Türkiye’de ve dünyada göç, göçmen ve sığınmacılar konusunda gündemde öne çıkan başlıklar…

 

Vatandaşlık Hakkı Verilen Suriyeliler de Oy Kullandı

Türkiye vatandaşı olmayı hak kazanan Suriyeliler de Mersin’de Cumhurbaşkanı ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimi için oy kullandı. Mersin’in Merkez Akdeniz ilçesinde yoğun olarak yaşayan Suriyeliler, bağlı bulundukları mahallerde oy kullandı. Oyunu kullanan Suriyelilerden Hamid Ehmed, Sputnik’e yaptığı açıklamada Suriye’nin Lazkiye kenti nüfusuna kayıtlı olduğunu belirterek, geçen sene eşi ve 4 çocuğuyla Türkiye vatandaşı olmayı hak kazandığını söyledi. Türkiye’de ilk kez oy kulandıklarını dile getiren Ehmed, Mersinde genelinde Türkiye vatandaşı olmayı hak kazanan Suriyelilerin oylarını kullanacağını kaydetti. Başbakan Binali Yıldırım’ın geçen günlerde bildirdiğine göre, Türkiye’de vatandaşlık hakkını kazanan 30.000 Suriyelinin oy kullanma hakkı bulunuyor.

(Sputnik Türkiye, 24 Haziran 2018)

 

ABD’deki AK Parti Kutlamalarına Suriyeliler de Katıldı

Los Angeles’ta yaşayan AKP seçmenleri, YSK’dan resmi sonuçlar henüz açıklanmamış olsa da seçimlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan’ın ve Adelet ve Kalkınma Partisi’nin başarısını sokaklarda kutluyor. Seçim sonuçlarını Los Angeles’ta bir arada takip için toplanan AK Partililer Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın zaferini ilan eden açıklamalarını naklen televizyonlardan takip ettikten sonra önce bir araya geldikleri merkezde birbirlerini tebrik ederek kutladı. Ardından araçlarını Erdoğan posterleri, Ak Parti flamaları ve Türk Bayrakları ile süsleyen partililer Los Angeles sokaklarında “Başkan Erdoğan” sloganları eşliğinde kutlama turu attı. Kutlama turuna AKP seçmeni Türkler dışında Erdoğan’ı ve Türkiye’nin Suriye politikalarını destekleyen Suriyelilerde katıldı.

(İhlas Haber Ajansı, 25 Haziran 2018)

 

Van’daki Kırgız Türkleri Sandık Başında

1982’de Afganistan’dan Van’ın Erciş ilçesine göç eden Kırgızlar, yöresel kıyafetleriyle oy kullandı. Afganistan’ın Pamir Yaylası’ndan Van’ın Erciş ilçesine göç eden Kırgızlar, yöresel kıyafetleriyle sandık başına gitti. Pamir Yaylası’ndan 1982’de Türkiye’ye göç eden Kırgızlar, Erciş ilçesinde kendileri için oluşturulan Ulupamir Mahallesi’nde Cumhurbaşkanı ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimlerinde oy kullanmak için Ulupamir İlköğretim Okulu’na geldi.  Yöresel kıyafetleriyle geldikleri okulda renkli görüntüler oluşturan Kırgızlar, burada oylarını kullandı. Kırgız Ahmet Aytaç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yıllardır yöresel kıyafetlerle sandık başına gittiklerini söyledi. Kırgız kültürünü yaşatmak için büyük mücadele verdiklerini anlatan Aytaç, “Önceki seçimlerde olduğu gibi bu yıl da kültürümüzü sandığa yansıttık. Kalkan, kaftan ve börkümüzü giyerek oyumuzu kullandık. Ulupamirliler olarak yöresel kıyafetlerimizi yaşatmaya devam edeceğiz. Seçimin de vatanımıza, halkımıza hayırlı olmasını diliyorum.” dedi.

(Anadolu Ajansı, 25 Haziran 2018)

 

Suriyeli Askeri Muhaliflerden Erdoğan’a Tebrik

Suriye’nin farklı bölgelerindeki askeri muhalif gruplar Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı seçim başarısından dolayı tebrik etti. Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) çatısı altındaki askeri muhalif gruplardan Feylak er Rahman, Hamza Tümeni, Sultan Murat Tümeni, Kurtuluş Ordusu, Ulusal Kurtuluş Cephesi, Liva 51 ve Liva Semerkand grupları sosyal medya hesaplarından ayrı ayrı yazılı açıklamalar yaparak Erdoğan’ın seçim başarısını kutladı. Açıklamalarda, sonuçların Türkiye’ye halkı için hayırlı olması temennisinde bulunulurken, Erdoğan’a başarılar dilendi.

(Dünya Bülteni, 25 Haziran 2018)

 

İtalya’nın Başbakanı: “Göç, AB’nin Serbest Dolaşımı İçin Tehdit Oluşturuyor”

Giuseppe Conte, acil durum zirvesinde göç krizini çözmek için 10 maddelik bir plan sunuyor. İtalya, mültecilere ve göçmenlere ev sahipliği yapan Akdeniz ülkeleri üzerindeki baskıyı hafifletmeye çalıştığı için AB’nin sınır ötesi seyahat bölgesinin geleceği konusunda uyarıda bulundu. İtalya Başbakanı Giuseppe Conte, Brüksel’deki mini AB zirvesinde yaptığı açıklamada, göçle ilgili bir paradigma değişikliğinin temsil edildiğini söyledi. Ancak, sığınmacıların sorumluluklarıyla alakalı AB kurallarını değiştirmeye yönelik yaptığı bu iddialı hamlesine, diğer ülkelerin karşı çıkma olasılığı yüksek. Yeni popülist hükümetin 10 maddelik planı, daha önceki İtalyan hükümetleri tarafından önerilen tüm fikirleri yeniden canlandırıyor. Örneğin, tüm AB üye ülkelerinden, denizde kurtarılan göçmenlerin sorumluluğunu paylaşmalarını ve mültecileri kabul etmeyi reddettikleri takdirde AB fonlarından yararlanmalarını istiyorlar.

(The Guardian, 24 Haziran 2018)

 

BM: “ABD, Çocukları ve Mülteci/Göçmenleri Gözaltına Alternatifler Bulmalı”

Birleşmiş Milletler, göçmenlik politikalarının elden geçirilmesi ve göçmen çocukların ve ebeveynlerinin suçlu gibi muamele görmemesi gerektiğini söyleyerek gözaltına alternatifler bulmak için cuma günü Trump yönetimine çağrıda bulundu. Amerika Birleşik Devletleri, Meksika sınırını yasadışı yollardan geçmeye çalışan mülteci/göçmenleri kovuşturmak amacıyla 2.300’den fazla çocuğu ailelerinden ayırdığı için şiddetli eleştiriyle karşı karşıya kaldı. Başkan Donald Trump, çarşamba günü mülteci/göçmen aileleri bir arada tutmaya yönelik bir kararname imzalayarak geri adım attı. BM İnsan Hakları Sözcüsü Ravina Shamdasani Cenevre’de yaptığı açıklamada, “ABD hükümetinin çocukları ebeveynlerinden ayırmama kararını kabul etsek de bu uygulamanın artık çocukları ebeveynleriyle birlikte tutuklamak demek olduğunu anlıyoruz.” Shamdasani, çocukların, asla ebeveynlerinin göçmen/mülteci statüsüyle ilgili olarak gözaltına alınmaması gerektiğini konuşmasına ekledi. Kafesteki çocukların video görüntüleri ve çocukların karalanmasıyla ilgili bir ses bandı, dünya çapında öfkeye yol açtı. Londra Üniversitesi Profesörü Shamdasani, düzensiz göç suç olarak kabul edilmemeli, bu insanlara suçlu muamelesi yapılmamalı, dedi. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), ailelere karşı gözaltı yerine başka alternatifler olması gerektiğini savunurken, çocukların gözaltına alınmasına ve ayrımcılığa karşı olduğunu söyledi.

