Türkiye’de ve dünyada göç, göçmen ve sığınmacılar konusunda gündemde öne çıkan başlıklar…

 

“Suriyeli Sığınmacılar Erdoğan’ın Yeniden Seçilmesi İçin Dua Ediyor”

İstanbul Suriyeliler Toplum Birliği Başkanı Dr. Mustafa Hamitoğlu, Türkiye’da bulunan Suriyeli seçmenlerin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden aynı göreve seçilmesi için dua ettiklerini söyledi.

İstanbul Suriyeliler Toplum Birliği Başkanı Dr. Mustafa Hamitoğlu, ülkelerindeki iç savaştan kaçıp Türkiye’ye sığınan Suriyelilerin, 24 Haziran’da yapılacak seçimleri yakından takip ettiğini söyledi.

Hamitoğlu, “Suriyeli sığınmacıların çoğu seçimi korku ve endişe ile takip ediyor. Muhalefetin gösterdiği adayların, seçim meydanlarında ‘Suriyelileri göndereceğiz’ şeklindeki açıklamaları doğal olarak bu insanları korkutuyor. Dolayısıyla herkes şu andaki iktidarın ve istikrarın devamını istiyor. 4 milyon Suriyeli, Türkiye’de seçmen olsaydı büyük ihtimalle AK Parti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için oy kullanırdı. Tabii ki farklı düşünenler de vardır. Ancak çoğunluğu kaderlerini Cumhurbaşkanın kaderine bağlamış durumda. O nedenle herkes Erdoğan’ın yeniden seçilmesi için dua ediyor” dedi.

“Umarım Mültecilerin Korktukları Başlarına Gelmez”

Filistin Dostluk Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Hazem Antar de Filistinlilerin 1948’den beri gittikleri her yerde orada yaşayan halkların adetlerine, haklarına, özel hayatlarına ve politik seçimlerine saygı duyduklarını vurguladı. Türkiye’ye Suriyelilerden ve diğer mültecilerden önce geldiklerini ifade eden Antar, şöyle devam etti:

“Her zaman Türk halkına saygı duyduk ve bunu da her zaman göstermeye çalışıyoruz. Türkiye’de, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘one minute’ çıkışından itibaren Filistin’e ve Filistinlilere daha fazla ilgi başladı. Bu demek değil ki 1960’larda 70’lerde, 80’lerde ilgi yoktu. Elbette vardı ama bu kadar halk tabanına inmiş bir ilgi yoktu. Umarız kartopu gibi büyüyen bu ilgi devam eder.

Cumhurbaşkanın İslam İşbirliği Teşkilatı’nı toplantıya çağırdıktan sonra birtakım kararlar alındı. İnşallah 24 Haziran’da yapılacak seçimlerden sonra var olan hükümet devam eder. Türk halkının ve burada yaşayan biz Filistinlilerin istikrarı için mevcut iktidarın devam etmesi lazım.”

Antar, Türkiye’de artık mülteci konumunda olmadıklarını söyleyerek, “Uzun yıllardır burada yaşıyoruz. Çoğumuz doktor, mühendis veya iş adamı olarak hayatını sürdürüyor. seçim vaatleri arasında yer alan yabancıların Türkiye’den gönderileceği ile ilgili birtakım söylentiler duyuyoruz ve doğal olarak bu bizi de rahatsız ediyor. Bu öyle ‘Ben gelince göndereceğim’ demekle olmaz. Bir çözüm yolu bulunmadan olmaz. Umarım mültecilerin korktukları başlarına gelmez.” diye konuştu.

“Türkiye’nin İstikrarını Kimse Bozamaz”

Tercümanlık bürosu sahibi 36 yaşındaki İranlı Behzad H. Şheikhha ise Irak, Suriye, Yemen, İran, hatta Suudi Arabistan dahil bölgenin sorunlu bir coğrafyaya dönüştüğünü belirterek, “Türkiye, Orta Doğu halklarının sığınmak zorunda kaldığı bir ülke haline geldi. Bu insanlar ‘kendi toprakları’na geliyor çünkü Türkiye, hem Müslüman bir ülke hem de bu coğrafyada bir geçmişi var. Ayrıca bu insanların Türkiye’den başka gidecek yerleri de yok. Türkiye’de milyonları aşan yabancılar, 24 Haziran’da istikrardan yana. Çünkü Türkiye istikrar temelini kurdu. Bunu da kimse yıkamaz. Türkiye’ye sığınan insanlar bu nedenle Türkiye’ye sığınıyor.” ifadelerini kullandı.

Şheikhha, 24 Haziran seçimlerinde muhtemel bir hükümet değişikliğinin mültecilere ciddi sorunlar çıkaracağını savunarak, “Şu andaki iktidar darbeye karşı duran bir iktidar. Cesaretli bir hükümet. Türk halkı da bunu biliyor ve bu hükümete sahip çıkacaktır. Hükümetin devam edeceğini düşünüyorum.” görüşünü paylaştı.

“Erdoğan İçin Dua Ediyoruz”

Mısırlı fitoterapi uzmanı 54 yaşındaki Halit Müşrif, 24 Haziran seçimlerinde dünyanın her yerinde sevilen, Müslümanlara yardım eden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın zaferle çıkması için dua ettiklerini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’de yaşayan mültecilere yönelik politikasının kendilerine ensar-muhacir kavramlarını hatırlattığını anlatan Müşrif, şöyle devam etti:

“Seçimlerde galibiyet inşallah Cumhurbaşkanının olacaktır. Allah’ın izniyle başarılı olmasını bekliyoruz çünkü dünyanın her yerinde yaşayan bütün Müslümanlar için Türkiye güvenli bir yer oldu. Biz Türkiye’de bulunan Arap topluluğu olarak, AK Parti’nin başarısını temenni ediyoruz çünkü biz kendi ülkemizde özlediğimiz özgürlüğün tadını Türkiye’de aldık. Bu sebeple bu seçimlerde de Erdoğan ve AK Parti’ye başarılar diliyoruz.”

(Anadolu Ajansı, 20 Haziran 2018)

 

ABD’de Kaçak Göçmen Ailelerinden Koparılan Çocukların Sayısı 11 Bin 500’e Çıktı

ABD’de yakalanan kaçak göçmen ailelerinden koparılan çocukların sayısı hızla artarken, çocukların gözyaşlarıyla ailelerini yardıma çağırdığı ses kayıtları yürekleri burktu. Başkan Trump ise, “ABD göçmen kampı değil” dedi. ABD’nin Meksika sınırındaki insanlık dramı sürerken, Başkan Donald Trump geri adım atmayı reddediyor. Ülkeye kaçak girerken tutuklanan ailelerin yanından alınan çocukların sayısı 11 bin 500’e ulaştı. Washington Examiner Gazetesi’ne konuşan bir Sağlık ve İnsani Hizmetler İdaresi yetkilisi, toplama merkezlerine getirilen çocuk sayısının son haftalarda “günlük 250’ye ulaştığını” söyledi. Böyle giderse en iyi ihtimalle toplama merkezlerindeki çocuk sayısı ağustosta 30 bine ulaşacak. Çocukların konulduğu toplama merkezlerinden ilk fotoğraflar dün AP ajansı tarafından paylaşıldı. Fotoğraflarda çocukların kafeslerin ardında yer yataklarında yatırıldığı ve üstlerine yorgan niyetine afetlerde dağıtılan termal battaniyeler örtüldüğü görülüyor. AP ajansı ayrıca toplama merkezlerindeki çocukların ses kayıtlarına da ulaştı. ProPublica adlı yardım kuruluşunca kaydedilen konuşmalarda, çocuklar “Anneciğim, babacığım” diyor ve gözyaşları içinde anlaşılması güç sözlerle yardım istiyor.

