırıdır.” ifadelerine yer verildi.

Tayland’da Çalışma İzni Sorunu

Tayland hükümetin sınır bölgelerinde ve ülke içindeki Myanmarlı sığınmacılara çalışma izni vermek için tanıdığı süre 30 Haziran 2018 tarihinde sona erecek. Sığınmacılardan geldikleri ülkelerden resmi kimlik kartı alarak Tayland’daki resmi kurumlara çalışma izni için başvurması yapması gerekiyor. Aksi takdirde yasa dışı çalıştığı tespit edilen kişilere asgari ücretin üzerinde ceza kesilecek. Tayland’da çalışma izni almak isteyen sığınmacıların Myanmar’dan geldiklerini kanıtlamaları ve ayrıca Myanmar hükümetinden birtakım resmi belgeler almaları gerekiyor. Bu belgeleri almak için başvuru yapan Müslüman sığınmacılar genellikle olumsuz cevapla karşılaşıyor ya da kendilerine yıllarca dönüş yapılmıyor. Myanmar’dan kimlik kartı alabilmek için başvuru yapan kişinin ailesinden en az birinin vatandaş olabilme şartı aranıyor. Başvuru yapanların ailelerinde kimlik kartına sahip üyeler olsa da dini aidiyetlerinden ötürü genellikle olumsuz yanıt alıyorlar. Başvuru sürecinin tamamlanması durumunda da ülkede tam yetkilere sahip olamıyorlar. Çünkü Myanmar hükümetinin verdiği belgede “Sadece Tayland’da geçerlidir” ibaresi yer alıyor. Bu yüzden resmi belgenin Tayland dışında bir geçerliliği olmuyor ve pasaport başvurusunda kullanılamıyor.

Moe Sot Bölgesinde 10 Bin Müslüman Yaşıyor

Tayland-Myanmar sınırındaki Moei Nehri hattında bulunan Moe Sot, Myanmarlı Müslümanların ülkelerindeki çatışma ve güvensizlik ortamından kaçarak yerleştikleri önemli bir bölge. BHRN raporlarına göre bölgede 10 bin civarında Müslüman yaşıyor. Çoğunluğu resmi olarak barınma ve çalışma iznine sahip olmayan sığınmacılar günlük işlerde çalışarak hayatlarına devam etmeye çalışıyor. BHRN yetkililerinin tespitlerine göre işçilerin günlük ortalama kazançları 6 dolar civarında. Moe Sot bölgesindeki sığınmacılar, yaklaşık 17 yıl önce Tayland’a gelen ve Myanmar’a dönmeyen Müslümanlardan oluşuyor. Sığınmacılar, Tayland hükümeti tarafından görmezden geliniyor ve zaman zaman yasa dışı çalıştıkları gerekçesiyle para cezalarına çarptırıyorlar. Son olarak Tayland hükümetinin çalışma ve barınma izni vermek için süre tanıdığı Müslümanlar, Myanmar’dan resmi belge almakta zorlandıkları için hiçbir resmi belgeleri olmadan hayata tutunmaya çalışıyor. Mae Sot bölgesinde yaşayan Myanmarlı Müslümanların yüzde 78’ini hiçbir resmi belgesi bulunmazken, yüzde 19’u geçici yarı resmi belgeye sahip. Resmi kimlik kartına ve belgelere sahip kişilerin oranı ise sadece yüzde 3 civarında.

(Haber Türk, 26 Haziran 2017)

 

