2 Ağustos 2018 tarihinde Türkiye’de ve dünyada göç, göçmen, mülteci ve sığınmacılar konusunda gündemde öne çıkan başlıklar…

 

İzmir’de Suriyelilerin Geçici Kimlik İzdihamı

Sabahın erken saatlerinden itibaren çok sayıda Suriyeli sığınmacı, geçici koruma kimlik belgesi almak için İzmir Göç İdaresi Müdürlüğü önünde toplanınca izdiham yaşandı. Bazı bebekler ezilme tehlikesi geçirirken polisin Suriyelilerin sıraya girmesini sağlayarak izdihamı sona erdirdiği bildirildi.

Konak’taki İzmir Göç İdaresi Müdürlüğü önünde, geçici koruma kimlik belgesi almak isteyen Suriyeli sığınmacılar sabahın erken saatlerinden itibaren toplanmaya başladı. Randevuların aynı güne verilmesi nedeniyle, saatler geçtikçe sayıları yaklaşık 500’ü bulan sığınmacılar, işlemlerini olabildiğince erken bitirmek için içeriye girmek istedi. Yaşanan izdihamda, bazı Suriyeli bebekler ezilme tehlikesi geçirdi.

Polis Sıraya Sokmaya Çalıştı

Demirören Haber Ajansı’nın (DHA) haberine göer, durumun bildirilmesi üzerine bölgeye gelen Konak İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Suriyelileri sıraya sokmaya çalıştı. Polislerle göçmenler arasında zaman zaman tartışmalar yaşandı. Ortalık sakinleşmeyince Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü’nden takviye ekip istendi.

‘Başka Yer Mi Yok?’

Gelen çevik kuvvet polisleri, göçmenlerin sıraya girmelerini sağladı. Sokakta, davetiye basım işiyle uğraşan bir esnaf ise “Her gün aynı şey, yeter artık, bıktık. Koskoca İzmir’de buradan başka yer yok mu, işimizi gücümüzü yapamıyoruz” diyerek duruma tepki gösterdi.

(Sputnik Türkiye, 1 Ağustos 2018)

 

Calais: Bölgedeki Tanıklara Göre, Dört Polis Göçmenler Tarafından Yaralandı

Valilik kaynaklarından öğrenilene göre, pazartesi günü öğleden sonra Calais’de, biri kafasından olmak üzere dört polis memuru göçmenler tarafından yaralandı. Unsa-Police Birliği bunun “gerçek bir pusu” olduğunu belirtiyor.

CRS (Güvenlik Kuvvetleri), pazartesi günü saat 14: 45’te sanayi bölgesi Marcel Doret’e, Calais limanından çok uzak olmayan bir yere müdahale etti. Pas-de-Calais vilayetine göre “göçmenlerin bir şirkete girmesi” nedeniyle oraya gönderilmişlerdi.

Müdahale sırasında, Vilayet “CRS’ın üzerine bir grup göçmen atladı ve dört CRS yaralandı. Bunlardan biri, kafasında yaralandı, bilinci açıktı ve müdahale için hastaneye götürüldü.” şeklinde açıklama yaptı.

“Prosedür Her Zaman Aynıdır”

Pas-de-Calais’nin Valisine hitaben bir mektupta, Unsa – polis sendikası şiddeti kınadı. “Prosedür her zaman aynıdır. Başlangıçta CRS, küçük bir göçmen grubunun suçlarını durdurmak için gerekli müdahaleye müdahale eder. Ardından, yüzlerce göçmen ortaya çıkar ve yaralayıcı alet kullanabilen arkadaşları şiddetli saldırılar yapmak için etrafı kuşatır.”

Yetkililerin son sayısına göre, 350 ila 420 göçmen (derneklere göre 400 ila 800 arasında) İngiltere’yi ziyaret etmek için Calais’de bulunuyor.

(20 Minutes, 2 Temmuz 2018)

 

Boulogne, Bir Spor Salonunda 57 Sığınmacıya Ev Sahipliği Yapıyor

Le Parisien’e göre, spor salonu Denfert-Rochereau’nun, göçmenler için Ağustos ayı sonuna kadar ev sahipliği talep edildi.

Göçmenler Paris’teki Aubervilliers kapısından kısa bir otobüs yolculuğunun ardından 30 Temmuz Pazartesi günü geldiler. Elli yedi sığınmacı, valinin geçici olarak yüz göçmene ev sahipliği yapması için talep ettiği Boulogne-Billancourt’daki Denfert-Rochereau Spor Salonu’nda ağırlanıyor.

Yüksek sıcaklıklardan ve ayrıca gelen sığınmacı akınından dolayı, bölge vilayeti on gün boyunca kabul kapasitesini geçici olarak arttırdı. Ile-de-France’da açılmış olan 10.000 merkeze ek olarak sekiz spor salonu bulunmaktadır.

İki Hafta İçin Destek

30 Temmuz Pazartesi günü Paris’teki Aubervilliers kapısında, bölge valiliği ve Fransa Terre d’Asile gönüllüleri tarafından yüzlerce göçmen karşılandı, daha sonra farklı merkezlere götürüldü. Elli yedi kişi Boulogne’ye getirildi.

