Türkiye’de ve dünyada göç, göçmen ve sığınmacılar konusunda gündemde öne çıkan başlıklar…

 

Mesut Özil Alman Milli Takımını Bıraktı: “Kazanınca Alman, Kaybedince Göçmen Oluyorum!”

Recep Tayyip Erdoğan’la görüştüğü gerekçesiyle Almanya’da tepki çeken Mesut Özil, milli takımı bıraktığını açıkladı.

Mesut Özil’den herkesi şaşırtan bir hareket geldi. Yıldız futbolcu, Almanya Milli Takımı’nı bıraktığını açıkladı.

Twitter’dan İngilizce ve Almanca versiyonları olan bir deklarasyon yayınlayan tecrübeli futbolcu, son dönemde çok üzerine gelindiğini ve bunları hak etmediğini söyledi.

Bu kararı vermenin kendisi için inanılmaz zor olduğunu belirten 30 yaşındaki oyuncu, sözlerine şöyle devam etti: “Sadece yaşananlarla ilgili düşündüklerimi belirtmek istedim. Bu süreçte çok üstüme geldiler. Almanya ‘da büyüdüm ama ailemin Türk kökleri her zaman vardı. Benim kalbimin bir yarısı Türk, diğer yarısı ise Alman. İstenmeyen adam olduğumu hissediyorum ve 2009’dan beri bu milli takım için yaptıklarımın unutulduğunu düşünüyorum.”

İngiliz gazeteleri, Arsenal’in yıldız futbolcusu Mesut Özil ‘in Almanya Milli Takımı’nı bırakma kararı almasına sayfalarında yer verdi. Guardian gazetesi, ” Mesut Özil ‘in Almanya ‘ya sırtını döndüğünü” yazdı. Guardian’ın spor sayfalarındaki haberin başlığı; “İstenmeyen” Özil, Almanya ‘ya sırtını döndü. Haberde Mesut Özil ‘in Almanya Futbol Federasyonu’nu, “ırk ayrımcılığı yapmakla” suçladığı belirtiliyor.

Mesut Özil , Mayıs ayında İlkay Gündoğan ve Cenk Tosun ile birlikte Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la Londra’da yaptığı görüşme ve çektirdiği fotoğraf nedeniyle Almanya ‘da bazı çevrelerce eleştirilmiş, Dünya Kupası’ndan sonra daha da artan eleştirilerin ardından kararını Pazar günü sosyal medya hesabından yaptığı uzun bir açıklama ile kamuoyuna duyurmuştu.

Guardian’daki haberde, Mesut Özil ‘in açıklamasından şu satırlar yer alıyor:

“Benim için Cumhurbaşkanı ile fotoğraf çektirmenin siyaset ya da seçimler ile hiçbir ilgisi yoktu. Ailemin ülkesinin en üst düzey yetkilisine saygı çerçevesinde yapılan bir hareketti. Ben bir futbolcuyum, siyasetçi değil. Görüşmemiz de, onun (Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın) politikalarını tasvip ettiğim anlamına gelmez.”

“Gerek Almanya Futbol Federasyonu’ndan gerekse de diğer başka bazı çevrelerden gördüğüm muamele sonrası artık Almanya Milli Takımı formasını giymek istemiyorum. Kendimi istenmeyen bir kişi gibi hissediyorum.

“Almanya Formasını Gururla ve Heyecanla Giydim Ama Artık Giymeyeceğim”

Times gazetesindeki haberin başlığı ise “Özil, Almanya Futbol Federasyonu’nun ‘ırkçılığı ve saygısızlığı’ yüzünden milli takım kariyerine nokta koydu”.

Bu haberde de Mesut Özil ‘in sosyal medya hesabından yaptığı açıklamadan bazı bölümler yer alıyor.

Almanya’nın Dünya Kupası’na beklenmedik şekilde ilk turda veda etmesinin ardından ülkede Mesut Özil ‘e yönelik eleştiriler artmıştı.

Times’taki haberde, Almanya Menajeri Oliver Bierhoff’un turnuva sonrası söylediği “Özil’i kadroya almamayı değerlendirmeliydik” şeklindeki sözleri de yer alıyor.

(Cumhuriyet, 23 Temmuz 2018)

 

Yanlış Hazırlanmış Yönetmelik Nedeniyle 1600 İltica Talebi Yeniden Açılabilir

Bir mahkeme kararı, hükümetin, 16 yıl önce Avustralya’nın göçmen bölgelerinden Ashmore Reef’i boşaltma girişimini geçersiz kılmıştı.

Broome’un 600 kilometre kuzeyindeki Ashmore ve Cartier Adaları’nda barınak veya bina gibi hiçbir yerleşim birimi yok. Adaya kimsenin ayak basmasına izin verilmiyor.

Bunun sebebi 16 yıl önce kötü hazırlanan bir hükümet yönetmeliğidir. Bu durumun tersine çevrildiğini gösteren bir mahkeme kararı, Avustralya’ya gelen 1.600’den fazla sığınmacı için koruma başvurularını yeniden açabilir. Buna ek olarak, hükümeti yasadışı gözaltı için ciddi tazminat ödemeye maruz bırakabilir. Bir yargıcın yıllar önce hazırlanan belgeyi, hazırlayan bakanın buna yetkisinin olmaması sebebiyle eleştirerek durumu ortaya çıkarması, yapılabilecek değişiklikler olduğunu açığa çıkardı.

(The Guardian, 20 Temmuz 2018)

 

Meksika Cumhurbaşkanı Göçü Engellemek İçin Çalışma Sözü Verdi

Pazar günü Meksika Başkanı Manuel Andres Manuel Lopez Obrador, ABD Başkanı Donald Trump’a, Meksika’nın ekonomisini ve güvenliğini nasıl geliştireceğini planladığı yedi sayfalık bir mektup gönderdi. Başkana göre böylece Meksikalılar göç etme ihtiyacı hissetmeyecek.