(Reuters, 22 Haziran 2018)

 

Hollanda Suriyeli Mültecilere Ev Sahipliği Yapan Ülkelere 400 Milyon Avro Yardımda Bulundu

Hollanda Hükümeti, pazar günü Ürdün, Lübnan ve Türkiye de dâhil olmak üzere Suriyeli mülteci dalgalarından etkilenen ülkeler için 400 milyon avro tutarında bir kalkınma yardımı programı onayladı. Bakanlıktan yapılan açıklamada, Planlama ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Mary Kawar ile Hollanda Dış Ticaret ve Kalkınma İşbirliği Bakanı Sigrid Kaag arasında gerçekleşen görüşmede 2019-2022 programının açıklandığı bildirildi. Hollanda, tarım, ticaret, eğitim, mesleki ve teknik eğitim sektörlerini destekleyerek ekonomik kalkınmayı teşvik etmek için fon kullanımını önerdi ve Hollanda’nın bu sektörlerdeki teknolojik uzmanlığının sunulacağını bildirdi. Kawar, Hollanda programının Ürdün hükümetinin çeşitli öncelikli sektörlerini içereceğini söyledi. Söz konusu program, “beklenen sonuçları gerçekleştirmek ve önümüzdeki birkaç yıl boyunca programın faydalarını en üst düzeye çıkarmak”  üzere ilgili bakanlarla “yakında” bir toplantıda tartışılacak. Kawar, duruma, Hollanda’nın kalkınma çabalarında ve Suriyeli mülteci krizinden kaynaklanan zorluklardan ötürü stratejik olarak sürekli destek sağladığını ve çalışmaları takdir ettiğini belirtti. Aynı gün Çalışma Bakanı Samir Murad ise işgücü sektöründe işbirliğini geliştirmek, kadınları güçlendirmek ve işgücü piyasasına katılımlarını artırmak için Kaag ile görüştü. Toplantıda Murad, kadınların sosyal ve ekonomik olarak toplumlarında geçimlerini ve yaşam standartlarını iyileştirmek için güçlendirilmesinin önemini vurguladı. Bu da, tüm Krallık için refah ve güvenliğin sağlanmasına katkıda bulunacak.

(The Jordan Times, 25 Haziran 2018)

 

AB Liderleri Yaptıkları Toplantıda Sığınmacı ve Göç Dalgası ile Alakalı Fikir Ayrılıklarını Tartıştı

Bazı AB liderleri Brüksel’de bir mini zirveye katılacaklar. Bu zirvede Avrupa’da sürekli yeni bir yaşam arayan göçmen ve mülteci akınıyla nasıl baş edilebileceğine dair farklı yaklaşımlar tartışılacak. 16 AB üye ülkesinin liderleri pazar günü Brüksel ‘de, Akdeniz’ de faaliyet gösteren sivil toplum kurtarma gemileri üzerinde aceleyle düzenlenen “gayri resmi bir çalışma toplantısı” için toplandılar. Özellikle Almanya ve İtalya’da yaşanan son anlaşmazlıklar AB üyesi ülkeler arasında 2015 göçmen krizinden beri üzerinde yoğun bir şekilde çalışılan göç ve iltica politikasında bölünmelere yol açtı.

Merkel’in İkilemi

Almanya Başbakanı Angela Merkel siyasi bir ikilemle karşı karşıya. Almanya’nın yeni iç hattaki İçişleri Bakanı Horst Seehofer, yeni göçmen girişlerini engellemek için Haziran ayı sonuna kadar sınırdaki göçmenleri geri döndüreceğine dair söz verdi.

(Deutsche Welle, 24 Haziran 2018)

 

Anket Sonuçlarına Göre, Amerikalıların Yüzde 75’i Göçün Ülke İçin İyi Olduğunu Söyledi

Amerikalıların çoğu sınırdaki göçmen ailelerin ayrılmasına karşı çıkıyor ve 2001’den beri nüfusları arttığı için, göçün iyi olduğunu söylüyorlar. Bu sonuçlar geçtiğimiz hafta yayınlanan göçmenliğe yönelik tutumlara ışık tutan bulgulardan bazılarıydı. Bu konunun, bazı Amerikalılar tarafından sonbahar ara seçimlerinden önce en çok ilgi gören konu olduğu düşünülüyor. Çoğu kişi Trump’ın göç politikasına karşı çıkarken, diğer Cumhuriyetçiler destekliyorlardı. Ancak kamuoyu yoklamalarından bu yana cumhurbaşkanı kamuoyunun baskısına uğradı ve sınırdaki aileleri çocuklarından ayırma politikasını durdurdu. Ve cumhurbaşkanının göçmen karşıtı tutumuna rağmen, dört Amerikalıdan üçü, milletvekili Gallup’a göre, göçün ulus için genel olarak iyi olduğunu söylüyor. Gallup Perşembe günü yayınlanan bir duyuruda, “Amerikalılar göçün ülkeleri için iyi olduğuna inanıyor ve göçmenlik nüfusunun düşürülmemesi gerektiğini belirtiyorlar.” demiştir. Son anketlere göre; Amerikalıların yüzde 75’i göçün ülkeleri için iyi olduğunu düşünüyor. Gallup’ a göre bu anketi iki haftada 1.500’den fazla yetişkin yaptı. Demokratlar ve partiyi destekleyenler arasında yüzde 85’i, göçmenlerin yüzde 65’ini Cumhuriyetçiler ile karşılaştırıldığında daha pozitif olarak görüyor. Her ne kadar farklı şekillerde sorulsa da, çoklu oy verme örgütleri, Amerikalıların genel olarak Cumhurbaşkanı Trump’ın aileleri sınırdan ayırma politikasına karşı olduklarını belirttiler.

Ülkenin En Büyük Sorunu…

Göçmenlik, Amerikalılar arasında da üst düzey bir politika kaygısı olarak ortaya çıkmıştır: Yaklaşık 2 bin yetişkin hakkında bir Pew Research Center araştırmasına göre, bu ayın en önemli sorunu insanlara soruldu. Cevaplar arasında göçmenlik, sağlık hizmetleri, işsizlik, ırk ilişkileri ve Donald J. Trump vardır. Bir önce ki ayın sorusuna göre göçmenlerin ülkenin karşı karşıya olduğu en büyük sorun olduğunu ifade eden Amerikalıların payı, Haziran ayında bir önceki aya göre yüzde 10 iken, yüzde 14’e çıktı.

(The New York Times, 23 Haziran 2018)

 

Lübnan’da “Suriyeli Sığınmacıların Geri Dönüşü” İçin Çalışmalar

Lübnan Dışişleri Bakanlığı, Suriyelilerin geri dönüşe hazırlık için gruplara bölünmesi teklifinin ülkedeki Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) tarafından onaylandığını duyurdu. Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, Suriyeli sığınmacıların ülkelerine geri dönmesi konusunda BMMYK’dan yazılı bir cevap geldiği belirtildi. Cevapta, BMMYK’nın geri dönüşe hazırlık için Suriyelilerin gruplara bölünmesi teklifini onayladığı ifade edildi. Açıklamaya göre, BMMYK verdiği cevapta, sığınmacılar ve Suriye’ye dönüşleri konusunu görüşmek üzere Dışişleri Bakanlığı, konuyla ilgili diğer bakanlıklar ve komisyonlarla toplantı yapmaya hazır olduğunu bildirdi. BMMYK’nın cevabında ayrıca, komiserliğin güvenli dönüşlerin önündeki engelleri kaldırmak için Suriye içinde daima çalışma halinde olduğu, halihazırda geri dönüş teşviki yapmadığı ancak gönüllü olarak bireysel veya toplu halde dönmek isteyenlerin önünde durmayacağı kaydedildi. Lübnan Dışişleri Bakanlığı 8 Haziran’da BMMYK tarafından sunulan ikamet başvurularının durdurulduğunu açıklamış, komiserlik görevlilerine “Suriye’de askeri hizmet, güvenlik durumu, konaklama, yaşam ve yardımların kesilmesi gibi konularda sorular sorarak sığınmacıları korkutma suçlaması” yöneltmişti. BMMYK’nın Şubat 2017 verilerine göre, Lübnan’daki Suriyeli sığınmacı sayısı 997 bine ulaştı.

