Türkiye'de ve dünyada göç, göçmen ve sığınmacılar konusunda gündemde öne çıkan başlıklar…

 

Avusturya’da 'Yabancılar Yasa Tasarısı' İki Bakanlığı Karşı Karşıya Getirdi

Avusturya’da hayata geçirilmek istenen yeni “yabancılar yasası tasarısı" Dışişleri ve İçişleri bakanlıklarını karşı karşıya getirdi. Ülkede birçok sivil toplum kuruluşu gibi Dışişleri Bakanlığı da yasa tasarısının anayasa ve insan haklarına aykırı olduğu yönünde eleştiride bulundu. Dışişleri Bakanlığının Uluslararası Hukuk Birimince yapılan açıklamada, bu yılın sonu gibi yürürlüğe girmesi öngörülen tasarının bazı maddelerin anayasa başta olmak üzere insan haklarına aykırı olduğu ifade edildi. Açıklamada, tasarısı kapsamında özellikle çocuk sığınmacıların suç işlemeleri durumunda yetişkinler gibi muamele görecek olmaları, oturum izinlerinden sınır dışı edilmelerine kadar birçok yaptırıma tabi olmalarının hem Avusturya gençlik yasasıyla uyuşmadığı hem de uluslararası hukukla çeliştiği vurgulandı. Etnik köken, din ve dil ayrımı yapmaksızın çocukların her türlü imkandan faydalanmasının gerektiği belirtilen açıklamada, gençlik yasasının suç işlemiş bir çocuğun gelişimine yönelik imkanlardan mahrum edilemeyeceğini belirttiğine dikkati çekildi. Açıklamada ayrıca, tasarıda sığınmacı ve göçmenlerin Avusturya vatandaşı olmalarının zorlaştırıldığı, vatandaş olabilmek için bu ülkede ikamet etme süresinin 6 yıldan 10 yıla çıkartıldığı ifade edilerek, bu durumun Cenevre Mülteci Sözleşmesi ile uyuşmadığı kaydedildi. Sözleşmenin mülteci statüsü elde etmiş kişilerin vatandaşlık işlemlerinin hızlandırılmasını öngördüğü hatırlatılarak, 10 yıllık sürenin 8 yıla düşürülmesinin daha yararlı olacağı görüşü paylaşıldı. Avusturya’da geçen yıl yürürlüğe giren yabancılar yasasının, aşırı sağcı hükümetin göreve gelmesiyle daha da katılaştırılması öngörülmüş, bu nedenle İçişleri Bakanı Herbert Kickl tarafından hazırlanan tasarı Bakanlar Kurulundan geçerek, Meclisteki Uzmanlar Komisyonuna gönderilmişti.

(NTV, 20 Mayıs 2018)         

 

