Türkiye’de ve dünyada 2 Ekim 2018 tarihinde göç, göçmen, mülteciler ve sığınmacılar konularında gündemde öne çıkan başlıklar…

 

2 Yaşındaki Çocuğa Çarpıp Kaçan Suriyeli Sürücü: “Taş Sandım”

Adana’da 2 yaşındaki Elanur Tarhan’a çarpıp kaçan sürücü Suriyeli Amır Harba “Mahallede sandalye satıyordum. Bir şeyin üzerinden geçtim, ama ben kasis veya taş sandım. Küçük kıza çarptığımı bilsem dururdum” dedi.

Yüreğir İlçesi Çamlıbel Mahallesi’nde Suriyeli Amır Harba yönetimindeki kamyonet, sokakta oynayan Elanur Tarhan’a çarptı.

Yanındaki Abdulmelik El Cevher ile birlikte plastik sandalye satan Amır Harba, kullandığı araçla olay yerinden uzaklaştı.

Elanur Tarhan ölürken, aile sinir krizleri geçirdi.

240 Kilometre İzlediler

Soruşturma başlatan Cinayet Büro Amirliği dedektifleri, olayın meydana geldiği mahalledeki güvenlik kameralarını incelemeye aldı.

Olay saatinde sokaktan geçen 100’den fazla aracı inceleyen ekipler, Elenur’a çarpan kamyoneti tespit etti.

Polis, kamyoneti yine güvenlik kameralarında adım adım takip etti. 75’ten fazla kamera görüntüsünü izleyen ekipler, kamyonetin il dışına çıktığını ve Hatay’ın Reyhanlı ilçesine gittiğini belirledi.

Ekipler, Reyhanlı’ya giderek şüphelileri yakaladı.

“Taş Sandım, Bilsem Dururdum”

Adana’ya getirilen şoför Amır Harba sorgusunda, “Mahallede sandalye satıyordum. Bir şeyin üzerinden geçtim, ama ben kasis veya taş sandım. Küçük kıza çarptığımı bilsem kesinlikle dururdum” dedi.

İşlemlerinin ardından Amır Harba ve Abdulmelik El Cevher mahkemeye sevk edildi.

(Sputnik, 1 Ekim 2018)

 

Suriyeli Kanaat Önderleriyle Buluşan Şanlıurfa Valisi’nden Dikkat Çeken Uyarı: “Misafirliğin Gereğini Bilin”

Son dönemlerde gerginliği üst seviyeye çıktığı Şanlıurfa’da Suriyeli kanaat önderleriyle istişare toplantısı düzenleyen Vali Abdullah Erin, “Misafirliğin gereğini bilin” uyarısında bulundu.

Şanlıurfa’da 2 kardeşin Suriyeliler tarafından öldürülmesinin ardından çıkan gerginlikler üzerine Vali Abdullah Erin, kentte yaşayan Suriyeli kanaat önderleriyle istişare toplantısı düzenledi.

Osmanlı Mahallesi’nde 27 Eylül’de Türk ve Suriyeli aileler arasında çıkan silahlı kavgada Mahmut ve Mesut Dağ kardeşlerin hayatını kaybetmesi Müslüm ve Murat Dağ’ın yaralanmasının ardından Suriyelilere yönelik gerçekleştirilen saldırıların sonlandırılması için ‘Şanlıurfa İstişare Toplantısı’ düzenlendi. Vali Abdullah Erin başkanlığında gerçekleştirilen toplantıya Büyükşehir Belediye Başkanı Nihat Çiftçi, İl Jandarma Komutanı Albay Eyüp Sabri Kirişçi, Emniyet Müdürü Veysal Tipioğlu, Türk ve Suriyeli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile kanaat önderleri katıldı. Toplantıda konuşan Şanlıurfa Valisi Abdullah Erin, devletin tüm kurumlarıyla büyük bir kararlılık içerisinde hareket ettiğini ve hukuk dışı hiçbir eyleme, harekete ve davranışa müsamaha gösterilmeyeceğini söyledi. Vali Erin, Şanlıurfa’nın bir huzur ve hoşgörü şehri olduğunu, hukuk içerisinde gerekli işlemlerin yapılması için büyük hassasiyet gösterildiğini kaydetti.

Sosyal Medyadan Kışkırtma Yapan 20 Kişi Gözaltına Alındı

Şehrin huzur ve güvenini bozan hiçbir hukuksuzluğa müsamaha gösterilmeyeceğini belirten Vali Erin, olayı bahane ederek sosyal medya aracılığı ile vatandaşları tahrik etmeye kalkışan provokatif girişimlere karşı da tedbirler alındığını söyledi. Vali Erin, şehrin huzur ve güvenini sağlamak amacıyla devletin tüm kurumlarının büyük bir titizlikle çalıştığını, sokaklarda huzursuzluk çıkarmak isteyenlerin gözaltına alındığını, bu kapsamda sosyal medya hesaplarının da takip edilerek, halkı kin ve nefrete teşvik eden, aralarında Suriyelilerin de bulunduğu 20 kişinin gözaltına alınarak, adli mercilere sevk edildiğini ifade etti. Suriye vatandaşlarının da sosyal medya üzerinden kışkırtma ve tahrik içerikli paylaşımlarda bulunmaması konusunda katılımcıları uyaran Vali Erin, toplantıya katılan Suriyeli kanaat önderlerinin kendi çevrelerine bu hususları önemle aktarmalarını istedi.