Alteralia Derneği göçmenler için iki hafta boyunca görevlendirildi. “İnsanlar geliyor, yemekler veriyoruz ve sonra onların durumuna bağlı olarak kendileri için doğru adımlara yönlendirmeye çalışıyoruz” diyor Alteralia yönetmeni Christophe Ogauger. Boulogne’de sadece Eritre, Afganistan veya Sudan’dan erkekleri ağırlıyoruz. Spor salonu Ağustos ayı sonuna kadar bu konuda hizmet verecek.

(Le Parisien, 30 Temmuz 2018)

 

Fransa Sığınmacı Başvurularının Tamamlanma Süresini Kısalttı

Al Jazeera’nın haberine göre, Fransız Senatosu, mültecilerin sığınma talebinde bulunabileceği süreyi ve reddedilen bir karara itiraz etmek için gün sayısını kısaltan ancak sınır dışı edilmeden önce ne kadar süreyle tutuklu kalınacağını arttıran yasa tasarısını kabul etti.

Fransız Senatosu oylarını sığınma talebi başvurularını 11 aydan 6 aya indiren yasa değişikliğinden yana kullandı. Yeni yasa, reddedilen sığınmacıların hızlı bir şekilde sınır dışı edilmesini amaçlarken, kabul edilenlerin hızlı bir şekilde işleme alınmasını amaçlamaktadır.

(Al Jazeera, 1 Ağustos 2018 )

 

Avrupa Göçü Durdurmak için Fas’a Para Yardımı Yapacak

İspanya’nın Dışişleri Bakanı Josep Borell, Avrupa Birliği’nin yürütme organının, çoğunluğu Fas’tan olmak üzere, göçmenlerin gelişini önlemek için 55 milyon avro (64,2 milyon dolar) ayırdığını söyledi.

Bakan Borell, ayrılan paranın en az yarısının “Fas’taki mevcut koşulları hafifletmek” için kullanılacağını, mültecileri Avrupa’ya kaçak yoldan taşıyan ve Fas’tan hareket eden botların Cebelitarık Boğazı boyunca İspanyol makamları üzerinde baskı oluşturduğunu da belirtti.

Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker, Avrupa Birliği’nin Kuzey Afrika krallığına geçtiğimiz on yılda göçün üstesinden gelmek için 100 milyon avroyu (117 milyon $) aşkın para yardımında bulunduğu açıkladı.

Avrupa Komisyonu Başkanı Juncker, Çarşamba günü Twitter üzerinden İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’e: “Avrupa Birliği katkısını arttırmaya hazırdı ancak AB üyesi ülkelerin Afrika için oluşturulacak ortak bir fonu desteklemeli” ifadelerini kullandı.

(ABC News, 1 Ağustos 2018)

 

İskoçya’da Mülteci Tahliyeleri Yüzünden ‘Açlık Grevi’ Başlatıldı

İki Afgan, dün İskoçya’da evlerinden tahliye edileceği söylendikten sonra Glasgow’daki İçişleri Bakanlığı önünde açlık grevine başladılar. Rahman Şah ve Irwais Ahmadzai, mülteci statüleri reddedildikten sonra ev sahipleri Serco tarafından tahliye edilmeye maruz kalan 300 sığınmacı arasında yer alıyor. Bay Shah ve Ahmedzi Afganistan’ın geri dönmek için güvenli bir yer olmadığını söylüyor ve İçişleri Bakanlığı durumlarına tekrar bakmayı kabul edene kadar protestolarına devam edeceklerini söylüyorlar.

Normalde, Bakanlık mülteci statüsü vermeyeceğinin ve fonlarını, desteklerini geri çekme kararını verseler bile, sığınma evinde kalanlar için kesin değişiklikler uygulamamaktadır. Ancak Serco, şirketinin çıkardığı bir kararla 300 kişiyi kararın ertesi gün tahliye etmişti.

Serco, bunun mültecilerin yararına olduğu konusunda ısrar etmişti, ancak şirket, kar etmeyi insan hayatının önüne koymakla suçlayan politikacılar ve mülteci yardım kuruluşları tarafından ağır bir şekilde eleştirildi.

Şah, BBC İskoçya’ya, 32 yıl önce Pakistan’da bir mülteci kampında dünyaya geldiğini ve tüm hayatı boyunca bir mülteci olduğunu söyledi. İngiltere’ye geldiğinde “çok mutlu” olduğunu  çünkü “burada çok sayıda özgürlük, çok sayıda fırsat var” denilmişti ama şimdi “burada insan haklarına sahip olmadıklarına” inanmakta ve açlık grevi konusunda çok ısrarcı davranacağını belirtti.

(BBC, 2 Agustos 2018)

 

ABD Göçmen Çocuklara Psikotropik İlaçlar Veriyor!

