Türkiye’de ve dünyada göç, göçmen ve sığınmacılar konusunda gündemde öne çıkan başlıklar…

 

Gaziantep’te Suriyeliler ile Türkler Kavga Etti: 3 Ölü

Gaziantep’te Suriyeliler ve Türkler arasında yüksek ses tartışması çıktı. Kahvedeki tartışma büyümeden sonlansa da Suriyeli M.H. daha sonradan yanına arkadaşlarını da alıp Mustafa Okkan ile oğlunun yolunu kesti. Çıkan bıçaklı-silahlı kavgada baba-oğul öldü. Polise ateş açan Suriyeli H.H. vurulup etkisiz hale getirilirken, yanındaki M.H. aranıyor. Olay, dün saat 22.30 sıralarında Gümüştekin Mahallesi’nde meydana geldi. Mustafa Okkan kahvede otururken, aynı mahallede bakkal işleten Suriye uyruklu M.H.’yi yüksek sesle konuştuğu iddiasıyla uyardı. Çıkan tartışma, kahvedeki diğer müşterilerin araya girmesiyle büyümeden sonlandı.

M.H. Ve H.H. Yanındaki Av Tüfekleriyle Ateş Açtı

Gece saatlerinde M.H., yanına arkadaşlarını da alarak sokaktan geçen Mustafa Okkan ile yanındaki oğlu Cengiz Okkan’ın yolunu kesti. Tarafların yakınları da tartışmaya katılınca silahlı ve bıçaklı kavga çıktı. Kavga sırasında M.H. ve H.H. yanındaki av tüfekleriyle ateş açtı. Silahtan çıkan saçmaların vücutlarına isabet ettiği baba oğul yere yığıldı.

Suriyeli H.H. Gelen Polis Ekiplerine De Ateş Etti

Silah sesleri üzerine bölgeye çok sayıda polis ekibi sevk edildi. Suriye uyruklu H.H. gelen polis ekiplerine de ateş edince vurularak etkisiz hale getirildi. Çağırılan sağlık ekipleri, Mustafa Okkan’ın yaşamını yitirdiğini belirledi.

M.H.’Nin Yakalanması İçin Çalışma Başlatıldı

Kavgada silah ve bıçakla yaralanan 6 kişi ile polis tarafından vurulan H.H. ambulansla Doktor Ersin Arslan Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Ancak Cengiz Okkan ile H.H. de doktorların tüm çabasına karşın kurtarılamadı. Yaralı 5 kişinin tedavilerinin sürdüğü bildirildi. Ekipler olay sonrası kaçan M.H.’nin yakalanması için çalışma başlattı. Olayı duyan mahalle sakinleri ile Suriyeliler arasında gerginlik yaşandı. Polis ekipleri, yeni bir olayın yaşanmaması için mahallede geniş güvenlik önlemi aldı.

Valilik Açıklama Yaptı: Türk Ve Suriyeli Vatandaşların Karıştıkları Silahlı Bir Kavga Olayı

Gaziantep Valiliği, olayla ilgili yazılı açıklama yaptı. Açıklamada şu ifadeler kullanıldı: ‘Şahinbey İlçemiz Gümüştekin Mahallesinde 16 Haziran 2018 Cumartesi günü saat 22.30 sıralarında Türk ve Suriyeli vatandaşların karıştıkları silahlı bir kavga olayı meydana gelmiştir. Olaya müdahale eden polis ekibimizce yapılan ‘dur’ ihtarına elindeki av tüfeğiyle ateş ederek karşılık veren şüpheli Suriye vatandaşı H.H. adlı şahıs görevli polis memurumuzun silahla karşılık vermesiyle olay yerinde etkisiz hale getirilmiştir.’

(Sputnik Türkiye, 18 Haziran 2018)

 

Dünyada 68 Milyon Kişi Yerinden Edildi

Birleşmiş Milletler dünya çapında zorla yerlerinden edilen insanların sayısının 2017 yılı sonunda rekor seviyeye çıkarak 68,5 milyona ulaştığını açıkladı. Türkiye en çok sığınmacı alan ülkelerden biri. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) 2017 yılı sonu itibarıyla dünyada savaş, şiddet, baskı gibi nedenlerle yaşadığı yeri terk etmek zorunda kalan 68,5 milyon insan olduğunu açıkladı. Bu rakam bir önceki yıla göre 2 milyon 900 bin daha fazla. Böylece İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en üst seviyeye ulaşıldı. UNHCR her yıl 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü’nde zorla yerinden edilen insanların sayısını açıklıyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiseri Flippo Grandi, kaçış halinde olan insanların sayısının üst üste beş yıldır artmakta olduğunu belirtti. Yaşadığı yeri terk etmek zorunda kalan insanların büyük çoğunluğu vatandaşı oldukları ülkelerde kalıyor. Birleşmiş Milletler rakamlarına göre savaş nedeniyle yaşadığı bölgeyi terk ederek ülkesinin bir başka kesimine göç etmek zorunda olanların sayısı 40 milyonu buldu. Yaklaşık 25 milyon ise sınırları aşarak başka ülkelere sığındı. İltica başvurusunda bulunanların sayısı 3 milyonu geçiyor.

En Çok Sığınmacı Alan Ülkelerden Biri Türkiye

En çok sığınmacı veren ülkeler Suriye, Afganistan, Güney Sudan, Myanmar ve Somali olarak rapora yansıdı. En çok sığınmacı alan ülkeler ise Türkiye, Pakistan, Uganda, Lübnan ve İran oldu. Sığınmacı krizinin “hâlâ yoksul dünyanın bir krizi” olduğunu belirten Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiseri Grandi, uluslararası toplumun bu ülkelere yardım etmesi gerektiğini söyledi. Sığınmacı alan ülkelerdeki kaynak sıkıntısına dikkat çeken Grandi “Bir dönüm noktasında bulunuyoruz” diye konuştu. Almanya en çok sığınmacı alan 10 ülke arasında tek Avrupa ülkesi. Birleşmiş Milletler rakamlarına göre 2017 yılı sonu itibarı ile Almanya’da hemen hemen bir milyon sığınmacı bulunuyor. Kolombiya, Suriye, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Irak ve Somali, ülke içinde yerinden olan insanların en çok olduğu ülkeler. BM rakamlarına göre özellikle Kongo’da durum daha kötü bir hale geldi. Ülkenin birçok kesiminde yaşanan şiddet nedeniyle yerinden olan insanların sayısı geçen yıl iki katına çıkarak 4 milyon 400 bine ulaştı. Yüz binlerce Kongolu da milisler, isyancılar ve askerler arasındaki şiddet nedeniyle başka ülkelere kaçmak zorunda kaldı.

(Hürriyet, 19 Haziran 2018)

 

Trump, Göçmen Karşıtı Son Politikasını Almanya Örneği İle Savundu

ABD Başkanı Donald Trump, “sıfır hoşgörü” eksenli yeni mülteci politikası nedeniyle ülkesinde aldığı eleştirilere, Almanya’ya mülteci politikası üzerinden yüklenerek yanıt verdi. Trump, Twitter üzerinden paylaştığı mesajlarda “Göç nedeniyle Avrupa’da yaşananın bize olmasını istemeyiz” ifadesini de kullandı. ABD Başkanı Donald Trump, giderek sertleşen kendi mülteci politikası nedeniyle ülkesinde aldığı eleştirilere, Almanya’ya mülteci politikası üzerinden yüklenerek yanıt verdi. Trump, Almanya Başbakanı Angela Merkel’in kurduğu koalisyonun mülteci politikası nedeniyle “sallantıda” olduğunu kaydetti ve bu örnekle “sıfır hoşgörü” politikasını savundu. ABD Başkanı, milyonlarca mültecinin geçişine izin verilmesinin Avrupa’nın kültürünü değiştiren bir hata olduğunu söyleyerek, “Almanya’da suç oranı yükseldi” iddiasında bulundu. “Suç oranı yükseldi” iddiası ise Almanya medyası tarafından çürütüldü ve ülkede 1992 yılından bu yana suç oranını en düşük seviyede gösteren veriler paylaşıldı. ABD’nin ‘First Lady’si Melania Trump da Meksika’dan ülkeye yasa dışı bir şekilde giren ebeveynler ile çocukların birbirinden ayrılmasıyla sonuçlanan “sıfır hoşgörü” politikası ile ilgili açıklama yapmış ve “kalbiyle de yönetilen bir ülke olmamız gerekiyor” mesajını vermişti. Trump, Twitter üzerinden paylaştığı mesajlarda “Göç nedeniyle Avrupa’da yaşananın bize olmasını istemeyiz” ifadesini de kullandı.

Merkel’e ‘Mülteci’ Ultimatomu

ABD Başkanı Trump’ın Twitter mesajlarıyla hedef aldığı Almanya’da, yaklaşık 6 ayda kurulabilen koalisyon hükümeti ise Başbakanı Angela Merkel’in arkasında durduğu mülteci politikası nedeniyle tehdit altında. Merkel, “Avrupa çapında yeni bir mülteci anlaşması yapılmazsa, mültecileri sınır kapılarından çevirmeye başlayacağı” ultimatomunu açıklayan koalisyonun İçişleri Bakanı Horst Seehofer’a karşı çıkıyor. Angela Merkel’in başında olduğu Hristiyan Demokrat Parti ile İçişleri Bakanı Horst Seehofer başında olduğu Bavyera Hristiyan Demokrat Parti, İkinci Dünya Savaşı’nın sonundan bugüne siyasi ittifak içinde bulunuyordu. Trump Avrupa’daki göçmen politikalarına yönelik eleştirileri nedeniyle Merkel ile karşı karşıya gelmişti.

Sıfır Hoşgörü Politikasını Melanie Trump da Eleştirdi

Bu arada Meksika’dan ülkeye yasa dışı bir şekilde giren ebeveynler ile çocukların birbirinden ayrılmasıyla sonuçlanan “sıfır hoşgörü” politikası hakkında en dikkat çeken açıklamalardan biri ABD ‘First Lady’si Melania Trump’dan gelmişti. Sözcüsü aracılığı ile Amerikan CNN televizyonuna açıklama yapan First Lady, “Melania Trump bütün kanunları yerine getiren bir ülke, ancak aynı zamanda kalbiyle yöneten bir ülke olmamız gerektiğine inanıyor” mesajını verdi. Trump yönetiminin uygulamaya koyduğu “sıfır hoşgörü” politikası ile Meksika üzerinden ABD’ye girmeye çalışırken yakalanan aileler birbirinden ayrılıyor. Bu politika kapsamında sınırı yasa dışı bir şekilde geçen yetişkinler, gözaltına alınıyor ve haklarında ülkeye yasa dışı girmekten dava açılabiliyor. Bu süreçte ise çocuklar ailelerinden ayrı bir şekilde tutuluyor.

(Haber Türk, 19 Haziran 2018)

 

İtalyan Yeni Popülist Koalisyon Hükümetinde Çatlaklık

5 Yıldız Hareketi ve ırkçı Kuzey Lig Partisi’nin kurduğu hukuk profesörü Giuseppe Conte başbakanlığındaki koalisyon hükümetinde İçişleri Bakanlığını üstlenen Matteo Salvini ülkenin göçmenlerden arınması için düğmeye bastığını açıkladı. Büyük tepki gören bu girişimde Kuzey Ligi lideri Salvini öncelikle ülkeye denizden girmeye çalışan kaçak sığınmacılara kapıları kapattı. Yeni İçişleri Bakanı ayrıca oturma izni olan yabancıların durumunun gözden geçirileceğini belirterek öncelikle Romanlar için bir nüfus sayımı yaptıracağını söyledi. Matteo Salvini “İtalyan vatandaşı olan Romanlara maalesef dokunamayacağız. Diğerleri ise sınır dışı edilecek” dedi.

