Türkiye’de ve dünyada son günlerde göç, göçmen, mülteciler ve sığınmacılar konularında 21 Şubat 2019 tarihinde gündemde öne çıkan başlıklar…

 

İstanbul’da Göçmen Dalaşı

Dünyanın ‘göç’ü konuştuğu 6. Bakanlar Konferansı’nda, mülteci haklarına ilişkin ‘İstanbul Taahhütnamesi’ kabul edildi. Macaristan “Göçmenlik bir insan hakkı değildir” diyerek itiraz ederken, Avrupa Birliği Komiseri Avramopoulos, mülteciler konusunda Türkiye’nin yaptıklarını örnek gösterdi. Göç baskısını azaltmak ve düzensiz göçe karşı önlemler almak amacıyla oluşturulan ve Türkiye’nin 13 yıldır başkanlığını yürüttüğü ‘Budapeşte Süreci 6. Bakanlar Konferansı’, 46 ülke, 15 uluslararası kuruluştan bakanlar ve temsilcilerin katılımıyla İstanbul’da düzenlendi. Konferansta kabul edilen ‘İstanbul Taahhütnamesi’nde, göçmenlere karşı ayrımcılık, ırkçılık ve yabancı düşmanlığı ile mücadele etmek ilkeleri benimsenirken, ‘geçtiğimiz yıllardaki önemli göç akışlarını yönetme konusunda çözüm bulmaya yönelik yapıcı rolleri için’ Türkiye takdir edildi.

Kültürümüzü Bozuyorlar

Avrupa Birliği ile Macaristan arasında mülteci gerginliği, konferansa da yansıdı. Göçmen karşıtı politikalarıyla bilinen Macaristan’ın Dışişleri Bakanı Peter Szijjarto, 2015’teki göçmen krizine atıfta bulunarak, “400 bine yakın göçmen düzensiz bir şekilde Macaristan’a girdi ve sorunlara neden oldular. Biz böyle bir süreci tekrar istemiyoruz. Evlerini terk eden insanlar hem kendilerini hem de gittikleri yerlerde sorunlara yol açıyorlar. Bunun sonuçlarını birçok Avrupa ülkesinde güvenlik alanında yaşayan sorunlarla gördük” dedi. Szijjarto, “Göçmenler kültürümüzü bozuyor, göçmenlik bir insan hakkı değildir” diyerek konferansta kabul edilen İstanbul taahhütleri ve eylem planını imzalamayacaklarını söyledi.

Türkiye’nin Cömert Ev Sahipliği

AB Komisyonu’nun Göç, İçişleri ve Vatandaşlıktan Sorumlu Komiseri Dimitris Avramopoulos ise bu sözlere karşılık şöyle konuştu: “Göç meselesi küresel bir sorun haline geldi ve bu sorunla ancak işbirliği yaparak başa çıkabiliriz. Mülteci konusu, yabancı düşmanlığını körükleyen popülist politikacılar tarafından istismar edilen en üst maddelerden biri haline geldi. Mülteci kriziyle ilgili birlikte ulaşmış olduğumuz önemli sonuçların üzerine yenilerini inşa edebiliriz. Bunlardan birincisi, 2016’da imzalamış olduğumuz AB- Türkiye Deklerasyonu’dur. 2015’te günde 14 binden fazla kişinin Ege Denizi üzerinden AB’ye geçtiği günleri hatırlıyorum. İdare edilemez bir durumdu. Bu işbirliğinin esas niteliği, düzenli geçişlerin sayısının düşürülmesinde değil, yaklaşık 4 milyon mülteciye ev sahipliği yapan Türkiye’nin cömert evsahipliğinde yatıyor. Bu konuda Türkiye’nin yaptıklarını anlatmaya kelimeler yetmez. Türkiye’yle birlikte, en önemli şeyleri yerine getirdik. Göçmenlerin hayatını kurtardık, mültecilerin hayatını koruduk, insan kaçakçılarıyla etkili bir şekilde mücadele ettik. Hiç bir ülke bu krizle tek başına mücadele edemez. Bu yolu seçen ülkelerin sonu izolasyon olur.”

