Türkiye'de ve dünyada göç, göçmen ve sığınmacılar konusunda gündemde öne çıkan başlıklar…

 

300 Binden Fazla Suriyeli Bebek Dünyaya Geldi

AFAD Başkanı Güllüoğlu, "Türkiye’de Suriye krizi başladığı günden bu yana 300 binden fazla Suriyeli bebek dünyaya geldi. Bu birçok şehrimizin nüfusundan daha fazla. Suriyeliler keyfi sebeplerle değil, savaştan kaçarak Türkiye'ye geldi." Dedi.

Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi (AFAD) Başkanı Mehmet Güllüoğlu, AFAD öncülüğünde Selçuklu Kongre Merkezi'nde düzenlenen "Türkiye'nin Dünyaya Uzanan Yardım Eli" konferansında, AFAD’ın dünyanın birçok coğrafyasında görev yaptığını söyledi. AFAD'ın 2009 yılında kurulduğunu dile getiren Mehmet Güllüoğlu, temel görev alanının da Türkiye'deki afetler olduğunu belirtti. Güllüoğlu, Türkiye'de en fazla görülen afetin deprem olduğunu vurgulayarak, "Türkiye, Avrupa'daki deprem haritasına baktığımızda depremin en yıkıcı etkisine sahip ve fay hatlarının bulunduğu bir ülke. Ancak afet olduğu anda müdahaleyi yapabilecek ekiplerimiz var. Bunların kalitesi ve standartları da giderek artıyor." diye konuştu.

Türkiye'de 300 Binden Fazla Suriyeli Bebek Doğdu

AFAD'ın yürüttüğü insani yardım faaliyetlerine ilişkin de bilgi veren Mehmet Güllüoğlu, şöyle konuştu: "Türkiye'de, Suriye krizi başladığı günden bu yana 300 binden fazla Suriyeli bebek dünyaya geldi. Bu birçok şehrimizin nüfusundan daha fazla. Suriyeliler keyfi sebeplerle değil, savaştan kaçarak Türkiye'ye geldi. Savaş, parçalanmış ceset, tüm altyapının yıkılması ve ailelerin parçalanmasıdır. Allah savaşın hiçbir türünü kimseye yaşatmasın."

Toplamda 3,5 Milyondan Fazla Suriyeli Türkiye'de Yaşıyor"

Güllüoğlu, AFAD'ın Suriye konusunda vazifelendirildiğini anlatarak, şöyle devam etti:

"Türkiye'de 10 ilimizde bulunan 21 kampımızda çoğunluğu Suriyeli olmak üzere 230 bin sığınmacı var. Toplamda da 3,5 milyondan fazla Suriyeli de yine Türkiye'de yaşıyor. Kampların kurulması, oradaki hizmetlerin koordine edilmesi, daha sonra da kamp dışındaki sağlık ve eğitim hizmetlerinden düne kadar AFAD sorumluydu. Ancak bu konuların koordinesi Göç İdaresi'ne verildi."

Dünyadaki kriz bölgelerinde AFAD'ın görevlendirildiğini aktaran Mehmet Güllüoğlu, bu kapsamda 5-6 yıl içerisinde onlarca ülkede faaliyet gösterdiklerini hatırlattı.

(Anadolu Ajansı, 17 Mart 2018)

 

Türkiye'den Yola Çıkan Göçmen Teknesi Ege Açıklarında Battı: 16 Kişi Hayatını Kaybetti

Türkiye'den Yunanistan'a doğru yola çıkan bir göçmen teknesi Ege açıklarında battı. Altısı çocuk olmak üzere en az 16 göçmen hayatını kaybetti.

Yunanistan polisinin yaptığı açıklamaya göre yaklaşık 22 kişiyi taşıyan tekne gece alabora oldu. Polis, cansız bedenlere Eşek Adası yakınlarında ulaştı. Üç kişinin sağ kurtarıldığı aktarıldı. Ege Denizi'nde arama çalışmaları halen devam ediyor. Sahil güvenlik teknelerine balıkçı gemileri ve helikopterler eşlik ediyor. Hayatını kaybedenlerin milliyetleri açıklanmazken bu olay son aylarda Ege açıklarında en çok can kaybının yaşandığı kazalardan oldu.Yunanistan Göçmen Bakanı Dimitris Vitsas ise yaptığı basın açıklamasında Ege Denizi'nde daha fazla çocuğun hayatını kaybetmesine tahammül edemeyeceklerini, daha yoğun güvenlik önlemlerini almanın ve insan kaçakçılığı ile mücadele etmenin önemli olduğunu söyledi.

