Türkiye'de ve dünyada göç, göçmen ve sığınmacılar konusunda gündemde öne çıkan başlıklar…

 

Trump: Gerçek Bir Duvar ve İyi Bir Güvenlik Olmadıkça Göç Anlaşması Yok

Başkan Donald Trump, Meksika sınırı boyunca "gerçek bir duvar" ve "çok güçlü sınır güvenliği" içermeyen herhangi bir göçmenlik yasasına karşı olduğunu ve hâkimlerin göç taleplerini belirleme ihtiyacını sorguladığını söyledi.

Ilımlı cumhuriyetçiler, yasal olmayan yollardan Amerika’ya gelen “hayalperest“ göçmenlere vatandaşlık verilmesi hakkında bir uygulama öne sürmekteler. Ama Trump “Foxand Friends”deki perşembe günü yayınlanan bir röportajında, göç anlaşmaları ile ilgili, gerçekten bir duvar ve güçlü bir güvenlik sınırı içermedikçe, benim tarafımdan buna bir onaylama getirilemez, dedi.

Trump, ABD'nin "tüm dünyadaki en kötü göç yasalarına" sahip olduğunu ve tüm öncelikleri içeren kapsamlı bir anlaşma istediğini ifade etti.

Başkan çarşamba günü yaptığı yorumlarda yüz binlerce genç göçmenin ABD'de kalıcı olarak barınmasına ılımlı bakan kişilerle birlikte Cumhuriyetçilerin de katıldığı göçmenlik görüşmelerinin sürdürdü. Ancak muhafazakârlar, yasadışı olarak gelen insanlara, "af" dedikleri şeyi verme konusuna sıcak bakmadıklarını söylediler.

Adalet Bakanlığı geçtiğimiz günlerde, daha fazla savcının ve hâkimin, yükünü hafifletmek için başka hâkim ve savcılar görevlendirileceğini duyurdu. İdare ayrıca, hâkimler ve avukatlar arasında kararların haksız bir şekilde aceleye getirilebileceği endişesi olmaması için göçmen yargıçları için üretim kotaları da getirdi.

(News 24, 25 Mayıs 2018)

 

Çok Az Amerikalı ABD’nin Mültecileri Kabul Etmesi Gerektiğine İnanıyor

Perşembe günü yayınlanan bir ankete göre, çok daha az Amerikalı mültecilerin kabulü ile ilgisi kendini sorumlu hissediyor. Trump’ın mültecileri ülkesine almaması için sarf ettiği çaba ile bağlantılı olarak bu sorumluluğun teşvik edildiğine inanılıyor.

Hala partizan olmayan Pew Research Center tarafından yürütülen ankete göre; Amerikalı olmayanların yarısından fazlası (yüzde 51), ABD'nin kendi ülkelerinde şiddet ve zulümden kaçan göçmenleri hoş karşılaması gerektiğine inanıyor. Ancak, Şubat 2017'deki benzer bir ankette bu sayı yüzde 56'dan azdır.

Bu düşüşün çoğunlukla Cumhuriyetçilerin değişen tutumlarından kaynaklandığına inanılıyor. Yüzde 26'lık kesim ABD'nin mültecileri kabul etme sorumluluğunu taşıdığını düşünüyor. Bu eğilim, kendini muhafazakâr olarak tanımlayan Cumhuriyetçiler arasında daha da belirgin. Mülteciler için destekleri, geçen yıl yüzde 33'ten yüzde 19'a düştü.

Halkın mülteci algısındaki genel çöküş, Trump yönetiminin ABD mülteci programını ulusal güvenlik adına sınırlandırma çabaları ile ilintili. Seyahat yasağı tesis etme girişimleriyle Trump, ABD Mülteci Kabul Program’ını yedi ay süre ile kapatmayı başardı.

Ekim ayının başlarında ise, potansiyel mültecilerin geçmişlerini daha kapsamlı bir şekilde taramak için “aşırı vize prosedürlerine” maruz bıraktılar. Trump ayrıca, ABD’de izin verilen mülteci sayısını 45.000’e düşüren bir emir imzaladı. Kongre, 1980'deki Mülteci Kanunu'ndan bu yana en düşük rakamını kaydetti.

Mültecilerin ABD'ye yerleşmesine yardımcı olan dokuz gruptan biri olan Church World Service'deki göçmenlik ve göçmenlik programı yöneticisi Erol Kekiç, mültecilere yönelik bu sürekli baraj, pek çok Amerikalının mültecileri neden daha fazla şüphe ile izlediklerini açıklamaya yardımcı oldu, dedi.

(USA Today, 24 Mayıs 2018)

 

Rapor: Hintliler, İngiltere’nin Göç İstatistiklerinde Dördüncü Sırada Yer Aldı

Londra: Perşembe günü yayınlanan son verilere göre, Birleşik Krallık’ta yaşayan Hint uyruklu insanların sayısı 2017 yılına göre tüm göçmenlerin olduğu sıralamada dördüncü sıraya geriledi. İngiltere Ulusal İstatistik Dairesi (ONS- Office of National Statistics); 346.000 Hintlinin, 1 milyon Polonya vatandaşının, 411.000 Romanya ve 350.000 İrlanda Cumhuriyetinden sonra 297.000 ile İtalya geldiğini söyledi. ONS, Göç İstatistikleri Bölümü sorumlusu Nicola White, Polonya vatandaşlarının İngiltere’de yaşayan en yaygın topluluklar olduğunu ve şu an Birleşik Krallık’ta yaşayan yaklaşık 1 milyon Polonyalı vatandaş var, dedi. White, nüfusta en büyük artışlarının Romanya'da ve Romen uyruklu olanlarda görüldüğünü vurguladı.

