Türkiye'de ve dünyada göç, göçmen ve sığınmacılar konusunda gündemde öne çıkan başlıklar…

 

UNRWA'dan Yermük Kampı Çağrısı

Birleşmiş Milletler (BM) Filistinli Mültecilere Yardım Kuruluşu (UNRWA) Genel Komiseri Pierre Krahenbühl, "UNRWA, Yermük kampındaki Filistinli sığınmacıların durumundan dolayı büyük endişe duyuyor." dedi. Krahenbühl, Brüksel'de 24-25 Nisan tarihlerinde düzenlenecek "Uluslararası Suriye Konferansı" öncesinde, Suriye'nin başkenti Şam'ın yakınlarında yer alan ve Esed rejiminin kuşatması altında bulunan Yermük kampına ilişkin, AA muhabirine açıklamalarda bulundu. Yermük kampında savaştan önce 160 bin Filistinli sığınmacının bulunduğunu aktaran Krahenbühl, kampta sadece 6 bin Filistinli sığınmacının kaldığını belirtti. Kamp çevresinde özellikle son bir haftadır şiddet ve çatışmaların arttığına işaret eden Krahenbühl, 5 bine yakın sığınmacının yerinden edildiğini ve iki Filistinli sığınmacının hayatını kaybettiğini vurguladı. Krahenbühl, "UNRWA, Yermük kampındaki Filistinli sığınmacıların durumundan dolayı büyük endişe duyuyor." diye konuştu. Çatışmaya dahil olan tüm taraflara itidal çağrısında bulunan Krahenbühl, sivillerin tahliye edilmesi ve tıbbi yardımın ulaştırılması için bölgedeki tüm önlemlerin alınması gerektiğini bildirdi. Krahenbühl, Yermük kampında insani durumun giderek kötüleştiğini, gıda ve ilaç tedarikinin hızla azaldığını, UNRWA'nın duruma müdahale etmek için beklediğini kaydetti. UNRWA'nın, Suriye, Lübnan ve Ürdün'de bulunan 418 bin Filistinli sığınmacının gıda, sağlık ve eğitim gibi temel ihtiyaçlarını karşılamak için çalışmalar yürüttüğünü belirterek, ABD'nin kararını eleştiren Krahenbühl, "Temel donörlerden biri olan ABD'nin 2018 yılında UNRWA'ya yönelik 300 milyon dolarlık fonlarını kesme kararı alması, bizim hayat kurtarıcı çalışmalarımızı tehdit etmiştir." dedi. Öte yandan Krahenbühl, UNRWA'nın yaptığı acil donör çağrısı sonucu Roma'da düzenlenen konferansta aralarında Türkiye, Kanada, Norveç ve Hindistan'ın bulunduğu bazı ülkelerin 150 milyon dolarlık yeni yardım taahhüdü yapmasını memnuniyetle karşıladığını aktardı.

(Dünya Bülteni, 24 Nisan 2018)

 

Almanya'dan Suriye'ye 1 Milyar Euro Ek Yardım

Almanya, iç savaşla boğuşan Suriyelilere şu ana kadar 4,5 milyar euroluk yardımda bulundu. Suriye ve komşu ülkelerdeki mültecilere yapılacak yardımlara 1 milyar euro ilave edildi. Suriye yardım konferansına katılmak üzere Brüksel'e giden Dışişleri Bakanı Heiko Maas, Almanya'nın Suriye halkı ve komşu ülkelerdeki Suriyeli mülteciler için 1 milyar euro ek yardım yapacağını açıkladı. Dışişleri Bakanlığı'ndan alınan bilgilere göre, yılın ikinci yarısında bu miktara 300 milyon euro daha ilave edilmesinin mümkün olduğu belirtiliyor. Böylece Almanya geçen yıl taahhüt ettiği yardım seviyesine ulaşmış olacak. Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği tarafından ortaklaşa düzenlenen Brüksel'deki Suriye konferansına 80 devlet ve uluslararası kuruluş katılıyor. 2017 yılındaki konferansta en fazla yardım taahhüdünde bulunan ülke Almanya olmuştu. Almanya Suriye'deki iç savaşın patlak verdiği 2012 yılından bu yana 4 milyar 500 milyon euro yardımda bulundu.

Yardım Paralarının Ödenmesi Gecikti

Almanya Dışişleri Bakanı Maas "mutlak önceliğin sivil halkın can güvenliğinin sağlanması olduğunu" söyledi. Bakan "anlaşmazlığa çözüm bulmak amacıyla siyasi sürecin yeniden hayata geçirilmesi için başlatılan çabaları bundan böyle de destekleyeceklerini" duyurdu. Suriye'deki yardıma muhtaç sivillerin sayısı 13 milyonu buluyor. BM'nin verilerine göre Suriye'deki savaş nedeniyle 11 milyon kişi mülteci konumuna düşmüş durumda. Suriye içindeki mülteci sayısı 6 milyonu aşarken, 5 milyon Suriyeli de komşu ülkelerde barınıyor.

(Deutsche Welle Türkçe, 25 Nisan 2018)

 

Rusya'ya Yaşanan Göçmen Akını Azaldı, Ama Nüfus Artışını Hala Göçmenler Sağlıyor

Rusya'ya yaşanan göç ile ilgili son veriler açıklandı. Yüksek Ekonomi Okulu verilerine göre, Rusya'ya göç eden yabancı ülke vatandaşlarının sayısı geçen sene bir önceki yıla göre yüzde 20 azaldı. İzvestiya gazetesinin aktardığı verilere göre, Rusya'ya göç edenler içinde Ukraynalıların oranı azalırken, Orta Asya ülkelerinin vatandaşlarının payı ise arttı. Geçen sene Rusya'dan başka ülkelere göç edenlerin sayısı, Rusya'ya göç edenlerin sayısının 212 bin kişi üzerine çıktı. Bu rakam bir önceki yıla göre yüzde 20 az. Rusya'ya 2017 yılında en fazla göç veren ülkeler şöyle sıralanıyor: Ukrayna: 47 bin 800 kişi, Tacikistan: 34 bin 600 kişi, Kazakistan: 32 bin 700 kişi. Rusya'ya göçmen akışındaki azalmaya karşın, ülke nüfusu hala göçmenler sayesinde artmaya devam ediyor. Resmi verilere göre Rusya nüfusu 2017 yılında 77 bin 400 kişi artarak 146,9 milyon kişiye yükseldi.