Başkan mektubunda yapacağı düzenlemelerden bahsederek ABD ile göçmenler konusunda anlaşabileceklerini ifade etti. Meksika Başkanı, Orta Amerika ülkelerini de kapsayabilecekleri bir ekonomik planla, göçleri, ekonomik olarak gereksiz hala getirmeyi hedefliyor.

Yeni seçilen başkan, hükümet harcamalarından kısarak, altyapı ve istihdam hizmetleriyle ülkesini geliştireceğine ve Meksika’dan ekonomik sebeplerle yapılan göçlerin önüne geçebileceğine inanıyor.

(Star Tribune, 22 Temmuz 2018)

 

Kuşadası’nda 42 Kaçak Göçmen Yakalandı

Edinilen bilgiye göre, bir ihbarı değerlendiren Kuşadası Sahil Güvenlik Bot Komutanlığı’na bağlı ekipler, sabah 06.45 sıralarında Aslan Burnu koyunun batısında hareket halindeki bir lastik bot tespit etti. Lastik botu durduran sahil güvenlik ekipleri, Yunanistan’ın Sisam Adası’na kaçmaya çalışan lastik bot içerisindeki 3 Suriye, 2 Eritre, 9 Afgan, 3 Senegal, 9 Filistin, 10 Orta Afrika, 2 Irak, 4 İran uyruklu toplam 42 kaçak göçmeni yakaladı. Sağlık kontrolünden geçirilen kaçak göçmenler, işlemlerinin tamamlanmasının ardından il göçmen bürosuna teslim edildi.

(Kuşadası Gözcü, 22 Temmuz 2018)

 

Trump’ın Göçmen Karşıtı Politikaları Protesto Edildi

ABD’de binlerce kişi, Başkan Donald Trump’ın birçok göçmen çocuğun ailelerinden ayrılmasına sebep olan Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) politikalarını protesto etti.

ABD Başkanı Donald Trump’ın göçmenlere karşı ’sıfır tolerans’ politikası tepki toplamaya devam ediyor. Los Angeles’ın merkezindeki McArthur Park’ta toplanan 16 sivil toplum kuruluşunun çağrısıyla, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) uygulamaları protesto edildi. “Aileler Bir Arada Olmalı” protestosuna büyük sivil toplum kuruluşları da katıldı. Protestocuların geçeceği yolları araç trafiğine kapatan polis, göstericilere yol boyunca eşlik etti.

“Çocuklar Pazarlık Malzemesi Değildir”

İlk toplanma noktasında kısa konuşmaların ana hedefi hükümetin ırkçı ve ayrımcı politikaları oldu. Konuşmacılardan bir kadın, “Burası Nazi Almanya’sı değil. Her gittiğim yere doküman ve kimlik taşımak zorunda değilim” dedi. “Trump / Pence Gitmeli”, “Çocuklar pazarlık malzemesi değildir”, “Biz Aileyiz” ve “Ayrımcı Başkan” yazılı pankartlar taşıyan göstericiler konuşmaların ardından yürüyüşe geçti. Yürüyüş esnasında “Birleşen insanlar asla parçalanmaz”, “Göçmenler yükselsin, Sınır dışılar dursun”, “Adalet için savaşıyoruz, özgürlük için savaşıyoruz” ve “Filistin’den Meksika’ya, tüm duvarlar yıkılsın” sloganları atıldı.

“İnsanlar Ayrılmak ve Göç Etmek Zorunda Kalıyor”

İHA mikrofonuna konuşan Neha Syed, “Bugün burada göçmenler için bulunuyorum. Hükümet tarafından ötekileştirilen, seyahati engellenen Müslümanlar dâhil herkes için bulunuyorum. ICE kapatılmalı” dedi. Amerikan Kızılderili Hareketi’nden kendini Native (Yerli) olarak tanıtan bir kişi de İHA mikrofonuna, “Bugün ABD Hükümetinin sıfır tolerans politikası ile çocukları sınırdan ailesinden ayırması konusuna dikkat çekmek için bulunuyorum. Ahlaksız ve iğrenç bir politika. Tek bir şahıs olarak da değil Amerikan Kızılderili hareketi olarak buradayız” diye konuştu. Yürüyüşün sonunda kalabalığa seslenen Sağlıklı California Hareketi öncülerinden emekli sosyal danışman ve Emekli Amerikalılar Derneği üyesi 74 yaşındaki aktivist Bonnie Coleman, “Burada bir araya gelmemizi sağlayan Beyaz Saray’da yaşayan kendini beğenmiş kabadayı tarafından yürütülen insanlık dışı, ırkçı politikalar” dedi. Coleman ayrıca kalabalığı “yanlışa düşmeyin” diye uyararak bu politikanın en sert bu dönem uygulandığını ancak ailelerin göç ederken güvenlik güçleri veya seyahat şartları nedeni ile on yıllardır ayrılmak zorunda kaldığını anlattı. “ABD uzun zamandır Güney Amerika’nın politikalarına, askeriyesine, ekonomisine karışıyor ve orada yaşamı dayanılmaz kılıyor” diyen Coleman “İnsanlar ayrılmak ve göç etmek zorunda kalıyor” dedi. 34’üncü bölge kongre adayı KennethMaija’yı temsilen konuşan Ana ise Cumhuriyetçi ve Demokratların bu işte bir arada olduklarını belirterek, ICE ve gözaltı merkezlerinin yaptıklarını artık bırakmaları ve çocuklara çocuk gibi davranmaları gerektiğini ifade etti. Yürüyüş ve gösteri genel olarak sorunsuz geçerken, Los Angeles Polis Departmanına bağlı polisler zaman zaman Trump destekçisi küçük gruplar ile çıkan tartışmaların büyümesini önledi. Polis, Trump destekçisi grubu güvenlik sebebi ile araçlarına kadar eşlik ederek bölgeden uzaklaştırdı. Konuşmaların ardından kalabalık dağıldı.

