Türkiye'de ve dünyada göç, göçmen ve sığınmacılar konusunda gündemde öne çıkan başlıklar…

 

300 Bin Dolara Vatandaşlık!

Yabancıya vatandaşlık hakkı için koşulan 1 milyon dolarlık konut alım şartı, 300 bin dolara iniyor. Sektör bunun ciddi katkı sağlamasını bekliyor. Türkiye daha fazla yabancı yatırımcı çekmek ve konut satışlarını artırmak için radikal bir değişikliğe gidiyor. Mayıs ayında çıkması beklenen Torba Yasa'ya eklenecek maddeye göre vatandaşlık hakkı almak için 1 milyon dolarlık konut alım şartı esnetilerek 300 bin dolara indirilecek.

Ciddi Katkı Sağlar

Uludağ Ekonomi Zirvesi'nde Sabah'ın sorularını yanıtlayan sektör temsilcileri de gelişmeyi doğruladı. Düzenlemenin mayıs ayında resmileşmesini beklediklerini açıklayan GYODER Yönetim Kurulu Başkanı Doç. Dr. Feyzullah Yetgin, "Bu gelişme hem Türkiye ekonomisine hem de emlak sektörüne çok ciddi bir katkı yapacak. 1 milyon dolar ve üzerindeki konutlar pazarın yüzde 2-3'ü kadar. Yaptığımız araştırmalara göre yabancı 100-300 bin dolar aralığında konutları seçiyor" dedi.

İşlemler Hızlanmalı

Feyzullah Yetgin, yabancı gayrimenkul yatırımcısının Türkiye'den sınırlı sayıda mülk satın almasının nedeninin müktesep hak sorunu olduğunu da belirtti. Yetgin, "Ruhsatınızı aldığınız projeye iskan aşamasında 'İskan yok' denebiliyor. Yabancıya satışta tapu işlemlerinin de hızlanması gerekiyor" dedi. DAP Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ziya Yılmaz ise, Türkiye'de bir yılda yabancılara yapılan gayrimenkul satışının 4.6 milyar dolar, bu rakamın Londra'da ise 48 milyar dolar olduğunu belirterek, "Bunu 20 milyar dolara çıkarabiliriz" dedi.

Geçen Yıl Çıkmıştı

Türkiye'ye 2 milyon dolar yatırım yapan veya 1 milyon dolarlık ev alana, başka bir şart aranmaksızın vatandaşlık verilmesinin yolu geçen sene açılmıştı. 12 Ocak 2017'de Resmi Gazete'de yayımlanan ve "Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapan" yönetmeliğe göre, en az 2 milyon dolar sabit sermaye yatırımı yapan ve bu durumu Ekonomi Bakanlığı'nca tespit edilen veya en az 1 milyon dolarıyla taşınmaz alan ve bunun 3 yıl satılmayacağını taahhüt eden şahıslar, Bakanlar Kurulu'nun kararı ile Türk vatandaşı olabiliyor. Gayrimenkul sektörü bu rakamı daha aşağı seviyelere çekmek için uzun süredir lobi faaliyet yürütüyordu.

(Sabah, 26 Mart 2018)

 

Macaristan'ın Kapıları Mültecilere Kapalı

Resmi kayıtlara göre sadece bin 781 mültecinin bulunduğu AB üyesi Macaristan'da, hükümetin sığınmacılara karşı takındığı sert tutum dikkati çekiyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) Macaristan Basın Sözcüsü Ernö Simon, Macaristan'ın son dönemde attığı adımlarla sığınmacıların Macaristan'da iltica başvurusu yapma imkanını ortadan kaldırdığını söyledi. Macaristan Göçmenlik ve İltica Ofisinin (BMH) verilerine göre, sadece bin 781 mültecinin bulunduğu ülkede, hükümetin sığınmacı konusunda takındığı sert tutum dikkatleri çekiyor. Simon, AA muhabirine Macaristan'daki sığınmacı ve mültecilerin durumuna ilişkin açıklamalarda bulundu. Halihazırda Macaristan'da çok az sayıda mülteci ve iltica başvurusunda bulunan kişinin olduğunu belirten Simon, sığınmacıların Macaristan-Sırbistan sınırındaki Röszke ve Tompa bölgesindeki iki kampta (transit bölge) bu başvuruları yapabildiğini kaydetti. Simon, Macar yetkililer tarafından haftalık ortalama sadece 7-8 sığınmacının iltica başvurusu yapmasına izin verildiğine ve bunun çok ağır bir kısıtlama olduğuna işaret ederek, Sırbistan'da binlerce sığınmacının mülteci statüsü alarak Macaristan üzerinden Avrupa Birliği (AB) topraklarına girmeyi beklediğini bildirdi.

Macaristan'a İltica Başvurusu Neredeyse İmkansız

Bazı günler hiç kimsenin Macaristan'da iltica başvurusuna izin verilmediğini vurgulayan Simon, aslında bu durumun yarı resmi bir karar olduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bir kaç ay önce Röszke ve Tompa'daki iki transit bölgede toplamda 400'den fazla kişi vardı ama şimdi bu rakam 200'ün altında. Transit bölgeler bu rakamların çok üstünde kişi ağırlama kapasitesine sahip. Yaklaşık 1,5 ay önce de bu konuda yaptığımız açıklamada da, Macaristan sınırlarını tel örgü ile kapattıktan sonra ülke sınırları içerisinde yakaladıkları kişileri tel örgünün diğer tarafına Sırbistan'a çıkardığını, transit bölgelerde ise neredeyse sığınmacı başvurusu kabul etmediğini ifade ettik. Macaristan attığı adımlarla sığınmacıların iltica başvuru yapma imkanını neredeyse ortadan kaldırdı.''

Birkaç Aylık Bebekler Bile Gözaltında

BMMYK yetkililerinin sınırda oluşturulan konteynerleri her gün ziyaret ederek gözaltında tutulan sığınmacılarla görüştüğünü, istisnasız her bir sığınmacının dikenli tel örgü ile çevirili bölgede aylarca gözaltında tutulmasının kabul edilemez olduğunu dile getiren Simon, şöyle konuştu:

''Aslında sığınmacılar Macaristan'da iltica başvurusunda bulundu diye cezalandırılıyor. Ayrıca bizim için en büyük endişe kaynağı, 14-18 yaş arasındaki refakatçisi olmayan çocukların yanı sıra aileleriyle birlikte birkaç aylık bebeklerin bile arasında bulunduğu çocukların gözaltında tutuluyor olması. Transit bölgede doğan çocuklar bile var. Hamile kadınlar hastanede doğum yaptıktan birkaç gün sonra çocuklarıyla birlikte transit bölgeye, dikenli tellerle çevirili metal konteynerlere geri yollandılar. Çocuklar hiçbir zaman ve hiçbir şekilde tel örgünün arkasına konulmamalı ve gözaltına alınmamalı. Bu kabul edilemez.''

(Anadolu Ajansı, 26 Mart 2018)

 

En Kalabalık Mülteci Kampı Moria'da Kadınlar, Geceleri Tecavüze Uğramaktan Korktukları İçin Tuvalete Gitmiyor

İki yıl önce Avrupa Birliği (AB) ile Türkiye arasında imzalanan Geri Kabul Anlaşması kapsamında sığınma başvurularının sonucunu bekleyen yaklaşık 5 bin kişi Midilli’deki 2 bin kişilik kapasiteye sahip Moria kampında kalıyor. Sınır Tanımayan Doktorlar'ın Midilli’deki saha koordinatörü Luca Fontana, "Kadınlar geceleri tecavüze uğramaktan korktukları için tuvalete gitmeye çekinip altlarını bağlıyor" dedi.  Hürriyet'ten Banu Şen'in haberine göre, Moria Kampı, 2 bin kişilik kapasiteye sahip. Ancak burada, Suriye, Irak, İran, Afganistan, Mısır, Filistin, Cezayir, Etiyopya, Eritre, Somali, Kongo, Sudan, Bangladeş, Pakistan gibi 10’un üzerinde ülkeden 5 bine yakın insan, sığınma taleplerinin kabulünü bekliyor. Kamp dolduğu için yeni gelenler daha çok yazlık çadır kurarak bitişikteki zeytinlik alanda yaşıyor. Bu bölümde elektrik yok ve kışın ısınmak için zeytin ağaçlarını yakıyorlar. Kampta sığınma başvurusunun sonucunu 3-4 aydır bekleyen de var 2 yıldır bekleyen de… Konteynerlerin bulunduğu alan dışındaki çadır bölümünde çekim yapma izni alıyoruz. Kimi çadırlar bir kişinin bile giremeyeceği kadar küçük. Etraf çamur. Çocuklar yeni açan bahar çiçekleriyle oynuyor ama genelde aylarca çamurun içindeler. Kimi çadır önünde namaz kılıyor, kimi kırık dökük bir ayna karşısında tıraş oluyor.

