Türkiye'de ve dünyada göç, göçmen ve sığınmacılar konusunda gündemde öne çıkan başlıklar…

 

Avrupalılar Ülkelerinde Yaşayan Mülteci Sayısını Gözünde Büyütüyor

Avrupa Birliği'nin yayınladığı ankete göre Avrupalılar Avrupa'da olduğundan çok daha fazla göçmen ve mültecinin yaşadığını düşünüyor. Anket sonuçları, göçmen sayısını özünde en çok büyüten ülke vatandaşlarının İtalyanlar olduğunu ortaya koyuyor. Tüm Avrupa ülkelerinde toplam 20 milyon göçmen ve mülteci yaşıyor. Bu da Avrupa Nüfusunun %4'üne tekabül ediyor. Ancak İtalyanlar, ülkelerinde yaşayanların dörtte birinin İtalyan olmadığını düşünüyor. Avrupa Birliği İstatistik Kurumu'nun verilerine göre, ülkede yaşayan göçmenler nüfusun sadece %7'sini oluşturuyor. Bu rakam, Avrupa ortalamasının neredeyse iki katı olsa da, İtalyanların düşündüğü %25 oranının oldukça altında. Rapora göre, Avrupalılar, ülkelerinde yaşayan göçmen sayısının ortalama %9,5 oranında daha fazla olduğunu düşünüyor. Ülkesinde yaşayan mülteci sayısının olduğundan az sanan tek Avrupa ülkesi Estonya. Gerçeğe en yakın cevapları verenler ise Hırvatlar ve İsveçliler.

(Euronews Türkiye, 17 Nisan 2018)

 

İngiltere ve Kanada'dan Arakan Çağrısı

İngiltere Dışişleri Bakanı Johnson, "Arakan'ın içinde bulunduğu durum unutulmayacak. İngiliz Milletler Topluluğu olarak Bangladeş'teki acil insani yardım talebine güçlü bir cevap verilmesini sağlamalıyız. Hayatlar buna bağlı." dedi. İngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson ile Kanada Dışişleri Bakanı Chrystia Freeland, Arakan kriziyle ilgili uluslararası topluma destek çağrısında bulundu. İngiltere Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, Londra’da düzenlenen İngiliz Milletler Topluluğu Hükümet Başkanları Toplantısı kapsamında İngiliz ve Kanadalı bakanların Arakan krizinin ele alındığı bir toplantıya ev sahipliği yaptığı bildirildi. Johnson ile Freeland’in yanı sıra toplantıya Avustralya, Yeni Zelanda ve Bangladeş’in dışişleri bakanlarının da katıldığının vurgulandığı açıklamada, söz konusu toplantının, çok sayıda Arakanlı sığınmacıya kapılarını açan Bangladeş’e uluslararası destek verilmesi bakımından bir fırsat yarattığı belirtildi. Aynı açıklamada İngiltere Dışişleri Bakanı Johnson'un “Arakan'ın içinde bulunduğu durum unutulmayacak. İngiliz Milletler Topluluğu olarak Bangladeş'teki acil insani yardım talebine güçlü bir cevap verilmesini sağlamalıyız. Hayatlar buna bağlı." ifadelerine yer verildi. Açıklamasında, ülkesinin krize en fazla bağış yapan ülkeler arasında bulunduğunu belirten Johnson, yardımlarının şimdiye kadar 59 milyon sterlin değerinde olduğunu, Arakan Müslümanları'nın evlerine geri dönebilmelerini arzuladıklarını bildirdi. Johnson, "Ancak Birleşmiş Millerler Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin de bildirdiği üzere Arakan'daki koşullar bu insanların güvenli geri dönüşleri için elverişli değil. Myanmar yetkilileri, Arakan'ın güvenliği konusunda ciddi olduklarını göstermelidirler. Vahşet iddialarına karşı güvenilir ve bağımsız bir soruşturma bu süreçte önemli bir adımdır." değerlendirmesini yaptı.

