Türkiye'de ve dünyada göç, göçmen ve sığınmacılar konusunda gündemde öne çıkan başlıklar…

 

Avrupa'nın 'Birliğini' Kurtaran Mutabakatın İkinci Yılı Geride Kaldı

2015 yılında patlak veren sığınmacı krizine çözüm bulmak için Türkiye ile AB arasında varılan mutabakat, hem kıtadaki ırkçı partilerin güçlenmesini engelledi hem de birliğin yapı taşlarından Schengen sisteminin çökmesinin önüne geçti. Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında imzalanan ve 2015 yılında patlak veren sığınmacı krizine çözüm bulmayı hedefleyen mutabakat hem kıtadaki ırkçı partilerin güçlenmesini engelledi hem de birliğin yapı taşlarından Schengen sisteminin çökmesinin önüne geçti. Türkiye ve AB arasında 18 Mart 2016'da varılan sığınmacı mutabakatının birlik ülkelerine yasa dışı sığınmacı akınında çok ciddi oranda düşüş sağladığı, böylelikle birliğin sığınmacı kriziyle başa çıkabilmesinde etkili olduğu görülüyor. 18 Mart mutabakatının olumlu sonuç verdiğinin en önemli göstergelerinden biri sığınmacı akınındaki radikal düşüş oldu. Resmi verilere göre, 2015 yılında Yunanistan'a giren düzensiz göçmen ve sığınmacı sayısı 853 binin üzerindeyken, 2017 sonlarında bu rakam yüzde 98'lik düşüşle 20 bin 364'e kadar geriledi.

Günlük Yasa Dışı Geçişlerde Rekor Azalma

Diğer yandan, AB Sınır Koruma Ajansının (Frontex) verileri de mutabakat sonrasında günlük yasa dışı geçişlerde rekor seviyede düşüş olduğunu gösteriyor. 2015 yılının Ekim ayında her gün yaklaşık 7 bin kişi Türkiye'den Yunan adalarına geçiş yaparken, bu rakam Şubat ayı itibariyle 43'e kadar geriledi. 2017'de AB'ye iltica başvurusu sayısı yüzde 50 azaldı Türkiye'yle vardığı mutabakat sonucu AB'ye sığınmacı akınının azalmasının, iltica başvuruları sayısına da yansıdığı görülüyor. Avrupa İstatistik Ofisinin (Eurostat) yayımladığı verilere göre, 2017'de birlik ülkelerine iltica başvurusunda bulunanların sayısı bir önceki yıla göre yarı yarıya azaldı. Sığınmacı mutabakatı öncesinde AB'ye 2015 yılında 1 milyon 257 bin 610, 2016'da 1 milyon 206 bin 120 kişi iltica başvurusu yaparken, bu rakam mutabakatın olumlu etkileri sayesinde 2017 yılında 650 bine geriledi.

AB Vize Serbestisi Sözünü Tutmadı

AB-Türkiye arasındaki sığınmacı uzlaşısıyla vize serbestisi tekrar gündeme geldi. Taraflar, Türk vatandaşlarının Schengen alanına vizesiz seyahatlerinin, Türkiye-AB Geri Kabul Anlaşması’nın 1 Ekim 2017 itibariyle tüm hükümleriyle uygulanmasının ardından 2018 yılı içerisinde sağlanması konusunda mutabık kaldı. 15 Temmuz'da bir darbe girişimi atlatan ve birçok terör örgütüyle aynı anda mücadele etmesine rağmen Türkiye, sığınmacı mutabakatından kaynaklanan yükümlülüklerini büyük ölçüde yerine getirse de AB kendi sözünde durma konusunda ağır davrandı. Türkiye'nin Şubat ayı başında AB Komisyonuna sunduğu vize serbestisine yönelik çalışma planı belgesinde 7 kritere ilişkin başlıklar bulunuyor. Ankara, söz konusu çalışma planı ile taahhüt edilen vize serbestisi için AB tarafından belirlenen 72 kriteri yerine getirmiş olacağını bildirdi. Türkiye’nin önerilerinin AB tarafından kabul edilmesinin ise bir garantisi bulunmuyor. Yol haritası belgesi, Brüksel’de derinlemesine bir değerlendirmeye tabi tutulacak. Şimdi de Brüksel'in talep ve beklentilerini Ankara’ya iletmesi bekleniyor. İlk etapta sığınmacı mutabakatının ardından hemen işleme koyulması planlanan vize serbestisinin, AB'deki yasal süreçler de göz önüne alınırsa, kısa vadede yürürlüğe girmesi olası gözükmüyor. Mültecilere yönelik mali yardımda gecikme