Avrupa’ya İnsan Hakları Daha İyi Diye Geldik

Suriye’nin Deyr ez Zor kentinden gelen 25 yaşındaki Mahmut Hamada 1.5 aydır Midilli’de olduğunu söylerken, “Buranın bu kadar kötü olduğunu bilmiyordum. Avrupa’ya insan hakları daha iyi diye geldik ama burası çok kötüymüş. Hapishanede, cehennemde gibiyiz, bilsem gelmezdim” diyor. Beş aydır Moria’da bulunduğunu söyleyen Nezel ise “Sekiz kişilik ailemle zor şartlar altında bu küçücük çadırda yaşamaya çalışıyoruz” diye konuşuyor.

Bu Kampta İnsanlar İntiharı Deniyor

Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) Midilli’deki saha koordinatörü Luca Fontana: “Bu kampta insanlar intiharı deniyor. İki gün önce 19 yaşında bir çocuk intihara kalkıştı. Bir ay önceye kadar 200 kişiye bir tuvalet, 300 kişiye bir duş düşüyordu. 20 kişinin yaşadığı konteynerler var. Hayatlarını riske atıp buraya ulaşıyorlar ve neyle karşılaşıyorlar? Sağlık ve korunma şartları yok. Geceleri kendilerini konteynerlerine kilitliyorlar. Kadınlar geceleri tecavüze uğramaktan korktukları için tuvalete gitmeye çekinip altlarını bağlıyor. Tecavüze uğramış kadınlarımız var başvuran. Tek çözüm bu insanları adadan taşımak.” İnsan hakları kuruluşları ve mültecilerin sık sık protesto ettiği sefalet tablosu içinde çocuklar dikkat çekiyor. Ormanlık alanda su kenarında oynarken karşımıza çıkan Hamza ve Huveydi’nin, “Botla gelirken çok korktuk” sözleri mağduriyetin yolculukla birlikte başladığını gösteriyor. Adada, denizde hayatını kaybeden kimsesiz mülteciler için bir mezarlık ve suça karışanların tutulduğu hapishane de var. Kampta kalanlardan sığınma talebi kabul edilenler anakaraya gitmeye hak kazanırken, kabul edilmeyenler sınırdışı edilip Türkiye’ye gönderiliyor.

Botla Gelirken Çok Korktuk

İnsan hakları kuruluşları ve mültecilerin sık sık protesto ettiği sefalet tablosu içinde çocuklar dikkat çekiyor. Ormanlık alanda su kenarında oynarken karşımıza çıkan Hamza ve Huveydi’nin, “Botla gelirken çok korktuk” sözleri mağduriyetin yolculukla birlikte başladığını gösteriyor. Adada, denizde hayatını kaybeden kimsesiz mülteciler için bir mezarlık ve suça karışanların tutulduğu hapishane de var. Kampta kalanlardan sığınma talebi kabul edilenler anakaraya gitmeye hak kazanırken, kabul edilmeyenler sınırdışı edilip Türkiye’ye gönderiliyor.

Kaçarken Kaybettiği Kızını Adada Buldu

Türkiye’den deniz yoluyla adalara ulaşabilenler Yunanistan’da 5 adada tutuluyor. En yoğun mülteci nüfusu Midilli’de. 32 bin nüfuslu adada, 8 bine yakın ‘umut yolcusu’ var. Moria dışındaki diğer kamp Karatepe, belediyenin sorumluluğunda. Mülteciler ve adalılar Moria ile karşılaştırınca buraya ‘cennet’ diyor. Kampın gönüllü İngilizce öğretmeni Jaber Al Khatr 65 yaşında. 12 çocuğu ve eşiyle Suriye’de zengin bir hayatı varmış:

“Emekli olunca Deyr ez Zor’daki köyüme, havuzu, kütüphanesi olan bir villa yaptım. Ama eylülde artık köyümüzde yaşayamaz duruma geldik. Büyük kızım, eşi ve çocuklarıyla Almanya’ya gitmeye karar verdik. Afrin’i geçmek için teröristler 2 bin 500’er dolar istedi. Verdik. Türkiye sınırına gruplar halinde geldik. Tam geçerken astım krizim tuttu. Kaçakçı çabuk olmamızı söylüyordu. Ceketimi çıkarmıştım. Gruba yetişemedim. Kızım, eşi, çocukları da grupla geçti ve ben kaldım. Yanımda ne bir kâğıt ne bir telefon; hepsi ceketimdeydi. Sadece paralarım vardı. Ertesi gece yeni grup geçiyordu. Onlara da para verip sınırı geçtim. Kampta iki ay geçtikten sonra bir gün bir baktım kızım, damadım, yeğenim ve torunlarım da burada. Aylar sonra burada Midilli’de kavuştuk.” Afrikalılar dev bir çadırda, toplu barınıyor. Bu bölümün tehlikeli olduğu konusunda uyarılsak da giriyoruz. Burası ranzalarıyla hapishane koğuşlarını andırıyor. İçerisi her anlamda karanlık… Etiyopyalı ve Eritreli Hıristiyanlar ibadetlerini tepedeki iki küçük kilisede yapıyor. Duvarda ‘Stop deportation’ (Sınırdışı etmeyi durdurun) yazıyor.

(T 24, 26 Mart 2018)

 

Bender: "Mülteci Anlaşmasının Tam Çalışmamasının Suçu AB'de"

Avrupa İstikrar Girişimi Başkan Yardımcısı Kristof Bender, "Mülteci Anlaşması’nın tam çalışmamasının suçu AB’de" dedi.

Avrupa İstikrar Girişimi Başkan Yardımcısı Kristof Bender, Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında imzalanan Mülteci Anlaşması'nın istenildiği gibi olmasa da çalıştığını belirtti. Anlaşmanın tam çalışmamasında sorunun Türkiye'de değil, AB'de olduğunu vurgulayan Bender "Tam olmasa da anlaşma işliyor. Tam çalışmaması için suç Türkiye'de değil, AB'de" dedi. Bir konferans için Bulgaristan'da bulunan Bender, iki tarafın da Mülteci Anlaşması'ndan çıkarı olduğunu kaydederek, bu nedenle söz konusu anlaşmanın çalıştığını söyledi. AB'nin Türkiye'ye karşı adil davranmadığını vurgulayan Bender, Türkiye'den Avrupa ülkelerine mülteci alınmadığını ifade etti.

(Haberler.com, 24 Mart 2018)

 

İsrailliler, Hükümetin Afrikalı Göçmen Planını Protesto Etti

İsrail'de binlerce kişi, Binyamin Netanyahu liderliğindeki hükümetin Afrikalı sığınmacılara ilişkin planını protesto etti. İsrail basınında yer alan haberlere göre, başkent Tel Aviv'de toplanan yaklaşık 10 bin İsrailli, Netanyahu hükümetinin yaklaşık 42 bin Afrikalı sığınmacının sınır dışı edilmesi ya da hapse atılması planına tepki gösterdi.

Eritreli göçmen, İsrail'e sığındığına pişman oldu.