Shiloh adlı gözaltı merkezinde göçmen çocuklara Parkinson ve depresyon hastalarının tedavisinde kullanılan reçetesiz psikotropik ilaçlar verildiği ortaya çıktı, yanında yetişkin biri olmayan çocuklara ailelerinin rızası olmadan ilaç verilmesinin durdurulmasına hükmedildi. Amerika Los Angeles Bölge Mahkemesi Yargıcı Dolly Gee, Teksas’taki toplama merkezinde yanında yetişkin bir velisi bulunmayan ve zorla ailelerinden ayrılan göçmen çocuklara ailelerinin rızası olmadan psikotropik ilaçlar verilmesinin durdurulmasına hükmetti. Konu hakkında açıklama yapan, hükümetin aile ayrımı politikasına karşı çıkan grupların koalisyonu adına Jess Morales Rocketto, “Federal bir yargıç zaten bildiğimiz şeyi doğruladı. Çocuklar hükümetin gözaltı merkezlerinde kötü muameleye, zalim ve insanlık dışı koşulllara maruz kalıyorlar” derken, çocuklardan biri de, “Bazen bir ya da iki görevli kollarımdan tutuyor ve bir hemşire bana iğne yapıyor” diye konuştu. Bir kız çocuğunun annesi ise, kızına ilaç verilmesi için kendisine telefon numarası ve adresi olmasına rağmen rızası olup olmadığının sorulmadığını belirtti.  Geçtiğimiz Pazar günü itibarıyla 700’den fazla göçmen çocuk sığınmacı göçmen ailelerinden ayrı kalmaya devam ediyor. Bu durum ise Trump yönetimini aileleri birleştirmek için gün vererek mecbur kılan mahkeme kararına rağmen devam ediyor.

(Haber Türk, 2 Ağustos 2018)

 

Almanya’da Her Dört Kişiden Biri Göçmen Kökenli

2017 yılı verilerine göre 82 milyon nüfuslu Almanya’da yaşayan yaklaşık her dört kişiden biri göçmen kökenli. İlk kez çıkarılan bir istatistiğe göre de 2,5 milyon hanede Almanca dışında bir dil konuşuluyor. Federal İstatistik Kurumu’nun Çarşamba günü açıkladığı verilere göre Almanya’da yaşayan göçmen kökenlilerin sayısı 2017 yılında bir önceki yıla göre yüzde 4,4 oranında artış gösterdi. Bu oran 82 milyonluk ülkenin yaklaşık dörtte birine tekabül ediyor. Açıklanan verilere göre, 2017 yılında ülkede yaşayan göçmen kökenlilerin sayısı 19 milyon 300 bine ulaştı. Almanya’da bir kişinin kendisinin ya da ebeveynlerinden en az birinin Alman vatandaşı olarak doğmaması durumunda göçmen kökenli kabul ediliyor. 2017 yılındaki artışa göre 2 milyon 800 bin Türkiye, 2 milyon 100 bin Polonya, 1 milyon 400 bin Rusya, 1 milyon 200 bin Kazakistan ve 900 bin Romanya kökenli Almanya’daki en büyük göçmen grupları oluşturuyor.

Evlerde Almanca Yerini Alan Diller

Mikrozensus araştırması kapsamında 2017 yılında ilk kez hanelerde konuşulan diller de saptandı. Federal İstatistik Kurumu araştırmaya dayanarak verdiği bilgide, birden fazla kişinin yaşadığı toplam 24 milyon hanenin 2 milyon 500 bininde Almanca yerine ağırlıklı olarak yabancı bir dil konuşuluyor. Bu diller sırasıyla Türkçe, Rusça, Polonyaca ve Arapça. 2017 yılı verilerine göre Almanya’da yaşayan göçmen kökenlilerin yüzde 51’inin Alman pasaportu bulunuyor. 19 milyon 300 bin göçmen kökenlinin 13 milyon 200 bininin kendi istekleriyle Almanya’ya yerleştikleri bilgisi verildi. 2017 yılında göçmen kökenlilere Almanya’ya gelişlerinin ana gerekçesi de soruldu. Verilen yanıtlara göre en yoğun olarak ailevi gerekçelerle Almanya’ya yerleşme kararı alınıyor.

(Deutsche Welle Türkçe, 1 Ağustos 2018)

 

‘Yonca-Onuk’ Kaçakçılara ve Yunan Sahil Güvenlik Botlarına Göz Açtırmıyor

Türk mühendisleri tarafından yapılan, dünyanın en hızlı ve radara yakalanmayan Sualtı Taarruz Timi (SAT) intikal botlarından ‘Yonca-Onuk’, Bodrum’a geldi. Bota, yaz boyunca Bodrum ve mahalleleri Yalıkavak, Gümüşlük, Turgutreis, Akyarlar, Bitez açıkları ile Kardak Kayalıkları arasındaki bölgede, göçmen kaçakçılığı ve Yunan sahil güvenlik botlarının Türk sularını ihlalini önlemede, ani müdahale görevi verildiği öğrenildi. Türk mühendisi Ekber Onuk tarafından üretilerek Sahil Güvenlik Komutanlığı Aksaz Askeri Üssü’nde konuşlandırılan ve yaptığı 120 kilometre hız ile dünyanın en hızlı ve donanımlı, ayrıca radara yakalanmayan askeri botlarından olan MRTP 22 U tipi, Türk SAT intikal botu ‘Yonca-Onuk’, Bodrum Gemi Yanaşma İskelesi’ne geldi.

