Türkiye'de ve dünyada göç, göçmen ve sığınmacılar konusunda gündemde öne çıkan başlıklar…

 

İtalya'dan İspanyol STK Gemisine “Yasa Dışı Göçü Teşvik” Suçlaması

Katanya savcılığı, 'yasa dışı göçü teşvik' suçlamasıyla Proactiva Open Arms adlı İspanyol STK hakkında soruşturma açtı. İspanyol sivil toplum kuruluşu (STK) "Proactiva Open Arms"a ait bir gemi İtalyan makamları tarafından Pozzalo limanında el konulurken, söz konusu STK hakkında "yasa dışı göçü teşvik" suçlamasıyla soruşturma başlatıldı.

İtalyan ANSA ajansının haberine göre, ülkenin güneyindeki Sicilya bölgesindeki Katanya savcılığı açtığı soruşturma kapsamında, orta Akdeniz'de sığınmacılara yönelik arama-kurtarma çalışmaları yapan İspanyol STK Proactiva Open Arms'ın gemisine el koydu.

Geminin, Libya açıklarından kurtardığı 218 sığınmacıyı geçen cumartesi günü Sicilya adasının güneyindeki Pozzallo limanına getirdiği ve savcılığın müdahalesiyle el konulduğu bildirildi.

İtalyan makamlarının, söz konusu İspanyol STK'yı, "Libya'nın 70 mil kadar açığında kurtardığı 218 sığınmacıyı Libya yerine İtalya'ya getirmek ve bu şekilde uluslararası anlaşmaları çiğnemekle suçladığı" belirtiliyor. Katanya Savcılığı ayrıca, Open Arms'ı "Libya Sahil Güvenlik ekiplerinin yetki alanında rastgele operasyon yapmakla" suçladı.

Bu arada Proactiva Open Arms yetkilileri, "denizde hayat kurtarma operasyonunun bir parçası olarak sadece ihtiyaçların gerektirdiği şekilde hareket ettiklerini" savunuyor.

Katalonya merkezli İspanyol STK'nin kurucusu Oscar Camps, kuruluşun "sığınmacıları kurtarmaya devam edebilmek için başka bir gemiye ulaşmaya çalıştığını" söyledi. Camps, ayrıca gemiye el konulmasının arkasında İtalya'daki seçimlerde oylarını çok ciddi oranda artıran aşırı sağ görüşlü Kuzey Ligi gibi partilerin olduğunu iddia etti.

Kuzey Ligi'nin lideri Matteo Salvini de İspanyol STK gemisine el konulup, soruşturma açılmasını memnuniyetle karşıladığını belirterek, "bunun İtalya'ya göçmenlerin gelişini durdurmak için doğru yönde atılmış bir adım olduğunu" ifade etti.

Open Arms, perşembe günü "Libya Sahil Güvenlik ekiplerinin yetki alanında bulunan" 218 sığınmacıyı kurtarmıştı.Libya, sığınmacıların kendisine teslim edilmesini talep etmiş ancak Open Arms bunu reddetmişti. İtalya Sahil Güvenlik Komutanlığı da cuma günü yaptığı açıklamada, koordinasyonun Libya Sahil Güvenlik ekipleri tarafından sağlandığını, Open Arms'ın da bunun farkında olarak sığınmacıları kurtardığını kaydetmişti.

Open Arms'ın sığınmacılarla birlikte İtalya'ya yönelmesinin ardından, İtalya Sahil Güvenlik Komutanlığı, "hava şartlarının kötüleşmesi beklendiği için ve taşıdığı sığınmacıların riskli olduğu düşünülen durumu nedeniyle", Open Arms'ın Pozzallo Limanı'na gelmesine izin verildiğini açıklamıştı.

(Time Türk, 19 Mart 2018)

 

OECD: Almanya'daki Göçmen Kökenli Öğrenciler Düşük Başarılı

OECD tarafından yaptırılan ve öğrencilerin başarısını ölçen PISA araştırmasında, Almanya’da göçmen kökenli her iki öğrenciden birinin okuldaki durumunun "oldukça zayıf" olduğu tespit edildi.

Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) Almanya'da 15 yaşındaki göçmen kökenli öğrenciler arasında yaptığı ve okul başarısını ölçen araştırmanın sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Araştırmada göçmen kökenli öğrencilerin yüzde 43'ünün okul başarısının "çok zayıf" olduğu tespit edildi. Söz konusu oranın, yabancı kökenli olmayan öğrenciler arasında kaydedilen orandan iki buçuk kat daha fazla olduğu kaydedildi.

Ayrıca söz konusu oranın Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'ne (OECD) üye ülkelerde kaydedilen ortalamanın da üzerinde olduğu tespit edildi. Almanya; Avusturya, İsviçre, Belçika, Danimarka, Finlandiya, Lüksemburg, Slovenya ve İsveç gibi göçmenler öğrenciler arasında başarısı düşük öğrencilerin oranının yüksek olduğu ülkeler arasında yer alıyor. Bu ülkelerde temel eğitim bilgilerine sahip olmayan öğrencilerden göçmen kökenli olanlar olmayanların iki katından fazla.

Okuldaki düşük başarının gençlerin kendilerine ilişkin değer duygusu ve kendinden memnuniyet duymaları üzerinde de hissedilir etkileri olduğu, sonuç raporunda yer aldı. Almanya'da göçmen kökenli öğrenciler sık sık okulla ilgili korku ve endişelerini dile getiriyor, okula ait olmadıklarını düşünüyor, kendilerini grup içinde dışlanmış hissediyor ve göçmen kökenli olmayan akranlarına göre hayatlarından daha az memnuniyet duyuyorlar. Bununla birlikte yabancı kökenli akranlarına göre "belirgin bir biçimde daha motive" oldukları da rapora yansıdı.