Diğer yandan, 2016'da varılan mülteci anlaşması kapsamında Türkiye'ye yapılacak olan toplam 6 milyar avroluk mali yardımın 3 milyar avroluk kısmının AB tarafından projelere bağlanarak ödenmesi karalaştırılmıştı. Ancak, proje bazlı ödenen ilk 3 milyar avronun bile tamamı henüz aktarılmadı. Ankara, söz konusu miktarın proje bazlı olarak değil nakit olarak ödenmesini talep ediyordu. Bu talep de kabul görmedi. AB Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik ise 3 milyar avroluk ilk ödemenin yalnızca 1,7 milyarının yapıldığını belirtmiş ve "Suriyelilerin ihtiyaçlarını dikkate alınca bu ödemenin çok daha hızlı yapılması gerekir." demişti. AB’nin yürütme organı olan AB Komisyonu, Türkiye'de yaşayan Suriyeli mülteciler için vermeyi vadettiği mali yardımın 3 milyar avroluk ikinci kısmını geçtiğimiz günlerde geç de olsa onayladı. Bununla birlikte, söz konusu miktarın nasıl ödeneceği konusunda birlik içerisinde tartışma yaşandığı iddiaları gündeme geldi. Almanya ve Hollanda gibi bazı ülkeler, ikinci 3 milyar avroluk ödemenin tamamını AB Komisyonu'nun finanse etmesini önerdi. İlk 3 milyar avroluk dilimin ise üçte ikisi AB üyesi devletler tarafından karşılanmıştı.

AB Projesi Tehdit Altındaydı

İkinci Dünya Savaşı'nın ardından 2015 yılında en fazla sığınmacı akınını tecrübe ederek adeta bir varoluşsal krize giren AB'nin, Türkiye'yle vardığı mutabakatla birlikte sığınmacı akınını kontrol altına alamaması durumunda, ciddi dağılma tehlikesi yaşayabileceği genel değerlendirmeler arasında yer alıyor. 2015 yılında savaş ve çatışma bölgelerinden gelen sığınmacılar, AB genelinde siyasi söylem ve politikaları radikalleştirdi. Bu radikalleşme bir yandan aşırı sağ partilerin güçlenmesine yol açarken, diğer yandan da merkez partilerin ırkçı ve aşırı sağcı tutum ve politikalar benimsemesine yol açtı. Öyle ki, sığınmacı krizinin ardından Hollanda'da Geert Wilders önderliğinde Özgürlükler Partisi (PVV), Fransa'da Marine Le Pen liderliğinde Ulusal Cephe (FN) ve Almanya'da Almanya için Alternatif (AfD) gibi aşırı sağcı partiler oy oranlarını ciddi şekilde artırarak, Avrupa genelinde tedirginlik yarattı. Diğer yandan, 18 Mart mutabakatıyla sığınmacı krizinin kontrol altına alınması sonucu bu partilerin oy oranlarının düştüğü ve iktidara merkez partilerin geldiği görüldü.

AB'nin Temel Değerleri Göz Ardı Edildi

Sığınmacı akını sadece ırkçı ve aşırı sağcı söylemi güçlendirmekle kalmadı, AB'nin temel değerlerinden biri olan ve büyük bir başarı olarak görülen serbest dolaşımı da etkiledi.