(The Free Press Journal, 25 Mayıs 2018)

 

Toronto, Yeni Sığınmacılar için Harekete Geçti

Kanada’nın en büyük şehri Toronto, yaz ayları boyunca yaşanacak mülteci ve göçmen akınına hazırlık amacıyla acil eylem planını hayata geçireceğini açıkladı. Toronto’dan dün yapılan açıklamada, yaz mevsimi boyunca 800 sığınmacının barınma ihtiyacının karşılanacağı duyurulurken, Ağustos ayından sonra ise yeni bir acil eylem planına ihtiyaç duyulabileceği ve belediyelerin sığınma merkezlerinin kullanılabileceği belirtildi. ABD Başkanı Donald Trump’ın göreve başlamasından bu yana 27 binden fazla sığınmacı yasadışı yollarla ABD sınırını geçerek Kanada’ya gitti. Toronto’da bulunan FCJ Mülteci Merkezi’nin direktörlerinden Francisco Rico, Toronto’dan yapılan açıklamanın mültecilerle ilgilenen kurumlar için sürpriz olduğunu söyledi. Rico ve Mülteci Merkezi’nde yer alan diğer meslektaşları, aylardır şehirdeki yetkililerle birlikte uzun vadeli bir çözüm üzerinde çalışıyor. Toronto’nun açıkladığı planın geçici olduğunu vurgulayan Rio, ‘’Bu çözüm kısa vadeli, mülteciler bu yoğunlukta gelmeye devam ettikçe uzun vadede işlemez” yorumunu yaptı. Mülteciler ABD ile Kanada arasındaki sınırdan yasadışı yollarla geçiyor, zira yasal yollarla giriş yaptıkları takdirde iki ülke arasındaki anlaşma gereği Kanada’nın sığınmacıları ABD’ye iade etmesi gerekiyor. Toronto’dan yapılan açıklamaya göre, kentteki sığınma merkezlerinde kalan göçmenlerin oranı 2017 yılının Mayıs ayında yüzde 25 iken, şu an bu oran yüzde 40’a yükselmiş durumda. Açıklamada Kasım ayına kadar bu oranın artmasının beklendiği belirtiliyor. Toronto’da Kızılhaç Operasyonlarından Sorumlu Bölge Müdürü Stephanie Etkin, kurumun yeni sığınma merkezleri için destek vereceğini belirterek, şehir yetkililerinden geçtiğimiz hafta bu yönde talep geldiğini ifade etti.

(Şarku'l Avsat Türkçe, 25 Mayıs 2018)

 

İtalya'da Yabancı Düşmanlığı Korkusu

İtalya'da kurulma aşamasında olan popülist hükümet göçmen örgütlerinde endişe yarattı. Örgütler, hükümetin vaatlerini gerçekleştiremeyeceği umudunu taşıyor. Deutsche Welle'de yer alan, Bernd Riegert'in İtalya'daki aşırı sağın yükselişi ve bu konudaki endişeler konusunda izlenimleri şu şekilde: Söz dönüp dolaşıp yüksek sayıdaki mültecinin İtalya'ya sığınmasına geldiğinde İtalyanca öğretmeni Chiara Bergamini "Dersten sonra birlikte yakındaki bir lokale gidiyoruz. Buradakiler genellikle göçmenlere karşılar ama bizimle birlikte gelenlere ses çıkartmıyorlar” diyor. Bergamini göçmenlerle tanışıp konuşanların görüşlerini değiştirdiklerini anlatıyor. Bergamini ‘In Migrazione' adlı yardım kuruluşu hesabına haftada dört kez çeşitli ülkelerden gelen yabancılara dil dersi veriyor. İltica başvurularının ya da ikamet izinlerinin karar bağlanmasını bekleyen göçmenlerin çoğu yakındaki bir kampta kalıyor. Kadın öğretmen çoğu göçmenin okuma yazma bilmediğini ve travma geçirdiğini belirtiyor. Depresyon geçirenlerin yataktan kalkmadıklarını ve yakınlarıyla irtibat kurabilmek için bütün gün gözlerini cep telefonlarından ayırmadıklarını anlatıyor. Ekonomik nedenlerle İtalya'ya gelenlerin çalışamadıkları için hayal kırıklığı içinde olduklarını belirten Bergamini aralarında suç işleyen, hırsızlık yapan ve şiddete başvuranların da bulunduğunu gizlemiyor. Ancak çoğunluğun müteşekkir ve alçak gönüllü olduğunu söylüyor.

‘Salvini’yi Tanımıyorum'

Hamadoun Fofana sağ milliyetçi Kuzey Ligi'nin muhtemel içişleri bakanı Matteo Salvini'nin İtalya'daki yarım milyon kaçak göçmenin sınır dışı edilmesini istediğinden haberi olmadığını belirtiyor ve ekliyor: "Salvini'yi tanımıyorum. Şimdiye kadar bana kötü davranılmadı. Dilerim bundan böyle de davranılmaz.” Yasal göçmen statüsü alan 25 yaşındaki Fofana 2015 yılında Mali'den kaçmış. Mültecilere yardım kuruluşu ‘İn Migrazione'nin başkanı Simone Andreotti, Lig partisinin lideri Salvini'nin "Neredeyse hepsi suç işleyen göçmenlerden kurtulmamız lazım" şeklindeki sözlerinin kendisini endişelendirdiğini söylüyor. Andreotti "Hava değişmeye başladı. Yabancı görünümlülerle göçmenlere yapılan saldırılar artabilir. Şubat ayında Macareta'da bir İtalyan siyahilere ateş etmiş ve bu olay ırkçılığı protesto gösterilerine yol açmıştı. Mülteci adaylarının kaldıkları kamplar iyi durumda değil. Daha da kötüleşebilir” diyor. Simone Andreotti İtalya'daki göçmenlerin entegrasyonuna önem verilmemesinden şikâyetçi. Büyük kentlerin dışındaki kamplarda kalan göçmenler yerli halkla iletişim kuramıyor, ülkenin dil ve adetlerini öğrenemiyorlar. Bu uygulamanın sosyal demokrat hükümet tarafından başlatıldığını hatırlatan Andreotti, "Durum Salvini döneminde herhalde düzelmez. Göçmenlere İtalya'nın sadece kaldıkları kamplarla sınırlı olmadığını anlatıyor ve kendilerine meşgale bulmalarını öneriyoruz” diyor. Chiara Bergamini ekliyor: "Çoğu zaman kaçak çalışıyor ve organize suç şebekelerinin eline düşüyorlar.”