“Misafirliğin Gereğini Bilin”

Türkiye’nin, Suriyelilere kardeşlik hukuku çerçevesinde kapılarını ardına kadar açtığını ve misafir ettiğini hatırlatan Vali Erin, burada yaşayan Suriyelilerin misafirliğin gereklerini yerine getirmesi gerektiğini hatırlatarak, “Günübirlik yaşamaktan sıyrılıp, daha planlı yaşayacak şekilde çeşitli önlemleri ve tedbirleri hayata geçirmiş olacağız. Sonuçta biz ev sahibiyiz, buradaki insanlar sizin ev sahibiniz. Suriyeli kardeşlerimiz de bu ev sahiplerinin misafirleridir. Hepimizin geleneğinde, örfünde, adedinde misafir gittiğimiz bir yerde misafirlik kurallarına tabi olmak vardır. Hiçbirimiz misafir olarak gittiğimiz bir evde, ev sahibini rahatsız edecek nitelikte bir harekette, eylemde, söylemde bulunmayız. Bu, ev sahibine olan hürmettendir” diye konuştu.

“Yazılı Olmayan Kurallara Uyun”

Şanlıurfa’da yaşayan Suriyelilerin, buradaki vatandaşları rahatsız eden, rahatsızlık veren bazı davranış ve tutumları olduğunu hatırlatan Vali Erin, şöyle konuştu: “Topçu Meydanı ve çevresi, Suriyeli kardeşlerimizin yoğun şekilde yaşadığı bir mahalleye dönüşmüş durumda. Şehitlik, Osmanlı, Bahçelievler mahallesi de dahil olmak üzere Suriyeli kardeşlerimizin haklı olarak birlikte yaşama gereksiniminden kaynaklanan bir birikim ve toplanma alanları oluştu. Ama kime sorarsanız sorun, çarşıdaki esnaftan, komşu olarak yaşadığınız Şanlıurfalı yerli vatandaşın hepsi, şunları söyleyecektir. Bizler en geç sabah sekizde başlayıp, akşam altı, yediye kadar aralıksız çalışan bir çalışma düzenine sahibiz. Gece de belli bir yaşın üzerinde olanlar saat dokuz on gibi yatarlar, sabah ezanında da kalkarlar. Biraz daha genç olan nüfus ise en geç oniki, birde evine çekilir ve sabah kalkar işine, okuluna gider. Gezdiğimiz, ziyaret ettiğimiz Suriyeli kardeşlerimizin yoğun olduğu yerlerde gece ikide, üçte Suriyeli kardeşlerimizin sokaklarda yaşamına gündüz gibi devam ettiğini görüyoruz. Kendinizi o alanda yaşayan ve gündüz çalışmak zorunda kalan Urfalı kardeşlerinizin yerine koyun. Bu yoğun bir şikayet konusudur.”

Vali Erin, Şanlıurfa’da yaşayan Suriyelilerin, burada yaşayan ev sahiplerinin yaşam tarzlarına saygılı olmaları, açık alanlardan, parklardan ve sokaklardan istifade etmek isteyenlerin, yazılı olmayan belli kurallara uymaları konusunda uyarılarda bulundu.

Suriyeli kanaat önderleri de Vali Erin’in konuşmasından sonra söz alarak, iki kişinin hayatını kaybettiği olaydan duydukları üzüntüyü dile getirdiler. Kanaat önderleri olarak kentte yaşayan tüm Suriyelilere ulaşmalarının mümkün olmadığını kaydeden katılımcılar, yine de bu konuda üzerlerine düşeni yapacaklarını belirttiler.

(Haberler.com, 1 Ekim 2018)

 

Şanlıurfa’da 639 Suriyeli Sınır Dışı Edildi

Şanlıurfa’da bu yıl haklarında çeşitli suçlardan işlem yapılıp adli mercilerce serbest bırakılan 639 Suriyeli sınır dışı edildi.

Şanlıurfa İl Emniyet Müdürlüğüne bağlı Terörle Mücadele (TEM), Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM), Narkotik, Asayiş, Çocuk şubeleri ve diğer polis merkezlerince haklarında bu yıl çeşitli suçlardan işlem yapılıp adli mercilerce serbest kalan 639 Suriye uyruklu şahıs sınır dışı edildi.

Şanlıurfa İl Emniyet Müdürlüğünden yapılan açıklamada, “2018 yılı içerisinde İl Emniyet Müdürlüğüne bağlı Terörle Mücadele (TEM), Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM), Narkotik, Asayiş, Çocuk şubeleri ve diğer polis merkezlerince haklarında çeşitli suçlardan işlem yapılıp adli mercilerce serbest kalan toplam 639 Suriye uyruklu şahıs haklarında sınır dışı işlemleri için Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edilerek, sınır dışı işlemleri yapılmıştır” denildi.

(Haber Türk, 29 Eylül 2018)

 

Lindsay Lohan Mülteci Anneden Yumruk Yedi

ABD’li oyuncu Lindsay Lohan, Moskova’da gördüğü Suriyeli mülteci bir ailenin çocuklarını alıp götürmeyi teklif edince yumruk yedi.

ABD’li oyuncu Lindsay Lohan, Instagram’da yayınladığı canlı videoyla tüm okları üzerine çevirdi.