"Uluslararası Toplum Desteklerini Bir Araya Getirmeli"

Kanada Dışişleri Bakanı Chrystia Freeland'ın da görüşlerine yer verilen açıklamada, şunlar kaydedildi: "Uluslararası toplumun, Arakan'a hem Myanmar hem de Bangladeş'te yardım etme ihtiyacını hatırlatmak üzere İngiliz Milletler Topluluğu'ndaki ortaklarımızla birlikte duruyoruz. Bu krizden etkilenenlerin temel ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlamak için İngiliz Milletler Topluluğu'nun kilit üyeleri de dâhil olmak üzere uluslararası toplum desteklerini bir araya getirmeli ve yeniden teyit etmelidir." BM'ye göre, 25 Ağustos 2017'den sonra Arakan'dan kaçmak zorunda kalarak, Bangladeş'e sığınanların sayısı 700 bini aştı. Uluslararası insan hakları kuruluşları, yayınladıkları uydu görüntüleriyle yüzlerce köyün yok edildiğini kanıtladı. Arakanlıların topraklarına dönüşü için Myanmar ve Bangladeş hükümetleri arasında imzalanan anlaşma, yerinden edilenlerin durumlarını belgelendirmeleri mümkün olmadığı için uygulamada işlevsiz kalıyor. BM ve uluslararası insan hakları örgütleri, Arakanlı Müslümanlara yönelik şiddeti "etnik temizlik" ya da "soykırım" olarak adlandırıyor.

(Anadolu Ajansı, 18 Nisan 2018)

 

BM'den Afrikalı Sığınmacılara Yemen Uyarısı: “Korkunç Şartlarla Karşılaşılıyor”

Birleşmiş Milletler (BM), insan kaçakçılarının tuzağına düşerek Körfez ülkelerine geçme hayaliyle bazı Afrika ülkelerinden Yemen'e gelen yeni sığınmacıların korkunç şartlarla karşılaştığı uyarısında bulundu. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) Sözcüsü William Spindler, BM Cenevre Ofisi'nde düzenlenen basın toplantısında, Yemen'de iç savaşın sürdüğüne ve ekonomik şartların daha da bozulduğuna dikkati çekerek, bunların sonucu olarak ülkede gasp, insan kaçakçılığı ve istismarların tırmanışa geçtiğini söyledi. Sözcü Spindler, Yemen'e başta Somali ve Etiyopya olmak üzere Sudan ve Eritre gibi Afrika ülkelerinden yeni gelen sığınmacıların durumundan derin endişe duyulduğunu vurguladı. "BMMYK olarak Yemen'e yeni gelen göçmen, sığınmacı ve mültecilerin daha da kötüleşen şartlarla karşılaşmasından son derece endişe duyuyoruz." diyen Spindler, bu sığınmacıların gerek insan kaçakçıları gerekse de resmi makamlarca gözaltında tutulurken çeşitli istismar ve korkunç suçlara maruz kaldıklarını anlattı. Spindler, ülkeye yeni gelen ve tutuklanan 100 kadar Afrikalı sığınmacının durumunu yakından takip ettiklerini ifade ederek, Yemen'e bu yıl içinde giriş yapan sığınmacı sayısını tam olarak tespit edemediklerini belirtti. "Ülke tam da korkunç bir iç savaşın içindeyken bu sığınmacılar neden hala Yemen'e geliyor." şeklindeki bir soru üzerine Spindler, Afrikalı sığınmacıların çoğu kez insan kaçakçıları tarafından kandırıldığını söyledi. Spindler, bazı sığınmacıların da zengin Körfez ülkeleri ve hatta Avrupa'ya Yemen üzerinden geçmek için yaşamlarını dahi riske atmaktan kaçınmadığını kaydetti. Uzun süredir siyasi istikrarsızlığın yaşandığı Yemen'de meşru yönetime darbe yapan Husiler, Eylül 2014'ten bu yana başkent Sana ve bazı bölgelerin denetimini elinde tutuyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri ise Mart 2015'ten bu yana Yemen hükümetine destek veriyor.

(Akşam, 17 Nisan 2018)

 