İsrail'den Afrikalı göçmenlere: Ya gidersiniz ya da hapse girersiniz

Göstericiler, 31 Mart'a kadar ülkeyi terk etmeleri için mühlet verilen Afrikalı sığınmacılara yönelik izlenen politikayı eleştirerek, "Sığınmacı ve göçmenleri ne kovacak ne öldüreceğiz." yazılı pankartlar açtı.

42 Bin Sudanlı Ve Eritreli Sığınmacı Tehdit Altında

İsrail Afrikalı Sığınmacılar Gelişim Merkezi, sınır dışı edilecek bu kişilerin tamamına yakının 2006-2012 yıllarında Eritre ve Sudan gibi ülkelerden, savaştan ve katliamlardan kaçıp gelenler olduğunu açıklamıştı. İsrail, çoğu Sina Yarımadası üzerinden geçerek ülkeye ulaşan, sayıları yaklaşık 42 bini bulan sığınmacıların yüzde 99'una mülteci statüsü vermeyi reddediyor.

İsrail'den Sığınmacılara İki Seçenek: "Ya gönüllü Ayrıl ya da Hapse Gir"

İsrail, sığınmacılara 3 bin 500 dolar para ve bilet karşılığı gönüllü olarak ülkeyi terk edip kendi ülkelerine ya da üçüncü bir ülkeye gitme, aksi halde ise süresiz hapis cezası seçeneklerini sunuyor. Knesset'ten geçen yasada, 31 Mart'a kadar İsrail'den çıkmayı kabul etmeyenlerin bu tarihten itibaren hapse atılması öngörülüyor. Ancak yerel basındaki haberlere göre İsrail, 7 Eritreliyi hapse göndererek bu uygulamaya şimdiden başladı.

Kaçtıkları Ülkelerine Geri Gönderilmekten Ve Orada Öldürülmekten Korkuyorlar

Yasa dışı sığınmacıların birçoğu üçüncü bir ülkeye gitseler dahi sonunda kaçtıkları ülkelerine geri gönderilmekten ve orada öldürülmekten korkuyor. Bu zorlayıcı yasa çıkmadan önce yaklaşık 20 bin kişi, İsrail'in "gönüllü çıkış programı" kapsamında son 4 yılda sınır dışı edildi.

İnsan Hakları İzleme Örgütünden, İsrail Göç İdaresinin 2013'e kadar neredeyse tüm Sudan ve Eritreli göçmenlerin sığınma taleplerini reddettiği belirtildi. İsrail'e 2013'ten 2017 ortalarına kadar 12 bin 437 kişinin sığınma talebinde bulunduğu, bunlardan 7 bin 437'sinin geçen haziran ayına kadar yanıt beklediği, diğer taleplerin ise neredeyse tamamının reddedildiği aktarıldı. 

(Anadolu Ajansı, 25 Mart 2018)

 

Doğu Guta'dan Zorunlu Tahliyeler Sürüyor

Beşşar Esed rejimi ve destekçilerinin abluka altında tuttuğu Doğu Guta'nın Haresta ilçesinden tahliye edilen siviller ve askeri muhaliflerden oluşan ikinci konvoy, Hama iline ulaştı.

Doğu Guta'daki AA muhabirlerinin bildirdiğine göre, Rusya'nın garantörlüğünde yürütülen görüşmeler sonucu, Doğu Guta'nın Haresta ilçesini kapsayan tahliyelerde ikinci kafile dün gece geç saatlerde yola çıktı.Yaklaşık 3 bin 290 sivil ve askeri muhalifi taşıyan 45 otobüslük konvoy, sabah saatlerinde ülkenin orta kesimindeki Hama iline ulaştı. Acil durumdaki hastaların da bulunduğu konvoyun buradan Suriye'nin kuzeybatısında, rejim karşıtı silahlı gruplar ve muhaliflerin kontrolündeki İdlib ve batı Halep'e girmesi bekleniyor. Önceki gün öğle saatlerinde Haresta'dan hareket eden ilk tahliye konvoyu, dün sabah erken saatlerinde İdlib ve Halep illerinin batı kırsalına ulaşmış, burada yerel sivil toplum örgütlerinin kurduğu geçici barınma merkezlerine yerleştirilmişti. Böylece dün çıkanlarla beraber tahliye edilen kişi sayısı 5 bin 198'e ulaştı. Rusya'nın garantörlüğünde varılan anlaşma gereği, muhaliflerin kontrolündeki Haresta ilçesinden, aralarında askeri grupların da olduğu yaklaşık 8 bin kişinin çıkması öngörülüyor.

(Anadolu Ajansı, 24 Mart 2018)

 

Libya'daki 149 Nijeryalı Göçmen Gönüllü Olarak Ülkesine Döndü

Avrupa'ya göç etmek isteyen 149 Nijeryalı göçmenin, Libya'dan gönüllü olarak ülkesine döndüğü bildirildi. Avrupa'ya göç etmek isteyen 149 Nijeryalı göçmenin, Libya'dan gönüllü olarak ülkesine döndüğü bildirildi. Nijerya Ulusal Acil Yönetim Ajansı (NEMA) Koordinatörü Alhaji Yakubu Süleyman, gazetecilere yaptığı açıklamada, 149 Nijeryalı göçmenin gönüllü olarak Libya'dan döndüğünü belirtti. Süleyman, Nijerya'da halkın ihtiyaçlarını karşılamak için yeterli doğal kaynağa sahip olduğunu, bu kaynaklardan faydalanmak için herkesin farklı seçeneği bulunduğunu kaydetti. NEMA tarafından yayımlanan rapora göre, son bir yılda yaklaşık 7 bin Nijeryalı göçmen gönüllü olarak Libya'dan ülkelerine dönmüştü. Yaklaşık 186 milyon nüfusuyla Afrika'nın en büyük ülkesi Nijerya'da halk, devam eden ekonomik kriz ve yolsuzluklar nedeniyle zor şartlarda yaşam mücadelesi veriyor. Ülkenin kuzeydoğusunda faaliyet gösteren Boko Haram örgütü ile güvenlik güçleri arasındaki çatışmalar da milyonlarca Nijeryalının evlerini terk etmek zorunda kalmasına yol açıyor. Avrupa'ya gitmek için Libya üzerinden Sahra Çölü ve Akdeniz'i geçmeye çalışan göçmenlerin bazıları, insan kaçakçılarının eline düşüyor, çölde ya da denizde hayatını kaybediyor.

(Haberler.com, 23 Mart 2018)

 

AB, Türkiye'ye Sınırını Sığınmacılardan Korumak İçin 80 Milyon Euro Aktardı

Alman Der Spiegel'in iddiasına göre Avrupa Birliği (AB) Türkiye'ye sınırlarını sığınmacılardan koruması için 80 milyon euro'luk yardımda bulundu.

Alman haber dergisi Spiegel ve European Investigative Collaborations (Avrupa Araştırmacı İşbirlikleri) ağı tarafından yapılan ortak araştırmaya göre AB, Ankara'ya sınırlarını sığınmacılara karşı koruması için 80 milyon euro'dan fazla değere sahip güvenlik ve izleme teknolojisi ekipmanı gönderdi. Habere göre Bölgesel Kalkınma Programı (IPA) kapsamında Brüksel, şu anda Suriye sınırında da kullanılan, Cobra II adlı zırhlı askeri araçların üretimi için Otokar firmasına 35.6 milyon euro aktardı. Türkiye'nin çoğunluk hisseye sahip olduğu silah ve güvenlik sistemleri üreticisi Aselsan'a AB tarafından Türk-Yunan kara sınırını kontrol etmek için 30 milyon euro değerinde zırhlı ve zırhsız gözetleme araçları siparişi verildi.

AB İle Geri Kabul Anlaşması

Mart 2016'da, Türkiye ile AB arasında mülteci geri kabul anlaşması imzalanmıştı. Anlaşma Yunan adalarına çıkan mülteci adaylarının, başvurularının kabul edilmemesi durumunda Türkiye'ye iadelerini öngörüyor. Karşılığında da AB Türkiye'deki mülteciler için mali yardımda bulunmayı ve Suriyeli mültecileri yasal yollardan kabul etmeyi taahhüt ediyor.