(Takvim, 1 Ağustos 2018)

 

Muş’ta 99 Düzensiz Göçmen Yakalandı

Muş’ta, yurda yasa dışı yollarla girdikleri belirlenen 99 düzensiz göçmen yakalandı. Valilikten yapılan açıklamaya göre, güvenlik güçlerince gerçekleştirilen çalışmalarda 68 Afganistan, 18 Bangladeş ve 13 Pakistan uyruklunun yurda yasa dışı yollarla girdikleri belirlendi. Düzenlenen operasyonda göçmenler yakalanırken, organizatörlük yaptıkları gerekçesiyle 2 şüpheli gözaltına alındı. Yakalanan düzensiz göçmenler işlemlerinin ardından İl Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edildi.

(Posta, 1 Ağustos 2018)

 

Bosna Hersek’teki Göçmenler AB Hayalinden Vazgeçmiyor

Avrupa Birliği’nin (AB) 2016’da Batı Balkan rotasını kapatmasının ardından Batı Avrupa ülkelerine ulaşmak için alternatif güzergah arayan düzensiz göçmenler Bosna Hersek’teki yaşam mücadelesine devam ederken Avrupa hayalinden vazgeçmiyor. Bosna Hersek’in AB üyesi Hırvatistan ile sınır şehirlerinden Velika Kladusa’da “geçiş” yapabilmek için bekleyen düzensiz göçmenler, alternatif olarak gördükleri Bosna Hersek’te kalmak istemediklerini, AB hayaline ulaşmak için yola devam edeceklerini belirtti. Velika Kladusa’daki Trnovo Göçmen Merkezi’nde kalan Pakistanlı Sana Ullah, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ülkesini yaşanan sorunlar nedeniyle terk ettiğini belirterek, “Fransa’ya gitmek istiyorum. Birçok ülkeden geçerek buraya geldim. Bosna Hersek’te insanlar çok iyi ancak burada kalmak istemiyorum.” dedi. Göçmen çocukların dikkat çektiği ve çadırlardan oluşan merkezde bulunan Suriyeli sığınmacı Faysa da “Türkiye, Yunanistan, Arnavutluk ve Karadağ’ın ardından buraya geldim. İtalya ya da Almanya’ya gitmek istiyorum.” diye konuştu. Merkezdeki Kızılhaç görevlisi Husein Klicic ise merkezde kalan göçmenlere her gün iki öğün yemek verildiğini söyleyerek, “Aralarında bazen kavga çıkıyor. Merkezin sunduğu koşullar iyi değil. Buradaki kişiler bir iki yıldır yolda olan insanlar dolayısıyla bazı durumları hoşgörüyle karşılayamıyorlar.” değerlendirmesinde bulundu.

Yerel Halktan Yardım Çağrısı

Velika Kladusa’da yaşayan Edvin Hodzic, nisandan bu yana göçmenlere gıda yardımı yaptıklarını ifade ederek, “Şehirde gıda kampanyası başlattık. Burada okuyan çocuklarla merkezi ziyaret ettik ve göçmen çocuklarla oyun oynadılar.” dedi. Kadın ve çocukların Cazin’deki Sedra Oteli’ne yerleştirildiğini anlatan Hodzic, göçmenlerin sorun oluşturmadığına aksine onların daha iyi koşullarda yaşaması gerektiğine dikkati çekti. Dijana Hozanovic de Velika Kladusa’da bulunan göçmenlerin tek bir yere yerleştirilmesi gerektiğini belirtti. Velika Kladusa’daki bir restoranda çalışan Resida Melkic ise özellikle yağmurlu günlerde göçmenlerin zorlu koşullarla karşı karşıya kaldıklarına dikkati çekerek, “Buraya gelip yemek yiyorlar. Bazen ödeme yapıyorlar, bazen de işletme sahibimiz para almak istemiyor.” diye konuştu.

Bosna Hersek’teki “Düzensiz Göçmen” Sorunu

Bu arada, Bosna Hersek’e yıl başından bu yana 9 binden fazla düzensiz göçmenin giriş yaptığı belirtilirken, bu kişilerden çok azının sığınma talebinde bulunduğu kaydedildi. AB’nin Batı Balkan rotasını kapatma kararının ardından alternatif güzergahlar üzerinden Batı Avrupa ülkelerine ulaşmaya çalışan göçmenlerin son dönemde yoğun olarak Bosna Hersek’e girmeleriyle başlayan göçmen sorunu devam ediyor. Ülkedeki göçmenlerin bir kısmı daha önce Salakovac’daki bir merkeze yerleştirilmiş, bir kısmının da Hadzici’deki Usivak Kışlası ile Velika Kladusa’daki Agrokomerc firmasına ait boş binaya yerleştirilmesi kararlaştırılmıştı. Bosna Hersek’in kuzeyinde Hırvatistan ile sınır şehirlerinde bulunan park gibi açık alanlarda kalan göçmenlerden kadın ve çocuklar ise son olarak Cazin şehrindeki bir otele yerleştirilmişti.