ABD, Bu Yıl Sadece 11 Suriyeli Mülteci Kabul Etti

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanlığı'nın paylaştığı verilere göre, ABD bu yıl şimdiye kadar sadece 11 Suriyeli mülteci kabul etti. 2016'da eski Başkan Barack Obama'nın başkanlığının sonuna doğru 15 bin 479 Suriyeli mülteci ABD'ye yerleştirilmiş ve bu sayı 2017'de 3 bin 24'e düşmüştü. Donald Trump döneminde kabul edilen mülteci sayısıyla, ABD tarihinde son 30 yılın en az mülteci kabulü oldu. Suriye'de Beşşar Esed rejiminin, Doğu Guta'da muhaliflerin kontrolündeki son nokta olan Duma ilçesinde sivil yerleşimlere düzenlediği kimyasal silah saldırısında, en az 78 sivil hayatını kaybetmişti. ABD Başkanı Donald Trump, Suriye'deki kimyasal saldırı sonrası, "Bu, insanlıkla alakalı bir durum. Kabul edilemez" açıklaması yapmıştı. Trump, Suriye rejiminin kimyasal silah kapasitesiyle ilgili hedeflerin vurulması talimatını vermişti. Açıklamasından dakikalar sonra ABD, Fransa ve İnglitere, geçen Cumartesi sabaha karşı 4 sıralarında başkent Şam ile Hama, Humus, Dera ve Süveyda kentlerindeki askeri noktaları bombalamıştı.

(TRT Haber, 18 Nisan 2018)

 

Yeni Gelen Mülteciler Artık Yunanistan Genelinde Dolaşabilecek!

Yunanistan’da Danıştay’ın yeni kararıyla göçmen ve mültecilerin ülkede kalması ve dolaşımıyla ilgili yeni bir durum oluştu. Bugüne kadar Yunanistan’ın Ege adalarından Lesvos (Midilli), Samos (Sisam), Hios (Sakız), Leros ve Kos (İstanköy) adalarında bulunan göçmen ve mülteciler için kısıtlı dolaşım öngörülüyordu. Bu yüzden de göçmen ve mülteciler “hot spot” adı verilen özel mülteci merkezlerinde kalmak zorundaydı. Ancak Yunan Danıştayı’nın yeni kararı “bu dolaşım kısıtlamasının sadece bahse konu adalarda ve şu anda kalmakta olan mülteciler için geçerli olmasını” öngörüyor. Karar açıklandıktan sonra Yunanistan’a gelecek göçmen ve mülteciler ise hükümet tarafından alınacak yeni bir karar veya önleme kadar bu kısıtlamadan muaf tutulacaklar ve Yunanistan geneli dolaşım hakkına sahip olacaklar. Danıştay’da dörde karşılık üç oyla alınan karar bir önceki kısıtlama kararını iptal ederken, gerekçe olarak ise mültecilerin dolaşımının adalar ve hot spot’lar ile kısıtlı kalmasını öngören önceki karar için sunulan verilerin gerekçe teşkil etmediği sonucuna varılması neden oldu. Danıştay üyeleri dolaşım kısıtlamasının Yunan anayasası veya bir başka yasa tarafından yasaklanmadığını, ancak bu kısıtlamanın uygulanabilmesi için gerekçeler olması gerektiği sonucuna vardı. Aksine mültecileri belirli bölgelere toplamanın, Yunanistan’ın diğer şehirlerine kıyasla bahse konu bölgelerin sırtına önemli yük yüklediği ifade edildi.

(Ahval, 18 Nisan 2018)

 

Lübnan'da 'Uluslararası Göç ve İnsan Ticareti' Konferansı

Lübnan'nın başkenti Beyrut'ta 15 ülkenin katılımıyla düzenlenen "Uluslararası Göç ve İnsan Ticareti" konferansı başladı. Avrupa Birliği tarafından desteklenen Euromed programı iş birliği ile Lübnan İç Güvenlik Güçleri Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen konferansa Arap ve yabancı 15 ülke katıldı. Euromed programı Müdürü Michel Quille yaptığı açılış konuşmasında, bu alandaki iş birliğinin, insan ticareti, yasa dışı göç ve mali suçlarla mücadelenin yollarını geliştirmede yardımcı olduğunu söyledi. Lübnan İç Güvenlik Güçleri Genel Müdürü adına konuşan Tuğgeneral Ahmed el-Haccar da yapılan konferansın insan kaçakçılığı ve yasa dışı göç suçlarıyla mücadele kapsamında en iyi yolları bulmayı hedeflediğini belirtti. Konferansa katılan Lübnanlı Tuğgeneral Can el-Esmer, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "İnsan ticareti ile göçmen kaçakçılığı genelde karıştırılan iki farklı suçtur. Temel farklardan biri, insan ticareti mağdurları uluslararası hukuk kapsamında bir suçun mağduru sayılıyor. Kaçırılan göçmenler ise bu kapsamda değildir." dedi. Söz konusu suçlarda resmi bir rakamın bulunmadığını dile getiren Esmer, bu suçların özellikle yerlerinden edilmiş Suriyeliler arasında yüksek bir oranda olduğunu kaydetti. Üç gün sürmesi planlan konferansa, Fransa, İspanya, Almanya, İtalya, Slovakya, Romanya, Hollanda, Fas, Cezayir, Tunus, Mısır, Ürdün, Filistin, Libya ve Lübnan'dan katılım gerçekleşti.