Almanya ve AB bu anlaşmanın yardımıyla Avrupa'ya gelen mülteci sayısının önemli oranda azalmasını umuyordu. Aynı zamanda insan kaçakçılarıyla daha etkili mücadele edilebilecek ve Ege Denizi'nde daha az sığınmacı boğulma tehlikesi geçirecekti. AB Suriyeli mültecilerin barındırma, bakım ve eğitim masraflarının karşılanması için Türkiye'ye 6 milyar euro'luk mali yardımda bulunacaktı. Yardımın ilk dilimi kısmen ödendi ve harcanacağı projeler de belirlendi. 3 milyar euro tutarındaki ikinci dilim ise yıl sonuna kadar ödenmiş olacak.

18 Milyon Euro Hollandalı Şirkete

Ancak Türkiye'deki Suriyeliler için öngörülen paranın 18 milyon euro'su Spiegel'in haberine göre Hollandalı bir şirkete gitti ve bu meblağ ile Türk Sahil Güvenlik Komutanlığı için altı devriye botu üretildi.

(Sputnik Türkiye, 24 Mart 2018)

 

700 Suriyeli Sağlık Çalışanı Daha Türkiye'de Şifa Dağıtacak

Dünya Sağlık Örgütü Türkiye Temsilcisi Dr. Ursu, "Suriyeli doktor ve hemşirelerinin eğitilip göreve başlaması eşi görülmemiş bir sistem oldu. 700 Suriyeli doktor ve yardımcı sağlık personelinin daha eğitim verilip işe alınması planlanıyor." dedi.

Dünya Sağlık Örgütü Türkiye Temsilcisi Dr. Pavel Ursu, Sağlık Bakanlığıyla hayata geçirdikleri "Göçmen Sağlığı Eğitim Merkezleri"nin eşi görülmemiş bir sistem olduğunu, 700 Suriyeli doktor ve yardımcı sağlık personelinin daha eğitim verildikten sonra göreve başlamasının planlandığını söyledi. Ursu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Suriyeli sığınmacıları daha iyi sağlık hizmeti vermek için 2017 yılında İstanbul, Ankara, İzmir, Gaziantep, Şanlıurfa, Hatay ve Mersin'de Göçmen Sağlığı Eğitim Merkezleri kurulup, Suriyeli sağlık çalışanlarına eğitim verilmeye başlandığını anlattı. Türkiye'nin 3,5 milyondan fazla sığınmacıya ev sahipliğini yaptığını hatırlatan Ursu, "Sağlık hizmetlerinin verilmesinde dil engeli ve bilgi eksikliği en büyük zorluktu. Bu merkezlerde Suriyeli doktor ve yardımcı sağlık personellerini eğitiyoruz. 7 hafta süren eğitim programının ilk bir haftasında teorik eğitim, 6 haftasında ise pratik eğitim veriliyor. Suriyeli sağlık çalışanları, Türk meslektaşlarının yanında sağlık sisteminin işleyişini öğreniyor." dedi.

Her Ülke Bu sistemi Örnek Almalı

Ursu, bu merkezlerin kurulması konusunda kendilerinin maddi ve teknik destekte bulunduğunu, Sağlık Bakanlığının ise gerekli eğitim ve projenin yürütülmesinden sorumlu olduğunu ifade etti. Ursu, 2018 yılı Şubat ayı itibarıyla 339'u doktor olmak üzere 731 Suriyeli sağlık personelinin Türkiye genelinde kurulan sağlık merkezlerinde sığınmacılara hizmet vermeye başladığını dile getirerek, şöyle devam etti:

"Suriyeli doktor ve hemşirelerin eğitilip göreve başlaması eşi görülmemiş bir sistem oldu. Sayı olarak değerlendirecek olursak şu anda 700 Suriyeli doktor ve yardımcı sağlık personelinin daha eğitim verilip işe alınması planlanıyor. Hastaların aynı dili konuştukları sağlık çalışanlarından hizmet almaları onlara büyük kolaylık sağlıyor. Mesela çocukların aşıları daha kolay izleniyor. Kronik bir hastalığı olan kişinin geldiğinde hastalığı daha kolay takip ediliyor. Bu şekildeki bir sistemi bence diğer ülkeler de örnek almalı."

Türkiye Bu Krizin Çözümünde Önemli Rol Oynadı

Sağlık Bakanlığı ile uyguladıkları programın başarısının her geçen gün daha iyi sonuçlar verdiğini dile getiren Ursu, Suriyeli sığınmacıların en iyi ve hızlı şekilde tedavi edildiğini aktardı. Suriye'de iç karışıklığın başladığı ilk günden bu yana Türkiye'nin tüm sağlık hizmetleriyle bölge insanının yanında olduğunun altını çizen Ursu, "O bölgede hayat kurtaran tedaviler uygulandı. Bu Türkiye'nin ortaya koyduğu yürekli ve vefakar çalışmaların bir örneği olarak karşımıza çıkıyor, takdire şayan çalışmalar olarak değerlendiriyoruz. Türk yetkililerin nasıl bir insanlık örneği ve dayanışma ruhu gösterdiklerini gözlüyorum. Türkiye bu krizin çözümünde önemli rol oynadı." diye konuştu. Sağlık Bakanlığının Suriyeli nüfusun ağırlıklı olarak yaşadığı 260 noktada birinci basamak sağlık hizmetleri sunmak için merkezler açtığına değinen Ursu, geçen yıl yürütülen proje sayesinde yüz binlerce Suriyeli sığınmacıya tedavi hizmeti verildiğini sözlerine ekledi.

(Anadolu Ajansı, 24 Mart 2018)

 

Batman’da Göçmen Sağlık Merkezi

20 Bini aşkın sığınmacının bulunduğu Batman’da, Sağlık Müdürlüğü ‘Göçmen Sağlık Merkezi’ açtı. Sağlık Bakanlığı’nın her ilde göçmenlere yönelik sağlık merkezi açıyor. Batman’ın Ziya Gökalp mahallesinde açılan merkezde, Suriyeli doktorun yanı sıra Kürtçe ve Arapça bilen personeller görev yapıyor.

Sığınmacılar İçin Sağlık Merkezi

Suriye’deki iç savaş nedeniyle yaklaşık 7 yıldır Batman’a yerleşen Suriye, Irak ve Afganistan’dan gelen sığınmacılar, artık Göçmen Sağlık Merkezi adı verilen 1. Basamak sağlık merkezinde koruyucu ve diğer sağlık hizmetlerinden yararlanacak. İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Osman Sünger, resmi açılışını Salı günü yapacakları Ziya Gökalp mahallesindeki Göçmen Sağlık Merkezi’nde iki doktor, ebe, hemşire ve sağlık görevlilerinin hizmet verdiğini söyledi. Sağlık Merkezi’ndeki görevlilerin Türkçe ve Arapça bildiğini kaydeden Dr. Sünger: “Sığınmacıların tümü yeni sağlık merkezinde hizmet görebilecek. Sağlık Merkezi’ndeki eksiklikler giderildi. Şimdiden Göçmen Sağlık Merkezi’nde hasta kabulü yapılıyor” dedi.

Sağlık Tek Çatı Altında

Sığınmacılara yönelik eğitimdeki uygulamanın benzerinin sağlıkta da hayata geçirildiğini belirten İl Sağlık Müdürü Sünger, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sağlık Merkezi bünyesinde Kadın Sağlığı Danışma Merkezi’ne BM İnsani Yardım katkılarıyla KAMER Vakfı da destek veriyor. Milli Eğitim’de sığınmacı ailelerin öğrencileri nasıl tek eğitim çatısı altında öğrenim görebiliyorsa sağlık hizmetlerinde de sığınmacılar yeni sağlık merkezinde koruyucu sağlık hizmetlerinden yararlanabilecek. Sığınmacılar istediklerinde diğer hastanelerde de tedavi görebilecekler. Fakat öncelikli adreslerin başında Göçmen Sağlık Merkezi yer alacak.” Öte yandan Ziya Gökalp Mahallesi 80. Yıl Caddesi’nde hizmete açılan Göçmen Sağlık Merkezi dünden itibaren hasta kabulüne başladı.