(http://www.turkrus.com, 25 Nisan 2018)

 

Af Örgütü’nden Türkiye’ye “Acımasızlık” Suçlaması

Uluslararası Af Örgütü, Taleban şiddetinden kaçarak Türkiye’ye giden en az 2 bin Afgan’ın gözaltında ve geri gönderilme tehlikesi altında olduğunu duyurdu. Örgüt, “Nisan başından bu yana 7.100 Afgan ülkelerine gönderildi ve Türk yetkililer sınır dışı etme çalışmalarını arttırıyor” dedi. Türk yetkililer geri dönüşlerin gönüllülük esasına dayandığını ve BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin gözaltı merkezlerini ziyaret hakkı olduğunu söylüyor. Ancak Af Örgütü; Düziçi Kampı’nda telefonla ulaştığı Afgan’ların, anlamadıkları Türkçe belgelerin zorla imzalatıldığını anlattığını öne sürüyor. Bu belgelerin Suriye ve diğer ülkelerden mülteciler için de baskıcı şartlar altında kullanılan “gönüllü iade formları” olduğu da Af Örgütü’nün iddiaları arasında. Örgüt Türkiye’den sınır dışı edilmek istenen binlerce Afgan’ın çoğunun erkek olduğunu da belirtiyor. Gözaltıların hukuki gerekçesi ise belirsiz. Af Örgütü çok kısa zamanda yüzlerce Afgan’ın yakalanmasının, bu gözaltıların keyfi ve hukuksuz olma riskini arttırdığı görüşünde. Bu çapta önlem alınmasının olağandışı olduğunu söyleyen Af Örgütü mülteci ve göçmen hakları uzmanı Anna Shea, “Türk yetkililer binlerce Afgan’ı uçaklara doldurup acımasızca savaş bölgesine geri yolluyor. Gözaltındaki binlercesine de suçlu muamelesi yapıyor” dedi. Türkiye’nin baskı altında olduğundan şüphesi olmadığını da kabul eden Shea, “Türkiye çok fazla sayıda mülteci kabul etti ve ihtiyaçlarını kendi bütçesinden sağlıyor. Ama bu sınır dışı kararları da hayatları tehlikeye atıyor” diye konuştu. Afganistan’da son 4 yılda, her yıl 10 binden fazla sivil, silahlı grupların saldırılarında hayatını kaybetti ya da yaralandı. Türkiye’de yaklaşık 145 bin Afgan mülteci yaşıyor. İçişleri Bakanlığı 2018’de İran sınırından Türkiye’ye giren Afgan sayısının artarak 27 bine ulaştığını açıkladı. Ankara, birçok Avrupa Birliği ülkesinin yaptığı gibi, sınırlarını kapatmak için adımlar atıyor. İran sınırında inşası süren 144 kilometrelik duvarın bir yıl içinde tamamlanması planlanıyor. Bu süreçte Türkiye’ye giren çoğu Afgan da gözaltına alınıyor. İçişleri Bakanlığı sınır dışı edilen Afgan sayısını da 7 bin 100 olarak açıkladı. Bakanlık bu sayısının hafta sonuna kadar 10 bine ulaşmasını hedefliyor. Nisan’ın ikinci haftası Başbakan Binali Yıldırım Afganistan’ı ziyaret etmişti. Ankara ve Kabil 9 Nisan’da, Afganların sınır dışı edilmesiyle ilgili anlaşmaya varmıştı.

(Amerika’nın Sesi, 24 Nisan 2018)

 

AP Milletvekili Bildt: “Türk Halkının Cömertliğine ve İnsanlığına Tanıklık Ettim”

İsveç'in Avrupa Parlamentosu (AP) Milletvekili Anna Maria Corazza Bildt, Türkiye'nin ırkçılığa ve aşırıcılığa meydan vermeden 3 milyon sığınmacıya baktığına şahit olduğunu belirterek, ''İhtiyaç sahibi sığınmacılara yardıma koşan Türk halkının cömertliğine ve insanlığına tanıklık ettim.'' dedi. Bildt, İsveç'in başkenti Stockholm'de AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'yi ve Türk insanını çok sevdiğini söyledi. AP Milletvekili Bildt, ''Harika ve güzel bir ülke olan Türkiye'yi seviyorum. Türkiye'ye yaptığım birçok ziyaret kapsamında muhteşem kadınlar ve insanlarla tanıştım, harika bir kültür öğrendim. Baklavayı çok seviyorum.'' dedi. Türkiye'nin ırkçılığa ve aşırıcılığa meydan vermeden 3 milyon sığınmacıya baktığına şahit olduğunu kaydeden Bildt, sözlerine şöyle devam etti: ''AP'de Türkiye Dostları Grubu'nun başkanıyım. Düzenli olarak Türkiye'ye seyahat ediyorum. Seyahatler sırasında sadece Ankara'ya ve İstanbul'a gitmiyorum. Türkiye'nin birçok yerini gezdim. Türkiye'nin Suriye sınırına, Gaziantep ve Nizip meydan vermeden 3 milyon sığınmacıya baktığına şahit oldum. İhtiyaç sahibi sığınmacılara yardıma koşan Türk halkının cömertliğine ve insanlığına tanıklık ettim. Tabii ki her şey dört dörtlük değil ama genel anlamda Türkiye'nin sığınmacı politikası başarılı buluyorum.'' Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki ilişkilere de değinen Bildt, ''Türkiye ve AB arasında birçok ortak çalışma var. Gümrük Birliği gibi, terörizmle mücadele gibi. Ayrıca Türkiye göç, enerji, barış, güven ve ticaret konularında AB'nin Ortadoğu'ya açılan bir kapısı ve kilit bir ortağıdır. AB ile Türkiye arasında iş birliğinin ve diyaloğun devam etmesi lazım.'' değerlendirmesinde bulundu.

