Türkiye’de ve dünyada son günlerde göç, göçmen, mülteciler ve sığınmacılar konularında 24 Ocak 2018  tarihinde gündemde öne çıkan başlıklar…

 

Suriyelilerin Saldırısına Uğrayan Necati Bağcı Hayatını Kaybetti

Gaziantep’te Suriyelilerin saldırısına uğrayan ve bir aydır yaşam mücadelesi veren Necati Bağcı hayatını kaybetti. Bağcı, evinin önünde bir grup Suriyelinin saldırısına uğramış ve boğazından aldığı bıçak darbesi ile ağır yaralanmıştı. Gaziantep’te Suriyelilerin saldırısında ağır yaralanan ve yoğun bakımda yaşam mücadelesi veren Necati Bağcı hayatını kaybetti. 22 Aralık gecesi, oturdukları sitenin önünde arkadaşıyla sohbet eden 19 yaşındaki Mert Bağcı’ya Suriye uyruklu iki kişi, “Ne bakıyorsunuz” diye sözlü sataşmada bulunmuştu. Bağcı’nın karşılık vermesi üzerine Suriyelilerle, Türk gençleri arasında kavga çıkmıştı. Bu sırada kardeşi Mert Bağcı’yı telefonla arayan Necati Bağcı (23) kavgayı haber alır almaz, evin önüne gitmişti. Mert Bağcı’nın da kavgaya karışmasıyla birlikte olaylar bir anda farklı bir boyuta taşındı. Suriyelilerin yoğun olarak yaşadığı mahalleden yaklaşık 30-35 kişilik sığınmacı grup kavgaya müdahil olmuştu.3 Türk gencini araya alan Suriyelilerden biri, Necati Bağcı’nın boğazına “Rambo bıçağı” olarak tabir edilen ve askeri amaçlarla kullanılan bıçağı saplanmıştı. Olayda ağır yaralanan Necati Bağcı ve hafif yaralanan kardeşi Mert Bağcı hastaneye kaldırıldı. Ağabey Bağcı’nın boğazına saplanan bıçak, yaklaşık 5 saat süren ve 4 doktorun katıldığı bir operasyonla çıkarılmıştı. Bağcı, bir aydır yaşam mücadelesi veriyordu.

(Yeniçağ, 23 Ocak 2019)

 

AB’nin Akdeniz’deki Düzensiz Göçle Mücadele Misyonu Tehlikede

Almanya’nın İtalya’nın göçmen politikasını protesto etmek için Sophia Operasyonu’ndan çıkacağını duyurması AB’nin Akdeniz’deki düzensiz göçle mücadele misyonunu tehlikeye attı.

Avrupa Birliği’nin (AB) Akdeniz’deki düzensiz göçle mücadele için 2015 yılında başlattığı “Sophia Operasyonu”nun geleceği Almanya ile İtalya arasında yaşanan krizden dolayı tehlikeye girdi.

İtalya’da İçişleri Bakanı Matteo Salvini’nin girişimiyle alınan kararlar kapsamında ülkedeki göçmen barınma ve yardım merkezlerinin kapatılmaya başlandığı, Roma’daki Castelnuovo di Porto’daki göçmenlerin de bugün başka yerlere nakledildikleri hatırlatıldı.

İtalyan gazetelerinde yapılan yorumlarda ayrıca aşırı sağ görüşlü Lig partisi ile sistem karşıtı sol görüşlü 5 Yıldız Hareketinin (M5S) koalisyonundan oluşan ve Haziran 2018’den bu yana ülkeyi yöneten hükümetin Fransa’dan sonra Almanya ile de arasını açtığı belirtildi.

Sophia Operasyonu

Resmi adı “Avrupa Birliği Akdeniz Deniz Gücü” (EUNAVFOR Med) olan ve “Sophia Operasyonu” olarak bilinen AB’nin Akdeniz’deki düzensiz göçle mücadele için oluşturduğu misyon 2015 yılında, merkezi Roma olarak kurulmuştu. Mevcut durumda İtalya, Almanya, Fransa, Belçika, İspanya, Slovenya ve İngiltere misyona askeri gemileriyle destek veriyor.

