Türkiye’de ve dünyada son günlerde göç, göçmen, mülteciler ve sığınmacılar konularında 25 Şubat 2019 tarihinde gündemde öne çıkan başlıklar…

 

Avrupa’da 96 Bin Mülteci Çocuk Kayıp

AK Parti İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Leyla Şahin Usta, “2015’ten beri AB ülkelerinde kaybolan mülteci çocuk sayısı 96 binden fazla. 2016’da refakatsiz şekilde Avrupa’ya ulaşan çocuk sayısı 63 binden fazla. Bu çocukların nerede olduğu bilinmiyor” dedi.Usta, bir grup gazeteciye yaptığı açıklamada, AK Parti’nin ‘Irkçılık, göçmen düşmanlığı, çocuk hakları’ çalışmasına ilişkin şunları söyledi:

Dünyada Irkçılık Artıyor

“Dünyada artan bir ırkçılık var. Bu ırkçılık çok ciddi bir tehdit. Bunun etkilerini Türkiye’de de görmeye başladık. Irkçılık üzerinden siyaset yapan, ayrıştırıcı bir dil kullanan tüm sağ partiler Avrupa’da yükselişte. Partilerin seçim kampanyalarında kullandıkları söylemler bile ayrıştırıcı. Aşırı sağcı ve ırkçı partilerin oy oranlarına baktığımız zaman İsviçre’de yüzde 29’a varırken; Avusturya’da yüzde 26, Danimarka’da yüzde 21.

Bu Çocuklar Nerede

Sadece Almanya’da kayıp 10 bin çocuk var. 2015’ten beri AB ülkelerinde kaybolan mülteci çocuk sayısı 96 binden fazla. 2016’da refakatsiz şekilde Avrupa’ya ulaşan çocuk sayısı 63 binden fazla. Bu çocukların nerede olduğu bilinmiyor. Avrupa’da yaşayan refakatsiz mülteci sayısı 170 bin. Bu çocukların en çok maruz kaldığı durumlar cinsel istismar, tecavüz, insan kaçakçılığı, şiddet, kölelik ve organ mafyası. Fransa’da ise kaydı bulunup kendisinden haber alınamayan çocuk sayısı bin. Bu noktada Avrupa’nın adım atması lazım. Eğer bunu çözemezsek, ne kadar güvenlik tedbirleri alsak da bu çocuklar önümüzdeki dönemde bir terör örgütünün mensubu olarak karşımıza çıkabiliyor.

İslamofobik Saldırılar Ciddi

İslamofobik saldırılarda çok ciddi rakamlar var. 2017’de İngiltere’de 2 binden fazla. Almanya’da 950, Polonya’da 664, İspanya’da 546, İsveç’te 439, Hollanda’da 364, Avusturya’da 256 ve Fransa’da 121. ABD’de 2 bin 599. Bunun nedeni siyasetteki ayrıştırıcı dil. Avrupa ülkelerinin çoğunda göçmenler tehdit olarak görülüyor. Avusturya’da yüzde 78, Norveç’te yüzde 68, Macaristan, Portekiz ve Belçika’da yüzde 66 oranında tehdit olarak görülüyorlar.”

(Hürriyet, 24 Şubat 2019)

 

Üvey Kızına İşkence İddiasıyla Tutuklandı

HATAY’ın Altınözü ilçesinde üvey kızı G.K.’ye işkence yaptığı iddiasıyla gözaltına alınan Suriyeli H.H., tutuklandı.

İlçe merkezindeki ilkokulda 3’üncü sınıf öğrencisi Suriyeli G.K., üvey babası H.H. tarafından 3 aydan beri sürekli darbedildiğini, banyoya kilitlendiğini ve yine üvey babasının kendisini affetmesi için ayaklarını öptürdüğünü okuldaki öğretmenlerine anlattı. G.K.’nin öğretmenlerinin durumu polise bildirmesi üzerine soruşturma başlatıldı. Polis tarafından gözaltına alınan H.H., sevk edildiği adliyede tutuklanarak cezaevine gönderildi.

