Türkiye’de ve dünyada son günlerde göç, göçmen, mülteciler ve sığınmacılar konularında 18 Şubat 2019 tarihinde gündemde öne çıkan başlıklar…

 

YÖK: Suriyelilere Sınavsız Üniversite İddiaları Yalan

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Suriyeli mültecilerin hiçbir sınava girmeden Türkiye’de istedikleri üniversiteye girebileceklerine dair bir açıklamasının olmadığı, bundan sonra da olmasının mümkün olmayacağını belirtti. Kurumdan yapılan yazılı açıklamada, son günlerde bazı sosyal medya hesaplarından, “YÖK’ün, Suriyeli mültecilerin hiçbir sınava tabi tutulmadan Türkiye’de istedikleri üniversiteye girebilecekleri şeklinde bir açıklama yaptığı” yönünde, tamamen gerçek dışı bilgiler içeren ve vatandaşları maksatlı bir şekilde yanıltmaya yönelik paylaşımlarda bulunulduğu aktarıldı. Açıklamada, şunlar kaydedildi:”Bu paylaşımlar mevcut durumu yansıtmamakta olup, YÖK’ün Suriyeli mültecilerin hiçbir sınava girmeden ülkemizde istedikleri üniversiteye girebileceklerine dair bir açıklaması olmamıştır, bundan sonra da olması mümkün değildir. Bu tür siyasi maksatlı, gerçeği yansıtmayan haber veya sosyal medya paylaşımlarına itibar edilmemesini, YÖK’ün sadece resmi kanalları vasıtasıyla yaptığı açıklamaların dikkate alınmasını önemle rica ederiz.”

(BBC Türkçe, 18 Şubat 2019)

 

Avustralya, Christmas Adası Gözaltı Merkezi’ni Yeniden Açacak

Avustralya Başbakanı Scott Morrison, açlık grevlerine ve çok sayıda protestolara sahne olan Christmas Adası Gözaltı Merkezi’nin yeniden açılacağını duyurdu. Avustralya Başbakanı Scott Morrison, sağlık sorunu yaşayan mülteci ve sığınmacıların Avustralya’daki tedavisine doktorların karar vermesini sağlayan tasarının yasallaşmasının ardından geçen yıl kapatılan Christmas Adası Gözaltı Merkezi’nin yeniden açılacağını söyledi. Morrison’un Başbakanlığındaki koalisyon hükümetinin karşı çıkmasına rağmen tedaviye ihtiyacı olan mülteci ve sığınmacıların Avustralya’ya nakledilmesine doktorların karar vermesini sağlayan tasarı, muhalefet partilerinin desteğiyle dün Meclisten, bugün de Senatodan geçerek yasalaştı. Yasaların ülkenin güçlü sınır politikalarını zayıflatacağını ve insan kaçakçılarını cesaretlendireceğini ileri sürerek karşı çıkan Morrison, geçen yıl kapatılan Christmas Adası Gözaltı Merkezinin yeniden açılacağını açıkladı. Merkezin yeniden açılması kararını eleştiren ana muhalefetteki İşçi Partisinin Senato lideri Penny Wong, Başbakan’ın bu yıl mayıs ayında yapılması beklenen seçimler öncesinde siyasi oyun oynadığını söyledi.

İki Mülteci Hayatını Kaybetmişti

Avustralya’nın deniz aşırı toprağı olan Christmas Adası’nda 2003’te açılan ve mülteci ile sığınmacıların kaldığı gözaltı merkezinde 2014 yılında yaşanan olaylarda İranlı sığınmacı Reza Barati hayatını kaybetmişti. Kasım 2015’te merkezden kaçtığı ileri sürülen bir başka İranlı Fazel Chegeni Nejad’ın merkezi çevreleyen tel örgülerin yakınında ölü bulunduğu açıklanmıştı. Açlık grevlerine ve çok sayıda protestolara sahne olan merkez geçen yılın sonlarına doğru kapatılmıştı. İktidardaki koalisyon hükümeti yetkililerinin her fırsatta vurguladığı teknelerle gelenlerin hiçbir zaman Avustralya’ya alınmayacağı söylemi, yasayla geçerliğini kaybetti. Manus Adası ve Nauru gözaltı merkezlerinde görev yapan doktorlar, daha önce yaptıkları açıklamada, uzun yıllar gelecekleri belli olmadan bekleyen mülteci ve sığınmacıların acilen Avustralya’ya getirilerek tedavi edilmeleri çağrısında bulunmuştu. Merkezlerin kapatılarak buralarda tutulanların Avustralya’ya getirilmeleri için çok sayıda gösteri düzenlenmişti. Birleşmiş Milletler, tecavüz, saldırı, intihar ve cinsel taciz vakalarıyla gündeme gelen merkezlerdeki uygulamaları ‘‘insanlık dışı’’ olarak tanımlamıştı.