Almanya Başbakanı Angela Merkel, sığınmacılara açık kapı politikası uygulanacağını açıklamasına rağmen Berlin yönetimi, 26 üye arasında serbest dolaşım imkanı sağlayan Schengen Anlaşması'nı askıya alarak sınır kontrollerini başlatan ilk ülke oldu. Almanya'yı Avusturya, Danimarka, İsveç ve Norveç takip etti. Öte yandan, üye ülkelerin bazıları serbest dolaşım fikrini temelden zedeleyen bir girişim başlatarak, sığınmacı akınını durdurmak için sınırlarına tel örgüler ve duvarlar ördü. Katı sığınmacı karşıtı tutumuyla bilinen ve AB Komisyonu'nun zorunlu kota sistemine rağmen tek bir sığınmacı dahi kabul etmeyen Macaristan, 2015 yılında Sırbistan'la olan sınırına jiletli tel örgü inşa eden ilk birlik üyesi oldu. 2016 yılında ikinci tel örgü inşasını başlatan Macaristan'ı, Slovenya takip etti. Slovenya, Hırvatistan'la olan sınırına yaklaşık 150 kilometrelik tel örgü çekti. Avusturya da Slovenya'yla olan sınırına duvar örerek birliğin temel çekirdeklerinden biri olan serbest dolaşıma büyük darbe vurdu.

(Anadolu Ajansı, 22 Mart 2018)

 

Orgeneral Akar: Teröristlerden Temizlenen Yerlerde Halk Evlerine Dönmeye Başladı

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Akar, “(Zeytin Dalı Harekatı) Teröristlerden temizlenen yerlerde halk evlerine dönmeye başladı.” dedi. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, Zeytin Dalı Harekatı kapsamında teröristlerden temizlenen yerlerde halkın evlerine dönmeye başladığını belirtti. Genelkurmay Başkanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre, beraberindeki Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Güler, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hasan Küçükakyüz, Deniz Kuvvetleri Komutanı Koramiral Adnan Özbal ve 2’nci Ordu Komutanı Korgeneral Metin Temel ile Kilis ve Hatay bölgelerinde birlik, karargah ve komuta yerlerinde inceleme ve denetlemelerde bulundu. Bölgedeki birlik komutanlarıyla özellikle Afrin ilçe merkezine ilişkin son gelişmeler, alınan ve alınacak tedbirlere ilişkin görüşen Akar, denetlemeler sırasında yaptığı değerlendirmelerde, harekat kapsamında tüm faaliyetlerin hem askeri hem insani değerler anlamında diğer dünya ülkelerine örnek olacak şekilde, Birlemiş Milletler kararları doğrultusunda, kullanılan silah ve mühimmat dahil uluslararası hukuka ve terörle mücadele esaslarına uygun olarak sürdürüldüğünü belirtti.

Teröristlerin, Afrin bölgesinden önemli oranda temizlendiğini vurgulayan Akar, Afrin şehir merkezinde kontrolün sağlanmasından sonra meskun mahallerde mayın ve el yapımı patlayıcı temizleme faaliyetlerine ağırlık verildiğini bildirdi. Harekatın temel amaçlarından birinin terör örgütü tarafından her türlü zulüm ve baskıya maruz kalan Suriyelilerin, teröristlerden temizlenen bölgelerde güven ve huzur içinde evlerine dönmelerini sağlamak olduğunu aktaran Akar, “Teröristlerden temizlenen yerlerde halk evlerine dönmeye başladı.” ifadesini kullandı.

Siviller TSK İçin Dokunulmazdır

Akar, harekatın planlama ve icrasında yalnızca teröristler ve bunlara ait barınak, sığınak, mevzisi, silah, araç ve gereçlerin hedef alındığına dikkati çekerek, sivil, masum kişilerle çevre, tarihi eserler ve kültürel yapıların Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) için dokunulmaz olduğunu, bu anlayışla sivil, masum kişilerin, çevrenin, tarihi eserler ile kültürel yapıların zarar görmemesi için her türlü dikkat ve hassasiyetin gösterildiğini vurguladı. Gelinen aşamada harekat bölgesinde kalan sivillerin temel ihtiyaçlarının süratle karşılanmasına hassasiyet gösterildiğine değinen Akar, sağlık hizmeti ve diğer yardım malzemelerinin ulaştırılması için ilgili kamu kurumları ile koordineli çalışıldığını bildirdi. Akar, bölgede yaşayan sivillerin can ve mal emniyetinin sağlanması için gereken her türlü tedbirin alındığını, bundan sonra da huzur ve güven ortamının korunması konusunda asla taviz verilmeyeceğini ifade etti.