Uluslararası Göç Örgütü’nün resmi rakamlarına göre, 2018 yılında Kuzey Afrika kıyılarından deniz yoluyla Avrupa’ya toplam 4 bin 216 düzensiz göçmen gelirken, 2017 yılında bu rakam 2 bin 365 idi. 2018 yılında Avrupa’ya gelen düzensiz göçmenlerin yüzde 80’i İspanya kıyılarının olduğu güzergahı kullandı.

(Sputnik, 24 Ocak 2019)

 

AB’nin Akdeniz’deki Düzensiz Göçle Mücadele Misyonu Tehlikede

Almanya’nın İtalya’nın göçmen politikasını protesto etmek için Sophia Operasyonu’ndan çıkacağını duyurması AB’nin Akdeniz’deki düzensiz göçle mücadele misyonunu tehlikeye attı.

Avrupa Birliği’nin (AB) Akdeniz’deki düzensiz göçle mücadele için 2015 yılında başlattığı “Sophia Operasyonu”nun geleceği Almanya ile İtalya arasında yaşanan krizden dolayı tehlikeye girdi.

İtalyan basını, Almanya’nın Sophia Operasyonu’nu askıya alma kararı ve mevcut durumda Sicilya Kanalı’nda bulunan firkateynin yerine başka askeri gemi göndermeyeceğini duyurmasını, Almanya’nın İtalyan hükümetinin göçmen politikasını protesto etmesi olduğunu yazdı.

İtalya’da İçişleri Bakanı Matteo Salvini’nin girişimiyle alınan kararlar kapsamında ülkedeki göçmen barınma ve yardım merkezlerinin kapatılmaya başlandığı, Roma’daki Castelnuovo di Porto’daki göçmenlerin de bugün başka yerlere nakledildikleri hatırlatıldı.

İtalyan gazetelerinde yapılan yorumlarda ayrıca aşırı sağ görüşlü Lig partisi ile sistem karşıtı sol görüşlü 5 Yıldız Hareketinin (M5S) koalisyonundan oluşan ve Haziran 2018’den bu yana ülkeyi yöneten hükümetin Fransa’dan sonra Almanya ile de arasını açtığı belirtildi. M5S lideri ve Başbakan Yardımcısı Luigi Di Maio’nun Sarı Yelekliler hareketini destekleyen ve Fransa’yı Afrika’da sömürgeci bir politika izlemekle suçlayan açıklamalarından dolayı Fransa ve İtalya arasında diplomatik kriz yaşanmış, İtalya’nın Paris Büyükelçisi Fransa Dışişleri Bakanlığına çağrılmıştı.

Diğer yandan Almanya’nın kararı için “sorun değil” yorumunu yapan İtalya İçişleri Bakanı Matteo Salvini, “Kurallar değişmezse Sophia misyonu durur.” açıklamasında bulundu.

İtalyan radyosu Radio Anch’io’ya konuşan Salvini, “Sophia Operasyonu” olarak bilinen anlaşmaya imza atan 2014-2016 yılları arasında başbakan olan Matteo Renzi hükümetini suçladı. Salvini, “Bu uluslararası misyonun tek gerekçesi, yardıma ihtiyacı olan tüm göçmenlerin İtalya’ya getirilmesi. Böyle de oldu, 50 bin göçmeni getirdiler. Renzi hükümetinin imzası olan bir anlaşma. Neyin karşılığında veya neden böyle bir anlaşma yapıldığını bana sormayın.” dedi.

İtalyan haber ajansı Ansa da AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi olan İtalyan Federica Mogherini’ye yakın kaynaklara dayanarak verdiği haberde, Mogherini’nin “Sophia Operasyonu, Avrupa’nın savunma politikasının mükemmel işlerinden biri oldu ve şimdi de öyle. Akdeniz’de insan ticareti yapan örgütleri bertaraf etti, Libya Sahil Güvenlik ekiplerini eğitti ve hayatları kurtardı. Sophia, İtalya’nın 2015 öncesi tek başına olduğu Akdeniz’e tüm AB ülkelerini götürdü. Eğer bugün İtalya’yı yönetenler ve operasyonun yürütme merkezi Sophia’yı istemiyorsa, biz bunu kapatmaya hazırız.” şeklinde düşündüğünü belirtti.