(Anadolu Ajansı, 22 Haziran 2018)

 

Melania Trump’ın Ceketi ABD’yi Karıştırdı! Açıklama Donald Trump’tan Geldi

ABD’de ülkeye yasa dışı giren göçmen çocuklarının ebeveynlerinden ayrılması tartışmaları sürerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın eşi Melania Trump göçmen çocukların kaldığı bir tesisi ziyaret etti. First Lady’nin ziyaret sırasında giydiği ceket tartışma yarattı. ABD Başkanı Trump’ın eşi Melania Trump, Teksas’ın McAllen bölgesinde göçmen çocukların kaldığı bir tesise sürpriz ziyarette bulundu. Burada basın mensuplarına açıklamalar yapan Melania Trump, kamuoyunda tartışmalara neden olan “göçmen çocukların ebeveynlerinden ayrılması” uygulamasının sonuçlarını yerinde görmek için Teksas’a geldiğini söyledi. Yetkililerden bilgi alacağını dile getiren Trump, “Ailelerinden ayrılan çocukların en hızlı şekilde yeniden ebeveynleriyle buluşabilmesi için ne yapabileceğimi sormaya geldim” şeklinde konuştu. Öte yandan Amerikan medyasına yansıyan haberlerde, göçmen çocukların ailelerinden ayrılmasına neden olan uygulamadan Trump’ın vazgeçmesinde Melania ile kızı Ivanka’nın, etkili olduğu iddia edildi. Söz konusu haberlerde, dün bir başkanlık kararnamesi imzalayarak göçmen çocukların aileleriyle bir arada kalması yönünde talimat veren Trump’ın, eşi ve kızının sözlerinden etkilendiği öne sürüldü. Öte yandan, Melanie Trump’ın ziyaret sırasında giydiği ceketin sırt kısmında “Gerçekten umursamıyorum. Ya sen?” yazması tepki çekti. Bazı kesimler mesajın göçmen çocuklarına dönük olduğunu savunurken Donald Trump konuyla ilgili Twitter hesabından açıklama yaptı ve “Melanie’nin ceketinin arkasında yazan ‘gerçekten umursamıyorum ya sen?’ yazısı sahte medyanın haberlerine göndermedir. Melanie onların ne kadar ikiyüzlü olduklarını anladı, ve onları artık sahiden umursamıyor’ ifadesini kullandı. Göçmen tartışmaları sürerken Beyaz Saray’da kabinesini toplayan Trump, göçmenlerle ilgili yeni yasal düzenlemenin henüz yapılamamasında bir kez daha Demokratları suçladı. “Onların çocukları umursadığı yok, Demokratların bu konuda hiçbir fikri yok.” değerlendirmesini yapan Trump, “Bu ülkede göçmenlikle ilgili bir şeyler yapabiliyor olmamız, yasal bir adım atabilmemiz lazım” şeklinde konuştu. Trump ayrıca Meksika yönetiminin de söz konusu göçmenler konusunda hiçbir şey yapmadığını savunarak, “Meksika bizim için hiçbir şey yapmıyor. Onlar (göçmenler/mülteciler) Meksika’dan öylece geçip geliyorlar, sanki Central Park’ta yürür gibi” ifadelerini kullandı.

(Hürriyet, 22 Haziran 2018)

 

ABD Karıştı… Ağlama Seslerini Dinletti

Meclis üyesi Ted Lieu, ailelerinden ayrılan göçmen çocukların ağlama seslerini ABD kongresinde dinletti. ABD Başkanı Donald Trump, ülkeye yasa dışı yollarla giren göçmenlerin çocuklarının ebeveynlerinden zorla ayrıldığı uygulama nedeniyle oldukça eleştirilmişti. Trump uygulamadan geri adım atsa da “sıfır tolerans” politikası hala gündemde. Başkanın politikası son olarak Temsilciler Meclisi’ne taşındı. Demokrat Meclis Üyesi Ted Lieu, meclisteki konuşması sırasında ailelerinden ayrıldıktan sonra gözaltı merkezlerine konulan çocukların ağlama seslerini dinletti.

(Hürriyet, 23 Haziran 2018)

 

Macron’dan Sürpriz Çıkış… AB Ülkelerine “Yaptırım” Çağrısı

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, sığınmacı kabul etmek istemeyen Avrupa Birliği (AB) ülkelerine ekonomik yaptırım uygulanması çağrısı yaptı. Macron, ilk yurt dışı ziyaretini Fransa’ya yapan İspanya Başbakanı Pedro Sanchez ile Elysee Sarayı’nda görüştü.  Macron, toplantının ardından düzenlenen ortak basın toplantısında, görüşmenin Avrupa’da reform konusunda aynı görüşte olduklarını teyit etmelerini sağladığını belirterek, “Fransa ve İspanya, sığınmacılar ile ilgili sorunun etkili ve insani bir şekilde çözülmesi konusunda aynı stratejiye sahip.” dedi. Bu stratejinin 3 aşaması olduğuna işaret eden Macron, bunları sığınmacıların geldiği ülkelerle iş birliği yapmak, Schengen bölgesinin sınırlarını korumak ve iltica hakkına sahip olmayan sığınmacıları ülkelerine geri gönderip diğerlerini Avrupa’da karşılamak olarak sıraladı. Aquarius gemisiyle ilgili soruna değinen Macron, Fransa’nın İspanya ile mükemmel iş birliği yaptığını kaydetti. Yarın Brüksel’de sığınmacı konusunda “mini zirve” düzenleneceğini anımsatan Macron, zirvede sığınmacıların kendilerine en yakın limana insani bir şekilde sığınması yönünde öneride bulunacağını söyledi. Macron, gelecek günlerde AB olarak bu yönde bir karar alınmasını umduğunu vurguladı. Ekonomi ve Avro Bölgesi konularını da ele aldıklarını belirten Macron, İspanya ile bu konularda hemfikir olduklarına işaret etti. Almanya Başbakanı Angela Merkel ile vardıkları “Mesberg Anlaşması”nın önemli bir etap olduğuna dikkati çeken Macron, bu konuda İspanya ile çalışmaları gerektiğini söyledi. Macron, sığınmacıların AB sınırları dışında merkezlerde toplanması ile ilgili soru üzerine konuyu AB liderleri ile henüz görüşmediklerini ancak İspanya ve Fransa’nın Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) desteğiyle sığınmacıların geldiği Avrupa ülkesinde kabulü için “kapalı merkezlerin” kurulmasından yana olduğunu belirtti. İltica hakkına sahip olmayan sığınmacıların geldiği ülkelere geri gönderilmesi ve diğerlerinin de en iyi şartlarda Avrupa’da ağırlanması gerektiğini ifade eden Macron, böylece her Avrupa ülkesinin iltica hakkına sahip sığınmacıları kabul edeceğini, bunun sığınmacı sorununu insani açıdan çözmenin en iyi yöntemi olduğunu vurguladı. Macron, ülkesine sığınmacı kabul etmek istemeyen AB ülkelerine yaptırım uygulanması çağrısında bulunarak, “AB’nin dayanışmasından büyük ölçüde yararlanan ve sığınmacı meselesi söz konusu olduğunda ulusal bencilliklerini öne çıkaran ülkeler olmamalı.” dedi.  Hâlihazırda Avrupa’nın sığınmacı krizi değil, siyasi bir kriz yaşadığına dikkati çeken Macron, Fransa’nın sadece iltica hakkına sahip sığınmacıları kabul edeceğini kaydetti. Sanchez de Macron’un 26 Temmuz’da Madrid’i ziyaret edeceğini ve ziyaret sırasında bu konuları bir kez daha görüşme fırsatları olacağını söyledi. Macron’un AB’de reform yapılması gerektiği yönündeki ifadelerini değinen Sanchez, “İspanya ve Fransa aynı çizgide. Macron ile aynı siyasi iradeye sahibiz. Daha güçlü bir Avrupa istiyoruz. Dünyadaki sorunlara çözüm bulan bir Avrupa istiyoruz.” dedi. Sanchez, Avrupa’nın yaşadığı sorunları birlik içinde çözmesi gerektiğine inancını dile getirdi. Sanchez, “İspanya’nın yeni hükümeti, Fransa ile Almanya arasında varılan Mesberg Anlaşması’nı destekliyor.” dedi. AB olarak bir bütçeye sahip olmaları gerektiğini kaydeden Sanchez, Macron’un bu konuda İspanya’nın desteğine güvenebileceğinin altını çizdi. Sanchez, ülkesinin AB için alınacak önemli kararlarda yer almak istediğini ifade etti.  Aquarius olayında Fransız hükümetinin gösterdiği desteğe teşekkür eden Sanchez, “Sığınmacı meselesinin dayanışma, sorumluluk ve insan haklarına saygı çerçevesinde ele alınması gerekiyor.” dedi. Sanchez, sığınmacı konusunda transit ülkeler ve sığınmacıların geldiği ülkeler arasında iş birliğinin artırılması gerektiğini sözlerine ekledi.

