Türkiye'de ve dünyada göç, göçmen ve sığınmacılar konusunda gündemde öne çıkan başlıklar…

 

BM, Sığınmacılar İçin Küresel Bir Anlaşma Hazırlıyor

Almanya Başbakanı Merkel, sığınmacılara yardımcı olmak ya da Almanya'ya getirebilmek için yasal yollar aradıklarını, bu nedenle Türkiye ile anlaşma imzaladıklarını belirtti. Almanya Başbakanı Angela Merkel, başkent Berlin'de Birleşmiş Milletler (BM) Mülteciler Yüksek Komiseri Filippo Grandi'yi kabul etti. Merkel, kabulde yaptığı konuşmada, krizlerden dolayı dünyada gittikçe artan göç hareketlerine dikkati çekerek, Grandi ile Almanya'daki durumu ve ülkesine yönelik göçü konuşacağını belirtti.

"Türkiye İle Anlaşmayı Sığınmacılara Yardım Edebilmek İçin Yaptık"

Hedeflerinin yasa dışı göçü önlemek ve sığınmacılar için yasal yollar bulmak olduğunu ifade eden Merkel, "Türkiye ile anlaşmayı, sığınmacılara bulundukları yerde yardım edebilmek ya da yasal yollarla Almanya'ya gelebilmelerini sağlamak için yaptık" dedi. Suriye, Libya ve Çad gibi ülkelerde Almanya'nın sığınmacılara büyük ölçüde yardım ettiğini ve diğer bir yandan göçlere neden olan sorunların ortadan kaldırılması için de çaba harcadıklarını dile getiren Merkel, bunun için daha önlerinde yapılacak çok iş olduğunu ve para da gerektiğini, Almanya'nın bu konularda çok çaba harcadığını sözlerine ekledi.

"BM'de Sığınmacılar İçin Küresel Bir Anlaşma Hazırlıyoruz"     

Grandi de dünyada yaşanan krizlerin arttığına, bunun da her yerde göçü artırdığına vurgu yaparak, Almanya'nın sadece maddi açıdan değil, siyasi açıdan da kendilerine büyük ölçüde yardımcı olduğunu söyledi. "BM'de sığınmacılar için küresel bir anlaşma hazırlıyoruz. Yıl sonuna kadar hazırlanmasını umuyoruz." diyen Grandi, AB, Afrika Birliği ve BM'nin ortak çabalarıyla Libya'daki kamplarda bulunan binlerce sığınmacıya da yardımcı olunduğunu ve bu insanların çeşitli Avrupa ülkelerine gönderildiğini belirtti. Bunun da uluslararası alanda yürütülen çabaların ne kadar etkili olabileceğini gösterdiğine dikkati çeken Grandi, tüm ülkeleri yoğun şekilde iş birliği yapmaya çağırdı.

(TRT Haber, 23 Nisan 2018)

 

Fransız Meclisi “Göç ve Sığınma Yasasını” Kabul Etti

Fransa meclisi Göç ve Sığınma Yasası’nı kabul etti. Fransa’da kamuoyu tarafından aylardır tartışılan, dernek ve insan hakları örgütlerinin tümünün karşı çıktığı sert “Göç ve Sığınma Yasası’nın” Ulusal Meclis’teki görüşmeleri de zorlu geçti. Üzerinde bini aşkın değişiklik önergesi verilen yasa bir hafta süren görüşmelerin ardından Pazar gecesi 139’a karşı 228 oyla kabul edildi, 24 milletvekili de oylamaya katılmadı. Yasaya karşı oy kullanan iktidar milletvekili Jean-Michel Celement partisinden istifa etti. Yasanın en çok tartışılan maddesi yabancıların sınır dışı edilmeden önce göçmen gözetim evlerinde tutulması süresini 45 günden 90 güne uzatan madde oldu. Hükümet bu süreyi 135 güne çıkarmak istiyordu ancak sert muhalefet karşısında bu süreyi 90 günde tutmayı kabul etti. Radikal sol parti La France Insoumise/Başkaldıran Fransa (LFI) milletvekili Daniele Obono, bu madde ile göçmen gözetim evlerinin tam bir cezaevine dönüşeceği uyarısında bulunarak, ”Göçmenleri, sığınmacıları sanki birer suçlu gibi cezaevine koyacaksınız. Bu dehşet verici” dedi

Çocuklara da Gözetim Evi

Göçmen çocuklarının da aileleriyle bu gözetim evlerine konulması Meclis’te muhalefetin sert eleştirilerine hedef olan bir başka madde oldu. Bu maddeye iktidar partisi La Republique En Marche/Cumhuriyete Yürüyüş (LREM) milletvekillerinden de sert uyarı geldi. Anayasa Komisyonu’na davet edilen insan hakları savunucusu Jacques Toubon, “Fransa’da, 2017’de aralarında bebeklerin de olduğu 275 çocuk aileleriyle birlikte gözetim evine kapatıldı. Bu rakam 2012-2015 yılları arasındaki toplam rakama eşit” diyerek hükümeti uyarmıştı. LFI lideri Jean Luc Melenchon, “Bu barbar bir çözüm” diyerek derhal bu uygulamanın yasadan çıkarılmasını istedi. Yeni sol milletvekili Herve Saulignac da, “Çocuklar olmaz, çocuklar olamaz! Hiçbir gerekçe çocukların da tutuklanmasını haklı gösteremez. İnsan hakları ülkesinde, çocukların özgürlüklerini elinden alıp tutuklama değil, tam tersine koruma, tedavi etme, onlara iyi bakma zorunluluğunuz var” dedi. Ancak tüm muhalefet partilerinin birleşerek verdiği önergelerin hepsi iktidar tarafından reddedilince, çocukların da aileleriyle birlikte gözetim evlerinde tutulmasını düzenleyen 16. madde kabul edildi. Sol partiler yasanın insan haklarına aykırı olduğunu dile getirirken, merkez sağ Cumhuriyetçiler (LR) ile aşırı sağ Front National/Ulusal Cephe (FN) yasanın göç kriziyle mücadelede yetersiz olduğunu savunarak, daha da sertleşmesi yönünde girişimde bulundu. Yasa dışı kalan ve sığınma talepleri kabul edilmeyen göçmenlerin sınır dışı edilmesini düzenleyen 22. maddeyi önerge yağmuruna tutan sağ ve aşırı sağ muhalefet, yargılanarak ceza alan ya da poliste fişlenen yabancıların sistematik olarak sınır dışı edilmesini kapsayan önergeler verdiler. Ancak bu önergeler de hükümetten kabul görmedi. Yasa üzerinde Pazar günü yapılan görüşmelerde hükümetin de savunduğu, “dayanışma suçu” olarak tanımlanan ve göçmenlere yardım eden Fransızlara verilen cezaların hafifletilmesini öngören değişiklik önergesi ise 21’e karşı 133 oyla kabul edildi. Yasa parlamentonun üst kanadı Senato’da da kabul edilirse yürürlüğe girecek.