“Sanki Zalimlik Bakanı”

Başbakan Giuseppe Conte bu açıklamaları talihsiz bulurken hükümet ortağı 5 Yıldız Hareketi lideri ve Başbakan yardımcısı Luigi Di Maio “Çok yanlış ve zamansız bir karar açıklaması. Anayasaya aykırı bir durum” itirazında bulundu. Eski Başbakan Paolo Gentiloni ise “Bu hükümet yakında herkesi yabancılara karşı silahlandırır” yorumunda bulunarak öfke duyduğunu yansıttı. İtalya’da yaşayan Romanlar ise “Matteo Salvini İçişleri Bakanı değil sanki Zalimlik Bakanı. Yapmayı düşündükleri insanlığa sığmıyor. Biz bu ülkenin vatandaşlarıyız. Kimse bizi zorla kovamaz” duyurusunda bulundular. Başbakan Conte, koalisyon hükümetinin şimdiden çıkmaza girmemesi için Matteo Salvini ile bir görüşme yapacağını söyleyerek “AB kurallarına uymamız gerekecek. Alınacak kararlarda ayrıcalıklı değiliz. Göçmen yasalarına uymamız gerek” dedi.

(CNN Türk, 19 Haziran 2018)

 

Utanç Kampından Şok Görüntüler Ayağa Kaldırdı!

ABD’de sınırı geçmiş yüzlerce çocuğun ailelerinden ayrılarak kamplarda tutulması, depreme yol açtı. Los Angeles Times, gözaltında tutulanların kaçmasını engellemek için tel örgüden yapılmış kafesler bulunduğunu bildiriyor. Merkezlerden yansıyan fotoğraflarda çocukların tek sıra yürütüldüğü ve yer yataklarında uyuduğu görülüyor. Eski First Lady Laura Bush, ‘zalim’, ‘ahlak dışı’ ve ‘kalp kırıcı’ olarak nitelediği uygulamanın II. Dünya Savaşı’ndaki esir kamplarını hatırlattığını belirterek, Amerikan tarihinin en utanç verici sahnelerinden birinin ortaya çıktığını söyledi. ABD Başkanı Donald Trump’ın sınırı geçen göçmenleri çocuklarından ayırması, ülkeyi ayağa kaldırdı. First Lady Melanie Trump’ın ‘nefret ettiğini’ söylediği ayrım için bir yazı kaleme alan eski First Lady Laura Bush, uygulamayı ‘zalim’, ‘ahlak dışı’ ve ‘kalp kırıcı’ olarak niteledi. Laura Bush’a göre, ortaya çıkan tablo Amerikan terihinin en utanç verici sahneleri arasında ve II. Dünya Savaşı’nda kurulan esir kamplarını hatırlatıyor: “Bu uygulama yüreğimi incitiyor. Hükümetimiz bu çocukları depolarda toplama, sınır kenti El Paso dışında çölde kurulan çadırlara yerleştirme işinden vazgeçmeli. Bu görüntüler, İkinci Dünya Savaşı’nda Japon asıllı Amerikan vatandaşlarının toplandığı kampları akıllara getiriyor ki o dönem, Amerikan tarihinin en utanç verici sayfalarından biriydi. Amerikan toplumu ahlaklı ve kapsayıcı olmakla övünen bir toplumdur. Dünyanın dört bir yanında yaşanan felaketlere yardım göndeririz. Eğer gerçekten ahlaklı olduğumuzu düşünüyorsak o zaman aileleri çocuklarından ayırmaktan vazgeçmeliyiz.” Melanie Trump’ı bile isyan ettiren ‘Sınırda sıfır tolerans’ adlı uygulamaya son olarak Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nden eleştiri geldi. BM, ailelerinden alınan 2 bin çocuğun durumundan derin endişe duyduğunu açıkladı.

Los Angeles Times: Tel Örgü Kafesler Var!

Amerikan basını da sınırdan haberleri manşetten veriyor. Los Angeles Times, Texas-Meksika sınırında Orta Amerika’dan gelen kaçak göçmenlerin tutulduğu bir merkezde yaşananların ayrıntılarını ana sayfasına taşıdı. Gazetenin haberi ellerini yüzüne kapayarak ağlayan Jessica’nın hikâyesiyle başlıyor. Merkezi ziyaret eden Los Angeles Times muhabiri, gözaltında tutulanların kaçmasını engellemek için tel örgüden yapılmış kafesler bulunduğunu bildiriyor. Sınır Devriye Polisi ise, gazetecilerin Güney Teksas’taki bir sığınağı gezmesine izin verdi. Geniş ve karanlık tesisin, yalnız başına sınırı geçen çocuklar, yetişkinler ve çocuklu aileler için farklı bölümlere ayrıldığı görüldü. Her kanattaki kafesler portatif tuvaletlerin kullanılabileceği ortak alanlara açılıyor. Tesiste kalanların 200 kadarı yanında ebeveyni bulunmayan çocuklar. 500 kadarıysa aile bölmesinde kalan çocuk ve anne-babalar.

Trump Vazgeçmiyor

Trump yönetimi ise ülkeyi sarsan uygulamayı savunuyor. ABD Başkanı Twitter’dan “Avrupa’da göçmenlerle ilgili yaşananların burada da yaşanmasını istemeyiz” mesajını paylaştı. İç Güvenlik Bakanlığı’ndan Kirstjen Nielsen, “Bu yönetim aileleri ayırma politikası yaratmadı. Değişen şu ki, kanunu çiğneyen insanları artık kanundan muaf saymıyoruz” diye konuştu. Adalet Bakanı Jeff Sessions ise, Fox News’te yaptığı açıklamada “Doğru olan şeyi yapıyoruz. O çocuklara özen gösteriyoruz. Onlar suistimal edilmiş değiller” dedi. Beyaz Saray atılan adımın arkasında dursa da Cumhuriyetçiler ikiye bölünmüş durumda.

(Milliyet, 19 Haziran 2018)

 

ABD’de Yasa Dışı Göçmenlerin Çocukları Tartışılıyor

Ülkeye yasa dışı olarak girerken sınırda yakalanan ebeveynlerinden alınan çocukların kaldığı tesislerden biri ilk kez görüntülendi- İç Güvenlik Bakanı nisan-mayıs aylarında ABD’ye girerken yakalanan yaklaşık 2 bin çocuğun bulunduğunu açıkladı- ABD’li yetkililer, ebeveynleri yargılanan çocukların yasa gereği ailelerinden ayrıldığını savunuyor. Latin Amerika ülkelerinden gelip ABD’ye yasa dışı olarak girerken sınırda yakalanan ebeveynlerinden alınan çocukların kaldığı Teksas’taki tesislerden biri ilk kez görüntülendi. ABD’ye yasa dışı olarak giren göçmenlerin çocuklarının ebeveynlerinden alınması tartışması Amerikan kamuoyunda tartışılırken, İç Güvenlik Bakanlığı söz konusu göçmenlerin tutulduğu tesislerden birini basın mensuplarına açtı.

“Kafesler” İçinde İnsanlar

Teksas eyaletinin güneyinde yer alan tesislerden birine giren kameralar, yüzlerce insanın yaş ve cinsiyetlerine göre tel örgüden yapılmış ayrı “kafesler” içinde tutulduğunu tespit etti. Amerikan kamuoyunda şiddetli tepki toplayan tesise ait görüntülerde yalnız başına sınırı geçen çocukların, yetişkinlerin ve çocuklu ailelerin ayrı bölümlerde bulundukları ve bölümler arasında geçiş yapmanın mümkün olmadığı görüldü. ABD İç Güvenlik Bakanlığı yetkilileri ise “yasa dışı olarak ülkeye girmeye çalışan göçmenlerin yargı sürecinde çocuklarından ayrılmalarının yasal bir zorunluluk olduğuna” dikkat çekiyor. Yetkililer çocukların ebeveynleri gibi yargılanmadığını, bu süreçte onlardan ayrı değerlendirildiğini, birçok çocuğun da iddia ettikleri ebeveynleriyle aralarında ispat edilebilir bir bağ bulunmadığını öne sürüyor.

2 Bin Çocuk Tutuluyor

Öte yandan Beyaz Saray’da düzenlenen basın brifinginde gündemi değerlendiren ABD İç Güvenlik Bakanı Kirstjen Nielsen, nisan-mayıs aylarında ABD’ye giren yaklaşık 2 bin çocuğun söz konusu tesislerde tutulduğunu açıkladı. Nielseon, basına yansıyan görüntülerin aksine bu çocuklara iyi bakıldığını, sağlık durumlarının yerinde olduğunu ve şartları uygun olanların iltica başvurusunda bulunabileceğini dile getirdi. ABD Başkanı Donald Trump, ülkeye gelen yasa dışı göçmenler konusunda dün Beyaz Saray’da yaptığı açıklamada, “ABD, bir göçmen kampı olmayacak.” demişti. Kendi yönetiminde ABD’nin sürdürdüğü sert göçmen politikalarını savunan Trump, ülkesinin yasa dışı göçmenleri kabul etmeye niyeti olmadığını vurgulamıştı. Trump, “ABD bir göçmen kampı olmayacak, mülteci toplama tesisi de olmayacak. Avrupa’da ve diğer yerlerde neler olduğuna bir bakın; bunun ABD’ye de olmasına izin veremeyiz, en azından benim gözetimimde.” şeklinde konuşmuştu. ABD Adalet Bakanı Jeff Sessions mart ayında yaptığı bir açıklamada ABD’nin artık yasa dışı göçmenlere karşı “sıfır tolerans” politikasını güdeceğini ve bundan taviz vermeyeceğini ilan etmişti. Trump yönetimi söz konusu çocukların ailelerinden ayrılmasına neden olan yasaların Kongrede yeniden ele alınmasını ve değiştirilmesini talep ederken, Demokratlar ise henüz yeni bir yasal düzenlemeye sıcak bakmıyor.