Genç oyuncu sokakta gördüğü ailenin yanına yaklaşıp canlı yayın yaptı.

Başlarda her şey yolunda giderken, Lohan çocukları yanında götürmeyi teklif etti.

Ailenin red cevabı da Lohan’ı durduramadı. Lohan ısrar etmeye devam edince anne oyuncuya yumruk attı.

(Hürriyet, 1 Ekim 2018)

 

28 Milyon Çocuk Mülteci Konumunda

Savaş, açlık, fakirlik, çatışma, iç karışıklık. Bu gibi sebepler en çok çocukların hayatını etkiliyor. Maruz kaldıkları olumsuzluklar ve insanlık dışı muameleler sonucu bugün milyonlarca çocuk kendi evinde, kendi vatanında yaşayamıyor, eğitim göremiyor ve yaşıtları gibi sağlıklı koşullarda hayatlarını sürdüremiyor.

Bugün dünya üzerinde 28 milyon mülteci çocuk var. Bu çocukları bekleyen en büyük tehlike ise insan ticareti yapan çeteler

28 milyon yerinden edilmiş çocuk; mevcut çatışmalar, zulüm ve kötü yaşam koşullarından kaçıyor.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonunun (UNICEF) bu çocukların 12 milyonu mülteci ve sığınmacı statüsünde bulunuyor.

Her 200 çocuktan 1’inin mülteci olduğu günümüz dünyasında ayrıca her yıl 70 bin devletsiz çocuk doğuyor.

Bunun yanı sıra 2015 ve 2016’da ülkelerinden göç etmek zorunda olan 80 ülkede kayıtlı en az 300 bin çocuğun ailesinden ayrı olduğu biliniyor.

Güney Sudan, Etiyopya, Kenya… Milyonlarca Mülteci Çocuk

Afrika’da çatışmalar, insan hakları ihlalleri ve işkencelerin yanı sıra gıda yetersizliği nedeniyle çocuklar aileleriyle başka bölgelere göç etmek zorunda kalıyor.

Kıtadaki yaklaşık 7 milyon yerlerinden edilen kişi, mülteci ve sığınmacının 4 milyon kadarını çocuklar oluşturuyor.

Afrikalı bu çocukların önemli bir bölümünü, Güney Sudan’daki istikrarsızlık yüzünden Etiyopya, Kenya, Sudan ve Uganda’ya göç edenler oluşturuyor.

Somali’den göç eden çocuklar ise Cibuti, Etiyopya, Kenya gibi ülkelerde yeni bir yaşam mücadelesi verirken Kongo Demokratik Cumhuriyeti’ndeki topluluklar arasındaki çatışmalardan ötürü çocuklar çevre ülkelere göç ediyor.

Mülteci Çocukların Yargılandığı Yer: Amerika

Amerika kıtasında ise yerlerinden edilmiş, mülteci ve sığınmacı 6,3 milyon çocuk bulunuyor.

Özellikle Orta Amerika ülkelerinden Kuzey Amerika’ya göç eden kişilerin yüzde 43’ünü çocuklar oluşturuyor. Bu çocukların göç destinasyonu ise ağırlıklı olarak ABD ve Kanada oluyor.

Ancak bölgedeki göçmen çocukların karşılaştığı birçok yapısal sorun bulunuyor. ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin ülkenin güney sınırlarından yasa dışı yollarla içeri girerken yakalanan göçmenlerin çocuklarını yargılama sürecinde alıkoyma uygulaması bunun bir örneğini oluşturuyor.

Asya’nın Çocukları da Mülteci…

Nüfusu kalabalık olan Asya ülkelerinde ve Ortadoğu’da da göç etmek zorunda olan 18 yaş altı toplam 12 milyon çocuk bulunuyor.

Asya dünyada en fazla mülteci, sığınmacı ve yerlerinden edilmiş çocuğa ev sahipliği yapıyor.

Bölgede en çok göç veren ülkeler arasında bulunan Afganistan’dan kaçmak zorunda kalan çocukların çoğu Pakistan ve İran’da yeniden hayata tutunmaya çalışıyor.

Öte yandan bölgede Myanmar ordusu ve Budist milliyetçilerin zulmünden kaçan yaklaşık 700 bin Arakanlı Müslümanın 385 bini çocuklardan oluşuyor.

Ortadoğu’da Suriye, Irak ve Yemen en çok göç veren ülkeler olarak ön plana çıkıyor. Ülkelerindeki kaostan kaçan çocukların birçoğu Türkiye, Ürdün, Pakistan, Lübnan gibi ülkelere göç ediyor.

Suriye savaşı nedeniyle son yıllarda Türkiye en çok göç alan ülkelerden biri oldu. Suriye’deki savaş yüzünden Türkiye’ye yaklaşık 3,5 milyon Suriyeli geldi. Suriyelilerin yanı sıra Irak, Afganistan gibi diğer ülkelerden gelenlerle Türkiye’deki 3,9 milyon kişinin 1,7 milyonunu çocuklar oluşturuyor.

Ortadoğu ve Asya’da göç etmek zorunda kalan çocukların yüzde 45’inin Suriyeli ve Afgan.

Avrupa’da En Çok Mülteci Almanya ve Sırbistan’da

Avrupa, çoğunluğu Suriyeli, Afgan ve Iraklı olmak üzere toplamda 5,4 milyon yerlerinden edilmiş, sığınmacı ve mülteci çocuğa ev sahipliği yapıyor. Avrupa’da en fazla mülteci ve sığınmacı çocuk Almanya ve Sırbistan’da bulunuyor.