(İHA, 22 Temmuz 2018)

 

Çanakkale’de 42 Kaçak Göçmen Yakalandı

Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinden Yunanistan’ın Midilli Adası’na lastik bot ile gitmek isteyen 42 yabancı uyruklu kişi, Sahil Güvenlik ekiplerinin operasyonu sonucunda yakalandı. Kuzey Ege’de devriye görevi yapmakta olan Sahil Güvenlik ekipleri saat 09.00 sıralarında Sivrice Burnu mevkii 1 mil açıklarında bir grubun lastik bot ile Midilli istikametine doğru gittiğini tespit etti. Sahil Güvenlik, “KB 4301” Bot Komutanlığınca denizden 1 mil açıkta yapılan operasyonda aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu Afganistan ve Irak uyruklu 42 kişiyi yakaladı. TCSG 8 Botu ile Küçükkuyu’daki Sahil Güvenlik Karakolu’na getirilen yabancı uyruklulara burada görevliler tarafından eşofman, ayakkabı, temizlik malzemeleri ve yiyecek verildi. Yabancı uyruklular, işlemlerinin ardından Ayvacık Yabancılar Geri Gönderme Merkezine teslim edildi.

(Yeni Şafak, 22 Temmuz 2018)

 

Libya’da 116 Göçmen Kurtarıldı

Libya’nın başkenti Trablus açıklarında 116 göçmenin kurtarıldığı bildirildi.

Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne (UMH) bağlı Deniz Kuvvetleri tarafından yapılan yazılı açıklamada, sahil güvenlik devriyelerinin, şişme botta bulunan 116 kaçak göçmeni Trablus’taki Zuvare ilçesi açıklarında kurtardığı ifade edildi. Kurtarılan göçmenlerin Mısır, Sudan, Mali, Çad, Nijerya, Fildişi Sahili, Gambiya ve Gana uyruklu oldukları belirtilen açıklamada, göçmenler arasında 5 kadın bulunduğu bilgisi verildi. Tıbbi ve insani yardımda bulunulan göçmenlerin Tacura Barınma Merkezi’ne teslim edildikleri kaydedildi. Libya, Afrikalı yasa dışı göçmenlerin Avrupa’ya geçişte kullandıkları en önemli noktalar arasında yer alıyor.

(NTV, 22 Temmuz 2018)

 

5 Bin Göçmen Musul’a Geri Döndü

Irak Göç ve Göçmenler Bakanlığı, son 3 gün içerisinde 4 bin 878 göçmenin Musul’daki evlerine geri döndüğünü duyurdu. Irak Göç ve Göçmenler Bakanlığı, son 3 gün içerisinde 4 bin 878 göçmenin Musul’daki evlerine geri döndüğünü duyurdu. DEAŞ’ın Musul’u 2014’te işgal etmesiyle kaçan Iraklılar evlerine geri dönmeye devam ediyor. Irak Göç ve Göçmenler Bakanlığı yaptığı yazılı açıklamada, son 3 gün içerisinde 4 bin 878 göçmenin Musul’a geri döndüğünü bildirdi. Açıklamada, “Göçmenler kent merkezi, Şırkat, Hadar, Baac, Telafer, Rabia, Kayravan, Zummar, Telabta, Baduş ve diğer bölgelerdeki evlerine geri döndü” ifadeleri kullanıldı. Haziran 2014’te terör örgütü DEAŞ’ın Irak’ın büyük bir bölümünü işgal etmesi, ülke tarihinin en büyük iç göç dalgasının yaşanmasına neden olmuştu.

(Karar, 22 Temmuz 2018)

 

Günlük 1 Dolara Kaçak Göçmen Çalıştıran Özel Hapishanelere Soruşturma

Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) kaçak göçmenleri gün boyu çalıştıran ve karşılığında 1 dolar veren özel hapishaneler hakkında soruşturma başlatıldı. Ülkede oturum ve çalışma izni olmayan göçmenleri istihdam eden kurumları ağır şekilde cezalandıran Amerikan hükümeti, hapishanelerde tutulan kaçak göçmenleri günlük 1 dolardan daha az ücrete çalıştıran iki özel hapishane hakkında da soruşturma başlattı. Göçmenlerin günlüğü 1 dolardan çalıştıran iki hapishane ‘zorla çalıştırma, adaletsiz gelir elde etme ve federal yasaları ihlal etmek’ suçlamalarıyla karşı karşıya. Bu iddialar nedeniyle başka hapishaneler hakkında da soruşturma açılabileceği kaydedildi. ABD Göç ve Gümrük Uygulamaları (ICE) birimi ekipleri tarafından gözaltına alınan kaçak göçmenler yerleştirildikleri hapishanelerde sembolik ücretlerle çalıştırılıyor. Göçmen hakları savunucuları tarafından sıkça eleştirilen Federal hükümet yetkilileri hapishanelerdeki çalışma programlarının devletin kaynaklarını koruma amaçlı, gönüllülük esasına dayalı ve kanuni bir uygulama olduğunu savunuyor. Göçmen hakları savunucuları ise hükümet ve özel sektör tarafından işletilen hapishanelerin çalışma programını kendi çıkarları doğrultusunda istismar ettiklerini ve göçmenlerden ucuz işgücü olarak istifade ettiklerini ileri sürüyor. Davacıların birçoğunu temsil eden Avukat Andrew Free, göçmenlerin, herhangi bir suçtan hüküm giymedikleri için mahkum olarak kabul edilemeyeceğini söyledi. Buradaki insanların kendi iradeleri dışında çalıştırılamayacağını kaydeden Free, gözaltındaki kişilerin mahkum değil sivil birey olduklarını savundu.