(Time Türk, 19 Haziran 2018)

 

Göç Avrupa’da Popülizmi Tırmandırıyor

AB’de çözümsüz kalan göç sorunundan kendine pay çıkaran sağ popülist siyasi partiler artıyor. Soruna Avrupa çapında çözüm bulmak giderek zorlaşırken, ulusal önlemler ağırlık kazanıyor. Avrupa Birliği’nin (AB) yıllardır iltica ve göç sorunlarına Avrupai çözüm aradığı Brüksel’de göçün etkilerini görmek için fazla aramaya lüzum kalmıyor. Belçika iltica dairesi AB merkezinin oldukça yakınlarında bulunuyor. İltica hakkı için başvuru yapmak ya da bir an önce Fransa ve İngiltere’ye gidebilmek için bekleşenler binanın önünde uzun kuyruklar oluşturuyor. Kuzey garı yakınlarındaki parkta geceleyen Afrikalıların çoğu Dublin kurallarına aykırı olarak İtalya’dan yola çıkmış ve otobüs, otomobil ya da trenle Avusturya, Fransa ve Almanya üzerinden Belçika’ya gelmiş. Geçerli uygulamaya göre iltica başvurusunu İtalya’da yapması gereken mültecilerin diledikleri AB ülkesine gidebilmesi, yıllardır iyileştirilmesine çalışılan ortak iltica düzenlemesinin çalışmadığını gösteriyor. Milliyetçi muhafazakâr Belçika İçişleri Bakanı Jan Jambon hakları olmadığı halde Belçika’da kalan mülteci adaylarına taviz vermemekte kararlı görünüyor. Mayıs ayında Belçika polisi kaçak Iraklı göçmenleri taşıyan araca ateş açmış ve iki yaşındaki bir kız çocuğunu öldürmüştü. İçişleri bakanının popülist partisi (N-VA) 2014 genel seçimlerinde oylarını arttırarak ilk kez koalisyon ortağı olmuştu. Belçika’daki trendi bütün Avrupa’da izlemek mümkün. “Mülteci ve göç krizi” Fransa, Hollanda, Danimarka, İsveç ve Almanya’da sağ popülist muhalefetin güç kazanmasına yol açtı. Belçika, Finlandiya, Avusturya ve Yunanistan’da sağ popülistler hükümet ortağı oldu. Polonya, Macaristan, Çekya ve son olarak da İtalya’da milliyetçi ve yabancı aleyhtarı partiler iktidara geldi. Göç krizinin popülist partiler tarafından kullanıldığını belirten Brüksel’deki Carnegie Vakfı’nın Avrupa uzmanı Stefan Lehne “Kendilerine duyguları ayaklandıracak, kutuplaşma yaratan ve bırakmak istemedikleri bir konu buldular” diyor. Alman ana muhalefet partisi Almanya İçin Alternatif’in (AfD) Meclis Grup Başkanı Aleksander Gauland 2015 yılında mülteci akınının doruğa çıkmasını “lütuf” olarak nitelendirmişti. AfD bazı Doğu Alman eyaletlerinde anketleri önde götürüyor.

“AB Uçurumun Eşiğinde”

AB Komisyonu Başkan Vekili Frans Timmermans sağ popülistlerin güç kazanmasını ve çözüm bulunamayan göç sorununun sadece Almanya’da hükümet krizine yol açmakla kalmayıp bütün AB’yi tehdit eden bir mesele haline gelmesinden endişe ediyor. Timmermans geçen hafta Avrupa Parlamentosu’nda yaptığı konuşmada “Son yıllardaki gelişmelere baktığımızda göç konusunun AB’yi uçurumun kenarına sürüklediğini görüyoruz. Bütün AB ülkelerinde gündemin ilk sırasını bu konu alıyor” dedi. Milli çıkarları bir kenara bırakıp dayanışma gösterilmesini isteyen Timmermans “kapsamlı ve uygulanabilir çözümün ancak Avrupa düzeyinde bulunabileceği” görüşünü taşıyor. Siyaset uzmanı Stefan Lehne sağ popülizmin etkisi altındaki çoğu hükümetin artık bu teşhisi paylaşmadığını belirtiyor ve ekliyor: “AB’nin öncelikle bu konunun üstesinden gelmeyi becerememesi, milliyetçiliğin yeniden tırmanmasına yol açtı. Göçmenlere karşı olan popülistler ve siyasi partiler aynı zamanda AB’ye de karşılar. Bu nedenle sık sık sınır kontrolleri, tel duvarlar ve üst sınırlar gibi ulusal önlemlere başvuruyorlar. Böyle bir siyasi ortamda Avrupa düzeyinde çözüm bulunması zorlaşıyor.” Dolayısıyla Almanya Başbakanı Merkel’in Haziran sonundaki AB zirvesinden önce bütün AB’yi kapsayacak çözüm formülü bulmak amacıyla harcadığı çabaların başarı şansı da neredeyse yok gibi. Nitekim Merkel kaldığı bir televizyon programında “Avrupa bunu başaramaz ise, tehlikeye girer” demişti.

Merkel’e Eleştiri

Merkel koordineli çalışılmasını, AB ülkeleri arasında ikili anlaşmalar yapılmasını ve son adım olarak da ortak dış sınırlarda iltica başvurularını karara bağlayacak “Avrupa iltica merkezi” kurulmasını istiyor. Almanya başbakanı başta Afrika olmak üzere göçmen veren ülkelerin kalkınmasına yardımcı olunmasını, milyonlarca kişinin ülkeden kaçmasına yol açan Suriye iç savaşının sona erdirilmesini, mültecilerin ülkelerine ‘yakın’ yerlerdeki kamplarda barındırılmasını ve bütün AB ülkelerinde tek tip prosedür uygulanmasını doğru buluyor. Alman muhalefeti kadar Polonya ve Macaristan da Başbakan Merkel’in 2015 yılında bir milyon mülteciye sınırları açmakla büyük hata yaptığını savunuyor. Başbakanın bu kararın sonuçlarına katlanmak zorunda olduğunu belirten AfD’li Aleksander Gauland Meclis Genel Kurulundaki bir konuşmasında “Avrupa’da kimse bu politikanın yükünü üstlenmeye yanaşmıyor. Polonya, Macaristan, Çekya ve Slovakya haklı olarak Bayan Merkel’in göçmenleri Almanya’ya kabul etmesi bizi ilgilendirmez. Biz kimseyi davet etmedik, diyor. Bu ülkelerin insanları ve liderleri sonuna kadar haklıdırlar” demişti.

Sorun Geçmişte Mi Kaldı?

2015 yılından sonra İtalya, Yunanistan ve Almanya’ya iltica amacıyla gelen yabancıların sayısı yüzde 75 oranında azaldı. Göç manzarasının değişmiş olmasına rağmen popülist parti ve hükümetler sınırlarda yığılmanın devam etiği izlenimini uyandırmaya çalışıyorlar. Carnegie Vakfı uzmanı Stefan Lehne, “2015’teki travma yaratan şokun siyasi düzlemde etkisini göstermesinin zaman aldığını ve güvensizlik yaratan bu etkinin yıllarca sürebileceğini” söylüyor. Almanya ve bütün Avrupa’da tartışılan soruların çoğu zaten yanıtlanmış bulunuyor. Aralarında Almanya ve Belçika’nın da bulunduğu 7 ülkede sınır kapılarındaki kontroller yeniden başladı. Fransa – İtalya sınırında göçmenler geri çevriliyor. Tıpkı Almanya–Avusturya sınırında da olduğu gibi. Stefan Lehne Avrupa’ya gelenlerin azalmasına rağmen toplumda yer eden göçün kontrolden çıktığı şeklindeki algının devam etmesiyle ilgili olarak “Bu konu üzerinde büyük bir yoğunlaşma söz konusu. Almanya ve Avusturya’da yaşayanların büyük bölümünün mültecilerin mevcudiyetinden etkilendiğini sanmıyorum. Medyanın yoğun ilgisi konuyu toplumda bulaşıcı hale getiriyor” diyor.

(Deutsche Welle Türkçe, 19 Haziran 2018)

 

Donald Trump: ABD Bir Göçmen Kampı Olmayacak”

ABD Başkanı Donald Trump, ülkeye gelen yasa dışı göçmenler konusundaki sert tavrını sürdürerek, “ABD bir göçmen kampı olmayacak.” dedi. ABD Başkanı Trump, Beyaz Saray’da ABD’nin göçmen politikaları konusunda bir konuşma yaptı. Kendi yönetiminde ABD’nin sürdürdüğü sert göçmen politikalarını savunan Trump, ülkesinin yasa dışı göçmenleri kabul etmeye niyeti olmadığını bir kez daha vurguladı. Trump, “ABD bir göçmen kampı olmayacak, mülteci toplama tesisi de olmayacak. Avrupa’da ve diğer yerlerde neler olduğuna bir bakın; bunun ABD’ye de olmasına izin veremeyiz, en azından benim gözetimimde.” şeklinde konuştu.

“En Kötü Göçmenlik Yasaları Bizde”

Sınırlarını koruyamayan bir ülkenin ülke sayılamayacağını işaret eden Trump, yasa dışı göçmenlerin ABD sınırından geçmesini istemediklerini dile getirdi. Kendinden önceki Barack Obama dönemine atıf yaparak Demokratları suçlayan Trump, daha sıkı sınır ve göçmen politikaları uygulamalarıyla “eski yanlışları düzelteceklerini” kaydetti. “Dünyadaki en kötü göçmenlik yasaları bizde.” ifadesini kullanan Trump, bazı göçmen ailelerin çocuklarının alıkonulmasının kötü bir durum teşkil ettiğini, ancak bunun söz konusu göçmenlik yasalarıyla ilgili olduğunu savundu.

Almanya’yı Örnek Verdi

Konuyla ilgili Twitter hesabından da açıklama yapan Trump, “Çocuklar, bazı çok kötü suçlular tarafından ülkemize girebilmek için kullanılıyorlar. Sınırımızın güneyindeki işlenen suçlara bakan var mı hiç?Tarihi olarak yüksek düzeyde; bazıları dünyanın en tehlikeli ülkeleri arasında. ABD’ye bu olmayacak.” değerlendirmesini yaptı. Tweetinde Almanya’yı örnek veren Trump, “Göçmenlik konusu zaten belirsiz olan Berlin koalisyonunu sarsarken, Alman halkı kendi yöneticilerine sırtlarını dönüyor. Almanya’da suç oranı artıyor. Kendi kültürlerini güçlü ve şiddetli bir şekilde değiştiren milyonlarca insana Avrupa’da izin vermek büyük bir hataydı.” ifadelerini kullandı.

Özür Dileyecek Değiliz”

Öte yandan ABD İç Güvenlik Bakanı Kirstjen Nielsen de konuyla ilgili bir açıklama yaparak, “Amerikan halkının bizden yapmamızı beklediği işi yaptığımız için özür dileyecek değiliz.” şeklinde konuştu. Göçmen yasalarının kötü yapıldığından şikayet eden Nielsen, “düzeltilmesi gereken bir şey varsa Kongre’nin bir araya gelerek düzeltmesi gerektiğini, kendilerinin de o güne kadar görevlerini yapacağını” dile getirdi. ABD Başkanı Donald Trump’ın eşi Melania Trump, sınırda ailelerin ayrıldığını görmekten “nefret ettiğini” söylemişti. Sözcüsü Stephanie Grisham, Melania Trump’ın ABD’nin başlattığı kaçak göçmenlere karşı “sınırda sıfır tolerans” uygulaması nedeniyle binlerce çocuğun ailelerinden ayrı düştüğünü görmekten “nefret ettiğini” ve “sınırın her iki yanındaki tarafların göç yasalarında reform yapmasını” ümit ettiğini belirtmişti.

(Hürriyet, 18 Haziran 2018)

 

BM’den Trump’ın Yeni Uygulamasına Tepki!

Birleşmiş Milletler (BM), ABD’de Donald Trump yönetiminin başlattığı kaçak göçmenlere karşı “sınırda sıfır tolerans” uygulaması nedeniyle binlerce çocuğun travma yaşamaması için aile birliğinin korunması çağrısı yaptı. BM Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, günlük basın brifinginde Trump yönetiminin ülkede tartışmalara yol açan, göçmenlere yönelik uygulamasına ilişkin açıklama yaptı. Mülteci ve göçmenlerin haklarına saygı gösterilmesi gerektiğini vurgulayan Dujarric, ”Çocuklar, ailelerinden ayrı bırakılarak travmaya maruz bırakılmamalı ve aile birliği korunmalı.” dedi. Donald Trump yönetiminin yeni uygulamasına göre, ABD’ye yasa dışı yollardan giren yetişkin göçmenler gözaltına alınırken, çocukları Sağlık ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının tahsis ettiği bakımevlerine gönderiliyor. Ülkede tartışmalara yol açan uygulama, Demokratlar ve çok sayıda tanınmış isim tarafından eleştiriliyor. ABD İç Güvenlik Bakanlığı verileri, ülke sınırındaki yasa dışı geçişlerde 19 Nisan-31 Mayıs arasında yaklaşık 2 bin çocuğun ailelerinden ayrılmak zorunda kaldığını ortaya koymuştu.