(Haber Türk, 20 Haziran 2018)

 

Macaristan’da ‘Mülteci Vergisi’ Geliyor

Macaristan’da hükümetin parlamentoya sunduğu vergi paketi, “mülteci vergisi” gibi yeni bir kalem de içeriyor. Hükümet kararına gerekçe olarak, mülteci akını nedeniyle sınır güvenliğine ve diğer bazı önlemlere bütçeden çok pay ayrılmasını gösterdi ve uygulamayla bu giderlerin bir kısmının karşılanabileceği görüşünde. BBC Türkçenin haberine göre yeni ve özel bu vergi, herkesten alınmayacak. Macaristan’da mültecilere yardım faaliyetlerini sürdüren sivil toplum kuruluşlarının vergilendirilmeleri hedefleniyor. Bundan böyle mültecilere yardıma yönelik basın ve medya kampanyaları yürüten, bu kampanyalarda yer alan, mültecileri olumlu göstermeye yönelik propaganda yapan ya da mültecilere yardım için ulusal organizasyonlar yürüten kuruluşlar gelirleri ve mülkleri üzerinden yüzde 25 özel mülteci vergisi ödeyecekler.

‘Özel Vergiye Tabi Tutulmaları Normal’

Konuyla ilgili konuşan bir hükümet yetkilisi “Ülkeye gelen ve bir süre burada yaşayan mülteciler kendilerine tanınan sosyal haklar nedeniyle tüm Macar vatandaşlarından kesilen vergilerinden yararlanıyorlar. Bu nedenle mültecilere yardım eden kuruluşların özel vergiye tabi tutulması normaldir” diyerek verginin nedenlerini açıkladı.”Mülteci vergisi”, bu konuda faaliyet gösteren kuruluşların vergi beyannamesi içinde değerlendirilecek. Alınan yardımların hemen ardından kuruluşlar tarafından ilgili devlet kuruluşuna ödenecek.

(Hürriyet, 20 Haziran 2018)

 

Fransa’dan ABD’ye Göçmen Tepkisi: Aynı Medeniyet Modeline Sahip Değiliz

Fransa Hükümet Sözcüsü Griveaux, ABD’nin göçmen politikası için, “Aynı medeniyet modeline sahip değiliz. Belli ki bazı değerleri de paylaşmıyoruz” dedi. Fransa Hükümet Sözcüsü Benjamin Griveaux, France 2 televizyon kanalında yaptığı açıklamada, ABD’nin Meksika sınırından giren göçmenlerin gözaltına alarak, çocukları ailelerinden alıp kamplara koymasına tepki gösterdi. “Aynı medeniyet modeline sahip değiliz. Belli ki bazı değerleri de paylaşmıyoruz.” Griveaux, çocukların kaldığı tesislerin görüntülerinin şok edici olduğunu, ABD’de yaşananların Avrupa’da yaşanmasını istemediğini söyleyerek, popülizme karşı Avrupa dayanışmasını savunduğunu söyledi.

2 Bin Çocuk Tesislerde Tutuluyor

ABD İç Güvenlik Bakanı Kirstjen Nielsen, Beyaz Saray’da düzenlenen basın brifinginde nisan-mayıs aylarında ABD’ye giren yaklaşık 2 bin çocuğun söz konusu tesislerde tutulduğunu açıklamıştı. ABD İç Güvenlik Bakanlığı yetkilileri, yasa dışı olarak ülkeye girmeye çalışan göçmenlerin yargı sürecinde çocuklarından ayrılmalarının yasal bir zorunluluk olduğunu savunuyor. Yetkililer çocukların ebeveynleri gibi yargılanmadığını, bu süreçte onlardan ayrı değerlendirildiğini, birçok çocuğun da iddia ettikleri ebeveynleriyle aralarında ispat edilebilir bir bağ bulunmadığını öne sürüyor. ABD Başkanı Donald Trump, ülkeye gelen yasa dışı göçmenler konusunda iki gün önce Beyaz Saray’da yaptığı açıklamada, “ABD, bir göçmen kampı olmayacak.” demişti. Kendi yönetiminde ABD’nin sürdürdüğü sert göçmen politikalarını savunan Trump, ülkesinin yasa dışı göçmenleri kabul etmeye niyeti olmadığını vurgulamıştı.

(TRT Haber, 19 Haziran 2018)

 

2017’de Her 2 Saniyede 1 Kişi Mülteci Oldu

Birleşmiş Milletler Mülteci Örgütü’nün (UNHRC) ‘Küresel Eğilimler Raporu’nda, 2017 yılında her 2 saniyede 1 kişinin yerinden edildiği, buna göre mülteci sayısının, yaklaşık 70 milyon olan Tayland nüfusuna ulaştığı belirtildi. UNHRC tarafından her yıl 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü öncesi yayımlanan ‘Küresel Eğilimler Raporu’ paylaşıldı. Tüm dünya ülkelerinin hesaba katılması durumunda, her gün 44 bin 500 kişinin ya da her 2 saniyede 1 kişinin yerinden edildiği, buna göre mülteci sayısının, yaklaşık 70 milyon olan Tayland nüfusuna ulaştığı açıklandı. Raporda, 2017 yılı itibarıyla 68,5 milyon kişinin yerinden edildiği, bunların 25,4 milyonunun ülkelerindeki çatışma ve zulüm nedeniyle evlerini terk eden mültecilerden oluştuğu belirtildi. UNHCR raporuna göre, geçen yıla oranla mülteci sayısının, 2017 yılında 2,9 milyon arttığı ve bunun 1 yıl içindeki en büyük artış olduğu vurgulandı. 31 Aralık 2017 itibarıyla mülteci statüsüne başvuran ve sonuç bekleyen sığınmacı sayısının ise 3,1 milyona ulaştığı kaydedildi.

Mültecilerin Yüzde 53’ü Çocuk ve Gençlerden Oluşuyor

Mültecilerin çoğunun, gelişmiş ve refah düzeyi yüksek ülkelerde bulunduğu görüşünün aksine yüzde 85’inin, yoksul ve gelişmekte olan ülkelerde yaşadığı bildirildi. Filistin, Suriye, Afganistan, Güney Sudan, Myanmar ve Somali’den geldiği belirtilen mültecilerin çoğunun, kamplarda ya da kırsal alanlarda değil; kentlerde bulunduğu kaydedildi. Mültecilerden yüzde 53’ünün, refakatsiz ya da ailelerinden ayrı düşmüş çocuk ve gençlerden oluştuğu vurgulandı.