İktidar Milletvekili İstifa Etti

Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve İçişleri Bakanı Gerard Collomb’un kendi partisinden milletvekillerinin de direnmesine rağmen yasayı savunması, iktidar partisinde ilk istifaya yol açtı. İktidarın “karşı oy veren ihraç edilir” tehditlerine rağmen yasanın aleyhinde oy kullanan Vienne milletvekili Jean-Michel Clement “Bir hiç için konuşuyoruz, bu bir maskaralık” diyerek, yasanın Meclis’ten geçtiği Pazar günü akşamı partisinden istifa etti. Pek çok değişiklik önergesi hazırladığı halde hiçbirisi kabul edilmeyen 63 yaşındaki avukat kökenli milletvekili, LREM’de devam edemeyeceğini belirtti.

Yasa tasarısı Neler Getiriyor?

● Meclis’ten geçen yasayla belgesiz göçmen ya da mültecilerin 16 saat olan kimlik kontrolü tutuklamalarının süresi 24 saate yükseltiliyor. Böylece tehlikeli kişilerin erkenden salıverilmesinin önüne geçilmesi hedefleniyor. Dönemin Başbakanı Manuel Valls'in getirdiği değişiklikle 2015 yılından bu yana "Fransa'da belgesiz ve onaysız kalmak" bir suç teşkil etmiyor.

● Uzun vadeli idari gözaltı getiriliyor. Başvurusu kabul edilmeyen kişilerin sınır dışı edilmesi için uygulanan idari tutuklama süresi 45 günden 90 güne çıkarılıyor ve bu sürenin 3 kez yeniden uzatılabilmesi olanağı getiriliyor. Bu maddeyle de sığınma talebi reddedilen kişinin ayrılışının kolay planlanması ve geri gönderilen ülkeyle müzakerelerin kolaylaştırılması hedefleniyor.

● Sığınma başvuruları hızlandırılıyor. Mevcut uygulamada bir yabancının Fransa'da Mülteci ve Vatandaşlık Koruma Bürosu'na (OFPRA) sığınma talebinde bulunması için 120 gün süre veriliyor. Ardından da karara itiraz etmek için 30 gün süre tanınıyor. Yeni yasayla, başvuru süresi 90 güne, itiraz süresi de 15 güne indiriliyor.

● Mülteci başvurusunda bulunanlara video-konferans yoluyla duruşmaya katılması uygulaması getiriliyor.

Neo-nazi Gruplardan Sınırda Göçmen Karşıtı Eylem

Yasanın parlamento görüşmeleri sürerken, ‘ultra-milliyetçi’ ve ‘neo-nazi’ olarak tanımlanan ‘Generation Identitaire’ adlı grup, İtalya-Fransa sınırındaki Alp dağlarında bulunan Echelle Tepesi’ne canlı barikat kurdu. Fransız ultra milliyetçileri, göçmenlerin sınırdan geçmediklerinden emin olmak istedikleri için “Alpler misyonu” adını verdikleri bu eylemi düzenlediklerini dile getirdiler. Tepeye plastik bariyerlerden sembolik bir sınır çeken ve “sınır kapalı” bandrolü asan 100 kadar eylemci, “Avrupa’da asla evinizde olmayacaksınız, evinize dönün” pankartı da açtı. Fransız milliyetçilerinin eylemini haber alan 150 kadar İtalyan anti-faşist eylemci de, göçmenleri de yanına alarak Fransız sınır geçiş noktası Montgenevre’de sınırın diğer tarafına dayandı. Jandarma bariyerlerini zorlayan anti-faşist eylemciler göçmenlerin geçmesi için güç kullandı. Fransa İçişleri Bakanı Gerard Collomb, sınır kontrollerinin düzen içinde yapılabilmesi için bölgeye önemli sayıda ek güvenlik gücü gönderdiklerini açıkladı. Fransız otoritelerinin rakamlarına göre, 2016 yılında sınırı geçmek isteyen 315 kişi, 2017’de ise bin 900 kişi, İtalya’ya geri gönderildi.

(Amerika’nın Sesi, 23 Nisan 2018)

 

New York Times İddia Etti: “ABD Göçmen Çocuklarına El Koyuyor”

New York Times gazetesi, ekim ayından bu yana kaçak olarak ülkeye girmeye çalışan göçmenlerin 700 çocuğuna devletin gerçek anne-babaları olmadığı ya da çocukların güvende olmayacakları gerekçesiyle el konulduğunu yazdı. ABD Başkanı Trump yönetiminin,  kaçak ülkeye girmeye çalışırken yakalanan göçmenleri çocuklarından ayırma politikası New York Times’a haber oldu. NYT, resmi yetkililere dayanarak geçtiğimiz yılın ekim ayından beri 700 çocuğun, ailelerinden ya da ailesi oldukları söyleyen kişilerden zorla alındığını yazdı. Çocuklardan 100’ünün 4 yaş altı olduğu ifade edildi. Göçmenlerin, çocukların gözaltında tutulma süresinin sınırlı olması nedeniyle gözaltında daha az kalmak için yanlarında çocuklarını getirdiği bilinen bir yöntem. Bunlar arasında kendilerinin olmayan çocukları kullananlar da var.

Göçü Caydırmak İçin

ABD’li yetkililer ise bu çocukların ebeveyni olduğunu belirleyemedikleri ve çocukların tehlikede olduğu durumlarda çocukları ayırdıklarını söylüyor ve bir caydırma politikası olduğunu reddediyor. Ancak Trump’ın Özel Kalem Müdürü John Kelly, İç Güvenlik Bakanlığı döneminde aralarındaki bağı kanıtlayamadıkları hallerde çocukları ebeveynden ayırmayı, göçmenlerin ABD’ye gelişine karşı caydırıcı bir yöntem olarak savunmuştu.