(Milliyet, 18 Haziran 2018)

 

Almanya Başbakanı Merkel: İtalya’nın Dayanışma Talebini Desteklemek İstiyoruz

Almanya Başbakanı Merkel, sığınmacılar konusunda İtalya’nın dayanışma talebini desteklemek istediklerini söyledi. Almanya Başbakanı Angela Merkel, Berlin’de resmi ziyaret için gelen İtalya Başbakanı Giuseppe Conte’yi askeri törenle karşıladıktan sonra ortak basın toplantısı düzenlendi. İtalya’nın çok sayıda sığınmacıyı kabul ettiğini ifade eden Merkel, bu alandaki sorunları Avrupa Birliği (AB) çerçevesinde ele almak istediklerini belirtti. Merkel, Almanya’nın da göçten etkilendiğini ve İtalya ile ikili işbirliğini yoğunlaştırmayı istediklerini vurgulayarak, “Biz İtalya’nın dayanışma talebini desteklemek istiyoruz. Avrupa’da göç sorununda dayanışma söz konusu olduğunda Almanya’nın da anlayışla karşılanmasını umuyoruz.” ifadesini kullandı. Merkel, Avrupa sınır koruma ajansı Frontex’in güçlendirilmesi, insan kaçakçılarıyla mücadele ve Afrika ülkelerinin desteklenmesi konusunda İtalyan mevkidaşıyla hemfikir olunduklarını kaydetti.

“İtalya’nın Sınırları Avrupa’nın Sınırlarıdır”

İtalya Başbakanı Conte de göç olgusunun siyasi, sosyal, hukuki ve ekonomik sonuçlar doğurduğunu İtalya gibi Almanya’nın da bildiğini belirterek, Avrupa’da bu konuda bakış açısının değişmesi gerektiğini söyledi. Conte, göç sorununda Avrupa’daki yöntemin değişmesinin önemine dikkati çekti. “İtalya’nın sınırları Avrupa’nın sınırlarıdır.” diyen Conte, ayrışma yerine herkesin sorumluluk alarak dayanışma ve işbirliği içinde olması gerektiğini ifade etti. Conte, sığınmacıların iltica başvurularını Avrupa’da ayak bastıkları ülkede yapmalarını öngören Dublin Anlaşması’nın getirdiği zorlukları aşmak istediklerini de sözlerine ekledi.

Merkel Baskı Altında

Almanya Başbakanı Merkel ve hükümet ortağı Hristiyan Sosyal Birlik Partisi (CSU) Genel Başkanı ve İçişleri Bakanı Horst Seehofer arasında sığınmacı ve iltica konularının çözümüne ilişkin görüş ayrılığı yaşanıyor. Seehofer’in bu konuda hazırladığı planda, başka bir AB ülkesinde önceden kayıt altına alınan, Almanya’da daha önce iltica talebi reddedilen veya belgeleri olmayan sığınmacıların ülke sınırlarından geri çevrilmeleri yer alıyor. Plandaki bu maddelere karşı çıkarak konun AB çerçevesinde çözülmesinde ısrar eden Merkel, AB ülkeleri liderleriyle sığınmacı ve iltica konularda istişarelerde bulunuyor. Başbakan Merkel yarın da Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile görüşecek

(Anadolu Ajansı, 18 Haziran 2018)

 

Filistinli Mülteciler Ortak Komitesinden UNRWA’ya Çağrı

Filistinli Mülteciler Ortak Komitesi, UNRWA İstişare Komitesine katılan ülkelere mültecilere sunulan eğitim, sağlık gibi hizmetlere dokunulmaması çağrısı yaptı. Filistinli Mülteciler Ortak Komitesi, Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım Kuruluşunun (UNRWA) İstişare Komitesine katılan ülkelere, mültecilere sunulan eğitim, sağlık gibi hizmetlere dokunulmaması çağrısında bulundu. Filistinli Mülteciler Ortak Komitesi Koordinatörü Mahmud Halef, Gazze’de düzenlediği basın toplantısında, UNRWA’nın Ürdün’deki toplantısına ilişkin konuştu. UNRWA İstişare Komitesinin çok sayıda ülkenin katılımıyla bugün Ürdün’de toplandığını hatırlatan Halef, “UNRWA’dan mültecilere eğitim, sağlık gibi birçok alanda sunulan hizmetlere dokunmamasını, mültecilerin şartlarını iyileştirmesini talep ediyoruz.” dedi. Halef, sözlerini şöyle sürdürdü: “Filistinli mülteciler meselesi siyasi ve insani boyutlarıyla korunmalıdır. Uluslararası toplumu, mülteciler meselesinin çözümünü öngören Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 194 sayılı kararı uyarınca sorumluluğunu yerine getirmeye çağırıyoruz.”Koordinatör Halef, açıklaması sırasında Filistinli mülteciler meselesinin yalnızca insani bir mesele olmadığını, siyasi bir yönü de bulunduğunu vurguladı. Ürdün’deki toplantıda UNRWA’nın bütçe açığını kapatmanın yollarının ele alındığını belirten Halef, her yıl yaşanan mali krizlerden etkilenmemesi için BM’ye, UNRWA’ya ödediği bütçeyi sabit hale getirmesi çağrısında bulundu. Halef, uluslararası devletlerin UNRWA’ya mali ödenek sağlama konusunda geri durmasını da mültecileri küçük düşürme çabası olarak yorumladı. Bu durumun bölgeyi daha da istikrarsız hale getireceğini savunan Halef, ABD ve İsrail’in İstişare Komitesine katılan ülkelere, belirli çözümler veya daha fazla kısıtlamalar dayatmak amacıyla baskı uyguladığını dile getirdi. Filistinli Mülteciler Ortak Komitesi, ulusal ve İslami güçler, Filistin Kurtuluş Örgütündeki (FKÖ) mülteci komiteleri ve UNRWA okullarındaki Öğrenci Velileri Konseyini bünyesinde barındırıyor. Ürdün’ün başkenti Amman’da yaklaşık 25 daimi üye ülkenin ve gözlemci ülkelerin katılımıyla başlayan ve iki gün sürecek UNRWA İstişare Komitesi toplantısında UNRWA’nın mali açıklarını kapatma yolları ele alınacak.

ABD’nin Yardımları Kısıtlama Kararı

İsrail ablukasında zor şartlarda yaşayan Gazze halkı için UNRWA’nın yardımları büyük önem taşıyor. Ancak ABD yönetiminin bu yılın başında aldığı karar UNRWA’yı da büyük sıkıntıya soktu. ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen yıl aralık ayında Kudüs’ü “İsrail’in başkenti” olarak tanıdığını duyurmasının ardından ABD Dışişleri Bakanlığı 16 Ocak’ta yaptığı açıklamada, UNRWA’ya verilecek 125 milyon dolarlık yardımın 65 milyon dolarlık bölümünün “tekrar gözden geçirilmek üzere” askıya alındığını bildirmişti. UNRWA’ya kayıtlı 5,9 milyon Filistinli mülteciden 2,1 milyonu Ürdün’de, 1 milyon 445 bini Gazze’de yaşıyor, bunu sırasıyla Batı Şeria, Suriye ve Lübnan takip ediyor.

(Anadolu Ajansı, 18 Haziran 2018)

 

Guardian: İntiharlar İngiltere’nin Sığınma Başvuru Sistemiyle İlgili Soru İşaretleri Doğuruyor

İngiliz Guardian gazetesinin haberine göre, İngiltere’de son altı ayda en az 3 Eritreli genç sığınmacı hayatına son verdi. Eritre’deki çatışmalardan kaçtıkları ve yanlarında aileleri olmadan Londra’ya vardıkları belirtilen bu gençlerin ikisi 18, diğeri ise 19 yaşındaydı. Amelia Gentleman imzalı haberde, her 3 sığınmacı gencin de Londra’dan önce Fransa’daki Calais kampında kaldıkları belirtiliyor. İsmi ve yaşı açıklanmayan dördüncü bir Eritreli gencin de geçen yıl intihar ettiği kaydediliyor. 18 yaşındaki Alexander Tekle, soğutmalı kasası olan bir kamyonun içinde İngiltere’ye ulaştıktan bir yıl sonra Aralık ayında hayatına son verdi. 18 yaşındaki Filmon Yemane de Kasım ayında intihar etti. Yemane ile aynı pansiyonda kalan 19 yaşındaki başka bir gencin de geçen ay hayatına son verdiği belirtiliyor. Yemane’nin ölümüne ilişkin başlatılan soruşturmadan, intiharından 24 saat önce kriz geçirdiği ve kaldığı yerdeki çalışanların akıl sağlığı yetkililerine haber vermelerine rağmen bir sonuç alamadıkları anlaşılıyor. Gazete, soruşturma bulgularının yokluğunda, gençleri intihara sürükleyenin ne olduğunu söylemenin zor olduğunu kaydediyor, ancak gençlerin Avrupa’ya ulaşmaya çalışırken travmatik olaylar yaşadıklarına dikkat çekiyor.

‘Başvuru Süreci Çok Stresli’

Gençleri tanıyanlar arasından gazeteye konuşanlar da, İngiltere’ye sığınma başvurusu sürecinin gençleri aşırı strese soktuğunu kaydediyor. Üç genci de tanıyan ve haberde gerçek isminin kullanılmamasını isteyen Hamid şöyle konuşuyor: “Alex ve ben yakın arkadaştık. Çok iyi bir insandı ama hayattan vazgeçiyordu. Başvuru süreci ile ilgili strese giriyordu. Hepimiz giriyorduk. Ona çok endişelenmemesini söylemeye çalıştım, ama sürekli bunu düşünüyordu. ‘Belgelerini aldığında, hayatına başlayabilirsin, okula başlayabilirsin’ diyordu. Çalışmaya başlamak istiyordu, annesine para göndermek istiyordu. “İngiltere’ye 15 yaşında varmasının ardından üç yıl geçmesine rağmen Hamid’in de sığınma başvuru süreci henüz tamamlanmamış. Hamid, 19 yaşındaki diğer gencin de sığınma başvurusu süreciyle ilgili strese girdiğini ve geri gönderilmekten korktuğunu kaydediyor. Yemane’nin ise bu konudaki düşüncelerini bilmediğini söylüyor. Gazeteye konuşan bir İçişleri Bakanlığı yetkilisi ise “Bazı sığınmacı çocukların ülkelerindeki zulümden kaçtıklarını ve İngiltere’ye varana kadar muhtemelen zorlu yolculuklar geçirdiklerini anlıyoruz. Bu genellikle karmaşık vakalar düzgün bir şekilde incelenirken, olabildiğince hızlı bir şekilde sığınma başvurularını değerlendirmeye çalışıyoruz” diyor.

