Türkiye'de ve dünyada göç, göçmen ve sığınmacılar konusunda gündemde öne çıkan başlıklar…

 

Almanya Genç Mültecilere Yaş Testini Tartışıyor

Almanya'daki genç mültecilerin gerçek yaşının nasıl belirleneceğine mahkeme karar verecek. Yasalar reşit olmayan mülteci adaylarına çeşitli avantajlar sağlıyor. Almanya'ya ailelerinden ayrı gelmiş reşit olmayan mültecilerin bakımını yasalara göre gençlik daireleri üstleniyor. Küçük mültecilerin yaşlarını tespit etmek de gençlik dairelerinin görev alanına giriyor. "Görünüş incelemesi" olarak da adlandırılan bu işlem normal olarak iki uzman tarafından yapılıyor. Genç mültecinin gerçek yaşını gizlediğinden kuşku duyulduğu takdirde gençlik dairesi tıbbı test yapılmasına karar verebiliyor. Federal İdare Mahkemesi tıbbi yöntemlerle yaş tespitinin genel kural haline getirilip getirilmeyeceğini karara bağlayacak. Konu, uzmanlar tarafından yetişkin olduğuna kanaat getirilen bir Afgan gencin itirazı üzerine mahkemenin gündemine gelmişti. Gençlik dairesinin reşitlikle ilgili bilirkişilik raporunun bütün genç mülteciler için geçerli olup olmayacağına dair nihai kararı idari mahkeme verecek. Tatbiki Bilimler Yüksek Okulu'ndan Guido Kirchhoff Deutsche Welle'ye yaptığı açıklamada "incelemeyi yapan yetkiliyle mülteci adayının yaş üzerinde görüş birliği sağlayamamaları durumunda doktor testinden geçmenin zorunlu hale gelebileceğini" söyledi. Ergenlik çağına gelmemiş mültecilerin gerçek yaşının tespit edilmesiyle ilgili tartışmalar 19 ve 15 yaşlarındaki iki genç kızın öldürülmesinden sonra yeniden alevlenmişti. Her iki cinayetin yabancı faili için de yanlışlıkla reşit olmadığı raporu verilmişti. Reşit sayılmamak Almanya'da çeşitli avantajlar sağlıyor. Yetişkin olmayan mülteciler kamplarda değil, yurtlarda kalıyor, daha kolay okula yazılabiliyor ve psikolojik ve sosyal bakım imkânlarından yararlanabiliyorlar. Aile birleşiminden yararlanabildikleri gibi sınır dışı da edilemiyorlar.

Duygusal Bir Konu

Baden Württemberg Mülteciler Komitesi Başkanı Sean McGinley Almanya'ya girişte yaşını küçük gösteren mültecilerin olduğunu inkâr etmiyor. Deutsche Welle'nin sorularını yanıtlayan McGinley "ancak asıl amacın iltica politikasında devletin gücünü göstermek olduğunu ve insan yaşının ağaçlardakine benzer yöntemlerle saptanamayacağını" söyledi. Alman İdari Bölgeler Kurulu yetkilisi Kay Ruge ise "neredeyse bütün genç mülteci adaylarının yaşlarını küçük göstermeye çalıştıklarını ve kurallar hazırlanırken gençlerin korunmasına aşırı önem verildiğini" söyledi.

Tek Tip Uygulama Şart

Almanya İçin Alternatif (AfD) partisi Ocak ayında Federal Meclis Genel Kurulu'na bir önerge sunarak yaşını kasten düşüren gençlerin hapis cezasına çarptırılmasını talep etti. Küçüklüğü kanıtlayıcı gerçek belge bulunmadığı takdirde tıbbi yaş tespitinin zorunlu kılınması da AfD'nin önergesinde yer alıyor. Saarland eyalet yönetimi genç mültecilerin yaş tespitinde tek tip uygulamaya geçilmesini istiyor. Bu eyalete gelen genç mültecilerin üçte birinden fazlasının reşit olduğu saptanmıştı. Ortaya atılan bir diğer öneri de tıbbi testten geçmeyi kabul etmeyen mültecilere yaşlarını ispat etme zorunluluğu getirilmesi. Yaş araştırmasında uygulanan yöntemler eyaletten eyalete değişiyor. Bazı eyaletlerde bedenin gelişmişliğine ve tüylenmeye bakılıyor. Yaş tespitinde kemik, diş, el bilekleri ve köprücük kemiği röntgeniyle de sonuç alınabiliyor. Ancak bu yöntemde bir ila iki yaşlık hata payı olabiliyor.