(Hürriyet, 23 Haziran 2018)

 

BM ABD’ye Karşı Cephe Aldı… Serbest Bırakın

Birleşmiş Milletler (BM) özel raportörleri, ABD’ye yasa dışı yollarla girerken yakalanan göçmen ailelerden alıkonulan çocukların serbest bırakılması çağrısında bulundu. BM’nin Göçmenlerin Hakları Özel Raportörü Felipe Gonzalez Morales’in başını çektiği insan hakları uzmanları, yaptıkları ortak yazılı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ın, çarşamba günü bir başkanlık kararnamesi ile ebeveynleri yakalanan göçmen çocukları alıkoyma uygulamasını durdurmasının sorunu çözmediğini vurguladı. Çocukların alıkonulmasının “cezalandırıcı” olduğunu ve “işkence” anlamına gelebileceği uyarısında bulunan uzmanlar, “ABD hükümetine, bu çocukların göçmenlik göz altısından serbest bırakılmaları ve çocukların aileleriyle yeniden birleştirilmeleri çağrısında bulunuyoruz.” ifadesini kullandı. Öte yandan, BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Sözcüsü Ravina Shamdasani, Cenevre’de düzenlenen basın toplantısında, çocukların asla alıkonulmaması gerektiğini söyledi. ABD’ye göçmen sorunun çözümü için yeni alternatifler bulunması çağrısı yapan Shamdasani, Trump’ın yeni kararnamesiyle çocukların bu kez ebeveynleri ile alıkonacağına işaret etti. UNICEF Sözcüsü Christophe Boulierac ise ABD yönetiminin çocukları tek başına veya aileleriyle alıkoymasına kesinlikle karşı olduklarının altını çizdi.

Trump, Uygulamayı Durdurmuştu

Çoğunluğu Latin Amerika ülkelerinden gelen göçmen çocuklar, geçen hafta sonu ilk kez Teksas’ın McAllen bölgesindeki bir tesiste görüntülenmişti. Teksas eyaletinin güneyindeki tesislerden birine giren kameralar, yüzlerce çocuğun yaş ve cinsiyetlerine göre tel örgüden yapılmış ayrı “kafesler” içinde tutulduğunu tespit etmişti. Görüntüler ülkede ve dünyada sert tepkilere neden olurken, Trump söz konusu uygulamayı durduran Başkanlık Kararnamesini imzalamış ve Kongre’ye kapsamlı bir göçmenlik yasası çıkarması çağrısında bulunmuştu.

(Hürriyet, 22 Haziran 2018)

 

Amerikan Üslerine Göçmen Kampları

ABD donanmasının ülkedeki askeri üslerde göçmen kampları inşa etmeyi planladığı bildirildi. Time dergisinin ele geçirdiği taslak halindeki iç yazışmada, Kaliforniya, Alabama ve Arizona’da kullanılmayan hava üslerine binlerce göçmen için çadır kamplar kurulması planlandığı ifade ediliyor. Yazışmada Alabama’daki hava üslerinin 25 bin, Kaliforniya’da iki ayrı üssün 47 biner kişiyi barındırabileceği belirtiliyor. İç yazışmada donanmanın 6 aylık süreçte 25 bin kişi için çadır kenti faaliyete geçirebileceği, bunun için 233 milyon dolar harcayacağı hesap ediliyor. Donanma sözcüsü Yüzbaşı Greg Hicks, Time’a yaptığı açıklamada, planları içeren iç yazışma belgelerini tartışmanın uygun olmayacağını söyledi.

(Hürriyet, 23 Haziran 2018)

 

Çalışanlardan Trump Manifestosu

ABD Başkanı Donald Trump’ın, Meksika sınırından 2 bin 300 çocuğu ailelerinden ayıran ‘sıfır tolerans’ politikası tüm dünyanın gündemine oturdu. Çocukların kafeslerdeki görüntüleri ve ağlama sesleri içeriden ve dışarıdan herkesin tepkisini çekti. Nihayet Trump, gelen tepkiler sonucunda çarşamba günü ebeveynlerle çocukları bir arada tutacak bir kararnameye imza attı. Trump’ın göçmen politikası ABD’de pek çok şirket çalışanı ve yöneticisi tarafından da eleştirildi. Son olarak 100’den fazla Microsoft çalışanı şirketlerinin ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi ile çalışmasına son vermesi için imza topladı. 100’den fazla Microsoft çalışanı, şirketlerinin Amerika Birleşik Devletleri Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi (ICE) ile çalışmasına son vermesi için bir mektup imzaladı. Trump yönetiminin Meksika sınırında çocukları ailelerinden ayıran göçmen politikası üzerine yayınlanan mektupta çalışanlar, aileleri ayırmayı “insanlık dışı” olarak nitelendirdi ve “işbirliği kabul edilmemeli” dedi. New York Times’da yayımlanan mektupta, “Microcoft’un etik bir duruş sergileyeceğine, çocukları ve aileleri kârın üzerinde tutacağına inanıyoruz” denildi. Mektupta, Microsoft’un Amerika Birleşik Devletleri Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi (ICE) ile data işleme ve yapay zeka yetkinlikleri için 19.4 milyon dolarlık anlaşması bulunduğuna dikkat çekildi. Çalışanların yayınladığı mektuptan hemen sonra Microsoft, bir not yayınladı. Şirketin CEO’su Satya Nadella’nın göçmen politikasını ‘acımasız’ olarak nitelendirdiği notta, Microsoft’un aileleri ayırmak için hükümet ile herhangi bir projede birlikte çalışmadığını söyledi.

Eleştiri Dalgası

Sıfır tolerans politikasının sonucu olarak 2 bin 300 çocuk ailelerinden ayrıldı. Microsoft çalışanlarının yazdığı mektup da teknoloji çalışanlarının Trump yönetiminin “sıfır tolerans” politikasını eleştiri dalgasının bir parçası. Google, Apple ve Facebook’un da aralarında bulunduğu Silikon Vadisi şirketleri, son dönemde göçmenler için yardım kampanyalarını destekleyen mailler yaydılar, bazı çalışanlar da iç mesaj tahtasına yazılar yazıp, üst yönetimden cevap beklediler. Silikon Vadisi’ndeki diğer şirketlerin çalışanları kadar üst düzey yöneticiler de konuyla ilgili paylaşımlar da bulundular. Google’ın üst düzey yöneticisi Sundar Pichai, twitter’da şunları yazdı: “Ailelerinden ayrılan çocukların hikâyeleri ve görüntüleri yürek parçalayıcı. ”Apple’ın CEO’su Tim Cook, Irish Times’a olayın insanlık dışı olduğunu söyledi: “Çocukların seslerini işitmek, görüntülerini görmek çok üzücü. Çocuklar toplumun en savunmasız kesimi. Yapılan şey insanlık dışı, bir an önce durdurulmalı. “ Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg de “Bu politikayı bir an önce durdurmalıyız” dedi.

Trump Geri Adım Attı

Tüm dünyanın tepkisini çeken Trump, çarşamba günü imzaladığı kararname ile aileleri ve çocukları ayıran politikasına son vereceğini duyurdu. Trump, yaptığı açıklamada “Sınırlarımızı güven altında tutarken, aileleri de bir arada tutacağız. Ülkemize yasadışı yollardan giren insanlara yönelik ‘sıfır tolerans’ politikamızı sürdüreceğiz. Ancak bu kararname çocukların ailelerinden ayrılmaları sorunun çözecek” dedi. Fakat bu çocukların anne babalarıyla nasıl ve ne zaman bir araya gelebilecekleri konusunda net bir bilgi yok.