"Bu Kadar İnsanı Kim Alır?"

500 bin yabancının İtalya'dan sınır dışı edilmesi mümkün değil. Simone Andreotti, "Müstakbel İçişleri Bakanı Salvini istese de bunu yapamaz” diyor. Andreotti, önce devletin bu kişileri bulup çıkartması, sonra da onları kabul edecek ülke bulması gerekeceğini anlatıyor. Bu popüler talebin pratikte yerine getirilemeyeceğini sözlerine ekliyor. Göçmenlerin büyük bölümü İtalya'nın güneyinde kayıt altına alındıktan sonra birkaç ay süreyle geçici kamplarda kalıyor. Daha sonra kuzeydeki küçük kamplara ya da toplu barınaklara sevk ediliyor. Çoğunun kalacakları yeni yerlere varmadıklarını belirten Simone Andreotti bazılarının kaçtıklarını, güneydeki tarlalarda kaçak çalıştıklarını ya da Fransa ya da Almanya'ya geçtiklerini anlatıyor. Mültecilerle ilk ayak bastıkları Avrupa Birliği ülkesinin ilgilenmesini öngören genel kurala uyulmuyor. Bu açıdan bakıldığında yeni İtalyan hükümeti "Dublin kurallarının" işletilemediğini söylemekte haklı sayılır. İçişleri bakanı adayı Salvini İtalya'dan göçmen almaları için AB'deki ortaklarını zorlayacak. Ancak topraklarında mülteci istemeyen ülkeler Polonya, Macaristan Çekya ve Avusturya da popülist milliyetçi hükümetler tarafından yönetiliyor. Simone Andreotti, "Salvini'nin bu kadar taraftar bulmasının endişe verici yanı gerçeklere aldırmayıp, İtalyanlara korku salmak için göçmenleri kullanmasıdır” diyor. Dershanede Fofana ve reşit yaştaki sınıf arkadaşları kartlarla oynayarak renk ve rakamları öğreniyorlar. İtalyancaları pek iyi değil. Hamadoun ülkesi Mali'deki gibi Fransızca konuşmayı tercih ediyor. Zaten anlamadığı politikaya kafayı takmadığını belirttikten sonra "Bir şeylerin değişeceğini sanmıyorum. Sonra İtalya'yı terk edeceksem, nereye gideceğimi bana kim söyleyecek” diyor.

(Hürriyet, 24 Mayıs 2018)

 

Yorum: Skandalın Aydınlatılması Şart

DW’den Jens Thurau, Almanya’da göç ve mültecilerin bu kadar gündemde olduğu bir dönemde, Göçmen ve Mülteciler Dairesi’ndeki yolsuzluğun çok zamansız olduğu görüşünü savunuyor. İltica başvurularına ilişkin son sayılar durumun artık sakinleştiğini gösteriyor: Almanya'da yaklaşık iki yıl önce yapılan iltica başvurularının yüzde 62'si kabul ediliyordu. Geçen yılın ilk aylarında ise bu oran yüzde 32 olarak kayıtlara geçti. Yaklaşık iki yıl önce mülteci sayısının yüksek olması nedeniyle ilgili kurumların üzerindeki iş yükü çok ağırdı. Ama artık personel sayısı artırıldı, başvuru süreci çok daha etkili ve açık bir şekilde yürütülüyor.

Sağ Popülistlere Hediye

Ve tam da şimdi Göçmen ve Mülteciler Dairesi'nin (BAMF) şubelerine, özellikle de (açıkça suç teşkil eden eylemlerin gerçekleştiği) Bremen şubesine yönelik kabul edilemeyecek aksaklıklara dair haberler geliyor. Daha basit bir şekilde söylemek gerekirse, orada diğer şubelere kıyasla çok daha fazla iltica başvurusu kabul edilmişti. Şubenin yöneticisi hile ve dalaverelerle, kendi yetki alanında olmamasına rağmen, dosyalara kendisi bakmıştı. Sonuçta da, neredeyse bütün başvurular kabul edilmişti. Mülteci akınının en yoğun olduğu dönemde, Göçmen ve Mülteciler Dairesi'nin Bremen şubesinde iltica başvurusunda bulunan birçok kişi iş yoğunluğu yüzünden adeta ödüllendirildi. Sonra da olayın boyutları saklanmaya çalışıldı. Bu da bu ülkedeki sağ popülistlere ve yabancı düşmanlarına bir hediye oldu. Tabii ki, Almanya çapında birkaç bin çalışanı, yaklaşık yüz şubesi olan bir kuruma yönelik talepler, 2015 sonbaharında olduğu gibi hızla artarsa, hatalar da meydana gelebilir. Ancak Göçmen ve Mülteciler Dairesi'nin çalışmaları büyük titizlik gerektiriyor. İltica başvurularının değerlendirilme süreci, yani kimin kalacağı, kimin gitmek zorunda olduğu sorusu, insanların gözünde oldukça karmaşık ve pek şeffaf olmayan bir konu. Eğer vatandaşlar, bu dairede işlerin doğru bir şekilde yürümediği hissine kapılırsa, alarm zillerinin çalması gerekiyor. Bremen şubesindeki soruşturma tamamlanana kadar iltica başvuruları konusunda karar almasına izin verilmemesi doğru bir adım.

