Türkiye'de ve dünyada göç, göçmen ve sığınmacılar konusunda gündemde öne çıkan başlıklar…

 

31 Milyon Kişi Kendi Ülkesinde Sığınmacı

Uluslararası Afet Yönetimi Kongresi (IDMC) direktörü Alexandra Bilak 2017 yılında 31 milyon kişinin şiddet ve afetler yüzünden kendi ülkesinde mülteci durumuna düştüğünü açıkladı. Bir yıl zarfında bu kadar insanın yerini terk edip kaçmaya zorlanmasının utanç verici bir durum olduğunu belirten Bilak, savaş ve baskıcı rejimlerle daha kararlı mücadele edilmesi gerektiğini söyledi. Afet Yönetimi Kongresi'nin 2017 raporuna göre doğal felaketler yaklaşık 19 milyon kişiyi yerinden etti. Şiddet ve çatışmalar yüzünden bulunduğu yeri terk edip ülke sınırları içindeki başka yerlere sığınmak zorunda kalan kadın, erkek ve çocuk sayısı ise 11 milyon 800 bini buluyor. Raporda bu rakamın bir yıl öncesine kıyasla neredeyse iki katına çıktığı belirtiliyor. Demokratik Kongo Cumhuriyeti gibi Sahra altı Afrika ülkelerinde 5,5 milyon, başta Suriye olmak üzere Arap ülkelerinde ise 4,5 milyon kişi ülke içinde yer değiştirmek zorunda kaldı. Ülkesinde terör, baskı ve silahlı çatışmalardan kaçan 40 milyon kişinin bir bölümü yıllardır eskiden yaşadığı çevreye geri dönememiş. Norveç Mülteci Konseyi Başkanı Jan Egeland korunmaya muhtaç olanlar için kalıcı çözüm bulunması gerektiğini ve insani yardımlarla hayatını idame ettirebilenlerin yardım bağımlılığının uzadığını söyledi. Fırtına, sel, yangın ve kuraklık gibi doğal felaketlerin 135 ülkede kitlesel kaçışa yol açtığı belirtilen rapora göre afetlerden etkilenenlerin sayısı Çin'de 4,5 milyon, Filipinler'de 2,5 milyon, Küba ve ABD'de ise 1,7 milyonu buluyor.

(Deutsche Welle Türkçe, 16 Mayıs 2018)

 

Trump ABD’nin Binlerce ‘Göçmen Hakimi’ Bulunduran Tek Ülke Olduğunu İddia Etti

Trump genellikle göçmen yasalarını kötü buluyor ve ‘’yakalama ve bırakma’’ konusunda şikayet ediyor. Trump, Amerika Birleşik Devletleri'nin göçmenlik davalarında “binlerce yargıcın” olduğunu veya binlerce kişiyi işe almaya çalıştığını söylüyor. Başkan ayrıca dünyada başka hiçbir ülkenin bunu yapmadığını ifade ediyor.

Gerçekler

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği'ne (United Nations High Commissioner for Refugees – UNHCR)  göre, dünya çapında 67.75 milyon insan evlerinden edildi. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği rakamlarına göre, 2016 yılının sonunda, ABD’nin diğer ülkelerden gelen 1815.608 sığınmacı ve mültecisi vardı. Bazı istisnalar dışında, Amerika Birleşik Devletleri'nde yakalama ve serbest bırakma, yalnızca sığınma veya mülteci statüsüne sahip kişiler için geçerlidir. (Kanada ve Meksika hariç tutulmaktadır, bu ülkelerden yakalananlar derhal geri gönderilir.)

‘Dünyada Başka Hiçbir Ülke Yok’

Uluslararası alanda birçok sivil toplum kuruluşu, bu alanda çalışan ve yargıçların sığınmacı ve mülteci statüsünde olan insanları kabul etme ve reddetme kararı verdiği başka bir ülkeyi tanımlamıyor.