(Deniz Haber, 18 Şubat 2019)

 

“Mülteci Yükünü İstanbul’da Gördüm”

Putin’in sözcüsü Peskov, geçmişte yıllarca yaşadığı Türkiye’nin mülteciler konusunda büyük bir yük aldığını belirterek, şu gözlemini Hürriyet’e anlattı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Suriye’nin kaderini belirlemek için, geçen hafta perşembe günü bir kez daha Rusya’nın Soçi kentinde bir araya geldi. Putin’in Sözcüsü Dmitriy Peskov, liderler üçlü zirvenin ardından akşam yemeğinde bir araya gelmişken, sıcağı sıcağına Hürriyet’in sorularını yanıtladı. Peskov’un gündeme dair açıklamaları şöyle:

Soçi’deki Üçlü Zirve

Şimdi üç garantör ülke ve Astana sürecini devreye sokan ülkeler olarak, bu diyaloğun devamı her seferinde çok olumlu oluyor. Bu bir… İkincisi, durum oldukça belirsiz. Amerikalılar ‘Çekiliyoruz’ dediler ancak onların başkanı bir şey diyor, yanındaki çalışanlar bambaşka şeyler yapıyor. Durumu nereye getireceklerini bilemiyoruz, onun için bir belirsizlik var. Üçüncüsü, herkes Suriye’nin toprak bütünlüğünden yana ve muhafazası için elinden geleni yapmaya hazır.

Adana Mutabakatı

Yalnız diğer taraftan herkes Türkiye’nin güvenlik taleplerini haklı sayıyor. Tabii ki şimdi Türkiye ‘Ben bir güvenli bölge kuracağım’ diyor, ‘Özel bir düzenleme olacak’ vesaire. Biz de diyoruz ki ‘Ne gerek var buna’. Çünkü 1998 yılında bir anlaşma imzalandı, Türkiye ile Suriye arasında. Buna göre Türkiye’nin sınır ötesi operasyonlar düzenlemesi mümkün ve yasal sayılıyor. Dolayısıyla hukuki bir zemin ortada, yeni bir zemine hiç gerek yok.

İdlib’deki Gelişmeler

Bir de tabii ki İdlib meselesi var. Burada Soçi’de eylül ayında bir mutabakat yaptık. Maalesef, belli sebeplerden dolayı şu ana kadar yerine getirilemedi. O bölgeden Suriye Silahlı Kuvvetleri’ne devamlı olarak saldırılarda bulunuyorlar. Halbuki bu saldırıların önlenmesi Türkiye’nin sorumluluğu. Bu çok net. Tabii ki mevcut olan zorlukları anlayışla karşılıyoruz ancak mutlaka bir çözümün bulunması lazım.

YPG’nin Durumu

Biz her türlü teröre karşıyız ve terörle mücadele eden tüm ülkelerin hakkını tanıyoruz. Biz de terörden çok acı çeken bir ülkeyiz. Onun için Türkiye’nin bu endişelerini anlayışla karşılıyoruz. Diğer taraftan asırlar boyunca Kürtler Suriye topraklarında yaşadı, yaşama hakkı da var. Bu hakkın Suriye’nin gelecekteki oluşumunda mutlaka muhafaza edilmesi lazım.

ABD’nin Çekilme Kararı

ABD dünyanın en öngörülemez ülkesi haline geldi. Mesela bizim başkan başkandır, dediğini yapar ve yaptırır. Amerika çok derin bir iç kriz halinde, yaşadıkları zorlukları anlayışla karşılıyoruz ama sabırsız bir şekilde de bekliyoruz. Genel yaklaşım aynı, iyimserlik için bir sebep yok, belirsizlik tedirgin ediyor. Ve bu durum Suriye’deki krize genel çözüme de hiç yardım olmuyor.