Bosna Göçmenlerin Odağında

Bosna, mültecilerin odak noktası haline geldi. Uluslararası Göç Örgütü (IOM) Bosna temsilcisi Peter Van Der Auweraert, ülkeye son üç ayda bin 200 göçmen ve mültecinin ulaştığını açıkladı. Fransız Haber Ajansı AFP’nin aktardığına göre, Bosna Hersek Güvenlik Bakanı Dragan Mektiç ise Mayıs ayında günlük olarak 80 ila 150 kişinin ülkeye geldiğini belirtti. Peter Van Der Auweraert yaptığı açıklamada, Bosna’nın göçmenlere neden cazip geldiğine dair bazı faktörler açıklarken, Sırbistan’da aylarca mahsur kalan insanların “risk almaya ve daha zor bir yolculuk yapmaya” hazır olduklarını vurguladı. Özellikle İran ve Kuzey Afrika’dan gelen göçmenlerin bunu tercih ettiğini söyleyen yetkili, Bosna’da şu an insan kaçakçılarının olduğunu da söyledi. Bosna aracılığıyla Avrupa’ya göç eden göçmenlerin sayısındaki artış, “insani kriz” ve “güvenlik sorunu” dolayısıyla Balkanlardaki fakir ülkeleri de endişelendiriyor. Başkent Saraybosna’nın merkezindeki Milli Kütüphane Parkı, onlarca çadırın inşa edildiği bir alana dönüşmüş durumda. Ülkenin kuzeybatısındaki ve Hırvatistan sınırı yakınlarındaki Bihaç’ta harap olmuş bir bina barınağa dönüştürülürken, Velika Kladusa’da da bir park onlarca çadıra tanık olmakta. Çocuklu ailelerin yanı sıra gençler, yasa dışı yollarla Hırvatistan’a geçmeye çalışmadan önce söz konusu alanlarda su ve elektrik bulunmadan birkaç gecelerini geçirmekte. Nitekim ülkede bu durum sık sık tekrarlanıyor. Bu bağlamda Güvenlik Bakanı Dragan Mektiç yaptığı açıklamada, yılın başından bu yana ülkeye ulaşan yaklaşık 4 bin kişiden yalnızca üçte birinin Bosna’da kaldığını belirtti. Yetkililer, olay karşısında aciz kaldıklarını ifade ederken, aktarılana göre Saraybosna’daki gönüllüler, göçmen ve mültecilere yiyecek sağlıyor. Bosnalı bir gönüllü olan 40 yaşındaki Denisa Stephen, AFP’ye yaptığı açıklamada, devletin onlar için gıda ve ilaçlar da dahil hiçbir şeyi güvence altına almadığını söyledi. Peter Van Der Auweraert ise bu kişilerin barınması için hızlı bir hareketlilik yaşanmaması halinde, göçmen ve mültecilerin bulunduğu bölgelerde küçük çaplı bir insani krizin ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. Bosna, başkent Saraybosna’dan yaklaşık 40 km uzaklıkla 150 kişi kapasiteli bir sığınma merkezine sahip. Bu çerçevede yetkililer, göçmenlerin güzergahında bulunmayan Mostar yakınlarında 300 kişilik bir sığınma merkezi kurmayı planladıklarını açıkladı. Üç aydır ülkesinden ayrı olan ve Velika Kladusa parkında kamp kuran 24 yaşındaki İslam Cezayiri, “Polisler beni durdurup Bosna’ya geri getirmeden önce üç kez Hırvatistan ile Slovenya arasındaki sınıra ulaştım ve şu ana kadar 6 kez sınırı geçmeye çalıştım” şeklinde konuştu. Mekanik mühendisi olan 32 yaşındaki İranlı Said Samedi de Bosna ve Hırvatistan arasında iki kez yakalandığını belirterek, “Ancak tekrar deneyeceğim” açıklamasında bulundu. Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Dunja Mijatoviç, hafta başlarında yaptığı açıklamada, gıda ve bakım sağlamada büyük zorluklarla karşılaşıldığını açıkladı. Bihaç Belediye Başkanı Suhrit Vdeliç ise polisin hırsızlık vakalarına dair açıklamalarına atıfta bulunarak durumun, artık sadece bir insani problem değil, aynı zamanda bir güvenlik sorunu da olduğunu vurguladı. Öte yandan Bosna Hersek Başbakanı Denis Zvizdiç, geçtiğimiz Pazartesi günü yaptığı açıklamada, Avrupalı kuruluşlara ve Birleşmiş Milletler’e teknik ve mali yardım çağrısı yaparak, mültecilere insani koşullara uygun iskan sağlama sözü verdi. Nitekim çok etnikli ve bölünmüş olan ülkede, söz konusu mevzu hızla siyasi bir mesele haline geldi. Bu bağlamda Bosnalı Sırp yetkililer, çoğu Müslüman ülkelerden gelen göçmenlere sığınma sağlamayı reddettikleri konusunda uyarıda bulundu. Bosna-Hersek’e bağlı Özerk Sırp Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Milorad Dodik yaptığı açıklamada, “Bu hücum karşısında kendimizi savunmanın yolunu bulacağız” dedi.

(Şarku'l Avsat Türkçe, 19 Mayıs 2018)

 

Belçika Polisi Mülteci Bebeği Vurdu

Belçika’da otoyol polisinin, yasadışı göçmenleri taşıyan bir kamyoneti kontrol amacıyla durdurmak istemesiyle başlayan kovalamaca dramla sonuçlandı. İçinde tamamı Kürt kökenli 26 yetişkin, 3 çocuk ve bir bebeğin bulunduğu aracı durdurmak için yoğun çaba harcayan polis, silah da kullandı. Kovalamacada 2 yaşındaki bir bebek yanağına isabet eden kurşun nedeniyle hayatını kaybetti. Olaya ilişkin soruşturmanın ilk aşamasında bebeğin kurşun nedeniyle öldüğü tezi öne çıkmasa da yapılan otopside ölüm sebebinin kurşun yarası olduğu kesinleşti.