Düşük Başarının Sebepleri

OECD düşük başarılı öğrenci oranının yüksek olmasını ailelerin eğitim seviyesiyle açıklıyor ve öğrencilerin basit ekonomik ve sosyal ilişkiler içerisinde büyüdüklerini kaydediyor. Bir başka neden olarak da dil sorunu gösteriliyor. Araştırmaya göre Almanya'da birinci kuşak göçmenlerin yüzde 80'i evlerinde derste kullanılan dili konuşmuyor. OECD ülkeleri ortalamasında bu oran yüzde 60.

OECD rakamlarına göre Almanya'da öğrencilerin yüzde 28'i yabancı kökenli. 2015 yılında elde edilen rakamlara göre OECD ortalaması ise yüzde 23. Örgüte üye olan hemen hemen tüm ülkelerde yabancı kökenli çocuk ve öğrencilerin geçen 10 yıl içerisinde belirgin bir biçimde arttı. Almanya'daki göçmen kökenli öğrencilerinin yarısının ikinci kuşak (Almanya'da doğmuş ve büyümüş) olduğu kaydediliyor.

Almanya'da faaliyet gösteren Eğitim ve Bilim Sendikası (GEW) araştırma sonuçlarıyla ilgili bir açıklama yaptı. GEW Genel Başkanı Marlis Tepe, okul sisteminin çocuk ve öğrencilerin çok dilli olmasını göz önüne alarak daha fazla düzenlenmesi gerektiğini söyledi. Dil eğitimi ve çok dilli eğitimin öğretimde daha baştan itibaren merkezi bir yere sahip olması gerektiğini vurgulayan Tepe "sosyal eşitsizlikleri ve ayrımcılığı ortadan kaldırmanın" okulların ödevi olduğunu söyledi. Marlis Tepe, "Almanya'daki eğitim sisteminin söz konusu zorluğun üstesinden gelmeye yeterince uygun olmadığını" ifade etti.

Yeşiller Partisi Meclis Grubu Eğitim Politikaları Sözcüsü Margit Stumpp da araştırmanın Alman eğitim sisteminin "sosyal açıdan geçirgen olmadığını" ortaya koyduğunu belirtti. Stumpp okul başarısının sosyal kökene bağımlı olmaması gerektiğini vurguladı.

(Deutsche Welle Türkçe, 19 Mart 2018)

 

Göçmen Kadınlar Suriyelilerle Görünür Oldu

Ziraat Mühendisi olan Esmanur Kaşram, annesinin Türk olması ve Türkiye’de Filistinliler’e duyulan ilgi nedeniyle dikkat çekici bir olumsuzluk yaşamadığını, ancak ailece yaşadıklarından dolayı kendini mültecilere yakın hissettiğini söylüyor. Bir süredir mülteci kadınlara destek veren sivil toplum kuruluşları, STK’larla birlikte çalışan Kaşram’a çok etkilendiği için kaleme aldığı Mısırlı Sena’nın hikayesini okuduktan sonra ulaştım.

Kaşram, aslında Türkiye’de yaşayan birçok göçmen kadının hikayelerine benzeyen Sena’nın yaşadıklarını şöyle anlatıyor:

“Sena, Mısırlı bir kadındı. Suriyeliler’e geçici koruma altında olduklarına dair bir kimlik veriliyordu ancak Mısırlılar’a verilmiyor. Sena’nın kocası 2 eşiyle birlikte Türkiye’ye geliyor. Kocası Sena’ya çok fazla şiddet uyguladığı için Sena 3 yaşındaki çocuğunu alıp Ankara’ya geliyor. Ancak kimliğinde Ankara dışında bir yer yazdığı için kadın sığınma evi Sena’yı almak istemiyor. Sena’nın şöyle bir sıkıntısı vardı, eğer kocasından boşanıp 3 yaşındaki çocuğunun vekaletini alabilirse özgürleşecek ve başka bir ülkeye gidebilecekti. Fakat sığınma evi sadece 1 ay kalmasına izin verdi. Sığınma evinin bazı kuralları var, belli saatlerde dönmek gerekiyor. Sena’ysa çalışmak istiyordu. 1 ay sonra Sena’yı Ankara’dan Konya sığınma evine göndermişler. Daha sonra haberlerden okudum ki Sena, kocası tarafından öldürülmüş. Sena’nın gönüllü bir avukatı vardı Kadın Dayanışma Vakfı’ndan. Öğrendim ki, Sena Konya sığınma evinden kötü koşullar yüzünden Faslı bir arkadaşıyla birlikte eve çıkmış. Çalışmaya başlamış, fakat bir şekilde kocası onu bulmuş ve onda kalmaya başlamış. Kocası Sena ve ev arkadaşını öldürmüş. 3 yaşındaki çocuğu alıp Gaziantep’e doğru giderken polis tarafından yakalanıp tutuklanmış. Sena, birçok kez kocasını polise şikayet etti ama koruyamadılar. Mısır’dan kaçtı ama Türkiye’de öldü.”

Göçmenler Geldikleri Ülkelere Göre Farklı Muamele Görüyor

Göçmenlerle ilgilenen STK’larda çalışmaya başladıktan sonra çok sayıda Suriyeli ve göçmen kadınla karşılaştığını belirten Kaşram, “Türkiye’de göçmen sorununun Suriyeliler’in gelmesiyle görünür olmaya başladığını” söylüyor.