(DHA, 25 Şubat 2019)

 

Kanada’da Ölen Suriyeli Çocukların Cenaze Töreni Katılım Sayısıyla Dünya Gündeminde

Geçtiğimiz günlerde Kanada’nın Halifax kentinde çıkan yangında hayatını kaybeden Suriyeli mülteci çocukların cenaze töreni katılım sayısı ve canlı yayınlanmasıyla dikkat çekti. Peki Kanada kaç Suriyeli mülteci aldı? Kanada, “Suriyeli mülteciler” konusunda yine gündem oldu! Ülkelerine kabul ettikleri Suriyeli mültecileri karşılama törenleriyle basında yer alan Kanada bu sefer üzücü bir olayla gündemde. Buna göre ülkenin Halifax kentinde çıkan yangında Suriyeli 7 mülteci çocuk hayatını kaybetti. En küçüğü 4 aylık olan Ahmed, Rola, Muhammed, Ola, Hala, Rana ve Abdullah için “herkese açık” bir cenaze töreni düzenlendi.

Kanadalı Askerler Katıldı, Cenaze Canlı Yayınlandı

Cenazeyi dünya basınında gündeme taşıyan konu ise katılım oldu. Toplam 2 bin Kanadalı cenaze törenine katıldı. Ayrıca cenazede Kanadalı askerler de bulunurken, tören televizyonlardan canlı yayınlandı.

7 Çocuk Öldü Baba Komada

Yangının çıkış nedeni henüz bilinmiyor. Çocukların babası Suriyeli İbrahim Berho, yangında aldığı ciddi yaralar nedeniyle halen komada. Çocukların cenaze törenine yangında hafif olarak yaralanan anneleri Kevser katıldı. 30 yaşındaki Kevser, 2017’de ailesi ile Suriye’nin Rakka şehrinden kaçarak Halifax’a yerleşmişti.

Kanadalı Vekil: Diğer Aile Üyelerini De Ülkeye Getirmeye Çalışacağız

Kanadalı milletvekili Andy Fillmore, yetkililerin anne Kevser’e manevi destek sağlamak için diğer Berho ailesi üyelerini Kanada’ya getirmek için çalıştığını söyledi. Halifax Belediye Başkanı Mike Savage ise yaptığı açıklamada “Bizim de kalbimiz yandı. Dualarımız aile ve sevdikleriyle” ifadelerini kullandı. Şark’ul Avsat’ın haberine göre çocukların cenazeleri Halifax yakınlarındaki Müslüman mezarlığına götürüldü.

2 Yıl Önce Gelmişlerdi

Suriyeli ailenin, yaklaşık 2 yıl önce Kanada’ya yerleştikleri belirtildi.

(Time Türk, 24 Şubat 2019)

 

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Aybet: Doğu İllerindeki Suriyeliler Dönmek İstiyor

Soğuk Savaş Sonrası Avrupa Güvenliğinin İnşaası, ‘Avrupa Güvenlik İşbirliğinin Dinamikleri Ve Vizyon Arayışındaki NATO kitaplarının yazarı Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Gülnur Aybet, ‘’Suriye Krizinin Türkiye’ye Yansımaları’’ isimli çalışmasını CNN TÜRK özel röportajında değerlendirdi. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Gülnur Aybet, diplomasi muhabiri Sena Alkan’ın sorularını yanıtladı.

Sena Alkan: Suriye krizinin Türkiye’ye yansımaları çalışmanızdan ne çıktı? Suriyeliler dönmek istiyor mu?