Şüpheli Kaza

Belçika’nın Namur ve Mons şehirlerini birbirine bağlayan E42 otoyolunda dün sabaha karşı meydana gelen olay, daha önce de polisle yaşanan sorunlar nedeniyle bilgi sisteminde olan bir plakanın tespit edilip kamyonetin durdurulmaya çalışılmasıyla gelişti. Kamyonet sürücüsü kaçmaya başlayınca takip başladı. Kamyoneti durdurmak için önemli sayıda polis birimi seferber edilirken belli bir aşamadan sonra uyarı ateşi açıldı ve aracın lastiği hedef alındı.

‘Çocuğu Pencereden Çıkardılar’ İddiası

Medyaya yansıyan bilgilere göre polisin takibi bırakmasını sağlamak amacıyla olayda hayatını kaybeden bebek zaman zaman aracın penceresinden dışarıya sarkıtıldı. Takibin sona ermesinin ardından araçta yaralı bulunan bebeğe ilk müdahale yapılsa da kurtarılamadı.

(Hürriyet, 19 Mayıs 2018)

 

Myanmar’dan, Arakanlı Mültecilere ‘Bölgeyi Terk Edin’ Çağrısı

Myanmar güvenlik güçleri, Bangladeş sınırında yer alan tampon bölgede yaşayan Arakanlı mültecilere derhal bulundukları yeri terk etmeleri çağrısında bulundu. Geçen yılın Ağustos ayında Myanmar ordusu tarafından Arakanlı Müslüman azınlığa yönelik şiddetli askeri operasyonlar ve baskılar nedeniyle Arakan’dan kaçan ve sayıları 700 bine ulaşan mültecilerinin çoğu Bangladeş’teki büyük kamplara yerleşirken, yaklaşık 6 bin kişi Myanmar ve Bangladeş arasındaki tampon bölgeye sığındı. Geçtiğimiz Şubat ayında Myanmar, sınırdaki mültecilere bölgeyi terk etme emri vermek için hoparlör kullanımını yasaklamış, ordu da, dikenli telin diğer tarafındaki mültecilerin kendilerini tehdit ettiklerini gerekçe göstermesi üzerine mültecilerin yaşadığı ıssız bölgeye bitişik alanlardan birliklerini çekmişti.

Hoparlörlü Uyarılar Tekrar Başladı

Ancak bölgedeki kamplarda bulunan Arakanlı mültecilerin liderlerine göre, güvenlik güçleri hoparlörlerle yaptıkları uyarılarılara yeniden başladı.

Bölgeyi Terk Etme Çağrısı

Arakanlı kamp lideri Muhammed Arif, Myanmar güvenlik güçlerinin iki gündür hoparlör ile bölgeyi terk etme emri verdiklerini söyleyerek, “Bu çok rahatsız edici ve korkutucu” ifadelerini kullandı.

Tehditler Yağdırdılar

Güvenlik güçleri hoparlör aracılığıyla ilettikleri mesajlarını hem Myanmar’ın resmi dili olan Birmanca, hem de yerel Arakan dilinde yayınlayarak, mültecilere ‘bölgeyi terk etme ya da yargılanma’ tehdidinde bulundu.

Mülteciler Vatandaşlık ve Güvenlik Talep Ediyor

Ancak kamp liderleri, vatandaşlık ve güvenlik talepleri garanti edilmedikçe Myanmar’a geri dönmeyeceklerini vurguladı. Myanmar, Arakanlıları Bangladeş’ten gelmiş yasadışı göçmen olarak görüyor ve onlara vatandaşlık hakkı vermeyi reddederek temel haklarından mahrum ediyor.