(BBC Türkçe, 17 Mart 2018)

 

AB Bakanlığı: AB’den Somut Adımlar Bekliyoruz

AB Bakanlığınca, katılım müzakereleri, vize serbestisi ve Gümrük Birliği'nin güncellenmesi konularında AB'den somut adımlar beklendiği açıklandı.

Avrupa Birliği (AB) Bakanlığının Twitter hesabından yapılan açıklamada, bugünün Türkiye ile AB arasındaki göç krizi kaynaklı çok yönlü iş birliğinin önemli aşamalarından biri olan 18 Mart Uzlaşısı'nın ikinci yıl dönümü olduğu hatırlatıldı.

Açıklamada, "18 Mart Uzlaşısı, Avrupa’yı varoluşsal bir krize sürükleyen düzensiz göçmen akınını önlemekle kalmamış, yollarda ölen göçmen sayısının büyük ölçüde azalmasını sağlamıştır. 18 Mart Uzlaşısı sayesinde Ekim 2015’te 7 bin olan Türkiye’den Yunan adalarına günlük ortalama düzensiz geçişler 43’e düşmüştür." ifadelerine yer verildi.

Zirve kararlarının uygulanması sayesinde göçmenler için güvenli ve yasal bir yol oluşturulurken, düzensiz göçün de engellendiğine işaret edilen açıklamada, "Türkiye, 18 Mart Uzlaşısı kapsamında, ahde vefa ile hareket ederek sorumluluklarını yerine getirmiştir. Maalesef AB, bütün sorumluluklarını yerine getirmemiştir. Suriyeli göçmenlerin yasal yollarla seyahat etmesini sağlayacak Gönüllü Yeniden Yerleştirme Planının uygulamaya başlatılmasını bekliyoruz." değerlendirmesinde bulunuldu.

Açıklamada, Sığınmacı Mali İmkanı konusunda atılan son adımların olumlu karşılandığı ancak yeterince güçlü ve hızlı adımlar atılmadığının altını çizilerek "18 Mart Uzlaşısı'nın diğer unsurlarından olan katılım müzakereleri, vize serbestisi ve Gümrük Birliğinin güncellenmesi konularında da AB’den somut adımlar bekliyoruz." ifadesi kullanıldı.

(Anadolu Ajansı, 18 Mart 2018)

 

PEGIDA'nın Kurucusu Bachmann İngiltere'ye Alınmadı

İslam ve göçmen karşıtı PEGIDA hareketinin kurucusu Lutz Bachmann'ın İngiltere'ye girişine izin verilmediği belirtildi.

Basında yer alan haberlere göre, Londra'da konuşma yapmak üzere dün gece Stansted Havalimanı'na inen "Batı’nın İslamlaşmasına Karşı Vatansever Avrupalılar" (PEGIDA) adlı hareketin kurucusu Lutz Bachmann, burada gözaltına alınarak bu sabah sınır dışı edildi.

İngiltere İçişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, Bachmann'ın adadaki varlığının Britanya halkının yararına olmadığı gerekçesiyle reddedildiği kaydedildi.

Açıklamada, "(Bakanlığa bağlı çalışan) Sınır Gücü, İngiltere'deki varlığı kamu yararına olmadığı düşünülen bireylerin ülkeye girişini reddetme yetkisine sahiptir." ifadesine yer verildi. Bachmann'ın bugün Londra'daki Hyde Park'ta bulunan "Konuşmacının Köşesi"ndeki (Speakers' Corner) destekçilerine hitap etmesi planlanıyordu.

Irkçı ve Müslüman karşıtı Avusturyalı aktivist Martin Sellner ile Amerikalı kız arkadaşı Britanny Pettibone da cuma günü yine aynı parkta konuşma yapmak üzere İngiltere'deki Luton Havalimanı'na inmiş ancak aynı sebepten dolayı ülkeye girişlerine izin verilmemiş ve sınır dışı edilmişlerdi.

Kanadalı aşırı sağcı aktivist Lauren Southern de hafta başında Fransa'nın Calais kentinden İngiltere'ye geçmek istemiş ancak sınır polisinin engeliyle karşılaşmasının ardından sosyal medyadan yaptığı paylaşımda, "ırkçılık gerekçesiyle İngiltere'ye alınmadığını" bildirmişti.

Konuşmacının Köşesi

"Konuşmacının Köşesi"nde konuşmacılar, politikadan dine, sanattan teknolojiye kadar her konuda fikirlerini açıkça ortaya koyabiliyor.

Hyde Park'ın kuzeydoğusunda bulunan "Konuşmacının Köşesi"nde, polis, konuşmaların içeriğini yasa dışı kabul etmediği sürece her konu tartışılabiliyor.