Türkiye’de Suriyeliler’e göre oldukça az sayıda olsalar da Afgan, Iraklı veya Kırgız göçmen olduğunu hatırlatan Kaşram, “Her göçmen kadının Türkiye hukukuna göre ayrı problemleri var. Suriyeli, Afgan, Iraklı veya Kırgız hepsinin hukuki statüleri farklı. Bu nedenle, karşılaştığımız birçok sorun oldu” diyor. Kaşram, göçmenlere yönelik hukuki alt yapının ve entegrasyon çalışmalarının yetersiz olduğunu söylüyor ve Suriyeliler’in toplu olarak gelmeleri nedeniyle diğer göçmenlere göre nispeten bir dayanışma içinde olduklarını savunuyor. Yine, Suriyeliler’in Türkçe öğrenme, eğitim ve sağlık hizmetlerine ulaşmaları için bir takım düzenlemeler yapıldığını, ancak diğer ülkelerden gelen göçmenlerin bu düzenlemelerden yararlanamadıklarını kaydeden Kaşram, bunun da bazı göçmenleri yasal olmayan yöntemler kullanmaya ittiğine dikkat çekiyor.

Suriyeli Kadınlar İçin İstihdam Yok

Suriyeli göçmenlerle çalışan birçok kişi gibi Kaşram da Suriyeli kadınların en sık karşılaştığı sorunların aile içi şiddet, erken yaşta evlendirilme, taciz ve tecavüze uğrama, çalışmasına izin verilmeme olduğunu söylüyor. Suriyeli kadınlarla çalışmalarından edindiği izlenimleri paylaşan Kaşram şöyle konuşuyor:

“Suriye’den göç eden kadınların profiline bakarsak, çoğu zaten ilkokula veya ortaokula kadar okula gitmiş. Hali hazırda eğitim hakkı kısıtlanmış kadınlar. Buraya geldikleri zaman erkekler çıkış yolu buluyorlar daha çok ve kadına bir aktarımda bulunmuyorlar. Kadın kendi başına hastaneye gidemez oluyor. Neden? Çünkü, erkek dışarı çıkıyor, Türkçeyi hemen öğreniyor. Bir şekilde dolmuşun, otobüsün yazısını öğrenebiliyor, yolu bulabiliyor. Kadın tek başına gidebilecek yeterliliğe sahip olmadığı için her zaman bir erkekle gitmek zorunda kalıyor. Ya da zaten bu muhafazakar anlayıştan kaynaklı bazı Suriyeli erkekler kadının tek başına bir yere gitmesine izin vermiyor. Bu durumlar kadınların daha çok eve hapsolmasına sebep oluyor.”

Dil yetersizliğinin yanı sıra Suriyeli kadınlara yönelik istihdam alanları oluşturulmamasının da önemli bir sorun olduğunu vurgulayan Kaşram’a göre, “Erkekler gidip inşaatlarda veya pazarlarda çalışabiliyorlar ancak Suriyeli kadınlar için maalesef o kadar istihdam yaratılmıyor. Ya terzide haftalık 100 liraya, şans eseri bulabiliyorsa günlük 50 liraya çalışabiliyorlar. Türkçeyi iyi öğrenmiş, iyi eğitim almış olanlar STK’larda çalışabiliyor. Eğitim seviyesi düşük olanlar belediyelerin mesleki eğitim kurslarına katılabiliyorlar. El becerisini geliştirebilecek kurslar olduğu için aslında kadını çok geliştirecek çalışma olmuyor. Yılda bir kez kadınlar yaptıklarını satabiliyor belki ama o kadın daha sonra kendi başına nasıl satacak?”

Şiddetin Normal Olduğunu Düşünen Kadınlar Var

Erken yaşta evlendirme durumlarıyla da karşılaştığını anlatan Kaşram, bu ailelerle görüşmelerde evliliğe zorlamanın kanunen yasak olduğunu anlattıklarını, ancak aileler tarafından ciddiye alınmadıklarını söylüyor. Ailelerin kendilerine “Suriye’de erken evliliğin 16 yaşa izin verdiğini ve bu nedenle kendileri için sorun olmadığını” söylediklerini anlatan Kaşram, “Kızları 12 yaşından sonra pek okula göndermiyorlar. Bize, ‘bu kız okula gitmiyor. Evde bu kadar duramaz, bu nedenle evlendirelim’ diyorlar.’ Hamile kaldığında doktor şikayet ederse ne yapacaksınız?’ dediğimde cevap vermiyorlar ancak bu iş hastanelerde bir şekilde halloluyor” diyor.

Kaşram, aile içi şiddetin de yaygın olduğunu ve çok sayıda kadının bunu normal gördüğünü belirterek çalıştığı STK’ya başvuran kadınlardan birinin hikayesini anlatıyor:

“Suriyeli kadınların çoğu evde aile içi şiddete maruz kalıyorlar. Bunu bazıları söylüyor, bazıları söylemiyor. Ama anormal derecede şiddet gören kadınlarla da karşılaştım. Örneğin bir kadın 6 çocuğuyla dışarıda kalmıştı. Kocasından kaçıyordu. Eşi hem çocukları, hem kendisini dövüyormuş. Ne karakola gidebileceğini biliyor ne de Suriyeli veya Türk komşusuna sığınabilir. İlk yapacağımız şey kadının kocasını şikayet etmek olacaktı. Çünkü sığınma evine girebilmesi için kocasından şikayetçi olması gerekiyor. Suriyeli bir mültecinin kimliğinde Ankara yazması gerekiyor ki, Ankara’daki sığınma evinde kalabilsin. Kocası tarafından tecavüze uğramış, küçük çocuğun da tacize uğrayıp uğramadığı konusunda tereddütleri vardı. Açıkçası kadınla gitmeseydim polis bu kadar ilgilenmeyecekti. Polislerde çok fazla ‘bu Suriyeliler nereden geldi? Neden cahil olanları bizi buluyor?’ gibi söylemler vardı. Kadını kadın sığınma evine verdik. Ancak 6 çocuğuyla çok fazla kalamazdı ve Ankara’dan başka yere gönderdiler. Sığınma evlerinde de entegrasyon süreci yok. Türkçe bilmeyen kadınlar için çok zor bir durum.”