Mülteci Haklarına İstanbul Koruması

İstanbul Taahhütnamesi’nin başlıca maddeleri şöyle:

– Statülerine bakılmaksızın tüm göçmenlerin, sığınmacıların ve mültecilerin insan hakları ve temel özgürlükleri ile koruma ihtiyacı içinde olan kişiler, refakatsiz çocuklar ve ailelerinden ayrılmış çocukların hakları korunur. Çocuğun yüksek yararına özel önem verilecektir.

– Düzensiz göçü önleme ve düzensiz göçle mücadele etme, düzensiz göçmenlerin geri dönüş ve geri kabul edilmelerini kolaylaştırma ve göçmen kaçakçılığına karışan suç şebekeleri ile mücadele etmek,

– Yasal göç ve hareketliliğe yönelik koşulları daha iyi düzenlemek ve geliştirmek,

– Göçmenlerin entegrasyonunu desteklemek ve ayrımcılık, ırkçılık ve yabancı düşmanlığı ile mücadele etmek,

– Hem göçün kaynaklandığı ülkede hem de varış ülkesinde göçün kalkınma üzerindeki olumlu etkilerini güçlendirmek,

– İnsan ticaretini önlemek ve mücadele etmek,

– Uluslararası standartlar uyarınca mültecilerin haklarına saygı göstermeyi teşvik etmek.

Türkiye’deki Sayı AB’den Daha Fazla

Toplantıya katılan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, göçün Avrupa siyasetini tehdit ettiğini belirterek, “500 milyonluk AB’den daha fazla göçmen barındırıyoruz. Avrupa’nın göçmenler konusunda daha cesur olabileceğine inanıyorum” dedi. Soylu, 2016 başında Türkiye’de 422 bin, bugün ise 900 bin göçmen ikâmeti olduğunu söyledi. Soylu, “Türkiye dünyaya önerilerde bulunurken düzenli göç ile düzensiz göç regülasyonunun nasıl yapılabileceğini göstermektedir” dedi.

(Hürriyet, 21 Şubat 2019)

 

Askeri Yasak Bölgede Kaçak Göçmen Yakalandı

Edirne’nin İpsala ilçesine bağlı Paşaköy’de askeri yasak bölgede kaçak göçmen yakalandı. Sınır birliği tarafından 1. Derece Askeri Yasak Bölgede 1 Myanmar ve 4 Afganistan uyruklu olmak üzere 5 kişi yakalandı. Yakalanan şahıslar ile yapılan görüşme sonucu Myanmar uyruklu M.F. isimli şahsın göçmen kaçakçısı olduğu tespit edildi. Olayla ilgili Cumhuriyet Savcısına bilgi verilmesinin ardından soruşturma başlatıldı. 4 Afganistan uyruklu şahıs işlemlerinin ardından İl Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edildi. Organizatör M.F. isimli şahıs sevk edildiği adli makamlar tarafından tutuklandı.

(İHA, 20 Şubat 2019)

 

Samsun’da Terör Operasyonu: 8 Mülteci Adliyede

Samsun’da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan yabancı uyruklu 8 kişi adliyeye sevk edildi. Samsun’da terör örgütü DEAŞ’a yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 8 yabancı uyruklu şüpheli adliyeye sevk edildi.   Edinilen bilgiye göre, Samsun Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele (TEM) Şube Müdürlüğü ekipleri İlkadım ve Canik ilçesinde terör örgütü DEAŞ ile ilgili bazı adreslere operasyon düzenledi. Operasyon kapsamında olayla ilgili 7’si Irak ve 1’i Ürdün uyruklu toplam 8 zanlı gözaltına alındı.  TEM Şube Müdürlüğündeki sorguları tamamlanan 8 DEAŞ şüphelisi bugün Samsun Adliyesine sevk edildi.