Yapay Zeka Silah Olmasın

Teknoloji şirketlerinin çalışanlarının bu tepkileri, Ocak 2017’de Silikon Vadisi çalışanlarının Trump’ın çoğunluğu müslüman 7 ülkeden göçmen alımını durdurması üzerine isyan etmelerini hatırlattı. O zaman Google, Amazon ve Expedia gibi şirketler, yasağın kalması için açılan davaya destek olacaklarını açıklamışlardı. Bir çok teknoloji şirketinin çalışanları birinci kuşak göçmenlerden ya da göçmen ailelerde yetişen kişilerden oluşuyor. O zamandan bu yana teknoloji çalışanları şirketlerinin etik davranışları konusunda daha yakından izliyor. Pek çok teknoloji çalışanı kendi şirketlerine karşı eyleme geçti. Nisan ayında, Pentagon için geliştirilen yapay zekalı savaş uçağı projesi Project Maven için çalışmak istemeyen bir düzine Google çalışanının istifa ettiğini ve 3 bin 100 Google çalışanın da bir mektup imzalayarak projeye karşı çıktığını gördük. Çalışanlar Google CEO’suna yazdıkları mektupla “Google savaş işinde yer almamalı” diyerek uyarıda bulundu. Project Maven ile drone’lar çektikleri fotoğrafları kendileri analiz ederek hedef tespiti yapabiliyor ve kendi kendine ateş etme kararı alabiliyorlar. Google, yaptığı açıklamada geliştirdikleri yapay zeka yazılımlarının bundan böyle silah endüstrisinde kullanılmasına izin verilmeyeceğini duyurdu. Google’ın benimsediği yeni ilkelere göre, şirket fiziksel zarara yol açabilecek yapay zeka uygulamaları geliştirmeyecek.

(Hürriyet, 24 Haziran 2018)

 

İtalyan Bakandan Skandal Sözler

Görevine 1 Haziran’da başlayan İtalya Başbakan Yardımcısı ve İçişleri Bakanı Matteo Salvini, şimdiden birçok tartışmalı eylem ve açıklama yaptı. Göçmenlerin İtalya’ya girmesine izin vermeyen Salvini, “Onlar İtalya’yı sadece kartpostallarda görür” dedi. Salvini, kendisini eleştiren ve mafyanın hedefindeki bir gazeteciye ise “korumalarını kaldırırım” diye mesaj gönderdi. İtalya’da 5 Yıldız Hareketi ile birlikte koalisyon hükümetinde yer alan radikal sağcı Lig Partisi’nin lideri Matteo Salvini, başbakan yardımcılığı ve içişleri bakanlığı koltuğuna oturalı daha bir 1 ay olmadan tartışmalı açıklamalarıyla tepki çekmeye başladı. Göçmen karşıtı Lig Partisi’nin lideri Salvini, geçtiğimiz günlerde 629 göçmeni taşıyan Aquarius gemisinin İtalya’ya yanaşmasına izin vermemesiyle gündeme gelmişti. Malta ve İtalya’nın reddettiği göçmenlere İspanya’nın sosyalist başbakanı Pedro Sanchez sahip çıkmıştı. İtalyan bakan, şimdi de Alman bir STK’ya ait olan Lifeline adlı mültecileri kurtarma gemisinin ülkesine gelmesine karşı çıkıyor. Salvini, 224 göçmeni taşıyan gemi için Malta’nın limanını açmasını istedi. 45 yaşındaki Salvini, “Malta’dan insani ve siyasi şekilde limanlarından birini açmasını ve bu çaresiz insanların karaya çıkmasına izin vermesini istiyoruz” dedi. Salvini, göçmenlerin İtalya’ya girmesini önleyeceklerini söylerken, “Onlar (göçmenler) İtalya’yı sadece kartpostallarda görecek” dedi. İtalyan bakan sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir kişi daha alamayız. Tam tersine birkaçını göndermek istiyoruz. İtalyan limanları artık insan kaçakçılarının kontrolünde değil. Malta limanlarını açın. Fransız limanlarını açın”.

‘Yeraltı Dünyasının Bakanı’

Salvini’nin çıkışları sadece göçmenlerle sınırlı kalmadı. Aşırı sağcı siyasetçi, kendisini ve lideri olduğu Lig Partisi’ni eleştiren bir gazeteciyi polis korumasını kaldırmakla üstü kapalı tehdit etti. Gazeteci Roberto Saviano, 2006’da yazdığı Gomorra adlı kitapla İtalyan mafyasının ilişkilerini anlatmıştı. Bunun ardından Saviano’ya polis koruması verilmişti. Bakan Salvini, gazeteciye sağlanan koruma polislerinin masraflı olmasını gerekçe göstererek bunun kaldırılabileceğini ifade etti. Mafyadan Saviano’ya karşı hala bir risk olup olmadığının değerlendirilmesinin gerektiğini söyleyen Salvini, “Bana o (Saviano) yurtdışında çok zaman harcıyor gibi geliyor. İtalyan halkının parasının nasıl harcandığı incelenmeli” dedi. Bunun üzerine gazeteci Saviano sosyal medyadan bir video yayınlayarak, bakana “soytarı” ve “yeraltı dünyasının bakanı” dedi. Saviano, bakan Salvini’nin “düşmanlarından biri olmaktan mutluluk duyduğunu” kaydetti. Salvini’ye “Beni tehdit ettiğini, gözümü korkuttuğunu mu sanıyorsun?” diyen gazeteci, aşırı sağcı bakanın hedefinde dün göçmenler bugün kendisinin olduğunu ifade ederken, İtalyan halkını “Yarın da siz olacaksınız” diye uyardı.

‘AB İçin 2019 Kritik’

Matteo Salvini, tartışmalı son açıklamasını da Alman dergisi Der Spiegel’e yaptı. Tamamı bugün yayınlanacak olan röportajda Salvini, gelecek yıl Avrupa Birliği’nin kaderinin belirleneceğini söyledi. 2019’daki Avrupa Parlamentosu seçimleri ve yeni AB bütçesiyle ilgili müzakerelerin kritik faktörler olduğunu söyleyen Salvini, “Bir yıl içinde birleşik bir Avrupa’nın var olup olmayacağı belli olacak” dedi.

(Hürriyet, 24 Haziran 2018)

 

Merkel: Türkiye’yle Varılan Anlaşmanın Benzerleri, Mültecilerin Vatandaşı Olduğu Ülkelerle De Yapılmalı

Almanya Başbakanı Angela Merkel, Avrupa Birliği’nin (AB) Türkiye’yle varılan mülteci anlaşmasını iyi bir örnek olarak gördüğünü ve bu anlaşmanın benzerlerini mültecilerin vatandaşı olduğu ülkelerle de yapmayı düşündüğünü açıkladı. AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker’in daveti üzerine aralarında Almanya, Fransa, Hollanda ve İtalya’nın da bulunduğu 16 ülkenin lideri, Komisyon binasında, gayriresmi çalışma toplantısında bir araya geldi.

‘Türkiye’ye Ödemenin İkinci Kısmını Gerçekleştirmek Zorundayız’

Toplantı öncesi basına değerlendirmelerde bulunan Almanya Başbakanı Angela Merkel, Avrupa Birliği’nin (AB) Türkiye’yle varılan mülteci anlaşmasını ‘iyi bir örnek’ olarak gördüğünü ifade etti. “(Mültecilerin) Geldikleri ve geçiş noktaları olan ülkelerle ilişkilerimiz göz önünde bulundurulduğunda, AB-Türkiye anlaşmasının örnek teşkil ettiği konusunda tekrar hemfikiriz. Ancak şimdi, Türkiye’nin Avrupa yardımıyla mültecileri destekleme yönündeki harika görevini yerine getirebilmesi için, ödemenin ikinci kısmını gerçekleştirmek zorundayız” diyen Merkel, benzer anlaşmaların mültecilerin geldikleri ülkelerle de yapılması gerektiği konusunda toplantıya katılan liderlerle anlaştıklarını ifade etti. Esas olarak 28-29 Haziran’da düzenlenecek AB Liderler Zirvesi’nde sığınmacı sorununun ele alınacağını belirterek, “Bugün toplantının gündemi, dış sınırlarımızın nasıl korunacağına ve Avrupa’ya yasa dışı göçün nasıl azaltılacağına odaklanacak” dedi. Sığınmacı sorununa çözüm bulunmasının zor olduğunu vurgulayan Merkel, tüm 28 üyenin ortak karar almasını beklemenin mümkün olmadığını, bu nedenle ikili ya da üçlü anlaşmalar sağlanmasının önem taşıdığını ifade etti.