Sanılanın aksine konuşmacıların dokunulmazlığı bulunmuyor ancak polisin müdahalesine de çok az rastlanıyor. Kimi zaman konuşmacılar ile dinleyiciler arasında fikir ayrılıkları nedeniyle hararetli tartışmalar çıksa da Londra polisi, küfür duymadıkça ya da şikayet gelmedikçe konuşmacılara müdahale etmiyor.

19. yüzyılın sonunda İngiltere'de ünlü filozof Karl Marx tarafından "İngiliz devriminin başlangıcı" olarak tanımlanan halk ayaklanmalarında, ülkede siyasi ve sosyal reformu destekleyen Çartist hareketinin üyeleri, Hyde Park'ı protestolar için buluşma noktası olarak kullanmaya başladı.

Bu dönemde demokratik reformlar için artan ayaklanmalar, parkta "konuşma hakkı" talebini beraberinde getirdi. 1872 tarihli "Parkların Yönetimi Yasası" ile parkların belli köşelerinin konuşmacılara ayrılmasına izin verildi.

Hyde Park'taki "Konuşmacının Köşesi", 150 yıldır, aralarında Karl Marx'tan, Vladimir Lenin'e, İngiliz yazar George Orwell'den İrlandalı oyun yazarı George Bernard Shaw'a kadar tarihe ismini yazdırmış kişilerin de aralarında bulunduğu çok sayıdaki konuşmacının görüşlerini kitlelerle paylaştığı yer.

Konuşmacının Köşesi, 1196 ve 1783 yılları arasında idamların gerçekleştiği, halkın infaz öncesi suçluların son sözlerini dinlediği alana yakınlığıyla da biliniyor.

Hyde Park'taki "serbest kürsü", 1855-1938 yıllarında başkentte kurulan 100 benzerinden, günümüze kadar ayakta kalmayı başaran tek köşe.

(Anadolu Ajansı, 18 Mart 2018)

 

Kanada’dan Rohingyalı Müslümanlara 8 Milyon Dolarlık Yardım

Kanada, Myanmar'daki zulümden kaçarak Bangladeş'e sığınan Rohingyalı Müslümanlara 8,15 milyon dolarlık insani yardımda bulundu.

Kanada Uluslararası Kalkınma Bakanı Marie-Claude Bibeau, yaptığı açıklamada, Myanmar'daki şiddetten kaçarak Bangladeş’e sığınan 671 binden fazla Rohingyalı Müslüman konusunda ciddi ve derin endişe duymaya devam ettiklerini ifade etti.

Bangladeş'te muson mevsiminin gelmesiyle buradaki Rohingyalı sığınmacıların durumunun daha da kötüye gidebileceğini hatırlatan Bibeau, mültecilerinin hayatlarını iyileştirmek ve gelecek aylarda Bangladeş'te karşılaşabilecekleri zorlukların üstesinden gelmelerine yardımcı olmak için 8,15 milyon dolarlık fon sağladıklarını kaydetti.

Dünyanın En Hızlı Büyüyen İnsani Krizlerinden Biri

Bibeau, yardımın, Bangladeş ve Myanmar’daki Rohingyalıların beslenme, gıda, sağlık ve hijyen ihtiyaçları için kullanılacağını belirterek, "Myanmar'daki kriz dünyanın en hızlı büyüyen mülteci ve insani krizlerinden biri. Kanada’nın şu ana kadar yaptığı yardımlar, Rohingya mültecilerinin insani ihtiyaçlarına cevap vermede yardımcı oldu ancak muson mevsimi öncesinde daha fazla yardıma ihtiyaç duyuldu. Tecrübeli yardım kuruluşlarına giden bu yeni fonlar, mültecilerin ve ev sahibi toplulukların süregelen krizle başa çıkmalarına yardımcı olacaktır.” ifadelerini kullandı.

Kanada, son açıkladığı 8,15 milyon dolarlık yardımla birlikte, Rohingyalı Müslümanlar için krizin başladığı 2017 yılının başından bu yana toplam 45,6 milyon dolarlık yardımda bulundu.

Öte yandan Kanada Başbakanı Justin Trudeau’nun geçen ekim ayında Myanmar Özel Elçisi olarak atadığı Bob Rae’nin de nihai raporunu gelecek ay açıklayacağı bildirildi. Görevlendirilmesinin ardından iki kez bölgeye giden Bob Rae, daha önce hazırladığı ara raporunu Başbakan Trudeau, BM ve insani yardım kuruluşlarıyla paylaşmıştı.