(İHA, 21 Şubat 2019)

 

Kızıltepe’de 25 Bin Suriyeli Sağlık Hizmetlerinden Faydalanıyor

Göç İdaresi verilerine göre Kızıltepe´de 25 bin Suriyeli sığınmacı yaşıyor. Suriyeli göçmenlere iki merkez sağlık hizmeti veriyor. Merkezlerde birinci basamak sağlık hizmetleri, poliklinik, üreme sağlığı, aşı, gebe izleme kanser tarama gibi hizmetler veriliyor. Sağlıkta çağ atlayan Türkiye Suriyeli sığınmacılara da kaliteli hizmet vermek için çalışmalarını sürdürüyor. Göç İdaresi verilerine göre Kızıltepe´de yaşayan 25 bin Suriyeli misafire sağlık hizmetini vermek için 2 No.lu Göçmen Sağlığı Merkezi de hizmete girdi. Bununla birlikte ilçede iki merkez Suriyeli sığınmacılara sağlık hizmeti sağlayacak. Sağlık Merkezlerinde birinci basamak sağlık hizmetleri, poliklinik, üreme sağlığı, aşı, gebe izleme, kanser tarama gibi hizmetler veriliyor.

‘Suriyeliler Sağlık Hizmetlerinden Memnun”

İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkan Yardımcısı Ahmet Doğan, “Kızıltepe ilçemizde yaklaşık 25 bin Suriyeli bunmaktadır. Kızıltepe 2. No.lu Göçmen Sağlığı Merkezini Hizmete açtık. Burada vatandaşlarımıza aşı hizmetleri, poliklinik gibi hizmetler verilmektedir. Burada bir tabibimiz, bir hemşiremiz, yönlendirme personelimiz ve iki hizmetlimiz bulunmaktadır. Suriyeli vatandaşlarımız bu hizmetlerden oldukça memnunlar.” dedi. Merkezde birinci basamak sağlık hizmetlerinin verildiğini vurgulayan Kızıltepe İlçe Sağlık Müdürü Cahit Adın, ayırımın yapmadan hizmetleri verdiklerini aktardı. İlçe Sağlık Hizmetleri Müdürlüğü Sağlık Hizmetleri Şefi Ayşegül Bilgiç, “Kızıltepe´de 25 bin Suriyeli misafirimiz var. İlk önce 1. Nolu göçmen bürosu açtık, bu ikincisi. Burada bebeklerin aşılarını yapıyoruz. Gebe kadınların izlemlerini yapıyoruz. Kanser taramalarını yapıyoruz. Şüphelendiğimiz hastaları devlet hastanesine gönderiyoruz. 2 tane doktorumuz burada muayeneleri yapıyor, 2 hemşiremiz, tercümanımız ve yönlendirme için bir personelimiz var.” açıklamasını yaptı. Suriyeli Hemşire Yasemin Resso da merkezde hemşirelik yapıyor. Resso, “Burada hemşire olarak aşıları yapıyoruz. Bebek izlenimleri ve gebe izlenimleri yapıyoruz. Üniversitede öğrendiklerimizi burada yapıyoruz.” şeklinde konuştu. Göçmen Merkezi´nden sağlık hizmeti gören Suriyeliler hizmetlerden oldukça memnun olduklarını dile getirdi.