Ekseriyeti Ortadoğu ülkelerinden gelen, Akdeniz ve Balkanlar üzerinden Avrupa’ya ulaşmaya çalışan mülteci ve sığınmacıların karşı karşıya kaldıkları sorunların ardından 2015-2016 dönemi Avrupa’da “mülteci krizi” olarak anılıyor.

Bu dönemde yaklaşık 2,5 milyon çocuk yeni bir yaşam umuduyla ailesiyle veya tanıdıklarıyla hayati riskler alarak Avrupa’ya göç etti. Bu çocukların birçoğu ise Akdeniz üzerinden Yunanistan, İtalya ve İspanya’ya geçmeye çalışırken hayatlarını kaybetti.

Bunun yanı sıra Ukrayna’daki siyasi kriz de birçok çocuğun Rusya, Belarus ve Polonya’ya göç etmesine neden oldu.

Yerlerinden edilen, mülteci ve sığınmacı çocukların karşılaştıkları en büyük sorunlar arasında ailelerinden ayrı olmak, gerekli korunma ve bakımdan mahrumiyetin yanı sıra eğitim, sağlık ve psikolojik destek gibi bulundukları ülkelerin kamu hizmetlerine ulaşımda yaşadıkları sıkıntılar bulunuyor.

Dünya genelinde çocukların yüzde 91’i ilköğretim düzeyinde eğitim alabiliyorken mülteci ve sığınmacı çocukların yüzde 61’i ilköğretim imkanına sahip. Öte yandan, ortaokul düzeyinde dünya ortalaması yüzde 84 iken mülteci ve sığınmacı çocukların yalnızca yüzde 23’ü ortaokula gidebiliyor.

Göç etmek zorunda kalan çocukların karşılaştıkları en büyük problem insan ticareti yapan çetelerin kurbanları olmaları. Bu kurbanların yaklaşık yüzde 28’ini mülteci ve sığınmacı çocuklar oluşturuyor.

Sahraaltı Afrika, Orta Amerika ve Karayipler gibi bölgelerde ise insan ticareti kurbanı çocuk oranı yüzde 64’e kadar çıkabiliyor.

Milyonlarca Çocuk Eğitimden Uzak

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu UNICEF, çatışmaların ya da doğal afetlerin etkilediği ülkelerde yaşayan 5 ile 17 yaş arası her üç çocuk ve gençten 1’i okula gitmiyor. Bu da 104 milyon çocuğun okula gitmediği anlamına geliyor.

UNICEF tarafından hazırlanan yeni rapora göre bu sayı tüm dünyada okul dışı çocuk sayısının üçte birinden fazlasını oluşturuyor.

Tüm dünyada, 5 ile 17 yaş arasında olup okula gitmeyen çocuk ve genç sayısı toplam 303 milyonu buluyor.

Mülteci ve Sığınmacı Çocuklarla İlgili Veri Yetersiz

Dünyada mülteci ve sığınmacı çocukların mevcut durumu ve yaşadıkları problemlerle etkin mücadele edilmesinin önündeki en büyük engellerden birini konuyla ilgili sağlıklı verilerin bulunmaması oluşturuyor.

 

Bu kapsamda BM, “Göç eden çocukları korumak daha sağlam veriyle başlar” temasıyla yerlerinden edilen, sığınmacı ve mülteci statüsündeki çocuklarla ilgili veri edinilmesinin nasıl olabileceği ve pratikte bu verilerin nasıl kullanılabileceğiyle ilgili farkındalık yaratmak için yayımladığı broşürle, ilgili kurum ve kuruluşları gerekli adımları atmaya çağırıyor.

(Yeni Şafak, 1 Ekim 2018)

 

Yunanistan’da Mülteci Kampında Çıkan Olaylarda 1 Kişi Öldü, 8 Kişi Yaralandı

Yunanistan’da yerel basındaki haberlere göre, Atina’nın kuzeyindeki Malakas’taki göç merkezinde, mülteciler arasında çıkan çatışmalarda bir Suriyeli mülteci öldü, sekiz kişi de yaralandı.

Suriyeli ve Afganistanlı gruplar arasındaki çatışmalar cuma günü başladı. Ağır bir şekilde dövülen 31 yaşında bir Suriyeli mülteci hayatını kaybetti. Olaylarda yaralanan sekiz kişi de hastaneye kaldırıldı.

Polis failleri bulmak için soruşturma başlattı. Çatışmanın nedeniyle ilgili henüz bir açıklama yapılmadı

(Sputnik, 30 Eylül 2018)

 

Sudan Mülteci Akınına Karşı Uluslararası Yardım İstedi

Sudan lideri, insan kaçakçılığı ve düzensiz göçle mücadelede uluslararası toplumun desteğini istedi

Sudan Devlet Başkanı Ömer el-Beşir, uluslararası topluma insan kaçakçılığı ve düzensiz göçle mücadelede ülkesine destek olması çağrısında bulundu.

Sudan parlamentosunun yeni dönem açılış oturumunda konuşan Beşir, uluslararası toplumun sorumluluklarını yerine getirerek, insan kaçakçılığı ve düzensiz göçle mücadele konusunda Sudan’a daha çok destek vermesini istedi.