(Anadolu Ajansı, 18 Mart 2018)

 

Yemen'de Afrikalı Kaçak Göçmenlerin Serbest Bırakılması Talimatı

İçişleri Bakanlığı, Aden kentinde tutulan 800 Afrikalı kaçak göçmenin serbest bırakılması yönünde talimat verdi.

Yemen İçişleri Bakanlığı tarafından, ülkenin güneyindeki Aden kentinde tutulan Afrika uyruklu 800 kaçak göçmenin serbest bırakılması yönünde talimat verildiği bildirildi.

Bakanlığa bağlı Sığınmacı ve Göç İşleri Dairesi Başkanı Albay Halid el-Ulvani, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Bakan arayarak Aden'in El-Bureyka ilçesindeki Göç Merkezi'nde bulunan 800'den fazla Afrikalı göçmeni serbest bırakmamız yönünde talimat verdi." Dedi.

Bakanın, Göç Merkezi'nin boşaltılması ve faaliyetlerinin de durdurulmasını istediğini aktaran Ulvani, Afrikalı göçmenlerin serbest bırakılmasının sorumluluğunun İçişleri Bakanlığına ait olduğunu belirtti.

Afrikalılar arasında AIDS hastaları olduğunu, bazılarının ise DEAŞ ve El-Kaide gibi terör örgütlerine üye olma şüphesinin bulunduğunu kaydeden Halid el-Ulvani, talimatın uygulanmasının, savaş nedeniyle sıkıntılar içindeki kentte sosyal barış ve güvenlik için tehlike oluşturacağı uyarısında da bulundu.

Yemen İçişleri Bakanlığı, Afrikalı göçmenleri ülkeye yasa dışı yollarla girmeleri nedeniyle yıllardır El-Bureyka'daki Göç Merkezi'nde tutuyor.

(Time Türk, 18 Mart 2018)

 

Erzurum'da 363 Kaçak Göçmen Yakalandı

Erzurum'da son iki günde yasa dışı yollarla yurda girdiği tespit edilen Afganistan ve Pakistan uyruklu 363 kişi yakalandı.

Ağrı-Erzurum karayolu, kuzey çevre yolu ve şehirlerarası otobüs terminali yakınında gruplar halinde yürüyenler olduğu ihbarını alan İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Nenehatun rampası ve kuzey çevre yolunda Afganistan ve Pakistan uyruklu 205 kişiyi yakaladı.

Gürcükapı ve Gölbaşı Polis merkezlerine götürüldükten sonra yemek ve çay ikram edilen kaçak göçmenlerin işlemlerine başlandı.

Kentte dün de yasa dışı yollarla yurda girdiği tespit edilen Afganistan ve Pakistan uyruklu 158 kişi yakalandı.

Kaçak göçmenlerin, polisteki işlemlerinin ardından sınır dışı edilmek üzere Aşkale ilçesindeki Geri Gönderme Merkezine götürüleceği belirtildi.

İran'dan yasa dışı yollarla Ağrı'nın Doğubayazıt ilçesine gelerek yurda giriş yaptıkları anlaşılan kaçak göçmenlerin, daha sonra batıdaki kentlere gitmeyi amaçladığı tespit edildi.

(Milliyet, 18 Mart 2018)

 

Kuşadası’nda 18 Göçmen Yakalandı

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde jandarma ekiplerinin geçekleştirdiği denetimlerde Yunan adalarına kaçmaya çalışan 18 Suriyeli göçmen yakalandı.

Kuşadası’na bağlı Güzelçamlı Mahallesinde jandarma asayiş timlerince icra edilen devriye faaliyeti esnasında 4 yetişkin erkek, 4 yetişkin kadın, 5 erkek çocuk, 5 kız çocuk olmak üzere Suriye uyruklu 18 göçmen yakalandı. Yasadışı yollardan yurt dışına çıkmaya çalışan şahıslara organizatörlük yapan ve 17 ayrı suçtan sabıkası bulunan K.D. isimli organizatör gözaltına alındı.

(İhlas Haber Ajansı, 18 Mart 2018)

 

Mazlumların Yolu Türkiye’den Geçiyor

Medyada göç ve mülteciler konferansının sonuncusu İstanbul’da Yapıldı. Avrupalılar göçmenleri bir Truva Atı gibi görüyor

Suriye’de baş gösteren siyasal olayların üzerine bundan 7 yıl önce başlayan göç dalgasından sınır komşusu olan Türkiye en çok etkilenen ülke olmuştu. 7 yıl öncesinden bugüne 3 milyon 500 bin civarında mülteci Türkiye topraklarına giriş yapmış ve hali hazırda yerleşik nüfusun içine karışmış halde yaşamlarını devam ettiriyorlar. Türkiye’deki göç konusunu topluma yansıtan basın yayın organlarında, toplumun göçmenlere karşı nefret hissiyatını oluşturacak haber diline yer verilmemesi maksadıyla başlatılan toplantıların sonuncusu geride bırakılan hafta sonu İstanbul’da yapıldı.