(Time Türk, 17 Nisan 2018)

 

Lübnan’dan Suriyeli Gençlere Eğitim Hakkı

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün (HRW) sitesi bugün Lübnan’daki Suriyeli bazı gençlere verilen geçici yasal ikamet izni almasına izin veren yeni yasayı ‘gecikmiş bir adım’ olarak nitelendirdi. Örgüt, eğitim haklarının tamamlanmasında önemli bir etken olarak tüm çocuklara ikamet izni verilmesi gerektiğini belirtti. Örgüte göre, Lübnan’daki yabancıların giriş ve ikametinden sorumlu Lübnan Kamu Güvenlik Genel Müdürlüğü 31 Mart 2018’de yasayı yürürlüğe koydu. Kimlik ya da pasaportu olmayan 15 ila 18 yaş arasında Lübnan’da ikamet eden Suriyeli çocuklar için çıkarılan yasa, 2 yıl süresince geçici ikamet hakkı verilmesine hak tanıyor.

HRW’ye Göre Bu Düzenleme 19 Yaşındaki Gençleri Kapsamıyor

HRW Ortadoğu Direktör Yardımcısı Lima Fakih, “Bu, Lübnan’daki Suriyeli çocukların okula güvenli bir şekilde girmelerine ve yasal bir ikametgâh olmaması nedeniyle gözaltına alınma riskine maruz kalmadan Lübnan’daki okullara gitmelerini sağlayan olumlu bir adım” olarak nitelendirdi. Suriyeli mültecilerin büyük bir kısmı Lübnan’ın Ocak 2015’te çıkarttığı sert ikamet kanunlarının gerekliliklerini yerine getiremedi. Şu anda Lübnan’da kayıtlı yaklaşık 1 milyon Suriyeli mültecinin yüzde 74’ü ikamet iznine ihtiyaç duyarken hayatlarının her yönünde bu durumun zorluklarını çekiyorlar. 2018 yılında 129 Suriyelinin bulunduğu yapılan bir araştırmada, 15 ila 18 yaş arasındaki gençlerin yaklaşık yüzde 90’ının oturma izni bulunmuyor.

Etkileşim Tehlike Oluşturuyor

HRW’ye göre, ikamet izninin olmaması mültecilerin hareket özgürlüğünü kısıtlıyor, tutuklanma, kötü muamele ve sömürüye karşı savunmasız hale getiriyor. Ayrıca yetkililerle yapılan herhangi bir etkileşim onlar için tehlike oluşturuyor. Daha önce Suriye’de 15 yaşın altındaki çocuklar ebeveynlerinin himayesi altındaydı ve 15 yaşına ulaştıklarında kimlik kartı ya da pasaport ile otuma izni almak için başvuru yapmaları gerekiyordu. Ancak, birçok çocuk bu belgeleri almadan Lübnan’a kaçtı. Norveç Mülteci Konseyi tarafından hazırlanan rapora göre, ankete katılan çocukların yüzde 78’inin Suriye sivil kaydı, yüzde 6’sının da pasaportu vardı. Ancak bu belgelerin çoğu 2 yıldan daha önce çıkarıldı. Bu nedenle HRW, eski belgelerin kabul edilmesi için yeni düzenlemelerin üzerinde çalışıyor. Örgüt, ikamet yasasının çocukların eğitim hakkını garanti altına aldığını vurgulayarak, ortaöğretimde kayıtlı 3 bin 902 yabancı uyruklu çocuğun olduğunu ve bunların kayıtlı 80 bin Suriyeli mültecinin yüzde 5’ini oluşturduğunu işaret etti. 7 yıl süren kriz süresince 200 binden fazla Suriyeli çocuğun hala Lübnan’daki okullara gidemediği belirtildi.