(Şarku'l Avsat Türkçe, 21 Mayıs 2018)

 

Humuslu Sığınmacılar Yardım Bekliyor

Suriye'de Beşşar Esed rejimi ve destekçileri, son dönemde Rusya'nın hava desteğini alarak başkent Şam ve Humus'ta muhaliflerin kontrolündeki bölgelere kara ve hava saldırıları düzenleyerek bölge halkını göçe zorladı. Muhalifler, Rusya aracılığıyla rejim ve İran güçleriyle yapılan müzakerelerde Şam'daki Kadem, Doğu Guta, Dumeyr, Duğu Kalamon, Yermük Kampı bölgeleri ile en son Humus ilinin kuzey kırsalında abluka altındaki bölgelerden ayrılmayı kabul etmişti. Humus'tan bu ayın başından itibaren çoğu çocuk ve kadınlardan oluşan 35 binden fazla kişi evlerini terk ederek kuzey bölgelerine göç etmek zorunda kaldı. Ülkenin kuzeyindeki İdlib ve Halep'e ulaşan tahliye konvoylarındaki Suriyelilerin bazıları konaklama merkezlerine yerleştirilirken, merkezlerde boş yer kalmamasından dolayı daha sonra Humus'tan tahliye edilenler sığınmacı kamplarına, cami ve okullara yönlendirildi. Bölgedeki aşırı sıcaklara karşı dayanıksız eski çadırlara yerleştirilen aileler, kavurucu hava nedeniyle zor günler yaşıyor. Ev kiralarının yüksek olmasından dolayı tahliye edilenlerin çadırlarda kalmaktan başka çaresi yok. Yerel yardım kuruluşları, bölgedeki barınma imkanlarının ve yardım stoklarının tükendiğine dikkati çekerek, öncelikle barınma sorununun çözülmesini istiyor.

"Çocuklar zeminde uyuyor"

Ülkenin kuzeyindeki AA muhabirleri, Halep'in batı kırsalındaki Etarib'te tahliye edilenlerin yaşadığı dramı görüntüledi. Humuslu 7 çocuk babası 48 yaşındaki Hüseyin Akiş, "Kuzey Humus’tan üzerimizdeki elbise ile çıktık. Kimseden ilgi göremedik. Yerlerde uyuyoruz. İnsanların çoğu özellikle çocuklar toprakta uyuyor." dedi. Aşırı sıcaklar nedeniyle çadırlarda duramadıklarını dile getiren Akiş, "Rejim bizi terörist olarak görüyordu. Şimdi de burada ötekileştirilmiş, unutulmuş durumdayız." diye konuştu. Humuslu aktivist Ahmet Ebu Loay da tahliye edilenlerin barınma ve geçim sorunu yaşadığını vurgulayarak, "İlk kafilelerin durumu daha iyiydi çünkü geçici konaklama merkezleri daha dolmamıştı." ifadelerini kullandı.

"Ev Kiraları Pahalı, Çadırlar Yetersiz"

30 yaşındaki Hıdır Abid de Humus'ta 6 yıldır rejim ve destekçilerinin ablukası altında yaşamak zorunda kaldıklarını söyleyerek, "(Humus'un kuzeyi) Gerginliği azaltma bölgesi olmasına rağmen bölgeden tehcir edildik. Kamplarda yaşayanlar, aşırı sıcaklar nedeniyle akşama kadar dışarıda kalıyor." değerlendirmesinde bulundu. Sivil toplum kuruluşlarının krizin karşısında yaptığı yardımların yetersiz kaldığına işaret eden Abid, "Ev kiraları yüksek, çadırlar yetersiz. Tahliye edilenlerin çoğunun evinden çıkarken sadece elbiseyle ayrılması, tahliye edilenlerin barınma ve geçinme sorununu krize dönüştürüyor." dedi.

"Çadırda Sıcaklık 40 Dereceyi Aşıyor"

Evli ve bir çocuk babası 22 yaşındaki Muhammed Akiş de "Etarib ilçesinde bir okulun bahçesinde inşa edilen kampta kalıyoruz. Çadırda sıcaklık 40 dereceyi aşıyor, kampın altyapısı yetersiz. Yatacağımız sünger yok, içecek temiz su bulamıyoruz. İki yaşındaki oğlum hastalandı." ifadelerini kullandı.