TC. Başbakanlık Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü (BYEGM) ile Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (SGDD-ASAM)’nin işbirliğinde düzenlenen “Medyada Göç ve Mülteciler Konferansı” 17 Mart 2018 Cumartesi günü İstanbul Conrad Otel’de oldu. Yaygın ve yerel basının temsilcileri burada konuk edildi, Tokat Gazetemizi temsilen Sorumlu Yazı İşleri Müdürümüz Fatih Kılıç toplantıya katıldı.

Gazeteci Fatih Kılıç katılmış olduğu toplantı ile ilgili bilgileri paylaşırken “Bu toplantının temel amacı özellikle basında mültecilerle ilgili haberler… Temel istek, nefret söylemlerinin dışına çıkılması…” vurgusunu gündeme taşıdı. Gazeteci Kılıç, söz konusu konferansların ilki olan Antalya’daki konferansa da katılmıştı.

Basın mensupları için Göç ve Mültecilik konularında Bilgi ve Farkındalık seminerlerinin sonuncusunda BYEGM Genel Müdürü Mehmet Akarca, SGDD-ASAM Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ali Gitmez ile Genel Koordinatörü İbrahim Vurgun Kavlak ev sahipliğinde protokoldeki isimler oldular. Protokoldeki isimlerin açılış konuşmalarının ardından 3 oturumlu konferansta “Göç Konusunda Farkındalığın Oluşturulmasında Medyanın Rolü”, “Mültecilerin Toplumsal Kabulü Sürecine Medyanın Etkisi”, “Göçmenlerin Toplumsal Uyum Sürecinde Medya Nasıl Rol Alabilir?” konularında görüşler dile getirildi, soru-cevaplarla konu derinlemesine tartışıldı.

Konuşmacılar

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği Dış İlişkiler ve Enformasyon Müdürü ve Sözcüsü Selin Ünal, Türkiye Foto Muhabirleri Derneği Başkanı Rıza Özel, Gazeteci Marc Micallef, Reuters muhabiri Murad Sezer, Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu Toplumsal Cinsiyet Uzmanı Bora Özbek, Jiji Press’ten gazeteci Vehbi Baş, NTV’den gazeteci Mete Çubukçu, Al Araby TV’den Suriyeli gazeteci Adnan Aldaher, Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu İletişim Bölümü Başkanı Sema Hotsa, Brüksel’den EuroAcademic EASC Başkanı Mustafa Ulusoy, TC. İstanbul Kültür Üniversitesi’nden Yard. Doç. Dr. Bora Bayraktar, NEW – TR Haber’den Suriyeli Gazeteci Mohammed Abdi konferansın konuşmacılarıydı.

Konferanstan Notlar

Gazeteci Fatih Kılıç’ın katılmış olduğu toplantıya dair aldığı notlarda şu bilgiler aktarıldı.

Dünya’da 20 milyon mültecinin 4 milyonu, yanı 5’te 1’i Türkiye’de. Zorda kalana yardım Türk Milletinin hasletlerinde var. Mazluma daima kol kanadını açmış bir milletiz. Ve bu zamana kadar 40 milyar dolar harcamamız olmuştur.

8 Mart 2018 tarihi itibariyle Türkiye’de 3 milyon 547 bin Suriyeli mülteci var. Bunlardan 228 bini kamplarda, geriye kalanı Türkiye genelindeki illerde yerleşik nüfusun içinde. 400 binden fazla da Irak, Afgan ve diğer milletlerden göçmen var.

Türkiye’de yapılan araştırmada halkın yüzde 62,9’u Suriyelilere kendini uzak olarak belirtmiş. Yüzde 20’si de yakın ve çok yakın olarak görmüş. Birlikte yaşama yüzde 86’lık kesim karşı çıkmış. Suriyelilerin yüzde 60’ı Suriye’de şayet iyi bir yönetim olursa dönme fikrinde.

Gazeteciler Türkiye’de sığınmacılarla ilgili konuda üzerine düşeni yapmakta. Bir fotoğraf karesi (Aylan bebek) dünyanın dikkatini çekebilmekte ancak etkisi kısa sürmekte ve bir noktada medya da tıkanmakta. Ve gittikçe gerçeklikten insanlar uzaklaşmakta. Araştırmacı gazetecilik azalmış olduğundan, gelen bir haber detaylandırılmadan, arkası, gerisi araştırılmadan kopyala/yapıştır olarak geçtiği için birçok bilginin gerçeğine ve detayına ulaşılamamakta.