(Anadolu Ajansı, 24 Nisan 2018)

 

İçişleri Bakanı Soylu'dan “Yeni Göç Dalgası” Açıklaması

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, İl Göç Müdürleri Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, 2017’de 4 bin 641, 2018'de ise nisan ayı başına kadar 1328 göçmen kaçakçısı yakalandığını bildirdi. Soylu, "Son aylarda özellikle Afganistan kökenli yeni bir göç dalgasıyla karşı karşıyayız. 2018 yılındaki kaçak göçmenlerin içinde 29 bin 899 kişi Afganistan kökenlidir. 2017’nin tamamında Afgan kaçak göçmen sayısı 45 bin 259 kişidir." dedi.

(Anadolu Ajansı, 25 Nisan 2018)

 

Başbakan Yıldırım: “Avrupa Mülteciler Konusunda Sözünü Tutmadı”

Başbakan Binali Yıldırım Nueva Ekonomia Forumunda konuştu. Başbakan Yıldırım AB'ye tepki göstererek mülteciler konusunda "Avrupa Birliği sözünü tutmadı" ifadesini kullandı. Başbakan'ın konuşmasından satır başları: İspanya ile Türkiye arasında hiçbir sorun yok. İspanya Türkiye'yi birlik içinde en iyi anlayan ülke. İspanya da Türkiye gibi terörden çok çekti. Son zamanlarda İspanya'nın yaşadığı olaylarda Türkiye çok açık net bir tutum göstermiştir. Ülkemizde de bölücü faaliyetler var. Biz AB ile bir anlaşma yaptık. Mültecilerin geçişini önleyelim buna karşılık 3.5 milyon mülteci ülkemizde, bunlara barınak, aş, sağlık hizmeti, eğitim hizmeti sağlıyoruz buna biraz katkı yapın. AB ile Türkiye arasındaki üyelik müzakerelerine de yeni bir adım atıp vize muafiyeti sağlansın, gümrük birliği güncellensin. Anlaştık, el sıkıştık. Her şeyi yaptık. Günlük göçmen geçişi 50'nin altına indi. Birlikten beklediğimiz cevabı alamadık. Bunların ekonomi ile ne alakası vardır diye düşünebilirsiniz. Sadece hafızanızı tazelemek için söylüyorum. Türkiye Avrupa mı Asyalı mı tartışmasının hiçbir anlamı yoktur. Asırlardır Türkiye Avrupalıdır. Jeopolitik olarak özel bir konumdadır. İspanya ile biz Akdeniz'in iki ucunu tutmuş iki ülkeyiz. İspanya ile iyi anlaşmamızın sebeplerinden biri de Akdeniz kültürünü ve ikliminin verdiği ortak özelliktir. Bizim amacımız bütün Avrupa ülkeleriyle ilişkileri daha da geliştirmektir. Geçen sene ticaretimiz yüzde 19 arttı. Bu artış her iki ülkenin kazanacağı yönde bir artış oldu. Dengeli bir artış oldu, kazan kazan esasına göre gelişen bir artış. İspanyol yatırımcılar Türkiye'ye güveniyor ve yatırımlarına devam ediyor. Tüm alanlarda ciddi yatırım yapan 600'den fazla firma 10 milyar dolarlık yatırım yapmıştır. Türkiye'ye yatırım yapmak 3.5 saat ile 60 ülkeye, 1.5 milyar nüfusa erişmek anlamına geliyor ve yıllık 30 trilyon dolarlık GSH'nın döndüğü coğrafyaya erişme anlamına geliyor.

"4 Bin 500 Yabancı Savaşçıyı Yakaladık"

Biz bölgeye gitmek isteyen, Suriye Irak bölgesine gitmek isteyen 60 bin yabancı savaşçıyı sınırlardan geri döndürdük. Bunlar Batı ülkelerinden geliyor. Ne kadar büyük bir tehdit ile karşı karşıya kaldığımızı düşünün. 4.500 yabancı savaşçıyı yakaladık ve cezaevine koyduk. 3 bin 800 tane DEAŞ'lıyı etkisiz hale getirdik. 160 bin Suriyeli döndü, yerleşti, çocuklar okula başladı, hayatlar normale döndü, terörden eser yok! Afrin'de de 350 bin tane Arap, Türkmen zorla baskı ile malları ellerinden alınarak terör örgütü tarafından zulm edildi. Türkiye'ye geldiler. Bununla da kalmadılar sınırlarımıza büyük tüneller kazarak bugüne kadar 740 tane roket attılar. İki sınır ilimizde 71 sivil hayatını kaybetti sonra biz Afrin'e terör operasyonu düzenlediğimiz zaman bazı dostlarımız bundan rahatsız oluyor.