Beşir, ülkenin geleceği ve vatandaşların güvenliğinin korunması için yabancı varlığının kontrol altına alınmasına yönelik çabaları iki katına çıkardıklarını söyledi.

Sudan’ın “bölgenin istikrarı ve kalkınmasında güvenilir bir ortak” olduğunu belirten Beşir, Güney Sudan’da barış anlaşmasının imzalamasında ve Orta Afrika Cumhuriyeti’nde çatışan tarafların bir araya gelmesinde önemli rol üstlendiklerini ifade etti.

Beşir, tüm bunların öncelikle çevredeki Afrika ve Arap ülkeleriyle, ardından birçok Avrupa devleti, Türkiye, Rusya, Çin’le ilişkilerinde Sudan’ın bölgesel ve uluslararası konumunu güçlendirdiğini vurguladı.

Güney Sudan’da hükümet ile silahlı muhalifler, Sudan’ın büyük uğraşılarının ardından geçen ay Etiyopya’nın başkenti Addis Ababa’da barış anlaşmasına imza atmıştı.

Orta Afrika’daki silahlı grupların temsilcileri de geçen ay Sudan Cumhurbaşkanı Beşir’in ara buluculuğunda başkent Hartum’da yapılan görüşmenin sonunda barış ve siyasi istikrar için çalışma taahhüdünde bulunmuştu.

Sudan, son yıllarda ikiye katlanan insan ticaretine karşı mücadele veriyor. Organize çetelerin yürüttüğü insan kaçakçılığı faaliyetleri doğu sınırındaki Etiopya ve Eritre’den kuzeydoğudaki Libya sınırına dek uzanıyor.

Birleşmiş Milletler verilerine göre, Sudan’da 750 bine yakın sığınmacı bulunuyor. Hartum hükümeti ise ülkedeki sığınmacı sayısının yaklaşık 1 milyon 300 bin olduğunu belirtiyor.

(Dünya Bülteni, 1 Ekim 2018)

 

Göç ve İltica Terimleri Sözlüğü: Sık Karıştırılan Kavramlar

Kamuoyunda “göçmen”, “sığınmacı” veya “mülteci” ayrımı çoğunlukla doğru yapılamıyor. Bu durum bir kavram karmaşasına neden oluyor. Sık karıştırılan bazı iltica terimlerini derledik.

İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en ağır mülteci krizinin yaşandığı günümüzde, o yıllarda vatandaşları şiddet ve çatışmalardan kaçıp diğer ülkelere sığınan Avrupa ülkeleri bu kez kendileri ev sahibi konumunda. 2011’de başlayan iç savaşla birlikte Suriye’den kitleler Avrupa’ya akın etti. En fazla Suriyeliyi ağırlayan ise komşu ülke Türkiye oldu.

Mülteci krizi; Avrupa Birliği’ni ve Türkiye gibi, “transit” ülke konumundan hızla ev sahibi ülke konumuna evrilen ülkeleri hazırlıksız yakaladı. İzlenecek ortak mülteci politikası konusunda Birlik içindeki tartışmalar hâlâ devam ediyor. Göç ve iltica terminolojisinde uluslararası anlaşmalarda düzenlenmiş kimi kavramların ülkeler özelinde yeniden yorumlanması da bir anlam karmaşasına ve tartışmaların büyümesine neden oldu.

Yaşanan bu kavram karmaşasının basında yer alan haberlere de yansıdığı görüldü. Türk basınında olduğu kadar Avrupa basınında da ülkelerinden kitleler hâlinde ayrılmak zorunda kalanlar kimi zaman sığınmacı, kimi zaman mülteci, bazen göçmen; hatta bazen de “kaçak göçmen” olarak nitelendirildi.

Peki, bu kavram kargaşasına neden olan ne? Türkiye’de uluslararası hukukta kabul görmüş anlamlarıyla mültecilerden ve sığınmacılardan bahsetmek mümkün mü?

Göçmen, Sığınmacı, Mülteci Tanımları ve Sıkça Karıştırılanlar

Mülteci: 28 Temmuz 1951’de Cenevre’de imzalanan ve iltica terminolojisinin temelini oluşturan Birleşmiş Milletler (BM) Mültecilerin Hukuki Durumuna İlişkin Sözleşme’ye göre mülteci; “ırkı, dini, milliyeti, belirli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasi düşünceleri nedeniyle zulüm göreceği konusunda haklı bir korku taşıyan, bu yüzden ülkesinden ayrılan ve korkusu nedeniyle geri dönemeyen veya dönmek istemeyen kişidir.” Hukuki statü olarak da bu şartları sağlayan ve “mülteci” olarak tanınmış kişileri ifade eder. Mülteciler, gönüllü olmadığı takdirde ülkelerine geri gönderilemezler.

Sığınmacı: Uluslararası koruma arayan, başvuruda bulunduğu ülkede yetkili makamlarca başvurusu henüz sonuçlandırılmamış, yani henüz resmi olarak mülteci statüsü verilmemiş kişileri ifade eder. Her sığınmacı mülteci olarak tanınmaz, ancak her mülteci iltica sürecinin başında sığınmacıdır.