Bugün bütün mazlumların yolu Türkiye’den geçiyor.

Artık Türkiye’de yerleşik nüfusa geçenler var. En büyük bariyer dil konusu. Suriyeliyim, dendiğinde Türk insanın yüzünün değiştiği görülebiliyor. Türk insanının belleğindeki Suriyeli algısı değişmeli.

Türkiye’deki 3,5 milyon Suriyelinin Türk halkının ekmeğine, sokağına, ortak olduğu düşünülüyor. Halbuki büyük çoğunluğu artık kendi becerileri ile ayakta durmaktadır. Halkın gözünde Devletin yardımı ile ayakta kalabildikleri algısı var. Bir kavga haberinde, sıradan iki gencin yapabileceği bir kavga haberinde, taraflardan birinin Suriyeli olduğunun öne çıkarılması ister istemez toplum nazarında Suriyelilere karşı ‘yine bir kavga çıkardılar” diye nefrete sevk edebiliyor. Gerçeğin aranması gerekiyor. Korku ve endişe beslenmemeli.

 Avrupa Birliğinde, Avrupalılar, göçmenleri Truva Atı gibi içlerine girecek insanlar olarak görmekte ve halen 28 ülke bir göç politikası üretememiş durumda.

(Tokat Gazetesi, 18 Mart 2018)

 

İçişleri Bakanlığı: Bir Haftada 2872 Düzensiz Göçmen Yakalandı

İçişleri Bakanlığı, son bir hafta içinde 222’si denizlerde olmak üzere toplam 2872 düzensiz göçmen yakalandığını, bu konuda 100 organizatörün de gözaltına alındığını bildirdi.

İçişleri Bakanlığı, 12-19 Mart tarihlerini kapsayan bir haftalık değerlendirme raporunu açıkladı. Buna göre; Jandarma Özel Harekât (JÖH), Polis Özel Harekât (PÖH), Jandarma Komando Birlikleri ile İç Güvenlik operasyonları çerçevesinde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Hava ve Kara unsurlarınca 1171 operasyon yapıldı.

Terör örgütlerine yardım, yataklık yaptığı ve örgütlerle irtibatlı olduğu değerlendirilen 1114 terör (PKK/KCK 536, Aşırı sol 2, IŞİD 39, FETÖ/PDY 537), 3896 Uyuşturucu ve Kaçakçılık suçlarından ve 100 Düzensiz Göçle Mücadele kapsamında olmak üzere toplam 5110 kişi gözaltına alındı. Bakanlık açıklamasında, “Ülke genelinde yürütülen iç güvenlik operasyonlarında, son 1 haftada yurt içinde 13’ü ölü, 2’si sağ, 6’sı teslim olmak üzere toplam 21 terörist etkisiz hale getirilmiştir” dedi.

Siber suçlarla mücadeleyi de değerlendiren İçişleri Bakanlığı, açıklamasında “Terör örgütü propagandası yapan, bu örgütleri öven, terör örgütleri ile iltisaklı olduğunu alenen beyan eden, halkı kin, nefret ve düşmanlığa sevk eden, devlet büyüklerine hakaretlerde bulunan, devletin bölünmez bütünlüğüne ve toplumun can güvenliğine kast eden, nefret söylemleri içeren 544 sosyal medya hesabı ile ilgili çalışma yapılmış, tespit edilen 297 kişi hakkında yasal işlem yapılmıştır” bilgisine yer verdi.

İçişleri Bakanlığı son bir hafta içinde düzensiz göçle mücadele çerçevesinde gerçekleştirilen  operasyonlarla ilgili de bilgi verdi. Buna göre, 222’si denizlerde olmak üzere toplam 2.872 düzensiz göçmen yakalandı. Düzensiz göçmenlerin yasa dışı yollarla yurtiçine girmesine ve yurt dışına çıkmasına aracılık eden 100 organizatör yakalanarak gözaltına alındı.

(Sputnik Türkiye, 19 Mart 2018)

 

Akdeniz Açıklarında 218 Sığınmacı Kurtarıldı

İtalya Sahil Güvenlik Komutanlığı, Katalan sivil toplum kuruluşu Proactiva Open Arms'ın kurtardığı sığınmacılarla birlikte, ülkenin güneyindeki Sicilya'da yer alan Pozzallo Limanı'na geleceğini duyurdu.

Komutanlıktan yapılan yazılı açıklamada, perşembe günü Roma'daki merkezin, Akdeniz'de sığınmacıların bulunduğu 2 ünitenin zor durumda olduğuna dair 2 ihbar aldığı bildirildi.