Tartışmalı Yöntemler

Alman hekimler Birliği Başkanı Frank Ulrich Montgomery tıbbi zorunluluk olmadan röntgen çekmenin "beden sağlığına müdahale" anlamına geleceğini belirtirken, İdari Bölgeler Kurulu'ndan Kay Ruge hata payını asgariye indirebilmek için her yönteme başvurulabilmesi gerektiğini savunuyor. Görünüş testini en uygun yöntem olarak görenler bedene yapılan tıbbi müdahalelerin hukuki sakınca doğurabileceğini hatırlatıyorlar. Röntgen yerine PRISMA el tarayıcısı ya da ABD'de geliştirilen genetik testi de tavsiye ediliyor ama bilim insanları bu yöntemlerin yeterliliği konusunda görüş birliği sağlayabilmiş değiller. Bazı uzmanlar tarama ve genetik yöntemleriyle 18 yaşının doldurulduğunu kesinlikle kanıtlamanın mümkün olmadığını öne sürüyorlar. Genç mültecilerin gerçek yaşlarının nasıl öğrenilebileceği Federal İdare Mahkemesi kararının açıklanmasından sonra da süreceğe benziyor.

(Deutsche Welle Türkçe, 26 Nisan 2018)

 

'Türkiye'nin Mültecilere Desteği Benzersiz'

Dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapan Türkiye'nin politikaları uluslararası toplum tarafından "benzersiz bir cömertlik" olarak nitelendirildi. Brüksel'de 85 ülkenin temsilcileri ve onlarca sivil toplum örgütünün katılımıyla iki gündür devam eden "Suriye'nin ve Bölgenin Geleceğinin Desteklenmesi" konulu konferansın ardından yayımlanan "Türkiye ortaklık belgesi"nde övgülere yer verildi. Türkiye'nin dünyada en çok mülteciye ev sahipliği yapan ülke olduğu belirtilen belgede, "Suriye krizi başladığından bu yana Türk halkı ve hükümeti mültecileri destekleme konusunda benzersiz bir cömertlik gösterdi. Aynı çabayı Türkiye mültecilerin ulusal sağlık, eğitim, istihdam ve diğer sosyal hizmetlere uyum sağlamaları için de gösterdi." ifadesi kullanıldı. Belgede, neredeyse yarısı çocuk olmak üzere 3,5 milyonun üzerinde mültecinin Türkiye tarafından misafir edinildiği belirtilerek, Suriye'de krizin devam ettiği, Türk hükümeti ve halkına yönelik uluslararası toplumun desteğinin sürmesi gerektiği kaydedildi.

(Anadolu Ajansı, 25 Nisan 2018)

 

Başbakan Yardımcısı Akdağ: “AB'den Göçmenler Konusunda Hız ve Samimiyet Bekliyoruz”

Başbakan Yardımcısı Akdağ, AB'nin sığınmacılara yönelik taahhüdüne ilişkin, "Göçmenler hususundaki yükü taşımalarını beklemiyoruz ama en azından yapabilecekleri desteği kısıtlı da olsa samimi biçimde hızlı olarak yapmalarını bekliyoruz.” dedi. Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ, Brüksel'de düzenlenen "Suriye'nin ve Bölgenin Geleceğinin Desteklenmesi" konulu konferansın ikinci gününde yaptığı konuşmasının ardından, Türk gazetecilere açıklamalarda bulundu. Bakan Akdağ, Birleşmiş Milletler (BM) ve Avrupa Birliği'nin (AB) ortak olarak düzenlediği Suriyeli mültecilere nasıl daha iyi destek olunur anlamına gelecek bir konferansa katıldığını ve birinci oturumunda ana konuşmacılardan biri olduğunu anlattı. Konuşmasında, Türkiye’nin Suriyeli sığınmacılar bağlamında çok özel bir rolü olduğuna işaret ettiğini açıklayan Akdağ, Türkiye’nin 3,5 milyon Suriyeliyi misafir ettiğini anımsattı. Akdağ, “Dünyanın en fazla göçmen misafir eden ülkesi olarak bu işte çok başarılıyız.” ifadesini kullandı.