Avrupa Parlamentosu Başkanı olan İtalyan Antonio Tajani de gazetecilere yaptığı açıklamada, “Sophia misyonu değişiyor. İtalya tek destinasyon olamaz. Denizdeki ölümleri azaltmak, sınırları kontrol altına almak, düzensiz göçmenleri ve insan ticareti yapan suç örgütlerini önlemek için AB’nin askeri bir misyonuna ihtiyaç var. Avrupa Parlamentosunun istediği gibi her ülke üzerine düşeni yapmalı. Sophia misyonu ulusal bir çıkar.” diye konuştu.

Resmi adı “Avrupa Birliği Akdeniz Deniz Gücü” (EUNAVFOR Med) olan ve “Sophia Operasyonu” olarak bilinen AB’nin Akdeniz’deki düzensiz göçle mücadele için oluşturduğu misyon 2015 yılında, merkezi Roma olarak kurulmuştu. Mevcut durumda İtalya, Almanya, Fransa, Belçika, İspanya, Slovenya ve İngiltere misyona askeri gemileriyle destek veriyor.

Uluslararası Göç Örgütünün resmi rakamlarına göre, 2018 yılında Kuzey Afrika kıyılarından deniz yoluyla Avrupa’ya toplam 4 bin 216 düzensiz göçmen gelirken, 2017 yılında bu rakam 2 bin 365 idi. 2018 yılında Avrupa’ya gelen düzensiz göçmenlerin yüzde 80’i İspanya kıyılarının olduğu güzergahı kullandı.

(Hürriyet, 24 Ocak 2019)

 

‘Din, Göçmen Kabulünde Rol Oynamamalı’

Belçika’nın mülteci ve göç işlerinden de sorumlu Sağlık Bakanı Maggie De Block, selefi Theo Francken’i eleştirerek, “Müslümanlara yardım etmek istemedi. Din, göçmen kabulünde rol oynamamalı” dedi.

Belçika’nın mülteci ve göç işlerinden de sorumlu Sağlık Bakanı Maggie De Block, selefi Theo Francken’ın ülkeye Hristiyan göçmenleri getirmeye yönelik politikasını eleştirerek, “Francken, Müslümanlara yardım etmek istemedi. Din, göçmen kabulünde rol oynamamalı” dedi.Flamanca yayın yapan Knack dergisine konuşan De Block, aşırı sağcı parti Yeni Flaman İttifakının (N-VA) eski Mülteci ve Göç Bakanı Theo Francken’ın politikalarını eleştirdi.

‘BM Kriterlerine Aykırı’

Francken’ın dini belirleyici faktör olarak kullanarak Orta Doğu’daki Hristiyanları Belçika’ya getirmek için özel program oluşturduğunu belirten De Block, bunun Birleşmiş Milletler (BM) kriterlerine aykırı olduğunu söyledi.

De Block, dinin kimin daha fazla yardıma muhtaç olduğunu belirleme konusunda kriter olarak alınmaması gerektiğini vurguladı.

Belçika’da Francken’ın başlattığı girişimle 2015 yılından bu yana ülkeye Hristiyan göçmenlerin kabulü kolaylaştırılmış, bu program kapsamında 900’den fazla ‘insani vize’ dağıtılmıştı.

(Sputnik, 23 Ocak 2019)

 

‘Francken’in ‘İnsani Vize’de Yaptığı Ayrımcılık’

Belçikalı Bakan Maggie De Block, eski Göç ve Mülteci Bakanı Theo Francken’in Müslümanlara değil, sadece Hıristiyan Suriyelilere yardım etmek istediğini söyledi: “Francken bu şekilde parti politikasını ön planda tutup ayrımcılık yaptı.”

Belçika Göç ve Mülteci Bakanı Maggie De Block, selefi Theo Francken için çarpıcı iddialarda bulundu. Mülteci kotasını ve Orta Doğu’dan gelen Hıristiyanlara yapılan tercihli muameleleri kınadığını belirten De Block, Mechelen Belediye Meclis Üyesi Melikan Kucam’la ilgili ortaya çıkan insan kaçakçılığı iddialarıyla ilgili şunları söyledi: “Kucam, Yeni Flaman İttifak (N-VA) Partisi’nden ihraç edildi fakat insani vize skandalı durmak bilmiyor. Eski Göç ve Mülteci Bakanı Theo Francken kendini adeta masum gösteriyor. Halbuki Francken, Orta Doğu’dan Müslümanlara yardım etmeye yanaşmadığı gibi, sadece Hıristiyanlara yardım etmek istediğini belirtti. Bir politikacının kimin savunmasız olup kimin olmadığını belirleyemeyeceğini ve inancın belirleyici bir faktör olarak alınmaması gerektiğini düşünüyorum. Francken, BM veya tanınmış STK’larla birlikte insani vize veya yeniden yerleştirme tahsisatı için çalışmadı. Francken, kendi parti politikasını ön planda tuttu. Tabii ki zulüm gören dini azınlıklar olabilir, o zaman dini inanç önemli bir rol oynar. Orta Doğu’da sadece Hıristiyanlara insani vize vermekle ayrımcılık yaptığı ortaya çıkıyor. DEAŞ’ın Orta Doğu’da dini inanca bakmadan katliam yaptığını görmemek de saflıktır.”