(Amerika’nın Sesi, 19 Mart 2018)

 

Fransa'da Hamile Sığınmacıya Yardım Eden Rehbere Hapis İstemi

Nijeryalı hamile bir sığınmacı kadın ve ailesine yardım eden rehber hakkında 'göç yasalarını ihlal etmek' suçlamasıyla soruşturma başlatıldı. Sığınmacı aileyi arabasına alan rehber için 5 yıl hapis cezası isteniyor. Fransız savcıları, Nijeryalı hamile bir kadın ve ailesini aracına alan bir rehber hakkında 5 yıl hapis istemiyle soruşturma başlattı.

İtalya haber ajansı ANSA'nın bir insani yardım kuruluşuna dayandırdığı haberine göre, Fransa Alpleri'nde hamile bir sığınmacı kadın ve ailesine yardım eden rehber hakkında soruşturma açıldı.Nijeryalı 8 aylık hamile bir kadın, eşi ve 2 ile 4 yaşlarındaki çocukları, 10 Mart'ta İtalya-Fransa sınırını geçmeye çalışırken, Fransa'nın Montgenevre bölgesinde bir rehbere rastladı. Sığınmacı aileyi arabasına alan rehber, aileyi yaklaşık 10 kilometre uzaklıktaki Briançon yakınındaki bir hastaneye götürmek üzere yola çıktı.Fransız polisi, yolda aracı durdurarak sığınmacı aileyi ve rehberi gözaltına aldı. Fransız savcıları, "göç yasalarını ihlal ettiği" suçlamasıyla rehber hakkında soruşturma başlattı.Sığınmacı aileyi arabasına alan rehber için 5 yıl hapis cezası isteniyor. Öte yandan hamile sığınmacı kadının ambulansla götürüldüğü hastanede doğum yaptığı belirtildi.

(Anadolu Ajansı, 19 Mart 2018)

 

Alman Hükümet Sözcüsü Seibert: AB – Türkiye Sığınmacı Mutabakatı Ortak Bir Başarıdır

Alman Hükümet Sözcüsü Seibert, "Alman hükümeti açısından, AB-Türkiye sığınmacı mutabakatı açık bir şekilde Avrupa ve Türkiye için ortak bir başarıdır." dedi. Almanya Hükümeti Sözcüsü Steffen Seibert, 2 yıl önce varılan Avrupa Birliği (AB)-Türkiye sığınmacı mutabakatının Avrupa ve Türkiye için ortak bir başarı olduğunu belirtti.

Seibert, Berlin’de yaptığı açıklamada, bu mutabakatla insan kaçakçılarıyla etkin mücadele edildiğini vurguladı.

"Alman hükümeti açısından, AB-Türkiye sığınmacı mutabakatı açık şekilde Avrupa ve Türkiye için ortak bir başarıdır." diyen Seibert, mutabakatın yürürlüğe girmesiyle Yunanistan’a geçme girişimi sırasında anlaşma öncesine göre Ege Denizi'nde çok daha az kişinin boğulduğunu ifade etti.

Seibert, bunun yanı sıra AB'nin Türkiye’deki projeler için yaptığı ve yapmaya devam edeceği mali yardımlardan dolayı da bu ülkede bulunan sığınmacıların yaşamının iyileştirildiğini söyledi.

Almanya Sınır Kontrollerini Sürdürecek

Almanya’nın sınır kontrollerini uzatıp uzatmayacağına ilişkin de değerlendirmede bulunan Seibert, Avrupa'da serbest dolaşımı öngören Schengen Anlaşması’nın bir kazanım olduğunu ve bunun muhafaza edilmesi gerektiğini ifade etti. Ancak bunun Avrupa ülkelerinin dış sınırlarını kapsamlı bir şekilde korumaları durumunda işleyebileceğine işaret eden Seibert, AB’nin dış sınırlarının korumasının mükemmel olmadığından dolayı Almanya Başbakanı Angela Merkel ve İçişleri Bakanı Horst Seehofer'in Alman sınırlarındaki kontrollerin devam etmesi yönünde karar aldıklarını kaydetti.

Almanya, sığınmacıların sayısının artmasıyla 2015’ten sonra sınır kontrolleri yapmaya başlamıştı.

(Anadolu Ajansı, 19 Mart 2018)

 

ABD’den Kanada’ya Mülteci Akını

ABD Başkanı Donald Trump göreve geldikten sonra aralarında özellikle seyahat yasağı uyguladığı ülkelerin vatandaşları olmak üzere 25 bin mülteci Kanada’ya sığınma talebinde bulundu. ABD'den Kanada'ya yaklaşık 25 bin mülteci sığınma talebinde bulundu. ABD’de havaların ısınmasıyla göç dalgasının ve daha fazla göçmenin sınırdan geçmesi ihtimali üzerine Kanada hükümetinin hazırlıklar yaptığı açıklandı. Kanada Göçmen ve Mülteci Bakanı Ahmed Hussen, mülteci akını ile ilgili yardım kuruluşlarının mücadele ettiklerini ve daha fazla kaynağa, kapsamlı bir uzun vadeli plana ve Ottawa ile daha iyi bir koordinasyona ihtiyaç duyduklarını söyledi. "Son aylarda rakamlar tırmanmaya devam ediyor" diyen Hussen, Trump'ın seçilmesinden önceki yıllarda ABD sınırından Kanada’ya geçen sığınmacıların sayısı konusunda Kanada hükümetinde hiçbir ulusal ve tarihsel verinin bulunmadığı, Ocak 2017'den bu yana, sınırdan geçen mülteci sayısının 20 binin üzerinde olduğunu belirtirken, hastanelerdeki hasta sayısının bir yıl içinde yüzde 45 arttığını ve insanların bir randevu alabilmeleri için birkaç hafta beklediklerini söyledi. Hussen, sağlık sorunlarının da yaşandığını ve özellikle Toronto, Winnipeg, Vancouver ve Montreal kentlerine yeni gelenleri barındırmak ve okulları, istihdam bulmalarına yardımcı olma yolunda çalışmaların yapıldığını dile getirdi.