Türkiye, 3,5 Milyon Mülteciye Ev Sahipliği Yapıyor

Raporda, yerlerinden edilen mültecilere küresel ölçekte ev sahipliği yapan ülke sayısının az olduğuna dikkat çekildi. Türkiye’nin, başta Suriyeli olmak üzere 3,5 milyon mülteciye ev sahipliği yaptığı, bunun da Türkiye’nin en fazla sığınmacıya kapılarını açan ülke olmasını sağladığı vurgulandı. Nüfusuna göre ise en fazla mülteciyi barındıran ülke Lübnan oldu. Yaklaşık 5 milyon mültecinin de evlerine dönebildiği açıklandı.

‘Kimse Kendi Seçimiyle Mülteci Olmaz’

UNHCR Yüksek Komiseri Filippo Grandi, küresel yerinden edilme durumlarını yönetmede başarılı olmanın, yeni ve çok daha kapsamlı yaklaşım benimsemeyi gerektirdiğini belirterek, “Umutlu olmak için sebebimiz var. 14 ülke mülteci durumlarına müdahale için yeni bir yol haritası oluşturulması çalışmalarına hali hazırda öncülük ediyor ve birkaç ay içerisinde, yeni bir küresel mutabakat, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda onaylanmak üzere hazır olacak. Kimse kendi seçimiyle mülteci olmaz; ama bizler nasıl yardım edebileceğimiz konusunda seçim şansına sahibiz” dedi.

(CNN Türk, 19 Haziran 2018)

 

BM Genel Sekreteri Guterres: Göç ‘Kaçınılmaz’

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres salı günü yaptığı açıklamada şu anda dünyanın dört bir yanındaki siyasi liderlerin ciddi zorluklar çekmesinin “kaçınılmaz” olduğunu söyledi.  Bu sıcak gelişme Avrupa ve ABD’de tartışılıyor. Geçtiğimiz günlerde mülteciler Akdeniz’de yolunu değiştirmiş ve 3 Avrupa ülkesi kaçak mültecilerle alakalı karşı eksen oluşturmuştu. ABD yönetimi yasadışı göçmenlerin çocuklarını ebeveynlerinden ayırdığı için ateş altında. Guterres, ülkeler kendi göç politikalarını benimseme hakkına sahiptir. “Bu sayede göçmenlerin insan haklarına saygılı olmaları ve uluslararası işbirliğinin şu ana kadar olandan çok daha amacına uygun hale geldiğini” ve “Göç, kaçınılmaz olan bir olgudur” diye vurguladı.

Trump: ABD, Bir Göçmen Kampı Olmayacak

Guterres, kendi 95 yaşındaki annesinden örnek vererek, Portekizli göçmenler tarafından bakıldığını söyledi. “Annemle ilgilenen bir Portekizliyle hiç tanışmadım. Onunla her zaman göçmenler ilgilendi ve bu sebeple benim için göçün bir ihtiyaç olduğu açık” dedi. “Ve eğer göç bir ihtiyaçsa, o zaman organize olmak iyidir, ülkelerin birbirleriyle bir kazan-kazan durumuyla işbirliği yapması özellikle de şimdi çaresiz şartlarda olan çok fazla göçmen için daha iyidir” dedi. Uluslararası toplumun, göç konularıyla ilgili bir konferans için 10-11 Aralık’ta Marakeş’te bir araya gelmesi planlanıyor. Bu programın, güvenli ve düzenli bir göç için küresel bir anlaşmanın kabul edilmesine yol açması bekleniyor.

(The Express Tribune, 20 Haziran 2018)

 

‘Dünyada Yaklaşık 6 Milyon Afgan Mülteci Bulunuyor’

Afganistan Göçmenler Bakanı Belhi, “Halihazırda dünyada yaklaşık 6 milyon Afgan mülteci bulunuyor.” dedi. Belhi, Kabil’de ”Dünya Mülteciler Günü” nedeniyle düzenlenen törende yaptığı konuşmada, “Son 17 yıl içerisinde 8 milyon Afgan mültecinin ülkelerine geri döndü.” dedi. En çok Afgan mülteci barındıran ülkelerin İran ve Pakistan olduğunu ifade eden Belhi, İran’da 2 milyon 450 bin, Pakistan’da da yaklaşık 2,5 milyon Afgan mültecinin yaşadığını, bunlardan 1,4 milyonunun oturma izni aldığını bildirdi. Belhi, diğer Asya ülkelerinde 451 bin Afgan mültecinin yaşadığını vurguladı. Şu ana kadar 541 bin Afgan mültecinin ABD, Avustralya ve AB ülkelerinin vatandaşlığına kabul edildiğini dile getiren Belhi, Mülteciler Bakanlığının mültecilerin sorunlarını çözmek için elinden geleni yaptığını vurguladı. Belhi, ”Halihazırda dünyada yaklaşık 6 milyon Afgan mülteci bulunuyor.” ifadesini kullandı. BM verilerine göre dünyadaki mültecilerin yüzde 15’ini Afganlar teşkil ediyor.

(Anadolu Ajansı, 19 Haziran 2018)

 

İtalya’da Göçmenlere Irkçı Saldırı

İki Malili göçmen, polise, geçen hafta “Salvini” diye bağıran üç gencin ırkçı saldırısına uğradıklarını ihbar etti. İtalya’nın orta bölgesindeki Caserta şehrinde iki Malili göçmen, polise geçen hafta “İçişleri Bakanı Matteo Salvini’nin adını haykırarak kendilerine ateş eden üç gencin ırkçı saldırısına uğradıkları” ihbarında bulundu. İtalyan ANSA ajansının haberine göre, Caserta’da Malili iki göçmen, polise “üç gencin ırkçı saldırısına uğradıklarını” bildirdi. Göçmenler polise, “İçişleri Bakanı Matteo Salvini’nin adını haykıran üç gencin kendilerine havalı silahla ateş ettiği” yönünde şikayette bulundu. Caserta il meclisinin “Sığınmacılar ve Mülteciler için İtalyan Ulusal Koruma Sistemi”nden faydalanan göçmenlerden birinin saldırıda yaralandığı aktarıldı. İddia edilen saldırının 11 Haziran’da gerçekleştiği ancak ihbarın bugün yapıldığı öğrenildi. İçişleri Bakanı Salvini, göçmenler konusundaki sert tavrıyla biliniyor.