(Mardin Life, 21 Şubat 2019)

 

Aktivistler: Suriyeli Kadınları Serbest Bırakın

45 ülkeden aktivistlerin katılımıyla, basın açıklaması gerçekleştirildi. 110 ülkeden desteğin verildiği açıklamada, “Suriyeli kadınları derhal serbest bırakın” çağrısı yapıldı. Suriye’de, bugüne kadar 13 bin 500’ün üzerinde kadın hapsedildi ve 7 binin üzerinde kadın hâlâ hapishanelerde her gün işkence görüyor, tecavüze uğruyor, türlü insanlık dışı eziyete maruz kalıyor. Suriye rejimi, kadınlara tecavüzü bir silah olarak kullandı ve kullanmaya da devam ediyor. Geçtiğimiz yıl, Suriye’deki savaşta kadınların yaşadığı drama dikkat çekmek amacıyla İstanbul’dan Hatay’a ulaşan Vicdan Konvoyu, bu sene de özgürlüğün önündeki engelleri kaldırmak amacıyla, “Vicdan Hareketi” ismiyle faaliyet gösteriyor. Vicdan Hareketi’ne; dünyanın farklı bölgelerinden siyasetçiler, gazeteciler, akademisyenler ve insan hakları savunucuları destek veriyor. “Çünkü İnsanız” sloganıyla çalışmalarını yürüten Vicdan Hareketi, Suriye’de son kadın ve çocuk özgür oluncaya dek faaliyetlerini sürdürecek. Vicdan Hareketi; dini, dili, ırkı, rengi ne olursa olsun insanların işkence görmeden, zulme uğramadan onurlu ve insanca yaşaması gerektiğine inanıyor. Hareket; kadınların, Suriye’de savaşın başından bu yana işkence, tecavüz, infaz, hapis ve mültecilikle büyüyen dramlarına dikkat çekmeyi amaçlıyor.

İstanbul’da Start Verildi

8 Mart 2019 tarihine kadar bir dizi program gerçekleştirecek olan Vicdan Hareketi, çalışmaların ilk startını, İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde yaptığı uluslararası basın açıklamasıyla verdi. 45 ayrı ülkeden katılımın gerçekleştiği açıklamada, Suriyeli kadın ve çocukların derhal serbest bırakılması çağrısı yapıldı. Basın açıklamasına; Azerbaycanlı Sanatçı Azerin, Mandela’nın Torunu ve Milletvekili Chief Mandela, Srebrenitsa Anneleri, İngiltere Parlamentosu’nun İlk Müslüman Milletvekili Hon Baroness Pola Manzila Uddin, Ekvador Milletvekili Ana Belen Marin Aguirre ve Ukraynalı Milletvekili Dr. Olga Bogomolets gibi çok sayıda ünlü isim katıldı.

“Suriye’de Yaşananları Anlatabilmek Mümkün Değil”

İlk konuşmayı, Vicdan Hareketi Genel Koordinatörü Yavuz Dede yaptı. Vicdan Hareketi’nin 110 ülkeden destekle kurulduğunu ifade eden Yavuz Dede, kendilerine Türkiye’den ve dünyadan 2 binin üzerinde STK’nın destek verdiğini açıkladı. Konuşmasının devamında, “Suriye’de yaşananları anlatabilmek mümkün değil.” diyen Dede, eylemlerin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne kadar devam edeceğini söyledi. Dede, “Bu süre zarfında, sosyal medya üzerinden çeşitli etkinliklerin gerçekleştireceğiz. 45 ülkeden aramızda bulunan katılımcılarımız da kendi ülkelerinde farklı etkinlikler düzenleyecekler.” Dedi.

20 Şubat Çağrısı

Türkçe basın bildirisini, Vicdan Hareketi Sözcüsü Avukat Gülden Sönmez okudu. Bildiride Gülden Sönmez, “Suriye’deki kadın ve çocuk mahpuslar pazarlıksız, koşulsuz derhal serbest bırakılsın!” çağrısında bulundu. Suriye’deki hapishanelerde mahpus kadın ve çocukların yaşadığı acı drama dikkat çeken Sönmez, “Tüm insanlığı savaşlarda kadın ve çocukların korunması için etkili tedbirler almaya davet ediyoruz. Başta Birleşmiş Milletler ve İslam İşbirliği Teşkilatı olmak üzere tüm uluslararası mekanizmaları, Türkiye, Rusya ve İran başta olmak üzere gücü ve inisiyatifi olan tüm devlet liderlerini bu konuda çaba sarf etmeye davet ediyoruz. Dünyanın dört bir yanındaki tüm vicdanları bugünden itibaren ses yükseltmeye ve son Suriyeli kadın ve çocuk özgür oluncaya dek çaba sarf etmeye davet ediyoruz.” dedi.