Harekat kapsamında elde edilen başarıda Mehmetçikle birlikte omuz omuza mücadele eden jandarma, polis, güvenlik korucuları ve Özgür Suriye Ordusu mensuplarının payının büyük olduğuna işaret eden Akar, şöyle devam etti:

“Ayrıca harekat esnasında yaralanarak tedavileri sonrasında muharebe sahasına kendi istekleriyle dönen şu ana kadar 157 personel bulunuyor. Dünyanın hiçbir ordusunda bulunamayacak böylesine asil hasletlere sahip, şerefli ve temiz kalpli insanlarla görev yapmanın gurur ve mutluluğunu yaşıyoruz.”

Terörle Mücadelede Kararlılık Mesajı

Akar, gücünü asil Türk milletinin sevgi ve güveninden alan TSK tarafından bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da vatanın bütünlüğüne, devletin bekasına ve Türk milletinin huzur ve güvenliğine yönelecek her türlü tehdidin kararlılıkla yok edileceğini, mücadelenin, “en son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar” aynı azim ve kararlılıkla sürdürüleceğini kaydetti. Orgeneral Akar, ayrıca Zeytin Dalı Harekatı kapsamında gösterdikleri kahramanlık ve fedakarlıklardan dolayı personeli kutladı, başarılar diledi. Akar, harekatın başarıyla yürütülmesinde en büyük pay sahibi şehitlere Allah’tan rahmet, çatışmalarda yaralanan kahraman gazilere acil şifa, şehit ve gazilerin ailelerine sabır temennisinde bulundu.

(NTV, 22 Mart 2018)

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkiye-AB Zirvesi'ne katılacak

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 26 Mart'ta AB Komisyon ve Konsey Başkanları tarafından Bulgaristan’ın ev sahipliğinde düzenlenecek Türkiye-AB Zirvesi'ne katılacak. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 26 Mart'ta AB Komisyon ve Konsey Başkanları tarafından Bulgaristan’ın ev sahipliğinde düzenlenecek Türkiye-AB Zirvesi'ne katılacak. Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezinden yapılan açıklamada, Varna'da gerçekleştirilecek zirvede, Türkiye'nin AB'ye üyelik süreci, 18 Mart Göç Mutabakatı’ndan bu yana belli başlı konularda kaydedilen ilerlemeler ve bundan sonra atılması gereken somut adımlar hakkında görüş alış verişinde bulunacağı belirtildi. Zirvenin ayrıca Türkiye-AB ilişkilerinin değerlendirilmesi, bölgesel ve uluslararası konuların ele alınması için de önemli bir fırsat teşkil edeceği vurgulandı. Açıklamada, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ziyaret vesilesiyle Bulgaristan Başbakanı Boyko Borisov ile ikili bir görüşme gerçekleştirmesinin öngörüldüğü de bildirildi.

(Anadolu Ajansı, 23 Mart 2018)

 

ÇEVKO Vakfı, Suriyeli Mültecilere Geri Dönüşüm Bilinci Aşıladı

ÇEVKO Vakfı, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ve T.C. Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) iş birliğinde Şanlıurfa ve Kilis’te yürütülen “Suriyeli Mülteci Yerleşim Birimlerinde Geri Kazanım Bilincinin Yaygınlaştırılması Projesi” sonrasında, Suriyeli mülteci çocukların yaptığı resimler sergileniyor.

Ataşehir Belediyesi, doğa ve insan için büyük anlam taşıyan özel bir sergiye ev sahipliği yapıyor. Sanatla Dünya Dönüşür isimli sergi, Şanlıurfa ve Kilis’te yürütülen “Suriyeli Mülteci Yerleşim Birimlerinde Geri Kazanım Bilincinin Yaygınlaştırılması Projesi”nde Suriyeli mülteci çocukların yaptığı resimlerden ve mülteci kadınların geri dönüşümlü malzemelerden yaptıkları el işi çalışmalarından oluşuyor. Novada Ataşehir AVM, Cemal Süreyya Tiyatro ve Sergi Salonu 3. katta yer alan sergi, 31 Mart 2018 tarihinde dek açık kalacak.