(İhlas Haber Ajansı, 19 Mart 2018)

 

2050 Yılında 140 Milyon Mülteci Olacak, Nedeni Bu Kez Savaş Değil!

Ekonomik nedenler, iç savaş ve baskı, dış etmenler nedeniyle insanların yaşadıkları ülkeleri terk etmelerine neden olan en büyük etmenlerden birisi. Yeni yayınlanan bir çalışmanın sunduğu raporlar, mülteci sayısının 2050 yılında 140 milyonu bulacağını öne sürdü. Ancak bu büyük göçün arkasındaki etmenler, bugüne kadar böyle bir şeye neden olmamışlardı.

Dünyanın en çok mülteciye ev sahipliği yapan bir ülkede yaşıyoruz. Ekonomi, savaş veya kıtlık gibi nedenlerde dünya genelindeki mülteci sayısı 65 milyonu buluyor. Bu sayı, Haziran 2017 verilerine dayanıyor. Ülkemizdeki mülteci sayısının 5 milyona yaklaştığına yönelik iddialar var.

İnsanların doğdukları, büyüdükleri ve yaşadıkları yerden zorunluluklar sonucunda ayrı kalması çok zor bir durum. Aynı zamanda bu göçmenleri kabul eden ülkeler de kültürel bir tehdit altına girebiliyorlar. Kısaca mültecilik, her yönüyle incelenmesi ve sürekli üzerine çalışılması gereken bir konu. Günümüzde savaşların artacağı, ekonomik sıkıntıların tavan yapacağı ve ülkelerin birbirlerine gireceğine yönelik asıllı ya da asılsız pek çok iddia var. Bu iddiaların bir kısmı ne yazık ki oldukça gerçekçi. Son yıllarda, insanların mülteci olarak yaşamasına neden olan etmenlerin artış yaşadığı da rahatça görülüyor.

Mültecilik bir zorunluluk sonucunda oluşuyorsa, bu zorunluluğu ortaya çıkaran insani nedenlerin hepsini listelemek gerekiyor. Bir kısmını zaten yukarıda söyledik. Savaş ve ekonomik sebepler artık hepimizin alıştığı söylemler oldu. Peki size iklim değişikliğinden dolayı mültecilik desek? Yeni yapılan bir çalışmanın sonuçları şok edici sonuçlar ortaya koydu.

Savaş ya da Ekonomik Güçlük Değil, 2050’de 140 Milyon İnsan İklim Değişikliği Yüzünden Mülteci Olacak

Üstelik bu rakam günümüzde yaşayan 65 milyon mülteciyi de içermiyor. 2050 yılına kadar günümüzde yaşayan insanların çoğu farklı ülkelerin kültürlerine ayak uydurmuş, içinde bulundukları ülkenin yapısını biraz değiştirmiş ve vatandaşlık elde etmiş olacaklar. Yani mülteci sayılmayacaklar. Söz konusu 140 milyon kişinin en büyük göç nedeni iklim değişiklikleri olacak.

İklim değişikliğinin doğrudan bu insanları yuvalarından etmeleri de beklenmiyor. Onun da alt sonuçları var: Su kıtlığı, mahsul yetmezliği, yükselen deniz seviyeleri, fırtına ve dalgalara dayanamayan şehirler ve ülkeler… Bahsi geçen etkilerin gözlemlendiği bölgelerde yaşayan insanlar, yani bugünkü nesillerin çocukları, torunları yurtlarından ayrılmak zorunda kalacaklar. Dünya Bankası tarafından yayınlanan “Groundswell: İklim Göçüne Hazırlanma Raporu”, bu iddiaları ortaya çıkarttı. En çok etkilenecek bölgeler ise Sahra Çölü’nün altında kalan Afrika ülkeleri, Güney Asya ve Latin Amerika olarak açıklandı. Bu bölgelerde yaşayan insanlar, dünya nüfusunun yüzde 55’ine karşılık geliyorlar.

Hükümetlerin yuvalarından ayrılacak bu insanlar için kaçınılmaz olarak hazırlıklar yapmaları gerekiyor. 140 milyon kişinin oluşturduğu dev toplulukların hazırlıksız yerlere göç etmeleri toplu ölümlere, ekonomik buhranlara ve iç krizlere neden olabilir. Uzmanlar, hazırlıkların yapılmaması durumunda artan gerilimleri ve çatışmaları da öngörebildiklerini belirttiler. Yani iklim göçü, beklenmedik yan etkilerle insanlığı büyük bir girdabın içine sürükleyebilir.