Bildiri 3 Dilde Okundu

İngilizce basın bildirisini de Vicdan Hareketi’ne İngiliz asıllı Belçika vatandaşı Gazeteci Colin Stevens okurken, Arapça bildiriyi ise harekete Kuveyt’ten dahil olan Hukukçu ve İnsan Hakları Savunucusu Aisha Al Qassar okudu.

“Beni Tecavüzle Tehdit Ettiler”

7 ay boyunca Suriye hapishanelerinde işkence gören ve zindanda eşini kaybeden Suriyeli kadın Majed Sharbajy, hapishanede kendini tecavüzle tehdit ettiklerini söyledi. “Çok defa eşimin gözleri önünde başörtümü çıkarttılar.” diyen Sharbajy, yaşadıklarını şöyle anlattı: “Orada yaşadıklarımızı ifade etmek mümkün değil. 3 ay boyunca banyo yaptırmadılar. Bitlenmeler meydana gelmişti artık. İşkenceden ölenler oluyordu yanımızda. Sonra da onları da toplu mezarla gömüyordu işkenceden ölenleri. Bunu yapmalarının sebebi ise tüm dünyadan bu zulmü saklamaktı. Bizimle birlikte birçok hamile kadın vardı hapishanede. Hiçbirine ilaç verilmiyordu ve hepsi bu talebi yinelemek için çığlık atarak seslerini duyurmaya çalışıyorlardı. Sadece kadınlara değil erkeklere de işkence ediliyordu. 4 yaşında bir erkek çocuk sürekli ağlıyordu ve onun taleplerini asla yerine getirmiyorlardı. Orada yaşadıklarımızı özetlemem mümkün değil. Ama rejimin her türlü işkenceyi yaptığını söylemek ve tutsak kadınların seslerini dünyaya duyurmak istiyorum. Ben Birleşmiş Milletler’e de başvuruda bulundum. Bir şeyleri değiştiremem belki ama tarih karşısında üzerime düşeni yaptığımı düşünüyorum.”

“Gözyaşının Rengi Olmaz”

Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın da şunları söyledi: “Suriye’de yaşananlar utanç verici bir durum. Barışı tesis etmesi gereken kurumların üzerine düşeni yapamadığı bir durumda atılan Vicdan Hareketi adımını önemli buluyorum. Hepimiz farklı inançlardan burada bir araya geldik. Yalnız gözyaşının rengi olmaz. Hepimiz insanız ve acılarımız aynı. Biz gücümüzü birleştirirsek sesimizin kelebek etkisi yapacağını düşünüyorum. Vicdan Hareketi’nin tüm faaliyetlerine 1 milyonu aşkın üyemizle tam destek olacağımızı ifade etmek istiyorum.”

“Suriyeli Kadınlar Cesur Olmalı”

Srebrenitsa Annesi Nermina Lakota, “Suriye’de yaşananlara şaşırmıyorum, çünkü çok kısa bir zaman önce de bu soykırım Srebrenitsa’da gerçekleştirildi. Biz bugün hala Srebrenitsa’da öldürülen kardeşlerimizin cenazelerini bulmaya çalışıyoruz. Suriyeli kadınlara tek önerebileceğim şey cesur olmaları ve savaş suçlularını günün birinde mahkeme önüne çıkartmak için bu işin peşini bırakmamaları. Suriyeli kadınların önlerinde Srebrenitsa Anneleri gibi bir örneğin bulunuyor olması onlar için bir umut kaynağı.” dedi.