Okuyamıyor, Çalışamıyorlar

Guardian’ın haberine göre, İçişleri Bakanlığı tehlikeli olarak değerlendirildiği için göçmenleri Eritre’ye geri göndermiyor, ancak çocuk sığınmacılar 18 yaşını doldurduklarında hala mülteci statüsü kazanmamışlarsa, kendilerini bir belirsizlik içinde buluyor. Çalışamıyor, okuyamıyor ve gönüllü olarak ülkeden ayrılmazlarsa göçmen gözaltı merkezlerine gönderilme olasılığıyla karşı karşıya kalıyor. Alexander Tekle ile Calais’de gönüllü olarak çalışırken tanışan ve iletişimini İngiltere’ye varınca da sürdüren Benjamin Hunter, Tekle’nin İngiltere yolculuğunda çok travmatik olaylar yaşadığını, İngiltere’de ise yaşıyla ilgili karmaşıklık nedeniyle bir süre yetişkinlerle kaldığını, yaşadığı yerde saldırıya uğradığını, zaman zaman ise evsiz olduğunu söylüyor. Genç sığınmacılarla çalışan Eritreli bir kadın ise gazeteye ismini vermeden yaptığı açıklamada, ülkede umdukları gibi karşılanmadıklarını anlatıyor, “Kendilerini istenmeyen kişiler olarak hissediyorlar” diyor. “Her şey evdekinden çok farklı. Yalnızlık, dil engeli. Konuşacak kimselerinin olmadığı yerlere yerleştiriliyorlar.” Gazete, çocukların savaş travması, işkence, kayıp ve sömürü nedeniyle akıl sağlıklarında bozulmalar görüldüğünün göçmenler üzerine çalışan sivil toplum kuruluşlarınca bilindiğini yazıyor. İngiltere’de 60’tan fazla tek başına yolculuk yapan göçmen çocukla mülakat yapan akademisyen Elaine Chase, konuştuklarının 3’te 1’inin uyku bozukluklarından, kaygı, ağır depresyondan intihara eğilime kadar, çoğunlukla belgeleriyle ilgili belirsizlik nedeniyle farklı sağlık sorunları yaşadıklarını kaydediyor. “18 yaşındaki bir genç intihar girişiminde bulundu ve hastanenin akıl sağlığı bölümüne kaldırıldı. Sonrasında ise hastane masrafı çıkarılarak, ülkeden ayrılması istendi” diyor.

(BBC Türkçe, 18 Haziran 2018)

 

‘Önemli Bir İsim’ ve Yardımcısı Yakalandı

AB Polis Teşkilatının (Europol), Avrupa’da 2-3 yıl önce yaşanan sığınmacı krizinde, Balkan rotasında insan kaçakçılığı yapan önemli isimlerden birini yakaladığı bildirildi. EUROPOL’den yapılan açıklamada, Yunanistan’da 12 Haziran tarihinde bir organize suç örgütüne düzenlenen operasyonda, Avrupa’da 2015-2016’da yaşanan sığınmacı krizinde insan kaçakçılığı yapan önemli bir ismin ve ona yardım eden bir kişinin yakalandığı duyuruldu.  Verilen bilgilerde, zanlının, Balkan rotasının kapanması üzerine Macaristan’dan Yunanistan’a taşınarak orada kaçakçılığa devam ettiği kaydedildi. Operasyon kapsamında bir eve yapılan baskında da elektronik cihazların yanı sıra sahte pasaport, kimlik, vize, ikamet kartları ve ehliyet belgelerinin ele geçirildiği aktarıldı. Europol, ele geçirilen bazı kimliklerin kayıp ya da çalıntı olduğu bilgisini de paylaştı.

(Hürriyet, 19 Haziran 2018)

 

Kripto Para Madenciliği İle UNICEF’ten Sıra Dışı Bağış Kampanyası

Başta Monero olmak üzere pek çok kripto para birimi, siber suçla ilişkilendirilerek birçok insanın onları etik dışı bulmasına neden oluyor. Ayrıca kripto para madenciliği dünya genelindeki tehdit sıralamasında üst sıralarda olduğu gerçeği, bu imajı daha da kötüleştiriyor. Global antivirüs yazılım kuruluşu ESET de pek çok incelemesinde kötü niyetli kullanımlara dikkat çekiyor. Ancak ESET’e göre hiçbir araç tek başına iyi ya da kötü değildir. Bu, onları kimin, ne için kullandığına göre değişir. Bu kez kripto para birimi madenciliğinin, asil ve iyi bir amaç doğrultusunda kullanıldığını görüyoruz. İnsani nedenler doğrultusunda yeni bir fon yaratma yolunda öncülük eden UNICEF (Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu), çarpıcı bir çalışmaya imza attı. UNICEF, doğrudan para bağışı istemektense, kripto para madenciliği için bilgisayar kaynakları ve işlem gücü talep edilen iki kampanya başlattı.

İlk Kampanya Suriye’deki Çocuklar İçin

İlk kampanya 2018 Şubat’ında “Game Chaingers” adı altında başlatılarak 31 Mart’a kadar devam etti. UNICEF Fransa’nın bir girişimiydi ve amacı, insani kriz ve savaştan ciddi biçimde etkilenen Suriye’deki çocuklar için para toplamaktı. “Game Chaingers” ismi, Ethereum gibi kripto para birimlerinin desteklediği blockchain teknolojisine atıfta bulunarak, içinde “chain” yani zincir kelimesi geçecek şekilde, stratejik olarak belirlenmiş. Kampanya chaingers.io adresinden görülebileceği gibi; Ethereum madenciliği için gerekli üst düzey işlem gücüne sahip, yüksek performanslı grafik kartları ile güçlü bilgisayarlara sahip olan eSports oyuncuları, tasarımcıları ve diğer kullanıcıları hedefledi. UNICEF’in faydalanması amacıyla gerçekleştirilen Ethereum madencilik süreci, madencilik aracı UNICEF‘in cüzdanından grafik kartı modeli ve işletim sisteminize göre hazır olarak indirildiği için oldukça basittir. Madencilik aracı indirildikten sonra, tek yapmanız gereken bir kısayol aracılığıyla onu çalıştırarak madencilik işlemini başlatmanızdır. Ancak, bu geçmiş kampanyayı örnek alarak, kaynaklarınızın kullanılmasına izin vermeden önce dikkate almanız gereken bazı sorunlar bulunuyor. Birincisi, bu durumun neden olduğu elektrik tüketimi. UNICEF web sitesine göre Ethereum madenciliği yapan standart grafik kartına sahip bir bilgisayar, yüksek kaliteli bir video oyunu oynamakla eşdeğer şekilde, ortalama 0.16 kWh seviyesinde bir tüketim gerçekleştiriyor.  Bu tüketim günde birkaç saatlik bağış yaptığınızda sorun oluşturmayabilir; fakat madencilik faaliyetini günde 24 saat olarak planlıyorsanız kesinlikle göz önünde bulundurmanız gereken bir şeydir. Ayrıca, yoğun ve aşırı yüklenmiş şekilde kullanılan işlemcilerin bilgisayara zarar verebileceği veya bazı devrelerinin yanmasına neden olabileceği de bilinen bir gerçektir.  Bu nedenle, madencilik için kullanılacak işlem yüzdesini ve gücünü her zaman dikkate almalısınız.

İkinci Kampanya

UNICEF Avustralya tarafından 29 Nisan’da başlatılan ikinci kampanya ise hala aktif. Bu kampanyada, Bangladeş’te sığınmacı olan ortalama 340 bin Myanmar’lı çocuk için bağış toplamak amacıyla “UmutSayfası” (TheHopePage) adı altında bir web sitesi oluşturuldu. Kampanya bir tarayıcı üzerinden Monero madenciliği komut dosyası çalıştırdığından tüm kullanıcıları hedeflemektedir. Bu inisiyatif ile işbirliği yapmak için, TheHopePage.org adresini ziyaret ederek “Start Donating” seçeneğine tıklamanız yeterli.

ESET Latin Amerika Ofisi inceledi

Bu kampanyaların ikisi de farklı UNICEF ofislerince tanıtıldı ve ESET’in Latin Amerika’daki uzmanları tarafından kullanıcıların konuyla ilgili gerekli bilgileri edinebilmeleri amacıyla incelendi. Çünkü bu tip yenilikçi fikirlerin ardından, her zaman kullanıcıları aldatmak amacıyla kötü amaçlı faaliyetler yürüten çabalar ortaya çıkabiliyor.  Yine de kripto para madenciliği konusunda alınması gereken önlemlerin dışında, bir STK’nın kripto madenciliğini, saldırganların uyguladığı alışılagelmiş kurnazlıkların ve aldatmacaların aksine, asil ve iyi niyetli bir şekilde kullanabilmesi oldukça enteresan ve yenilikçi bir durum.

(CNN Türk, 19 Haziran 2018)

 

Ücretsiz Eğitim Kursu: Mülteci Hakları İçin Harekete Geç

Uluslararası Af Örgütü’nden yapılan açıklamaya göre, yenilikçi ve çevrimiçi bir eğitim kursu engelleri yıkmak, klişeleri parçalamak ve insanları harekete geçmeye teşvik etmek amacıyla, mültecilerin haklarına odaklanan 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü’ne hitap etmeyi amaçlıyor. Herkese açık olan bu kurs insan haklarını, mültecilerin haklarını nasıl savunacağını, hükümetlerin mültecileri korumadaki rolü ve onlara karşı insan hakları ihlallerini önleme ve ayrımcılığa karşı nasıl mücadele edecekleri ile ilgili modülleri içermekte. Uluslararası Af Örgütü İnsan Hakları Eğitimi Direktörü Barbara Weber, her gün, tüm dünyadaki insanların hayatlarının en zor kararlarından birini aldığını ve bunun da ülkelerini daha iyi, daha güvenli bir yaşam arayışı için bırakmak olduğunu söylüyor. Weber, kursun halkı harekete geçmeye teşvik eden ve güçlendiren, mültecilerin haklarını basit bir şekilde öğrenebilmeleri için eşsiz bir fırsat sunduğunu ifade etti. Kurs, ücretsiz çevrimiçi eğitim sağlamakta ve 15 yaş ve üstü kişilere odaklanmakta. Uluslararası Af Örgütü’nün uzmanları, aktivistleri ve kampanyacıları tarafından verilen bir dizi eğitim ve etkinlik sayesinde insanlar mültecilerin haklarını öğrenmekte zorluk yaşamıyorlar. İlk kaydını 2016-2017 yılları arasında 88.000’den fazla kişi ile yapan bu eğitimi tamamlayan mülteciler iş bulma konusunda zorluk çekmediklerini ifade etti.

(Amnesty International, 19 Haziran 2018)

 

Macron ve Merkel Göçmen Krizinin Gölgesinde AB Reformunu Konuşacak

Almanya Başbakanı Angela Merkel salı günü Fransız Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Merkel üzerindeki iç baskını körükleyen göçün patlama noktası konusunda AB reformu için ortak kabinede görüşmelerine ev sahipliği yapacak. Muhalif İçişleri Bakanı Horst Seehofer, Merkel’e 28-29 Haziran tarihli AB zirvesine yeni gelenleri engellemek için bir Avrupa anlaşması bulmak ve bunun sonucunda sınır polislere göçmenleri geri çevirme emri vereceğini söyledi. Merkel ise, hiçbir Avrupa anlaşması bulunmadığı takdirde “hiçbir dayatma” olmayacağını söyleyerek tehdidi derhal reddetti. Kriz devam ederken, Trump attığı tweette, göçün Berlin koalisyonunu salladığını ve Almanya haklının liderlerine karşı görüşte yöneldiğini söyledi. Merkel şimdi, AB hükümetlerini göçmenler hakkında ortak bir fikirde buluşmaya ikna etme zorluğuyla karşı karşıya. Salı günü Almanya’da Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile bir araya gelecek. Bunun yanı sıra Berlin, Merkel ile beraber göç sorunu yaşayan diğer AB ülkelerinin liderlerinin de katıldığı bir toplantıya hazırlanılacağını bildiriyor.