(Sabah, 1 Ağustos 2018)

 

Çanakkale’de 35 Düzensiz Göçmen Yakalandı

Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinde yasa dışı yollardan Yunanistan’ın Midilli Adası’na gitmeye çalışan 35 düzensiz göçmen yakalandı. Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinde yasa dışı yollardan Yunanistan’ın Midilli Adası’na gitmeye çalışan 35 düzensiz göçmen yakalandı. Ayvacık Jandarma Komutanlığı ekipleri, ihbar üzerine ilçeye bağlı Korubaşı köyü Yeşil Liman sahiline iki operasyon düzenledi. Operasyonlarda, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu Afganistan uyruklu 35 düzensiz göçmen yakalandı. Göçmenler, jandarmadaki işlemlerinin ardından Ayvacık Yabancılar Geri Gönderme Merkezi’ne teslim edildi.

(Memleket, 1 Ağustos 2018)

 

Kanada’da Kökeni Tartışmalı Göçmenlere DNA Testi

Kanada’nın kökeni tartışmalı göçmenlerin milliyetlerini belirmek için DNA ve ticari soy ağacı sitelerinden faydalandığı bildirildi. BBC’nin haberine göre, Kanada Sınır Hizmetleri Dairesi (CBSA),  göçmenlerin milliyetlerinin tespitinde “diğer soruşturma yolları tıkandığında”  DNA testinin kullanıldığını doğruladı. Daire, bu tekniklerin ne sıklıkta kullanıldığı konusunda ise bilgi  vermedi. CBSA’nın Sözcüsü Jayden Robertson, bilgilerini DNA testi yapan sitelere vermeden önce göçmenlerin rızasının alındığını ifade etti. Göçmen avukatlarından Subodh Bharati ise DNA örneklerinin ne derece gizlilikle toplandığı ve korunduğu konusunda endişeleri bulunduğunu söyledi. Kanada hükümetinin aslen Nijeryalı olduğu kanıtlamaya çalıştığı Liberyalı bir göçmeni temsil eden Bharati, “CBSA gibi sınır hizmeti veren kuruluşların, Familytreedna.com ve Ancestry.com gibi sitelerden DNA sonuçları alabilmesinin kamu yararını ilgilendiren bir mesele olduğu kanısındayım. Açıkça mahremiyet kaygıları söz konusu.” ifadesini kullandı. Bharati’nin 1996’da Liberya’dan gelen mülteci statüsünde daimi oturum izni verilen müvekkili Franklin Godwin’in, bundan iki yıl sonra uyuşturucu satıcılığından 7 yıl hapse mahkûm edildiği, daimi oturum izninin geri alındığı ve Liberya’ya sınır dışı edilmesine karar verildiği belirtildi. Kanadalı göçmen yetkilileriyle 2003 yılında Liberya’ya giden, ancak sadece Washington’daki büyükelçiliğin yasal seyahat belgesi verebileceğini söyleyen Liberyalı yetkililer tarafından ülkeye alınmayan Godwin, Kanada’ya geri getirildi, 2005’de yeniden sınır dışı edilmeye çalışıldı. Godwin’in davası 2017’de garip bir hal aldı. Kanada hükümetinin DNA testinin yanı sıra diğer ülkelerde gözden düşmüş İsveçli bir şirketin dil bilimi raporuna dayanarak Godwin’in Liberya değil Nijerya vatandaşı olduğunu savunduğu bildirildi.

(Gazete Vatan, 1 Ağustos 2018)

 

AB’den İspanya’ya Göçmen Desteği

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker, İspanya’ya son dönemde artan göçmen akınına ilişkin destek sağlamak için bu hafta içinde yeni bir fonun serbest bırakılacağını açıkladı. İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’e mektup yollayan Juncker, ülkeye yönelik düzensiz göçmen akışının yarattığı “aciliyetin” farkında olduğunu, AB’nin ise hızlı bir şekilde destek vermeye hazır olduğunu kaydetti. Juncker, bu hafta içinde sınır muhafızlarına desteği artırmak için bir fonun serbest bırakılacağını duyurdu. Bunun son dönemde Fas’tan İspanya’ya gelen düzensiz göç akınına kalıcı bir çözüm bulamayacağına da dikkati çeken Juncker, Fas’taki sınır kontrollerinin güçlendirilmesi için çok daha kapsamlı bir maddi yardımın gerekli olduğunun altını çizdi. Juncker, düzensiz göçle mücadele için kaynak ülkelere destek verilmesinin önemli olduğunu belirterek, “Ancak AB’nin Kuzey Afrika’ya yönelik fonları maalesef kısıtlı.” ifadesini kullandı.  AB’nin temmuzda Tunus ve Fas’taki sınır kontrollerinin güçlendirilmesi için 55 milyon avroluk bir fonu teyit ettiğini anımsatan Juncker, AB Komisyonunun bu programı hızlı bir şekilde uygulamaya koymak için elinden geleni yapacağını aktardı.

İspanya’dan Yardım Talebi

İspanya hükümeti 25 Temmuz’da AB Komisyonundan son dönemde artan düzensiz göçle mücadele etmek için “acil durum yardımı” talep etmişti. Uluslararası Göç Örgütüne göre, ocak ayından bu yana İspanya’ya deniz yoluyla 21 bin göçmen geldi ve göç girişimi sırasında 304 kişi hayatını kaybetti. İtalya’daki yeni hükümetin sert tutumu nedeniyle Libya-İtalya rotasının kullanımında yüzde 80 azalma görülürken İspanya, Avrupa’ya ulaşmaya çalışan göçmenlerin ana hedefi haline geldi.