"İmkanı Olan Ülkeler Daha Fazla Yük Omuzlamalı"

Avrupa ülkeleri de dahil olmak üzere Suriye’ye uzak ülkelerin yardım etme konusunda iyi niyete sahip olduklarını belirten Akdağ, “Ama iş aksiyona gelince, iş gerçekten bu meseleye destek olmaya gelince işte orada biraz durup düşünmek lazım.” diye konuştu. Akdağ, doğrudan doğruya insani yardımlar açısından dünyanın ve Avrupa’nın gerekeni yaptığını söylemenin mümkün olmadığına dikkati çekerek yükün büyük bir kısmını Türkiye, Ürdün ve Lübnan’ın çektiğini vurguladı. Konferansın yük paylaşımı açısından faydalı olduğunu ifade eden Akdağ, “Parası olan, imkanı olan ülkelerin bu meselenin yükünü çok daha ciddi biçimde omuzlamaları gerekir.” dedi. Akdağ, Türkiye’nin “kardeşlerine, komşularına” hizmet etmekten şikayetçi olmadığını kaydetti.

"Göçmenler İçin Hızlı ve Samimi Destek Bekliyoruz"

Akdağ, AB ile Türkiye’deki göçmenlerin ihtiyaçları için 3 milyar avroluk bir anlaşma olduğunu anımsatarak bu meblağın 3 milyar avrodan daha azının AB tarafından verilebildiğini ifade etti. AB’nin 3 milyar avronun iletilmesi için çok ağır bir bürokrasisi olduğuna dikkati çeken Akdağ, “1 milyar avroya yakın bir meblağ kullanabilmiş durumdayız. İkinci 3 milyar için de bir anlaşma üzerindeyiz. Mutlaka bürokrasiyi azaltmak lazım. Göçmenler hususundaki yükü taşımalarını beklemiyoruz ama en azından yapabilecekleri desteği kısıtlı da olsa samimi biçimde hızlı olarak yapmalarını bekliyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

"İnançlarımız, Sivillere Asla Zarar Verilmemesini Gerektiriyor"

Akdağ, konferans esnasında bir konuşmacının “Afrin’de Türk saldırısı" iddiasından bahsettiğine işaret ederek "Suriye’den Türkiye’ye bir terör ithaline asla müsaade edemeyiz. Bu hususta kararlıyız. Gerekenleri yapmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin Afrin’deki Zeytin Dalı Harekatı'nın bütün dünyaya tarihi bir örnek olduğunu söyleyen Akdağ, “Bugün bilhassa Suriye içinde olmak üzere dünyanın başka yerlerinde de benzer operasyonlar yapan ülkeler hiçbir zaman sivilleri bu şekilde koruyamadılar. Bizim inançlarımız sivillere asla zarar verilmemesini gerektiriyor. Bu hususta gerçekten çok başarılı olduk.” diye konuştu.

(Anadolu Ajansı, 25 Nisan 2018)

 

“T.C”yi Kapan Sandığa Gidecek

Türk vatandaşlığına geçen 50 bin Suriyeli sığınmacının, 24 Haziran’daki erken seçimlerde oy kullanabileceği öğrenildi. Oy kullanacakların isimlerinin de seçmen listelerinde yer alacağı kaydedildi. Suriye’de yaşanan iç savaştan kaçıp Türkiye’ye sığınan 3 milyon sığınmacının bir kısmına verilecek Türk vatandaşlığı için süreç devam ediyor. İlk etapta Türk vatandaşlığı verilecek 120 bin Suriyelinin tamamına yakını başvurularını tamamladı. İlk olarak, beyaz yakalılar olarak bilinen çeşitli meslek dallarına sahip olanlar arasından seçilen Suriyelilerden kaç kişinin Türk vatandaşlığı aldığı da ortaya çıktı. Karar’a son sayıyı aktaran Türk-Alman Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi ve Göç Uzmanı Prof. Dr. Murat Erdoğan, bu süreçte 50 bin civarında Suriyeli sığınmacının Türk vatandaşlığına geçtiğini belirtti. Türk vatandaşlığına geçen Suriyelilerin 24 Haziran’daki erken seçimlerde oy kullanabileceklerini de ekleyen Erdoğan, seçmen isimlerinin de önümüzdeki günlerde açıklanacak seçmen listelerinde yer alacağını kaydetti. Erdoğan, “Nasıl ki adrese kayıtlı olduğumuz sistem üzerinden bize bildirim geliyorsa, Türk vatandaşlığına geçenlere de bildirim gelecek. Şu sandıkta, okulda oyunuzu kullanabilirsiniz şeklinde bilgiler olacak. Oy kullanacak Suriyelilerin sayısı 50 bin civarında. 2017 yılı sonunda bu sayı yaklaşık 38 bindi. Ancak tabi ki 50 bin civarındaki bu sayı seçimin kaderini etkilemeyecek” şeklinde konuştu.