"Birleşmiş Milletler Bu Krize Müdahale Etmeli"

Ülkenin kuzeyindeki tahliyeleri organize sivil toplum kuruluşu Kuzey Tahliye Koordinatörlüğünün sorumlusu Obeyde Dendüş de Suriyelilerin yaşadığı sıkıntılara ilişkin, "Kuzeye tahliye edilenlerinin sayısı sivil toplum kuruluşlarının stoklarını tüketti. Uluslararası toplum ve Birleşmiş Milletler (BM) bu krize müdahale etmeli. Yerel derneklerin kapasitesini aşacak bir felakettir." dedi. Dendüş, tahliye edilenlerin ihtiyaçlarının karşılanması için uluslararası yardım kuruluşlarına ve BM'ye acil yardım çağrısı yaptı.

(Anadolu Ajansı, 20 Mayıs 2018)

 

Japonya’nın Mülteci Tarama Sistemi Yüksek Yasaklar Belirledi

Geçtiğimiz yıl Japonya, rekor seviye ile 19.629 mülteci adayının sadece 20’sine mülteci statüsü verdi. Bu rakam Şubat ayında dikkate değer ölçüde, hem küresel hem yerel kapsamda kutuplaştı. Bir kesim dünyanın en büyük üçüncü ekonomisinin Japonya’ya ait olduğunu ve Birleşmiş Milletler Mülteci Sözleşmesi’nin imzacısı olarak sorumluluklarını yerine getirmediğini söyleyerek Japonya'nın sıkı iltica politikasını eleştirdi. Diğer taraftan Japonya başvuranların çoğunluğunun "sahte mülteciler" ya da Japonya'da özel çalışma izni almak için mülteci başvuru sistemindeki görünür boşlukları istismar etmeye çalışsan göçmen işçiler olduğunu ileri sürdü. Bu ikilemede hangisinin doğru olduğu konuşuluyor.  Uzmanlar, Japonya'daki mülteci statüsüne başvuranların karmaşık gerçekliği göz önüne alındığında, her ikisinde de bazı gerçeklerin olabileceğini söylüyorlar.

Adalet Bakanlığı, Japonya’da Mülteci Statüsü Uygulayanların Çoğunun Gerçek Mülteci Olmadığını, Ancak Göçmen İşçilerin Ülke Sığınma Sistemini Kötüye Kullanmaya Çalıştıklarını Söylüyor. Bu Doğru mu?

Uzmanlar, pek çok başvuru sahibinin, işgücü eksikliklerini iş fırsatı olarak gören düşük vasıflı yabancı işçiler olduğunu kabul etti. Japonya devlet destekli özel stajyer programları ya da öğrenci vizesine sahip olanlar haricinde profesyonel olmayan yabancı işçileri ülkede kalmak ve çalışmaktan men eder. Bu katı göçmenlik politikası görünüşte her yıl binlerce göçmen işçinin Japonya'da özel çalışma izinlerini güvence altına almak için mülteci statüsüne başvurmalarına yol açmakta. Aslında, çoğunlukla Güneydoğu Asya'dan gelen mülteci başvurularının sayısı, Adalet Bakanlığının, başvuruda bulunduktan altı ay sonra geçerli bir vizeye sahip, mülteci statüsünde çalışma izni veren yeni bir mülteci başvuru sistemi getirdiğinden beri(2010) artmıştır. Örneğin bu sistem yürürlüğe girdiğinden beri 2013 yılında 19 olan Endonezyalı sığınmacı başvuru sayısı 2017 yılında 2.038'ye yükselmiştir.

(Japan Times, 21 Mayıs 2018)

 

Kenya Kampındaki Etiyopyalı Mültecilerin Belirsizlik Gerilimleri

İki ay önce hükümet askerlerinin sivillere ateş açması ve en az dokuz kişinin öldürülmesinin ardından siviller kuzeydoğudaki Kenya'daki Dambala Fachana mülteci kampında barınma imkânı buldular. Ancak şiddetli yağmurlar haftalarca sürdü. Zorluk ve belirsizlik binlerce insanı kamp alanını terk etmeye zorladı. Bazıları akrabaları ve arkadaşları ile kurak Marsabit İlçesi'ne dağılmış derme çatma kamplarda kalıyorlar.