Özel Cezaevi İşletmecileri: “Uygulama Yasal”

1 doların ABD Kongresi’nin belirlediği bir ücret olduğunu savunan ülkenin en büyük özel cezaevi işletmeleri Core Civic ve Geo Group yetkilileri ise bu programın ICE’nin desteği ile yürütüldüğünü savunuyor. Core Civic sözcüsü Steve Owen çalışma programlarının diğer ICE tesislerindekilerle tutarlı olduğunu, Geo sözcüsü Pablo Paez ise çalışma programının ve ücretlerin hükümet tarafından belirlendiğini söyledi. Core Civic sözcüsü Owen ayrıca tüm mahkumların gönüllü bir çalışma programına katılıp katılmadığına bakılmaksızın üç öğün yemek, sağlık hizmetlerine erişim ve diğer günlük yaşam ihtiyaçlarının en iyi şekilde karşılandığını belirtti. Eski Başkan Barack Obama’nın yönetimi sırasında ICE Politika ve Planlama Dairesi eski müdürü olan Kevin Landy, özel cezaevlerinin günde 1 dolardan fazla ödeme yapmasına izin verildiğini, ancak bunun özel hapishane işletmelerince dikkate alınmadığını kaydetti.

(Euro News, 22 Temmuz 2018)

 

Libya Açıklarında 40 Göçmen Kurtarıldı

Libya açıklarında, aralarında çocuk ve kadınların da olduğu 40 göçmen kurtarıldı. Libya Deniz Kuvvetleri’nin sosyal medya hesabından yapılan açıklamaya göre, ülkenin batı sahili açıklarında motoru bozulan şişme botta bulunan 8’i kadın, 1’i çocuk 40 göçmen, sahil güvenliğin ihbarı üzerine kurtarıldı.  Fas, Mısır, Suriye ve Nijerya uyruklu oldukları tespit edilen ve Trablus Deniz Üssü’ne götürülen göçmenler, insani ve tıbbi yardımın ardından Yasadışı Göçle Mücadele Birimi’ne sevk edildi.

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı İddiaları Yalanladı

Öte yandan Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, İspanyol sivil toplum kuruluşu “Proactiva Open Arms”ın birkaç gün önce Libya sahil güvenliğinin “bir kadın ile bir çocuğu botta ölüme terk ettiği” iddiası yalanlandı. Açıklamada, “Söz konusu kuruluşun yaptığı açıklamalar, sivil toplum kuruluşları tarafından yürütülen sistematik kampanyanın bir parçası ve iftiradan başka bir şey değil” denildi.

Libya’da 24 Ülkeden Göçmen Var

Yerel ve uluslararası resmi kaynaklara göre, Libya’da 24 ülkeden göçmen bulunuyor. Bunların yüzde 95’ini Akdeniz üzerinden Avrupa’ya ulaşmaya çalışan Afrikalılar oluşturuyor.

(TRT Haber, 22 Temmuz 2018)

 

27 Mülteci İçin Umutlar Kesildi

Yenierenköy sahilinin 16 deniz mili açıklarında 150 mülteciyi taşıyan teknenin batması sonucu kaybolan 27 kişiye dün de ulaşılamazken, kazanın üzerinden 72 saati aşkın bir sürenin geçmesi nedeniyle umutlar tamamen tükendi. Yenierenköy sahili ve Türkiye’nin Silifke bölgesindeki İncekum sahili arasında Çarşamba günü 150 mülteciyi taşıyan teknenin batması sonucu kaybolan 27 kişiye dün de ulaşılamazken, kazanın üzerinden 72 saati aşkın bir sürenin geçmesi nedeniyle umutlar tamamen tükendi. Kayıp 27 mülteci için yürütülen arama-kurtarma çalışmaları dün de gün boyu devam etti. Türkiye Cumhuriyeti Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın resmi internet sitesinden yapılan açıklamaya göre, ölü ya da canlı denizde başka kimseye ulaşılamadı.

“6 Kişilik Trajedi”

Yenierenköy sahili ve Türkiye’nin Silifke bölgesindeki İncekum sahili arasında mültecileri taşıyan teknenin batması sonucu cesetlerine ulaşılan 19 kişi arasından kimliği belirlenen 5 kişiden birisi olan genç kadın dün Adana’da toprağa verildi. Adana Adli Tıp Kurumu’nda kimliği belirlenen 19 yaşındaki Dhuha Junaid Salim’in cenazesi Belçika’dan Adana’ya giden ağabeyi Ahmet Junaid Salim’e teslim edildi. Genç kadının cenazesi, daha sonra ağabeyi Salim, ağabeyinin arkadaşı ve dört mezarlık görevlisinin katıldığı cenaze namazının ardından defnedildi. Bu arada, yaşamını yitiren kadının 3 yaşındaki kızı Jena Zaid Ahmed’in de teknede bulunduğu ve kurtarıldıktan sonra Mersin’de hastanede tedavi altına alındığı öğrenildi.

Tüm İmkanlar Seferber Edildi

Sahil Güvenlik Binbaşı Hüseyin Ünver komutasındaki 86 mürettebatlı “TCSG Yaşam” gemisi, dün mültecileri taşıyan teknenin batmasıyla 19 kişinin hayatını kaybettiği, 104 kişinin ise kurtarıldığı bölgede halen kayıp olan mültecileri aramaya devam etti. Taşucu Limanı’nın yaklaşık 20 deniz mili açıklarında denizden yürütülen çalışmalara “TCSG Yaşam” gemisinin yanı sıra “TCSG-108, TCSG-304, TCSG-305, TCSG-309, TCSG-34” gemi ve botları ile KKTC Sahil Güvenlik Komutanlığı’ndan 5 gemi katıldı. Ekipler bir sahil güvenlik uçağıyla da bölgede havadan tarama faaliyetlerini sürdürdü. Denizden ve havadan gerçekleştirilen arama çalışmalarında radarlar, termal kameralar ve dürbünler dahil tüm teknolojik ekipmanlar kullanılıyor.