Etiyopya, Bangladeş ve Meksika, hareketlerin en aktif olacağı bölgeler olarak raporun içinde yer aldılar. Halihazırda Etiyopya, dünyanın en büyük su krizlerinin yaşandığı, insanların içme suyu için kilometrelerce yürüdüğü bir bölge. Burada büyük şehirlerin bir anda boşaltılması bekleniyor. Bangladeş'in kuzeydoğusu ise insanların sıcaklıklar ve sel baskınları ile mücadele edecekleri bir bölge olarak açıklanıyor. Meksika’nın deniz kenarındaki şehirlerinde yaşayan insanların ise ülkenin başkenti Mexico City ve diğer şehirlerin bulunduğu merkez platoya doğru hareket etmeleri bekleniyor.

Suriye’deki iç savaşla başlayan mülteci krizler hala küresel çapta tartışma konusu. Bazı ülkeler, insanlara kapılarını açma konusunda yeni ve oldukça sert politikalar uygulayarak toplumunu bu tehlike dolu dünyadan izole hale getirmeye çalışıyor. Örneğin Trump’ın duvar örme çalışmaları, tüm bunlar söz konusu raporların sonucu.

(Webtekno.com, 20 Mart 2018)

 

Sarıkamış'ta Kaçak Göçmen Yakalandı

Sarıkamış'ta yurda kaçak yollardan giriş yapan 4 göçmen yakalandı. Göçmenleri aracıyla Kars dışına çıkaran sürücüye ise 4 bin 576 lira para cezası kesildi.

Sarıkamış Jandarma Komutanlığınca yapılan yol kontrollerinde durumundan şüphelenilerek durdurulan Z.Ö. yönetimindeki ticari takside arama yapıldı. Jandarma ekiplerince yapılan aramada yurda kaçak yollardan giriş yaptığı anlaşılan 4 Afgan uyruklu göçmen yakalandı. Göçmenlerin üzerinde pasaport ve ikametgah teskeresinin bulunmadığı tespit edildi. Konuyla ilgili Cumhuriyet Savcısına bilgi verildi. Olayla ilgili İl Göç idaresi görüşülerek yurda kaçak giren göçmenlere 2 bin 869 lira idari para cezası kesildi.

Öte yandan göçmenleri taşıyan ticari taksi sürücüsü Z.Ö.'ye 694 sayılı KHK maddesi uyarınca toplam 4 bin 576 lira idari para cezası uygulandı. Göz altına alınan göçmenler Jandarmadaki işlemleri ardından İl Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edildi. Olayla ilgili tahkikat devam ediyor.

(Haber Türk, 19 Mart 2018)

 

Edirne'de 210 Göçmen ve Sığınmacı Yakalandı

Edirne'de yasa dışı yollardan yurt dışına çıkmaya çalışan 210 sığınmacı ve göçmen yakalandı.

Edirne 54. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı'na bağlı hudut askerleri ile İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, merkeze bağlı Bosnaköy ve Yenikadın köyleri ile İpsala, Uzunköprü, Lalapaşa ve Meriç ilçelerinde denetim yaptı.

Denetimlerde, yasa dışı yollardan yurt dışına çıkmaya çalışan Bangladeş, Fas, Suriye, Pakistan, Afganistan, Filistin ve Irak uyruklu 210 kişi yakalandı.Yabancı uyruklular, işlemlerinin ardından Edirne Göç İdaresi Müdürlüğü'ne gönderildi.

(TRT Haber, 19 Mart 2018)

 

Ayvalık’ta 31 Göçmen Jandarmadan Kaçamadı

Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde; yasa dışı yollarla Yunanistan’ın Midilli Adası’na gitmek isteyen 31 Suriye uyruklu göçmen jandarmanın dikkati sayesinde kıskıvrak ele geçirildi. Alınan bilgiye göre; sabah saatlerinde Ayvalık İlçe Jandarma Komutanlığı’na bağlı ekipler, ilçenin Sahilkent Mahallesi’nde deniz kıyısında bir grup göçmeni fark etti. Aralarında çok sayıda kadın ve çocukların da bulunduğu Suriyeli göçmenlerin, bir tekne ile Midilli Adası’na gitmeye yeltendikleri sırada harekete geçen jandarma ekipleri göçmenleri kıskıvrak yakaladı. Ayvalık İlçe Jandarma Komutanlığı’na getirilen 31 göçmene burada yiyecek, giyecek, ilaç gibi insani yardımların yapılmasının ardından 31 göçmen İzmir Göç İdaresi Başkanlığı’na gönderildi.

(Medya Ayvalık, 19 Mart 2018)

 

Ege'de Batan Göçmen Botu

Ege Denizi'nde kaçak göçmenleri taşıyan botun iki gün önce batmasının ardından kayıp olduğu düşünülen 3 kişiyi arama çalışmalarının devam ettiği bildirildi. Ege Denizi'nde kaçak göçmenleri taşıyan botun iki gün önce batmasının ardından kayıp olduğu düşünülen 3 kişiyi arama çalışmalarının devam ettiği bildirildi.

AA muhabirinin Yunanistan Sahil Güvenlik Basın Bürosundan edindiği bilgiye göre, 22 kişinin bulunduğu botun Didim yakınlarındaki Eşek (Agothinisi) Adası açıklarında batması sonucu kaybolan 3 kişinin bulunması amacıyla yürütülen arama çalışmaları sürüyor.

Yunan Sahil Güvenliği ve AB sınır koruma ajansı FRONTEX'e bağlı gemi ve helikopterlerle yürütülen arama kurtarma çalışmalarında şimdiye kadar 6'sı çocuk toplam 16 kişinin cesedine ulaşıldı.Alabora olarak batan botta bulunan 3 kişi ise kendi imkanlarıyla Ada'ya ulaşarak hayatta kalmayı başarmıştı.Sağ kurtulanların ifadesi doğrultusunda, olumsuz hava koşullarında seyreden bottaki motor arızası nedeniyle kazanın yaşandığı düşünülüyor.