Geçici Güvenlik

Yaklaşık 3.350 mülteci Birleşmiş Milletler'e Dambala Fachana'da mülteci olarak kayıt yaptırarak en azından geçici güvenlik sağladı. Eşyalarının ve normal rutinlerinin çoğunu bırakarak  yiyecek kıtlığı ve hastalığa karşı savunmasız olan mültecilerin evlerine güvenle gidebilecekleri zaman hakkında fikirleri yok.

(Voice of America, 20 Mayıs 2018)

 

Alman Mülteci Ajansı İltica Kararları Üzerine Daha Fazla Şube Araştırıyor

Rapora göre; Almanya'nın göç ofisi, bir dizi şubenin aldığı iltica kararlarını araştırıyor.
Bremen kentindeki şubesi, uygunsuz iltica onayları olduğu iddiasıyla zaten soruşturma altında. Alman gazetesinin Pazar günü bildirdiğine göre, Almanya Federal Göç ve Mülteciler Dairesi'nin (BAMF) daha fazla bölgesel şubesi sığınma başvurularının onaylanmasıyla ilgili denetimlere tabi tutuluyor. Almanya'nın göç yetkililerine göre, 2015 yılında Almanya, yaklaşık bir milyon mülteci akınına karşı yoğun baskı altındaydı ve hala kararları bekleyen büyük bir sığınma başvuruları birikimine sahip.

İddia Edilen Rüşvet

Pazar günü raporuna göre, Nisan ayında, Bremen BAMF bürosunda eski bir görevlinin, sığınma başvurularını onaylamak amacıyla 2013 ve 2016 yılları arasında yaklaşık 1.200 mülteciden rüşvet alındığı iddia edilen soruşturmada diğer beş kişi ile beraber bir tercüman ve üç avukat rüşvet alma şüphesi ile araştırılıyor. BAMF direktörü Jutta Cordt, Cuma günü yaptığı açıklamada, 2000 yılından bu yana ofis tarafından verilen yaklaşık 18.000 onayın önümüzdeki üç ayda gözden geçirileceğini söyledi.

(Deutsche Welle, 20 Mayıs 2018)

 

Mülteci Okuluna AB’den Övgü

Bin 100 Suriyeli çocuğun eğitim gördüğü Altındağ’daki okulu gezen Avrupa Birliği heyeti, gördükleri manzaranın kendilerini çok etkilediğini ifade etti. Ankara'da temaslarda bulunan AB heyeti, MEB tarafından uygulanan ve AB'nin finanse ettiği 300 milyon avro değerindeki Suriyeli çocukların Türk eğitim sistemine entegrasyonunu hedefleyen "PICTES" projesi kapsamında bin 100 Suriyeli çocuğun eğitim gördüğü Altındağ ilçesindeki Fatih Sultan Mehmet Geçici Eğitim Merkezi'ni ziyaret etti. Suriyeli çocukların, tekerlemeler ve Barış Manço'nun "Bugün Bayram" şarkısıyla karşıladığı AB heyeti, sınıfları ziyaret ederek, öğretmenlerden ve yetkililerden bilgi aldı. Projenin işleyişini yerinde müşahede eden heyet başkanı Maciej Popowski, ziyaretten duyduğu memnuniyeti belirtti.

“Çok Etkilendik”

Gördüklerinden çok etkilendiğini ifade eden Popowski, "Yapılan bütün çalışmalara müteşekkir olduğumuzu söylemek istiyorum. Başarılmış olan bu kadar çok şeyi gördüğümüz zaman MEB'in iki yıl gibi kısa sürede 600 bine yakın Suriyeli çocuğa vermiş olduğu eğitim hizmetinden çok etkilendiğimi söylemem lazım. Bu bir anlamda genç Suriyeli nüfusa yapılmış yatırım olarak da düşünülmeli" dedi. Popowski, Türkiye'deki mültecilere yardım aracı olarak planlanmış olan programın sürdürülmesi ve devamının gelmesinin söz konusu olduğunu ifade ederek, "Bunların önümüzdeki yıllardaki devamını planlamak için Türk hükümetiyle gerekli görüşmeleri yapmak için burada bulunuyoruz. Bugünkü ziyaretimizin amacı da yapılan çalışmaları ve başarılanları yerinde görebilmekti" diye konuştu. Neticeden memnun olup olmadığı sorulan Popowski, "Burada bu okulda verilmiş olan eğitimi, kaç Suriyeli çocuğun okula devam ettiğini, onların mutlu yüzünü gördüğümüzde bizim de mutlu olmamamız mümkün değil" yanıtını verdi. PICTES Proje Direktörü Haydar Şahin de AB heyetinin ziyaretine ilişkin, "Biz bu tablonun görülmüş olmasından dolayı mutluluk duyuyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin başta Sayın Cumhurbaşkanımızın olmak üzere bu konuya vermiş olduğu destek ve bu sorunun arkasında durmuş olmasının ortaya çıkardığı çok önemli bir tablo var. Türkiye yapmış olduğu bu işle bütün dünyaya örnek olacak, çok büyük ölçekte çok başarılı bir faaliyeti MEB eliyle yürütmüştür" diye konuştu.