(Kıbrıs Ada Haber, 22 Temmuz 2018)

 

Hayatını Kaybeden 3 Mülteci Daha Yakınlarına Teslim Edildi

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) açıklarında göçmenleri taşıyan teknenin batması sonucu cesetlerine ulaşılan 19 kişiden 3’ünün daha cenazesi yakınları tarafından alındı. Batan teknedeki yakınlarından haber alamayan Suriyeliler cesetlerin getirildiği Adana Adli Tıp Kurumuna başvurdu. Yaşamını yitirenler arasındaki üç kişinin cesedi yakınlarınca teşhis edildi. Tespitin ardından Hasan Mahmud El Ahmed, TalalAbdu Rezzak ve Yazan Sophi’nin cenazesi toprağa verilmek üzere yakınlarına verildi. Böylece göçmenlerden 11’inin cenazesi teslim edilmiş oldu. KKTC’nin yaklaşık 30 kilometre açıklarında 150 kişilik bir göçmen grubu tarafından yapılan yardım çağrısıyla bölgeye giden ekipler, 103 göçmeni sağ olarak kurtarmış, 19 göçmenin cansız bedenine ulaşılmış, kayıp göçmenleri bulmak için de arama çalışması başlatılmıştı. Mersin Büyükşehir Belediyesine ait cenaze nakil araçlarıyla Adana Adli Tıp Kurumuna getirilen 19 cesedin kimliği tespit edilmişti.

Cenazelerden 8’i otopsi işlemlerinin ardından yakınlarına teslim edilmişti.

(Gazete 360, 22 Temmuz 2018)

 

Rusya Açıkladı: 1.7 Milyon Suriyeli Dönebilir

ABD ve Rusya liderlerinin geçen hafta Helsinki’de yaptığı zirvede Suriye’de olası çözüm ve Suriyelilerin geri dönüşünün de gündeme geldiği belirtildi. Rusya, 1.7 milyon Suriyeli mültecinin yakında evlerine dönebilmesi için şartların sağlanacağını açıkladı.Moskova, 1.7 milyon mültecinin yakında evlerine dönmeleri için gerekli şartların sağlanacağını duyurdu.

ABD ile Koordineli

Rusya Savunma Bakanlığı Ulusal Savunma Merkezi Komutanı General Mihail Mizintsev, geri dönüşün nasıl sağlanabileceğine dair tekliflerin ABD tarafıyla da paylaşıldığını söyledi. Mizintsev, tekliflerin, geçen pazartesi günü Helsinki’de ABD ve Rus başkanlarının uzlaşmaya vardığı noktalara uygun olduğunu da belirtti. Rusya’nın mülteci krizine çözüm bulmak niyetinde olduğunu vurgulayan Mizintsev, “Suriye’yi savaş nedeniyle terk etmek zorunda kalan mültecilerin geri dönüşüyle ilgili araştırma yapan karma merkez 1 milyon 700 bin kişinin evlerine dönebilmeleri için şartların elverişli hale geldiğini tespit etti. Bu kişilerin muhtelif tarihlerde Suriye’den ayrıldığı şehir ve kasabalarda sivil hayata dönülmesi için şartlar oluşturulmak üzere” dedi.

330 Bin Hemen Dönebilir

Mizintsev, evlerine istedikleri takdirde hemen dönebilecek mülteci sayısını 336 bin olarak verdi. 2011’den beri çatışmaların sürdüğü Suriye’den 6.9 milyon sivilin ayrıldığını belirten Rus general, “Bu mülteciler günümüzde Türkiye, Lübnan, Ürdün ve Irak başta olmak üzere dünyanın 45 ülkesine yayılmış durumda. Soruna çözüm bulunması Suriye’ye komşu ülkeler ve Avrupa’yı rahatlatacaktır” diye konuştu. ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo da “Başkan Trump ve Başkan Putin, Suriye’de çözüm ve mültecilerin nasıl geri dönebileceğini ele aldı. Doğru zamanda, gönüllülük esasıyla, mültecilerin ülkelerine dönebilmeleri önemli. Nasıl uygulanabileceğine dair yapılacak bir sürü iş var, ancak ABD kesinlikle Suriye’de bu çözüme yardımın bir parçası olmak istiyor” diye konuştu.

Kuneytra Muhalifleri İdlib’e Ulaştı

Suriye’nin güneyinde İsrail’e sınır Kuneytra ilindeki silahlı muhalifler ile Esad rejimi arasında varılan anlaşma gereği bölgeden ayrılmak zorunda kalanları taşıyan ilk tahliye konvoyu kuzeydeki İdlib iline ulaştı. Hama’ya 40 otobüsle varan en az bin 500 kişi, İdlib’deki geçici barınma merkezlerine götürüldü. İkinci tahliye konvoyu ise dün gece Kuneytra’dan yola çıktı. Rejim ve destekçilerinin 20 Haziran’da Rusya’nın hava desteğiyle ilk olarak Dera’ya askeri operasyon başlatmasının ardından 6 Temmuz’da Rusya ve askeri muhalifler, Dera’da kalıcı ateşkes ve tahliye anlaşması üzerinde uzlaşı sağlamıştı. 15 Temmuz’da ise Dera’daki askeri muhalif ve sivilleri taşıyan 700 kişilik ilk tahliye konvoyu İdlib’e hareket etmişti. Rejim ve destekçileri, Dera’nın büyük bölümünü ele geçirdikten sonra hafta başında İsrail sınır hattına yönelmişti. Kuneytra’daki askeri muhalifler, rejim güçlerinin bölgedeki sivil yerleşimlere yoğun saldırıları sonucu önceki gün ateşkes ve tahliye anlaşmasını kabul etmek zorunda kalmıştı.

(Hürriyet, 22 Temmuz 2018)

 

Suriyeli Mülteci Ailenin Kanada’dan Dünyaya Uzanan Çikolata Yolculuğu!