(Hürriyet, 1 Ağustos 2018)

 

Hintli Siyasetçi: Ülkeden Ayrılmayan Bangladeşli ve Arakanlı Göçmenleri Vurun

Hindistan’da iktidar partisinden Raja Singh, ülkedeki Bangladeşli ve Arakanlı göçmenlerin ‘ülkeden ayrılmamaları halinde vurulması gerektiğini’ savundu. Hükümet, Yüksek Mahkeme emriyle hazırlanan tartışmalı Ulusal Vatandaşlık Kaydı’nın (NRC) son taslağına Assam eyaletindeki yaklaşık 4 milyon kişiyi dahil etmemişti. Hindistan’da Telangana eyaletindeki Yasama Meclisi’nin iktidardaki Hindistan Halk Partili (BJP) üyesi Raja Singh’ın ülkedeki Bangladeşli ve Arakanlı göçmenlere yönelik sözleri ANI haber ajansı tarafından duyuruldu.

‘Bu Baş Belalarını Ülkemizde Tutmaya Gerek Yok’

Singh “Eğer bu Arakanlı ve Bangladeşli göçmenler Hindistan’ı saygılı şekilde terk etmezlerse, vurulmalı ve yok edilmeliler. Ancak o zaman ülkemiz güvenli hale gelir. Yabancıları ülkemizde tutmak nasıl doğru olabilir? Bu baş belalarını ülkemizde tutmaya gerek yok” ifadelerini kullandı. Singh daha önce de göç ve linç olayları konusunda kışkırtıcı açıklamalar yapmış, Telangana eyaletinin başkenti Haydarabad’ın eski kent bölgesinin ‘minik bir Pakistan’a dönüştüğünü’ iddia etmişti.

Assam’da 4 Milyon Kişi Devletsiz Kalma Riskiyle Karşı Karşıya 

Singh’in sözleri Başbakan Narendra Modi hükümetinin Yüksek Mahkeme emriyle hazırlanan tartışmalı Ulusal Vatandaşlık Kaydı’nın (NRC) son taslağına ülkenin kuzeydoğusundaki Assam eyaletinde yaşayan yaklaşık 4 milyon kişiyi dâhil etmemesine ülkeden tepkilerin yükseldiği sırada geldi. 32 milyon nüfuslu Assam Hindistan’da bu tarz bir kaydın tutulduğu tek eyalet. Ülkede yasal olarak kalan yurttaşların hepsinin listelendiği Ulusal Vatandaşlık Kaydı 1951’den beri ilk kez güncelleniyor ve Assam eyaletine Bangladeş ve diğer bölgelerden gelen kayıt dışı göç vakalarını tespit etmeye çalışıyor. Doğu ve Batı Pakistan arasındaki savaş nedeniyle 1970’lerden bu yana Assam’a milyonlarca Bangladeşlinin geldiği ve milyonlarcasının resmi bir kimliğe sahip olmadan yaşadığı belirtiliyor. Bangladeş, 24 Haziran 1971’de Pakistan’dan bağımsızlığını ilan etmesiyle kurulmuştu. Dolayısıyla Hindistan hükümeti savaşın başlamasından önce bölgeye geçenleri yasal vatandaş olarak kabul ediyor. Hindistan Yüksek Mahkemesi de şiddet olaylarının yaşanabileceği endişesiyle hükümete yurttaşlığını kanıtlayacak belge sunamayanlara karşı zora başvurmama talimatı da verdi. Başbakan Modi 2014 seçimi için yaptığı kampanyada iktidara gelmesi halinde ülkedeki Bangladeşli göçmenleri sınır dışı edeceği vaadinde bulunmuştu.

Müslüman Bengalliler Endişeli

Ulusal Vatandaşlık Kaydı’nın Hindu milliyetçiler ve Assamlı sertlik yanlıları tarafından eyalette yaşayan çoğu Müslüman olan Bengallilere karşı saldırı için kullanıldığını söyleyenler de var. Çoğu Bengalli, Bramaputra Nehri kıyısındaki bataklık alanlarda yaşıyor ve su seviyesi yükseldikçe yer değiştiriyor. Çoğunun herhangi bir belgesi yok ve olanlarınki de sıklıkla yanlış bilgiler içeriyor. Yetkililer, Bangladeşli kayıt dışı göçmenlerin yerel Bengalliler’in arasına sahte belgelerle karıştığını ve bunları tespit etmenin tek yolunun kapsamlı bir inceleme olduğunu savunuyor.