Zalimce Bir Uygulama

Göçmen haklarını savunan bir kuruluşun müdürü Michelle Brane çocukların ailelerinden ayrılmasının ‘zalimce olduğunu ve Amerikan tarzına uymadığını’ söylüyor. NYT’e göre İç Güvenlik Bakanlığı böyle bir politikayı resmen kabul etmediğini duyursa da sahadaki uygulama bu yönde oluyor. Çocuklar bir koruma evine yerleştirildikten sonra ABD’de bir akrabaları olup olmadığı inceleniyor ve bulunursa onlara teslim ediliyor. Yoksa çocukların ne kadar koruma evinde kalacağı belirsiz.

(Hürriyet, 22 Nisan 2018)

 

Belçika'da Geçen Yıl 618 Sığınmacı Çocuk Kayboldu

Belçika'da kayıp ve tacize uğrayan çocuklarla ilgili çalışmalar yürüten sivil toplum kuruluşu Child Focus'un yayımladığı verilere göre, 2017 yılında kaybolan çocuk sığınmacı sayısında daha önceki yıllara göre ciddi artış gözlendi. Buna göre, 2015 yılında 277, 2016 yılında 284 sığınmacı çocuk kaybolurken, bu sayı geçen yıl 618'e yükseldi. Çocuk sığınmacıların istismarcılar tarafından ele geçirileceğinden endişe ediliyor. "Bu rakamlar çok büyük bir sorunun görünen küçük bir kısmı" diyen Child Focus yetkilileri, çocukları sığınmacı merkezlerine yönlendirmeye çalıştıklarına ancak başka ülkelere geçmek isteyen bu çocukların çoğunlukla kaçtığına dikkati çekti.

(TRT Haber, 23 Nisan 2018)

 

Avusturya Göçmenlerin Cep Telefonlarına El Koyacak

Avusturya'da geçen yıl kaçak göçe son verme ve mülteciler konusunda daha sert bir tavır vaadiyle iktidara gelen hükümet göçmenlerin cep telefonlarına el koyma kararı aldı. Kabineden geçen kararla iltica başvurusunda bulunanların cep telefonlarına kimliklerini ve nereden geldiklerini tespit edebilmek için el konabilecek. Başvuru sahibinin daha önce "Dublin Kuralları"nın geçerli olduğu bir AB ülkesine girdiği anlaşılırsa, bu ülkeye geri gönderilebilecekler. Dublin kurallarına göre, mülteciler ulaştıkları ilk AB ülkesinde iltica başvurusu yapabiliyor. Göç krizinin zirve yaptığı 2015'te Avusturya'da 90 bin kişi, ülke nüfusunun yüzde 1'inden fazlası iltica başvurusunda bulunmuştu. Başta mültecilere yönelik hava olumluydu, ancak daha sonra ülkedeki bu tavır hızla değişti. O dönem muhalefette olan aşırı sağcı ve göçmen karşıtı Özgürlük Partisi büyüdü ve Başbakan Sebastian Kurz'un liderliğindeki merkez sağ muhafazakâr halk partisi göç karşıtı kampanya yaptı. Balkanlar üzerinden gelen göç rotası kapatılınca, Avusturya'ya varan göçmen sayısı önemli ölçüde düştü. Bu yılın ilk üç ayında Avusturya'ya 3992 kişi iltica başvurusu yaptı. 2016'nın aynı döneminde bu sayı 14 bin 400 olmuştu. Ancak hükümetin göç konusundaki sert tutumu sürüyor. Kabinede kabul edilen tasarı sadece cep telefonlarını hedef almıyor. Göçmenlerin 840 euroya kadar nakit paralarına el koyma yetkisi de veriliyor. Paranın, başvuruları değerlendirilirken göçmenlerin bakımına harcanacağı belirtiliyor. Avusturya bu konuda tek değil. Danimarka, Almanya ve İsviçre de göçmenlerin kıymetli mallarına el konulmasına izin veriyor. Avusturya Başbakanı Kurz, haftalık basın toplantısında "Kaçak göçe ve iltica sisteminin kötüye kullanılmasına karşı mücadele hedefini bilerek belirledik" dedi.

Af Örgütü'nden Tepki

Parlamentodan da geçmesi gereken yasa tasarısı, hastanelere de sınır dışı edilebilmeleri için taburcu edilen iltica başvurusu sahiplerini bildirme zorunluluğu getiriyor. Mültecilerin Avusturya vatandaşlığına başvurabilme süresi de altı yıldan 10 yıla çıkartılıyor. İltica başvurusu yapanların sınır dışı işlemlerinin de hızlandırılması planlanıyor. Muhalefet partileri ve insan hakları grupları hükümetin planlarını kınadı. Uluslararası Af Örgütü cep telefonlarına el koyma planlarının "insanların mahremine orantısız bir müdahale olduğunu ve evlerinden olmuş insanların toptan sahtekâr ve bir güvenlik riski olarak damgaladığını" açıkladı. Kuruluş, tasarının sadece "halk arasında daha fazla belirsizlik ve güvensizlik yaratmaya yarayacağını" da söyledi.

(BBC Türkçe, 20 Nisan 2018)

 

Yunanistan'da Mülteci Skandalı! UNICEF İşbirliğini Bitirdi

UNICEF başlattığı gizli soruşturmada, 2015-2016 yılında Yunanistan'daki İdemoni mülteci kampına gönderilen yardım fonlarının usulsüzce kullanıldığını tespit etmesinin ardından, işbirliğini sonlandırma kararı alarak, maddi yardımları tamamen kesti. 2015-2016 yılında Yunanistan'daki İdemoni mülteci kampında Avrupa yolculuğuna hazırlanan mülteciler için UNICEF tarafından maddi desteklerin usulsüzce kullanıldığı tespit edildi. Gizli bir soruşturma ve araştırma yürüten UNICEF elde edilen deliller sonucunda Yunanistan'a para aktarmayı kesme ve işbirliğini sonlandırma kararı aldığı bildirildi.