(Şarku'l Avsat Türkçe, 18 Nisan 2018)

 

KKTC Açıklarında Yasa Dışı Yollarla Ülkeye Girmek İsteyen 13 Kaçak Göçmen Yakalandı

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) Tatlısu beldesi açıklarında yasa dışı yollarla ülkeye girmek isteyen 13 kaçak göçmen yakalandı. Polis basın subaylığından yapılan açıklamaya göre, KKTC Sahil Güvenlik Komutanlığı ekipleri, Tatlısu beldesi açıklarında bir grup göçmenin olduğu ihbarı üzerine bölgeye gitti. Ekipler, "Travila" isimli teknede Bangladeş uyruklu 13 kaçak göçmeni ve kaptanı yakaladı. Karaya çıkartılan kaptan ile kaçak göçmenler, işlemlerinin ardından Girne Kaza Mahkemesine sevk edildi.

(Akşam, 17 Nisan 2018)

 

AB’den Hem Övgü Hem Eleştiri

AB Komisyonu’nun Türkiye raporunda, Ankara, mültecilere yönelik faaliyetleri ve ekonomik büyüme konularında övüldü. Buna karşın temel haklar konusunda “ciddi geriye gidiş” olduğu savunuldu. Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, yaklaşık 1.5 yıl aranın ardından aday ve aday adayı ülkeler hakkındaki raporunu yayımladı. Raporu basına, AB Dışişleri ve Güvenlik  Politikaları Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini ve AB Komisyonu’nun Genişlemeden sorumlu üyesi Johannes Hahn duyurdu. Eski adıyla “İlerleme Raporu” yeni adıyla “Türkiye Raporu”nda övgülerin yanı sıra bazı eleştirilere de yer verildi.

Stratejik görev

Türkiye’nin sığınmacı ve göç politikasında “iyi ilerleme” kaydettiği vurgulanan raporda, “Türkiye, 2016 mutabakatının hükümlerini kararlı bir şekilde uygulamayı sürdürüyor” denildi. Türkiye ve AB arasında imzalanan Mart 2016 sığınmacı mutabakatının olumlu ve somut sonuçlar vermeye devam ettiği ifade edildi. Türkiye’nin 3.5 milyon Suriyeliye ev sahipliği yaparak “stratejik görev” üstlendiğine dikkat çekilen raporda, vize serbestisine ilişkin Türkiye’nin bir çalışma planı sunduğu ve AB Komisyonu tarafından değerlendirildiği kaydedildi.

Büyüme Takdir Edildi

Raporda Türkiye’nin 2017’de kaydettiği ekonomik büyümenin altı çizilirken, darbe girişimi sonrasındaki ekonomik küçülmenin başarılı bir şekilde güçlü büyümeye çevrilmesi takdir edildi. Ekonomi alanında Avrupa Birliği mevzuatına uyum sağlanması konusunda da ilerleme kaydedildiği aktarılan raporda, Türkiye’nin enerji sektörü ve doğalgaz piyasasında ilerleme kaydettiği vurgulandı.

(Milliyet, 18 Nisan 2018)

 

AB Mali Destekli Kızılay Kahramanmaraş Toplum Merkezi Kapılarını Mültecilere ve Ev Sahibi Toplumlara Açıyor