‘İnsanlık Dışı Koşulları Kınıyorum’

“Suriye, Irak ve komşu ülkelerdeki çatışma bölgelerinden insanların insani vize ile seyahat etmelerine izin vermek için 2-10 bin Euro kazanan Melikan Kucam gibi davranıp yeni bir vize skandalına imza atmayacağım. Ben asla böyle şeyler yaşamamıştım, çünkü ben sadece yasaları izledim. Her zaman bana saldırdılar çünkü çok katıydım ve yasaları çok katı takip ediyordum. Ayrıca Francken’in, günde 50 sığınmacı kotasını ve insanlık dışı koşulları kınıyorum.”

(İHA, 23 Ocak 2019)

 

Mültecileri Taşıyan Minibüs Tem Otoyolunda Devrildi

Iraklı mültecileri taşıyan minibüs TEM otoyolu Kınalı mevkiinde kaza yaptı. Kazada 3 kişi yaralanırken 22 kişinin olay yerinden firar ettiği öğrenildi. Kaza, akşam saatlerinde TEM otoyolu Kınalı mevkii Edirne istikametinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, içerisinde Iraklı mülteci taşıyan minibüs yağıştan dolayı kayganlaşan yolda sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu yan yatarak devrildi. Kaza esnasında 3 kişi çeşitli yerlerinden yararlanırken araç içerisinde bulunan sürücü dahil 22 kişi de olay yerinden firar etti. Yaralılar olay yerine gelen ambulanslarla Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldı. Olay yerine gelen emniyet ve jandarma görevlileri bir süre ağaçlık alanda firar eden mültecileri aradı. Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.

(Sabah, 23 Ocak 2019)

 

FAZ: İnsan Kaçakçılığıyla Mücadele Tüm Avrupa’yı İlgilendiren Bir Konu

Almanya’ya gelen sığınmacıların 2018’de önemli oranda azalmış olması ve Davos toplantıları Alman basınının öne çıkardığı yorum konuları arasında yer alıyor. Almanya’ya sığınan yabancıların sayısının tahminlerin ve hükümetin saptadığı üst sınırın altında kalmasına Frankfurter Allgemeine Zeitung’un yorumu şöyle;

“Almanya’ya gelen mülteci adaylarının sayısı federal hükümet tarafından saptanan koridorun altında kaldı. Rakamın düşmesi Almanya’ya sığınanların geleceği ve küresel gelişmeler nedeniyle ülkesinden göç etmek isteyenlerin durumu açısından önem taşımıyor. Almanya’nın Akdeniz’deki kurtarma ve insan kaçakçılığıyla mücadele misyonundan çekileceğini duyurması çok şey ifade ediyor. İnsan tacirleriyle mücadele etmek yerine mültecileri boğulmaktan kurtarmaya çalışan Alman savaş gemileri, İtalya’nın kurtarılanları kabul etmemesi yüzünden Akdeniz’den ayrılacak. Misyona katılan gemilerle birlikte kurtarılabilenlerin sayısı da azalacak. İnsan kaçakçılarıyla mücadele, birliğin dış sınırlarının güvene kavuşturulması ve Avrupa’ya sığınanların adil bir şekilde paylaşılması bütün Avrupa’yı ilgilendiren bir konudur. Avrupa Birliği sınırları dışında özgürlük ve güvenliği sağlayamazsa ilerde aynı durumla kendisi de karşılaşabilir.”

(Deutsche Welle Türkçe, 24 Ocak 2019)

 

Almanya’ya İltica Başvuruları Azaldı

Almanya’ya iltica başvuruları 2018’de bir önceki yıla göre yüzde 16,5 azalarak 185 bin 853 oldu.