Gülnur Aybet: Biz projede kamp içinde yaşayan Suriyelilerle ve kamp dışında yaşayan Suriyelilerle derinlemesine mülakatlar yaptık. Kamp içinde de kamp dışında da fakat mülakatlar yaptığımız bütün Suriyeliler şunu söyleyebilirim her mülakatın başında da ben bulundum bir kısmını da ben yaptım hepsi istisnasız ülkemize geri dönmek istiyorum dediler. Ankette de aynı bulgular çıktı. Sanırım burada gördüğümüz kadarıyla aidiyet konusuyla ilgili ülkelerine geri dönme istekleri çok yüksek ve aynı zamanda ailelerin birbirilerine çok düşkün olması ve içe kapanık yaşamaları bulundukları ülkede topluma karışmayan bir yapıda olduklarını gösteriyor. Mesela hali vakti yerinde olanlar çok daha ekonomik güçlük çekenler kampta üç senedir çadırda yaşayanlar sosyo-ekonomik durumu ayrı olan Suriyelilerle görüştüğümüzde de aynı sonuç çıktı. Geri dönmek istiyorlar.

Sena Alkan: Peki batı illerinde Suriyeliler ve genç yaştaki Suriyeliler. Onlar için de dönmek istiyor diyebiliyormuyuz?

Gülnur Aybet: Biz şimdi çalışmamızı batı illerinde yapmadık bunun sebebi kamp yoğunluğu olduğu için kampların olduğu yerdeki Suriyelilere odaklandık. Bizim çalışmamızın örneklemlerinden yola çıkarsak biz daha çok doğu illerimizde kampların olduğu yerlerde yoğunlaştık. Orada da daha küçük çocukları olan genç ailelerde dönme isteği var. Fakat diyelim ki çocuk liseyi bitiriyor üniversiteye giriyor orada kendine daha iyi bir gelecek görüyor, o zaman aileden bir kopma isteği de olabilir ama bunu da engelleyecek bir faktörde var onu da göz önünde bulundurmalı. Ama diyelim ki evlenmiş, burada işe girmiş onlar da tabi kalma isteği olacaktır fakat bunların sayılarının da çok olduğunu söyleyemeyiz. Burada tabi kırılgan olan kesimler de var bizim araştırmamızda en kırılgan kesim meslek sahibi fakat bekar ve genç olan erkeklerdi.  Bunlar mesela Suriye’de bir biyokimya mühendisi ama kampta üç senedir oturuyor orada gençlere fizik kimya dersi veriyor bu insan 29-30 yaşında geleceği hakkında hiçbir şey göremiyor. Bunlar için yapılacak şey ya istihdam ya da dönmek isteyenlere alan açmak.

Sena Alkan: Türkiye’de artan mülteci karşıtlığı var, yerel halkla da mülakat yaptık diyorsunuz. Neden olarak neyi gösterirsiniz?

Gülnur Aybet: Mesela soruyoruz bu Suriyelilerle ilgili hani görüşünüz nedir? Diyor ki sağlık sistemlerinden benden çok yararlanıyor. Mesela şöyle bir efsane dolaşmaya başlamıştı ‘ikinci evlilikler’ esas sahada verilere baktığımızda bunun doğru olmadığını görüyoruz . Peki siz bu algıyı oluştururken bizzat yaşadığınız olaydan mı kaynaklanıyor? Hayır şöyle falancadan duydum yani hep üçüncü şahıs üzerinden duyumlar üzerine algıların yaygınlaştığını gördük. Şimdi istisna olarak bazı şeyler oluyor mu? Oluyordu ama algıdaki kadar yaygın olmadığını abartıldığını gördük.

Sena Alkan: Güvenli bölge için Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriyeli mültecilerin dönüşü için en pratik çözüm dedi. Güvenli bölge sizce tam anlamıyla geri dönüşü sağlar mı?

Gülnur Aybet: Her şeyden önce orda çatışmanın bitmesi gerekiyor çatışmanın bitmesi içinde bazı operasyonlar yapılmalı. Biz kendimizden yola çıkarsak Fırat kalkanı Zeytin dalıyla orda çatışmanın durmasını Türkiye güvenliğini sağlamak için bunu yaptı ama orada da güvenliği sağladı.  Bununla da bitmiyor Türkiye tek başına olarak bu bölgelerde alt yapı kurdu ve bunu yapacak kurumları var. AFAD’dan TİKA’ya tutun bakanların katılım yaptığı bir savaş sonrası yapılanma ve geri döndürme bunu Türkiye yapabilen tek ülkedir. Bu yüzden Türkiye’nin bu konuda deneyimi var.