Bugün mültecileri ve onlara ev sahipliği yapan toplum üyelerini bir araya getirecek olan Kızılay Kahramanmaraş toplum merkezinin resmi açılışını kutluyoruz. Törene Kaymakam Sn. Kadir Okatan, Belediye Başkanvekili Sn. Ramazan Tutlu, Uluslararası Kızılhaç Kızılay Dernekleri Federasyonu (IFRC) Türkiye Temsilcisi Sn. Mette Petersen ve AB Türkiye Delegasyonu’nun İşbirliğinden sorumlu Elçi Müsteşarı Sn. Simona Gatti katılıyor. Toplum merkezi, Danimarka Kızılhaç’ı tarafından koordine edilen ve 32 milyon Avroluk bölümü Türkiye’ye ayrılmış, toplam değeri ise yaklaşık 50 milyon Avro olan bölgesel projenin bir parçasıdır. Türkiye’de Kızılay tarafından uygulanmakta olan projenin amacı, 200.000’den fazla mülteci ve ev sahibi toplum üyesine ulaşmaktır. Projenin hedefi sağlık, yaşama ve psiko-sosyal refahın yükseltilmesi yoluyla, Suriyeli mültecilerin ve onlara ev sahipliği yapan toplum üyelerinin dayanıklılığının arttırılmasıdır. Bununla birlikte proje, Türk Kızılayı’nın en kırılgan konumdaki mültecilere ve ev sahibi toplum üyelerine erişim kapasitesinin güçlendirilmesini de desteklemektedir. Aralık 2016 sonunda başlayan uygulama kapsamındaki faaliyetler şu an itibariyle İstanbul, Ankara, Konya, Kayseri, Hatay, Kilis, Gaziantep, Şanlıurfa, Kahramanmaraş, Mersin ve Mardin olmak üzere 11 ili kapsamaktadır. Üç yıllık projenin daha ilk yılında pek çok hedef gerçekleştirilmiştir: bu çerçevede, en az 2.000 kişi mesleki beceri, meslek ya da iş geliştirme konusunda eğitim kurslarına katılmış; 16.000'i aşkın insan kayıt ve sevk hizmetleri konusunda bilgilendirilmiş; 15.000'i aşkın Suriyeli mülteciye alanında uzmanlar tarafından ruh sağlığı tedavi hizmetleri ve psiko-sosyal destek sunulmuş; ve belirlenen 11.000'i aşkın mülteci ve yerel halk mensubu toplum merkezleri tarafından düzenlenen sosyal, kültürel etkinliklerle ve ağ oluşturma faaliyetlerine katılmıştır. Kahramanmaraş Toplum Merkezi mültecilerle yerel halkı bir araya getirerek bu başarıları daha da ileriye götürmeye devam edecektir. AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Christian Berger, etkinlik münasebetiyle şunları söyledi; "Bu toplum merkezleri, örneğin temel Türkçe dil kursları ve sosyal etkinlikler yoluyla mülteci nüfusu ile ev sahibi toplumların yakınlaştırılmasında önemli rol oynamaktadır. Türkiye'nin ve kurumlarının, mültecileri ülkede ağırlamak üzere gösterdikleri muazzam çabaları takdirle karşılıyoruz. Ayrıca, AB mali desteğiyle 11 ilde kurulan toplum merkezleri ağını hızlı ve etkin biçimde organize etmelerinden ötürü Kızılay'a teşekkürlerimizi sunuyoruz. Kahramanmaraş'taki merkezin tüm bu çabalara katkı sağlayacağına inanıyoruz."

(Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Resmi İnternet Sitesi, 17 Nisan 2018)

 

Mobil Uygulama Sayesinde “Yabancılık” Çekmeyecekler

Yabancılara yönelik hizmet vermesi için İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü bünyesindeki yazılımcılarla geliştirilen Android tabanlı cep telefonu uygulaması yarın devreye girecek. İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü yetkililerinden alınan bilgiye göre, Ekim 2017'de başlayan Android tabanlı cep telefonu uygulamasında çalışmalar sona erdi. Yabancıların sorularına daha kolay cevap verilmesi amacıyla tasarlanan uygulamada, Göç İdaresi Genel Müdürlüğüne ait bilgiler, Yabancılar İletişim Merkezine (YİMER) ait başvuruların takibi, YİMER 157 iletişim linki, Türkiye ile ilgili bilgiler, yabancılara yönelik hizmetler, işlemler hakkında bilgiler, Türkiye'de barınma, çalışma, eğitim, sağlık, ulaşım gibi konularla ilgili bilgiler, yabancılar tarafından sık sorulan sorular ve cevaplar yer alıyor. Göç İdaresi Genel Müdürlüğü bünyesindeki yazılımcılarla geliştirilen uygulamanın tasarım ve içerik çalışmaları genel müdürlük bünyesinde yapıldı. Türkçe, İngilizce, Arapça, Farsça, Rusça ve Almanca hizmet verecek uygulamayla yabancıların aklındaki sorulara cep telefonundan ulaşması amaçlanıyor. Yarın Google Play'den indirilecek uygulamanın, IOS platformunda ise kısa sürede devreye girmesi bekleniyor.