(Sabah, 19 Mayıs 2018)

 

Oyunları Basit, Mutlulukları Tarifsiz Göçmen Çocuklara Sosyal Destek

Yaşar Üniversitesi UNESCO Göç Kürsüsü ve İzmir Göç İdaresi iş birliğiyle Harmandalı Geri Gönderme Merkezinde aileleriyle birlikte kalan çocuklar için oyun atölyesi gerçekleştirildi. Savaşların, yoksulluğun, çatışmanın, zorlu göç yolculuklarının en büyük mağduru olan dünyadan habersiz bu çocukların, her çocuk gibi oyun oynamaya hakları olduğu amacıyla yola çıkan Yaşar Üniversitesi akademisyenleri, “Hafızalarında yer edecek güzel anılar oluşturmak” için hem onlarla oyun oynadı hem de oyuncak yapmayı öğretti. 750 kişilik kapasiteye sahip ve düzensiz göçmenlerin geçici süre barındırıldıkları Göç İdaresi Genel Müdürlüğü İzmir Harmandalı Geri Gönderme Merkezinde aileleriyle birlikte çocuklar da bulunuyor. Çocuklara, burada kaldıkları süre içerisinde eğitim eksikliği yaşamamaları için Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bir okul öncesi öğretmen ve sınıf öğretmeni tarafından eğitim verilirken aileleri ile birlikte kalarak aile bütünlüğü içinde yaşamaları da gözetiliyor. Yaşar Üniversitesi UNESCO Göç Kürsüsü ve İzmir Göç İdaresi iş birliği ile Türkiye’de, İzmir’de, dünyadan bihaber, aileleriyle birlikte kalmak zorunda oldukları bu mekanda, farklı yaş gruplarından, farklı kültürel özelliklere sahip çocukların hafızalarında yer edecek güzel anılar oluşturmak için oyun atölyesi düzenlendi.  UNESCO Uluslararası Göç Kürsüsü Koordinatörü Dr. Öğrt. Üyesi Ayselin Yıldız ile Sanat ve Tasarım Fakültesi Endüstriyel Tasarım Bölümü Başkanı Dr. Öğrt. Üyesi Mine Ovacık’ın yürütücülüğündeki atölyede, Endüstriyel Tasarım Bölümünden Öğr. Gör. Sevi Merter ile Arş. Gör. Kardelen Aysel yer aldı. Çocuklar, merkezin oyun alanında öğretmenlerinin ve psikologların eşliğinde 3 saat boyunca, önce Dr. Öğrt. Üyesi Mine Ovacık’ın Eyüp Oyuncaklarından, Anadolu’da oynanan oyunlardan yola çıkarak tasarladığı büyük boyutlu ahşap oyuncuklarla oynadı ardından da renkli kağıtlardan, kağıt katlama tekniğiyle uçak, kayık, turna kuşu, yunus balığı, pervane gibi nesneler yapmayı öğrendi.