Göçmen: BM’ye göre, uluslararası göçmenin resmi bir tanımı bulunmamakta. Ancak uzmanların çoğu “göçün nedeni ve hukuki statüsünden bağımsız olarak ikamet ettiği ülkeden ayrılarak başka bir ülkeye giden kişi” tanımı üzerinde hemfikir. Burada “göçün sebebinden ve göçmenin statüsünden bağımsız” vurgusu önemli. Örneğin Uluslararası Göç Örgütü (IOM) mültecileri de göçmen kategorisine alıyor. Ancak örgüte göre, “her mülteci göçmen sayılsa da her göçmen mülteci değil.”

Düzensiz Göçmen: Düzensiz göçmenin de uluslararası kabul görmüş bir tanımı bulunmuyor. Avrupa Komisyonu’na göre; “göç alan ülkeler” göç düzenlemelerinin gerektirdiği izin ve belgelere sahip olmaksızın ülkeye giriş yapan, buraya yerleşen ya da burada çalışanları “düzensiz göçmen” olarak tanımlıyor. Göç veren ülke için ise “düzensizlik” genellikle geçerli bir pasaportu ya da seyahat belgesi olmaksızın uluslararası bir sınırı geçen ya da ülkeyi terk edebilmesi için gereken idari yükümlülükleri yerine getirmeyenleri ifade ediyor.

Kaçak göç ve göçmen: İnsani yardım ve mülteci örgütlerine göre “kaçak göçmen” tabiri, suç işleme eylemiyle özdeşleştirildiğinden kaçınılması gereken bir kavram. Çünkü düzensiz göçmenlerin çoğu bir suç işlemiş olmuyor. Birçok ülkede ilgili belgeleri haiz olmaksızın bulunmak bir idari ihlal sayılıyor, ancak suç teşkil etmiyor. Bu hassasiyete atıfla BM, “düzensiz” ya da “belgelenmemiş” göç terimlerini kullanırken, Avrupa Komisyonu uzun bir süre “kaçak göç” teriminin kullanılmasından yanaydı. Kısa süre önce Avrupa Komisyonu da düzensiz göç kavramını kullanmaya başladı. Bununla birlikte Komisyon, göç ve göçmen arasında bir ayrım gözetiyor: Bir durum ya da süreci ifade etmek üzere “yasa dışı” kavramı hâlâ tercih edilebilirken, göçmenler söz konusu olduğunda “düzensiz” kavramını kullanıyor.

Coğrafi Sınırlama (Çekince) Nedir?

İlk imzalandığında “1951 yılı ve öncesi Avrupa’da meydana gelen olaylar nedeniyle mültecileri korumaya yönelik” ifadelerinin yer aldığı BM Mülteciler Sözleşmesi, 1967 Protokolü ile yeniden düzenlendi. Bu düzenlemeylezaman sınırlaması ve coğrafi şart kaldırıldı. Ancak daha önce coğrafi sınırlama beyanı ile anlaşmaya taraf olan ülkelere bu koşulu sürdürme hakkı tanındı.

Türkiye’de Mülteci ve Sığınmacılar

Türkiye,1967 Protokolü’ne “coğrafi sınırlama” şerhinin devamı ile taraf olan tek Avrupa Konseyi ülkesi. Yani, Türkiye yalnızca Avrupa ülkelerinden gelen sığınmacıları mülteci olarak kabul ederken, diğer ülkelerden gelenlere mülteci statüsü tanımıyor.

Türkiye’nin sürdürmekte ısrarcı olduğu “coğrafi sınırlama” şartı aralarında Uluslarası Af Örgütü’nün de bulunduğu birçok insani yardım örgütü tarafından eleştiriliyor. Bu örgütler, Türkiye’nin coğrafi ayrım yapmaksızın etkin bir uluslararası koruma imkanı sunmasını talep ediyor.

Geçici Koruma, Şartlı Mülteci, İkincil Koruma

Peki, Avrupa dışından gelenlerin Türkiye’deki statüsü ne oluyor?

Uluslararası iltica sistemi standartlarına yönelik yapılandırma çalışmalarının sürdüğü Türkiye’de 11 Nisan 2014’te yürürlüğe giren “Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu” ülkedeki sığınma sistemine ilişkin başlıca düzenlemeleri içeriyor.

Buna göre Türkiye, Avrupa dışı ülkelerden gelen ve uluslararası koruma başvuruları olumlu sonuçlanmış kişilere üçüncü ülkelere yerleştirilinceye dek “geçici koruma” sağlıyor ve bu sığınmacıları “şartlı mülteci” olarak kabul ediyor.

Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’ne göre, mülteci veya şartlı mülteci olarak nitelendirilemeyen, ancak menşe ülkesine ya da ikamet ülkesine geri gönderildiği takdirde ölüm, şiddet ya da başka bir tehditle karşı karşıya kalacak olan yabancı ya da vatansız kişiye ise statü belirleme işlemleri sonrasında “ikincil koruma” statüsü veriliyor.

Suriyelilerin Durumu

BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne göre Türkiye’de Ağustos ayı itibariyla yaklaşık 3 milyon 500 bin kayıtlı Suriyeli sığınmacı bulunuyor. Ancak coğrafi sınırlama Suriyeliler için de geçerli olduğundan, hukuki statü olarak mülteci sayılmıyorlar.

Türkiye, Suriyelileri Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nda düzenlenen “geçici koruma” kapsamına alıyor ve “şartlı mülteci” kabul ediyor.