Buna karşılık, Hür Demokrat Parti (FDP) ve Almanya için Alternatif'in (AfD) Göç ve Mülteciler Dairesi'nin Nürnberg'deki merkezi ile Bremen şubesindeki olayları incelemek için Alman meclisinde bir araştırma komisyonu kurulması önerisi ise iyi bir fikir değil. Böyle bir komisyonun kurulması, AfD'li sağ popülistlere Başbakan Angela Merkel'in izlediği mülteci siyasetini açıkça eleştirmeleri için bir fırsat yaratır. AfD için bir kurumun daha iyi işlemesinden çok, iltica başvurusu ile olsa da olmasa da her türlü göçü kötü göstermek daha büyük önem taşıyor.

Mültecilerin Avukatı Seehofer

Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) partili yeni İçişleri Bakanı Horst Seehofer, şimdi duygusallığa kapılmadan bu skandalı aydınlatıp aydınlatamayacağını kanıtlamak zorunda. Geçen üç yılda, sadece CSU lideri ve Bavyera eyaletinin başbakan olduğu dönemde, Başbakan Merkel'in mülteci siyasetini eleştiren kişilerin başında geliyordu. Ama şimdi kurumlarının itibarının sarsılmasından kaygı duyan çok sayıda dürüst ve çok çalışkan çalışanın bulunduğu Göçmen ve Mülteciler Dairesi, Seehofer'e bağlı. Bunun yanı sıra, Seehofer Almanya'nın korumasına ihtiyaç duyan ve Bremen'deki olumsuz olaylar nedeniyle hiçbir suçları olmamasına rağmen, adları lekelenebilecek mültecilerin de avukatı olmak zorunda. Artık acilen bu olayların paniğe kapılmadan ve mültecilere yönelik saldırılara dönüşmeden aydınlatılması gerekiyor. Bunun gerçekleşmesini ümit ediyoruz.

(Deutsche Welle Türkçe, 24 Mayıs 2018)

 

Avrupa Parlamentosu, Libya için Ortak Tutum Çağrısı Yaptı

Göçmen merkezlerinin kapatılması ve göçmenlerin daha fazla korunmaları çağrısında bulunuldu. Avrupa Parlamentosu’ndan bir heyet, 6 yıldan bu yana ilk kez Libya’yı ziyaret etti. Heyet, AB ülkelerine kaos içinde boğulan ülkeyi yeniden ayağa kaldırmak için somut adımlar atılması çağrısında bulundu. Mağrip ile ilişkilerden sorumlu Avrupa Parlamentosu Başkan Yardımcısı Fabio Castaldo bir gün süren Trablus ziyaretinin ardından AFP’ye yaptığı açıklamada, “AB Parlamentosu Libya’da ortak bir anlayışın bulunmasına çok önem veriyor. Özellikle her biri kendi gündemine sahip çok sayıdaki bölgesel etkenle yüzleşmeliyiz” diye konuştu. Castoldo’ya ziyareti sırasında Arap Mağrib ile İlişkiler Parlamentosu Heyetinden sorumlu Ines Ayala Sender eşlik etti. Bölgede faaliyet gösteren siyasi yetkililer ve insani yardım kuruluşlarına ilişkin açıklamalarda bulunan Castoldo, ülkedeki nüfuzunun uzun bir geçmişi olan İtalya, Fransa, İngiltere ve tüm Avrupalı aktörlere mesaj göndererek uzun vadeli düşünmeleri için çağrısında bulundu. Göçü durdurmak için silahlı gruplarda anlaşma yapan İtalya ve Halife Hafter’e destek veren Fransa ise eleştirilere maruz kaldı. Avrupa Parlamentosu yetkilisi, AB ülkelerine Birleşmiş Milletler tarafından sunulan eylem planına destek verilmesi, demokrasiye geçiş ve hukuk devletine saygıda bulunulması için çağrıda bulundu. Castaldo, göçmen haklarının ihlal edildiği ve bazı durumlarda kampların silahlı gruplar tarafından yönetilmesi başlıklarında da Avrupa ülkelerine tuzağa düşmemeleri için çağrıda bulundu. Açıklamalarını Tunus’ta düzenlediği basın toplantısında yapan Castaldo, öncelikli hedefin göçmen merkezlerinin kapatılması olduğunu belirterek Trablus’taki durumunda daha da kötüye gittiği bilgisini verdi. Ayala Sender de şu ana kadar merkezlerin kapatılmasına yönelik herhangi bir plan yapılmamasına rağmen Avrupa ülkelerinin daha fazla sayıda mülteci ve sığınmacı alması için çalışması gerektiğini belirtti. Sınır Tanımayan Doktorlar ve Uluslararası Af Örgütü gibi insani yardım kuruluşları, bir kısmı silahlı gruplar tarafından yönetilen göçmen gözaltı merkezlerindeki göçmenlerin durumlarına ilişkin sık sık uyarıda bulunuyor. Uluslararası Göç Örgütü, Sahra Altı Afrika göçmenlerini ülkelerine göndermek için çalışıyor. 2017 Ocak ayı ile 2018 Mart ayı arasında 23 binden fazla göçmen sınır dışı edildi. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNCHR) Libya’da 1 milyondan fazla kişinin insani yardıma ihtiyacı olduğunu söylüyor.