(Haber Türk, 19 Haziran 2018)

 

Mülteci Sayısı Yüzde 50 Arttı

Birleşmiş Milletlerin, Dünya Mülteciler Günü’nden bir gün önce yayınladığı rapora göre mülteci sayısı yüzde 50 artarak 68 milyonu geçti. Mülteci sayısı yüzde 50 arttı. Birleşmiş Milletlerin, Dünya Mülteciler Günü’nden bir gün önce yayınladığı rapora göre mülteci sayısı yüzde 50 artarak 68 milyonu geçti. Dünya genelinde savaş, şiddet ve zulümden kaçan insanların sayısı gün geçtikçe artarken Birleşmiş Milletler, Dünya Mülteciler Günü’nden bir gün önce mülteci sayılarına ilişkin raporu yayınladı. Her 110 kişiden 1’inin mülteci konumunda olduğunu gözler önüne seren rapora göre, 68 milyon 500 bin insanın mülteci olduğu kaydedildi. Geçtiğimiz yıl 16 milyon 200 bin insan savaş ve şiddet sebebiyle ülkesini terk etmek zorunda kaldı. Bir önceki yıla göre 3 milyon daha fazla olan bu rakam, mülteci sayısında 5 yıl üst üste rekor kırılmasına neden oldu.  BM Mülteciler Yüksek Komiseri Filippo Grandi, 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü arifesinde mülteci kriziyle ilgili açıklamalarda bulundu. Filippo Grandi, her gün ortalama 44 bin 500 kişinin ülkesini terk ettiğini ve mültecilerin yüzde 70’inin toplam 10 ülkeden olduğunu ifade etti. Grandi açıklamasında “Eğer en çok mülteci veren Suriye, Afganistan, Güney Sudan, Myanmar, Somali, Sudan, Demokratik Kongo, Orta Afrika, Eritre ve Burundi’deki sorunlar için çözümler üretirsek mülteci sayısındaki artış azalmaya başlayacaktır” diyerek, siyasi çözümler bulunması gerektiğini açıkladı. Grandi, Suriye’den 6 milyon 300 bin insan ayrılırken 6 milyon 200 bin insanın da Suriye içinde yer değiştirdiğine dikkat çekerek, ülkelerini terk edenlerden kadar, yaşadığı şehri terk eden insanların olduğunu da hatırlattı. Yüksek Komiser Grandi, “Ancak umutlu olmak için sebebimiz var. 14 ülke mülteci krizine müdahale için yeni bir rol haritası oluşturulması çalışmalarına öncülük ediyor ve birkaç ay içerisinde, yeni bir Küresel Mutabakat, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda onaylanmak üzere hazır olacak. Bugün, Dünya Mülteciler Günü’nün arifesinde, benim tüm üye ülkelere mesajım bu Küresel Mutabakatı desteklemeleri yönünde. Kimse kendi seçimiyle mülteci olmaz; ama bizler nasıl yardım edebileceğimiz konusunda seçim şansına sahibiz” diyerek sözlerine devam etti.  2011 yılında bağımsızlığını ilan eden Güney Sudan’da ise 2017 yılında 1 milyon kişinin ülkeyi terk etmesiyle mülteci sayısı 2 milyon 400 bine çıktı. Bu duruma dikkat çeken Yüksek Komiser, Güney Sudan devletini yaşanan krizleri ciddiye almamakla suçladı. Myanmar ordusu tarafından zorlanarak yaşadıkları ülkeden kovulan Rodingya Müslümanların sayısı 1 milyon 200 bini geçerken, İsrailliler tarafından zorla kovulan Filistinli mülteci sayısı 70 yılda 5 milyon 400 bini geçti.

(İhlas Haber Ajansı, 19 Haziran 2018)

 

Avrupa’nın Göç Krizi Gibi Merkel de Battı

Angela Merkel’in politik geleceği, koalisyon ortaklarının açık kapı iltica politikasına ilişkin son tarih yayınlamasının ardından göçmen krizi yeniden gündemde. Şansölye, ülkenin sınırlarını başka bir AB üye ülkesine açık bir iltica başvurusu yapan göçmenlere kapatmaya çalışan İçişleri Bakanı Horst Seehofer ile karşı karşıya geldi. Seehofer, bu konu için yaklaşmakta olan AB zirvesini bekleyeceğini söyledi. Berlin’deki Euronews Muhabiri Jessica Saltz, Merkel’in bu baskılar için ikna edici ve uygulanabilir çözüm yolu arayışlarına gittiğini belirtti. Yeni İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, Cumartesi günü Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile ilk kez bir araya geldiğinde göç krizi de gündemde olacak. Euronews Muhabiri Anelise Borges, İspanyol yetkililerin, Aquarius insani gemisi tarafından kurtarılan 630 göçmenin yaklaşık yarısının Fransa’da sığınma talep etmek istediklerini söylediklerini bildiriyor.

(Euronews, 19 Haziran 2018)

 

‘Küçük Yaş’ Barınaklarında Tutulan Göçmen Çocuklar ve AP Raporları

Associated Press’in raporuna göre, Trump yönetim yetkilileri tarafından, ABD-Meksika sınırında ebeveynlerinden zorla ayrılan bebeklerin ve diğer küçük çocukların Güney Teksas’taki en az üç ‘küçük yaş’ barınağına gönderildiği kaydedildi. Rio Grande Vadisi sığınaklarını ziyaret eden avukatlar ve sağlık görevlileri, kriz yaşanmadan önce, okul öncesi çağındaki çocukların oyun salonlarına ziyarette bulundu. Hükümet ayrıca şehir liderlerinin Houston’daki yüzlerce genç göçmen çocuğu barındıracak dördüncü bir sığınak açmayı planlıyor. Beyaz Saray mayıs ayı başlarında, ‘sıfır tolerans’ politikasını açıkladığından beri, ABD-Meksika sınırında ebeveynlerinden 2.300’den fazla çocuk alındı. Bu durum, bakıma muhtaç yeni çocuk akımları ile sonuçlandı. Hükümet, ABD Sınır Devriye işleme istasyonlarının içindeki kafeslerdeki bazı çocukların görüntüleriyle ilgili de birçok eleştiriyle karşı karşıya kaldı. Ülkenin çocuk refahı sistemi, çocuklara yönelik sürekli travma konusundaki kaygılardan ötürü yetimhanelerin kullanımını sona erdirdikten yıllar sonra, Orta Amerika’daki yürümeye yeni başlayan çocukların ebeveynlerinden ayrılması sebebiyle yeni kurumlar ile tekrar oluşturulmaya başlandı. Göçmen çocuklara koruyucu bakım ve refah hizmetleri sunan Lutheran Göçmenlik ve Mülteci Servisi programlarından sorumlu başkan yardımcısı Kay Bellor konuyla ilgili olarak bu kadar küçük çocuğun kurumsal bir ortamdan geçirileceği düşüncesini aklının almadığını söyledi. Bellor, barınakların güvenliğini sağlamak için çocuklara erişebilecekleri katı prosedürleri takip ettiğini, ancak refahlarıyla ilgili bilgilerin sınırlı olabileceğini söyledi. Yasaya göre, yalnız seyahat eden çocuk göçmenler, gözaltına alındıktan sonraki üç gün içerisinde ABD Sağlık ve İnsani Hizmetler Departmanı tarafından işletilen tesislere gönderilmeli ve göçmen mahkemelerinin duruşmaları beklenirken çocukları koruyacak bir kişiye teslim edilinceye kadar onları sığınma evlerine veya koruyucu evlere yerleştirmelidir.