"30 Milyar Dolar Bütçemizden Harcadık"

İspanya medeniyetlerin buluştuğu yer. Hristiyan, Katolik, Müslüman… Herkes asırlarca beraber yaşamış. İspanya'da hoşgörü var, aşırıcılık yok, radikal akımlar daha zayıf ama bazı Avrupa ülkelerinde müthiş bir tehdit var. Değerli dostlar konumuz ekonomi, tek başına konuşursak anlamlı olmaz. Bizim yapmamız gereken önce ülkemizde gelişmişlik farklarını asgariye indirmek daha sonra bölgemizde ateşi söndürmek ve o insanların orada kalmasını sağlamak. 65 milyon mülteci var. BM 194 ülke var, 20'nci büyük ülke mülteciler ülkesi. Bu sorunlara kulağımızı tıkayamayız. Sorunun kaynağına inmek, bölgede güç gösterisi yapmak yerine iş birliği yaparak sorunları çözmek… 3.5 milyon mülteciye biz 8 yıldır kucak açıyoruz. 30 milyar dolar bütçemizden harcadık. Bunu seve seve yaptık. 3 milyon euro söz verildi, ikinci 3 milyon euro da verilecek denildi daha 3'te birini alamadık üzerinden 3 sene geçmesine rağmen. İspanya ve Türkiye çok büyük sorumluluk düşüyor. İlişkileri daha da ileri taşıyacağız, ticaretimizi ve yatırımlarımızı daha da fazla artıracağız ama bununla yetinmeyeceğiz, kalkınma ve gelişmede bu açığı kapatmak için her bir ülkenin etki alanında bulunan coğrafyada da birlikte çalışacağız. Bu keyfiyet değil, sorumluluk.

(Akşam, 25 Nisan 2018)

 

Türkiye, Doğu Gutalı Mültecileri İçin Suriye'de Çadır Kentler Kuruyor

Türkiye, Şam’ın Doğu Guta bölgesinden göç ettirilen rejim muhalifleri ve aileleri için Suriye'nin kuzey kesiminde çadır kentler kurmaya devam ediyor. Afrin’in güneybatısında Cinderis kasabasında içinde okul, mescit ve yemekhane ve park bulunan 816 çadırdan oluşun Muhammediye mülteci çadırının inşasının tamamlandığı açıklandı. Her çadırın içinde bir ailenin ihtiyaç duyduğu her şeyin olduğu kaydedildi. Çadır kentin kurulmasında çalışan görevliler yine Doğu Guta’dan gelecek mülteciler için başka bir çadır kent yapmaya başlayacaklarını söyledi. Son haftalarda Suriye rejim güçleri ve Rusya’ya ait savaş uçaklarının saldırısı sonucu Doğu Guta'da yüzlerce insanın öldü on binlerce Gutalı'nın da Afrin'e göç etmek zorunda kaldığı belirtildi. Doğu Guta’da 400 bin kişinin yaşadığına dikkat çekildi. Doğu Guta’dan göç edenler için Suriye’nin Kuzeyinde inşa edilen birkaç mülteci çadır kampından biri olan Zuğra Çatır kampında 970 kişi barındırıldığı, Türk Kızılayı ile Benefseç teşkilatı ile birlikte El Bab’ın Kabasin kasabasında kurulan edilen Şibrin çadır kampında da bin 600 mülteci barındırıldığı belirtildi. Halep’in kuzeyindeki Azez’de ise yine Şam’dan gelen 2 bin mülteciyi barındıran 350 çadırdan oluşan Al Bul mülteci kampının kurulduğu kaydedildi.

(TRT Haber, 24 Nisan 2018)

 

İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, 33.966 Yabancıya Çalışma İzni Verdi

Türkiye'de 2016 yılında geçimlerini sağlamak isteyen 30.838 yabancı çalışma izni başvurusu yaptı. Başvuruyu yapanlardan 14.145 erkek ile 15.877 kadının başvurusu kabul edildi. Geçen yıl ise çalışma izni başvurusunda bulunan 35.380 yabancıdan 16.627'si erkek, 18.753'ü ise kadınlardan oluştu. Buna göre, erkeklerden 16.378'inin kadınlardan ise 17.588 kişi olmak üzere 33.966 yabancıya çalışma izni verildi. Türkiye'nin dış temsilcilikleri, Türkiye'ye gelmek için vize başvurusunda bulunan yabancılardan daha detaylı incelemeye tabi tutulması gerekenleri Göç İdaresi Genel Müdürlüğüyle paylaşıyor. Habertürk'ten Ömer Topsakal'ın haberine göre, yaklaşık 5 yıldır Türkiye'de olan Suriyeliler geri dönmeye başladı. Türkiye'ye sığınan bir grup Suriyeli, ülkelerine geri dönmek için Gaziantep Valiliğine müracaat etti. Alınan izinlerin ardından aralarında kadın, çocuk ve yaşlıların da bulunduğu 292 kişi Karkamış Gümrük Kapısı'na geldi. Göç İdaresi Genel Müdürlüğü ise vize başvurularını değerlendirerek sonuçlandırıyor. Yabancılar hakkında gerekli arşiv ve güvenlik araştırmalarına ilişkin işlemlerin yürütülmesinin ardından uygun görülen kişilere 'Türkiye vizesi' veriliyor. Çeşitli sebeplerden dolayı 2016'da Türkiye'ye gelmek isteyen 60.125 yabancı istizan vize başvurusunda bulundu. Bu başvurulardan 23.787 yabancıya kalış, 409 yabancıya ise transit vizesi verildi. Yine aynı yıl 35.395 yabancının kalış, 534 kişinin ise transit vize başvurusu çeşitli sebeplerden dolayı reddedildi. Geçen yıl 58.880 yabancı istizan vize başvurusunda bulunurken, 24.297 yabancıya kalış, 469 kişiye ise transit vizesi verildi. Bu arada 33.815 yabancının kalış, 299 kişinin ise transit vize başvurusu ise kabul edilmedi.