"Ülkemizdeki Yaşam Hakkında Tanıtıcı Bilgiler Yer Alacak"

İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdür Vekili Abdullah Ayaz, insanların hayatlarını kolaylaştırmak için çalıştıkları çeşitli projelerin olduğunu söyledi. Türkiye'ye gelen yabancılara hizmet vermek üzere hazırladıkları mobil uygulamanın yarın Google Play'dan indirilebileceğini belirten Ayaz, "Yaptığımız mobil uygulamayla ülkemize gelen yabancılar, hakları ve yükümlülükleri neler, nasıl yasal bir statüde ülkemizde kalabilirler, yasa dışı konuma düşmemek için ne yapmaları gerekiyor onu öğrenebilecek. Uygulamada, yabancılar için ülkemizdeki yaşam hakkında tanıtıcı bilgiler de yer alacak." diye konuştu.

(Anadolu Ajansı, 18 Nisan 2018)

 

Bu Broşürleri Dağıttılar… Binlercesi Geliyor! Kapıdaki Tehlike…

Son iki ay içinde yüzde 90’ı Afgan, 50 bin göçmen Türkiye’ye giriş yaptı. 2018’de gelenlerin profili öncekilerden çok farklı. Aralarında İran’ın Suriye’de paralı asker olarak kullandığı Hazaraların da bulunduğu iddiası endişe verici. İran sınırında güvenlik önlemleri artırılırken; durumla ilgili bölge valileri de İçişleri Bakanlığı ve MGK Sekreterliği’ne rapor sundu. Kaçakçıların yaydığı bir broşür de göçmen trafiğindeki artışın nedenleri arasında gösteriliyor. Yeni Şafak'ta Recep Yeter imzasıyla yer alan habere göre şubat ayından itibaren İran’ın göz yumması ve PKK ile ortak çalışan kaçakçıların organizasyonuyla kafileler halinde Türkiye’ye giren 50 bine yakın göçmenin arasına silahlı eğitim almış yabancı savaşçıların sızmasından endişe ediliyor. Son iki ay içinde binlerce göçmenin yasa dışı geçiş yaptığı İran sınırları için alarm verildi. Bölgede göçmenleri yakından izleyen yetkililer ve STK’lar, 2018’de gelen göçmen profilinin öncekilerden farklı olduğuna dikkat çekiyor. Analiz şöyle:

Yüzde 90’ını Afganlar Oluşturuyor

Bir süre İran’da yaşayıp gelen Afganların sayısı arttı. 100 göçmenden 90’ı Afgan. Göçmenler içinde üniversite mezunu, dil bilen, hatta paralı askerler var. Erzurum başta olmak üzere bölge valililerinin bir rapor hazırlayarak İçişleri Bakanlığı ve MGK Sekreterliği’ne ilettiği belirtiliyor. Konuşulan herkes bölgeye özel ilginin şart olduğunu söylüyor.

Göçmen Kaçakçılığı Iğdır’da Azaldı

Iğdır Valisi Enver Ünlü, İran sınırına duvar örüldükten sonra Iğdır’da göçmen kaçakçılığının yüzde 90 oranında azaldığını söyledi.

Sınır Piramit Tellerle Kapatılacak

Ağrı Doğubayazıt göçmen kaçakçılığının merkezi olmuş. Yüzde 90’ı bu ilçe sınırlarından Türkiye’ye giriyor. 120 kilometrelik İran sınırının henüz üçte birlik bölümüne duvar örülmüş, diğer noktalar da jiletli tellerden yüksek piramitler oluşturularak kapatılacak. Van’da da sınırlar büyük ölçüde tamamlandığı için göç dalgası Doğubayazıt’a kaymış.

Her Gün Bin Kaçak Geçiş

Göçmenler, İran’da Maku ve Urumiye şehirlerinde toplandıktan sonra anlaştıkları kaçakçıların hakim oldukları bölgelere göre güney ya da kuzey güzergahlarından ülkeye giriyor. Her gün yaklaşık 1000 göçmenin sınırdan kaçak olarak geçtiği, bunların ortalama 50’sinin yakalanabildiği kaydedildi. Ülke genelinde yakalanan 20 bin göçmenden çok daha fazlasının ise Batı illerine geçiş yapmayı başardığı belirtiliyor.

Kaçakçılardan Binlerce Broşür

Son aylarda yaşanan göçmen trafiğindeki artışın sebeplerinden biri olarak, İran’da bekleyen Afgan göçmenler arasında geçişlerin zorlaşacağı dedikodusunun yayılması gösteriliyor. Kaçakçıların Afganistan’da binlerce broşür dağıttığı ve duvar örüldükten sonra geçişin hem zor, hem de daha pahalı olacağını söylediği belirtiliyor. Afganistan’daki istikrarsızlık, ABD’nin bölgeyi yeniden dizayn girişimi ve İran’da baş gösteren ekonomik kriz, göçü tetikleyen önemli unsurlar.