(Batman Çağdaş, 23 Mart 2018)

 

Suriyeliler 'Yardım Kesilecek' Endişesi Yüzünden Sigortalı Çalışmak İstemiyor

2016 yılında çıkan Uluslararası İşgücü Kanunu'nun ardından Suriyelilere verilen çalışma izni sayısı 40 bin civarında. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Uluslararası İşgücü Genel Müdürü Saadettin Akyıl'a göre, bu sayının düşük olmasının en önemli nedeni 'Yardım kesilecek' endişesi. Meclis İnsan Hakları İnceleme Komisyonu bünyesinde kurulan Göç ve Uyum Alt Komisyonu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Uluslararası İşgücü Genel Müdürü Saadettin Akyıl'ı dinledi. Akyıl'ın verdiği bilgiye göre, geçici koruma kapsamında olan 3.5 milyon Suriyeli içinde 15 Mart itibariyle çalışma izni verilenlerin sayısı 39.935 oldu. Bu 39.000 kişinin 13.327'si şirket ortağı, yani kendi işini kurmuş ya da ortak olmuş. Genel Müdür Akyıl, "Biz bunları destekliyoruz, en azından ‘yardımdan çıksınlar, kendi ayaklarının üstünde dursunlar' diye ve daha çok ona yönlendiriyoruz, girişimci olsunlar diye" ifadelerini kullandı. Gazete Duvar’dan Nergis Demirkaya'nın haberine göre, Akyıl, "3.5 milyon kişi var, 40 bin kişiye izin vermişsiniz" yönünde değerlendirmeler olduğunu ancak çocuklar, yaşlılar, engelliler çıkarıldığında 15-64 yaş aralığında 900 bin ‘çalışabilir nüfus' üzerinden Suriyelilerle ilgili çalışma yaptıklarını söyledi.

Mesleklerini Beyan Etmeleri Yetmiyor

Genel Müdür Akyıl, komisyon üyelerinin sayının çok düşük olmasıyla ilgili değerlendirmeleri üzerine, bunda yardımlar konusunun etkisi olduğunu söyledi. Akyıl, "Yardım konusu etkili. Bize geçince yardım kesilecek tabii ki. Yeşil kartlı bir kişiye ‘Ben sizi sigortalı yapacağım' dediğinizde, ‘Yeşil kartım düşecek' derdi. Bu da ona benzer bir durum" dedi. Suriyelilerin çalışma süreciyle ilgili bir sıkıntı da ‘beyan' usulü. Kişilerin mesleğini beyan etmesi yetmiyor. Akyıl'ın verdiği bilgiye göre, Sağlık ve Milli Eğitim bakanlıklarında birer komisyon kuruldu. Eğitimci ve sağlıkçı olduğunu söyleyenler bu komisyonlara yönlendiriliyor. Gerekli programlara dahil olduktan sonra ‘uygun' görülürse belge veriliyor. Sağlık Bakanlığı'ndan belgeli binin üzerinde kişi, Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü'nün taşradaki teşkilatlarında çalışıyor. İlgili genel müdürlük diğer çalışma alanlarıyla ilgili de mesleğini beyan edenlerin belgelendirilmesi için çalışma yapacak.

Acaba Geri Gönderebilir miyiz Diye Çalışma Yapıyoruz

Akyıl'a göre, en büyük sorun ‘vasıfsız' olarak nitelendirilen ‘istihdam altı' geniş kesim. Akyıl bu konuda şunları söyledi:

"Çalışmak istemeyen ya da hiçbir becerisi olmayanlar var. ‘İş gücüne katılmayanları ne yapacağız', diye şu an bunun üzerinde çalışıyoruz. Gaziantep'te bir proje yürüttük, 21 kişiyi işe yerleştirdik. Bakın, en uzun kalan 20 gün oldu, çünkü niyeti yok çalışmaya. Ankara'da, Karaman'dan talepler oldu. İnanın on gün durmadı kimse. Yani öyle bir kitle var şu anda elimizde. Evet, deniyor ki, mesela 3.5 milyonda 40 bin kişiye izin verdiniz. Yani bir türlü kayda girmiyor çünkü farklı sebepleri de malumunuz üzere. Bu ‘istihdam altı olanları acaba geri döndürebilir miyiz' diye de bir hedefimiz var. Belki girişimci desteğini oralarda verebiliriz. Cumhurbaşkanımızın da bu ifadeleri çerçevesinde. Bir de öyle bir çalışmamız var. Acaba o taraflara bir geri dönüş yaptırabilir miyiz diye. Bu kısmı da çalışıyoruz."

(Sputnik Türkiye, 26 Mart 2018)

 

Mülteci Sayısı Artıyor

Adana Barosu Başkanı Avukat Veli Küçük, Türkiye’de 2.5 milyon Suriyelinin yanı sıra eski Doğu Bloku ülkelerinden ve Avrupa ile ABD’den gelen göçmenlerin oluşturduğu nüfus istihdam piyasasının olduğunu söyledi. Adana Barosu Başkanı Avukat Veli Küçük, Türkiye’de 2.5 milyon Suriyelinin yanı sıra eski Doğu Bloku ülkelerinden ve Avrupa ile ABD’den gelen göçmenlerin oluşturduğu nüfus istihdam piyasasının olduğunu söyledi.

Türkiye Barolar Birliği Emek Komisyonu ve Adana Barosu’nun iş birliği ile Mültecilerin İş Gücüne Yansımaları Sempozyumu düzenlendi. Adana Seyhan Otel’de düzenlenen Sempozyum’un açılış konuşmasına Adana Barosu Başkanı Veli Küçük yaptı. Veli Küçük, Türkiye’deki sığınmacı sayısının ortalama bir Avrupa ülkesi nüfusuna ulaştığını ileri sürdü. Hacettepe Üniversitesi Göç ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (HUGO) tarafından İltica ve Göç Araştırma Merkezi ortaklığıyla hazırlanan raporda, Türkiye’deki Suriyeli sayısının 2012 yılında 14 bin 237 olduğu hatırlatılarak, bu sayının 9 Kasım 2017 itibariyle 3 milyon 303 bine ulaştığı kaydedildiğini hatırlatan Başkan Küçük, yalnızca 2017’de Suriyeli sayısındaki artışın 468 bin 672 olduğu vurgulandığından bahsetti.

Kayıt Altına Alınıyor

Başkan Küçük, “Günde ortalama bin ila bin 500 Suriyelinin kayıt altına alındığının altı çizilerek, ülkedeki toplam Suriyeli sayısının Türkiye nüfusunun yüzde 4’ünü aştığı belirtildi.  İçişleri Bakanı Süleyman Soylu 2017 yılına kadar  Suriyeliler için Türkiye’nin 25 milyar dolar yani 91 milyar TL harcadığını açıkladı. Geçici koruma statüsündeki Suriyelilerin 234 bin 315’i “geçici barınma merkezlerinde”, geri kalanları ise Türkiye’nin çeşitli illerine dağılmış durumdadır. Buna göre İstanbul’da 505 bin 631, Şanlıurfa’da 442 bin 124, Hatay’da 408 bin 95, Gaziantep’te 340 bin 514, Adana'da 400 bin, Mersin'de 300 bin Suriyeli mülteci bulunmaktadır.” dedi.

İstihdam Alanları

Türkiye’deki mültecilerin istihdam alanları konusunda da görüşlerini bildiren Başkan Küçük, “ Örneğin Mersin ve Gaziantep illerinde ticaret ve sanayi sektörlerinde çalışan mülteciler, Adana ve Hatay’da mevsimlik tarım işçiliği yapmaktadır. İstanbul, İzmir, Bursa gibi Türkiye’nin metropol kentlerinde ikamet eden mültecilerse enformel sektörlerin değişmez aktörü konumundadır. Suriye'den göç eden çocuklar, çalışma hayatının en dikkat çeken kayıt dışı unsurlarıdır. Kayıt altına alınmayan çocuk işçiler ve çıraklarla birlikte 2 milyona yaklaştı. Çalışan her 10 çocuktan 8'i kayıt dışı çalışıyor.” diye konuştu.