Libya’nın Karaboli Kenti Açıklarında 200 Kaçak Göçmen Kurtarıldı

Libya’nın Karaboli kenti açıklarında 200 kaçak göçmenin daha kurtarıldığı bildirildi. Ulusal Mutabakat Hükümetine (UMH) bağlı Deniz Kuvvetlerinden yapılan yazılı açıklamada, Karaboli kentinin 25 mil açıklarında 200 kaçak göçmenin kurtarıldığı belirtildi. Açıklamada, düzenlenen operasyonla kurtarılan göçmenlerin Afrika uyruklu olduğu ifade edildi. Deniz Kuvvetlerinden geçen perşembe yapılan açıklamaya göre, Karaboli kenti açıklarında yüzlerce göçmen kurtarılmıştı. Avrupa’ya gitmek için Libya üzerinden Sahra Çölü ve Akdeniz’i geçmeye çalışan göçmenlerin bazıları insan kaçakçılarının eline düşüyor, bazıları da çölde ya da denizde hayatını kaybediyor. UMH Başkanlık Konseyi Başkanı Fayiz es-Serrac, geçen kasım ayında yaptığı açıklamada, yasa dışı göç amacıyla Libya’da bulunan göçmen sayısının yarım milyonu aştığını kaydetmişti. Yerel ve uluslararası resmi kaynaklara göre, Libya’da 24 ülkeden göçmen bulunuyor. Bunların yüzde 95’ini Akdeniz üzerinden Avrupa’ya ulaşmaya çalışan Afrikalılar oluşturuyor.

(Star, 27 Haziran 2018)

 

Kanalda Kaybolan Suriyeli Çocuğun Cesedi Bulundu

Manisa’nın Saruhanlı ilçesinde, serinlemek için girdiği Devlet Su İşleri’ne (DSİ) ait sulama kanalında akıntıya kapılıp, kaybolan Suriye uyruklu Abdu Elkalaf’ın (12) 27 saat sonra cesedi bulundu. Olay, önceki gün saat 17.00 sıralarında Develi Mahallesi’nde meydana geldi. Serinlemek için DSİ’ye ait sulama kanalına giren Abdu Elkalaf, bir süre sonra akıntıya kapılarak gözden kayboldu. Çocuğun akıntıya kapıldığı gören çevre sakinleri, AFAD, jandarma ve polis ekiplerine bildirdi. İhbar üzerine bölgeye sevk edilen ekiplerin yaptığı aramadan sonuç alınamadı. Bunun üzerine İzmir Emniyet Müdürlüğü sualtı ekibinden yardım istendi. Ekipler, yaklaşık 27 saat sonra Elkalaf’ın Halitpaşa Mahallesi Çobantepe mevkiinde sulama kapaklarına takılı halde cesedini buldu. Abdu Elkalaf’ın cesedi, olay yerinde yapılan incelemenin ardından otopsi için İzmir Adli Tıp Kurumu’na gönderildi.

(Hürriyet, 27 Haziran 2018)

 

Kaçırılan Suriyeli Çocuğu Polis Kurtardı: 1 Gözaltı

Adana’da kaçırılan 15 yaşındaki Suriyeli kız çocuğu, polisin bir eve yaptığı baskınla kurtarılarak ailesine teslim edildi. Edinilen bilgiye göre olay, Seyhan ilçesine bağlı Sarıyakup Mahallesi’nde meydana geldi. Suriye’de yaklaşık 8 yıldır süren iç savaştan kaçan Ali Huluv, eşi ve çocuklarını alarak Halep’ten Adana’ya geldi. Adana’da bulduğu işlerde çalışarak ailesini geçindirmeye çalışırken Ali Huluv’un 15 yaşındaki kızı F.Z.H. kaçırıldı. Baba Huluv polise giderek kızının motosikletli bir kişi tarafından kaçırıldığı ihbarında bulundu. Bunun üzerine harekete geçen Seyhan İlçe Emniyet Müdürlüğü araştırma ekipleri çevrede yaptıkları çalışmada kızın kaçırılma anının güvenlik kamerası görüntülerini buldu. Zanlının Hasan El Muhammed (27) olduğunu belirleyen polis, şahsın kızı Sarıyakup Mahallesi’nde bir evde tuttuğunu tespit etti. Polis eve yaptığı baskında kız çocuğunu bulurken zanlıyı da gözaltına aldı. Baba, zanlıdan şikayetçi olurken, kızına kavuşmanın mutluluğunu yaşadı. F.Z.H. ifadesi alındıktan sonra ailesine telim edilirken, zanlıya kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan işlem yapıldı.