Anılarında Oyun Olsun

UNESCO Uluslararası Göç Kürsüsü Koordinatörü ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Dr. Öğrt. Üyesi Ayselin Yıldız, “Savaşların, yoksulluğun, çatışmanın, zorlu göç yolculuklarının en büyük mağdurları çocuklar. İzmir Göç İdaresi ile birlikte düzenlediğimiz bu etkinliğimizle geri gönderme merkezlerinde bulunan göçmen çocuklarla güzel vakit geçirmek, onlara Türkiye’ye dair güzel anılar bırakmak istedik. Oyun oynarken kendi oyuncaklarını yaparken yüzlerindeki gülümsemeyi görmenin mutluluğu hiçbir şeye değişilmez. Bir sonraki aşamada da çocukları öğrencilerimizle bir araya getirmeyi planlıyoruz. Ülkemizin göç gerçeği sadece kamu kurumlarımızın çabaları ile değil, hepimizin bu konuya katkı sağlaması, el vermesi ile sağlıklı yürütülebilecek bir süreç. Bu kapsamda Harmandalı Geri Gönderme Merkezinin bize kapılarını açmasından büyük mutluluk duyuyoruz” diye konuştu.

“Oyuncak Bahane, Oynamak Şahane”

Endüstriyel Tasarım Bölümü Başkanı Dr. Öğrt. Üyesi Mine Ovacık ise “Bu mekanlarda konaklayan çocukların da her çocuk gibi oyun oynamaya hakları var. Oyuncak bahane, oyun oynamak şahane, diyerek onlarla gelecekte güzel hatırlayabilecekleri anlar yaşamayı ve

yaşatmayı amaçladık. Her yerde bulunabilecek basit malzemelerle oynamayı öğrenmeleri, kendi kendilerine yapabilecekleri basit oyuncakların gelecekleri için naçizane bir katkı olabileceğini düşündük. Bu buluşmadan geriye ellerinde; bir iki fotoğraf, içlerinde ise ahşap oyuncaklarla oynama ve kendilerine basit oyun nesnesi yaparak oynama keyfinin kalmasını istedik” dedi. Gönüllerince oyun oynamanın ve oyuncak yapmanın keyfini çıkaran çocuklar, buluşmanın sonunda; yaptıkları oyuncaklarla üzerinde “Güzel Bir Gelecek için Oynamakİzmir Hatırası” yazan duvara asılı fonun önünde fotoğraf çektirdi.

(Haber Türk, 21 Mayıs 2018)

 

Muradiye'de 14 Kaçak Mülteci Yakalandı

Van’ın Muradiye ilçesinde polis ekipleri tarafından yapılan yol arama ve kontrollerinde 2’si çocuk 14 kaçak göçmen yakalandı. Edinilen bilgilere göre, Muradiye İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Çaldıran-Muradiye arasında Şeytan Köprüsü mevkiinde yapılan yol aramalarında durumundan şüphelenen B.K. idaresindeki 65 DL O98 plakalı minibüs durdurularak arama yaptı. Yapılan aramada kimlik kontrollerinde yurda kaçak yollarla giren ve İstanbul üzerinden Avrupa ülkelerine gitmek isteyen 2’si çocuk 14 kaçak Afaganistanlı göçmen yakalandı. Yapılan aramalarda ise kaçak göçmenlerden birinin üzerinde 400 TL sahte para bulundu. Kaçak göçmenler Muradiye Devlet Hastanesi’nde yapılan sağlık kontrollerinin ardından İlçe Emniyet Müdürlüğünde karınları doyuruldu. Sürücü B.K. gözaltına alınarak yasal işlem başlatılırken, kaçak göçmenler ise yasal işlemlerinin ardından Van İli Göç İdaresi Merkezine gönderildiler.

(Milliyet, 20 Mayıs 2018)

 

Yunanistan'a Yüzerek Kaçacaklardı

Aydın'ın Kuşadası ilçesi Dilek Yarımadası-Büyük Menderes Deltası Milli Parkı deniz kıyısında şüpheli 2 kişiyi fark eden İl Jandarma Komutanlığı ekipleri bölgeye gitti. Jandarma ekipleri üzerinde dalgıç kıyafetli şüphelilerin yanında 2 sörf tahtası, 2 ayak paleti ile 2 sırt çantası buldu. Cezayir uyruklu A.S. ve L.S'nin yüzerek Yunanistan'a kaçma hazırlığında oldukları öğrenildi. İşlemleri tamamlanan yabancı uyruklular, Aydın İl Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edildi.

(NTV, 21 Mayıs 2018)