(France 24, 19 Haziran 2018)

 

Bulgaristan Başbakanı: “AB, Göçe Sınırları Kapatmalı”

Bulgar lider Boyko Borissov, AB’nin göç konusundaki tutumunu sertleştirmesi gerektiğini söyledi. Ülkesinin AB dönem başkanlığını Avusturya’ya geçirme hazırlanırken “yasadışı göç” ile mücadelesini öncelikli olarak belirlemiştir. AB dönem başkanlığını yürüten Bulgaristan Başbakanı Boyko Borissov, yetkili kontrol noktalarını kullanmayanlara yönelik AB’nin “sınırlarını kapatması” gerektiğini söyleyerek göç konusundaki tartışmaya müdahale etti. Borissov, Pazartesi günü Sofya’da gerçekleşen AB parlamentolarından milletvekillerinin ortaklaşa düzenlediği bir konferans olan Avrupa Birliği Parlamentoları Birliği’nin Parlamento Komiteleri Konferansı’na (Conference of Parliamentary Committees for Union Affairs of Parliaments of the European Union – COSAC) çağrı yaptı. Bulgaristan mülteci krizine yönelik; “Çok fazla konuşmadan, şikayetimiz olmadan, Türkiye sınırlarımızı çitlerle ve ek polis ve sahil güvenlikleriyle güvence altına aldık. Bu yüzden, tüm AB sınırlarının kapatılması da dahil olmak üzere Avrupa Konseyi’ne önleme konusunda bir uzlaşma önereceğim” dedi. Sofya’nın AB Konseyi’nin başı olarak son günlerine girmesi, Bulgar liderin özellikle göç ve sınır konularında duruşunu sertleştirdi. “AB’ye girmek isteyen herkes bir sınır kontrol noktasından geçmelidir. Bu ABD’de, Kanada’da, her yerde yapılan bir şey! Avrupa neden çitsiz bir bahçe olmalı?”dedi. Borissov, entegrasyona açık olan göçmenlerin entegre edilmesi gerektiğini, diğerlerinin de kendi ülkelerine geri gönderilmesi gerektiğini de sözlerine ekledi. Bu gerçekleşmezse, AB daha fazla iç bölünme riski taşıyor.

(Balkan Insight, 18 Haziran 2018)

 

ABD’de Göç: Sınırda Uzun Bir Kovalamanın Ardından Beş Kişi Öldü

Yerel basında çıkan haberlere göre, ABD sınır polisi tarafından uzun bir kovalamanın ardından beş göçmen öldü ve göçmenlerin birçoğu pazar günü Teksas’da meydana gelen bir kazada yaralandı. Yerli Şerif Marion Boyd, KFDM News TV’ye verdiği demeçte, yaralıların bir kısmının, 160km/s hızla seyahat eden 14 kişilik bir arabadan atıldıklarını söyledi. Boyd, aracın kontrolden çıktıktan sonra birkaç kez takla attığını da belirtti. Kovalama ise sınır polislerinin Meksika sınırının yaklaşık 90mil (145km) kuzeyinde üç aracı durdurmaya çalışmasından sonra başladı. ABD sınır polisi bir açıklamada, sürücülerden birinin olay yerinden kaçmaya çalıştığını ve polisler tarafından kovalandığını söyledi. Bildirinin bir parçası olan yerel bir polis memuru, daha sonra arabayı durdurmak için zorladıklarını belirtti. Ölümler, Trump yönetiminin göçmen çocukların ebeveynlerinden ayrılmaya zorlanmasından sonra, ABD – Meksika sınırında göçmenlik politikası üzerinde artan gerilimi olumsuz etkiledi. Çadır kamplarındaki küçük çocukların ayrılıkları ve daha sonra gözaltına alınması, politik kurumlarca kınanmıştı.

(BBC News, 18 Haziran 2018)

 

Ömrünü Mülteci Olarak Geçiriyor

Suriye’de yaşayan Filistinli mültecilerden 95 yaşındaki Seyfuldin Hatip, rejimin saldırıları nedeniyle evini terk edip çadırda yaşamaya başladı. Filistinli 95 yaşındaki Seyfuldin Hatip, sığındığı Suriye’de de yerinden edildi. Ömrünü zulme karşı direnişe, kitaplara adayan Hatip, son dönemini çadırda geçirdiği için üzülüyor. 95 yaşındaki Filistin kökenli Seyfuldin Hatip, Suriye’nin güneyindeki Dera’da yaşadığı evini rejim ve DEAŞ’ın saldırıları neticesinde terk etmek zorunda kaldı. Dera’nın Zeyzun beldesinde bir çadır kentte yaşamaya başlayan Hatip, evine dönmeyi ve zamanının büyük kısmını geçirdiği kitaplığına kavuşmayı planlıyor. Ailesi toprak zengini olmasına rağmen, feodal düzene ve İsrail işgaline karşı çıkan Hatip, gençliğinde birçok protestoya katılmıştı. İngiliz sömürgesine karşı da mücadele eden Hatip, 1948, 1967 ve 1973’teki Arap-İsrail savaşlarında İsrail ordusuna karşı savaşmıştı.

“Rejim İçin Önemli Olan İktidarıdır”

Hatip, 70’li yıllarda İsrail tarafından Ürdün’e sürülmüş, orada da silahlı direnişe katılmıştı. Ürdün’den de uzaklaştırılan Hatip, sınıra yakın Dera iline yerleşmişti. Evlenmeyen ve yalnız yaşayan Hatip, “Rejim, zulmünde Suriyeli ve Filistinlileri ayırt etmedi. Rejim için önemli olan iktidarıdır” diye konuştu.

Yermük’te “İğrenç Cinayetler” İşlendi

Hatip, rejimin Filistinli mültecilerin barındığı Yermük Kampı’nda “iğrenç cinayetler” işlediğini ifade ederek, şöyle devam etti: “Rejim, bu cinayetleri Filistin davasına sahip çıkma sloganları altında yaptı. Bu söylemler altında hem Filistinlileri hem Suriyelileri öldürdü. Aynı zamanda İsrail ile sınırlarını hep korudu.” Hatip bir yıl çadırsız kaldığını, komşularda yaşadığını, en sonunda edindiği müstakil çadırın ise dayanıksız olduğunu dile getirerek, şunları kaydetti: “Sonumun çadırda olacağını hiç düşünmezdim. Burası yazın çok sıcak, kışın çok soğuk. Geçen ay sağanak yağmur yağdı. Çadır yere düştü. En fazla özlediğim şey evde bıraktığım kitaplarım. Onlar olmadan bu dar yerde büyük boşluk hissediyorum.”

(TRT Haber, 18 Haziran 2018)

 

Yıldırım’dan ABD’ye F-35 Tepkisi: Türkiye Alternatifsiz Değil

ABD Kongresi’nin F-35 kararını değerlendiren Başbakan Yıldırım, “Karar talihsiz bir gelişme. Türkiye alternatifsiz değil” diyerek tepkisini gösterdi. İzmir’de medya temsilcileri ile bir araya gelen Başbakan Binali Yıldırım, “Karar talihsiz bir gelişme, Türkiye alternatifsiz değil. ABD Senatosu’nun böyle bir teşebbüste bulunması esef verici. Bu teşebbüsler stratejik ortaklık ruhuna aykırı” dedi.

‘30.000 Suriyeli Oy Kullanacak’

Yıldırım ayrıca, 24 Haziran’daki çifte seçimlerde Türkiye genelinde vatandaşlık hakkı kazanan yaklaşık 30.000 Suriyelinin oy kullanacağını açıkladı.

Ne Olmuştu?

Pentagon’a 2019 mali yılında 716 milyar dolarlık bütçe öngören yasa tasarısı, ABD Kongresi’nde 10’a karşı 85 oyla kabul edilmişti. Türkiye’nin Rusya’dan S-400 almasının ABD ile Türkiye arasındaki ortak silah sistemlerini geliştirmeyi olumsuz etkileyebileceği öne sürüldü ve bu adımın NATO’daki ortak çalışabilirliği etkileyebileceği savunulmuştu. Tasarıda söz konusu gerekçelerden dolayı F-35 savaş uçağı, Patriot hava savunma sistemleri, Chinook tipi ağır nakliye helikopteri, AH-1 tipi Kobra, H-60 Black Hawk tipi helikopterleri ile F-16 uçaklarının Türkiye’ye satılmasının bloke edilmesi gerektiğini öngören bir bölüm de yer almıştı. Ancak bu nihai karar değil. Senatodan geçen yasaya göre F-35 savaş uçakları ancak Türkiye’nin NATO ittifakına tehdit oluşturmadığının ABD Başkanı Donald Trump tarafından tescil edilmesi halinde teslim edilebilecek. Mayıs ayı sonunda Temsilciler Meclisinde kabul edilen bütçe tasarısında da benzer şekilde Türkiye ile ilgili olarak S-400 füze savunma sistemleri ve F-35 savaş uçağı ile ilgili bölümlere yer verilmişti.

(Sputnik Türkiye, 19 Haziran 2018)

 

Türk Askerinin Varlığı Münbiçlilere Eve Dönüş Umudu Verdi

Münbiçli eski hakim İbrahim Alhajı, Türk askerinin Münbiç’te devriye görevine başlamasının kendilerine eve dönüş umudu verdiğini söyledi. Münbiç’te 12 yıl hakim ve savcılık vazifesinin ardından 10 yıl Adalet Bakanlığı müsteşarlığı görevinde bulunan Alhajı, Münbiç’in terör örgütü DEAŞ’ın işgaline girmesinin ardından Türkiye’ye sığındı. 5 yıl önce 6 çocuğuyla Hatay’ın Reyhanlı ilçesine yerleşen Alhajı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türk askerinin Münbiç’te devriye görevine başlamasının bölge halkına olumlu katkılar sağlayacağını söyledi. “Türk askerinin Münbiç’te devriye görevine başlaması, bizlere eve dönüş umudu verdi.” diyen Alhajı, ”Münbiç’te en önemli sorunların başında güvenlik geliyor. Türk askerinin önceki gün itibariyle devriye görevinde bulunması, oldukça anlamlıdır. Münbiç’te bulunan YPG terör örgütü, rejim askerleriyle aynıdır. Sadece kıyafet olarak farklıdır.” diye konuştu. Terör örgütlerinin Münbiç’te özellikle Arap ailelere baskı yaptığını ifade eden Alhajı, ”Bölgede nüfus olarak en çok Araplar bulunuyor. Türkiye ile aramızda hiçbir fark yoktur. Kültürümüz ve dinimiz ortaktır. Türkiye’de huzur ve güven içinde hayatımızı sürdürüyoruz.” ifadelerini kullandı.

“Güvenlik Sağlanırsa Münbiç’e Döneriz”

Uzun süredir yaşadıkları topraklara hasret olduklarını anlatan Alhajı, ”Münbiç’te güvenliğin sağlanması durumunda daha önce YPG ve DEAŞ terör örgütlerinin zulmü nedeniyle yaşadıkları toprakları bırakarak kaçan insanların evlerine döneceğine eminim. Sadece Münbiçliler değil, birçok Suriyeli o güzel topraklara dönüş yapacaktır.” diye konuştu. “Türk hükümeti ve halkına bizlere yaptıkları için teşekkür ediyoruz.” diyen Alhajı, şöyle devam etti: ”Suriye’den binlerce insan buraya sığındı, Burada kendi vatanlarından farksız yaşadılar. Biz sizlere minnettarız, sizler sayesinde hayatımıza devam ediyoruz. Münbiç halkına verilen destek bizleri derinden mutlu etti ve heyecanlandırdı. Allah sizlerden razı olsun. Bizler büyük acılar yaşadık, Münbiç’te DEAŞ 6 yakınımı idam etti, 10 yakınım da rejim tarafından ülkenin farklı noktalarında öldürüldü. Allah bir daha böyle acılar yaşatmasın. Suriye’nin her noktasına barışın ve huzurun gelmesini temenni ediyoruz. ”Alhajı, 6 çocuğunun Türkiye’de eğitimlerini tamamlayarak ileride kendi topraklarında hizmet etmelerini umut ettiğini sözlerine ekledi.