(Sputnik Türkiye, 1 Ağustos 2018)

 

Rusya: Türkiye, Suriyeli Sığınmacıların Eve Dönmesine Katkı Sunuyor

Rusya Savunma Bakanlığı Ulusal Kontrol Merkezi Başkanı Mihail Mizintsev, Türkiye, Lübnan, Ürdün ve Mısır’ın Suriyeli sığınmacıların ülkelerine dönmesi için her türlü desteği verdiğini söyledi. Suriyeli sığınmacıların daimi ikamet adreslerine dönmesini sağlamak amacıyla Suriye hükümetinin onayıyla kısa süre kurulan Sığınmacı Kabul, Dağıtım ve Yerleştirme Merkezi’ndeki toplantıda konuşan Mizintsev, Türkiye, Lübnan, Ürdün ve Mısır’ın Suriyeli sığınmacıların ülkelerine dönmesi için verdiği desteğe dikkat çekti. Mizintsev, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 7 Eylül’de yapılacağını duyurduğu Rusya, Türkiye, Almanya ve Fransa zirvesinin Rusya’nın attığı adımlara verilen önemli bir destek olduğunu vurguladı.

‘Lübnan, Ürdün Ve Mısır Da İşbirliği Yapıyor’

Mizintsev, Lübnan ve Ürdün yönetimlerinin Suriye hükümetiyle sığınmacıların dönüşü konusunda işbirliği yaptığını, Mısır’ın ise hükümet ve muhalefet arasında arabuluculuk görevi üstlendiğini kaydetti.

‘Bazı Ülkeler Süreci Engellemeye Çalışıyor’

Suriye’deki eve dönüş sürecinin çeşitli gerekçelerle politize edildiğini de söyleyen Mizintsev, bir dizi ülkenin bu konuda yapay engeller çıkardığını ifade etti.

‘Suriye, Sürecin Garantörü Olmalı’

Rus yetkili, bu kapsamda Suriye hükümetinin gerekli yasal, ekonomik ve sosyal koşulları yaratarak sığınmacıların dönüşünün garantörü olması gerektiğini belirtti. Mizintsev, bu insani süreçteki ikinci tarafın, topraklarını sığınmacılara açan ülkeler olduğunu ve Suriye hükümetinin sığınmacıların dönüşüyle ilgili tüm organizasyonel ve teknik kararları bu ülkelerle istişare edeceğini vurguladı.

(Sputnik Türkiye, 1 Ağustos 2018)

 

Türkiye’deki 5 Kamp Kapatılacak, Suriyeliler Sınıra Taşınacak

Gaziantep, Adıyaman ve Mardin’de Suriyelilerin barındığı 5 geçici barınma merkezi kapatılıp, buradaki 34 bin 180 sığınmacı sınır bölgelerindeki kamplara yerleştirilecek. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 24 Haziran seçimleri öncesinde düzenlenen Gaziantep mitingindeki, “Seçimin ardından tüm Suriye topraklarını güvenli hale getirmeyi ve misafirlerimizin tamamının evlerine dönmelerini sağlamayı hedefliyoruz” açıklamasının ardından ilk adım atıldı. DHA’nın haberine göre, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından çadır kentlere dün gönderilen talimatta 23 bin 95 Suriyeli sığınmacının barındığı Gaziantep’in Nizip, İslahiye ve Karkamış kampları ile 8 bin 627 sığınmacının yaşadığı Adıyaman ve 2 bin 458 sığınmacının bulunduğu Mardin Midyat’taki kampların kapatılacağı belirtildi. Kapatılacak kamplardaki 34 bin 180 Suriyeli sığınmacının ise Hatay, Kilis ile Şanlıurfa’nın Akçakale, Suruç ve Ceylanpınar ilçelerindeki sınıra daha yakın olan kamplara yerleştirileceği belirtildi. Taşıma işleminin 1 ay içerisinde yapılması planlanırken, 5 bin Suriyelinin bulunduğu Nizip konteyner kentinin bir süre daha faaliyet göstereceği belirtildi.

(Sputnik Türkiye, 1 Ağustos 2018)

 

Ülkelerine Gitmek İsteyen Suriyeliler Öncüpınar’a Akın Etti

Kurban Bayramı’nı ülkelerinde geçirmek isteyen Suriyeliler, sabah saatlerinden itibaren ülkelerine gitmeye başladı.

Suriyeliler, Kilis Valiliğinin izni ile 118 Ağustos tarihleri arasında Suriye’nin Azez, Mare, Soran, Aktarin, Çobanbey, Afrin, Cerablus ve El Bab bölgelerine online randevu sistemine kayıt olduktan sonra gidebiliyor. Yaşlı ve engelli Suriyelilere ülkelerine geçişlerinde öncelik veriliyor.

Sabah saatlerinden itibaren Öncüpınar Sınır Kapısına gelen çok sayıda Suriyeli, kuyruğa girdi. Kapıların açılmasıyla birlikte kısa süreli izdiham oluşurken, Suriyeliler, görevlilerin yardımıyla kuyruğa giderek işlemlerini yaptırdılar. Polis, jandarma görevlilerin eşliğinde Göç İdaresi tarafından kayıtları yapılan Suriyeliler, daha sonra Pasaport Polisi tarafından son kayıtları yapılmasına müteakip Gümrük görevlilerinin nezaretinde tahsis edilen otobüsler ile ülkelerine gidiyor.

Sağlık Müdürlüğü görevlileri, 15 yaş altı çocuklar için aşı kartlarını yanlarında getirmeleri, aşı kartı olmayanlara aşı yapıldığı bildirildi.