 Kapsamlı Eğitim Projesi

“Suriyeli Mülteci Yerleşim Birimlerinde Geri Kazanım Bilincinin Yaygınlaştırılması” Projesi, Çevre Koruma ve Ambalaj Atıkları Değerlendirme Vakfı ÇEVKO, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve T.C. Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı Şanlıurfa’da Harran Üniversitesi, Gaziantep’te ise Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı çalışan Gazi Kültür Sanat A.Ş. desteği ile kamplarda eğitim verecek ve geri kazanımı 7’den 70’e herkese anlatacak ekipler oluşturuldu. Bu ekipler, kamp görevlileri ve temizlik personelinden başlayarak öğrenci ve öğretmenlerle birlikte kadınlara ve okul öncesi çocuklara, genç yaşlı binlerce Suriyeli mülteciye ulaşarak geri dönüşümün ne olduğunu, ambalaj atıklarının geri kazanımı sayesinde ne gibi tasarruflar sağlanabileceğini anlattılar. Çocuk ve öğretmen eğitimlerinde kullanılan sunum ve diğer eğitim materyalleri Arapça olarak hazırlanarak dağıtıldı. Verilen eğitimlerle eş zamanlı olarak kamplarda çöp konteynırlarının yanlarına geri dönüşüm konteynırları yerleştirildi ve hazırlanan afişler uygun alanlara asıldı. ÇEVKO Vakfı’nın müzikli çocuk oyunu “Geri Dönüşüm Yolunda”, proje kapsamında Arapçaya çevrilerek, kamplarda kadınların diktikleri kostümlerle çocuklar tarafından sahnelendi. Provalar, kostüm hazırlıkları ve oyunun sahnelenmesi, kamplarda yaşayan çocukların güzel zaman geçirmesini sağladı. Proje kapsamında ayrıca, çocukların eğlenerek öğrenebilmeleri, okulda öğrendiklerini pekiştirebilmeleri amacıyla “Yeşil Eğitim Konteynerleri”nden temin edilen bilgisayarlar kullanılarak 5 adet “atıklar ve geri dönüşüm” temalı bilgisayar oyunu yaptırıldı. Çocuklar farklı oyunlarla, hangi atıkları nereye atmaları konusunda gerekli tüm bilgileri oyunlar oynayarak, eğlenerek öğrenme fırsatı elde ettiler. Bilgisayar oyunları undp.cevkoproje.org internet adresinde kullanıma sunuldu. (AFAD) iş birliğinde gerçekleştirildi. 2016 yılı Haziran ayında başlayan ve bir yıl boyunca Şanlıurfa’da Viranşehir, Ceylanpınar, Akçakale ve Harran’da, Kilis’te ise Elbeyli ve Öncüpınar’da yürütülen eğitici projede, Şanlıurfa ve Kilis’te geçici konaklama alanlarında yaşayan Suriyeli mültecilerin yaklaşık yüzde 90’ına ulaşılarak, geri kazanımın önemi anlatıldı.

(Milliyet Sanat, 22 Mart 2108)

 

Terör Örgütü Propagandası Yapan Suriyeli Tutuklandı

Kayseri Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı TEM Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından yapılan çalışmada PKK/KCK-YPG/PYD terör örgütünün propagandasını yapmaktan gözaltına alınan Suriye uyruklu şahıs, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Kayseri Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı TEM Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından yapılan çalışmada PKK/KCK-YPG/PYD terör örgütünün propagandasını yapmaktan gözaltına alınan Suriye uyruklu şahıs, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.  Edinilen bilgiye göre, PKK/KCK-YPG/PYD terör örgütünün eylem ve faaliyetlerinin engellenmesine yönelik yapılan çalışmalarda, PKK/KCK-YPG/PYD terör örgütünün propagandasını yapan Suriye uyruklu Ömer Elsilo, Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından yakalanarak gözaltına alındı. Kayseri Emniyet Müdürlüğü'nde sorgusu tamamlanan Ömer Elsilo doktor kontrolünden geçirildikten sonra adliyeye sevk edildi ve çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

(Haber Türk, 22 Mart 2018)

 

Kaçak Çalışan 5 Suriyeli Yakalandı

Eskişehir'de kaçak çalıştığı tespit edilen 5 Suriyeli yakalandı.  Olay, Mahmudiye ilçesine bağlı Mesudiye Mahallesi'nde yaşandı. Jandarma ekiplerinin yaptığı kontroller sırasında Suriye uyruklu İ. S., D. S., S. S., A. S. ve R. S. isimli şahısların kaçak çalıştıkları tespit edildi. İşletme sahibi H. D. hakkında tutanak tanzim edildi. İdari yaptırım kararı uygulanması için tutanak, Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü'ne gönderildi.