(USA Today, 19 Haziran 2018)

 

Kuala Lumpur Havaalanı’nda Bulunan Suriyeli Mülteci Mars’a Sığınma İstiyor

Birkaç ülke tarafından sığınma başvurusunu reddedildikten sonra 100 gün boyunca Kuala Lumpur Uluslararası Havalimanı terminalinde bulunan Suriyeli mülteci Hassan al Kontar, Mars’a göç için ABD uzay ajansı NASA’ya başvurdu. Kontar, bu ayın başlarında NASA’ya yaptığı başvurunun bir ekran görüntüsünü yayınladı. 36 yaşındaki, Kontar “Mars’a bir sonraki sefer”  için “gönüllü” olma isteğini dile getirdi. 7 Marttan beri terminalde olan Kontar, artık hiçbir ülkeden izin alamadığını ve bunun kendisini yeryüzünde yok edeceğini söyledi. Ayrıca Mars’a kabul için diğer nesnelerle uygunluğunu kanıtlama amacıyla ‘mükemmel nedenlerin’ bir listesini sundu. “Çok fazla uzay filmi deneyimim var, bu yüzden Star Wars filmlerinden uzay savaşını da içeren bir uzay gemisi tanıyorum, bu yüzden beni eğitmeniz uzun zaman almayacaktır” diye yazdı. “Eğer yanlış giden herhangi bir şey varsa lütfen bu büyük istenmeyen dünyadan yeterince büyük bir kurtarma görevi olursa göndermeyin,” diye ekledi.  Kontar, 7 Mart’tan bu yana havalimanına hapsedildi. Malezya’dan Ekvador’a vize olmadan Güney Amerika ülkesine girmesine izin verilmesi umuduyla seyahat etmeyi planladı. Bileti olmasına rağmen uçağa binmesine izin verilmedi. Durum sonrası günlük mücadelelerini Twitterda yayınlayan Kontar, sorununa bu yolla çözüm getirebileceğine inanıyor.

(CGTN, 20 Haziran 2018)

 

Mülteciler Ekonomiye Kazandırılıyor

Zorunlu göç sebebiyle ülkelerinden ayrılmak zorunda kalan mülteciler bulundukları ülkelerde zorlu hayat şartları altında ayakta kalabilmek için ‘girişimci’ oluyor. Girişimciler için, 100’ü aşkın ülkede, doğrudan satış alanında faaliyet gösteren Asya Kökenli QNET, mültecilerin ekonomiye katkı sağlamalarını destekleyerek birlikte çalıştığı bağımsız temsilciler arasına mültecileri de dahil etti. Ekonomi ve Barış Enstitüsünün 2018 raporuna göre savaşlar nedeniyle ülkelerinden zorunlu göç eden mültecilerin sayısı 7,6 milyarlık dünya nüfusunun yüzde 1’ini oluşturuyor. Küresel nüfusun 76 milyonu savaşlar nedeniyle evini terk etmek zorunda bırakıldı. Savaş ve yoksulluk nedeniyle ülkelerini terk eden mültecilerin sayısı ise modern tarihin zirvesine çıkarak Türkiye nüfusuna yaklaştı. Mültecilerin ekonomiye katkı sağlamasına destek veriyorlar İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü Mayıs 2018 tarihi itibarıyla Türkiye’deki biyometrik verileriyle kayıt altına alınan Suriyeli mülteci sayısını 3 milyon 589 bin 384 kişi olarak açıkladı. Bu kişilerin 1 milyon 947 bin 53’ü erkeklerden, 1 milyon 642 bin 331’i ise kadınlardan oluşuyor. Göç İdaresi tarafından geçici barınma merkezlerinde kalan Suriyelilerin sayısı da paylaşıldı. Buna göre Mayıs 2018 tarihi itibarıyla 215 bin 665 kişi kamplarda yaşarken, 3 milyon 373 bin 719 kişi ise kamp dışında yaşıyor. 20 Haziran Dünya Mülteci Günü’nde QNET Türkiye, Orta Asya ve Rusya Bölge Müdürü Cem Geyik şöyle konuştu: “Zorunlu göç nedeniyle ülkemize gelen kişiler hayatlarını idame ettirip, ailelerine bakmak zorundalar. Ülkemize gelen göçmenler arasında çalışma konusunda istekli olanlar doğrudan satış sektörüne yöneliyor. Biz de sektörde faaliyet gösteren bir firma olarak ana dilleri Arapça olan ve Türkiye’de sayıları giderek artan mültecilerin kendi ayakları üzerinde durmalarına, ekonomiye katkı sağlamalarına destek oluyoruz. QNET Türkiye olarak birlikte çalıştığımız çok fazla Arapça konuşan bağımsız temsilcimiz var. Biz de onlar için müşteri hizmetleri birimimize Arapça bilen çalışma arkadaşları dahil ettik.

(İhlas Haber Ajansı, 20 Haziran 2018)

 

‘4 Milyon Sığınmacı ve Mülteci Türkiye’nin Koruması Altında’

İltica ve Göç Araştırma Merkezi, 3,6 milyon Suriyeli ve 400 bin kadar başka ülke vatandaşı sığınmacı ve mültecinin Türkiye’nin koruması altında olduğunu bildirdi. İltica ve Göç Araştırma Merkezi’nden 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü dolayısıyla yapılan yazılı açıklamada, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin, son yayınladığı Yıllık Zorunlu Göç Eğilimleri Raporu’nda savaşlar, şiddet olayları ve zulüm nedeniyle yerinden edilen kişi sayısının 2017’de 68,5 milyona ulaştığı belirtildi. Geçen yıl dünyada her 110 kişiden birinin, evini, yurdunu terk etmek zorunda kaldığı aktarılan açıklamada, şunlar kaydedildi: “Her iki saniyede bir kişi yaşadığı yerden uzaklaşmak zorunda bırakıldı. Evlerini ve ülkelerini terk etmek zorunda bırakılan 25,5 milyon mültecinin büyük çoğunluğu sadece beş ülkeden; Suriye, Afganistan, Güney Sudan, Myanmar ve Somali. Tüm bu gelişmeler karşısında maalesef mülteci ve sığınma alanının insanlık tarihi kadar eski olan ve uluslararası mülteci hukuku belgelerince pekiştirilen ilkeleri, değerleri ve kuralları yakın tarihte görülmemiş biçimde tehdit altında bulunuyor. Dünyanın pek çok köşesinde ülkeler sınırlarına çitler, dikenli teller ve duvarlar örüyor. Çocukları anne-babalarından ayırıyor. Mülteci ve göçmen teknelerini limanlarına yanaştırmayıp tehlikeli açık sulara terk ediyor. Kamuoylarında da ırkçı, şovenist nefret söylemleri giderek yaygınlaşıyor. “Mülteci haklarını savunmanın ve onları misafir eden ev sahibi ülkelere destek vermenin büyük bir ihtiyaç ve küresel bir sorumluluk haline geldiği vurgulanan açıklamada, mültecilere sığındıkları ülkelerde yeni bir hayat kurmaları, eğitim olanaklarına erişmeleri, yaşanabilir bir konut sahibi olabilmeleri ve ayrıca çalışıp ev sahibi toplumun bir parçası olmaları için çaba sarf edilmesi gerektiği ifade edildi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda onaylanması beklenen Küresel Mülteci Mutabakatı’nın geniş çaplı mülteci hareketlerine karşı daha kapsamlı ve öngörülebilir yaklaşımlar için bir fırsat oluşturacağına işaret edilen açıklamada, şu bilgiler paylaşıldı: “Türkiye, 2017 yılı sonu itibarıyla art arda 4 yıldır dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapmaktadır. Şu anda 3,6 milyon Suriyeli ve 400 bin kadar başka ülke vatandaşı sığınmacı ve mülteci, ülkemizin koruması altındadır. Hükümet, kamu kurum ve kuruluşları, uluslararası kuruluşlar, yerli ve yabancı sivil toplum örgütleri, mültecilerin sosyal kabulü, eğitimleri, başta sağlık olmak üzere temel hizmetlere erişimi ve çalışma imkanları için büyük çabalar sarf etmektedir. Cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerine çok az bir süre kala özellikle sosyal medyada, Suriyeli ve diğer mültecilere yönelik hız kazanan ırkçı, nefret söylemli kampanyalar endişe vericidir. Seçimler sonrasında başta devlet kurumları olmak üzere tüm paydaşların, mülteci ve göçmenlerin ülkedeki varlıklarını birer fırsata dönüştürecek politik, hukuki, ekonomik ve kültürel adımlar atmalarını, kamuoyunda oluşturulmaya çalışılan düşmanca bakış açılarının yerine birlikte yaşama ve kaynaşma kültürünün yeşermesini ümit etmekteyiz.”