Cibrin Yusuf, Mardin’de mimarlık fakültesinde okuduğunu ifade ederek, “Kurban bayramı için ailemi görmeye gidiyorum. Suriye’de Kobani’ye gidiyorum. Annem, babam, kardeşlerim Suriye’de ben Türkiye’de tek başıma yaşıyorum. 2.5 yıldır Suriye’ye gitmedim. Ailemi hiç görmedim” dedi.

Halak Hüseyin ise Kurban Bayramı izni veren Türk yetkililerine teşekkür ettiğini ifade ederek, “Bugün Gaziantep’ten Azez’in Düden köyüne gidiyorum. Akrabalarımızı 4 yıldır görmüyorum. Hediyelerimiz ile birlikte akrabalarımızı görmeye gidiyoruz. İnşallah orası hoşumuza giderse, geri Türkiye’ye dönmemeyi de düşünüyorum” diye konuştu.

Suriyelilerin dönüşlerinin ise 3 Eylül 31 Aralık tarihleri arasında yapılacağı bildirildi.

(Haber Türk, 2 Ağustos 2018)

 

Kremlin’in Suriye Özel Temsilcisi: Türk Askerlerinin Geri Çekilmesinde Israrcı Olacağız

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Suriye Özel Temsilcisi Aleksandr Lavrentyev, zamanı gelince, Türk askerlerin, Suriye’de kontrol ettikleri bölgelerden geri çekilmelerinde ısrarcı olacaklarını söyledi. Lavrentyev, Suriyeli göçmenler konusunda Türkiye’ye yardım önerdiklerini de ekledi.  Rus Özel Temsilci Lavrentyev bir Rus ajansına demecinde, “Türk askerler tarafından kontrol edilen bölgelere gelirsek, burası Azez ile Cerablus arasında kalan çok büyük bir alan. Türkiye İdlib’deyse nizam sağlanması için kendi üstüne belirli sorumluluklar aldı” dedi. “Fakat biz her zaman bu bölgelerdeki operasyonları ile görevleri bittikten sonra Türk askerlerinin buralardan çekilmesi gerektiğini söyledik” diye devam eden Lavrentyev, şunları kaydetti: “Bu bölgelerde sivillerin güvenli bir biçimde yaşaması için gereken koşullar oluştuğunda Türk askerlerin buralardan çekilmesi gerektiği konusunda ısrarcı olacağız. Sonra da bu bölgelerin birleşme süreci devam edecek.” İdlib, Rusya, Türkiye ve İran’ın garantörü olduğu Astana müzakerelerinde oluşturulmasına karar verilen dört gerilimi azaltma bölgesinden biri. Anlaşma doğrultusunda İdlib’in iç mahallelerinde güvenliği Türk askerleri sağlıyor. İdlib ayrıca, Suriye’nin hükümetin kontrolüne geçen bölgelerinden tahliye edilen yüzlerce militanı barındırıyor.

Rusya’dan Türkiye’ye Suriyeli Göçmenlerin Evlerine Dönebilmeleri İçin Yardım Teklifi

Diğer taraftan Lavrentyev Rusya’nın, Suriyeli göçmenlerin evlerine geri dönebilmeleri konusunda Türkiye’ye yardım teklif ettiklerini de söyledi. Lavrentyev şu ifadeleri kullandı: “Türkiye’de 3.5 milyon göçmen yaşıyor. Bu kadar insana bakabilmek için kendilerinin (Türkiye) de yardıma gereksinimi var. Bu nedenle biz de Ankara’dayken göçmenlerin kendi evlerine dönebilmeleri için bir çalışma planı hazırlama teklifini gündeme getirdik.”

(Sputnik Türkiye, 1 Ağustos 2018)

 

Libya Açıklarında 292 Düzensiz Göçmen Kurtarıldı

Libya’nın batısındaki Zaviye kenti açıklarında aralarında kadın ve çocukların olduğu 292 düzensiz göçmenin kurtarıldığı bildirildi. Libya’nın batısındaki Zaviye kenti açıklarında aralarında kadın ve çocukların olduğu 292 düzensiz göçmenin kurtarıldığı bildirildi. Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne (UMH) bağlı Deniz Kuvvetleri tarafından yapılan yazılı açıklamaya göre, sahil güvenlik devriyeleri, üç bottaki 42’si kadın, 10’u çocuk 292 düzensiz göçmeni Zaviye açıklarında kurtardı. Tıbbi ve insani ihtiyaçları karşılanan göçmenlerin, başkent Trablus’un doğusundaki Tacura Sığınma Merkezi’ne teslim edildiği kaydedildi. Kurtarılan göçmenlerin çoğunun Afrikalı olduğu belirtilirken, bazılarının Suriye uyruklu, 1’inin de Libyalı olduğu aktarıldı. Libya, ülkelerindeki çatışma veya kötü ekonomik koşullardan kaçarak Avrupa’ya geçmek isteyen Afrikalı düzensiz göçmenlerin kullandıkları en önemli geçiş noktaları arasında yer alıyor. UMH, Avrupa Birliği ile İtalya başta olmak üzere birliğe üye ülkelerden düzensiz göçle mücadele konusunda yardım alıyor.

(Haberler, 1 Ağustos 2018)