Macron: Bu Bir Siyasi Kriz

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da “Avrupa’nın şu anda bir siyasi krizle karşı karşıya olduğu” değerlendirmesini yaptı. Sığınmacı sorununa bir “Avrupa çözümü” bulunması gerektiğini ifade eden Macron, bunun 28 üye ülkenin iş birliğiyle gerçekleşebileceğini ancak bu mümkün olmazsa da bazı üye ülkelerin birlikte hareket etme kararı alabileceğini belirtti. “Fransa’nın kimseden ders alacak durumu yok, en fazla sığınmacı kabul eden ikinci ülke konumundayız.” diyen Macron, sığınmacı sorununa bulunan çözümün yasa dışı göçle mücadele etmesi, bunun da insani bir şekilde yapılması gerektiğini vurguladı. Macron, AB’nin, sığınmacıların geldiği ve transit yaptığı ülkelerle birlikte çalışması gerektiğini ifade etti.

Conte: Dublin Sözleşmesi Acil Durum Mantığına Göre Düzenlenmiş

İtalya Başbakanı Giuseppe Conte de toplantıya sığınmacı sorununu çözmek için İtalya’nın önerisini sunmaya geldiğini söyledi. “Avrupa için Çok Yönlü Göç Stratejisi” olarak adlandırdığı önerinin sığınmacı akınını sürdürülebilir bir şekilde yönetmeyi öngördüğünü belirten Conte, bununla Dublin Sözleşmesi’ni geride bırakmayı amaçladıklarını kaydetti. Conte, “Dublin Sözleşmesi acil durum mantığına göre düzenlenmiş bir sözleşme. Sorunu yapısal olarak çözmeliyiz. Kamuoyu bunu istiyor” diye konuştu.

(Sputnik Türkiye, 24 Haziran 2018)

 

ABD, Suriye’nin Güneyindeki Muhaliflere Sırtını Dönüyor

ABD, Suriye’nin güneyinde Esed rejimi ve destekçilerinin şiddetli saldırılar başlatmasının ardından muhaliflere daha fazla destek olmayacağı mesajını verdi – ABD’li yetkililerin muhaliflere ilettiği mesajdan: – “Bizden herhangi bir askeri müdahale beklemeksizin ailenizin, askeri grubunuzun ve kendi çıkarlarınızın doğrultusunda karar verin.” ABD, Suriye’nin güneyindeki Dera ilinde Beşşar Esed rejimi ve destekçisi İran güçlerine karşı mücadelede veren askeri muhalif gruplara başlarının çaresine bakmaları yönünde mesaj iletti. Dera’daki AA muhabirlerinin askeri kaynaklardan edindiği bilgiye göre, ABD yetkilileri, Esed rejimi ve destekçilerinin saldırılarının hedefindeki Dera ilindeki askeri muhaliflere Arapça bir mesaj gönderdi. AA’nın elde ettiği metinde, “ABD hükümeti olarak yaşadığınız durumun farkındayız. Ruslara ve Suriye rejimine ülkenin güneybatısındaki gerginliği azaltma bölgesinde herhangi bir askeri operasyona kalkışmamaları konusunda sürekli olarak nasihatlerde bulunuyoruz. Bizden herhangi bir askeri müdahale beklemeden ailenizin, askeri grubunuzun ve kendi çıkarlarınızın doğrultusunda karar verin.” ifadelerine yer verildi. ABD, İngiltere ve Ürdün devleti Suriye’nin güneyindeki muhaliflere 2015 yılından bu yana destek veriyordu. Dera, Astana süreci garantörleri Türkiye, İran ve Rusya’nın Mayıs 2017’de oluşturduğu 4 gerginliği azaltma bölgesinden biriydi. Rusya ve ABD, 2 ay sonra Dera’yı bu kapsamdan çıkararak ayrı bir güvenli bölge ilan etmiş, ABD de bölgede desteklediği muhaliflere yardımlarını kesmişti.

Dera’da Sivillerin Paniği

ABD’nin tüm uyarılarına rağmen, rejim ve destekçisi İran, ülkenin orta kesimindeki kazanımlarından sonra, güneyi de ele geçirmek için Dera’ya çarşamba günü operasyon başlatmıştı. Şiddetli saldırılar ve bölgenin rejim ve destekçilerinin kontrolüne geçeceği endişesiyle yaklaşık 750 bin sivilin yaşadığı Dera’dan göç dalgası başlamıştı. Göç yolundaki sivillerin yiyecek ve barınma imkanlarından yoksun olması nedeniyle on binlerce kişi insani kriz yaşanıyor.

(Anadolu Ajansı, 24 Haziran 2018)

 

Kanada’daki Suriyeli Çocuklar Korosuna Trump’tan Vize Engeli

Kanada’da Suriyeli çocuklardan oluşan Nai Çocuk Korosu, Trump’ın 5 Müslüman ülke vatandaşları için koyduğu vize yasağı nedeniyle Washington’daki koro festivaline katılamayacak. Nai Çocuk Korosu Direktörü Fei Tang, yaptığı açıklamada, yaşları 5 ile 15 arasında değişen yaklaşık 60 çocuktan oluşan koronun, performanslarını sergilemek üzere 2 Temmuz’da Washington’da gerçekleştirilecek Serenade Koro Festivali’ne davet edildiğini söyledi. Direktör Tang, korodaki çocukların, Trump yönetiminin seyahat yasağı getirdiği ülkelerin vatandaşları olmaları nedeniyle ABD’deki uluslararası festivalde gösteri yapmaya gidemeyeceklerini vurguladı.

“Çok Heyecanlıydılar”

Tang, çocukların ABD’nin başkentinde dünyanın her yerinden gelecek korolarla şarkı söyleme fırsatından ötürü çok heyecan duyduklarını ancak bu festivale katılmalarının imkansız olduğunu ifade etti. Bu durumu hem çocuklara hem de ailelerine izahta çok zorlandığını anlatan Tang, “Siyasi iklime baktık ve muhtemelen gidemeyeceğimize karar verdik. Bu hiç pratik değil.” dedi.

“Travmalarını Tetiklemek İstemiyoruz”

Fei Tang, çocukların mutluluklarını riske atmamak için ABD’den vize alma başvurusunda bulunmayacaklarını, yerine başka planlar yapmaya karar verdiklerini aktardı. Tang, İngilizce ve Fransızca şarkıların yanı sıra, Suriyeli halk ezgilerini de seslendiren koronun, çocuklar için adeta bir müzik terapisi anlamına geldiğini belirterek, “Çocukların ABD yetkilileri tarafından reddedilmesinin yeni evlerine uyum sağlamada kaydettikleri ilerlemenin bir kısmını geri çevirebileceğinden endişe ettik. Onlar için mümkün olan en olumlu deneyimi sunmaya odaklanmalıyız. Travmalarını tetikleyecek hiçbir şey istemiyoruz.” diye konuştu.

Okul Seyahati De İptal Edilmişti

ABD Başkanı Trump’ın geçen yıl mart ayında uygulamaya koyduğu İran, Libya, Somali, Suriye ve Yemen vatandaşlarının ülkeye girişini yasaklayan karar nedeniyle, geçen yıl Toronto Halk Okullları Kurulunun daha önceden kararlaştırılan ABD’ye okul gezisi de iptal edilmişti.