(Şarku'l Avsat Türkçe, 25 Mayıs 2018)

 

Filistin, İsviçre'nin Özür Dilemesini İstedi

BM Filistinli Mültecilere Yardım Kuruluşu'nu Ortadoğu'daki "problemin bir parçası" olarak nitelendiren İsviçre Dışişleri Bakanı Ignazio Cassis'e Filistin tepki gösterdi. Filistinli yetkili Ureykat, Cassis'in özür dilemesini istedi. Filistin Kurtuluş Örgütü Genel Sekreteri Saib Ureykat, Birleşmiş Milletler (BM) Filistinli Mültecilere Yardım Kuruluşu'nun (UNRWA) "problemin bir parçası" yönündeki açıklaması nedeniyle İsviçre Dışişleri Bakanı Ignazio Cassis'in özür dilemesini istedi. Ureykat, İsviçre hükümetine gönderdiği mektupta, Cassis'in UNRWA'ya yönelik yaptığı değerlendirmeye açıklama yapması ve konuyla ilgili özür dilemesini beklediklerini belirtti. Cassis'in açıklamasının Filistin halkı ve hükümeti arasında öfkeyle karşılandığını belirten Ureykat, "Cassis'in açıklamasıyla İsviçre, tarafsız olmayan bir tutum sergileyerek mültecilerin haklarını iptal etme çabasında olan ABD ve İsrail ile birlikte hareket ettiğini göstermektedir" dedi. Filistinli mültecilerin bulundukları yabancı ülkelere entegre edilmesi fikrine karşı olduklarının altını çizen Ureykat, "Filistin halkı, kendileri için vazgeçilmez hakları anavatanlarına geri dönme hakkını muhafaza ediyor" ifadesini kullandı. İsviçre Dışişleri Bakanı Cassis, geçen hafta yerel bir gazeteye verdiği röportajda, UNRWA'ya verilen destek nedeniyle Filistin ile İsrail arasındaki çatışmanın canlı kaldığını belirterek, "Filistinliler mülteci kamplarında yaşadıkları sürece, eve dönmeyi hayal edecekler” demişti. UNRWA'nın sorunun bir parçası olduğunu ileri süren bakan, örgütün Filistinli mültecilerin mevcut ev sahibi ülkelere entegre edilmesine hizmet etmek yerine Filistinli mültecilerine "gerçekçi olmayan" geri dönüş umudu verdiğini söylemişti.

İsrail yönetimi, 1948'den bu yana milyonlarca Filistinliyi zorla topraklarından çıkardı. Bugün itibarıyla yarısından fazlası ülke dışında olan 5 milyondan fazla Filistinli mülteci bulunuyor. Bu mültecilerin, 1,3 milyona yakını Gazze'de, 800 bine yakını ise işgal altındaki Batı Şeria'da yaşarken, geri kalan Filistinli mülteciler ise komşu ülkeler Suriye, Lübnan ve Ürdün'de bulunuyor. Filistinli mülteciler, İsrail işgali nedeniyle uzun yıllar önce zorla çıkarıldıkları topraklarına geri dönemiyor.

(NTV, 24 Mayıs 2018)

 

Arakanlı Müslümanlar için Mali Destek Çağrısı

Birleşmiş Milletler (BM) Nüfus Fonu İcra Direktörü Natalia Kanem, muson mevsiminin yaklaşması nedeniyle Bangladeş'teki kamplarda kalan yaklaşık bir milyon Arakanlı Müslümanın mali desteğe ihtiyacı olduğuna dikkati çekti. Kanem, Bangladeş'in başkenti Dakka'da düzenlediği basın toplantısında, "Uluslararası toplumdan Rohingyalar (Arakanlı Müslümanlar) için gereken mali destek için süreci hızlandırmasını bekliyoruz." ifadesini kullandı. Yaklaşan muson mevsimi nedeniyle kamplarda kalan Arakanlı Müslümanların daha fazla desteğe ihtiyacı olacağını vurgulayan Kanem, BM Mülteciler Yüksek Komiserliğinin yaklaşık bir milyon Arakanlı sığınmacı ve 300 bin Bangladeşlinin acil temel ihtiyaçlarının karşılanması için 2018'de 950 milyon dolar yardım çağrısında bulunduğunu anımsattı. Kanem şimdiye kadar bu rakamın sadece yüzde 17'sinin sağlandığını söyledi.

Myanmar ordusu, ülkenin farklı bölgelerinde etnik azınlıklara yönelik insan hakları ihlalleri nedeniyle eleştirilere hedef oluyor. BM, ordu güçlerinin ülkenin güney batısındaki Arakan eyaletinde 700 binden fazla Müslüman'ın komşu Bangladeş'e sığınmasına yol açan operasyonlarını "etnik temizlik" olarak tanımlıyor. Öte yandan kuzeydeki Kaçin eyaletinde de ordu güçleri ile ayrılıkçı isyancılar arasındaki çatışmalar nedeniyle yerli Hristiyan Kaçin etnik topluluğuna mensup binlerce kişi yurtlarını terk etmek zorunda kaldı.

(Anadolu Ajansı, 25 Mayıs 2018)

 

Myanmar'a Arakanlılara Yönelik Tecavüzler için Rapor Hazırlama Çağrısı

İnsan hakları örgütleri, Myanmar hükümetine Arakan'da Müslüman kadın ve kız çocuklarına yönelik tecavüzleri araştırmak için BM'ye istediği bilgileri sunma çağrısı yaptı. İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) ve Fortify Rights, yaptıkları ortak açıklamada, geçen yıl kasım ayında  BM Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi'nin (CEDAW) Myanmar hükümetinden, bu yıl 28 Mayıs tarihine kadar Arakan'daki kadın ve kız çocuklarının durumu hakkında bir rapor sunmasını istediği anımsatıldı. Açıklamada görüşlerine yer verilen HRW Kadın Hakları Acil Durum Araştırmacısı Skye Wheeler, CEDAW'ın bu tür bir raporu çok nadir durumlarda istediğini belirterek, "CEDAW'ın, Arakanlı Müslüman kadın ve kız çocuklarına karşı normal prosedürleri dışında bir rapor istemesi, Myanmar ordusunun yaptığı zulmün ne kadar büyük olduğunu gösteriyor. Hükümet bu yaşananları utanmasızca inkar etmeyi bırakıp uluslararası organlarla iş birliği yapmaya başlamalıdır." ifadelerini kullandı. Fortify Rights Başkanı Matthew Smith de "Myanmar güvenlik güçleri, Arakanlı Müslüman nüfusa karşı devam eden saldırılarının bir parçası olarak insanları korkutmak ve yaralamak için vahşice toplu tecavüzler yaptı. Myanmarlı yetkililerin Arakanlı Müslüman kadınları yalancılıkla suçlaması açılan yaraları derinleştiriyor." yorumunda bulundu. Myanmar'ın, Arakan'a yardım ve BM heyetinin girmesine izin verilmesi çağrılarını sürekli görmezden geldiğini kaydeden Smith, "CEDAW'ın rapor isteği önemli bir adımdı ama şimdi BM, kadın ve kız çocuklarına zulmü durdurması için hükümete baskıyı artırmalı." görüşünü paylaştı.