(Anadolu Ajansı, 20 Haziran 2018)

 

Başkan Alatepe’den Suriyeli Esnafa Baskın Denetim

Esenyurt Belediye Başkanı Ali Murat Alatepe, artan şikayetler üzerine zabıta ekipleri ile birlikte Köyiçi mevkiindeki Suriyeliler tarafından işletilen lokanta ve çeşitli iş yerlerine baskın bir denetim yaptı. Esenyurt Belediye Başkanı Ali Murat Alatepe, ilçede hijyen şartlarına uymadığı tespit edilen bazı iş yerlerinin kapatılması talimatı verdi. Durumunu düzeltebilecek olanlara 24 saat süre verilirken, eksikliklerini 24 saatte tamamlayamayan işletmelerin, gerekli düzenlemeleri yapana kadar kapalı kalacağı bildirildi.

“Bu Konuda En Ufak Bir Tavizimiz Yok”

Başkan Alatepe, ayrıca lokantalardan yayılan rahatsız edici kokunun giderilmesi için koku önleyici filtre takılması mecburiyetini getirdi. Vatandaşın sağlığını tehdit edecek şekilde hiçbir işletmenin ilçe sınırlarında faaliyet göstermesine müsamaha edilmeyeceğini belirten Ali Murat Alatepe, “Bütün lokantalara koku vermeyen filtre takma mecburiyeti getirdik.  Esenyurt Meydanı’nda ve diğer yerlerde insanları rahatsız eden koku istemiyoruz. Şimdiye kadar sürdürdüğümüz denetimler ilçede bulunan Suriyeli ve yerli işletmecilere yönelik olarak aralıksız sürecek. Bu konuda en ufak bir tavizimiz yok. Bu konuda eksiklikleri görülenler için gereken yapılacak. Vatandaşın sağlığı bizim için her şeyden önemli” diye konuştu.

(Hürriyet, 19 Haziran 2018)

 

20 Haziran Dünya Mülteciler Günü

İltica ve Göç Araştırma Merkezi:”Türkiye, 2017 yılı sonu itibarıyla art arda 4 yıldır dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapmaktadır. Şu anda 3,6 milyon Suriyeli ve 400 bin kadar başka ülke vatandaşı sığınmacı ve mülteci, ülkemizin koruması altındadır””Hükümet, kamu kurum ve kuruluşları, uluslararası kuruluşlar, yerli ve yabancı sivil toplum örgütleri, mültecilerin sosyal kabulü, eğitimleri, başta sağlık olmak üzere temel hizmetlere erişimi ve çalışma imkanları için büyük çabalar sarf etmektedir.” İltica ve Göç Araştırma Merkezi, Türkiye’nin, 2017 yılı sonu itibarıyla art arda 4 yıldır dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yaptığını, 3,6 milyon Suriyeli ve 400 bin kadar başka ülke vatandaşı sığınmacı ve mültecinin Türkiye’nin koruması altında olduğunu bildirdi. İltica ve Göç Araştırma Merkezi’nden 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü dolayısıyla yapılan yazılı açıklamada, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin, son yayınladığı Yıllık Zorunlu Göç Eğilimleri Raporu’nda savaşlar, şiddet olayları ve zulüm nedeniyle yerinden edilen kişi sayısının 2017’de 68,5 milyona ulaştığı belirtildi. Geçen yıl dünyada her 110 kişiden birinin, evini, yurdunu terk etmek zorunda kaldığı aktarılan açıklamada, şunlar kaydedildi: “Her iki saniyede bir kişi yaşadığı yerden uzaklaşmak zorunda bırakıldı. Evlerini ve ülkelerini terk etmek zorunda bırakılan 25,5 milyon mültecinin büyük çoğunluğu sadece beş ülkeden; Suriye, Afganistan, Güney Sudan, Myanmar ve Somali. Tüm bu gelişmeler karşısında maalesef mülteci ve sığınma alanının insanlık tarihi kadar eski olan ve uluslararası mülteci hukuku belgelerince pekiştirilen ilkeleri, değerleri ve kuralları yakın tarihte görülmemiş biçimde tehdit altında bulunuyor. Dünyanın pek çok köşesinde ülkeler sınırlarına çitler, dikenli teller ve duvarlar örüyor. Çocukları anne-babalarından ayırıyor. Mülteci ve göçmen teknelerini limanlarına yanaştırmayıp tehlikeli açık sulara terk ediyor. Kamuoylarında da ırkçı, şovenist nefret söylemleri giderek yaygınlaşıyor.” Mülteci haklarını savunmanın ve onları misafir eden ev sahibi ülkelere destek vermenin büyük bir ihtiyaç ve küresel bir sorumluluk haline geldiği vurgulanan açıklamada, mültecilere sığındıkları ülkelerde yeni bir hayat kurmaları, eğitim olanaklarına erişmeleri, yaşanabilir bir konut sahibi olabilmeleri ve ayrıca çalışıp ev sahibi toplumun bir parçası olmaları için çaba sarf edilmesi gerektiği ifade edildi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda onaylanması beklenen Küresel Mülteci Mutabakatı’nın geniş çaplı mülteci hareketlerine karşı daha kapsamlı ve öngörülebilir yaklaşımlar için bir fırsat oluşturacağına işaret edilen açıklamada, şu bilgiler paylaşıldı: “Türkiye, 2017 yılı sonu itibarıyla art arda 4 yıldır dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapmaktadır. Şu anda 3,6 milyon Suriyeli ve 400 bin kadar başka ülke vatandaşı sığınmacı ve mülteci, ülkemizin koruması altındadır. Hükümet, kamu kurum ve kuruluşları, uluslararası kuruluşlar, yerli ve yabancı sivil toplum örgütleri, mültecilerin sosyal kabulü, eğitimleri, başta sağlık olmak üzere temel hizmetlere erişimi ve çalışma imkanları için büyük çabalar sarf etmektedir. Cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerine çok az bir süre kala özellikle sosyal medyada, Suriyeli ve diğer mültecilere yönelik hız kazanan ırkçı, nefret söylemli kampanyalar endişe vericidir. Seçimler sonrasında başta devlet kurumları olmak üzere tüm paydaşların, mülteci ve göçmenlerin ülkedeki varlıklarını birer fırsata dönüştürecek politik, hukuki, ekonomik ve kültürel adımlar atmalarını, kamuoyunda oluşturulmaya çalışılan düşmanca bakış açılarının yerine birlikte yaşama ve kaynaşma kültürünün yeşermesini ümit etmekteyiz.”