Olayın, Türkiye ve Avrupa Birliği (AB) arasındaki göçmen mutabakatının ardından son iki yıldaki en ölümcül kaza olduğu belirtiliyor.

(Haberler.com, 19 Mart 2018)

 

Erzurum'da 120 Kaçak Göçmen Yakalandı

Erzurum'da, Afganistan ve Pakistan uyruklu 120 kaçak göçmen yakalandı.

İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş ile Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, Ağrı-Erzurum karayolu Nenehatun rampası ile Kuzey Çevre Yolu üzerinde gruplar halinde yürüyenler olduğu ihbarını alınca bölgeye gitti.

Ekipler, her iki noktada yaptıkları araştırmada kaçak olarak yurda giren Afganistan ve Pakistan uyruklu 120 kaçak göçmeni yakaladı.

Otobüslerle Gürcükapı ve Gölbaşı polis merkezlerine götürülen kaçak göçmenler, polisteki işlemleri sonrası sınır dışı edilmek üzere Aşkale ilçesindeki Geri Gönderme Merkezine götürülecek.

İran sınırından kaçak yollarla Ağrı'nın Doğubayazıt ilçesine geldikleri anlaşılan kaçak göçmenlerin batıdaki illere gitmeyi amaçladıkları öğrenildi.

(Akşam, 19 Martt 2018)

 

Mersin'de 192 Kaçak Göçmen Yakalandı

Mersin'de yasa dışı yollardan ülke dışına kaçmaya çalışan Suriye uyruklu 192 mülteci yakalandı. Mersin Valiliğinden yapılan açıklamaya göre, Sahil Güvenlik Akdeniz Bölge Komutanlığı ekiplerince, Erdemli ilçesi açıklarında şüphe üzerine durdurulan bir teknede yapılan aramada, yasa dışı yollardan yurt dışına kaçmaya çalıştıkları belirlenen 30'u kadın, 63'ü çocuk toplam 165 mülteci yakalandı. Olayla bağlantılı olarak, ilçeye bağlı Ayaş Mahallesi'nde jandarma ekipleriyle birlikte devam eden çalışmada, bir kamyonet içerisinde 11'i kadın, 2'si çocuk toplam 27 Suriyeli mülteci daha yakalandı. Olayla ilgili kamyonet sürücüsü gözaltına alınırken, soruşturmanın sürdüğü bildirildi.

(İhlas Haber Ajansı, 20 Mart 2018)

 

Suriyelilerin Kanlı Biten “Ters Bakma” Kavgası Kamerada

Esenyurt’ta “ters bakma” mevzusu yüzünden çıkan ve 1 kişinin ölümüyle sonuçlanan bıçaklı kavganın güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı.

Edinilen bilgiye göre, Esenyurt’ta 10 Mart tarihinde gece saatlerinde Suriyeliler arasında bıçaklı kavga çıktı. Ters baktın mevzusu yüzünden çıktığı iddia edilen kavgada Ayman Alhamdan isimli Suriyeli şahıs bıçaklanarak hayatını kaybetti. Alhamdan’ı bıçaklayan zanlı ise olay yerinden kaçtı.

Olayla ilgili inceleme başlatan polis ekipleri, Alhamdan’ı bıçaklayan “Abuşafra” lakaplı zanlının kimliğini tespit ederek isminin Mohammed M. olduğunu belirledi. Mohammed M. polis ekiplerinin operasyonuyla 16 Mart’ta Sultangazi’de yakalanarak gözaltına alındı. Kavgaya karıştığı anlaşılan Hüseyin J. isimli yaşı küçük bir şahıs da yakalanarak Çocuk Büro Amirliğine teslim edildi. Yaşanan “ters baktın” kavgası saniye saniye güvenlik kameralarına yansıdı.

(İhlas Haber Ajansı, 19 Mart 2018)

 

Çeşitli Suçlardan Aranan Suriyeli Hırsız Yakayı Ele Verdi

temeline bağlanan demirleri sökerek yaklaşık olarak 300 ila 400 kg demiri çalarken duyarlı vatandaşların ihbarı üzerine suriyeli hırsız A.A suçüstü yakalandı. Olay gece saat:03:00 ile 04:00 arasında meydana geldi.

Olay yerinde suç aleti olan demir ve demirleri taşımak için orada bulundurulan hırsızın aracına el konuldu.

Emniyet güçleri hırsızı göz altına aldı ve polis merkezine götürdü.

Polis merkezinde ifadesi alınan demir hırsızı A.A'nın farklı farlı suçlardan arandığı ve emniyetin bir süredir bu hırsızın peşinde olduğu bilgisine ulaşıldı. İfadesi alınan Suriyeli demir hırsızı ifadelerinin ardından bugün saat 15:00 civarlarında savcılığa sevk edildi.

Farklı farklı hırsızlık olayları hakkında suça karışan hırsız hakkında soruşturma devam ediyor.

(Haber Kasaba, 19 Mart 2018)

 

TİKA'dan Lübnan'daki Türkmen Sığınmacılara Yardım

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) Lübnan'daki 210 Türkmen aileye gıda malzemesi ve battaniye dağıttı. TİKA, Suriye'deki savaştan kaçarak, Cebel Lübnan ilindeki Gusta beldesine sığınan 210 Türkmen aileye gıda malzemesi ve battaniye yardımında bulundu. Yardım dağıtımı sırasında AA muhabirine konuşan TİKA Beyrut Ofisi Koordinatörü Serhat Küçükkurt, bölgedeki sığınmacıların çok zor şartlar altında yaşam mücadelesi verdiğini ifade ederek, onların geçimlerini sağlamak için günlük işlerde çalışmak zorunda kaldıklarını belirtti. Küçükkurt, sivil toplum kuruluşlarının yardımlarından da yoksun kalan bu sığınmacıların tek başına mücadele ettiğini aktardı. TİKA Koordinatörü Küçükkurt, mümkün olan daha fazla sayıda sığınmacıya destek olmak için çalışacaklarını sözlerine ekledi.