Merkezin, söz konusu bölgeye yakın tüm Deniz Kurtarma ve Koordinasyon Merkezleri'ne (MRCC) haber verdiğinin belirtildiği açıklamada, ayrıca civardaki deniz birliklerinin de bilgilendirildiği aktarıldı.

Her iki durumun da koordinasyonunu Libya Sahil Güvenlik ekiplerinin üstlendiğinin kaydedildiği açıklamada, Open Arms'ın, Libya'nın koordinasyonu üstlendiğinin farkında olarak, her 2 olay için de yanıt verdiği ifade edildi.

Open Arms'ın toplamda 218 sığınmacıyı kurtardığının bildirildiği açıklamada, kuruluşun İspanya'nın sığınmacıların bir ülkenin limanına bırakılabilmeleri için anlaşmaya varmasını beklerken kuzey batıya doğru yol aldığı kaydedildi.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi; "Yolculuk sırasında, Malta kıyısından yaklaşık 10 mil açıkta tıbbi bir acil durum meydana geldi. Yeni doğmuş bir bebek ve annesi, Malta devriye botlarından biriyle transfer edildi. Birim, Malta'ya çok yakın olmasına rağmen yine de İspanyol yetkililerden bir haber bekleyerek İtalyan sahiline doğru seyretmeye devam etti. Bu sırada, Open Arms, İtalyan karasularına ulaştı. Hava şartlarının kötüleşmesi beklendiği için ve taşıdığı sığınmacıların riskli olduğu düşünülen durumu nedeniyle, sivil toplum kuruluşu Open Arms'ın birkaç saat içinde varacağı Pozzallo Limanı'na gelmesine izin verilmiştir."

(TRT Haber, 17 Mart 2018)

 

Suriyeli Gençler Cemiyeti Türkiye'den Destek İstiyor

Türkiye’deki Suriyeli Gençler Cemiyeti Temsilcisi Siphan Daoud, yabancı güçlerle desteklenen grupların orada yaşayan halkın çocuklarını zorla askere aldığını belirterek, “Bu grupların orada Kürt halkını temsil etmeleri ve bir gelecek kurmaları mümkün değil. Türkiye’den ricamız Afrin ve diğer bölgelerdeki politikalarında Kürt halkının siyasi şahsiyetleri, aydınları ve kanaat önderleri ile birlikte politika yürütmesi ve halkın geleceğini kurmasına yardımcı olmasıdır” dedi.

Suriye’deki iç savaştan kaçıp Diyarbakır’a sığınan Suriyeli Gençler Cemiyeti Temsilcisi Siphan Daoud, Suriye’nin kuzeyindeki sorunların Amerika’nın politikaları sonucu ortaya çıktığını ve Amerika’nın politikasının Suriye’de bir çözüm değil, çözümsüzlüğü ve kargaşayı hedeflediğini söyledi. Afrin’de bir parti veya bir grubun Kürt halkını temsile edemeyeceğini ifade eden Daoud, “Oradaki gruplar Kürt halkının temsilcisi değildir. Türkiye’nin oradaki müdahalesi Kürt halkına yapılmış bir müdahale değil orada başka güçlerle beslenen bazı gruplara yapılan bir müdahaledir. Kürt halkı adına mücadele ediyorum diyen ve bazı yabancı güçlerce desteklenen bu gruplar Kürt halkının oradaki yaşamını olumsuz etkilemiştir. Bu yanlış politikalar sonucunda yaklaşık olarak 500 bine yakın Kürt Avrupa’ya, 300 bin yakın Kürt de Türkiye’ye ve Irak’a göç etmek zorunda bırakılmıştır” diye konuştu.

Halkın Çocuklarını Zorla Askere Aldılar

Yabancı güçlerce desteklenen grupların orada yaşayan halkın çocuklarını zorla askere aldığını vurgulayan Daoud, “Bazılarına ise paralar ödeyerek silah altına almaya çalıştılar. Bu da oradaki halkın yaşamını olumsuz etkiledi. Oradaki halk büyük bir zorluk içerisinde kaldı. Bu yanlış politikaların Kürt halkının geleceğini olumlu etkilemesi mümkün değildir. Yabancı güçlerin desteğiyle oluşan grupların orada Kürt halkını temsil etmeleri ve bir gelecek kurmaları mümkün değil. Kuzey Suriye’de Kürt halkının geleceği, barış ve huzur içinde yaşayabilmesinin tek yolu komşusu olan Türkiye ile Araplarla ve orada yaşayan halkların birbirleriyle ortak kader birliği yaparak oluşturacakları politikalar çerçevesinde mümkündür. Bunun dışında hiçbir politika Kuzey Suriye’de yaşayan Kürt halkına ve Araplara bir huzur getirmeyecek” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin Hassasiyetinin Afrin’de de Devam Edeceğine İnanıyoruz