“Kadınlar, Çocuklar ve İnsanlık Ölmesin”

Azerbaycanlı Sanatçı Azerin, “Suriye’de çocuklar ve kadınlar öldürülüyor. İşkence görüyor ve zulme uğruyorlar. Burada sadece sanatçı olarak bulunmak için değil vicdanını kaybetmemiş bir insan olarak hazır bulunuyorum. Suriye’de yaşananlara biz yabancı değiliz. Hocalı Soykırımı’nda da çocuklar ve kadınlar vahşice katledilmişti. Maalesef dünya buna sustu ve göz yumdu. Aynı Suriye’de olduğu gibi. Ben bugün tüm dünyayı vicdanının sesini dinlemeye çağırıyorum. Ayrıca dünya üzerindeki tüm devletleri kadınların ve çocukların öldürülmediği, hür yaşadığı bir dünyaya çağırıyorum. Son olarak kadınlar, çocuklar ve insanlık ölmesin artık diyorum.”

Tüm Dünyadan 11 Konuşmacı

Daha sonra ise şu isimler söz alarak Vicdan Hareketi’ne olan desteklerini ifade etti: İngiltere Parlementosu’ndan The Hon Baroness Uddin, Mandela’nın Torunu ve Milletvekili Chief Mandela, Malezya İktidar Partisi Milletvekili Mohamed Arif, Ekvadorlu Milletvekili Ana Belen Marin Aguirre, Tanzanyalı Milletvekili Mgeni Hassan Juma, Ukrayna Milletvekili Dr. Olga Bogomolets, Afganistan Meclis Üyesi Fawzia Raufi, Avusturalyalı Milletvekili Maha Abdo Oam, Pakistan Milletvekili Munaza Hassan, Kenya Müslümanları Yüksek Konseyi Başkanı Yusuf Abdulrahman Nzibo ve Katar Kadınlar Spor Komitesi Başkanı Lulva Al-Mary. Konuşmaların ardından açılan sergi gezildi ve program sona erdi.

(Ensonhaber, 20 Şubat 2019)

 

Kamyonlar Dolusu Suriyeli, DEAŞ’ın Elindeki Baghouz’dan Ayrıldı

Suriyelileri taşıyan 10 kamyon, DEAŞ’ın elinde bulunan son bölge olan Irak sınırındaki Baghouz köyünden ayrıldı. Erkekleri, kadınları ve çocukları taşıyan en az 10 kamyon, Suriye’nin doğusunda DEAŞ’ın elinde bulunan son bölge Baghouz kasabasından ayrıldı. Konvoy, ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri’nin bulunduğu mevkiden geçti. Suriye Demokratik Güçleri (SDF) Sözcüsü Mustefa Bali yaptığı açıklamada, “Sivillerin tahliyesi için çalışan özel kuvvetlerimiz var. Günlerdir birçok deneme sonrasında bugün ilk partiyi tahliye edebildik” dedi. Bali, tahliye edilen insan sayısı hakkında kesin rakamlara sahip olmadığını, ancak konvoyun DEAŞ tarafından kontrol edilen bölgeden SDF kontrol noktasına geldiğinde rakamların netleşeceğini söyledi. Bali, bölgede hala sivillerin olduğunu bildirdi. Geçtiğimiz haftalarda binlerce insan DEAŞ’ın elinde bulunan bölgelerden ayrıldı. Ayrılışların son zamanlarda durduğu bölgelerde çok fazla insanın bulunmadığı da bildirildi. ABD liderliğindeki bir koalisyonun hava saldırılarıyla desteklenen SDF, DEAŞ militanlarını Baghouz köyüne yarım kilometreden az bir bölüme hapsetti. SDF, son bir baskıdan önce sivilleri tahliye etmeye çalıştıkları için DEAŞ saldırılarını yavaşlattı.

(İHA ,20 Şubat 2019)