Erzurum GGM Dolup Taşıyor

Yakalanan göçmenlerin Geri Gönderme Merkezi’nde (GGM) tutulması gerekiyor. Ne Iğdır’da, ne Doğubayazıt’ta bir GGM yok. Çevre illerde yakalanan göçmenler, Erzurum’daki GGM’ye götürülüyor. Bu merkezin kapasitesi ise 1500 kişilik. Göç idaresi yetkilileri, göçmenlerin kriminal incelemeye tabi tutulup tutulmadığı hususunda, yoğun göç trafiği nedeniyle detaylı sorgulama yapılamadığını belirtiyor.

Dönüş Masrafları Türkiye’den

Geri göndermede Uluslararası Mülteci Hakları sebebiyle sığınma başvurusunda bulunan göçmenin rızası gerekiyor. Afganistan Büyükelçiliği’ndeki işlemlerin ardından geri dönmek isteyenler için seyahat belgesi düzenleniyor. Göçmenlerin Türkiye içinde kaldıkları takdirde maliyetlerinin daha da yüksek olacağından, dönüş masraflarını Türkiye gönüllü olarak üstleniyor.

(Hürriyet, 18 Nisan 2018)

 

Fethiye'de 111 Kaçak Göçmen Yakalandı

Muğla'nın Fethiye ilçesinde jandarmanın düzenlediği operasyonda yasa dışı yollarla Yunan adalarına kaçmaya çalışan 111 kaçak göçmen yakalandı. Edinilen bilgiye göre, jandarma ekipleri Kayaköy Mahallesi Gemiler Koyu'ndan gelen bir ihbar üzerine bölgeye operasyon düzenledi. Ekipler ormanlık alana dağılmış vaziyette, 17'si kadın, 28'i çocuk 83 Suriyeli ile 22 Pakistan ve 6 Afgan uyruklu kişiyi yakaladı. Bölgeden minibüslere bindirilen kaçak göçmenler, Ölüdeniz Jandarma Karakol Komutanlığına getirildi. Minibüsten indirilen göçmenlerin arasında bulunan iki engelli ise diğer kaçak göçmelerin yardımıyla karakola taşındı. Kaçak göçmenlerin Yunan adalarına geçmek için İstanbul üzerinden ilçeye minibüslerle getirildiği ve organizatörlere kişi başı 3 ila 6 bin dolar arasında para verdiği öğrenildi. Kaçak göçmenlerin jandarmadaki işlemlerinin ardından İl Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edileceği kaydedildi. Öte yandan organizatörlerin yakalanması için jandarma istihbarat ekiplerince geniş çaplı çalışma başlatıldı.

(Sabah, 18 Nisan 2018)

 

Kaçak Göçmen Taşıyan Minibüs Sürücüsüne 18 Bin Lira Ceza

Kırklareli’nin Babaeski ilçesinin Karamesutlu köyü TEM otoyolu mevkiinde minibüsünde kaçak göçmen taşıyan sürücü E.T.'yi 18 bin 304 lira ceza uygulandı. Babaeski İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, TEM otoyolu mevkinde kontorl ettikleri bir minibüste 16 Suriyeli kaçak mülteci bulunduğunu tespit etti. Yapılan aramada araç sürücüsü bulunamazken, plaka sorgulamasında minibüsün E.T. üzerine kayıtlı olduğu belirlendi. Suriyeli mülteciler, Suriye-Şanlıurfa sınırından 1,5 ay önce kaçak yollardan Türkiye'ye giriş yaptıklarını, İstanbul'da tanımadıkları şahsa, Edirne üzerinden Yunanistan'a geçiş yapma karşılığında kişi başı 2 bin Euro verdiklerin söyledi. Minibüste yapılan aramada 2 adet şişme bot bulunarak el konuldu. Araç sahibi E.T.'ye kişi başı bin 144 lira olmak üzere toplam 18 bin 304 lira idari yaptırım uygulandı. Minibüse el konurken, 16 Suriyeli, Pehlivanköy Geri Gönderme Merkezi'ne teslim edildi.

(Hürriyet, 17 Nisan 2018)