Türkiye’nin Suriyeli 3 buçuk milyon mülteciyi etnik yapı gözetmeksizin misafir ettiğine dikkat çeken Daoud, bu hassasiyetin Afrin konusunda da devam edeceğine olan inancını aktararak şunları kaydetti:

“Kuzey Suriye’de yaşayan Kürt halkının oradaki bazı yabancı güçlerle desteklenen gruplarla aynı kefeye konulmaması gerekiyor. Çünkü bu gruplar bir halkı temsil edemez. Uygulanacak politikalarda orada güçlü bir etkiye sahip olan Türkiye’nin bu durumu göz önünde bulunduracağını düşünüyorum. Türkiye’den ricamız Afrin ve diğer bölgelerdeki politikalarında Kürt halkının siyasi şahsiyetleri, aydınları ve kanaat önderleri ile birlikte politika yürütmesi ve halkın geleceğini kurmasına yardımcı olmasıdır. Bu nokta Kürt halkının geleceğinde ve Suriye’deki halkların geleceğini kurmasında büyük bir önem taşıyor. Türkiye’nin tarihten gelen büyük bir tecrübesi var ve biz de büyük bir tecrübe ile şunu gördük ki Türkiye 3 buçuk milyon Suriyeli mülteciyi Kürt, Arap veya başka bir etnik yapı gözetmeksizin misafir etti ve bu konuda ayrım gözetmeksizin yardım etti. Bu hissiyatın Afrin konusunda da devam edeceğine inanıyoruz.

(Milliyet, 19 Mart 2018)

 

Ürdün’de Ortadoğu’da Mülteciler Konferansı Gerçekleştirildi

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA)’nın katkılarıyla  “Ortadoğu’da Mülteciler – Uluslararası Toplum: Fırsatlar ve Zorluklar” konulu uluslararası konferans Amman’da gerçekleştirildi.

Prens El Hassan bin Talal’ın himayesinde, Yarmouk Üniversitesi Mülteciler, Yerinden Edilmiş Kişiler ve Zorunlu Göç Çalışmaları Merkezi tarafından düzenlenen ve TİKA tarafından katkı sağlanan “Ortadoğu’da Mülteciler – Uluslararası Toplum: Fırsatlar ve Zorluklar” konulu uluslararası konferans Amman’da gerçekleştirildi.

Prens El Hassan bin Talal, açılış konuşmasında, “nüfus tsunamisi” olarak nitelendirdiği mültecilerin yüzde 80’inin Müslüman olduğundan bahisle, İslam dünyasının bu konuda yeterli çabayı göstermediğini, bu sorunun hiçbir ülke tarafından tek başına çözülemeyeceğini, Arap Ülkelerinin ve mülteci krizinden en çok etkilenen üç ülke olan Türkiye, Ürdün ve Lübnan’ın işbirliği yapmasının önemli olduğunu vurguladı.

T.C. Amman Büyükelçisi Murat Karagöz ise, yaptığı konuşmada, Türkiye’nin, Suriyeli mülteci akınından en çok etkilenen ülke olduğunu, 3,5 milyona yakın mülteciye ev sahipliği yaptığını, 967 bin mülteci çocuğa eğitim fırsatı sunduğunu, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin, mültecilerin hayatlarını korumaya, onurlu bir yaşam sunmaya ve mültecilere eğitim fırsatları sağlamaya öncelik verdiğini belirtti.

Konferans’ta mülteci krizleri karşısında uluslararası toplumun çabalarının yetersiz kaldığı, eğer bir çözüm bulunamazsa, ABD’nin UNRWA bütçesiyle ile ilgili kararının Filistinli Mültecilerin yaşam koşullarını daha da zor hale getireceği üzerinde de duruldu.

(TİKA Resmi İnternet Sitesi, 16 Mart 2018)

 

Suriyeli 2 Kişi, Sahte 4 Bin Dolarla Yakalandı

Kayseri’de, polis ekiplerinin sahte 4 bin dolarla yakaladığı Suriyeli 2 kişi gözaltına aldı.

Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü (KOM) ekipleri, durumundan şüphelendiği Suriyeli Ö. S. ve M. A.'nın yapılan üst aramasında 40 adet sahte 100 dolar ile yine sahte dolarlar ile alındığı öğrenilen 3 gümrük kaçağı cep telefonu ele geçirdi.

Gözaltına alınan 2 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adli Tabiplik'te sağlık kontrolünden geçirildikten sonra adliyeye sevk edildi.

(Hürriyet, 17 Mart 2018)