(Anadolu Ajansı, 25 Haziran 2018)

 

Eğitimli Suriyeli Kadınlar Örgütlendi

Kimi doktor, kimi avukat, kimi mühendis… Suriye’deki savaştan kaçıp geldiler, Türkiye’de vasıfsız eleman oldular, şimdi hem Türk toplumuna entegrasyonu sağlamak hem de mesleklerini yapabilmek amacıyla SENA adlı bir toplulukta bir araya geldiler. Kimi edebiyatçı, kimi doktor, kimi avukat, ama burada hepsi vasıfsız eleman gibi… Suriye’deki iç savaştan kaçıp Türkiye’ye sığınmış olan beyaz yakalı Suriyeli kadınlar, kendileri gibi üniversite mezunu Suriyeli göçmen kadınlara iş imkanı bulabilmek ve Suriyeli kadınların Türk toplumuna entegrasyonunu sağlayabilmek amacıyla “SENA” (Suriyeli Kadınları Güçlendirme Topluluğu) adında bir topluluk kurdular. Suriyeli kadınlara yönelik eğitici seminerler ve kurslar düzenleyen topluluktaki kadınların en büyük amacıysa Türkiye’de kendi mesleklerini yapabilmek. İstanbul Fatih’teki Uluslararası Arap Akademisyenler Derneği’nin ofisini kullanan SENA üyelerinin arasında ekonomistlerden mühendislere kadar geniş bir yelpazeye uzanan beyaz yakalı Suriyeli kadınlar bulunuyor. SENA’nın Başkanı 44 yaşındaki Şeyma Buti, Şam Üniversitesi Arap Dili ve Edebiyatı mezunu, iç savaştan önce Suriye’de gazetecilik yapıyormuş, Türkiye’deyse Arapça öğretmenliği yapıyor. Buti’nin 2012’de üniversite öğrencisi olan kızı, üniversitede rejim karşıtı bir yürüyüşe katıldığı için tutuklanınca artık emniyette olmadıklarını anlamış: “Kızım iki buçuk ay cezaevinde kaldı, o saatten itibaren her ikimizin de hayatı tehlikede olduğu için o hapisten çıkar çıkmaz Suriye’yi terk etmek zorunda kaldık. Kızım oradayken fen bilimleri okuyordu ama şimdi sıfırdan başladı, Mardin Artuklu Üniversitesi’nde siyaset bilimi okuyor, o dahil olmak üzere bütün üniversite mezunu Suriyeli kadınlara iş fırsatı yaratılmasını istiyoruz” diyor.

Sıkıntımız İş Bulmak

Buti, Suriyeli göçmen kadınların en büyük sorununun iş bulmak, işsizlik ve geçim sıkıntısı olduğunu söylüyor: “Suriye’deki savaşta kocasını kaybetmiş ve burada geçinmek için kendisi çalışmak zorunda olan çok kadın var. Ancak Suriyeli üniversite mezunu kadınların burada iş bulması çok zor. Biz de hem bu kadınların sosyal hayata daha fazla entegrasyonunu sağlamak, hem yeteneklerini geliştirmek, hem de onlara iş imkânları bulabilmek için bu topluluğu kurduk.” Buti’ye göre yasal engellerin yanı sıra Suriyeli kadınların iş bulmasın önlerindeki en büyük engellerden biri de dil bariyeri ve Türk toplumundaki Suriyelilere karşı olan önyargılar: “Geçinmek için başka işler yaptığımızdan Türkçe öğrenmeye vaktimiz olmuyor. Türk toplumunda bizimle empati kuran ve bize iyi davranan çok insan var, ama biraz önyargı da var. Örneğin bazıları ‘Suriyeliler geldi işimizi elimizden aldı, yüzünden iş bulamıyoruz’ diyor, hâlbuki Suriyeliler de geçim derdinden dolayı düşük ücretlere çalışıyor. Aramızda diş hekimi, avukat, mühendis, iktisatçı var, hiçbiri mesleklerini yapamıyor.” Dernek merkezinde düzenledikleri kursların konularıysa savaştan kaçıp gelen bir göçmen topluluğu için oldukça sofistike: “Eleştirel düşünce teknikleri, problem çözme teknikleri, düşünsel yetenekleri geliştirme, vs.” Buti, üyelerinin yüzde 90’ından fazlası üniversite mezunu olduğundan dolayı bu tür kurs ve seminerlerle onların mevcut olan yeteneklerini daha da geliştirmeyi amaçladıklarını söylüyor.

Kızımı Okutmak İçin Evimi Arabamı Sattım

Nuha Feneri (57), muhasebeci. Türkiye’ye 2015’te Şam’dan gelmiş. Feneri, hikayesini şöyle anlatıyor: “Şam’da Suriye Ticaret Bankası’nda memur olarak çalışıyordum. Savaş sırasında oturduğumuz bölgede sürekli kız kaçırma vakaları oluyordu, Türkiye’ye geldik. Kızlarımın ikisi evli, birisi muhasebeci, dördüncüsü ise Beykent Üniversitesi’nde iç mimari okuyor, onu okutmak için Şam’daki evimi ve arabamı sattım” diyor. Türkiye’ye pasaportuyla giriş yapan Feneri’nin en büyük sıkıntısıysa devlet hastanelerinde sınırdan kaçak yollardan gelen Suriyeli sığınmacılarla aynı haklara sahip olamamak: “Biz kurallara uygun bir şekilde geldiğimiz için geçici kimlik kartı alamadık, o yüzden de bu sağlık hizmetlerinden faydalanamıyoruz. Ben kanser tedavisi için özel hastanelere binlerce lira ödüyorum.” Beyan Sallahi (55) ise Suriye’de Şam Üniversitesi’nde biyoloji, kimya ve matematik okumuş.  Sallahi, “Dört çocuğum var, kaçmasaydık iki oğlumu zorla askere alacaklardı, şimdi en büyük sıkıntım mesleğimi yapamamak ve geçim derdi” diyor.

(Hürriyet, 22 Haziran 2018)

 

Göçmen Kaçakçılarının Tarifesi: Çocuklar 1500, Yetişkinler 3 Bin Dolar

Tekirdağ’ın Ergene ilçesinde jandarma ekiplerinin şüphe üzerine durduğu minibüste 2’si çocuk 14 Irak uyruklu kaçak yakalanırken, onlara kılavuzluk yapan 3 şüpheli tutuklandı. Göçmen kaçakçlığı şüphelileri yetişkinlerden 3 bin, çocuklar için ise 1500 dolar aldıklarını söyledi. Ergene İlçe Jandarma Komutanlığı’na bağlı Ulaş Merkez Karakolu ekipleri Selim S. idaresindeki 16 GM 705 plakalı minibüsü TEM otoyolu Çorlu gişeler mevkiinde şüphe üzerine durdurdu. Araçta yapılan incelemede 2’si çocuk 14 Irak uyruklu kaçak yakalandı. Olayla ilgili olarak araç sürücü Selim S. ile kaçaklara kılavuzluk yaptığı belirlenen Pakistan uyruklu Züber H. ve Halil H. de gözaltına alındı. Ayrıca araçta şişme bot ve kürekler bulundu.

Çocuklar 1500, Büyükler 3 Bin Dolar

Gözaltına alınan ve kaçaklara kılavuzluk yaptığı belirlenen 3 şüpheli, Ergene İlçe Jandarma Komutanlığı’na getirilerek ifadeleri alındı. Adliyeye sevk edilen şüphelilerden Pakistanlı Züber H. yetişkinler için 3 bin dolar, çocuklar için ise 1500 dolar aldıklarını itiraf etti. Üç şüpheli çıkarıldığı mahkemece ‘göçmen kaçakçılığı’ suçundan tutuklandı. Araçta yakalanan kaçaklar ise işlemleri için Edirne Göç İdaresi Müdürlüğü’ne teslim edildi.