(Karar, 25 Nisan 2018)

 

Sokakta Çalışan Yabancı Uyruklu Çocuklara Şefkat Eli

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile UNICEF arasında dezavantajlı çocukların korunması amacıyla hazırlanan "2018-2019 Ortak Çalışma Planı" imzalandı. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, "UNICEF ile işbirliğimiz kapsamında sokaklarda çalışan yabancı uyruklu çocuklarımıza müdahalede bulunacak mobil ekipler kuracağız. Dezavantajlı yabancı uyruklu çocukların ve ailelerin ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla 5 mobil sosyal hizmet merkezini de UNICEF ile oluşturacağız." dedi. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) arasında dezavantajlı çocukların korunması, gelişim ve katılım haklarından yararlanabilmelerinin güçlendirilmesi amacıyla hazırlanan "2018-2019 Ortak Çalışma Planı"nın imza töreni düzenlendi. Bakanlık toplantı salonundaki törende konuşan Kaya, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı olarak, UNICEF ile yürütülecek çalışma planının temel amacının, dezavantajlı çocukların korunması, gelişim ve katılım haklarından yararlandırılması olduğunu söyledi. Kaya, bu amaç doğrultusunda, ebeveyn bakımından yoksun çocuklar için bakım sisteminin, engelli çocuklara sunulan hizmetlerin kalitesinin, erken yaşta evliliklerin önlenmesi için müdahale mekanizmalarının ve ailelerin güçlendirilmesini planladıklarını belirtti. Bakan Kaya, çalışma planında Türkiye'de misafir olan yabancı uyruklu çocuklar ve ailelerine sunulan temel hizmetlere erişimlerini destekleyici konuların da yer aldığını bildirdi. Koruma altına alınan çocuklar için koruyucu aile uygulamasının hayata geçirildiğini ve yaygınlaştırıldığını hatırlatan Kaya, bu çerçevede UNICEF ile ortak çalışma planının konu başlıklarından birinin de koruyucu aile sisteminin güçlendirilmesi olarak belirlendiğini ifade etti. UNICEF ile iş birliği çerçevesinde, bakım altındaki çocuklara yönelik bakım hizmetlerini güçlendireceklerini, bu kapsamda kuruluş bakım hizmetinden yararlanan çocuklara yönelik Çocuk Destek ve Gelişim Programı'nın geliştirilerek, yaygınlaştırılacağını anlatan Kaya, işbirliği kapsamında, erken yaşta evliliklerin önlenmesi konusunda mevcut tedbirler ve müdahale mekanizmalarını da güçlendireceklerini belirtti.