(Sputnik Türkiye, 25 Nisan 2018)

 

Suriyeli Aileler Ülkelerine Dönmek İçin Uzun Kuyruklar Oluşturdu

İstanbul Esenyurt'ta yaşayan 100’e yakın Suriyeli aile, memleketlerine dönmek için Esenyurt Belediyesi’ne başvurdu. Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) hem Fırat Kalkanı hem de Zeytin Dalı Harekatı ile teröristleri bölgeden temizliyor. Suriye’de Türkiye sayesinde oluşan güvenli bölgelere de bölge halkı yavaş yavaş dönmeye başladı. Esenyurt’ta bir süredir misafir olan Suriyeliler de memleketlerine dönmek için belediyede uzun kuyruklar oluşturdu.

35 Suriyeli Mart Ayında Gönderildi

Esenyurt’ta yaşayan 100 civarında Suriyeli aile Afrin ve Cerablus’un huzur bulmasıyla ülkelerine dönmek için belediyeye başvuru yaptı. Esenyurt Belediyesi, Kızılay ve AFAD’la birlikte geride kalan Mart ayında 35 Suriyeliyi ülkesine göndermişti. Esenyurt Belediyesi’nin bu girişimiyle ilçede yaşayan çok sayıda Suriyeli de ülkelerine gitmek için başvuru da bulundu.

“Oralar Huzur Buldukça Memleketlerine Dönen Suriyeliler De Artıyor”

Esenyurt Belediye Başkanı Ali Murat Alatepe, bir süre önce Suriyeli bir kafileyi memleketlerine gönderdiklerini hatırlatarak, o aileyi Kızılay ve AFAD’ın karşıladığını söyledi. “1 gün konuk edilen Suriyeliler, Afrin ve Cerablus’ta başkomutanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın emriyle Mehmetçik tarafından teröristlerden temizlenen evlerine ulaştırıldı. Oraların huzur bulması burada yaşayan Suriyelilerin evlerine dönüş isteğini arttırdı. Oralar huzur buldukça memleketlerine dönen Suriyeliler de artıyor. Şu anda 35 ailenin işlemleri tamamlandı, önümüzdeki günlerde gönderilecekler. 100 aile ise geri dönmek için başvuruda bulundu.”

(TRT Haber, 24 Nisan 2018)

 

Ankara'da Sığınmacı Çocuklar İçin Fidan Dikme Şenliği

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) ve Ankara Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle "Ankara'daki Sığınmacı Kadın ve Çocuklar için Destek Projesi" kapsamında 150'den fazla fidan dikildi. Türk ve mülteci çocuklar, kamu farkındalığının artırılması ve kültürler arası diyaloğun güçlendirilmesini amaçlayan etkinlik kapsamında Yaşamkent Mahallesi'ndeki Ataşehir Parkı'nda 150'den fazla fidan dikti. BMMYK Türkiye Ofisi Temsilci Yardımcısı Jean Marie Garelli, şenlikte yaptığı konuşmada, proje için Türk hükümetine ve Ankara Büyükşehir Belediyesine teşekkür etti. Projeye aralık ayında başladıklarını belirten Garelli, "Bugün özellikle 23 Nisan Çocuk Bayramının ertesi günü olmasıyla özellikle önemli bir gün. Ağaç dikecek olmaktan özellikle mutluyum. Ancak bu projenin en önemli yanı da mülteci çocuklarla Türk çocukları ağaç dikmek için bir araya getirmekti. Proje kapsamında sosyal uyumun gerçekleşmesi açısından çok önemli bir adım atılıyor." diye konuştu. Etkinliğe Ankara Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Asım Balcı, Ankara Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal işler Daire Başkanı İhsan Yılmaz, BMMYK Koruma Bölümü Sorumlusu Luca Curci ve her iki kurumdan yetkililer katıldı. Ankara Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Çalışanı Şenay Yılmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, projenin sokakta çalıştırılan 200 çocuğun okula gönderilmesini ve çocukların annesi 100 kadının da meslek sahibi yapılmasını amaçladığını belirtti. Çocukların annelerinin, Altındağ'da Türkçe kursuna başladığının altını çizen Yılmaz, "Kurs bittikten sonra anneler, mesleki kurslara katılacaklar. Projemizin sloganı, 'Çocuklar okula anneler işe' olacak." ifadelerini kullandı. Yılmaz, projenin aynı zamanda sığınmacı anneler ve çocuklar ile Türk anne ve çocukları kaynaştırmayı amaçladığının da altını çizdi. BMMYK ve Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Sığınmacı Kadın ve Çocuklar için Destek Projesi, çocuk ve kadınlar başta olmak üzere ihtiyaç sahibi mültecilerin elinden tutuyor. Proje, Türk halkıyla mülteciler arasındaki uyumun sağlanmasına ve mültecilerin kendi ayakları üzerinde durmasına destek oluyor.

(Haber Türk, 24 Nisan 2018)

 