S-400 Savunma Sistemi

Türkiye kararını verdi, biz de buna göre hareket ediyoruz. Bütün kontratlar yapıldı, taahhütler alındı, krediler sağlandı, ödemeler yapıldı. Amerika çoğu zaman yasal ve gayri yasal yöntemlerle kendisi için üstün rekabet haklarını sağlamaya çalışıyor. Yani her şeyin altında bir ekonomi var. ABD ‘Yaptırım’ diyor. Neden? Herkes onun mallarını satın alsın diye. Aynı baskı şimdi Türkiye üzerinde. Ama çok az ülke mukavemet gösterebiliyor. Türkiye de o ülkelerden biri.”

‘Türkiye En Büyük Yükü Taşıyan Ülke’

“İnsani durum çok önemli. Bir taraftan Türkiye en büyük yükü taşıyan ülke. Sayın Erdoğan’ın dediği gibi Avrupa’dan Türkiye’ye çok az bir para gitti, yaptığı masraflara kıyasla. Tabii bu insani boyut Türkiye için önemli. 3-4 ay evvel İstanbul’a gittim, uzun zamandır ziyaret etmemiştim. Gözüme bir şey çarptı. İstanbul Arapça konuşmaya başlamış. Mesela Miami Amerika, ama İngilizce konuşan yok. Onun gibi İstanbul’da da herkes Arapça konuşuyor. Kendi gözümle gördüm, hiçbir zaman böyle bir şey yoktu. Rusya da Türkiye de çok değişti. Türkiye’de altyapı çok göze çarpıyor, çok hızlı değişiyor. Hatta Rusya’dan daha hızlı gelişiyor. Bu bence çok olumlu bir şey. Rusya gibi Türkiye’nin petrol, gaz zenginliği yok. Buna rağmen Türkiye’de altyapı her yıl yenileniyor. Yeni tüneller, köprüler, havaalanları… Ekonomik olarak Türkiye her şeye rağmen gelişiyor, tüm dünyaya ayak uyduruyor. Siyasi olarak kimsenin burun sokmaya, bir şey demeye hakkı yok. Bence Türkiye halkı istediğini alıyor, istediği sistemi kuruyor. Ben, Türkiye’de çalışırken sistem değişikti şu an incelikleri çok farklı ama bu Türk halkının isteği. Dünya çok değişti bir de. Maalesef hepimiz çok saldırgan bir ortamda yaşıyoruz.”

(Hürriyet, 18 Şubat 2019)

 

Iğdır’da Göçmen Kaçakçılığı

Yasadışı yollarla Türkiye’ye kaçak giriş yapan 152 göçmen Iğdır’da yakalandı.
Edinilen bilgiye göre, Iğdır Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından yapılan operasyonda, Türkiye’ye kaçak yollarla giriş yaptığı tespit edilen 152 göçmen yakalandı. “Göçmen Kaçakçılığı Yapmak” suçundan 6 şüpheli şahıs gözaltına alındı. Şüpheli şahıslara adli işlem yapıldığı öğrenildi.

(İHA, 18 Şubat 2019)

 

Avusturya’da Müslümanlardan Evsizlere Sıcak Yemek

Avusturya’nın başkenti Viyana’da Müslümanların kurduğu bir dernek, ülkede yaşayan evsiz ve ihtiyaç sahiplerine haftanın belirli günlerinde sıcak yemek yardımında bulunuyor. RAHMA Avusturya adlı derneğin Başkan Yardımcısı Ömer Batur, başta Suriye, Arakan ve Filistinli mülteciler olmak üzere dünyanın birçok yerindeki ihtiyaç sahiplerine yaklaşık 25 yıldır çeşitli yardımlar ulaştırdıklarını anlattı. Batur, dünyadaki birçok büyük şehirde olduğu gibi Viyana’da da çeşitli nedenlerden dolayı sokaklarda yaşamlarını sürdürmek zorunda kalan insanların olduğunu belirterek, şöyle dedi:“Dünyanın farklı bölgelerine yardımlar ulaştırıyoruz ancak aynı kentte birlikte yaşadığımız ihtiyaç sahibi insanlara yönelik de bir şeyler yapmamız gerektiğine karar verdik ve Viyana Belediyesiyle birlikte evsizlere yönelik bir proje geliştirdik. Bu çerçevede yaklaşık 3 yıldır evsiz olarak nitelendirdiğimiz, sokakta yaşayan insanlara haftanın belirli günleri sıcak yemek ikramında bulunuyoruz. Özellikle kış mevsiminin büyük bir bölümünde günlük 100’e yakın evsize sıcak yemek dağıtıyoruz. Bu projemiz hem Avusturyalılar hem de ülkede yaşayan yabancılar tarafından büyük bir ilgiyle karşılandı, çok olumlu geri dönüşler aldık.” Ülkede son dönemlerde artan aşırı sağ söylemle mücadelenin önemli yollarından birinin bu tür sosyal faaliyetler olduğuna dikkati çeken Batur, “Müslümanlar, böyle projelerle içinde yaşadığı topluma, ‘Biz bu ülkede yaşıyoruz ve bu ülkenin ortak sorun ve problemlerine çözüm arayışı içindeyiz’ mesajını verilebilir.”