Sena Alkan:  Başka ülkelerinde askerlerinin olabileceği konuşuluyor güvenli bölgede. Türkiye ise bizim kontrolümüzde olmalı diyor. Neden Türkiye uluslararası koalisyonun ya da NATO’nun olduğu güvenli bölgeye sıcak bakmıyor?

Gülnur Aybet:  Bizim mutlaka böyle bir güvenli bölge kurulumunda başı çeken ülke olmamız lazım. Çünkü deneyimimiz var. Diğer ülkelerle oluşursa terör örgütünün varlığıyla ilgili somut bir adım atmasından emin değiliz. Terör örgütünün çıkarılması konusunda ne yapacaklar güvencemiz yok. Ama bunu ancak biz temin edebiliriz. Orada tüm etnik gruplardan oluşan insanların güven içinde yaşamasını sağlayabiliriz. bizim bir düşmanlığımız ya da söylenildiği gibi bazı batı medya organları tarafından böyle bir tutumumuz yok.

(CNN Türk, 24 Şubat 2019)

 

Nordwest: Venezuela İç Savaşa Sürükleniyor

Alman basınında Şarm El-Şeyh zirvesi ile Venezuela’daki devlet krizini konu alan yorumlar öne çıkıyor. Frankfurter Allgemeine Zeitung Avrupa ile Arap ülkeleri arasındaki genişletilmiş zirve buluşmasını şöyle değerlendiriyor: “Daha önce ikili görüşmelerle varılan anlaşmalar bundan böyle genişletilmiş çerçevede ele alınacak. Avrupa – Arap zirvesinin öncelikli konuları arasında Ortadoğu ve Afrika’nın çatışma bölgelerinden Avrupa’ya yönelen mülteci akınının önlenmesi ve terörizm ile mücadele öne çıkıyor. Diyalog kapsamının genişletilmesiyle, Yemen ve Suriye’deki anlaşmazlıklara çözüm aranması ve Libya’nın istikrara kavuşturulması gibi konular da ele alınabilecek. Güvenliğin giderek azaldığı dünyamızda kendi kaderine sahip çıkmanın dillendirmeye başladığı bir çağda Avrupa’nın önce Arap ortaklarını liderlik rolünü üstlenebileceğine inandırması gerekir. Şarm El-Şeyh buluşması bunun için önemli bir fırsat olmuştur.”

Süddeutsche Zeitung’un Şarm El-Şeyh buluşmasıyla ilgili yorumunda ise şu satırları okuyoruz: “Almanya Başbakanı Angela Merkel’in dış politikada başarıdan başarıya koştuğu doğrusu söylenemez. Şimdiye kadar daha beterinin önlenebilmesi bile başarı sayılmıştı. Ukrayna anlaşmazlığıyla ilgili Minsk anlaşması gibi Merkel’in göç politikası da buna göre değerlendirilmeli. Göç azaldı ama baskı kalkmadı. Merkel Avrupa politikasında ilerleme sağlayamıyor. Dolayısıyla kendilerine muhtaç olmak arzulanmayan güneydeki yönetimlerden yardım gelmesini umuyor. Döneminin sonuna yaklaştığı için kazandığı hareket serbestisi Merkel’in, ortaklarını seçme lüksüne yer vermeyen gerçekçiliğine uygun düşüyor.”