(Hürriyet, 27 Haziran 2018)

 

Kiralık Daireye Mülteci Dopingi

Son yıllarda kira getirisinin azalması nedeniyle konut yatırımından uzak duran tüketici tekrar konuta yöneldi. Coldwell Banker’in araştırmasına göre önümüzdeki dönemde konutta kira getirisi artış trendine girecek. Bunda Suriyelilerin talebinin önemli bir faktör olduğunu söyleyen Coldwell Banker Türkiye Ülke Başkanı Dr. Gökhan Taş, “Bugün 18 yaşından küçük 1.6 milyonu aşkın Suriyeli’nin yakın gelecekte Türkiye’de işgücüne katılması ve toplumsal hayata daha fazla karışmasıyla özellikle mültecilerin yoğun olduğu bölgelerde konut talebi artacak” diye konuştu.

Talep Artacak

Gökhan Taş, “Türkiye’de yaşayan Suriyelilerin yaş dağılımına baktığımızda, 18 yaşın altındaki kesimin neredeyse toplam Suriyeli nüfusunun yarısına denk geldiğini görüyoruz. Bu, yakın gelecekteki konut fiyat hareketlerini öngörmek açısından son derece önemli bir veri. Özellikle yakın gelecekte evlilik çağına gelecek Suriyelilerin konut pazarına ciddi bir etkisinin olacağına; bunun sonucunda Kilis, Hatay, Şanlıurfa, Gaziantep gibi Suriyeli nüfusun yoğun olduğu şehirlerde özellikle kiralık konut fiyatlarının önemli ölçüde artacağına inanıyoruz” ifadelerini kullandı.

3.5 Milyon Nüfus

Suriye’de 2011 yılından bu yanan devam eden iç savaş sonrası ülkelerini terk edip Türkiye’ye kaçan Suriyeli mültecilerin sayısı her geçen gün artıyor. İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü verilerine göre 31 Mayıs 2018 itibarıyla ülkemizde yaşayan Suriyeli mültecilerin sayısı 3 milyon 570 bin 352 seviyesine ulaştı. Özellikle Kilis ve Hatay şehirlerinde Suriyeli nüfusunun artmasıyla gayrimenkul alanında da ciddi bir hareketlilik başladı.

Suriyeli Nüfusu 6 Yılda 256 Katına Çıktı

Türkiye’nin kucak açtığı Suriyeli mülteci sayısı 2012 yılında yaklaşık 14 bin kişi seviyesindeyken, bu rakam bugün yaklaşık 256 katına çıkarak 3,5 milyonu aştı. Türkiye’de bulunan Suriyeli mültecilerin 215 bine yakını geçici barınma merkezlerinde kalıyor. Türkiye’de Suriyeli nüfusun en kalabalık olduğu ilk 10 il, 563.015 ile İstanbul; 474.077 ile Şanlıurfa; 443.871 ile Hatay; 385.541 ile Gaziantep; 208.687 ile Mersin; 209.855 ile Adana; 149.394 ile Bursa; 137.612 ile İzmir, 131.261 ile Kilis ve 104.431 ile Konya.

(Sabah, 27 Haziran 2018)

 

Kırklareli’nde 51 Kaçak Göçmen Yakalandı

Kırklareli’de, yasa dışı yollardan Türkiye üzerinden yurt dışına çıkmaya çalışan 51 kaçak göçmen yakalandı. Edinilen bilgiye göre, Kırklareli İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, Kofçaz ilçesinde bulunan Dereköy Sınır Kapısında yasa dışı yollardan sınırı geçerek Avrupa’ya gitme hazırlığı yapan üç ayrı grubu tespit etti. Yapılan operasyonda, Afganistan, Pakistan ve Irak uyruklu 51 kişi yakalandı. Kaçak göçmenlere organizatörlük yaptığı iddiasıyla 4 kişi gözaltına alınırken, kaçak göçmenler jandarmadaki işlemlerinin ardından Kırklareli Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edildi.

(Haber Türk, 26 Haziran 2018)