(Habertürk, 19 Haziran 2018)

 

Başbakan Yıldırım, İzmir’de Medya Mensupları İle Buluştu

Başbakan Binali Yıldırım:  “Vatandaşlığa geçen Suriyeli sayısı sınırlı. 30 bin civarında oy kullanmaya hak kazanan var. Ne kadarı oy kullanır bilmiyorum. Suriyeliler bizim misafirimiz memleketlerine gidecekler.

(TGRT Haber, 19 Haziran 2018)

 

Teröristlerden Temizlenen Köylerinde Huzuru Yaşıyorlar

Muş merkeze bağlı Üçevler köyünde PKK’lı teröristlerce gerçekleştirilen saldırılar nedeniyle göç etmek zorunda kalan vatandaşlar, güvenlik güçlerinin düzenlediği başarılı operasyonlar sonucu huzur ve güvenin sağlandığı köylerine dönerek tarım ve hayvancılık yapmaya başladı. Kent merkezine 35 kilometre mesafedeki Üçevler köyünde 1992-1996 yıllarında terör örgütü PKK tarafından evleri, ahırları yakılan, hayvanları telef edilen vatandaşlar, baba ocaklarını bırakarak çevre il ve ilçelere göç etmek zorunda kaldı. Her biri ayrı yerlere giden komşu ve akrabalar ile yuvaları dağılan vatandaşlar, terör nedeniyle büyük sıkıntılar yaşadı. Terör mağduru vatandaşlar, özellikle son dönemde güvenlik güçlerince düzenlenen başarılı operasyonlar sonucu huzur ve güvenin temin edildiği köylerine dönmenin sevincini yaşıyor. Köylerinde artık tarım ve hayvancılık da yapmaya başlayan, yaylalara çıkan vatandaşlar, bir daha o günlere dönmek istemiyor.

“Şimdi Yayladayız, Huzurumuz Var”

Eski Üçevler Köyü Muhtarı Şirazdin Özcan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, teröristlerin saldırıları sonucu 1993 yılında köyün güvenlik gerekçesiyle boşaltıldığını söyledi. Bölgede huzurun sağlanmasıyla yeniden topraklarına döndüklerini ifade eden Özcan, “Köy boşaltıldığında çok mağdur olmuştuk. Ardından Muş’a göç ettik. Terör bitti, tekrar köye döndük. Şimdi yayladayız, huzurumuz var. Terör nedeniyle o dönemde 120 koyunu 120 liraya sattım. Koyunun tanesini bir liraya sattım. Şimdi 400 koyunum var. Devletimizden Allah razı olsun.” dedi.

“Köye Geri Geldik, Bahçemizi Ekiyoruz”

Vatandaşlardan Baran Özcan da terör nedeniyle köylerinin boşaltılmasının ardından Bursa, İzmir ve Mersin başta olmak üzere bir çok şehre dağıldıklarını anlattı. Ardından güvenlik güçlerince teröristlere yönelik büyük bir operasyon gerçekleştirildiğini kaydeden Özcan, “Köye geri geldik, bahçemizi ekiyoruz. Şuan huzur var. Devlet bize her imkanı sağladı. Köyde sağlık ocağı ve karakolumuz var. O dönemde terör nedeniyle dağıldık. Akrabalar her biri bir şehre gitmişti. Şimdi bir aradayız.” diye konuştu. Terör örgütünün 1990’lı yıllarda birçok insanı öldürdüğünü, evleri yakıp yıktığını, hayvanları telef ettiğini dile getiren Özcan, Çavuş Tepe mevkisinde amcasının da teröristlerce katledildiğini anlattı.

“Bölgemizde Huzur Var, Rahat Yaşıyoruz”

Özcan, güvenlik güçlerinin köye dönüş konusunda kendilerine büyük destek verdiğini vurgulayarak, şöyle konuştu: “Köye gelerek korucu olduk. Hamdolsun teröristleri temizledik. Bölgemizde huzur var, rahat yaşıyoruz. Daha önce buradan Muş’a gidemiyorduk. Teröristler yolumuzu kesiyordu. Çatışmalara girdim, kaç defa şehit verdik, yaralandık. Çok çile çektik ve terör bize hakaret etti. Huzur sağlandıktan sonra köye geri geldik. Allah devletimize milletimize zeval vermesin.” Köy sakinlerinden Mehmet Polat ise terör nedeniyle çok sevdikleri köylerinden göç etmek zorunda kaldıklarını, güvenliğin sağlanmasının ardından döndükleri topraklarında evlerini yeniden inşa ettiklerini ifade etti.

(Time Türk, 19 Haziran 2018)

 

Türkiye Dünyada En Fazla Sığınmacıya Kucak Açan Ülke

Savaş, çatışma ve yoksulluk gibi nedenlerle ülkelerini terk etmek zorunda kalanların sayısı son yıllarda hızla artarken Türkiye, yaklaşık 3,9 milyon kişiyle en fazla sığınmacıya ev sahipliği yapan ülke olmayı olmayı sürdürüyor. Irak’tan Suriye’ye, Afganistan’dan Güney Sudan’a dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan çatışma ve krizler, milyonlarca insan için tarif edilemez trajedi ve acıyı beraberinde getiriyor. Dünyada 65 milyondan fazla insan zulüm, çatışma, şiddet ya da insan hakları ihlalleri sebebiyle yerlerinden edilmiş durumda. Türkiye ise 3,9 milyon kişiyle dünyada en fazla sığınmacıya ev sahipliği yapan ülke konumunda. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğinin (BMMYK), nisan ayında yayımladığı verilere göre, Türkiye’de yaklaşık 3,6 milyon Suriyeli,169 bin Afgan, 143 bin Iraklı, 35 bin İranlı, 4 bin 800 Somalili ve diğer uyruklardan 10 bin 800 olmak üzere yaklaşık 3,9 milyon sığınmacı bulunuyor. Türkiye, koruma talep eden kişilere ev sahipliği yapan ülkeler sıralamasında en önde geliyor. Türkiye’deki en büyük sığınmacı grubu oluşturan Suriyeliler, daha çok İstanbul, Şanlıurfa, Hatay, Gaziantep, Mersin, Adana ve Kilis’te yaşıyor.

 “Türkiye’nin Mülteci Politikası Küresel Çapta Örnek”

Suriye’de 2011’de başlayan iç savaş, dünyadaki en büyük mülteci krizine sebep olmaya devam ederken komşu ülkelerde uzayan bir sürgün hayatı yaşamak zorunda kalan Suriyeli mülteci sayısı 5,6 milyonu geçti. Türkiye’deki yaklaşık 3,6 milyon Suriyeli sığınmacının büyük çoğunluğu kampların dışında, kentsel ya da yarı kentsel alanlarda yaşıyor ve buradaki sığınmacıların çoğunluğunu çocuklarla kadınlar oluşturuyor. BM Mülteciler Yüksek Komiseri Filippo Grandi, Türkiye’deki sığınmacıların durumu hakkında yaptığı açıklamada, Türkiye’nin mültecilere sağladığı kamu hizmetlerinin kalitesinden övgüyle söz ederek “Türkiye’nin mültecileri sosyal hayata dahil etme politikası küresel çapta örnek bir model.” değerlendirmesinde bulunmuştu.

BMMYK’nın Mültecilere Yönelik Çalışmaları

Dünya genelinde mülteci ve sığınmacıları koruma ve yardım etme amacıyla çalışmalar yürüten BMMYK, bu kişilerin evlerine gönüllü dönüşü, yerel entegrasyonu ve üçüncü bir ülkeye yerleştirmesi seçenekleri üzerine faaliyetlerde bulunuyor. BMMYK, aynı zamanda her bireyin sığınma talebinde bulunma hakkını kullanabilmesi ve başka bir ülkede mülteci olarak güvenli şekilde barınabilmesi için çalışmalar yürütüyor. Faaliyetlerini devlet, BM ve sivil toplum kuruluşlarının (STK) da aralarında bulunduğu 22 ortakla iş birliği içerisinde yürüten BMMYK’nın yetki alanı içinde vatansız kişilere yardım etmek de var. Türkiye’nin Suriye sığınmacı krizine müdahalesini desteklemek amacıyla BM kuruluşlarının yürüttüğü çalışmalara liderlik etme, koordinasyonu sağlama, Türk yetkililerle yakın iş birliği içerisinde çalışarak kamplarda ve kentsel alanlarda yaşayan sığınmacılara insani yardım sağlama gibi farklı alanlarda yürütülen çalışmalar, BMMYK’nun Türkiye’deki temel faaliyet alanları arasında yer alıyor.

BM’den Mülteciler İçin “Help” İnternet Sitesi

BMMYK, Türkiye’de bulunan 3 milyondan fazla mülteci ve sığınmacı için “Help (Yardım)” adında 4 dilde internet sitesini geçen yıl kullanıma açtı. Arapça, Farsça, Türkçe ve İngilizce dil seçenekleri bulunan “Help” internet sitesi, Türkiye’deki sığınmacı ve mültecilerin, hak ve yükümlülüklerinin yanı sıra hizmetler konusunda kapsamlı bilgiye kolaylıkla ulaşmalarına olanak sağlıyor. “Help”, hem Suriyeli mülteciler hem de diğer ülkelerden sığınmacı ve mülteciler tarafından en çok sorulan, kayıttan mülteci statüsü belirleme usullerine, eğitimden geçim kaynaklarına kadar bir dizi konuya ilişkin enformasyona erişim imkanı sunuyor.