Sokakta Çalıştırılan 7 Bin 603 Çocuğa Ulaşıldı

Bakanlık olarak sokakta çalıştırılan ve risk altında bulunan çocuklara yönelik mobil ekip uygulamasının geçen yıl başlatıldığını anımsatan Kaya, bu uygulamayla nisan ayı itibarıyla 7 bin 603 çocuğun durumları incelenerek, gereken sosyal hizmet modelleriyle buluşturulduğuna değindi. Bakan Kaya, sözlerini şöyle sürdürdü: "UNICEF ile iş birliğimiz kapsamında sokaklarda çalışan yabancı uyruklu çocuklarımıza müdahalede bulunacak mobil ekipler kuracağız. Ayrıca müdahalede bulunduğumuz çocuklarımızın ailelerine yönelik destek mekanizmalarını birlikte geliştireceğiz. Bu çalışmalara ek olarak, dezavantajlı yabancı uyruklu çocukların ve ailelerin ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla 5 mobil sosyal hizmet merkezini de UNICEF ile oluşturacağız. Suriyelilerin yoğun olarak yaşadığı 15 ilimizde sosyal hizmet merkezlerimizi de iş birliği içinde UNICEF destekleyecek. Görevlendirilen tercümanlar ve meslek elemanları ile psikososyal destek faaliyetleri yürüteceğiz. Bu merkezlerde görev alacak personelimize uzmanlık eğitimi vereceğiz. Ayrıca bu merkezlerde sunulan hizmetlerimizi bilişim altyapısı ile destekleyeceğiz." Türkiye'de kamp dışında yaşayan Suriyeli çocukların topluma uyumlarının sağlanması için Çocuk Hakları İl Çocuk Komiteleri aracılığıyla Bakanlığın ve UNICEF Türkiye Temsilciliği iş birliğinde "Sosyal Uyum Programı" düzenlendiğini ifade eden Kaya, program neticesinde, Türk çocuklar ile Suriyeli çocuklar arasında iletişimin geliştirmesi ve ortak çalışmalarda görev almalarının sağlandığını, 2018 Şubat ayı itibariyle 18 ilde yaklaşık 52 bin çocuğa ulaşıldığını aktardı. Bakan Kaya, Çocuk Destek Merkezlerinde yürütülen psiko-sosyal destek hizmeti olan ANKA Programını, UNICEF ile iş birliği içinde refakatsiz ve ailesinden ayrı düşmüş çocukların ihtiyaçlarına göre devam ettirileceğini söyledi.

"Dünya Ülkelerinin Üzerine Düşeni Yapması Gerekiyor"

Çocukların Türkiye'nin ve insanlığın geleceği olduğunu vurgulayan Kaya, dünyanın neresinde olursa olsun çocukların sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürmeleri için her türlü imkanın seferber edildiğini vurguladı. Bakan, şu değerlendirmelerde bulundu: "Ülkemizde misafir ettiğimiz tüm yabancı uyruklu çocuklara hiçbir ayrım yapmaksızın eşit ve adil bir şekilde hizmet sunmak için gayretimizi ortaya koyduk. Bu anlamda diğer dünya devletlerinin, Avrupa Birliği'nin, uluslararası kuruluşların desteğinin de çok önemli olduğuna inanıyoruz. Çünkü yanı başımızda yaşanan insanlık dramına karşı sadece Türkiye'nin sorumluluğu yok. Bütün dünyanın bu konuda elini taşın altına koymasına ihtiyaç duyuyoruz. Buradaki çocuklar yarın öbür gün dünyanın bütün bölgeleri için güzel hizmetler sunacak çocuklar olarak yetişebilir. Onlara el uzatılmadığı takdirde tüm dünya için de büyük bir tehdit haline gelebilecek potansiyeli sağlayabilirler. Bunun için ülke olarak üzerimize düşen yapıyoruz ama tüm dünya ülkelerinin de üstüne düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerektiğine inanıyoruz. Başta Avrupa Birliği olmak üzere bize verilen sözlerin de yerine getirilmesinin çok önemli olduğunun altını çizmek istiyorum." Bakan Kaya, UNICEF ile yapılan çalışma planının çok önemli olduğunu belirterek, böylece aile ve toplumu kapsayacak şekilde bütüncül bir bakış açısı ortaya konulduğunu ifade etti. Şartlı eğitim yardımının Avrupa Birliği'nden gelen yardımlarla Suriyeli çocuklara verildiğine vurgulayan Kaya, şunları kaydetti: "Her çocuğun okula gitmesi gerektiğine inanıyoruz. Her Suriyeli çocuğun okula gitmesinin sağlanması için de Avrupa Birliği'nin bu yardımlarının da mülteci sorunu çözülüp Suriyeli misafirlerimiz, yurtlarına dönene kadar da bu yardımların devam etmesi gerektiğinin altını çizmek isterim."