Neue Osnabrücker Zeitung kanlı çatışmalara dönüşen Venezuela’daki krizi konu alan yorumunda dışardan müdahalenin iyi sonuç vermeyeceği belirtiliyor:

“Geçici başkan Juan Guaido’nun dış yardımlarla Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun otoritesini sarsma ve orduyu kendi safına çekme planı tutmadı. Guaido şimdi sinirlerine hâkim olmak zorunda. Bütün opsiyonlara başvurabileceği şeklindeki sözleri iyiye alamet değil. Rejime karşı direnişte kuvvete başvurma sinyali vermesi sonu kestirilemeyecek bir iç savaşın çıkmasına yol açabilir. (…) Gelişmelere seyirci kalmaya mahkûm olan Batı diplomatik ve insani yardımdan fazlasını veremez. Libya, Suriye ve Afganistan’da bozguna uğradıktan sonra ABD dahil bütün Batının fazla askeri müdahale gönüllüsü olduğu söylenemez.”

Nordwest-Zeitung gazetesi Venezuela’daki iktidar mücadelesinde Devlet Başkanı Maduro’nun ordudan başka güvenebileceği güç kalmadığını yazıyor: “Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile geçici başkan Guaido arasındaki güç çekişmesi her an patlamaya yol açabilir. Maduro’nun tamamen dışarıya kapattığı ülkesine yardım malzemesi sokulmasını yasaklamasından sonra krizin ancak kanlı bir şekilde sona erdirilebileceği anlaşılıyor. Ya halk ayaklanacak, ya da dış müdahale gelecektir. Maduro’nun devlet başkanlığındaki günleri sayılıdır. Maduro geçici başkan Guaido’nun kukla olduğunu söylüyor. Ama kendi de ondan pek farklı değil. Maduro ordunun desteği sayesinde ayakta kalabiliyor. Generaller değişimden ürküyorlar. Guaido bu durumu değiştirmeye ve sadece 60 askerin değil, bütün ordunun taraf değiştirmesini sağlamaya çalışmalıdır.”

(Deutsche Welle, 25 Şubat 2019)

 

Rusya, Tacikistan ve Kırgızistan’da Göçmen İşçi Bürosu Açıyor

Petersburg, Tacikistan ve Kırgızistan’daki göçmenlerin işe alım merkezleri açacak. St. Petersburg’daki İşgücü Kaynak Merkezinin (MDC) Basın Servisi, St. Petersburg makamlarının Kırgızistan ve Tacikistan’da işçi göçmenleri için işe alım merkezleri açmak istediklerini bildirdi. MDC’ler, Tacikistan ve Kırgızistan’dan işçilerin organize alımı için dört merkez kurma yarışması başlatıldığını açıkladı. Planlardaki merkezlerin yardımı ile bu yılın eylül ayında resmi olarak bu ülkelerin binlerce vatandaşını şehir işletmelerine istihdam ediyor. Kazanan organizasyon, şehir bütçesinden tahsis edilen 6.6 milyon ruble (100 bin dolardan fazla) değerinde projenin koordinatörü olacak. Bir merkezin Kırgızistan’da, üçü Tacikistan’da açılması planlanmaktadır. Projenin beş ayında, St. Petersburg şehir işletmelerinde en az bin kişinin konaklaması planlanıyor. Özel bir ekip tarafından istihdam edilecek göçmenler için ana faaliyet inşaat, yemek, otel ve restoran işletmeleridir. Geçen yıl çoğu yabancı, yardımcı bir işçi, aşçı, paketleyici, yükleyici ve tamirci mesleği tarafından işe alındı. Kalkınma ve Kalkınma Merkezi’nin hesaplanmasından sonra, çekilen Kırgızistan ve Tacikistanlı göçmen sayısının şehir bütçesine 20 milyon ruble (300 bin dolar) gelir getireceği sonucuna varıldı. Geçen yıl Binyıl Kalkınma Hedefleri, beşi Tacikistan Cumhuriyeti’nde ve biri Kırgız Cumhuriyeti’nde olmak üzere altı işe alım merkezi kurdu. Burada yaklaşık 12 bin yabancı vatandaşın başvurduğu bilinmektedir. Merkez çalışanları, göçmenlere çalışma ve yaşam koşullarının yanı sıra Rusya’nın mevzuatı ve uyumsuzluğun sonuçları hakkında da bilgi verecek.