(Hürriyet, 18 Şubat 2019)

 

İçişleri Bakanı Soylu: ‘311 Bin Kişi (Suriye) Kendi Topraklarına Geçti’

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Suriye’de huzurun sağlandığı bölgelere 311 bin kişinin geri döndüğünü belirterek, “Biz sadece kendi toprakları için değil, etrafımızdaki coğrafyanın huzurunu temin etmek için sorumlu olan milletiz, ülkeyiz” dedi. Bakan Soylu, Mamak’ta şehit yakınları ve gazilerle bir araya geldi. Türkiye’nin sadece 780 bin kilometreden sorumlu olmadığını, Türklerin başka milletlere benzemediğini belirten Bakan Soylu, “Biz sadece kendinden sorumlu bir millet değiliz. Biz sadece 780 bin kilometreden sorumlu olan ülke değiliz. Cerablus, Azez, El Bab bölgesinde bizim ordumuz, jandarmamız, polisimiz, kaymakamımız, doktorumuz, öğretmenimiz, hemşiremiz ve hatta savcımız, hakimimizle birlikte oradalar. Bir başka diyara huzur getirmek için, oraları terk etmek zorunda kalan insanların kendi memleketlerine dönmesini temin için, huzur içerisinde 24 saat asayişin, sükûnetin sağlanması için orada bulunuyorlar. 311 bin kişi şu anda kendi topraklarına geçti. Biz sadece kendi toprakları için değil, etrafımızdaki coğrafyanın huzurunu temin etmek için sorumlu olan milletiz, ülkeyiz” diye konuştu. İddialarının büyük olduğunu söyleyen Soylu, “Biz büyük, güçlü, zengin bir Türkiye’yi arıyoruz, ayakları üzerinde duran bir Türkiye’yi arıyoruz. Biz Amerika’nın ‘Arfrin’e giremezsin’ diye ültimatom çekip, yerine oturttuğu bir Türkiye değiliz. ‘Girer terör örgütüyle gereğini yerine getiririz’ diyen bir ülkeyiz” ifadelerini kullandı.

(İHA, 17 Şubat 2019)

 

Düziçi Mülteci Kampında İsyan

Osmaniye’nin Düziçi İlçesi’nde mültecilerin kaldığı kampta akşam saat 21.00 sularında isyan çıktı ve konteynırlar ateşe verildi. Yaklaşık olarak bin kişinin barındığı Düziçi mülteci kampında daha öncede isyan olayı yaşanmış ve bazı mülteciler olay çıkarıp kamptan kaçmıştı. Bugünde akşam saat 21.00 sularında yine olay çıkaran mülteciler konaklama alanında bulunan konteynırları ateşe verdi. Güvenlik güçleri olaya anında müdahale ederek isyanı bastırırken. Düziçi ve Osmaniye’den tedbir olarak itfaiye istendi.

(Başak Gazetesi, 17 Şubat 2019)

 

15 Kişilik Minibüste 38 Kaçak Şahıs İle 11 Kilo Esrar Çıktı

Van’ın Gürpınar ilçesinde durdurulan bir minibüste 38 yabancı uyruklu kaçak şahıs yakalanırken, 11 kilo 378 gram toz esrar da ele geçirildi.

Van Emniyet Müdürlüğünden yapılan açıklamada, Gürpınar İlçe Emniyet Amirliği görevlilerince Hakkâri Van karayolu üzerinde oluşturulan uygulama noktasında şüphe üzerine 15 kişi kapasiteli 80 plaka sayılı bir minibüsün durdurulduğu belirtildi. Minibüsten 23 Afganistan ve 15 Pakistan uyruklu olmak üzere toplam 38 göçmen ile göçmen kaçakçılığı yapan M.S.E. isimli şüpheli yakalandı. Minibüs içerisinde yapılan detaylı aramada ise 3 adet sırt çantası içerisine zulalanmış 3 paket halinde toplam 11 kilo 378 gram toz esrar maddesi de ele geçirildi.