Suriyeli Gençler İçin Üniversite Kapısını Aralayacak Sınav

Fırat Kalkanı Harekatı kapsamında özgürlüklerine kavuşan Suriye'nin Bab ve Cerablus kentlerindeki gençler için Yabancı Uyruklu Öğrenci Sınavı (YÖS) yapan Harran Üniversitesi (HRÜ), Afrin'deki gençler için de harekete geçiyor. Türk Silahlı Kuvvetlerinin Özgür Suriye Ordusu'nun desteğiyle yürüttüğü Fırat Kalkanı Harekatı ile teröristlerden temizlenerek güvenli hale getirilen Cerablus'ta gençlerin eğitim hayatına katılmasına destek amacıyla üniversite olarak karar alındı. Bu kapsamda Suriye'nin Cerablus ilçesinde liseyi bitiren öğrencilerin üniversite hayallerine kavuşmalarına imkan sağlayan YÖS yapılacak. Cerablus'un yanı sıra Bab kentinde de çalışmalar yürüten üniversite yönetiminin hedefinde Afrinli üniversite hayali kuran gençler de bulunuyor. HRÜ Göç Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkez Müdürü Abdulkadir Aydın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yabancı öğrencilerin ilgi gösterdikleri bir bilim yuvası olduklarını söyledi. Bu yıl itibarıyla bin 250'si Suriyeli olmak üzere bin 500 yabancı öğrenciye hizmet verildiğini anlatan Aydın, gelecek yıldan itibaren daha fazla yabancı öğrenciyi bünyelerine katmak istediklerini, bu kapsamda da kontenjanın artırılacağını vurguladı. Bir yandan üniversitenin ve öğrencilerinin gelişimi için çaba gösterirken bir yandan da eğitime bir şekilde uzak kalmış gençlere ulaşmayı hedef edindiklerini belirten Aydın, bu kapsamda Suriye'nin kuzeyindeki TSK tarafından özgürleştirilen bölgelerde çalışmalar yaptıklarını kaydetti. Türkiye'nin yaptığı çalışmalar sayesinde Cerablus ve Bab gibi bölgelerde eğitim sorununun büyük oranda çözüldüğünü ancak yükseköğretim alanında da daha iyi noktalara gelinmesi için kolları sıvadıklarını aktaran Aydın, şöyle konuştu: "YÖS için çalışmalara Cerablus'ta başladık, Bab'da da devam ediyoruz. Savaş nedeniyle ara verilmiş bir eğitim var bu bölgede. Bu konuda Türkiye Cumhuriyeti'nin yaptığı çalışmalarla sıkıntının belirli bir aşamaya kadar çözüldüğünü gördük. Bab ve Cerablus'tan sınav için yoğun talep var, ilerleyen süreçte bu uygulamayı Afrin'e de ulaştırmayı planlıyoruz." Aydın, YÖS için bölgedeki başvuruların 1 Mayıs'a kadar devam edeceğini, 6 Mayıs'ta da söz konusu bölgelerde sınavın gerçekleştirileceğini dile getirdi. Bölgede çok başarılı öğrencilerin olduğuna işaret eden Aydın, "Bu öğrencilerin ülkemizde değerlendirilmesini arzuluyoruz. Bu beyinlerin, hem ülkemize hem de kendi ülkelerine katkıda bulunmasını arzuluyoruz." diye konuştu. Aydın, Suriyeli öğrencilerin teknik bölümlerin yanı sıra ilahiyat ve sosyal bilimlere de ilgi gösterdiğini sözlerine ekledi.

(Haberler.com, 24 Nisan 2018)

 

Engelli Kalan Suriyeliler Futbol ile Moral Buluyor

Ülkelerindeki iç savaşta hava saldırıları veya çatışmalarda yaralanarak engelli kalan Suriyeliler, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde kurulan Tekerlekli Sandalye Futbol Ligi ile moral buluyor. Tekerlek sandalyeye mahkum olan Suriyeliler, kendi aralarında kurdukları ligle savaşın olumsuz etkisinden kurtulmaya çalışıyor. Aralarında savaş öncesi çeşitli liglerde de futbol oynayan engellilerinde bulunduğu sığınmacılar, 4 takımdan kurulan ve 15 takıma çıkarılması hedeflenen Tekerlekli Sandalye Ligi ile adlarından söz ettirmek istiyor.

"Amacımız Tüm Kardeşlerimizi Bir Araya Getirmek"

Takımların kurulmasını sağlayan Suriyeli Halit Fındıkçı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Suriyeli engelli insanları bir araya getirerek moral vermek istediklerini söyledi. Reyhanlı'da 500 civarında savaş nedeniyle engelli durumda olan Suriyelinin olduğunu belirten Fındıkçı, "Amacımız Reyhanlı'daki tüm engelli kardeşlerimizi bir araya getirmek. Aramızda ülkemizde daha önce çeşitli liglerde futbol oynayanlar da var. Oyuncular ellerindeki raketler yardımıyla plastik futbol topuyla gol atmaya çalışıyor. Şu an 4 takımımız olduğu için haftada iki gün maç yapılıyor. 15 takıma çıkıldığı zaman maç sayısının artmasını hedefliyoruz." şeklinde konuştu.

"Burada Eski Günlerimizi Unutmaya Çalışıyoruz"

Suriye'de amatör olarak futbol oynadığını ve iç savaşta uçakların attığı bombalar sonucunda iki bacağını kaybeden Hasan Şan da tekrar futbol oynamanın mutluluğunu yaşadığını dile getirdi. Reyhanlı'da 2 yıldır yaşadığını anlatan Şan, "Burada eski günlerimizi unutmaya çalışıyoruz. Türkiye'de olmak çok güzel, huzur içinde yaşamımızı sürdürüyoruz. Saldırılarda iki bacağımı kaybettim. Hayatta olduğum için şanslıyım." ifadelerini kullandı. Suriye'de savaş öncesi amatör olarak futbol oynadığını aktaran Şan, "Reyhanlı'da benim gibi çok sayıda engelli kalan kardeşim ve ağabeylerim var. İçlerinde çeşitli ligdeki takımlarda da oynayanlar var. Burada Tekerlekli Sandalye Ligi ile içimizdeki yaşama sevincini artırma fırsatımız oldu." değerlendirmesinde bulundu.