(Dünya Bülteni, 25 Şubat 2019)

 

Norveç Başbakanından Göçmenlere: Dil Öğrenmezseniz Sosyal Yardım Yok

Norveç Başbakanı Erna Solberg, ihtiyaç sahiplerine dönük sosyal yardımlara daha sıkı şartlar getirileceğini açıkladı. Solberg, bunlar arasında Norveççe bilme şartının yer alacağını ifade etti. Nettavissen gazetesine konuşan muhafazakar başbakan Solberg, 2020’den itibaren mültecilere sosyal yardım sağlanabilmesi için Norveççe bilmenin şart koşulacağını söyledi.

Başbakan Solberg, dil öğrenme şartının göçmenleri iş aramaya teşvik edeceğini savunarak, “Sosyal yardım konusunda uzun zaman harcadığınızda tetiklenen mekanizmayı hatırlamanız gerekir. Yaşamınız hakkında bir şeyler yapmak için güven ve ilhamınızı kaybedersiniz” ifadelerini kullandı. Norveç hükümeti tarafından 2017 yılında sağlanan 6.6 milyar kronluk sosyal yardımın alıcılarının yarısının göçmenler olduğu belirlendi. Bu alıcıların yüzde 86’sını Ortadoğu ve Afrika’dan gelen göçmenler oluşturuyor. Bu ayın başında Çalışma ve Sosyal İşler Bakanı Anniken Hauglie de işsiz göçmen sayısından duyduğu endişeyi dile getirmişti. Sosyalist Sol Parti Sözcüsü Karin Andersen ise Solberg’in kararına tepki gösterdi. Andersen, yaptığı açıklamada “Yiyecek alacak parası olmayan insanları yardımdan mahrum bırakamazlar. (Golberg) Norveççe konuşamayan yaşlı ve hastaların açlıktan ölmesi gerektiğine mi inanıyor?” diye konuştu. İstatistiklere göre, 5.2 milyon nüfusluk ülkede 130 binden fazla sosyal yardım alıcısı bulunuyor. 2017 verilerine göre ülkede, nüfusun yaklaşık yüzde 17’sini oluşturan 880 binin üzerinde yabancı uyruklu sahıs bulunuyor. Hükümetin sağladığı sosyal yardımın aylık miktarı ise yaklaşık 9.252 kron gibi bir rakama denk düşüyor.

(Sputnik, 25 Şubat 2019)

 

Sultangazi’de Suriyeli Ailenin Kaldığı Eve Silahlı Baskın; 1 Ağır Yaralı

Sultangazi’de Suriyeli ailenin kaldığı eve yüzleri maskeli 4 kişi tarafından silahlı baskın düzenlendi. 7 kişinin yaşadığı öğrenilen evde 1 kişi başından silahla vurularak, ağır yaralandı. Gazi Mahallesi’nde bulunan bir binanın giriş katında yaşayan Suriyeli ailenin evine saat 00.30 sıralarında kimliği belirsiz, maskeli 4 kişi geldi. Eve giren şüpheliler içeride bulunan 7 kişilik aileyi etkisiz hale getirdi. Şüpheliler evde bulunan ve ismi öğrenilemeyen bir kişiyi henüz bilinmeyen bir nedenle silahla başından vurdu. Şüpheliler hızla olay yerinden kaçarken, evde bulunan yakınları da durumu polis ve sağlık ekiplerine haber verdi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri ağır yaralanan kişiye ilk müdahaleyi yaparak, hastaneye kaldırdı. Başından yaralanan Suriyelinin durumunun ağır olduğu öğrenildi. Saldırı sonrası olay yerine gelen polis binanın girişini şerit çekerek kapattı. Polis evde ve bina girişinde delil aradı. Saldırı sırasında evde bulunan diğer 6 kişinin tercüman yardımıyla bilgisine başvuran polis, şüphelileri yakalamak için çalışma başlattı.

(DHA, 24 Şubat 2019)