Güvenli Ülke

İltica terminolojisinde en tartışmalı kavramlardan biri de “güvenli ülke.” BM’ye göre güvenli ülke kavramı ikiye ayrılıyor: Birinci kategori, mülteciliğe sebebiyet veren şartların oluşmadığı varsayılan güvenli menşe ülkeleri (Safe Country of Origin); ikincisi ise iltica arayışında olanların sığınabilecekleri güvenli ülkeleri (Safe Country of Asylum) ifade ediyor.

Peki, bu bağlamda Türkiye sığınmacılar için güvenli bir ülke mi? Uluslararası Af Örgütü’ne göre, hayır. Örgüt, sığınmacı ve mültecilerin Türkiye’deki durumuna odaklanan bir raporda Türkiye’nin her şeyden önce burada yaşayan sığınmacı ve mültecileri insan hakları ihlallerine maruz kalabilecekleri Afganistan, Suriye ve Irak gibi ülkelere göndererek “geri göndermeme” (non-refoulement) ilkesini ihlal ettiğine dikkat çekiyor.

Ayrıca örgüt, 2016 yılına ait raporda Türkiye’nin AB ve uluslararası hukukta öngörülenin aksine ülkede sığınmacı ve mültecilere etkili koruma sağlamadığını savunuyor.

Af Örgütü yeni ve henüz gelişimini tamamlamamış sığınma sistemi, kalıcı çözümlere makul sürede erişimin mümkün olmaması ve onurlu yaşam koşulları için yetersiz destek gibi başlıklar altında eleştirdiği Türkiye’yi “güvenli olmayan sığınak” olarak tanımlıyor.

(Deutsche Welle, 26 Eylül 2018)

 

Suriyeli Çocuklara Sınırda Aşı Uygulaması

Kurban Bayramı için aileleriyle ülkelerine giden Suriyeli çocuklara, Türkiye’ye girişleri sırasında çocuk felci, kızamık, kızamıkçık ve kabakulak aşıları yapılıyor

Kurban Bayramı dolayısıyla aileleriyle ülkelerine giden Suriyeli çocuklara, Türkiye’ye dönüşleri sırasında çocuk felci, kızamık, kızamıkçık ve kabakulak aşısı uygulanıyor.

Ülkelerinden dönen Suriyeliler, Türkiye’ye giriş öncesi Babel Hava Sınır Kapısı ile Hatay’ın Reyhanlı ilçesindeki Cilvegözü Sınır Kapısı arasındaki ara bölgeye kurulan sağlık çadırına alınıyor.

Sağlık Bakanlığı personelince burada çocuklara çocuk felci, kızamık, kızamıkçık ve kabakulak aşısı uygulanıyor.

Sınırda görevli 12 sağlık personeli tarafından şu ana kadar 14 bin 400 Suriyeli çocuğa aşı yapıldığı, uygulamanın 31 Aralık’a kadar devam edeceği öğrenildi.

(Mynet, 1 Ekim 2018)

 

Zorla Bir Depoda Tutulan 60 Suriyeli Kurtarıldı

Adana polisi ihbar üzerine düzenlediği baskında bir depoda zorla tutulan ve aralarında kadınlar ile çocukların da bulunduğu 60 Suriyeliyi kurtardı. Olayla ilgili “Ebu Talip” kod adlı Suriye uyruklu İ.A.’nın da aralarında olduğu 11 şüpheli yakalanarak tutuklandı.

Yabancılar Şube Müdürlüğü ekipleri, bir depoda zorla tutulan yabancı uyruklu kişiler olduğu ihbarını aldı. Adrese baskın yapan polis, aralarında kadın ve çocukların da olduğu Suriyeli 60 kişiyi kurtardı.

Yasa dışı yollardan yurt dışına çıkarılmaya hazırlanan Suriyeliler, İl Göç İdaresi Müdürlüğü’ne teslim edildi. Olayla ilgili “Ebu Talip” kod adlı İ.A.’nın da olduğu 4’ü Suriyeli 11 şüpheli yakalandı.

Emniyette sorgulanan 11 şüpheli, çıkarıldıkları nöbetçi mahkemece tutuklandı.

(CNN Türk, 1 Ekim 2018)

 

Türkiye’de Yüzlerce Kaçak Göçmen Yakalandı!

Türkiye’ye yasa dışı yollardan giren çok sayıda göçmene yönelik operasyon başlatıldı. Operasyonda çok sayıda kaçak göçmen yakalandı.

Tekirdağ’da 131 Kaçak Göçmen Yakalandı

Tekirdağ’da polisin yaptığı çalışmada ülkeye yasa dışı yollardan girdikleri belirlenen Pakistan ve Afganistan uyruklu 131 kaçak göçmen yakalandı.

Tekirdağ Emniyet Müdürlüğü, Terörle Mücadele ve Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Çorlu ilçesinde ülkeye yasa dışı yollardan giriş yaptığını belirlediği kaçak mültecilere yönelik operasyon düzenledi. Operasyonlarda 27’si Pakistan, 104’ü Afganistan uyruklu olmak üzere 131 kaçak göçmen yakalandı. Sağlık kontrolünden geçirilen göçmenler, emniyetteki işlemlerinin ardından Tekirdağ Göç İdaresi’ne teslim edildi.

Çanakkale’de 57 Kaçak Göçmen Yakalandı

Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinden yasadışı yollarla Yunanistan’ın Midilli Adası’na geçiş yapmak isteyen 57 kaçak göçmen, jandarma tarafından yakalandı.