Arakanlı Müslümanların Yaşadıkları Dehşet Raporlaştırıldı

Ayrıca iki örgütün, Myanmar güvenlik güçlerinin Arakanlı Müslüman köylülere karşı işlediği cinsel şiddeti içeren ve tanık ifadelerine dayandırdıkları ortak bir rapor hazırladıkları ve raporun BM'ye sunulduğu kaydedildi. Hazırlanan ortak raporda, Myanmar'da uğradıkları zulümlerden kaçarak komşu ülke Bangladeş'e sığınan ve aralarında Ağustos-Eylül 2017'de ordunun tecavüzüne uğrayan 37 kadının da bulunduğu yüzlerce Arakanlı Müslüman ile yapılan röportajlar sonucu ortaya çıkan sonuçlar gözler önüne seriliyor. Arakanlı Müslümanlar, raporda kadınlar ve kız çocuklarına gruplar halinde toplu tecavüz edildiği, bu insanların dövüldüğü, tekmelendiği ve başka fiziksel şiddet çeşitlerine maruz kaldığını anlattığının aktarıldığı raporda, yaşlıların ya da çocukların öldürüldüğü, bebeklerin ateşe atıldığı bilgileri de yer alıyor. Rapor için röportaj yapılan 33 yaşındaki Arakanlı Müslüman bir kadın yaşadığı dehşeti, "6 adam beni zapt etti ve 5 kişi tecavüz etti. Askerler en başta erkek kardeşimi öldürdü. Askerler yan tarafıma bir bıçak sapladı ve tecavüz ederlerken bıçak orada kaldı. Kımıldamaya çalıştıkça yaram daha da kanıyordu." ifadeleriyle anlattı.

Arakanlı Müslümanlara Etnik Temizlik

BM'ye göre, 25 Ağustos 2017'den sonra Arakan'dan kaçmak zorunda kalarak Bangladeş'e sığınanların sayısı 700 bini aştı. Uluslararası insan hakları kuruluşları, yayınladıkları uydu görüntüleriyle yüzlerce köyün yok edildiğini kanıtladı. Arakanlıların topraklarına dönüşü için Myanmar ve Bangladeş hükümetleri arasında imzalanan anlaşma, yerinden edilenlerin durumlarını belgelendirmeleri mümkün olmadığı için uygulamada işlevsiz kalıyor. BM ve uluslararası insan hakları örgütleri, Arakanlı Müslümanlara yönelik şiddeti "etnik temizlik" ya da "soykırım" olarak adlandırıyor.

(Anadolu Ajansı, 24 Mayıs 2018)

 

Arakanlı Müslüman Ailelere Ramazan Desteği

Sadakataşı Derneği, Bangladeş'e sığınan Arakanlı Müslümanların kaldığı kamplarda ramazan yardımları kapsamında 1700 aileye gıda desteğinde bulundu, inşa ettiği 135 bambu konut ve bir okulu ihtiyaç sahiplerine teslim etti. Sadakataşı Derneği tarafından yapılan yazılı açıklamada, Bangladeş'e sığınan Arakanlı Müslümanlara ramazan ayı dolayısıyla yapılan yardımların devam ettiği bildirildi. Derneğin, Arakanlı mültecilerin yaşadığı kamplarda iftar organizasyonları düzenlediği ve kumanya dağıttığı belirtilen açıklamada, 135 konut ve bir okulun açılışıyla iki okulun temel atma töreninin yapıldığı ve bu vesileyle bölge halkının ramazan sevinci yaşadığı kaydedildi.

Arakanlı Müslümanlar Kalıcı Evlere Kavuştu

Bangladeş'e sığınan Arakanlı Müslümanların, mülteci kamplarında kötü şartlar altında ve derme çatma barakalarda yaşamlarını sürdürdüğü belirtilen açıklamada, Sadakataşı Derneği'nin Moynaguna kampında 135 konuttan oluşan Sadakataşı Köyü'nün yapımını tamamlayarak ihtiyaç sahibi ailelere evleri teslim ettiği açıklandı. Buna göre, dernek tarafından inşa ettirilen 135 konut ile beraber, ülkelerini terk edip mülteci kamplarında ve boş arazilerde sağlıksız ve hijyenik olmayan koşullarda yaşamlarını sürdüren Arakanlı mülteci aileler, çift kat branda, etrafı örme bambu kaplama, güneş enerjisi ile elektrik imkanına sahip, yemek pişirmek için özel ocak bulunan evlerin sahibi oldu.