(Haber Türk, 22 Mart 2018)

 

İzmir'de 64 Kaçak Göçmen Yakalandı

İzmir'in Dikili ilçesinde kaçak yollardan Yunan adalarına geçmek isteyen 64 kaçak göçmen yakalandı. İzmir'in Dikili ilçesinde kaçak yollardan Yunan adalarına geçmek isteyen 64 kaçak göçmen yakalandı. 22 Mart 2018 tarihinde saat 06.29'da gerçekleşen olayda, İzmir'in Dikili ilçesi açıklarında lastik bot içerisinde bir grup düzensiz göçmen olduğu bilgisi alan Türk Sahil Güvenlik ekipleri harekete geçti. Görevlendirilen Sahil Güvenlik botu tarafından, bahse konu lastik bot içerisindeki bulunan 43 Suriye, 8 Afganistan, 7 Orta Afrika, 1 Kenya, 1 İran, 1 Çad, 1 Burkina Faso, 1 Etiyopya ve 1 Angolalı vatandaş olmak üzere toplam 64 kaçak göçmen Sahil Güvenlik ekipleri tarafından yakalandı. Aralarında 22 çocuğun da bulunduğu kaçak göçmenler, işlemleri yapılmak üzere gerekli makamlara sevk edildi.

(Haber Türk, 23 Mart 2018)

 

Erzurum'da Sadece 75 Günde Yakalanan Kaçak Sayısı 2017 Yılını Geçti

Geçen yılın tamamında 5 bin kaçak göçmen yakalanan Erzurum'da bu yılın ilk 75 gününde bu sayı 7 bine ulaştı. Vali Azizoğlu:"Bu durum göç idaresinin normal işleyişinin üstünde bir iş yükünü meydana getirdi. Bunun dışında da büyük bir kaynak ihtiyacı ortaya çıktı"

Geçen yılın tamamında 5 bin göçmen kaçak göçmen yakalanan Erzurum'da 2018'in ilk 75 gününde bu sayı 7 bine ulaştı. Ülkelerindeki çeşitli sorunlar nedeniyle İran sınırındaki Ağrı ve Iğdır üzerinden yasa dışı yollarla yurda giriş yapan birçok yabancı uyruklu, Türkiye'nin farklı kentleri ile Avrupa ülkelerine gitmeye çalışıyor. Yüklü miktarda para karşılığında umuda yolculuk yapmaya çalışan kaçak göçmenler, insan tacirlerince çoğu zaman gitmek istedikleri yerlere götürülmeden taşındıkları kamyon kasası, otobüs, minibüs ve otomobillerden indirilerek Doğu Anadolu'nun çeşitli şehirlerinde otoyol kenarlarına bırakılıyor. Ulaşmak istedikleri kentin yakınında olduklarına inandırılan ve otoyol kenarlarında veya dağlık arazilerde ölüm riskine karşı yüzlerce kilometre yürüyen kaçak göçmenlerin bir bölümü Iğdır, Ağrı, Kars'ta güvenlik güçlerine yakalanıyor. Bu kentlerden geçmeyi başaran diğer yabancı uyruklular ise zaman zaman bir ayı bulan yolculuklarının ardından Erzurum ve Erzincan'da güvenlik güçlenince yakalanıyor.

75 Günde Yakalanan Kaçak Göçmen Sayısı Geçen Yılı Geçti

Erzurum'da, İl Emniyet Müdürlüğü ve jandarma ekipleri de yasa dışı geçişin önlenmesine yönelik çalışmalarına aralıksız devam ediyor. Ekipler, özellikle son 75 gün içinde yapılan uygulama, kontrol ve aramalarda yasal olmayan yollardan yurda giriş yaptığını belirledikleri Afganistan, Pakistan, İran, Irak, Bangladeş, Hindistan başta olmak üzere çeşitli ülkelerden gelen kaçak göçmenleri yakaladı. Geçen yıl yakalanan ve sınır dışı edilen 5 bin 8 kişinin kayıt işlemlerinin yapıldığı Erzurum İl Göç İdaresi Müdürlüğüne güvenlik güçlerince teslim edilen kaçak göçmen sayısı 2018'in ilk 75 gününde 7 bine ulaştı. İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü bünyesindeki 22 geri gönderme merkezinden en büyüğü olan ve her türlü imkanın sağlandığı Aşkale ilçesindeki Geri Gönderme Merkezinde bu nedenle büyük bir yoğunluk yaşanıyor. Türkiye'nin bazı kentleri ile Avrupa'nın farklı ülkelerine gitmek için yola çıktıktan sonra oldukça sağlıksız koşullarda kalan yabancı uyrukluların büyük bölümü çeşitli hastalıklara yakalanıyor.