İçişleri Bakanı Horst Seehofer, başkent Berlin’de Federal Göç ve Mülteci Dairesi (BAMF) Başkanı Hans-Eckard Sommer ile 2018 yılının mülteci istatistiklerini açıkladı.

Seehofer, geçen yıl Almanya’ya iltica başvurularında bulunanların sayısının yüzde 16,5 azalarak 185 bin 853 olduğuna dikkati çekerek, koalisyon sözleşmesinde 180 bin ila 220 bin mültecinin geleceğinin tahmin edildiğini ve bu tahminin gerçekleştiğini ifade etti.

Mültecilerin Avrupa’ya geliş yollarının değiştiğine, şu anda zorluğun İspanya’da yaşandığına dikkati çeken Seehofer, bir soru üzerine, Türkiye-AB anlaşmasını savunarak, anlaşmayla AB’nin Türkiye’deki sığınmacılar için yaptığı yardımın Türkiye’de yaşayan sığınmacıların eğitimi gibi projelere ödendiğini, yardımın doğrudan Türkiye’nin kasasına girmediğini vurguladı.

(NTV, 24 Ocak 2019)

 

Yeni Aachen Anlaşması Yıpranan AB’yi Güçlendirecek mi?

56 yıl önce bir kış günü Fransa ve Batı Almanya, iki dünya savaşı dahil yüzyıllar süren çatışmaları sona erdirmek amacıyla bir anlaşma imzalamıştı.

Soğuk Savaş’ın giderek derinleştiği dönemde Avrupa’nın birliği, sadece altı üyeden oluşan ortak pazarla sınırlıydı. Birlik, İngiltere’nin yaptığı ilk başvuruyu ise reddetmişti. 1963 yılı Ocak ayında imzalanan ve güç odağı Fransa-Almanya birliği olan anlaşmanın bugün 28 üyeden oluşan Avrupa Birliği’ne dönüşeceği, o dönemde hemen hemen hiç kimsenin aklına gelmemişti.

1963’te imzalanan anlaşmadan 56 yıl sonra Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Angela Merkel’in imzaladıkları anlaşma, bazı zorlukları da beraberinde getiriyor. Her iki liderin de kendi ülkeleri içinde zayıfladıkları bu dönemde, Avrupa Birliği, Brexit karmaşasıyla, yükselen milliyetçilikle, göçmenlik, ekonomi ve savunma gibi temel alanlardaki fikir ayrılıklarıyla başa çıkmaya çalışıyor.

(Amerika’nın Sesi, 22 Ocak 2019)

 

Sudan: Güvenlik Güçlerinin Protestoculara ve Sağlık Çalışanlarına Yönelik Ölümcül Saldırıları Sürüyor

17 Ocak’ta Hartum’daki Burri mahallesinde düzenlenen protestolarda biri doktor olan iki kişinin ateşli silahla yaralanarak ölmesi üzerine bir açıklama yayımlayan Uluslararası Af Örgütü (UAÖ), Sudanlı güvenlik güçlerinin protestoculara ve sağlık çalışanlarına yönelik ölümcül saldırılarına son vermesi gerektiğini söyledi.

Ayrıca UAÖ’ye ulaşan bilgilere göre, güvenlik güçleri, sağlık merkezlerine baskın düzenledi, hastanelerin içinde biber gazı kullandı ve doktorlara saldırdı.

UAÖ Doğu Afrika, Boynuz ve Büyük Göller Bölgesi Direktör Yardımcısı Sarah Jackson konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Sudanlı güvenlik güçlerinin protestoculara ve doktorlar gibi temel hizmet sağlayıcılara yönelik ölümcül güç kullanmayı sürdürmesi ve dizginlenemeyen bir şiddetle insanları öldürmesi vahşettir” dedi. Jackson, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sudanlı yetkililer derhal güvenlik güçlerinin sorumluluğunu üstlenmeli ve protestoculara karşı ölümcül güç kullanımına son vermelerini sağlamalıdır. Ayrıca yetkililer, sağlık merkezlerine ve çalışanlarına, yaralı protestoculara ve tedavi görmek üzere hastanelerde bulunan diğer insanlara yönelik süregelen saldırıları acilen durdurmalıdır. Saldırılar, bu insanların sağlık ve kişisel bütünlük haklarını ihlal etmektedir.”

(Amnesty International, 22 Ocak 2019)