(Milliyet, 20 Haziran 2018)

 

Dışişleri Bakanlığı’ndan Mülteciler Günü Açıklaması

Dışişleri Bakanlığı tarafından 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü’ne ilişkin, “BM bünyesinde hazırlıkları sürdürülen Mültecilere İlişkin Küresel Mutabakat çalışmalarına ülkemiz aktif katkı vermekte ve sürecin yönlendirilmesinde öncü rol oynayan ülkeler arasında yer almaktadır” açıklaması yapıldı. Dışişleri Bakanlığı, 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü dolayısıyla bir açıklama yaptı. Açıklamada, “Dünyanın farklı coğrafyalarında güvenlik ve istikrar alanlarında yaşanan sıkıntılar, çatışmalar ve insan hakları ihlalleri her gün on binlerce insanın evlerini ve yurtlarını zorunlu nedenlerle terk etmesine neden olmaktadır. Göç ve mülteci hareketleri bakımından geçmişte kaynak ve transit konumda bulunan ülkemiz, gelişen ekonomisiyle son yıllarda hedef ülke haline gelmiştir. Nitekim Türkiye, bugün dünyada en fazla sığınmacıya ev sahipliği yapan ülke konumundadır. Ülkemiz bu olgunun uluslararası işbirliğiyle daha iyi yönetilebileceğine inanmakta ve mültecilerin yaşam koşullarının insan onuruna uygun şekilde iyileştirilmesi için kendi payına düşen sorumluluğu yerine getirmeye devam etmektedir. Bugün ülkemiz 3,5 milyonu aşkın Suriyeli başta olmak üzere farklı milletlerden 4 milyonun üzerindeki sığınmacıya koruma sağlamakta ve eğitimden sağlığa, sosyal projelerden iş piyasasına erişime kadar geniş yelpazede mültecilere ayrım gözetmeksizin hizmet sunulmasına destek olmaktadır. İyileştirilmiş uygulamalarıyla ülkemiz, sığınmacılara nasıl muamele edilmesi gerektiği hususunda adeta model ülke durumuna gelmiştir ve bu özelliğiyle uluslararası toplumun takdir ve ilgisini kazanmıştır. Mültecilerin konumlarının ve kendi yeterliliklerinin güçlendirilmesi, sorunlarına sürdürülebilir çözümler bulunması için krizlere komşu durumunda bulunan ülkelerin yanı sıra diğer ilgili taraflarca da samimi siyasi irade gösterilmesini ve mevcut uluslararası sistemin güçlü mekanizmalar ve taahhütlerin takibi sistemiyle desteklenmesini gerekli görmekteyiz. Bu çerçevede BM bünyesinde hazırlıkları sürdürülen Mültecilere İlişkin Küresel Mutabakat çalışmalarına ülkemiz aktif katkı vermekte ve sürecin yönlendirilmesinde öncü rol oynayan ülkeler arasında yer almaktadır. 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü vesilesiyle zorunlu şekilde yurtlarını terk etmek durumunda kalan insanların sorunlarına yönelik farkındalığın artmasını ve bu sorunların çözümü için uluslararası dayanışmanın güçlenmesini temenni etmekteyiz” denildi.

(Milliyet, 20 Haziran 2018)

 

Bakan Çelik’in Dünya Mülteciler Günü Mesajı

Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, “Uluslararası camiadan beklentimiz, uluslararası hukuk ve külfet paylaşımı prensibi doğrultusunda sorumluluklarını yerine getirmeleridir. Ülkeler, mevcut yeniden yerleştirme taahhütlerini hızla yerine getirmeli ve daha fazla sayıda sığınmacıya kapılarını açmalıdırlar” dedi. AB Bakanı ve Baş müzakereci Ömer Çelik, Dünya Mülteciler Günü nedeniyle yayımladığı mesajda, “Dünyanın dört bir yanında yaşanan savaşlar ve istikrarsızlıklar sonucu yaklaşık 65.6 milyon kişi evlerini terk etmek zorunda kalmış ve göç meselesi çağımızın en ciddi insani meselelerinden biri haline gelmiştir. 2015’de zulümden ve çatışmadan kaçan 1 milyondan fazla insanın Avrupa kıyılarına ulaşmasıyla birlikte mülteci krizi olarak adlandırılan insani trajedi, esasen temel insan haklarına saygı ve evrensel değerler krizidir. Mazlumların her zaman yanında olan ülkemiz, 3,5 milyonu Suriyeli olmak üzere 4 milyona yakın sığınmacı ile dünyada en çok sığınmacı barındıran ülke konumundadır. Bu konuya ülkemiz, en başından itibaren evrensel insani değerler çerçevesinde yaklaşmış ve göç politikasından uyuma, çocuk ve kadınların korunmasından uluslararası işbirliğine kadar birçok alanda çalışma ve faaliyetlerini kesintisiz sürdürmüştür. Ülkemize sığınmış Suriyelilere geçici koruma sağlanarak, eğitim ve sağlık hizmetlerine ücretsiz erişimleri temin edilmiştir” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin artan göç akınlarının etkilerini azaltmak için uluslararası alanda da elinden geleni yapmaya devam ettiğini vurgulayan Çelik, şunları kaydetti: “Bu kapsamda 18 Mart Türkiye-AB uzlaşısıyla emsalsiz bir işbirliği modelini hayata geçirerek, zulümden kaçan göçmenlere yasal ve güvenli bir yol temin edilmiştir. En önemlisi bu işbirliği sayesinde Ege Denizi’nde yaşanan ölümler çok büyük oranda azalmıştır. Ne yazık ki eş zamanlı olarak bazı AB ve Avrupa Konseyi üye ülkelerinde uluslararası koruma yükümlülükleri göz ardı edilmiş, sığınma hakkının önüne duvarlar örülmüş, kitlesel göç akınları olağanüstü hal sebebi haline getirilmiş, çocuklar çoğu zaman refakatsiz sınır dışında bekletilmiş, aralarında çocuk ve hamilelerin olduğu göçmen gemilerine limanlar kapatılmış ve sığınma hakkına yönelik bireysel değerlendirmeler titizlikle yapılmamıştır. Avrupa Birliğinin üzerine kurulduğu değerler sistemi, en önemli sınamasını göç kriziyle vermiş ve maalesef birçok AB ülkesi bu insani krize evrensel insani değerlerle uyumlu bir karşılık verememiştir. Bunun bedelini de güvenli gelecek beklentisiyle bir AB ülkesine ulaşmak için yola çıkanlar ödemişlerdir. Şu ana kadar ne yazık ki zulümden kaçan bu insanların barınma sorunu, orantısız olarak birkaç ülke tarafından omuzlanmaktadır. Uluslararası camiadan beklentimiz, uluslararası hukuk ve külfet paylaşımı prensibi doğrultusunda sorumluluklarını yerine getirmeleridir. Ülkeler, mevcut yeniden yerleştirme taahhütlerini hızla yerine getirmeli ve daha fazla sayıda sığınmacıya kapılarını açmalıdırlar.” “Göç, salt güvenlik odaklı yaklaşımla yönetilebilecek bir konu değildir” diyen Bakan Çelik, “Öznesi insan olan düzensiz göç sorununun çözümü mutlak surette insani bir yaklaşım gerektirmektedir. Sınır kontrollerine ve güvenliğine harcanan para ve emeğin önemli bir kısmı, sığınmacıların ihtiyaçları ile zorunlu göçün nedenlerinin giderilmesi için harcanmadığı sürece bu sorun katlanarak büyüyecektir. Bu çerçevede külfet paylaşımı mevcut ağır tabloyu hafifletmek için gerekli olsa da tek başına yeterli bir adım değildir. Bu noktada uluslararası topluma düşen en önemli sorumluluk düzensiz göçün nedenlerinin ortadan kaldırılması ve göçmenlere yönelik daha yapıcı ve kapsayıcı çözümler geliştirilmesidir” açıklamasında bulundu.