Yöneticiler de Dahil Edildi

Alman Bild Gazetesi'nde yer alan habere göre, iki yıldır gizli ve bağımsız bir kuruluş taarfından yürütülen soruşturmada elde edilen detaylara göre, kamp çalışanları, UNICEF çalışanları ve yönetici kadroları dahil birçok kişinin mültecilere destek için gönderilen büyük miktarda maddi desteği kendi aralarında bölüştükleri belirtildi.

(Karar, 21 Nisan 2018)

 

Midilli'de Göçmenlere Saldırı! Sloganları Kan Dondurdu…

Yunanistan'ın Midilli Adası'nda oturma eylemi yapan sığınmacılar, aralarında aşırı sağ parti üyelerinin de bulunduğu grubun saldırısına uğradı. Saldırganlar "diri diri yakın" sloganları attı. Yunanistan'ın Midilli Adası'nda bir süredir oturma eylemi yapan Afgan sığınmacıların, aralarında aşırı sağ parti üyelerinin de bulunduğu bir grup tarafından saldırıya uğradığı bildirildi. Yunan haber ajansı ANA-MPA'ya göre, aralarında aşırı sağ parti üyelerinin de bulunduğu grup, Ada'nın ana meydanı Sapfus'ta yaklaşık 5 gündür gösteri yapan sığınmacılara saldırdı. Gece boyunca devam eden olaylarda aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu sığınmacıları meydandan çıkarmak amacıyla havai fişek, taş ve cam şişeler atan gruba, polis göz yaşartıcı gaz ve copla müdahale etti. "Diri diri yakın" şeklinde slogan atan göstericiler, polisin müdahalesinin ardından çevredeki çöp konteynırlarını ateşe verdi. Olaylarda çok sayıda sığınmacının yaralanarak hastaneye kaldırıldığı bildirildi. Olayların ardından meydan boşaltılırken, Moria sığınmacı kampının çevresinde yoğun güvenlik önlemleri alındı. Avrupa Birliği (AB) ile göçmen mutabakatı kapsamında iltica talepleri sonuçlanana dek Ada'da tutulan sığınmacıların sayısı 9 bine yaklaşıyor. Barınma kapasitesinin yetersiz olması ve kötü yaşam koşulları birçok sivil toplum kuruluşu tarafından tepkiyle karşılanıyor.

(CNN Türk, 23 Nisan 2018)

 

Aşırı Sağcılardan Alp Dağları'nda Göçmen Karşıtı Eylem

Aşırı sağcı bir grup gösterici, göçmenlerin İtalya'dan Fransa'ya geçmek Alp Dağları'nda kullandıkları geçidi bloke ederek protesto gösterisi düzenledi. Yaklaşık yüz kişilik grup cumartesiyi pazara bağlayan gece göçmenlerin sık kullandıkları güzergahların başında gelen "col d'Echelle" adlı geçitte kamp kurdu. Kiraladıkları iki 2 adet helikopterle gövde gösterisi yapan göçmen karşıtı grup, bölgeye götürdükleri kazık ve plastik filelerle geçidi kapattı. Kendilerine "Avrupa Savunması" adının veren ve tek tip mavi üniformalar giyen gruba Almanya, İtalya, Danimarka gibi ülkelerden çok sayıda kişinin katıldığı açıklandı. Grubun sözcüsü Clement Galant eylemi sınırın kapalı olduğunu göstermek için düzenlediklerini ve bir grup göçmenin kendilerini görerek geri döndüğünü öne sürdü. Sınır kapatma eylemi için aşırı sağcı grubun yaklaşık 30 bin Euro harcadığı sanılıyor.

İnsan Hakları Örgütlerinden Sert Tepki

"Tüm Göçmenler" (Tous Migrants) adlı derneğin sözcüsü Michel Rousseau militan grubun Fransa-İtalya sınırını abluka altına almalarına ve helikopterler ile dağın zirvesine çıkmalarına izin verilmesinden dolayı Fransa hükümetini suçladı. Söz konusu grubun bölgede polis gibi varlığını sürdürdüğünü belirten Michel Rousseau: ''Göçmenlerin yararına yapılan protesto gösterinde Fransız polisi varken burada göremiyoruz.'' şeklinde konuştu. Göçmen haklarını savunan aktivistler ise bölgede toplanıp göçmen karşıtı grubu protesto etti. Bazı aktivisler, söz konusu göçmen karşıtlarının sınır kasabalarında yer alan yardım sığınaklarını taciz ettiğini açıkladı. Tepkiler üzerine açıklama yapan helikopter firması kiralanan helikopterlerin hangi amaçla kullanılacağından haberleri olmadığını savundu.

Konu Fransız Meclisine Taşındı

"France Insoumise" adlı aşırı sol hareketin lideri Jean-Luc Mélenchon eylemden dolayı hükümete sert eleştiriler yöneltirken, mecliste Melanchon ile aşırı sağcı milletvekilleri arasında sık sık tartışma çıktı. Yaşananları provokasyon ve ajitasyon tiyatrosu olarak tanımlayan Fransız İçişleri Bakanı Gerard Collomb aşırı sağcı grup ile Anti-faşist grup arasında yaşanabilecek bir gerilimi önlemek ve sınırdaki güvenliği garanti altına almak için takviye ekip gönderildiğini söylemekle yetindi. Fransız basınında geniş yer bulan olayın ardından Hautes-Alpes bölge valiliği bir basın açıklaması yayımladı. Söz konusu açıklamada güvenlik güçlerinin olaya müdahale ettiği, yaşanabilecek sorunlara engel olmak için gereken önlemlerin alındığı bilgisine yer verildi.

(Euronews Türkçe, 23 Nisan 2018)

 

Yermuk Mülteci Kampı’ndaki 6 Bin Sivil Bombardıman ve Çatışma Arasında Sıkıştı

Şam’ın güneyindeki Yermuk Mülteci Kampı’ndaki Filistinli kaynaklar, Kamp’taki 6 bin sivilin şiddetli bombardıman nedeniyle muhalif güçlerin kontrolü altındaki bölgelere gidemediklerini duyurdu. Kaynaklar, sivillerin rejim ve DEAŞ arasında yaşanan çatışma ve rejimin hava saldırıları arasında sıkıştığını aktardı. Rejimin DEAŞ’ı bölgeden çıkartmak amacıyla yürüttüğü saldırılar dördüncü gün de devam ederken Yermuk Mülteci Kampı’ndaki Suriye Masir Topluluğu Başkanı Eymen Ebu Haşim, Şarku’l Avsat’a konuya ilişkin açıklamalarda bulundu.