(Hürriyet, 23 Haziran 2018)

 

Mülteci Kadınlar Türkçe Öğreniyor

Ankara Büyükşehir Belediyesi, yaşanan iç karışıklık nedeniyle ülkelerini terk etmek zorunda kalan ve Başkent’te yaşayan mülteci kadınların Türkçe öğrenmesi için açılan dil kursuna katkı sağlıyor. Ankara Büyükşehir Belediyesi, yaşanan iç karışıklık nedeniyle ülkelerini terk etmek zorunda kalan ve Başkent’te yaşayan mültecilerin yanında olmayı sürdürüyor. Her yaştan mülteciye barınmadan beslenmeye, eğitimden sağlığa kadar farklı farklı konularda destek olan Büyükşehir Belediyesi, bu kez de mülteci kadınların Türkçe öğrenmesi için açılan dil kursuna katkı sağlıyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) ile Büyükşehir Belediyesi ortaklığında yürütülen proje çerçevesinde açılan dil kursunda ilk etapta 99 mülteci kadın Türkçe eğitim almaya başladı. Altındağ Hanımlar Lokalinde açılan dil kursunda, mülteci kursiyerlere eğitimin sonunda A1 Dil Sertifikası verilecek. Mülteci kadınlar ikişer aylık periyotlar halinde devam ettirilecek dil kurslarına katılabilecek. Birleşmiş Milletler ile 2017 Aralık ayında imzalanan protokol kapsamında, projenin 3 aşamadan oluştuğuna dikkat çeken yetkililer, mülteci çocukların okullarda eğitimi başta olmak üzere annelerine de Türkçe dili ve mesleki eğitim imkanı sağlandığını ifade ettiler. Projenin birinci aşamasında sokakta çalışan 193 mülteci çocuk okullarda eğitim almaya başlarken, ikinci aşamada 99 mülteci kadına da Türkçe dil eğitimi verilmeye başlandı. Üçüncü aşamada ise mesleki kurslar düzenleneceğini vurgulayan yetkililer, “Aralık 2018 tarihinde sona erecek proje ile hem mülteci çocuklar okullaşmış hem de anneleri mesleki beceri kazanarak ekonomik bağımsızlıklarını kazanmış olacaklar” açıklamasında bulundular.

(Milliyet, 24 Haziran 2018)

 

Lastik Botta 41 Kaçak Göçmen Yakalandı

İzmir’in Menderes ilçesi açıklarında, lastik botla yasa dışı yollardan Yunan adalarına geçmeye çalışan, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 41 kaçak göçmen yakalandı. Dün saat 07.10’da, sahil güvenlik mobil radarı tarafından, Özdere Mahallesi açıklarında, lastik bot içerisinde bir grup kaçağın bulunduğu tespit edildi. Bölgeye gönderilen sahil güvenlik ekibi, lastik bottaki kaçakları durdurdu. Bottaki 14’ü Angola, 9’u Orta Afrika Cumhuriyeti, 5’i Liberya, 4’ü Kongo, 3’ü Filistin, 2’si Güney Afrika Cumhuriyeti, 1’i Irak, 1’i Mali, 1’i Moritanya ve 1’i Sierra Leone uyruklu, toplam 41 kaçak yakalandı. 22’si erkek, 16’sı kadın, 3’ü çocuk olan kaçaklar, yapılan işlemlerin ardından İl Göç İdaresi Müdürlüğü’ne teslim edildi.

(Hürriyet, 23 Haziran 2018)

 

Suriyeli İşçileri Taşıyan Kamyonet Devrildi: 2 Ölü, 29 Yaralı

Bursa’nın Yenişehir ilçesinde Suriyeli işçileri taşıyan kamyonet şarampole yuvarlandı. Kazada 2 kişi öldü, 29 kişi yaralandı. Kaza, Yenişehir-İnegöl yolu 7’inci kilometresinde sabah saatlerinde meydana geldi. Suriye uyruklu yaklaşık 31 işçiyi fasulye tarlasında çalışmaya götüren Sinan Aslanalp kontrolündeki 16 ABJ 793 plakalı kamyonet bilinmeyen bir nedenle kontrolden çıkıp şarampole yuvarlandı. Kazada ilk belirlemelere göre 2 kişi hayatını kaybederken, 29 kişinin de yaralandığı, bazı yaralıların hayati tehlikesinin sürdüğü belirtildi. Yaralılar, Yenişehir Devlet Hastanesi ve İnegöl Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Jandarma kazayla ilgili soruşturma başlattı.

(Sabah, 25 Haziran 2018)

 

Türkiye’nin Yüzde 4,43’ü Suriyeli

Göç İdaresi Genel Müdürlüğü verilerine göre, toplam nüfusu 80 milyon 810 bin 525 olan Türkiye’nin yüzde 4,43’ünü Suriyeliler oluşturuyor. 20 Haziran Mülteciler Günü için derlediğimiz haber kapsamında Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün 2018 yılı verilerine göre; toplam nüfusu 80 milyon 810 bin 525 olan Türkiye’de, nüfusun yüzde 4,43’üne denk gelecek biçimde 3 milyon 579 bin 254’ünü Suriyeli geçici koruma kapsamında bulunuyor.

Geçici Koruma Kapsamındaki Suriyeli Erkeklerin Sayısı 2 Milyona Ulaştı

Bu rakamın, 3 milyon 364 bin 226’sını geçici barınma merkezlerinin dışında kalanlar; 215 bin 28’sini de geçici barınma merkezlerinde kalanlar oluşturuyor. Suriyelilerin geçici barınma merkezlerine göre dağılımı ise şu şekilde: Şanlıurfa; 72 bin 841, Gaziantep 23 bin 722, Kilis 23 bin 60, Kahramanmaraş 16 bin 723, Mardin 2 bin 614, Hatay 17 bin 105, Adana 26 bin 564, Adıyaman 8 bin 810, Osmaniye 14 bin 189, Malatya 9 bin 400. Ayrıca geçici koruma kapsamında bulunan Suriyeli kadın sayısı 1 milyon 638 bin 639 iken; erkek sayısı ise 1 milyon 940 bin 615.

Geçici Koruma Kapsamında En Fazla Suriyeli İstanbul’da

Yine geçici koruma kapsamındaki Suriyelilerin ilk 10 ile göre dağılımı ise şöyle: İstanbul 561 bin 615, Şanlıurfa 475 bin 800, Hatay 443 bin 837, Gaziantep 383 bin 260, Mersin 208 bin 334, Adana 203 bin 575, Bursa 148 bin 178, İzmir 137 bin 292, Kilis 131 bin 74, Konya 107 bin 599.

13 Bin 792 Suriyeli Türkiye’den Çıkış Yaptı

2018 yılı Haziran ayından itibaren birebir formülü ile Türkiye’den çıkış yapan toplam Suriyeli sayısı 13 bin 792, 2014-2018 yılları arasında diğer ülkelere yerleştirilen Suriyeli sayısı ise 14 bin 224.

En Fazla İkamet İzni Olan Mülteci Irak’tan

Türkiye’de çeşitli nedenlerle ikamet izni olan toplam mülteci ya da göçmen sayısı 705 bin 781. İkamet izniyle Türkiye’de ikamet izniyle bulunan yabancıların dağılımı ise şu şekilde: Irak 70 bin 364, Suriye 65 bin 348, Azerbaycan 49 bin 208, Türkmenistan 41 bin 25, Özbekistan 30 bin 657, Afganistan 30 bin 241, Rusya 23 bin 151, İran 22 bin 457, Gürcistan 21 bin 465, Ukrayna 16 bin 403.

Uluslararası Korumaya En Yüksek Başvuru Irak’tan

2017 yılında uluslararası koruma başvurusunda bulunan ülkeler sıralamasında ilk sırada 68 bin 685 ile Irak yer alırken; Irak’ı 31 bin 148 ile Afganistan, 9 bin 619 ile İran, bin 82 ile Somali, 350 ile Pakistan, 200 ile Yemen, 181 ile Türkmenistan, 167 ile Filistin, 111 ile Özbekistan takip ediyor.

Geri Gönderme Merkezlerindeki Suriye Sayısı 12 Bin 276

Ayrıca, Adana, Antalya, Aydın, Çanakkale, Edirne, Erzurum (2 adet), Gaziantep, Hatay, İstanbul (Silivri), İstanbul (Binkılıç), İzmir (Harmandalı), Kayseri, Kırklareli, Kocaeli, Muğla, Van (2 adet), Osmaniye olmak üzere toplam 19 adet bulunan geri gönderme merkezleri ile açılması planlanan 17 adet geri gönderme merkezindeki toplam Suriyeli sayısı da 12 bin 276.

(İhlas Haber Ajansı, 25 Haziran 2018)