M.S.E. isimli zanlı gözaltına alınırken, göçmen kaçağı şahısların ise gerekli işlemlerinin ardından İl Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edildiği belirtildi.

(İHA, 18 Şubat 2019)

 

Suriyeliler İçin Mesleki Eğitim ve CV Kursu Önerisi

Türkiye’de yaşayan Suriyeliler başta olmak üzere sığınmacıların mesleki eğitim durumları, iş bulabilmeleri için ne yapmaları gerektiğinin belirlenebilmesi için yapılan araştırmada, sığınmacıların mesleki eğitim kurslarına ihtiyaç duydukları belirlendi. ‘Suriyeliler kalacak mı, dönecek mi?’ tartışmaları sürerken, İstihdam alanında çalışmalar yapan Mesleki Eğitim ve Küçük Sanayi Destekleme Vakfı (MEKSA) ile Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ve Beraberce Derneği, -Başta Suriyeliler olmak üzere- sığınmacıların mesleki eğitim durumları, iş bulabilmeleri için yapmaları gerekenleri belirlemek amacıyla, saha araştırması yaptı. Türkiye’de ilk olan çalışma, İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün 31 Ocak 2019 verilerine göre, 33 bin 892 sığınmacının yaşadığı Diyarbakır, 558 bin 437 sığınmacının yaşadığı İstanbul ve 89 bin 490 sığınmacının yaşadığı Ankara’da yapıldı. Çalışmanın sonucu “Mülteci ve sığınmacı topluluklar için mesleki eğitim ihtiyaç Raporu”nda toplandı. Raporda, mesleki bir eğitim alanların oranının yüzde 21 olduğu belirtilirken, sığınmacıların çoğunun mesleki eğitimini Türkiye’de aldığı vurgulandı. Raporda yer alan bazı tespitler şöyle; “Türkiye’de geçerli bir diploması olanların sayısı hayli düşük (%6)

  • Alınan kursların ne denli etkili olduğuna bakıldığında kursların olumlu katkılar sağladığını vurgulayanların oranı %52. Ancak bu kursların mesleki becerileri geliştirdiğini vurgulayanlar oranı düşük (%21).
  • Türkçe ile ilgili verilere baktığımızda büyük bir çoğunluğun Türkçeyi yetkin ve ileri düzeyde konuşamadığını göstermektedir (%79). Türkçe öğrenmek mesleki eğitim dışında elde edilmek istenen beceriler sıralamasında birinci sırada yer almaktadır (%88)
  • Mesleki eğitim kurslarında ise Bilişim Teknolojileri alınan (%36) ve alınmak istenen (%38)mesleki eğitim kurslarının başında yer almaktadır.
  • CV hazırlama, iş görüşmeleri gibi temel iş görüşme süreçlerine yönelik becerilere sahip olanların oranı hayli düşük. (%0-1)
  • Mesleki eğitim ve beceri kurslarına katılmak isteyenlerin oranı hayli yüksek (%95)”

Raporun öneriler kısmında ise sığınmacılar için mesleki eğitim programlarına daha fazla ağırlık verilmesi gerektiği ifade edildi. Sığınmacılara CV hazırlama eğitimi verilmesi de tavsiye edilen raporda, “Özellikle teknik alandaki ihtiyaçlar göz önüne alınarak ara eleman yetiştirecek kurslara önem verilmelidir. Sadece mesleki eğitim kursları değil aynı zamanda temel beceri kursları da verilmelidir. Bu hem sosyal hem de ekonomik uyum konusunda en temel gereksinimlerden biridir. Verilecek olan mesleki ve temel beceri eğitim kursları iki taraflı ihtiyaç analizi yapılarak tasarlanmalıdır. İki taraflı ihtiyaç analiziyle hem iş piyasasının ihtiyaçları, potansiyelleri anlaşılmaya çalışılmalı hem de Suriyelilerin ihtiyaçları, eğilimleri göz önünde tutulmalıdır. Hem sosyal uyum hem de ekonomik uyumu (istihdam edilebilirlik ve girişimcilik projelerinde) gerçekleştirmek için verilecek olan eğitimlerde öncelikle kültürler arası farklılıklar, ortaklıklar, kültürler arası iletişim, iş dünyasının farklıları, ortaklıkları, iş kültürü farklılıkları ortaklıkları gibi konulara yer verilmelidir. CV hazırlama-iş görüşmelerine hazırlık-mülakat tekniklerine dair eğitimlere yer verilmelidir” görüşlerine yer aldı.

(Amerika’nın Sesi, 17 Şubat 2019)