“Yermuk Kampı’nda 6 Bin Filistinli Mülteci Sıkışıp Kaldı”

Yermuk Mülteci Kampı’nda 6 bin Filistinli mülteci olduğunu belirten Haşim, bu sivillerin 18 Nisan’dan bu yana acımasızca yürütülen bombardımanın ortasında sıkışıp kaldıklarını söyledi. Haşim, “Rejim, sivillerin barındığı henüz tahrip olmayan diğer mahallelere de saldırıyor” diyerek Filistin Kültür Merkezi’ne ek olarak iki gün önce Kamp’ta sağlam son hastaneleri olan Filistin Hastanesi’nin de bombalandığı bilgisini verdi.

“Bugün siviller Kamp’tan Babila, Beyt Sahim ve Yelda’ya gitmek istiyor. Ancak rejim bombalamayı aralıksız sürdürerek onlara kaçma fırsatı vermiyor” diyen Haşim saatler sürecek bir ateşkese ihtiyaç olduğuna dikkat çekti.

UNRWA Kamptaki Siviller Konusunda Endişeli

Yermuk’a yönelik şiddetli saldırılar insani yardım kuruluşlarında da endişelere yol açtı. Birleşmiş Milletler Yakındoğu Filistin Mültecilerine Yardım Ajansı (UNRWA) tarafından cuma günü yapılan açıklamada, Kamp içinde ve çevresinde devam eden çatışmalar nedeniyle bölgedeki sivillerin akıbetinden endişe duyulduğu vurgulandı.

SOHR: 3 Kişilik Aile Yok Oldu, Ölü Sayısı 9’u Geçti

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), Suriye rejiminin DEAŞ’ın kontrolü altındaki Yermuk Mülteci Kampı’na düzenlediği saldırı nedeniyle aynı aileden üç kişinin öldüğünü açıkladı. SOHR Direktörü Rami Abdurrahman, cumartesi gecesi gerçekleşen saldırıda Kamp’ta anne, baba ve çocuktan oluşan 3 kişilik bir ailenin öldüğünü, perşembe günü saldırıların başlamasından bu yana ölü sayısının 9’u geçtiğini, saldırıların ve çatışmaların sürdüğünü bildirdi.

Yermuk 2011’de Parçalandı

Başkente bağlı olan Yermuk, canlı ve kalabalık bir bölgeyken 2011’de Suriye savaşının patlak vermesinden bu yana şiddete maruz kalarak parçalandı ve 2012 yılında rejim tarafından ablukaya alındı. Yermuk’un büyük bölümü 2015 yılında DEAŞ’ın hâkimiyetine geçerken DEAŞ haricindeki muhalif savaşçılar haftalar önce Yermuk’tan çekilmek üzere anlaşmaya vardı. Yermuk’a rejimin düzenlediği son askeri operasyon yıllarca muhaliflerin ana kalesi olarak görülen Doğu Guta’yı kontrol altına aldıktan sonra, çevresini güvence altına alma çabaları kapsamında gerçekleşti.

Muhalifler Doğu Kalamun’dan Tahliye Edildi

Suriye rejimi ve muhalif gruplar arasında varılan anlaşmaya göre Doğu Kalamun’dan tahliye edilen muhalif militanlar ve aileleri Türkiye sınırında yer alan muhaliflerin kontrolü altındaki bölgelere yerleştiriliyor. SOHR, Doğu Kalamun’dan hareket eden 44 otobüsü içeren konvoyun Fırat Kalkanı Harekâtı ile kontrol altına alınan bölgelere girdikten sonra Afrin kırsalındaki Cinderes bölgesine ulaştığını bildirdi.

(Şarku'l Avsat Türkçe, 23 Nisan 2018)

 

Lübnan, Suriyeli Mültecilerle İlgili Rapora Tepki Gösterdi

Lübnan Dışişleri Bakanlığı, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) tarafından yayınlanan ve hafta başında Lübnan’dan gönüllü olarak ayrıldığı söylenen 500 Suriyeli mültecinin dönüşüne ilişkin çalışmanın yeniden gözden geçirmesini talep etti. İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) ise Lübnanlı belediyeleri birçok Suriyeli göçmeni mahallelerinden çıkartarak göçe zorlamakla suçladı. Lübnan Dışişleri Bakanlığı, UNHCR’nın göçün gönüllü olmadığına yönelik açıklamalarına itiraz etti. UNHCR Lübnan Temsilci Miri Gerard dün, 500 Suriyeli’nin Şeba bölgesinden Suriye’deki Beyt Cen’e göç etmesi hakkında bilgi almak için Konsolosluk ve Siyasi İşler Müdürü Büyükelçi Gadi el- Huriy’i çağırdı. Lübnan Dışişleri Bakanlığı, Büyükelçi Huriy’in UNHCR’nin uluslararası hukuka ve insan hakları temel ilkelerine tamamen uygun olarak Suriyeli mültecilerin ülkelerine dönmelerine yönelik Lübnan genel siyasetine aykırı düşen açıklamalarda bulunduğuna dikkat çekti. Bakanlık, Yüksek Komiserlik tarafından yapılan açıklamanın ülkelerine geri dönme konusunda gönüllü olan ve kendi iradeleriyle karar almış insanlarda korku uyandırdığını vurguladı. Döndükleri bölgelerin güvenli olduğuna dikkat çekti. Bakanlığın açıklamasında şu ifadelere yer verildi: “Komiserlik tarafından yayınlanan açıklamalar Suriye’deki son gelişmeler ile Lübnan hükümetinin öncelikleriyle tutarlı olmalı, diplomatik usullere uymalıdır. Ayrıca UNHCR’nin geri dönüş sürecini engelleyen ifadeler kullanmaktan kaçınması gerekir.”