Yasa dışı geçişlere karşı önlemlerini sürdüren Çanakkale İl Jandarma Komutanlığı’na bağlı ekipler, Ayvacık-Küçükkuyu sahil yolunda bir grup kaçak bulunduğu ihbarı üzerine harekete geçti. Bölgeye düzenlenen operasyonda, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu Afganistan uyruklu 57 kaçak yakaladı.

Ayvacık İlçe Jandarma Komutanlığı’na getirilen kaçaklar, işlemlerinin ardından Yabancıları Geri Gönderme Merkezi’ne teslim edildi.

Hatay’da 42 Düzensiz Göçmen Yakalandı

Hatay’ın Altınözü ilçesinde Suriye’den Türkiye’ye yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 42 düzensiz göçmen yakalandı.

Suriye sınırında devriye görevi yapan hudut birlikleri, Altınözü kırsalında sınırı yasa dışı yollarla geçmeye çalışan bir grubu tespit etti.

Yakalanan ve Suriyeli olduğu belirlenen 42 düzensiz göçmen, gerekli işlemler için jandarmaya teslim edildi.

Van’da 747 Kaçak Göçmen Yakalandı

Van’da, jandarma ekiplerinin yol uygulamalarında, 747 kaçak göçmen yakalandı. Denetimlerde uyuşturucu ve kaçak sigara da ele geçirilirken, gözaltına alınan 34 kişiden 5’i tutuklandı.

Van İl Jandarma Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ile İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, Van merkez ve bağlı ilçelerde yol uygulamaları gerçekleştirdi. Denetimlerde, yurda yasa dışı yollarla girdiği belirlenen 747 kaçak göçmen yakalandı. Uygulamalarda 3 kilo 165 gram eroin, 30 gram metamfetamin, 18 bin 270 paket gümrük kaçağı sigara, 240 litre akaryakıt, 140 kilogram nargile tütünü ele geçirildi. Denetimler sonucu 34 kişi gözaltına alındı. İşlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden 5’i, çıkarıldığı mahkemece tutuklanırken, 6’sı da adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Van İpekyolu İlçesinden Evde 140 Kaçak Göçmen Yakalandı

Van’ın merkez İpekyolu ilçesindeki evde, yurda yasa dışı yollarla giriş yaptıkları belirlenen Pakistan ve Afganistan uyruklu 140 kaçak göçmen yakalandı.

Van Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, Merkez İpekyolu ilçesi Hacıbekir Mahallesi Gülistan Sokakta bir evde kaçak göçmen olduğu ihbarı üzerine operasyon düzenledi. Operasyonda, evde yurda yasa dışı yollarla girdikleri belirlenen Afganistan ve Pakistan uyruklu 140 kaçak göçmen yakalandı. Olayla ilgili göçmen kaçakçılığı yaptığı belirlenen  E.A. gözaltına alınırken, göçmenler emniyet müdürlüğündeki işlemlerinin ardından Van İl Göç İdaresi’ne teslim edildi.

Başkale’de de 161 Düzensiz Göçmen Yakalandı

Van’ın Başkale ilçesinde, yurda yasa dışı yollarla girdiği  belirlenen 161 düzensiz göçmen yakalandı.

Eşmepınar, Albayrak, Güzeldere jandarma karakolu komutanlığı ekipleri,  sınırdaki devriye görevi sırasında ayrı ayrı yürüyen grupları fark etti.

Yapılan kontrollerde yurda yasa dışı yollardan girdikleri tespit  edilen biri kadın, 5’i çocuk 161 düzensiz göçmen yakalandı.

İlçe Jandarma Komutanlığınca yiyecek ve içecek ikram edilen düzensiz  göçmenler, Başkale Devlet Hastanesi’ndeki sağlık kontrolünden sonra İl Göç  İdaresi Müdürlüğüne teslim edildi.

İzmir’de Lastik Botta 84 Düzensiz Göçmen Yakalandı

İzmir’in Dikili ilçesi açıklarında yasa dışı yollardan Yunanistan’a geçmeye çalışan 84 düzensiz göçmen yakalandı.

Alınan bilgiye göre, Sahil Güvenlik mobil radarı, Bademli önlerinde şişme lastik bot içerisinde bir grup düzensiz göçmeni tespit etti.

Bölgeye görevlendirilen Sahil Güvenlik ekiplerinin durdurduğu botta yakalanan 46 göçmen kıyıya getirildi.

Denizköy önlerinde tespit edilen lastik botta da 38 göçmen yakalandı.

Düzensiz göçmenler işlemlerinin ardından İl Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edildi.

(Vatan, 1 Ekim 2018)

 

Edirne’de Mülteci Botu Battı: 5 Ölü

Edirne’de göçmenleri taşıyan botun batması sonucu 5 kişi hayatını kaybetti.

Edinilen bilgiye göre, Edirne’nin Enez ilçesinde kaçak göçmenleri taşıyan bot Sultaniçe beldesi açıklarında alabora olması sonucu battı. Batan bota arama kurtarma çalışmaları başladı. İlk belirlemelere göre, Sahil Güvenlik Komutanlığı ekipleri, 5 kaçak göçmenin cesedini çıkardı.

Batan botta başka kaçak göçmenlerin olacağı ihtimallerine karşı arama kurtarma çalışmaları devam ediyor.

(Haber Türk, 1 Ekim 2018)