"Ülkelerin Türkiye'den Öğreneceği Çok Şey Var"

UNICEF Türkiye Temsilcisi Philippe Duamelle de UNICEF ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı arasındaki iş birliğinin, bakanlığın kurulduğu günden bu yana devam ettiğini söyledi. Çalışma planının içeriğine değinen Duamelle, faaliyetlerin Türkiye'deki çocuklar için planlandığını bildirdi. Duamelle, şöyle devam etti: "Türkiye milyonlarca çocuğa ev sahipliği yapmaktadır. Son derece alicenap şekilde ülkesine kabul ettiği misafir çocuklara her türlü sosyal ve eğitim hizmetini açık kapı politikası çerçevesinde vermektedir. Türkiye şu anda dünya üzerinde en yüksek sayıda mülteciye ev sahipliği yapan ülke konumundadır. Bütün bunları düşündüğümüzde Türkiye'nin sunduğu hizmetler takdire şayan her türlü saygıyı hak eden hizmetlerdir. Biz UNICEF olarak Sayın Bakanın liderliğinde Aile ve Sosyal Bakanlığı ile beraber sizin yapmak istediğiniz çalışmalarda elimizden gelen desteği vermeye hazırız. Geçtiğimiz yıllar içerisinde çocukların durumuna bakacak olursak, Türkiye'de son derece anlamlı başarılar kaydedildi. Bu kaydedilen başarılardan pek çok ders çıkarılabilir. Özellikle dünya üzerindeki diğer ülkelerin de Türkiye'nin başarı hikayesinden öğreneceği çok şey olduğunu düşünüyoruz." Duamelle, Türkiye ile çocuklara yönelik koruyucu tedbirler ve rehabilitasyon alanları gibi birçok alanda iş birliği içinde olunacağını ifade etti. Duamelle, bütün bu alanlarda çalışırken, Türkiye'nin tek başına bırakılmaması gerektiğini belirterek, "Uluslararası camianın da Türkiye'nin omuzlarındaki bu yükü paylaşmak üzere, elinden geleni yapmaya devam etmesi gerekir. Ne zaman ki son mülteciler ülkelerine dönecektir o zamana kadar çalışmalara devam etmemiz, bu şekilde kaynakları farklı ortaklardan, Avrupa Birliği'nden gelecek kaynakları harekete geçirmek için çabalarımıza devam etmemiz gerekiyor." diye konuştu. Konuşmaların ardından "2018-2019 Ortak Çalışma Planı"nın imza töreni gerçekleştirildi.

(Anadolu Ajansı, 25 Nisan 2018)

 

Çeşme’de 3 Göçmen Kaçakçısı Tutuklandı

Edinilen bilgiye göre, Çeşme Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Grup Amirliği ve Çeşme Emniyet Müdürlüğü ekipleri, 24 Nisan Pazartesi günü, bir ihbarı değerlendirerek, 21 Suriyeli göçmeni Yunanistan’ın Sakız adasına kaçırmaya çalışan 3 göçmen kaçakçısını yakaladı. 3 göçmen tacirini gözaltına alan ekipler, bir şişme bot ile bir adet de takma bot motorunu ele geçirdi. Suriye uyruklu kaçak göçmenler hakkında da işlem yapan ekipler, göçmenleri, İzmir Göç İdaresi Müdürlüğü’ne sevk etti. 3 göçmen kaçakçısı ise sorgularının ardından Çeşme Adliyesine çıkarıldı. Yapılan yargılama sonucunda zanlılar, tutuklanarak cezaevine gönderildi.

(İhlas Haber Ajansı, 26 Nisan 2018)

 

Urla’da 28 Kaçak Göçmen Yakalandı

İzmir’in Urla ilçesinde, yasa dışı yollardan Yunanistan’a geçmek için hazırlık yapan, aralarından kadın ve çocukların da bulunduğu, çoğu Afrikalı 28 kaçak göçmen yakalandı. Olayla ilgili 3 organizatör de gözaltına alındı. İl Jandarma Komutanlığı ile Urla İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, Uzunkuyu mevkisindeki ormanlıkta, 2 aracın içinde kaçak göçmenlerin olduğu bilgisi üzerine harekete geçti. Bölgeye yapılan baskında, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu araçlardaki 28 kaçak göçmen yakalandı. Göçmenleri yasa dışı yollardan Yunan adalarına geçirme hazırlığında olduğu belirlenen 3 organizatör ise gözaltına alındı. Çoğu Afrika kökenli kaçak göçmenler, sağlık kontrolünden geçirildikten sonra sınır dışı edilmek üzere İl Göç İdaresi Müdürlüğü’ne teslim edildi. Gözaltındaki 3 şüphelinin de işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edileceği belirtildi.

(Hürriyet, 26 Nisan 2018)