Yakalandıktan sonra sağlık kuruluşlarında uzmanlar gözetiminde sağlık taramasından geçirilen kaçak göçmenler, Aşkale Geri Gönderme Merkezinde oluşturulan bölümde de sağlık taramasından geçirilip tedavi ediliyor. Kaçak göçmenler, güvenlik birimleri ile bu merkezde yapılan işlemlerin ardından sınır dışı ediliyor.

Bu Yönetilebilecek Sayının Çok Üzerinde

Erzurum Valisi Seyfettin Azizoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2018 yılının ilk gününden itibaren yakalanarak bu merkeze getirilen yabancı uyruklu sayısında ciddi artış olduğunu belirtti. Bu durumun normal bir göç ilişkisinin ötesinde olduğunu, sanki insanların yurtlarından koparak ülke sınırından girmeye başladığını anlatan Azizoğlu, "Bu durum Göç İdaresinin normal işleyişinin üstünde bir iş yükünü meydana getirdi. Bunun dışında da büyük bir kaynak ihtiyacı ortaya çıktı. 2017 yılında 5 binin üzerinde göçmen yakalandı. Bu rakam yılın ilk 75 gününde geçen yılın tamamını geçti. Göçmenler, sınırlarımızdan sanki bir ilden diğer ile gider gibi İran üzerinden geçiyor. Bu yönetilebilecek sayının çok üzerinde." dedi.

Azizoğlu, yakalananların kimliklerinin belirlenmesiyle ilgili parmak izi kayıtları ve bütün tedbirlerin alındığını anlatarak, şöyle devam etti:

"Göçmen kaçakçılığı sorununu artık bölgemizin ve ülkemizin bir güvenlik meselesi olarak ele alıp buna göre tedbir almak durumundayız. Bu, sadece basit zabıta tedbirleriyle aşılabilecek boyutu çoktan aştı. Van, Ağrı, Kars ve Iğdır'daki hudutlarımızda çok ciddi tedbir almak zorundayız. Son günlerdeki toplantılarımızda da birinci gündem maddemiz bu. İçişleri Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, Milli Savunma Bakanlığımıza da tespitlerimizi aktarıyoruz." Kaçak göçmenler arasında çeşitli hastalıkları bulunanlar olduğuna işaret eden Azizoğlu, bu kişiler için geri gönderme merkezinde özel bir bölüm oluşturulduğunu sözlerine ekledi.

(Milliyet, 23 Mart 2018)

 

Japonya’dan Suriyeli Mültecilere İkinci Red

Japonya’da Suriyeli iki mültecinin daha önce yaptıkları mülteci statüsü başvurularının reddedilmesi kararının iptali talebi de reddedildi.

Söz konusu karar, Ortadoğu ülkesinde 2011 yılında başlayan iç savaştan beri Japonya’da bu yöndeki ilk mahkeme kararı olma özelliğini taşıyor.

1970’lerden beri azaltılan nüfus ve kötü işgücü sorunları arasında bile kültürel ve etnik homojenlikten gurur duyulan Japonya’da göç ve iltica durumları hassas konulardandı.

Bir basın toplantısında konuşma yapan davacılardan Joude Yusuf “Dünya Suriye’nin durumunun daha kötüye gittiğini anlasa da Japon mahkemesi bunu hiç anlamadı.” dedi.

Japon bir tercüman aracılığıyla Arapça konuşan Yusuf, mahkemenin kararına itiraz etmeyi planladığını söyledi.

Japonya’da geçen yıl yapılan 19.628 başvurudan sadece 20’si kabul edildi.

(Yek Vücut, 22 Mart 2018)