(Haberler.com, 19 Mart 2018)

 

Tarsus’a Göçmen Sağlığı Merkezi Yapılacak

Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü tarafından Tarsus’a Göçmen Sağlığı Merkezi inşa edilecek. Elektronik Kamu Alımları Platformu (EKAP)’nda yer alan ilana göre 5 Şubat 2018’de yapılan İhaleyi Tuna Grup Beton Yapı Kimyasalları firması 1 Milyon 15 Bin TL bedelle kazandı.  Daha sonra firmayla sözleşme imzalanarak yer teslimi yapıldı. İhaleyi kazanan firma 180 gün içinde inşaatı bitirerek teslim edecek.

(Tarsus Haber, 19 Mart 2018)

 

Suriyelilere Yurt Dışı ve Yurt İçi Telefon Görüşmeleri Ücretsiz Olacak

İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü Suriyeli sığınmacılara dağıtılmak üzere telefon kartı ihalesi açtı. Buna göre artık Suriyeli sığınmacılar yurt dışı ve yurt içi telefon görüşmeleri için para ödemeyecek.

Sözcü'den Bora Erdin'in haberine göre Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, Türkiye'deki göçmenler için ilk etap olarak 60.000 adet ücretsiz telefon kartı ihalesi açtı.  Kartlar ile ankesörlü telefonlar, sabit telefonlar ve cep telefonlarından yurt dışı ve yurt içine yapılacak telefon görüşmeleri ücretsiz olacak. Karta sahip olan kişi, kartın arkasında yazan numarayı aradıktan sonra yine kartta bulunan şifreyi girerek 28 Avrupa Birliği (AB) ülkesi ve diğer 13 ülkeyi ücretsiz arayacak. Kartlar 15 ilde dağıtılacak. İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü'nün 7 Mart'ta Ankara'da yaptığı ihaleyi alan şirketle sözleşme imzalanmasının ardından kartlar en geç mayıs ayında dağıtılmaya başlanacak.Bu karta sahip olanların yurt içine 130 dakika, yurt dışına ise 1073 dakika ücretsiz telefon görüşmesi hakkı bulunacak.

Kartın Değeri 950 Lira

Ön ödemeli bir cep telefonu hattına sahip olan bir vatandaş Türkiye'den ABD'yi aramak istediğinden dakika başına 2 lira 20 kuruş ödüyor. Göç İdaresi'nin dağıtacağı karta sahip olan biri ise ABD ile 130 dakika ücretsiz görüşebilecek. Yani vatandaş 130 dakika için 286 TL öderken devletin dağıtacağı kart ile ücretsiz görüşme sağlanacak. Diğer ülkeler için de sağlanan ücretsiz dakikalar hesaplandığında bir kartın değerin 950 TL'nin üzerine çıkıyor.

Göç İdaresi Genel Müdürlüğü ihalenin tamamlanmasının ardından Adana, Antalya, Aydın, Bursa, Çanakkale, Edirne, Erzurum, Gaziantep, Hatay, İstanbul, İzmir, Kayseri, Kırklareli, Kocaeli, Muğla, Geri Gönderme Merkezleri'ne belirtilen miktarda ihaleyi alan firmaya kargolama işlemi yaptıracak.

(Sputnik Türkiye, 20 Mart 2018)

 

Suriyeli Sığınmacılara Türkçe Eğitim Belgesi Verildi

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilen 3 Milyon Suriyeli-3 Milyon Fidan Projesi kapsamında Türkçe eğitimi alan Suriyeli sığınmacılara katılım belgesi verildi. Ömer Ersoy Kültür Merkezi'nde düzenlenen Türkçe Eğitim Katılım Belgesi töreninde, 160 saatlik Türkçe kursunu başarıyla geçen 560 Suriyeli sığınmacı sertifikalarını aldı.

Karadağ: Türkiye İle Suriye Kardeşliği Arasında Çizgi Yok

Düzenlenen törende konuşan Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Latif Karadağ, " Türkiye ile Suriye arasında her ne kadar sınır çizgisi varsa da kardeşliğimizde, paylaşmamızda, akrabalığımızda çizgi yoktur. 3 Milyon Suriyeli-3 Milyon Fidan Projesi'yle sınırsız, çizgisiz kardeşliğimizi bir adım daha ileri götürdük. Suriyeli kardeşlerimizle 7 yıldır şehrimizi, evimizi ve ekmeğimizi paylaşıyoruz. Bugün beraber paylaştığımız şehirde, daha fazla yeşil oluşturma adına birlikte yaptığımız çalışmanın eğitim ayağını tamamladık. Aynı zamanda proje kapsamında çevremizi yeşillendirerek 3 milyon fidan dikmenin yanında devam eden kardeşliğimizi, komşuluğumuzu verilen Türkçe eğitimiyle de daha da pekiştirdik. İnşallah bir gün Gaziantep'i birlikte yeşillendirdiğimiz gibi Halep'i de El-Bab'ı da Şam'ı da yeşillendiririz" dedi. Konuşmaların ardından Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Karadağ, Türkçe Eğitim Katılım Belgesi'ni almayı hak eden Suriyeli sığınmacılara belgelerini verdi.

(Haberler.com, 20 Mart 2018)