Doğu Bloku Ülkelerinden Ve Avrupa İle ABD’den Gelen Göçmenler

Türkiye’de 2.5 milyon Suriyelinin yanı sıra eski Doğu Bloku ülkelerinden ve Avrupa ile ABD’den gelen göçmenlerin oluşturduğu nüfus istihdam piyasasının olduğunu anımsatan Başkan Küçük, “OECD’nin göçmenlerin işgücü piyasasındaki yerine yönelik araştırması Türkiye için oldukça çarpıcı sonuçları ortaya koydu. OECD verilerine göre Türkiye’de göçmenlerin istihdam oranı ve işgücüne katılım oranı Türk vatandaşlarından yüksek. Göçmenlerde istihdam oranı yüzde 54 iken Türk vatandaşlarında yüzde 49.6. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD), üye 34 ülkede göçmen işgücünü araştırdı. Araştırma sonuçları oldukça çarpıcı. Türkiye’de göçmenlerin işgücüne katılım oranı yüzde 61.3. Türk vatandaşlarında ise OECD verilerine göre işgücüne katılım oranı sadece yüzde 55.1. İstihdam oranında da aynı sonuçla karşılaşıyoruz, Türk vatandaşlarının istihdam oranı yüzde 49.6 iken göçmenlerin istihdam oranı yüzde 54 olarak belirleniyor. Türkiye’de 2.5 milyon Suriyelinin yanı sıra eski Doğu Bloku ülkelerinden ve Avrupa ile ABD’den gelen göçmenlerin oluşturduğu nüfus istihdam piyasasında Türklerden çok daha aktif ve başarılı. Suriyeli göçmenler gelmeden önce ise oranlar Türk vatandaşları daha yüksek istihdam ve işgücüne katılım oranına sahipti.” şeklinde konuştu.

Vasıfsız İşçiler

Mültecilerin vasıfsız işçi olarak çalıştıklarını belirten Başkan Küçük, “Mültecilerin işgücü piyasasında emek yoğun sektörlerde ve ağırlıklı olarak vasıfsız iş kollarında çalıştıkları (bağımlı olarak çalıştıkları ve-veya zamana dayalı çalıştıkları) görülmektedir. İnşaat, tarım, tekstil, imalat gibi çeşitli sektörlerde geçici mevsimlik çalışanlar; ayrıca ev hizmetleri, seyyar satıcılık, çöp toplama, çiftlik işçisi, çoban, çocuk ya da yaşlı bakıcısı olarak çalışan mülteciler de bulunmaktadır. Türkiye işgücü piyasasında, toplumsal cinsiyete dayalı geleneksel roller istihdam alanlarını ve ilişkilerini belirli ölçülerde etkilemektedir.” ifade etti.

Türkiye’de En Fazla Yatırım

Yabancı sermaye niteliğindeki şirket sayısı bakımından Suriye, Almanya’dan sonra Türkiye’de en fazla yatırım yapan ülke konumunda olduğunu dile getiren Başkan Küçük, “Söz konusu şirketlerin sermaye toplamı ise 751 milyon 638 bin TL’dir. Çocuk mülteci işçiler günlük 10-25 TL arasında değişen ücretlerle ucuz ve güvencesiz bir şekilde çalışmaktadırlar. Dünya Bankası’nın göçmenlerin ekonomiye etkisi üzerine yaptığı bir araştırmaya göre göçmenlerin katkısının oldukça büyük olduğunu ortaya koyuyor. Araştırmaya göre küresel ekonomiye göçmenlerin net mali etkisi 356 milyar dolar seviyesinde olacak. Bazı ekonomistler ise 25 yıl içinde göçmenlerin global ekonomiye etkisinin 39 trilyon doları bulacağını öngörüyor. Ayrıca işgücü arzının bu kadar hızlı artması yerel ekonomilerin işgücü piyasasında yenilenmeyi de kaçınılmaz hale getirecek. Büyük potansiyel taşıyan göçmen işgücü özellikle gelişmiş ülkelerdeki yaşlı nüfusun yerine istihdam piyasasında büyük rol oynayacaklar.”  dedi.

Mültecilik ve Mültecilerin Geçici Korunması

Açılış konuşmasının ardından sempozyumun ilk konuşmacısı Ankara Üniversitesi SBF ÇEEİ Bölümü, İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik ABD Öğretim Üyesi Avukat Doçent Doktor Gaye Burcu Yıldız oldu. Yıldız, mültecilik ve mültecilerin geçici korunması gibi konularda bilgiler verdi. 64 58 sayısı Kanun uyarınca iş piyasasına erişim hakkı konusuna vurgu yapan Yıldız, başvuru sahibi veya şartlı mülteci, uluslar arası koruma başvurusu tarihinden altı ay sonra çalışma izni almak için başvurabileceğini anlattı. Mülteci veya ikincin koruma statüsü sahibinin, statü almasından itibaren bağımlı veya bağımsız olarak çalışabileceğini işaret eden Yıldız, “Yabancıların çalışamayacağı i ve mesleklere ilişkin diğer mevzuatta yer alan hükümler saklıdır. Mülteci veya ikincil koruma statüsü sahibi kişiye verilecek kimlik belgesi, çalışma izni yerine de geçer ve bu durum kimlik belgesine yazılır. Mülteci veya ikincil koruma statüsü sahibinin iş piyasasına erişimi, iş piyasasındaki durum ve çalışma hayatındaki gelişmeler ile istihdama ilişkin sektörel ve ekonomik şartların gerekli kaldığı hallerde, belirli bir meslek, iş kolu veya mülki ve coğrafi  alan itibariyle sınırlandırılabilir. Ancak, Türkiye’de üç, yıl ikamet eden veya Türk vatandaşıyla evli olan ya da Türk Vatandaşı çocuğu olan mülteci ve ikincil koruma statüsü sahipleri için bu sınırlamalar uygulanmaz.” diye konuştu.

Çalışma İzni

Çalışma izninin Türkiye’de mutlak kalma izni sağlamadığına da kaydeden Yıldız, “Uluslar arası koruma kapsamındaki yabancıların çalışma hayatına  dahil olması düzenler, 6458 sayılı kanun uyarınca uluslar arası koruma talebinde bulunan ve başvurusu hakkında son karar verilmemiş olanlar başvuru tarihinden itibaren, geçici koruma sağlanan yabancılar ise geçici koruma kimlik belgesinin düzenlendiği tarihten itibaren altı ay sonra çalışma izni başvurusunda bulunabilirler. İçişleri Bakanlığı’nın olumlu görüşü aranır bunda.. Çalışma izni bu yabancılara Türkiye’de mutlak kalış hakkı sağlamaz. Uluslar arası koruma başvurusunun geri çekilmesi, geri çekilmiş sayılması, uluslar arası koruma statüsünün ilgili kanun hükümlerinde sona ermesi veya iptal edilmesi, geçici korumanın sonlandırılması durumlarında çalışma izinleri iptal edilebilir.” şeklinde konuştu.

Çalışma İzni Olmayan Çalışamaz

Geçici koruma sağlanan yabancıların çalışma izni olmaksızın çalışamayacaklarını kaydeden Yıldız, çalışma izni başvurularının işverenler tarafından E Devlet kapısı üzerinden yapılacağını belirtti. Bağımsız çalışanların ise kendi isimleri adına başvuru yapmaları gerektiğini savunan Yıldız, mevsimlik tarım veya hayvancılık işlerinde çalışacak geçici koruma sağlanan yabancılar, çalışma izni muafiyeti kapsamındadır. Çalışma izni muafiyeti başvuruları, geçici koruma sağlanan ilin valiliğine yapılmaktadır. Bu başvurular, ilgili valilik tarafından ilgili bakanlığa bildirilir. Bakanlık mevsimlik tarım veya hayvancılık işlerinde çalışacak geçici koruma sağlanan yabancılara ilişkin il ve kota sınırlaması getirilebilir.” ifadelerini kullandı.