(Haber Türk, 19 Haziran 2018)

 

Büyükelçi Berger: “Türkiye’deki Göçmenler İçin 3 Milyarlık Yardıma Onay Çıktı”

Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Christian Berger, “Türkiye’deki göçmenler için ilk tur yardımlar 2016 yılında yapıldı. Geçtiğimiz günlerde 3 milyarlık bir yardım için onay çıktı” dedi. AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Christian Berger,eşi Marilina Berger, AB Türkiye Delegasyonu Sektör Yöneticisi Prof. Dr. Mustafa Balcı, AB Türkiye Delegasyonu Ekonomik ve Sosyal Kalkınma Bölüm Başkanı Müsteşar Francois Begoit, AB Türkiye Delegasyonu İç Politika Siyasi İşler ve ODGP Bölümü Danışmanı Selda Paydak ve AB Türkiye Delegasyonu Basın Sorumlusu Miray Uluç, Kuşadası’nda gerçekleştirdikleri ziyaretlerinin ardından Aydın incelemelerine merkez Efeler ilçesinde devam etti. Aydın Valisi Ömer Faruk Köşger, Aydın Valiliği AB Bürosu, Efeler Belediye Başkanı Mesut Özakcan ve Aydın Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yunus Şahin’i ziyaret eden AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Christian Berger, Aydın Valiliği YİKOB toplantı salonunda düzenlenen “Avrupa Birliğine Uyum Danışma ve Yönlendirme Kurulu” toplantısına katıldı. Aydın Valiliği AB Dış İlişkiler Bürosu Sorumlusu Reyhan Türkmen’in AB projeleri hakkında sunum gerçekleştirdiği toplantıda konuşan Büyükelçi Christian Berger, “Sunumu dikkatle izledim. Neden Avrupa Birliği’ne ihtiyaç duyulduğunu dünyadaki genç nesiller anlamış değil. Bunları anlatmamız gerekiyor. İngiltere’nin gelecek yıl AB den ayrılacak olması hepimiz için sürpriz oldu. Ama buna saygı duymamız gerekiyor. Bunu demokratik şekilde halletmemiz gerekiyor. Türkiye ile AB’nin geçmişte hemfikir olduğunu biliyoruz. Türkiye’deki göçmenler için ilk tur yardımlar 2016 yılında yapıldı. Geçtiğimiz günlerde 3 milyarlık bir yardım için onay çıktı. Göçmenlere ev sahipliği yapan ülkelerin yükünü azaltmak istiyoruz. Destekleriniz devam edecek” diye konuştu. Vali Yavuz Selim Köşger ise, “Avrupa’nın tarihi, Türkiye olmadan yazılamaz. Bu dünyada birlikte yaşıyoruz. Başka seçeneğimiz yok. Onca zamandır kapısında beklettikleri Türkiye’yi AB’ye almalarından başka çare yok. AB’nin Türkiye’yi kabul etmesi ve birlikte yol yürümesinin ilk adımı Aydın’da atılmalıdır. Tarım ve jeotermal konularında AB bize destek olabilir” ifadelerini kullandı. Aydın’da devam eden AB projeleri hakkında bilgi paylaşımı yapılan toplantı, katılımcıların AB Türkiye Delegasyonu heyetiyle gerçekleştirdiği soru cevap bölümüyle sona erdi.

(İhlas Haber Ajansı, 18 Haziran 2018)

 

Sığınmacı Mutabakatı AB’ye Yasa Dışı Göçü Yüzde 97 Azalttı

AB’nin 2017 iltica raporuna göre, Türkiye ile imzalanan sığınmacı mutabakatı, AB’ye yönelik yasa dışı göçün yüzde 97 azalmasını sağladı. Avrupa İltica Destek Ajansından (EASO), Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında 2016’da imzalanan sığınmacı mutabakatının, AB’ye yönelik yasa dışı göçü yüzde 97 azalttığı açıklandı. EASO tarafından yayımlanan “2017 AB İltica Durumu Yıllık Raporu”nda, AB’ye iltica başvuruları ve sığınmacı akını hakkında bilgi verildi. Göç baskısının, AB’nin dış sınırlarında azalmasına rağmen genel olarak hala yüksek olduğu aktarılan raporda, özellikle Batı Akdeniz rotasından gelen sığınmacı sayısında daha önce görülmemiş düzeyde artış olduğu kaydedildi.

İltica Başvuruları Yüzde 44 Azaldı

Rapora göre, AB’ye 2017 yılında yapılan iltica başvuruları 2016’ya göre yüzde 44 düştü. AB ülkelerine 2016’da 1,3 milyon kişi iltica başvurusu yaparken, 2017’de bu sayı 728 bin 470’e geriledi. Bu yılın ilk aylarında ise 2017 ve 2016 yıllarına kıyasla iltica başvuru sayısının ayda ortalama 50 bin kişiyle sabitlendiği belirtildi. İltica başvurusu yapan sığınmacıların yoğunluklu olarak Suriye (yüzde 15), Irak (yüzde 7), Afganistan’dan (yüzde 7) olduğu kaydedilen raporda, bu ülkeleri Nijerya, Pakistan ve Eritre’nin takip ettiği ifade edildi. En fazla sığınmacı kabul eden ülkelerin ise sırasıyla Almanya, İtalya, Fransa, Yunanistan ve İngiltere olduğu belirtilen raporda, AB’ye yapılan iltica başvurularının dörtte üçünün bu beş ülkeye yapıldığı açıklandı. Diğer yandan, AB’ye 2017 yılında 37 bin 715 refakatsiz çocuk sığınmacının iltica talebinde bulunduğu, bu sayının 2016 yılına göre yüzde 50 daha düşük olduğu bildirildi.

Türkiye-AB Sığınmacı Mutabakatının Başarısı Teyit Edildi

Raporda, Türkiye ve AB arasında 2016’da imzalanan sığınmacı mutabakatının önemli sonuçlar vermeye devam ettiği ve Ege Denizi’nde hayatını kaybeden sığınmacı sayısının ciddi bir şekilde düşürdüğü vurgulandı. Mutabakatın imzalanmasının ardından Doğu Akdeniz rotasından gelen yasa dışı sığınmacı sayısının yüzde 97 azaldığı bildirildi. Bu çerçevede AB Komisyonu’nun mutabakat kapsamında taahhüt ettiği 3 milyar avroluk desteğin ilk kısmının 2017 sonu itibarıyla sözleşmelerle bağlandığı, mart ayında ise ikinci 3 milyar avroluk ek kaynağın harekete geçirilmesi için teklif yapıldığı anımsatıldı.

(Anadolu Ajansı, 18 Haziran 2018)

 

“ABD’nin Göçmen Çocuklar Politikası Vicdana Aykırı”

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Zeid Raad El Hüseyin, ABD’nin ülkeye kaçak yollarla giren göçmen aileleri çocuklarından ayırma politikasının vicdana aykırı olduğunu söyledi. BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Zeid Raad El Hüseyin, İnsan Hakları Konseyi oturumunun açılış konuşmasında, Trump yönetimini, Meksika’dan ABD’ye giren göçmen ailelerin çocuklarını ebeveynlerinden ayıran yeni politikaları sona erdirmeye çağırdı. El Hüseyin, ABD’nin politikalarından son 6 haftada 2 bin çocuğun etkilendiğini söyledi. El Hüseyin, “Herhangi bir ülkenin ailelerin göç etmelerini önlemek için çocuklara bu tarz tacizde bulunarak caydırmaya çalışması vicdana aykırı” dedi. Ürdünlü prens Zeid ayrıca, Suriye, Myanmar, Macaristan, Nikaragua, İsrail, Kuzey Kore, Hindistan ve Pakistan tarafından kontrol edilen Keşmir ile ilgili endişelerini dile getirdi.

(İhlas Haber Ajansı, 18 Haziran 2018)

 

Kayseri’nin Yüzde 5,42’si Suriyeli

Göç İdaresi Genel Müdürlüğü verilerine göre, toplam nüfusu 1 milyon 376 bin 722 olan Kayseri’nin yüzde 5,4’ünü Suriyeliler oluşturuyor. Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün 2017 verilerine göre, toplam nüfusu 1 milyon 376 bin 722 olan Kayseri’de, nüfusun yüzde 5,4’üne denk gelecek biçimde 74 bin 601 Suriyeli geçici koruma kapsamında bulunuyor. Türkiye’de geçici koruma kapsamında bulunan Suriyeli sayısı ise 3 milyon 579 bin 254. Nüfusun yüzde 4,43’üne denk gelen bu rakamın, 3 milyon 364 bin 226’sını geçici barınma merkezlerinin dışında kalanlar; 215 bin 28’sini de geçici barınma merkezlerinde kalanlar oluşturuyor. İkamet izni olan toplam mülteci ya da göçmen sayısı ise Kayseri’de 3 bin 929, Türkiye’de 705 bin 781. Öte yandan, Kayseri’de 2017 yılında yakalanan düzensiz göçmenlerin sayısı 100 ile 1000 aralığında yer alıyor. Ayrıca, Türkiye’de Adana, Antalya, Aydın, Çanakkale, Edirne, Erzurum (2 adet), Gaziantep, Hatay, İstanbul (Silivri), İstanbul (Binkılıç), İzmir (Harmandalı), Kayseri, Kırklareli, Kocaeli, Muğla, Van (2 adet), Osmaniye olmak üzere toplam 19 adet bulunan Geri Gönderme Merkezleri içerisinde, Kayseri Geri Gönderme Merkezi 750 kişi kapasiteli.

(Haber Türk, 19 Haziran 2018)

 

Çanakkale’de 45 Mülteci Yakalandı

Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinden Yunanistan’ın Midilli adasına kaçmak isteyen 45 mülteci yakalandı. Edinilen bilgiye göre, Müsellim boğazında devriye görevi yapmakta olan Sahil Güvenlik ekipleri, saat 07.00 sıralarında Burunucu mevkiinin 2 mil açıklarında, bir grubun lastik bot ile Midilli istikametine doğru gittiğini tespit etti. Sahil Güvenlik ’TCSG 28’ Bot Komutanlığınca denizden yapılan operasyonda, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu Afganistan, Suriye, Togo Cumhuriyeti, Nijerya ve Mali uyruklu 45 kişi yakalandı. Sahil Güvenlik Karakolu’na getirilen yabancı uyruklulara burada giyecek ve yiyecek verildi. Mülteciler işlemlerinin ardından Ayvacık Yabancılar Geri Gönderme Merkezine teslim edildi.

(İhlas Haber Ajansı, 19 Haziran 2018)

 

Bitlis’te 81 Kaçak Yakalandı

Bitlis’in Ahlat ilçesinde iki yolcu minibüsünde, yurda yasa dışı yollarla girdikleri tespit edilen 81 yabancı uyruklu yakalandı. Alınan bilgiye göre, Ahlat-Adilcevaz karayolu Kuşhane köyü yakınlarındaki kontrol noktasında İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerince durdurulan iki minibüste arama yapıldı. Araçlarda Ağrı’dan İstanbul ve Ankara’ya gitmeye çalışan 49 Afganistan, 27 Pakistan ve 5 Bangladeş uyruklu kaçak yakalandı. Aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu yabancı uyruklular, Ahlat Spor Salonu’na götürüldü. Kaçakların işlemlerin ardından Bitlis Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edileceği bildirildi.

(Habertürk, 19 Haziran 2018)

 

Edirne’de 379 Kaçak Ve Sığınmacı Yakalandı

Edirne’de yasa dışı yollardan yurt dışına çıkmaya çalışan 379 kaçak ve sığınmacı yakalandı.

Alınan bilgiye göre, İl Jandarma Komutanlığı ekipleri ve 54. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı’na bağlı hudut askerleri, Edirne’ye bağlı Bosnaköy, Eskikadın, İpsala, Uzunköprü, Havsa, Meriç ilçesinde denetim yaptı. Denetimlerde Suriye, Irak, Afganistan, Filistin, Libya, Pakistan, Cezayir, İran ve Bangladeş uyruklu 379 kaçak ve sığınmacı yakalandı. Kaçak ve sığınmacılar, işlemlerinin ardından Edirne Göç İdaresi Müdürlüğü’ne gönderildi.

(Habertürk, 19 Haziran 2018)

 

İzmir’de 51 Kaçak Göçmen Yakalandı

İzmir Dikili açıklarında yasa dışı yollardan Yunanistan’a geçmeye çalışan yabancı uyruklu 51 kişi yakalandı. İzmir’in Dikili ilçesi açıklarında 51 yabancı uyruklu kaçak göçmen yakalanarak gözaltına alındı. Sahil Güvenlik Komutanlığı ekipleri, Bademli açıklarında lastik bot içerisinde bir grup düzensiz göçmen olduğu bilgisi üzerine bölgeye harekete etti. Durdurulan botta aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 51 yabancı uyruklu yakalandı. Sahil Güvenlik ekiplerince kıyıya getirilen göçmenler, işlemlerinin ardından İl Göç İdaresi Müdürlüğü’ne teslim edildi.

(TRT Haber, 19 Haziran 2018)