UNHCR’den Yapılan Açıklamada ise Şu İfadeler Kullanıldı:

“Suriye’de hüküm süren insani dram ve güvenlik durumu göz önüne alındığında Beyt Cen’e yönelik organize edilen göç hareketlerinin uygun olduğu görüşüne katılmıyoruz. UNHCR, mültecilerin herhangi bir baskı altında kalmadan kendi özgür iradeleriyle aldıkları dönüş kararına saygı duymaktadır.” Bakanlık önceki gece yaptığı açıklamada Mülteci Komiserliği’ni yaptığı açıklamalar konusunda uyarmış ve “Bu açıklamalar Suriyeli mültecilerin kendi ülkelerindeki güvenli bölgelere gönüllü olarak dönmelerinin önüne set çekmekte ve onlarda korku ve tereddüt meydana getirmektedir” ifadelerine yer verilmişti. Bakanlık “Bu hayal kırıklığı yaratan uluslararası performans, Lübnan Dışişleri Bakanlığı’nı UNHCR’nin çalışmalarını yeniden değerlendirmeye zorluyor. Bizi, kullanılan diplomatik usulleri sorgulamaya itiyor” diyerek uyarıda bulundu. İnsan Hakları İzleme Örgütü ise raporunda “Lübnan’da en az 13 belediyenin 3664 Suriyeli mülteciyi evlerinden zorla tahliye ettikleri ve onları uyruklarından ya da dinlerinden dolayı bölgelerinden ihraç ettikleri” belirtildi. Raporda 42 bin mültecinin de aynı sorunla karşı karşıya olduğu açıklandı. Uluslararası örgüt bir kısmı göçe zorlanmış 57 mülteciyle görüştü. Örgüt’ün açıklamalarına göre zorunlu göç, mültecilerin gelir ve mal kaybına sebep olurken çocukların bazılarının aylarca bazılarının ise tamamen eğitim alma imkânlarını elinden almış oldu. Örgüt, zorunlu göçe zorlayan belediye yetkililerinin mültecilerin konut yasasına uymadıkları gibi basit mazeretler öne sürdüklerini belirtti. İnsan Hakları İzleme Örgütü, Lübnanlı yetkililerin bu konuda kendi vatandaşlarına değil de bizzat Suriyeli mültecilere yönelik bir takım uygulamalar gerçekleştirdiklerini vurguladı. Örgüt’ün yaptığı açıklamada “Suriyelileri göçe zorlayan belediyelerin çoğunluğunun Hristiyan olduğu, göçe zorlananların ise Müslüman oldukları” dile getirildi.

(Şarku'l Avsat Türkçe, 21 Nisan 2018)

 

Lübnan’daki Suriyeli Mültecilerin Yüzde 95’i Şiddetin Bitmesi Halinde Ülkelerine Dönmek İstiyor

Lübnan Mülteci İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Muin el-Merabi, Hizbullah’tan mültecilerin ülkelerine geri dönmesi için Suriye’den çekilerek mevzilerini Birleşmiş Milletler’e (BM) bırakmasını istedi. Merabi, Mülteci İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanlığı tarafından yapılan ankete göre, “Lübnan’daki Suriyelilerin yüzde 95’inin Suriye’deki çatışmalar ve şiddetin bitmesi halinde ülkelerine dönmek istediğine” işaret etti. 24-26 Nisan tarihlerinde Belçika’nın başkenti Brüksel’de düzenlenecek Brüksel Kongresi’ne katılmak üzere Belçika’ya giden Merabi, yolculuk öncesi yaptığı açıklamada, “Hükümet mülteci krizine dair tek sesli bir politika belirlemekte başarılı olamadı. Bu da hem bize hem de uluslararası destek arayışlarımıza olumsuz etki yaptı. Ancak yapabileceğimiz her şeyi yapıyoruz. Brüksel Kongresi’ne ülkemizdeki mülteciler için uluslararası destek bulmaya gideceğiz. Çünkü bu kongre, mülteci kardeşlerimizin sorunlarını ve bizim taleplerimizi anlatabileceğimiz uygun bir ortam” dedi. Merabi, açıklamasını şöyle sürdürdü; “Heyetimiz, Brüksel’e uluslararası toplumdan bütün dünyayı etkileyecek bir kriz için sorumluluk yüklenmesini istemek için gidecek. Hükümet, devletin genel siyaseti üzerine bir ittifak olmaması nedeniyle herhangi bir plan uygulayamıyor.”

“Kurbanlar, Cellatlarına Teslim Edilmemeli”

Mültecilerle ilgili “Halkını öldüren ve insanların göç etmesine sebep olan Esed rejimi” ile herhangi bir koordinasyon kurmadıklarını belirten ve böyle bir şeyin “Kurbanları cellatlarına teslim etmek” olacağını söyleyen Merabi, “Suriye’de ülkenin yaklaşık yüzde 70’inde güvenli bölgeler olduğu söyleniyor. Hükümetimiz, suçsuz insanların ahını yüklenmeyecek. Uluslararası toplum bu konuda bizimle koordineli çalışmalı” şeklinde konuştu.

“Mültecilerin Sorumluluğunu Taşıyamam”

Bu yaz mültecilerin bir kısmının Suriye’ye geri döneceğini tahmin ettiğini dile getiren Merabi, “Ben hiç kimseye Suriye’ye geri dönmeyi tavsiye etmenin sorumluluğunu taşıyamam. Çünkü ne rejime ne de Suriye’deki terör örgütlerine güvenmiyorum. Her iki taraf da Suriye halkını öldürüyor” dedi. Merabi, sözlerini, “İran ve Rus işgaline karşı Suriye’nin Arap kimliğini korumak için mültecilerin güvenli bölgelere dönmesini tavsiye ediyorum ancak yetişkin her mülteci kendi kararını alabilir ve bu kararın sorumluluğunu yüklenebilir” ifadelerini kullandı.

(Şarku'l Avsat Türkçe, 24 Nisan 2018)

 

Akdeniz'de Binden Fazla Mülteci Kurtarıldı

Son 48 saat içerisinde Akdeniz'de binden fazla sığınmacı kurtarılırken, 11 sığınmacının da hayatını kaybettiği bildirildi. Alman Basın Ajansı'nın sözcüsü pazartesi günü yaptığı açıklamada, İtalyan Sahil Güvenlik Komutanlığı'nın cumartesi ve pazar günleri yaklaşık 900 kişiyi kurtardığını açıkladı. 263 kişi Libya Sahil Güvenliği tarafından kurtarılırken, kurtarılan sığınmacıların ülkelerine geri götürüldükleri bildirildi. Sahil Güvenlik kurtarılanlar arasında 11 kişinin de cesedinin bulunduğunu bildirdi. SOS Méditerranée ve Sınır Tanımayan Doktorlar örgütleri ile bölgede bulunan "Aquarius" isimli tekne ile pazartesi sabahı Sicilya'nın Trapani şehrinde 537 sığınmacı kurtarıldı.