İstihdam Noktası

Mültecilerin istihdamında ‘İstihdam Kotası’nın da bulunduğu belirten Yıldız, “Çalışma izni başvurusu yapan işverenin işyerinde geçici koruma sağlanan yabancı çalışan sayısı işyerinde çalışan Türk Vatandaşı sayısının yüzde onunu aşamaz. On çalışandan az sayıda çalışanı olan iş yerlerinde ise en çok bir geçici toruma sağlanan yabancı istihdam edilebilir. İşveren tarafından kayıtlı bulunduğu Çalışma ve İş Kurumu il Müdürlüğü’nden çalışma izni başvurusu tarihinden önceki dört haftalık süre içerisinde yabancının çalıştırılacağı işi yapacak aynı nitelikte Türk vatandaşı bulunamadığının belgelendirildiği başvurularda istihdam kotası uygulanamayabilir. Geçici koruma sağlanan yabancılara en fazla 1 yıl süreli çalışma izni veya muafiyeti verilebilir. Bu belgeler ikamet izni yerine geçmez.” dedi. Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden Doçent Doktor İhsan Çetin ise, ‘Bir göç ülkesi olma yolunda Türkiye’de Suriyeli mültecileri ve entegrasyonları meselesi” konulu sunumunu gerçekleştirdi.

(İlk Haber, 23 Mart 2018)

 

İmam Hatiplerde 36 Bin Suriyeli Eğitim Görüyor

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in soru önergesine yanıt veren Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, ülkemizde ikamet eden 3 milyon 486 bin 644 Suriyeliden, 976 in 200’ünün eğitim çağında olduğu, bunlardan 603 bin 756’sının eğitime erişiminin sağlandığını bildirdi. Bakan Yılmaz, imam hatip okullarındaki Suriye öğrenci sayısını ise 36 bin 385 olarak açıkladı. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, önergesinde, “Ülkemizde 2017-2018 öğrenim yılında okula başlayan Suriye uyruklu kişi sayısı kaçtır? Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okullarda kaç Suriyeli öğrenci eğitim almaktadır? Kaç Suriyeli öğrenci okul yurtlarında kalmaktadır? İmam hatip orta ve liselerinde eğitim alan Suriye kökenli öğrenci sayısı kaçtır, kaçı bu yıl başlamıştır? Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına geçen kaç yabancı ülke doğumlu, ülkemizde bu yıl okula başlamıştır? Ülkemizde eğitim alan yabancı uyruklu öğrenci sayısı kaçtır?” şeklindeki soruların yanıtlanmasını istedi.

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü verilerine göre 2012 yılında 14.237 olan Suriyeli nüfusunun, 25.01.2018 tarihi itibariyle 3.485.644’e çıktığını belirterek, “ Bu nüfusun 976.200'ü (Eylül 2017) zorunlu eğitim çağındadır. Zorunlu eğitim çağındaki Suriyeli öğrencilerden 05.02.2018 tarihi itibariyle açık öğretim okulları dâhil 603.756 öğrencinin eğitime erişimi sağlanmıştır” dedi.  Bakan İsmet Yılmaz, “Bakanlığımıza bağlı resmi (Geçici Eğitim Merkezi dışında) 14.742 okulda 37.726 Iraklı ve 329.131 Suriye uyruklu olmak üzere 366.857 öğrenci eğitim görmektedir. 20 ilimizde 338 geçici eğitim merkezlerinde ise tamamı Suriyeli olmak üzere 227.266 öğrenci yoğunlaştırılmış Türkçe öğretimine tabi tutularak eğitim görmektedir. Ayrıca açık öğretim okullarına kayıtlı 9.633 öğrenci bulunmaktadır” ifadelerini kullandı. 02.01.2018 tarihi itibariyle Anadolu İmam Hatip Lisesinde 13.664 ve İmam Hatip Ortaokulunda 22.721 Suriye uyruklu öğrenci olmak üzere 36.385 öğrenci öğrenim gördüğünü bildiren Bakan Yılmaz, “Ülkemizde 02.01.2018 tarihi itibariyle eğitim alan resmi okullarımızda kayıtlı yabancı uyruklu öğrenci sayısı 424.039'dur” açıklamasında bulundu.

(Gerçek Muhabir, 26 Mart 2018)

 

Göç Dalgası 'Tüberküloz' Endişesi Yarattı

Suriye'den Türkiye'ye son yıllarda gerçekleşen göç dalgası, doktorlar arasında 'tüberküloz' endişesine neden oldu. Memorial Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Necla Songür, "Maalesef ülkemize göç eden ve yerleşen bu kişilerin tüberküloz açısından ülkelerinde gerekli aşılama programı yapılıp yapılmadığına ve halen tüberküloz mikrobu ile ilgili aktif bir hastalığı olup olmadığına yönelik endişelerimiz var" dedi. Tüberküloz, yani halk arasında bilinen adıyla 'verem' ya da 'ince hastalık', Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada ölüme sebebiyet veren 9'uncu hastalık olarak yer alıyor. 2016 yılı verilerine göre dünyada yılda yaklaşık 10.7 milyon insan verem hastalığına yakalanıyor. Bunlardan 1.7 milyonu da bu hastalık nedeniyle hayatını kaybediyor. Söz konusu rakamlar güne bölündüğünde de dünyada günde 5 bin kişi verem nedeniyle ölüyor.

Kimler Risk Altında

Memorial Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Necla Songür, tüberkülozun bulaşıcı bir hastalık olduğunu ve özellikle solunum yolu ile bulaştığına dikkati çekti. Akciğer başta olmak üzere vücudun birçok organında tüberküloz mikrobunun ortaya çıktığını dile getiren Prof. Dr. Songür, şunları kaydetti:

"Bazı kişiler tüberküloza yakalanmada risk grubundadır. 'Hiv' virüsü taşıyanlar, 'AIDS' tanısı almış kişiler, kronik böbrek yetmezliği olanlar, kanserli hastalar, ileri yaş veya 5 yaşın altındaki çocuklar risk grubunda yer alır. Bu hastalıktan korunmak son derece önemlidir. Bu konuda programlar geliştirilmiştir. Birçok ülke tedavi programını uygulamaktadır. Ülkemiz tüberkülozu önleme konusunda önemli başarılar elde etmiştir. Tüberküloza bağlı ölüm oranı önemli derecede azalmıştır. Bu hastalık, Sağlık Bakanlığı tarafından ücretsiz tedavi ettirilmektedir."

Veremin Belirtileri

Tüberkolüzun birtakım belirtileri olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Songür, iki haftadan fazla süren öksürükler, balgam çıkarma, balgamda kan gelmesi, iştahsızlık, gece terlemeleri, ses kısıklığını hastalığın belirtileri olarak saydı. Prof. Dr. Necla Songür, tüberkülozun artık korkulan bir hastalık olmadığına vurgu yaparak, tanısının rahatlıkla konulabildiğini söyledi. Prof. Dr. Songür, “Takibi rahatlıkla yapılabiliyor. Tedavisi belli programlar çerçevesinde yürütülen bir hastalıktır. Tedavisi uzun sürer. Hastaların ilaçlarını düzenli şekilde almaları gerekiyor. Yakın takiple tedavide başarı sağlanıyor. Beslenmesi yeterli olmayan insanlar, tüberküloza yakalanma açısından risk grubundadır. Bu tanı konulduktan sonra beslenmesinin iyi bir şekilde sağlanması, iyi hava koşullarında yaşaması, stresten uzak yaşaması ilaçlı tedavinin yanında diğer önemli faktörlerdir" dedi.