(İhlas Haber Ajansı, 20 Haziran 2018)

 

Demet Akalın’a ‘Mülteci’ Davası

Mülteci Hakları Derneği, Suriyelilerle ilgili paylaştığı bir mesaj dolayısıyla Demet Akalın’ı mahkemeye veriyor. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği belirtilen Akalın, söz konusu paylaşımını sildi. Suriyeli sığınmacılara yönelik ayrımcı sözleriyle gündeme gelen şarkıcı Demet Akalın’a dava açılıyor. Ülkesine bayramlaşmaya giden Suriyeli sığınmacılarla ilgili sosyal medya hesabı Twitter’da bir haber paylaşan Demet Akalın, “Her şey bedava niye dönmesinler! Yerleşsinler artık kendi ülkelerine dönsünler! Avrupa 50 tanesine tahammül edemiyor! Bizde kaç milyonlar bilemiyoruz!” diye yazdı. Bunun üzerine Uluslararası Mülteci Hakları Derneği, Akalın’a dava açacağını duyurdu. Kurumun resmi Twitter hesabından yapılan açıklamalarında ‘’İstikrarlı bir şekilde Suriyelileri açık hedef haline getiren Demet Akalın hakkında halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme fiili sebebiyle Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunacağız’’ ifadesi yer aldı. Ayrıca Demet Akalın, bu paylaşımını kaldırdı.

(Sputnik Türkiye, 20 Haziran 2018)

 

‘Suriyeliler Evine Dönsün’ Diyen Demet Akalın’a AK Partili Belediyeden Hediye

Türkiye’nin tanınmış sanatçılarından Demet Akalın’a, kısa bir süre önce Suriyeli sığınmacılara ilişkin tartışma konusu olan ifadelerine rağmen, Karamürsel’de katıldığı bir etkinliğin ardından AK Partili Belediye Başkanı İsmail Yıldırım tarafından hediye takdim edildi. Sanatçı Demet Akalın, Kocaeli’ye bağlı AK Partili Karamürsel Belediyesi’nin ‘4 Temmuz Karamürsel Kurtuluş Etkinliklerinin 96. Yılı’ başlığıyla düzenlediği etkinlikler kapsamında Karamürsel’de bir konser verdi. Oda TV’nin haberine göre ünlü sanatçı, tepki çeken ifadelerinin üzerinden henüz iki gün geçmiş olmasına rağmen, verdiği konserin ardından kendisine AKP’li Belediye Başkanı İsmail Yıldırım tarafından Karamürsel sepeti ve Karamürsel Kadırgası maketinin olduğu bir tablo hediye edildi. Demet Akalın’ın Türkiye’de bulunan Suriyeli sığınmacılarla ilgili “#SuriyelilerEvineDönsün kesinlikle sonuna kadar katılıyorum. Hırsızlık gasp bıçaklama haberlerinden bıktı!” ifadelerini kullandığı tweeti,  başta AK Partililer olmak üzere birçok kişinin tepkisini çekmişti.

(Sputnik Türkiye, 20 Haziran 2018)

 

Kırklareli’nde 16 Kaçak Göçmen Yakalandı

Kırklareli’nin Demirköy ilçesinde yabancı uyruklu 16 şahıs ve bu şahıslara organizatörlük yapan 2 kişi yakalandı. Edinilen bilgiye göre, Kırklareli’nin Demirköy ilçesine bağlı Avcılar köyünde jandarma ekiplerinin devriye faaliyetleri sırasında, şüphe üzerine durdurulan bir araçta 16 yabancı uyruklu şahıs yakalandı. Olay yerinde yapılan incelemede yabancı uyruklu şahıslara organizatörlük yaptıkları iddia edilen C.C. ve R.İ.S isimli şahıslar gözaltına alındı.

Öte yandan araç sürücüsü C.C. ile yapılan görüşmede sürekli birisini kendisini telefonla yönlendirdiği de ortaya çıktı. Sürücü C.C.’yi yönlendirdiği iddia edilen K.T. de jandarma ekipleri tarafından yakalandı. Sürücü C.C.’ye biletsiz yolcu taşımaktan idari para cezası uygulandı. 16 yabancı uyruklu şahsın arasında bulunan 3 Pakistan ve 1 Iraklı göçmene ise idari yaptırım kararı uygulandı. Şüpheli R.İ.S. ve C.C. savcılık ifadesi alınmasının ardından serbest bırakıldı. K.T. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Yakalanan 16 yabancı uyruklu şahıs Pehlivanköy Geri Gönderme Merkezine teslim edildi.

(Milliyet, 20 Haziran 2018)

 

56 Kaçak Yakalandı

Antalyalya’nın Kas ilçesinde yasa dışı yollarla yurt dışına çıkmaya çalışan Suriye ve Afgan uyruklu 20’si çocuk, 17’si kadın 56 göçmen yakalandı. Kalkan Jandarma Komutanlığı ekiplerine teslim edilen 56 kaçak, işlemlerinin ardından Kaş’a götürüldü. Kaçakların Antalya ve İstanbul’dan geldiği ve yasa dışı yollarla yurt dışına çıkmaya çalıştığı tespit edildi.

(Sabah, 20 Haziran 2018)

 

Kucağında Bebeği Varken Vahşice Öldürüldü

Bursa’da Suriyeli Dima Aşaelim (18) evinde bıçaklanarak öldürüldü. Genç kadın bulunduğunda kucağında 7 aylık bebeği vardı. Olay, dün merkez Yıldırım ilçesinde meydana geldi. Dima Aşaelim, 1.5 yıl önce Muhammet Kasım ile evlendi. Çift, 7 ay önce dünyaya gelen oğullarına Hasan Kasım adını verdi. Genç kadının eşi Muhammet Kasım, saat 11.30 sıralarında garson olarak çalıştığı kent meydanındaki lokantaya gitti. Bir süre sonra kardeşi Dima’yı ziyarete gelen kardeşi Valiht Aşaelim, iddiaya göre, zili çaldı ancak kapı açılmadı. Annesinden aldığı anahtar ile eve giren Valiht Aşaelim, kız kardeşini kanlar içinde ölü olarak buldu. Polis, Dima Aşaelim’in eşi Muhammet Kasım ile kardeşi Valiht Aşaelim’i gözaltına aldı.

(Milliyet, 20 Haziran 2018)