Altıncı Okulun Temeli Atıldı

Sadakataşı Derneği, Bangladeş'te Haticetül Kübra okulunun açılışını yaptı, ülkede yaşanan eğitim sıkıntısının çözümü için bölgede ayrıca İkra ve Hz. Mus'ab bin Umeyr okullarının temelini attı. Düzenli olarak 3 bin kişiye iftar veren dernek, ramazan yardımları kapsamında 1700 aileye sıvı yağ, pirinç, tuz, şeker, et ve tavuk konserveden oluşan gıda kumanyası dağıttı. Derneğin, sıcak yemek dağıtımı ve kurban kesim ve dağıtımı faaliyetlerinin yanı sıra 379 su kuyusu açması, ev, banyo, tuvalet inşa etmesi, hijyen paketi, mutfak ve yaşam malzemesi, gıda kolisi dağıtımı ve nakdi yardım desteğiyle bölge halkının yanında yer aldığı kaydedildi. Ramazan yardımlarıyla kalıcı projeler sayesinde yüzü gülen Arakanlıların da dernek gönüllüleri ve yetkililerine teşekkür ettiği belirtildi. Sadakataşı Derneği'nin Arakan projelerine destek olmak için gereken banka hesap numaralarına, www.sadakatasi.org.tr internet adresinden ulaşılabiliyor. Ayrıca tüm operatörlerden ARAKAN yazıp 2989'a kısa mesaj göndererek de projeye 5 Türk Lirası destekte bulunulabiliyor.

(Anadolu Ajansı, 24 Mayıs 2018)

 

Avrupa Birliği’nden Nizip Mülteci Kampı’na İlkokul

Gaziantep’te Avrupa Birliği ve Milli Eğitim Bakanlığının ortak projesi ile Nizip Mülteci Kampı’na yapılan ilkokulun açılışı gerçekleşti. Okul sayesinde mülteci çocukların eğitim hayatı başlayacak. Avrupa Birliği’nin (AB) Türkiye’de eğitim altyapısına destek programı kapsamında Nizip Mülteci Kampı’ndaki Suriyeli çocukların eğitimi için inşa edilen okullardan ilki bugün açıldı. Milli Eğitim Bakanlığı ile ortak yürütülen okul projesi ile mülteci kampında yaşayan savaş mağduru çocuklar eğitim hayatına başlayacak. AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Christian Berger, "Bugün burada kısa bir süre içinde Türkiye’nin farklı köşelerindekilerle birlikte toplam sayısı 200’ü bulacak okullarımızın ilkinin açılışını yapmak üzere bir araya geldik. AB’nin Suriye Güven Fonu’nu tamamlayacak şekilde oluşturduğu Türkiye’deki Mülteciler İçin Mali Yardım Programı (FRIT) tesis edildiğinden bu yana Suriyeli çocukların eğitime hızlı bir şekilde erişimini kolaylaştırmak adına, Türk makamlarınca sarf edilen muazzam çabalara destek olabildiğimiz için gurur duyuyoruz. Bugün artık 600 binden fazla Suriyeli çocuk burada, Türkiye’de okula gidebiliyor. Bu çabalara katkıda bulunmak üzere 475 milyon avro bütçesi olan projeler yoluyla, ortağımız olan KfW ve Dünya Bankası ile birlikte, 19 kentte 200’den fazla yeni okul inşa edilecek ve bu sayede 150 bin Suriyeli ve Türk öğrenci, gayet iyi donanımlı okullarda eğitimlerini tamamlayabilecektir" dedi. Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Yusuf Tekin ise Türkiye’nin savaşın ilk gününden itibaren ayrım gözetmeksizin Suriyelilere kucak açtıklarını söyledi. Tekin, "Şu an için konuştuğumuz fonlar, Suriyeli çocukların okullara devam edebilmesi için gereken bütçenin sadece yüzde 15-20’sini oluşturuyor. Şu an Suriyeli çocuklarımızın yüzde 65’i okullaşıyor. Yerinden yurdundan edilen yaklaşık 7 milyon Suriyelinin yarısı Türkiye’de misafir ediliyor. Bu da Türkiye’nin misafirperverliğinin en güzel örneğidir" şeklinde konuştu. Gaziantep Valisi Ali Yerlikaya da bugüne kadar kente gelen yabancı misafirlerin hemen hepsinin Türkiye’nin yaptıklarını takdirle karşıladığını vurguladı. Yerlikaya, “Düşünün 33 milyar dolara yalın bir harcama yapmışız. Gaziantep olarak Suriyelilerle okulumuzu, hastanemizi, ekmeğimizi ve içtiğimiz suyu paylaştık. Aklınıza gelen her şeyi karşılık beklemeden paylaştık" diye konuştu. Açılış kurdelesinin kesilmesinden sonra okulda sembolik olarak ilk ders zili çaldı. Okulun içerisini gezen heyet sıralara oturarak hatıra fotoğrafı çektirdi. Açılış programına AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Christian Berger, Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Yusuf Tekin, KfW Yönetim Kurulu Üyesi Roland Sıller ve Gaziantep Valisi Ali Yerlikaya katıldı.

(İhlas Haber Ajansı, 24 Mayıs 2018)

 

Suriyeliler Bayram için Ülkelerine Gidiyor

Ramazan Bayramı'nı ülkelerinde geçirmek isteyen Suriyelilerin, Öncüpınar Sınır Kapısı'ndan dönüşleri devam ediyor. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatlarıyla güvenli hale getirilen başta Azez, Mare, Soran, Aktarin, Çobanbey, Afrin, Cerablus ve Bab gibi bölgelerdeki yakınlarının yanında sayramı geçirmek üzere randevu alan yaklaşık 74 bin Suriyeliden 6 bin 600'ü ülkesine döndü. Suriyelilerin işlemleri Göç İdaresi İl Müdürlüğü, jandarma ve polis ekiplerinin nezaretinde tamamlanırken, Kilis Halk Sağlığı Müdürlüğünce kurulan sağlık merkezinde, 0-15 yaş grubundaki çocukların eksik aşıları da yapıldı. Gümrük Muhafaza Müdürlüğü ekiplerince son kontrolleri yapılan Suriyeliler, otobüslerle ülkelerine gönderildi.