Savaş nedeniyle çikolata fabrikaları bombalanan ailenin Kanada’ya yolculuğu… Essam Hadhad, Suriye’de savaş başlamadan önce 30 yıldır çikolata üretiyordu. Savaş sırasında fabrikaları bombalanınca her şeylerini kaybeden aile Lübnan’a gitmek zorunda kaldı. Lübnan’da mülteci olarak 3 yıl yaşadıktan sonra aile Kanada’ya taşındı ve barışa uzanan hikayeleri burada başladı. 2016 yılında oturma izni alan aile, Kanada’nın güneydoğusunda yer alan ve 4000 kişinin yaşadığı Nova Scotia’nın Antigonish kasabasına yerleştiler.

Evinin Bodrum Katında Çikolata Üretimi

Essam 30 yıllık çikolata işini burada devam ettirme kararı aldı ve evinin bodrum katında çikolata üretmeye başladı. İlk zamanlar çikolatalarını şehrin küçük dükkan ve marketlerine satarak geçimini sağladı. Bölge halkının da yardımlarıyla Essam ve ailesi ilk çikolata dükkanlarını açtılar. Essam, barışın bir halkın huzuru için en önemli şey olduğunu söylüyor. Bu nedenle de çikolatalarının markası “peacebychocolate”. Çikolatanın barış ve huzur getirdiğini vurguluyor.

“Arkadaşlarıma çikolata vermek bana moral oluyordu. Çocukların ve yaşlıların çikolatayla mutlu olduğunu görüyorsunuz. Çikolata maddi bir şeyden çok daha fazlası, çok değerli” Gittikçe işlerini büyüten ve geliştiren aile… Şu an dünya çapında çikolata satışı yapıyor ve milyonlara ulaşıyor!

(Kanada Turks, 22 Temmuz 2018)

 

İsrail Askerleri Filistinli Çocuğu Şehit Etti

İsrail askerlerinin, Batı Şeria’nın Ed-Dehişe Mülteci Kampı’nda açtığı ateş sonucu 13 yaşındaki Filistinli çocuğun şehit olduğu bildirildi. Beytüllahim’in Beyt Cala beldesindeki El-Huseyn Hastanesi kaynaklarından alınan bilgiye göre, İsrail askerleri ile Filistinliler arasında Beytüllahim’in güneyinde yer alan Ed-Dehişe Mülteci Kampı’nda çıkan olaylarda gerçek mermiyle vurulan 13 yaşındaki Filistinli çocuk şehit oldu.  Kaynaklar, Filistinli çocuğun göğsüne isabet eden kurşun sonucu şehit olduğu bilgisini verdi. Görgü tanıkları da İsrail güçlerinin, bu sabah Ed-Dehişe Mülteci Kampı’na baskın yaptığını, baskın nedeniyle İsrail askerleri ile belde sakinleri arasında arbede yaşandığını aktardı. Tanıklar, askerlerin göz yaşartıcı gaz ve gerçek mermi kullandığı olaylarda, 13 yaşındaki Filistinli Erkan Sair Mezher’in şehit olduğunu ifade etti. İsrail güçleri, işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te hemen her gün evlere baskın düzenleyerek çeşitli iddialarla Filistinlileri gözaltına alıyor.

(NTV, 23 Temmuz 2018)

 

Doç. Dr. Köprülü: 9 Milyon Suriyeli Yer Değiştirdi

Yakın Doğu Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Nur Köprülü Suriyeli mülteciler konusunu incelediği “Akdeniz’deki Mülteci Krizi Çerçevesinde Ürdün ve Lübnan’daki Suriyeli Mülteciler” konulu çalışmasını Lizbon Üniversitesi’nde gerçekleştirilen “6. Uluslararası Göç Konferansı”nda sundu. Köprülü çalışmasında; 9 milyondan fazla Suriyelinin Mart 2011’de savaşın patlak vermesiyle evlerini terk ederek komşu ülkelere gittiğini veya Suriye içinde yer değiştirmek durumunda kaldığını belirtti.

(Sabah, 23 Temmuz 2018)

 

Çocuk Gelin Davasında Suriyeli Kararı!

13 yaşındaki kız çocuğu ile imam nikahıyla evlenerek istismar suçu işleyen Suriyeli Abdulkerim J, yasaları bilmediği gerekçesiyle beraat etti. 4 yıl önce Suriye’den Türkiye’ye gelen 13 yaşındaki Fatma C., geçen yıl 26 yaşındaki akrabası Abdulkerim J.’yle imam nikahıyla evlendirildi. Çocuğun hamileliliğinin Ankara Alemdağ Göçmen Sağlığı Eğitim Merkezi’nde tespiti üzerine suç duyurusunda bulunuldu.  Ankara Başsavcılığı Abdulkerim J. ve çocuğun annesi EmanıB.’ye soruşturma başlattı.

Adama da Anneye de Ceza İstendi

Hazırlanan iddianamede, adama ‘çocuğun istismarı’ ve ‘kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’, anneye ise bu iki suça iştirak etmekten ceza istendi. Kız çocuğu, iddianamede yer alan ifadesinde, Abdulkerim J.’yle ‘kendi rızasıyla’ birlikte olduğunu söyledi. İddianamede çocuğun 15 yaşın altında olduğuna dikkat çekildi.

‘Suriyeli Bir Kadın İle Suriye’deki Düzene Gören Evlendim’

Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın 16 Temmuz’da görülen duruşmasında savunma yapan sanık Abdulerim J., “Suriye vatandaşı olarak Türkiye’deki ceza mevzuatını bilebilecek durumda değilim. Suriye insanı olarak Suriyeli bir kadın ile Suriye’deki düzene göre evlendim” dedi.

Anne: “Korusun, Kollasın Diye Müsaade Ettim”

Sanık anne Emanı B. ise “Korusun kollasın diye kızımın evlenmesine müsaade ettim. Suriye yasalarına göre 13 yaşını bitirmiş bir kız çocuğu evlenebilir. Yaptığımız Suriye mevzuatına göre bir evliliktir” diye konuştu.