Hekimlerin İki Önemli Kaygısı

Prof. Dr. Necla Songür, basit bir şekilde tedavi edilen tüberküloz hastalığının son yıllarda yanlış ve yetersiz tedaviler sonucunda bu mikrobun basit ilaçlara bile direnç kazanma özelliğinin geliştiğini kaydetti. Bu durumun kendilerini rahatsız ettiğini belirten Prof. Dr. Songür, şöyle konuştu:

"Dünya Sağlık Örgütü, 600 bin vakanın ilaç direnci gösterdiğini belirtiyor. Bu durumda tüberkülozun tedavisi daha da zorlaşmaktadır. Çok daha uzun sürede, çok daha fazla ilaç kullanılarak tedavi edilmeye çalışılmaktadır. Ülkemiz açısından diğer önemli sorunumuz da son yıllarda ülkemize yabancı uyruklu bir göç gerçekleşti. Maalesef ülkemize göç eden ve yerleşen bu kişilerin tüberküloz açısından ülkelerinde gerekli aşılama programı yapılıp yapılmadığı ve halen tüberküloz mikrobu ile ilgili aktif bir hastalığı olup olmadığına yönelik endişelerimiz var. Bu ülkemiz açısından önemli problem olmakta ve biz hekimleri kaygılandırmaktadır."

(Doğan Haber Ajansı, 25 Mart 2018)

 

Esenyurt'ta 96 Kaçak Göçmen Gözaltına Alındı

Esenyurt'ta kaçak göçmenlere yönelik denetim yapıldı. 96 yabancı uyruklu kişi gözaltına alındı. İstanbul Yabancılar Şube Müdürlüğü, Esenyurt İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri kaçak göçmenlere 15 Mart'ta denetim yaptı. 2 saat süren denetimlerde 96 yabancı uyruklu kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınan kaçak göçmenler Yabancılar Şube Müdürlüğü'nün Pendik'te bulunan merkezine götürüldü. 96 kişi, işlemlerinin tamamlanmasının ardından sınır dışı edilecek.

(Doğan Haber Ajansı, 24 Mart 2018)

 

Erzurum’da 502 Kaçak Göçmen Yakalandı

Erzurum'da Afganistan ve Pakistan uyruklu 502 kaçak göçmen yakalandı. Bir ticari taksiden 12 kaçak göçmen çıktı. Kentte son 75 günde yakalanan kaçak sayısı 7 bini geçti. Erzurum'da jandarma ekiplerinin düzenlediği kaçak göçmen operasyonunda Afganistan ve Pakistan uyruklu 502 kaçak göçmen yakalandı. İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, göçmen kaçakçılığı organizatörlerinin yurda yasa dışı yollardan giren yabancı uyruklu kişileri, Ağrı ve Erzurum üzerinden batı illerine götürmeye çalıştıkları istihbaratını aldı. Jandarma ekipleri, teknik ve fiziki takibin ardından Horasan, Pasinler ve Köprüköy ilçelerinde kaçak göçmenlere yönelik operasyon düzenledi. İl Jandarma Komutanlığı ile ilçelerde görevli jandarma ekiplerinin katılımıyla düzenlenen operasyonda, Horasan'da bir takside 12, bir tırın dorsesinde 292, Pasinler'de bir kamyon kasasında 78, Köprüköy'de de 120 olmak üzere toplam 502 Afganistan ve Pakistan uyruklu yakalandı. Bu kişileri taşıyan 3 araca el koyan jandarma ekipleri, göçmen kaçakçılığı yaptıkları iddiasıyla 3 zanlıyı gözaltına aldı. Zanlılar, çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı, kaçak göçmenler ise sınır dışı edilmek üzere Aşkale Geri Gönderme Merkezine teslim edildi.  Öte yandan Erzurum’da sadece 75 günde yakalanan kaçak göçmen sayısı 2017 yılını geçti. Geçen yılın tamamında 5 bin kaçak göçmen yakalanan Erzurum'da 2018'in ilk 75 gününde bu sayı 7 bini geçti. İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü bünyesindeki 22 geri gönderme merkezinden en büyüğü olan Aşkale ilçesindeki Geri Gönderme Merkezinde bu nedenle büyük bir yoğunluk yaşanıyor. 

(İhlas Haber Ajansı, 24 Mart 2018)

 

35 Kaçak Göçmen Yakalandı

Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinde yasa dışı yollardan Yunanistan’ın Midilli Adasına geçiş yapmak isteyen 35 kaçak göçmen yakalandı. Edinilen bilgiye göre, bir ihbarı değerlendiren Ayvacık Jandarma Komutanlığı’na bağlı ekipler Ayvacık’ın Behramkale Köyü Kadırga Koyu sahiline operasyon düzenledi. Düzenlenen operasyonda aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu Suriye ve Afganistan uyruklu 35 kaçak göçmen yakaladı. Yakalanan kaçak göçmenler iki minibüs vasıtasıyla Ayvacık Jandarma Komutanlığı’na getirildi. Kaçak göçmenler Ayvacık Jandarma Komutanlığındaki işlemlerinin ardından Ayvacık Yabancılar Geri Gönderme Merkezi’ne teslim edildi.

(İhlas Haber Ajansı, 25 Mart 2018)

 

Ayvalık'ta 43 Göçmen Jandarmaya Yakalandı

Balıkesir'in Ayvalık ilçesinde, yasa dışı yollarla Yunanistan'ın Midilli Adası'na gitmek isteyen 43 Suriye uyruklu göçmen jandarmaya yakalandı. Balıkesir'in Ayvalık ilçesinde, yasa dışı yollarla Yunanistan'ın Midilli Adası'na gitmek isteyen 43 Suriye uyruklu göçmen jandarmaya yakalandı. Alınan bilgiye göre; sabah saatlerinde Ayvalık'ın Küçükköy Mahallesi sınırları içerisinde bulunan Şeytan Sofrası eteklerinde bir koyda kendilerini Midilli'ye bir tekne ile götürmek için kişi başı bin 500 avro karşılığında anlaştıkları organizatörleri bekleyen 43 Suriyeli göçmen ele geçirildi. Kendileri Midilli'ye götürecek insan tacirlerini saatlerce bekledikleri halde hiç kimsenin gelmemesi üzerine cep telefonuyla bir taksiciyi arayan göçmenler, şiddetli yağış altında ıslandıklarını ve birkaç taksiyle gelip kendilerini bulundukları yerden almalarını söyledi. Taksiciler kendilerini arayanların mülteci olduğunu anlayınca, hemen durumu Ayvalık İlçe Jandarma Komutanlığı'na bildirdi. Hemen harekete geçen İlçe Jandarma Komutanlığı'na bağlı Küçükköy Jandarma Karakol Komutanlığı bünyesindeki ekipler, Şeytan Sofrası etekleri altındaki koyda bekleyen göçmenleri şiddetli yağış altında sırılsıklam ıslanmış bir halde yakalayarak, Küçükköy Jandarma Karakolu'na götürdü. Aralarında çok sayıda bebek yaştaki çocuk ve kadınların da bulunduğu 43 Suriye uyruklu göçmene; gıda, ilaç ve giyim eşyası gibi insani yardımlarda bulunan jandarma ekipleri daha sonra yasal işlemleri yapılmak üzere 43 göçmeni Balıkesir Göç İdaresi'ne göndereceği öğrenildi.

(Haber Türk, 25 Mart 2018)

 

Kırklareli'de 28 Kaçak ve Sığınmacı Yakalandı

Kırklareli'de, yasadışı yollardan yurtdışına çıkmak isteyen 28 kaçak ve sığınmacı yakalandı.

Kırklareli İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, Lüleburgaz ve Kofçaz ilçelerinde yasadışı yollardan Avrupa'ya gitme hazırlığı yapan 2 ayrı grubu tespit etti. Ekiplerce düzenlenen operasyonda, Pakistan, İran ve Suriye uyruklu 28 kişi yakalandı. Kaçak ve sığınmacılar, jandarmadaki işlemlerinin ardından, Kırklareli Göç İdaresi Müdürlüğü'ne teslim edildi.

(NTV, 25 Mart 2018)