Suriyeli Hasan Süleyman, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yaklaşık 3 yıl önce savaştan kaçarak Türkiye'ye sığındığını, bu süreçte evlendiğini ve baba olduğunu söyledi. Yaklaşık 7 aylık olan çocuğunun nenesi ve dedesini ilk defa göreceğini ifade eden Süleyman, "Allah razı olsun Türk askerlerinden Halep'in kuzeyini aldılar. Eskiden kuzeyden batı bölgesine geçmek için çok zorlanıyorduk. Şimdi rahatlıkla gidebiliyoruz." diye konuştu. Bayramlaşmak amacıyla Suriye'ye gidenlerin dönüş işlemleri 26 Haziran saat 08.00'de başlayıp 6 Temmuz saat 17.00'de tamamlanacak.

(Anadolu Ajansı, 24 Mayıs 2018)

 

Sahil Güvenlik 24 Saatte 210 Göçmen Yakaladı, 64 Göçmen Kurtardı

İzmir ve Balıkesir açıklarında son 24 saatte yasa dışı yollardan Yunanistan’a geçmeye çalışan 210 göçmen yakalandı, şişme bottayken yardım talebinde bulunan yabancı uyruklu 64 göçmen ise kurtarıldı. Sahil Güvenlik Komutanlığı ekiplerinin yasa dışı göçle mücadele kapsamında çalışmaları aralıksız sürüyor. İzmir’in Çeşme ilçesi Alibostan Koyu’nda içerisinde göçmenlerin bulunduğu lastik şişme botu durduran ekipler, 22’si çocuk 51 Suriyeliyi yakaladı. Çeşme’de karada tespit edilen 40 göçmenin denize açılması ise Sahil Güvenlik ve Çeşme İlçe Emniyet Müdürlüğünün koordinesinde engellendi. Sahil Güvenlik helikopteri tarafından Dikili ilçesi Kızkulesi Adası kuzeyinde tespit edilen bottaki 31’i çocuk, 11’i kadın 62 Suriye uyruklu göçmen İl Göç İdaresine teslim edildi. Dikili ilçesi Bademli önlerinde bir grup düzensiz göçmenin yardım talebinde bulunması üzerine görevlendirilen Sahil Güvenlik botu, bölgedeki lastik şişme bota müdahale etti. Lastik bot içerisindeki 41 Suriye, 13 Orta Afrika, 5 Gambiya, 2 Senegal, 2 Moritanya, 1 Burkina Faso uyruklu 64 göçmen operasyonla kurtarıldı.

Göçmenleri Bırakıp Kaçtı

Sahil Güvenlik helikopteri tarafından Balıkesir’in Ayvalık ilçesi Maden Adası kuzeyinde tespit edilen lastik şişme bot, görevlendirilen Sahil Güvenlik botu tarafından durduruldu. Bot içerisinde 56 Suriye, bir Etiyopya uyruklu olmak üzere 57 göçmen yakalandı. Yasa dışı geçişi organize eden bir kişinin kaçışı da termal kameralara yansıdı. Göçmenleri botta bırakarak başka bir lastik şişme bota binen ve kaçmak isteyen göçmen kaçakçısı daha sonra Sahil Güvenlik ekipleri tarafından yakalanarak gözaltına alındı.

(Milliyet, 24 Mayıs 2018)

 

Muğla'da 126 Kaçak Göçmen Yakalandı

Muğla’nın Fethiye ilçesinde, Türkiye'ye kaçak yollarla girdiği belirlenen Afganistan ve Bangladeş uyruklu 126 kaçak göçmen jandarma tarafından yakalandı. Edinilen bilgiye göre, ilçe jandarma komutanlığı ekipleri, Göcek Mahallesinde ormanlık alanda göçmen grubu olduğu ihbarını aldı. Bölgeye hareket eden ekipler, İstanbul'dan kamyonlar ile Fethiye ilçesine geldikleri öğrenilen 123 Pakistan ve 3 Bangladeş uyruklu göçmeni yakaladı. Otobüslerle ilçedeki spor salonuna getirilen göçmenler, sağlık ekipleri tarafından bulaşıcı hastalıkların önüne geçmek amacıyla aşı yaptı. Göçmenlerin denizden yasa dışı yollarla Yunan adalarına geçmeye çalıştığı öğrenildi. Göçmenler işlemlerinin ardından sınır dışı edilmek üzere İl Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edilecek.

(Habertürk, 24 Mayıs 2018)

 

Osmancık'ta 21 Kaçak Yakalandı

Çorum'un Osmancık ilçesinde Türkiye'ye yasa dışı yollardan giriş yapan Afganistan uyruklu 21 kaçak yakalandı. Osmancık İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, Türkiye'ye yasa dışı yollardan giriş yapan bir grup kaçağın Samsun-İstanbul D-100 karayolunda seyahat ettikleri TIR'dan indikleri bilgisine ulaştı. Harekete geçen ekipler, düzenlenen operasyonla 21 kaçağı Sarpunkavak köyü mevkiinde yakaladı. Ağrı'nın Doğubeyazıt ilçesinden 3 gün önce yola çıkan kaçakların İstanbul'a gitmeye çalıştıkları, bindikleri TIR'dan 'İstanbul'a geldik' denilerek indirildikleri saptandı. Otobüsle İlçe Jandarma Komutanlığı'na götürülen kaçakların, işlemlerinin ardından Çorum İl Göç İdaresi Müdürlüğü'ne teslim edileceği belirtildi.

(CNN TÜRK, 24 Mayıs 2018)

 

Edirne'de 60 Kaçak ve Sığınmacı Yakalandı

Alınan bilgiye göre, 54. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı'na bağlı hudut askerleri, Edirne'nin Uzunköprü, Havsa ve Meriç ilçelerinde denetim yaptı. Denetimlerde, Fas, Suriye, Filistin, Somali, Pakistan ve Afganistan uyruklu 60 kaçak ve sığınmacı yakalandı. Kaçak ve sığınmacılar, işlemlerinin ardından Edirne Göç İdaresi Müdürlüğü'ne gönderildi.

(Sabah, 24 Mayıs 2018)