(Anadolu Ajansı, 24 Nisan 2018)

 

Ermeni Baskısından Kaçanların Köyü: Taşburun

Ermenistan'daki baskılardan kaçarak Türkiye'ye dönen Türkler, yeni bir yaşam kurdukları Taşburun köyünde, baskı ve zulüm dolu günleri unutmaya çalışıyor. Iğdır'ın Karakoyunlu ilçesine bağlı Taşburun köyünde, nüfusun büyük çoğunluğunu, Ermenistan'ın başkenti olan, geçmişte "Revan" olarak bilinen ve Ermeni kuşatmasının ardından adı Erivan olarak değiştirilen kentten kaçarak Türkiye'ye sığınan Türkler oluşturuyor. Anavatanları Erivan'a 10 kilometre mesafedeki Taşburun köyünde, kendilerine yeni bir yaşam kuran Türkler, acı hatıraların izlerini silmek için mücadele veriyor. Taşburun'a yerleşen köylülerden Tanrıverdi Eyrice, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Ermenilerin kendilerine yaptığı baskıları anlattı. Türklerin geçmişte Erivan'daki baskı yüzünden farklı yurtlara yerleştiklerini belirten Eyrice, "Babalarımız ilk olarak İran'a gitmişler, İran'da tutunamayınca Ermenistan'a geri dönmüşler. Komünist düzen, mallarını, hayvanlarını toplayınca Atatürk'ün izniyle bir gece tüm köylüler Taşburun'a geçti." dedi. Türkiye topraklarına kaçışın uzun yıllar sürdüğünü aktaran Eyrice, "Bu köyün hepsi Erivan'dan gelmedir, oradaki köylerin karmasıdır. Gruplar halinde geçmişler, biri bugün geçmiş, biri 10 gün sonra geçmiş, biri bir ay sonra geçmiş. Böyle böyle geçmişler. Biz buraya geldiğimizde burada yerleşim yoktu. Daha önceden Taşburun'da yerleşim varmış ancak 10 sene boş kalmıştı, devlet bize burayı vermiş. Bazılarımız da İran'a geçmiş, bazıları barınamayınca geri dönmüş." diye konuştu. Köylülerden İsrafil Yurdakul ise "O taraftan (Ermenistan) 15 köy dağıldı, bu 15 köyün hepsi buraya toplanmış. Her köyden 3-5 ev takım takım geldi. Göç 1927 yılında başladı, 1937'ye kadar geldiler. Her defasında 3 ev, 5 ev geldiler. Şu anda 15 köyün insanı burada. Her kabileden gelenler oldu." ifadelerini kullandı.

Kaçak: Van'dan Gelen Ermeniler Buradan Revan'a Geçecekti

Revan'da yaşayan Türklerin, baskılardan kurtulmak için Azerbaycan, İran ve Türkiye'ye kaçtıklarını anlatan Yaşar Kaçak ise şöyle konuştu: "Amca çocuklarım orada kaldı. Ondan sonra bir sıkıştırma oldu. Bugün Azerbaycan'da 'kaçkınlar' denilen grubun içindeydi onlar. Şimdi Azerbaycan'ın Ağcabedi bölgesinde yaşıyorlar. Onları ziyarete de gittik. Onlar orada, babam da buraya geldi, Revan'da Avşar köyü vardı oradan geçti. Babam geldi kardeşi orada kaldı. Van'dan gelen Ermeniler buradan Revan'a geçecekti. Köylüleri kandırdılar, camilerden gelin diye duyurdular, topladılar hepsini camide yaktılar, öldürdüler, sonra da çekip gittiler."

Kürkçüoğlu: Ermeni Nüfusunu Çoğaltmaya Çalıştılar

Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi ve Türk Ermeni İlişkileri Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Erol Kürkçüoğlu, 19. yüzyılın başlarında, Rusların Kafkasya ve Doğu Anadolu Bölgesine yönelik projelerinin olduğunu ve bu projenin, bölgedeki Müslümanların zorla göçe yöneltilerek boşalttıkları yerlere Ermenileri getirip yerleştirmek olduğunu söyledi. Ruslar'ın Revan'da Ermenistan oluşturulma düşüncesi olduğunu anlatan Kürkçüoğlu, "1814'te yapılan bir çalışmaya göre Revan'daki halkın yüzde 84'ü Müslümanlardan, yüzde 14'ü ise gayrimüslim ve Ermenilerden oluşmaktaydı." dedi. Kürkçüoğlu, şöyle devam etti: "Ruslar, 1812 Gürcistan Antlaşması öncesinde bölgeye geldiklerinde, Rus komutanları, anlattıkları eserlerde bölge hakkında verdikleri bilgide, 'Uzaktan Revan'a baktık ve bir Osmanlı şehri olduğunu gördük' demişler. 1830'larda 2. Mahmut zamanında Rusya'dan ve İran'dan getirilen Ermeniler, Revan'a yerleştirilmiş. Revan tamamen bir Türk coğrafyası olduğu halde Rusların bu bölgedeki politikaları doğrultusunda bugünkü Ermenistan oluşturuldu. Yani 19. asrın başlarında nüfusun yüzde 84'ü Müslümanlardan oluştuğu halde maalesef göçlerle, bilhassa 1988'de yoğun şekilde Ermenistan'dan 250-300 bin Müslüman Türk Azerbaycan'a göç etmek zorunda kaldı. 20. yüzyılın başlarında Revan ve çevresi, Türk'ün Müslüman beldesi olduğu halde maalesef Ermenilerin ve Rusların politikalarıyla burada tek bir Müslüman bırakmadan Türkleri göçe zorlayıp, yerlerine Ermenileri yerleştirerek, o bölgede yoğun şekilde Ermeni nüfusunu çoğaltmaya çalıştılar." Kürkçüoğlu, Erivan'dan göç eden Türklerin bir kısmının da Anadolu ve Iğdır'daki Taşburun'a geldiğini sözlerine ekledi.