“Hata Kapsamında Değerlendirilmeli”

Savcı mütalaasında, sanıkların suç kastı ile hareket etmediklerini, eylemlerinin özellikle TCK 30. Maddesi’nde ifadesini bulan ‘hata’ kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirterek beraatlerini talep etti.

İlk Duruşmada Beraat Etti

Mahkeme, ilk duruşmada sanıkların beraatına karar verdi. Kararda, şöyle dendi: “Yabancı devlet vatandaşı olan sanıkların, suç tarihinde 13 yaşında olan mağdura yönelik fiillere dair TCK hükümlerine göre müsnet suçların kanuni tanımındaki mağdurun yaşından kaynaklı yasal unsurları bilmeden hareket ettiklerinin anlaşılması karşısında, TCK’nın 30/1 maddesi uyarınca kasıtlarının bulunmadığının kabulü gerektiğinden TCK 30/4 maddesi hükmü doğrultusunda işlenen fiillerin haksız oluşturduğu hususunda kaçınılmaz hataya düşen sanıklara ceza verilmesine yer olmadığına karar verildi.”

(Haber 7, 23 Temmuz 2018)

 

Libya, Mülteci ve Göçmen Merkezleri İle İlgili Olan AB Planını Reddetti

The Guardian’ın haberine göre, Libya, ülkedeki mülteci ve göçmen merkezlerini kurmak için AB tarafından sunulan planı reddetti ve hiçbir finansal teşvikin aklını çelemeyeceğinin altını çizdi.

Kararın Libya Başbakanı Fayez el-Sarraj tarafından resmi olarak reddedilmesi, Trablus yönetimine yakın olduğu düşünülen İtalya’da darbe etkisi yarattı.

Haziran ayında İtalya, Afrika’daki kabul ve kimlik merkezlerinin Avrupa hükümetleri arasında bir çözüm aracı olacağını belirtmişti.

Avrupa Birliği Libya’dan Avrupa’ya gelen mültecilerin ve göçmenlerin dağılımını denetlemek için geçici bir süre bir kriz merkezi gibi çalışmak için gönüllü olduğunu belirtmişti. İtalya’nın limanlarını açmaya istekli olmaması ve hatta AB’nin diğer AB ülkelerini kızdıran arama ve kurtarma misyonu tarafından kurtarılanları reddedebileceğini söylemesi çıkmaza yol açtı.

Alman gazetesi Bild’e konuşan Serraj şunları söyledi: “Biz, Avrupa Birliği tarafından istenmeyen ama resmi olarak yasadışı göçmenleri kabul etmemizi isteyen Avrupa’ya kesinlikle karşıyız” dedi.

(The Guardian, 21 Temmuz 2018 )

 

Tayvan ve Avustralya’nın Mülteci Antlaşması

Geçen ay, Tayvan ile Avustralya arasında sığınmacıların Nauru’dan Tayvan’a tedavi olmaya gönderilmeleri için gizli bir anlaşma yapıldı. Avustralya’da ortaya çıkan Nauru’da yaşayan sığınmacının, bir gencin intihar ettiğini belirtmesi üzerine tartışmaya yeni konular da eklendi.

Çoğu kez Avustralya’nın göç politikasının içeriği ve denizaşırı gözaltı merkezlerini çevreleyen tartışmalar hakkında bilgileri olmayan Tayvan’daki insanlar bu düzenlemeye yönelik birbirinden farklı tutumlar sergilediler.

Tayvan’da, düzenlemeyi destekleyenler, Nauru’dan gelen mültecilere tıbbi tedavi imkanı verdiklerini, yüksek kaliteli sağlık hizmetlerini sunduklarını, uluslararası katılım görevini yerine getirdiklerini ve bunların ülkenin hükümetinin de desteklediği olumlu bir durum olduğunu düşünmektedirler.

Tayvan Dışişleri Bakanı, anlaşmayı Tayvanlıların gurur duyması gereken bir şey olarak nitelendirdi. Destekçilerin merhametli davranmasının Tayvan’ın “insani ruhunun” bir yansıması olduğunu ve bunun Tayvan ve Çin arasındaki farkı ortaya koyduğunu belirtti.

(The Interpreter, 23 Temmuz 2018 )

 

Göç, Yaşlı Nüfusumuzu Dengelemeye Yardımcı Oluyor – Moratoryuma İhtiyacımız Yok

Avustralya’nın nüfusu önümüzdeki haftalarda beklenenden çok daha önce 25 milyona ulaşacak. On sekiz yıl önce yapılan tahminlerde Avustralyalıların nüfusunun 2041 yılına kadar 25 milyona ulaşamayacağı konuşuluyordu.

Batı Avustralyalı Liberal Senatör Dean Smith geçtiğimiz hafta Avustralya’ya nefes aldırmak ve enine boyuna düşünmek için göç ile ilgili bir moratoryum önermişti. Planlama konusundaki endişelerini ve altyapının nüfusun ihtiyacını karşılamak da yetersiz kaldığını öne süren Smith, Avustralya’nın doğru olmayan nüfus projeksiyonlarına dayanarak hazırlıksız olduğuna işaret etmişti.

(The Conversation, 23 Temmuz 2018 )

 

Nantes’in Merkezinde Bir Göçmen Kampı Tahliye Edildi

Le Figaro’ya göre, Nantes’in şehir merkezinde bulunan, dernekler ve şehir için “endişe verici” bir sağlık durumu taşıyan meydanda bir aydan fazla bir süredir yaklaşık 400 kişi yaşıyordu.