Sığınmacılar Libya’ya Geri Gönderildi

Kurtarma ekibinin son günlerde Roma'daki kurtarma merkezi tarafından acil durum çağrısı veren tekneler hakkında birçok kez bilgilendirildiği bildirildi, ancak teknelerin aranması Libya Sahil Güvenliğine bırakıldı. Nisan ayında İtalya'ya bin 255 sığınmacı ulaşırken, 2017'nin aynı döneminde ay toplamında bu rakam yaklaşık 13 bin kişiydi. SOS Méditerranée pazartesi günü yaptığı açıklamada, "Teknelere ne olduğunu öğrenmek için çok geç oldu" derken, geçen hafta yüzlerce insanın "Libya gözaltı kamplarının felaket koşullarına" geri gönderilmesinin endişe verici olduğu belirtildi. 2011 yılından beri süren iç savaş nedeniyle güvenlik ve istikrarın sağlanamadığı Libya, insan kaçakçılarının ana üssü konumunda. İtalya'nın yoğun baskısı sonucu Avrupa Birliği, geçen yıl sığınmacı akınıyla mücadele edilmesi için Libya Sahil Güvenlik teşkilatıyla işbirliğine başlamıştı.

(Deutsche Welle Türkçe, 23 Nisan 2018)

 

TİKA 23 Nisan'ı Arakanlı Çocuklarla Kutladı

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında Bangladeş'e sığınan Arakanlı ve bölgedeki Bangladeşli çocuklarla kutlama yaptı. Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı'ndan (TİKA) yapılan yazılı açıklamaya göre, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla Moynerguna dağıtım noktasında TİKA'nın yaptırdığı bir çocuk parkında organize edilen törende, 500 çocuğa gıda, hijyen ve giyim yardımının yanı sıra oyuncaklardan oluşan hediyeler verildi. Törene, Türkiye'nin Dakka Büyükelçisi Devrim Öztürk, TİKA Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Birol Çetin, TİKA Strateji Geliştirme Dairesi Başkanı Tolga Keskin, TİKA Dakka Program Koordinatörü Ahmet Refik Çetinkaya ile bölgede çalışmalar yürüten AFAD, Kızılay ve Diyanet Vakfı görevlileri katıldı. Programın ardından aynı bölgede Bangladeşli çocukların eğitim aldığı Palanghali İlkokuluna geçen heyet, buradaki 500 çocuğa da hediyelerini dağıttı. Heyet daha sonra Balukhali'de bulunan Sağlık Bakanlığının Sahra hastanesini de ziyaret ederek, çalışmalar hakkında bilgi aldı. Arakan'da 1970'lerde yaklaşık 2 milyon Müslüman'ın yaşadığı tahmin ediliyor. Myanmar yönetiminin uyguladığı sistematik şiddetle ortaya çıkan göç dalgaları nedeniyle Arakanlı Müslümanların sayısı 300 binin altına geriledi. BM'ye göre, yalnızca 25 Ağustos 2017'den sonra Arakan'dan kaçmak zorunda kalıp Bangladeş'e sığınanların sayısı 700 bini aştı. Uluslararası insan hakları kuruluşları, yayınladıkları uydu görüntülerinde yüzlerce köyün yok edildiğini kanıtladı. Arakanlıların topraklarına dönüşü için Myanmar ve Bangladeş hükümetleri arasında imzalanan anlaşma, yerinden edilenlerin durumlarını belgelendirmesi mümkün olmadığı için uygulamada işlevsiz kalıyor. BM yetkilileri ve uluslararası insan hakları örgütleri, Arakanlı Müslümanlara yönelik şiddeti "etnik temizlik" ya da "soykırım" olarak adlandırıyor.

(Anadolu Ajansı, 23 Nisan 2018)

 

Dünyanın Farklı Coğrafyalarından Trabzon’a Gelen Göçmen Öğrenciler 23 Nisan’ı Kutladı

Dünyanın farklı coğrafyalarından Trabzon’a gelerek burada eğitimlerini sürdüren sığınmacı ve göçmen öğrenciler, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını düzenlenen etkinlikle kutladı. Afganistan başta olmak üzere, Suriye, Irak gibi ülkelerden Trabzon’a gelerek burada sığınmacı ve göçmen durumunda bulunan öğrenciler, Zağros Vadisi’nde hem kendi kültürlerini tanıttı hem de bölgenin yöresel folklor oyunlarını sergiledi. Afganistan Hazarları Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Muhammed Gül, düzenlenen etkinlikte farklı ülkelerin öğrencilerinin bir araya geldiğini belirterek, “23 Nisan Ulusal ve Egemenlik ve Çocuk Bayramını Afganistan Hazarları Kültür ve Dayanışma Derneği olarak Trabzon Valiliğimiz, Göç İdaresi, Belediyemizin katkılarıyla aralarında Karadeniz Teknik Üniversitesinde okuyan öğrencilerin de katılımıyla bu organizasyonu düzenledik. Afgan öğrenciler başta olmak üzere İran, Suriye, Irak, Yemen ve Afrika ülkelerinden gelen kardeşlerimiz buradalar. Öğrenciler kendi ülkelerinin kültürlerini yansıtırken hem de yörenin folklor oyunlarını sergilediler” dedi.