ASİMDER Genel Başkanı Gülbey: “Aras Nehri’nde Yüzlerce İnsan ya Boğulmuş ya da Sırtından Ermenilerce Silahla Vurularak Katledilmiştir"

Uluslararası Asılsız Ermeni İddialarıyla Mücadele Derneği (ASİMDER) Genel Başkanı Göksel Gülbey de geçmişte Türklerin Ermeni baskısı sebebiyle başka ülkelere göç etmek zorunda kaldığını ifade ederek, şunları aktardı: "1930 yıllarında Rusya destekli Ermenilerce işkenceye maruz bırakılan Müslüman Türkler yurtları olan Revan Hanlığındaki evlerini kaçarcasına terk edip Azerbaycan, İran ve Türkiye'ye sığınmışlardır. Bu kaçış esnasında sınır olan Aras nehrinde yüzlerce insan ya boğulmuş ya da sırtından Ermenilerce silahla vurularak katledilmiştir." Gülbey, söz konusu dönemde Türklerin Ermenistan'da kalan evleri, camileri ve mezarlıklarının iş makineleriyle yıkılıp yerlerine bina ya da park bahçe yapıldığını anlatarak, "Dünya, Ermenistan'dan zorla sürülen 50 bin Müslüman Kürt ve 1 milyonu aşkın Müslüman Türk'e çektirilen zulmün çığlıklarına kulaklarını kapatmıştır." ifadelerini kullandı.

Doğum Yeri: Revan

Erivan'dan kaçıp Taşburun'a yerleşen vatandaşların kimliklerinde, doğum yeri olarak Revan yazıyor. Iğdır ve çevresinde yaşayan Azerbaycan Türkleri, Türk dünyasında Revan veya İrevan olarak bilinen ve edebi eserlerde adından sıklıkla bahsedilen bölgenin hasretiyle yaşıyor. Dededen toruna neredeyse herkesin görmeyi arzuladığı Revan'da, Türk kültürüne ait birçok tarihi yapı da bulunuyor.

(Anadolu Ajansı, 24 Nisan 2018)

 

Afgan Göçmenleri İstanbul Diye Şanlıurfa'ya Bıraktılar

Türkiye'ye yasa dışı yollardan giriş yapan Afganistan uyruklu 5 göçmen, insan tacirleri tarafından "Burası İstanbul" denilerek Şanlıurfa'da yol kenarına bırakıldı. Afganistan'dan kaçıp İran üzerinden yürüyerek Türkiye'ye ulaşan 5 göçmen, İstanbul'a gitmek üzere Van ve Tatvan'dan otobüse bindi. İnsan tacirleri, kaçak göçmenleri "Burası İstanbul" diyerek Şanlıurfa'da yol kenarına bıraktı. İddiaya göre, insan tacirleri kaçaklara, "Sizi başka bir firma gelip alacak. Sakın bulunduğunuz yerden ayrılmayın" uyarısında bulunarak uzaklaştı. Saatlerce bekleyen Afgan göçmenleri fark eden yol kenarındaki konaklama tesisi görevlileri, açlıktan perişan olan 5 kişiye yemek verip, geceleyin konaklamaları için yer ayarladı. Dolandırıldıklarını anlayan göçmenler, kendilerine sahip çıkan görevlilere teşekkür etti. Şanlıurfa-Gaziantep otoyolunda da yine yol kenarında bekleyen bazı kaçak göçmenler jandarma ekiplerince yakalandı. Kentte son iki günde, güvenlik güçlerinin İstanbul'a gitmeyi hayal eden ancak Şanlıurfa'da indirilen 60 mülteciyi yakaladığı belirtildi. Güvenlik güçleri, dolandırıcıların yakalanması için çalışma başlatırken, kaçak göçmenler ise sınır dışı edilmek üzere İl Göç İdaresi Müdürlüğü'ne teslim edildi.

(Hürriyet, 24 Nisan 2018)

 

Çanakkale’de İki Günde 143 Kaçak Göçmen Yakalandı

Çanakkale'nin Ayvacık ilçesinde, iki günde 3 ayrı operasyon düzenleyen Sahil Güvenlik Komutanlığı ekipleri, yasadışı yollarla Yunanistan’ın Midilli Adası'na geçiş yapmak isteyen 143 kaçağı yakaladı. Sahil Güvenlik Komutanlığı'na bağlı ekipler dün, Müsellim Boğazı'nda düzenledikleri iki ayrı operasyonda biri 51, diğeri 36 olmak üzere 87 kaçak göçmeni yakaladı.

Bugün yine Müsellim Boğazı'nda devriye görevi yapan Sahil Güvenlik Komutanlığı'na bağlı ekipler, Kadırga Burnu 1 mil açıklarında bir grubun lastik bot ile Midilli yönüne gittiğini tespit etti. Sahil Güvenlik ‘TCSG 80’ Bot Komutanlığı'nca denizden 1 mil açıkta düzenlenen operasyonda, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu Suriye uyruklu 56 kaçak göçmen yakalandı. Sahil Güvenlik Karakolu'ndaki işlemlerinin ardından 143 kaçak göçmen Ayvacık Yabancılar Geri Gönderme Merkezi'ne teslim edildi.

(Hürriyet, 24 Nisan 2018)

 

İzmir'de Arızalanan Bottaki Göçmenleri Kurtarma Operasyonu

İzmir'in Foça ilçesinde yasa dışı yollardan Yunanistan'a geçmeye çalışırken botları arızalanan yabancı uyruklu 59 kişi kurtarıldı. Sahil Güvenlik Komutanlığı ekipleri, İzmir'deki Aslan Burnu açıklarında, yasa dışı yollardan Yunanistan'a geçmeye çalışan göçmenlerin olduğu lastik botun motor arızası nedeniyle sürüklendiği bilgisini aldı. Bölgeye yönlendirilen Sahil Güvenlik helikopteri ve botları tarafından tespit edilen bottaki 56 Suriye ve 3 İran uyruklu 59 kişi kurtarıldı. Göçmenler, yapılan işlemlerinin ardından İl Göç İdaresi Müdürlüğü'ne teslim edildi.

(TRT Haber, 25 Nisan 2018)