Şehir merkezindeki 376 kişinin göçmen kampının tahliyesi Pazartesi günü başladı. Operasyon, Daviais Meydanı’ndaki kampta saat 8.30 civarında sessizce başladı. Bu kampın tahliyesini acilen talep eden Belediye Başkanı PS de Nantes “Loire – Atlantique” vilayetinde yaptığı açıklamada, “Bu sınır dışının amacı halk sağlığı ve güvenliği için yüksek riskler arz eden bir duruma son vermektir” dedi.

“Şubat Ayının Sonundan Bu Yana Akışların Önemli Evrimi”

Bir ay önce sadece birkaç çadırı olan Square Daviais kampı, iki özel mülkiyete ait binaların ard arda boşaltılmasından sonra İtalya ve İspanya’dan gelen göçmenlere göre genişletildi. Başta Sudanlı ve Eritreli olmak üzere kampa birçok göçmen yerleşti. Loire-Atlantique ve özellikle Nantes bölümü, yetkililere göre “Şubat ayının sonundan bu yana akışın önemli bir evrimi” ile karşı karşıya kalıyor. İltica başvuruları bir yıl içinde yüzde 28 artarken, diğer büyük şehirlerde bu oranda düşüş gözlenmiştir.

(Le Figaro, 23 Temmuz 2018)

 

Suriyeli Bir Mülteci Genç Bir Kadına Tecavüz Etmeye Çalıştı

Valeurs Actuelles’e göre, Suriyeli bir mülteci genç bir kadına tecavüz etmeye çalıştı. New Republic, bir yıllık oturma iznine sahip bir Suriyeli vatandaşın 23 yaşındaki bir kadına tecavüz etmeye çalıştığından şüpheleniliyor.

Gerçekler 5 Temmuz’a kadar uzanıyor. Adam, 23 yaşındaki kadına esrar sunmak amacı ile yaklaştı. Kadın reddetti ve adam şiddete başvurdu. New Republic’in bilgilerine göre adam kadını yakaladı ve taciz etmeye çalıştı.

Mülteci Gözaltına Alındı

Kadın kendini savunmaya çalışırken, cep telefonunu kapmayı başardı ve yardım istedi. Hızlı bir şekilde devriye geldi ve birkaç nesneyi elden çıkararak kaçan kişiyi gördü. Kolluk birkaç dakika sonra mülteciyi yakaladı. Kurbanın ifadeleri karşısında, adam ona yaklaştığını itiraf etti, ancak sadece “onunla konuşmak” amacında olduğunu söyledi.

(Valeurs Actuelles, 23 Temmuz 2018)

 

Göçmenler İngiltere İçin Başvuruyor

İngiltere’de Brexit’in ötesinde kalmak isteyen AB vatandaşlarının ilk başvuruları yakında başlayacak.

İngiltere’nin Kuzeybatısı’nda, 28 Ağustos’ta Ana Ofis tarafından başlatılacak bir pilota uygulamaya 4.000 kişi katılacak.

Başvuru sahiplerinden kimliklerini kanıtlamaları, herhangi bir suç işlememiş olduklarına dahil belge ibraz etmeleri ve İngiltere’de yaşadıklarını göstermeleri istenecektir.

Birleşik Krallık’ta 2020 yılı sonuna kadar AB vatandaşları ve aile üyeleri, yerleşik statü için başvuruda bulunabilecekler, bu durum uygun kişilerin, Birleşik Krallık’ta süresiz yaşamak ve çalışmak için özgür oldukları anlamına gelmektedir.

(Express News, 20 Temmuz 2018)

 

“Akdeniz’de Ölümler Sona Ermeli”

Papanın çağrısı etki yarattı: Kilisenin en üst düzey kişisi 25.000 kişinin önünde Akdeniz’deki mülteci krizini önlemek için uluslararası topluluğa seslendi. Malta yeni bir kurtarma operasyonu başlattı.

Roma’daki Aziz Petrus meydanında Papa Francis halka seslendi “Geçtiğimiz haftalarda mültecilerle ilgili yaşanan dramatik haberler, Akdeniz sularına batan mülteci yüklü botlar bir daha tekrarlanmamalıdır.” Papa Francis, böyle trajedilerin çok acı olduğunu beyan etti. Kaybedilenler ve aileleri için dua etti. Papa, uluslar arası toplumdan kararlı ve hızlı bir eylem çağrısında bulundu.

Bu arada, Akdeniz’deki botlarda bulunan mültecilerle ilgili haberler son bulmuyor. Bir gece kurtarma operasyonunda Malta Sahil Güvenlik ekipleri acil durumdaki 19 mülteciyi kurtardı.

(Deutsche Welle, 22 Temmuz 2018)

 

İspanya Açıklarında Yüzlerce Sığınmacı Daha Kurtarıldı

İspanya açıklarında 400’ün üzerinde mülteci daha kurtarıldı. Cuma gününden bu yana Batı Akdeniz’de kurtarılan sığınmacı sayısı bini aştı.

Pazar günü Akdeniz’in doğusunda 400 dolayında sığınmacı İspanyol deniz tahlisiye ekiplerince kurtarıldı. İspanya televizyonu resmi makamlara dayandırdığı haberinde Cuma gününden bu yana kurtarılan sığınmacı sayısının bin 100’ü bulduğunu bildirdi.

Mağrip ülkeleriyle Sahraaltı Afrika ülkelerinden geldikleri anlaşılan sığınmacıların 50’den fazla tekneyle Alboran Denizi ile Cebelitarık Boğazı’nı aşmaya çalıştıkları haber verildi. Kurtarılan sığınmacılar, aralarında Tarifa ve Malaga’nın da bulunduğu Endülüs limanlarına getirildi.

Uluslararası Göç Örgütü’nün (IOM) tahminlerine göre, sığınmacıların yeni rotası İspanya. Batı Akdeniz’e açılan göçmen sayısı temmuz ayında bir önceki yılın aynı ayına göre üç katına çıkmış ve İtalya ile Yunanistan’a çıkan göçmen sayısı toplamını geçmişti.

(Deutsche Welle, 23 Temmuz 2018)