(İhlas Haber Ajansı, 22 Nisan 2018)

 

Antalya'da 42 Suriyeli Göçmen Yakalandı

Almanya'ya gitme hayaliyle Antalya'ya getirilen Suriyeli 42 göçmen, polisin operasyonuyla yakalandı. Kişi başı 5'er bin dolar alan 8 insan kaçakçısı ise gözaltına alındı. Bir istihbaratı değerlendiren Antalya Emniyet Müdürlüğü Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti Şube Müdürlüğü ekipleri, yasa dışı yollardan deniz yoluyla göçmenleri Yunanistan'a, oradan da Almanya'ya kaçıran şebekeyi takibe aldı. Teknik ve fiziki takibin ardından harekete geçen ekipler, Gaziantep, Kilis, Mersin, Adana ve İstanbul'dan Antalya'ya getirilen ve Kaş ilçesine doğru yola çıkartılan 42 Suriyeliyi yakaladı. DHA'nın haberine göre, bu kişileri yurt dışına kaçırmaya çalışan ve kişi başı 5 bin dolar aldığı belirlenen 8 kişi ise gözaltına alındı. Daha önceden de suç kayıtlarının olduğu belirtilen 8 şüpheli, işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilecek. 42 Suriyelinin ise getirildikleri illere gönderileceği belirtildi.

(Haber Türk, 23 Nisan 2018)

 

İzmir'de 29 Kaçak Göçmen Yakalandı

İzmir’de Yunanistan’a bağlı adalara yasa dışı yollardan geçmeye çalışan 29 kaçak göçmen yakalandı. Edinilen bilgiye göre, 20 Nisan tarihinde saat 08.10 sıralarında İzmir’in Dikili ilçesi önlerinde Deniz Kuvvetleri Komutanlığına bağlı TCG Karşıyaka gemisi, hareket halinde tespit ettiği göçmen botunu durdurdu. Görevlendirilen Sahil Güvenlik botu tarafından bahse konu botta içinde bebeklerin de bulunduğu Suriye uyruklu 29 kaçak göçmen yakalandı. Göçmenler işlemlerinin yapılması için gerekli makamlara sevk edildi.

(Milliyet, 24 Nisan 2018)

 

Erzurum'da 3 Günde 560 Kaçak Göçmen Yakalandı

Erzurum'da son üç günde yasal olmayan yollardan yurda giren Afganistan ve Pakistan uyruklu 560 kaçak göçmen yakalandı. Erzurum’da emniyet ve jandarma ekiplerinin kuzey çevre yolu, Nenehatun rampası mevkii, Pasinler ve Horasan’da yaptıkları çalışmalarda son 3 gün içerisinde 560 kaçak göçmen yakalandı. Otobüslerle polis merkezlerine götürülen yabancı uyruklular, işlemlerinin ardından Aşkale ilçesindeki Geri Gönderme Merkezine teslim edildi. 

(İhlas Haber Ajansı, 23 Nisan 2018)

 

Yunanistan'a Kaçmak İsteyen 68 Yabancı Uyruklu Yakalandı

Meriç Nehri üzerinden Yunanistan'a kaçma girişimindeki 68 Suriyeli yakalanırken, iki kişi "göçmen kaçakçılığı" suçundan tutuklandı. Alınan bilgiye göre, Edirne Merkez İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, içerisinde kaçakların olduğu belirlenen iki minibüsü takibe aldı. Gültekin A'nın idaresindeki 35 PN 33 plakalı minibüs ile Orhan Ç'nin kontrolündeki minibüs Üyüklütatar köyünde durduruldu. Minibüste 68 Suriyeli yakalandı. Araçta bot, pompa ve bot kürekleri bulundu. Kaçaklar İl Göç İdaresi'ne gönderilirken, sürücüler gözaltına alındı. Adliyeye sevk edilen Gültekin A. ve Orhan Ç. çıkarıldıkları mahkemece "göçmen kaçakçılığı" suçundan tutuklandı.

(Haberler.com, 24 Nisan 2018)

 

Suriyeli Göçmenlerin Almanya Hayali, Antalya'da Son Buldu

Almanya'ya gitme hayaliyle Antalya'ya getirilen Suriyeli 42 göçmen, polisin operasyonuyla yakalandı. Kişi başı 5'er bin dolar alan 8 insan kaçakçısı ise gözaltına alındı. Bir istihbaratı değerlendiren Antalya Emniyet Müdürlüğü Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti Şube Müdürlüğü ekipleri, yasa dışı yollardan deniz yoluyla göçmenleri Yunanistan'a, oradan da Almanya'ya kaçıran şebekeyi takibe aldı. Teknik ve fiziki takibin ardından harekete geçen ekipler, Gaziantep, Kilis, Mersin, Adana ve İstanbul'dan Antalya'ya getirilen ve Kaş ilçesine doğru yola çıkartılan 42 Suriyeliyi yakaladı. Bu kişileri yurt dışına kaçırmaya çalışan ve kişi başı 5 bin dolar aldığı belirlenen 8 kişi ise gözaltına alındı. Daha önceden de suç kayıtlarının olduğu belirtilen 8 şüpheli, işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilecek. 42 Suriyelinin ise getirildikleri illere gönderileceği belirtildi.

(Hürriyet, 23 Nisan 2018)

 

Minibüse Balık İstifi Bindirilen 56 Kaçak Yakalandı

Van'ın Muradiye ilçesinde, jandarmanın yol kontrolünde durdurulan minibüste, yasa dışı yollarla yurda giren Afganistan uyruklu 56 kaçak yakalandı. Gözaltına alınan sürücünün üzerinde bir miktar uyuşturucu ele geçti. Muradiye-Erciş karayolunda yol kontrolü yapan jandarma ekipleri, B.K. yönetimindeki plakası açıklanmayan minibüsü durdurdu. Minibüste yapılan kontrollerde, iç savaşın yaşandığı ülkelerinden umut yolculuğuna çıkıp, kaçak yollarla İran üzerinden Türkiye'ye giriş yaptığı belirlenen 56 kaçak yakalandı. Çoğunun ayakkabısız olduğu, balık istifi bindirilen kaçaklar, Ünseli Jandarma Karakolu'na götürülürken, sürücü B.K. ise gözaltına alındı. B.K.'nın üst aramasında ise bir gram metamfetamin ile bir gram esrar ele geçirildi. Sıcak yemek ikram edilip, ısınmaları sağlanan kaçaklar, sınır dışı edilmek üzere Van Emniyet Müdürlüğü Yabancılar Şubesi'ne gönderildi. Kaçakların, İstanbul'a gitmek için B.K.'ye kişi başı Afganistan'ın para birimi olan 10 bin Afgani verdiği belirlendi.

(Haberler.com, 24 Nisan 2018)