(The Washington Post, 17 Mayıs 2018)

 

Arakanlı Mülteciler Ramazanı Mülteci Kamplarında Karşıladı

Yaklaşık yetmiş yıldır acı çeken Arakanlı Müslümanların en yakını ölüm, en sadık dostları ise açlık oldu. Dünyanın en çok zulüm gören azınlıklarından biri olan Arakanlı Müslümanların acısı, kendilerine yönelik nefret ve şiddetin 2012’de patlak vermesiyle son beş yılda zirveye ulaştı. Dünyanın dört bir yanında Müslümanlar Ramazan ayına girerken, Myanmar hükümeti ve aşırılık yanlısı Budist gruplar tarafından Arakanlılara uygulanan zulüm bu yıl da devam ediyor. Myanmar’da gördükleri şiddetten dolayı Bangladeş’e kaçan yaklaşık 700 bin Arakanlı, burada kirli yamaçlarda bambudan yapılma ve derme çatma kulübelerde yaşam mücadelesi veriyor. Ancak birçoğu, her şeye rağmen hayatta kaldıkları için şanslı olduklarını itiraf ediyor. Ramazan ayının gelmesiyle birlikte kendini daha fazla hissettiren para ve gıda eksikliğinin yanı sıra, artan hava sıcaklıkları da kamplarda yaşayan Arakanlı mültecileri zorluyor. Bangladeş’in Cox’s Bazar bölgesinde bulunan mülteci kampında yaşayan 12 yaşındaki Arakanlı Haşim, köyünde ailesiyle birlikte iftarda balık yedikleri, birbirlerine hediye verdikleri, camide akşam namazını kıldıktan sonra ağacın altına uzandıkları eski Ramazan günlerini anımsıyor. AFP’ye konuşan Haşim, yaşadığı burukluğu, “Biz burada ne hediye satın alabiliriz ne de iyi yemekler yiyebiliriz. Çünkü burası bizim ülkemiz değil” sözleriyle ifade ediyor. Şimdilerde plastik bir çadırda yaşayan 12 yaşındaki Arakanlı, vatanında geçirdiği eski Ramazan günlerini büyük bir özlemle anlatıyor. Haşim, Ramazan’da yılda bir kereye mahsus olarak evlerinde et piştiğini ve yeni kıyafetler aldıklarını söylüyor ve ekliyor: “Aynı şeyleri burada yapamayız, çünkü paramız yok. Para kazanamıyoruz, çünkü burada buna izin verilmiyor.’’ En yakın pazara ulaşmak için yakıcı güneşin altında bir saatten fazla yürümek zorunda olan genç Haşim, “Burası Myanmar’a benzemiyor. Çok sıcak ve ağaç yok” diyerek içinde bulundukları zor şartlara örnek veriyor. Cox’s Bazar’daki kamplarda görev alan ‘’Save the Children’’ çalışanı Roberta Posenaru’nun şu sözleri de durumu doğruluyor: “Ne yazık ki bu insanların acıyla hatırlayacağı ilk Ramazan. Ramazan ayını kir, çamur ve toz içinde, vatanlarından, ailelerinden ve arkadaşlarından uzakta geçirecekler.’’

Kamplarda Çalışmak Yasak

Dünyanın en büyük mülteci kampları olan bu kamplarda yaşayan Müslüman Arakanlıların çalışması yasak. Öte yandan bölgede bulunan yaklaşık 20 askeri kontrol noktası, mültecilerin kamptan ayrılmasına izin vermiyor. Bu nedenle burada yaşayanlar gıdadan ilaca, giysiden yapı malzemelerine kadar her türlü ihtiyaçlarında hayırseverlerin yaptığı yardımlara muhtaç ve bağımlı. Bütün bunlara rağmen Haşim yine de Ramazan ayını ailesiyle geçirecek şanslı çocuklardan biri, zira binlerce Arakanlı çocuk kitlesel göçe neden olan şiddet ve hastalıklar yüzünden yetim kalırken, yanlarında aile ve akrabaları olmadan Bangladeş’e kaçmak zorunda kaldı.

(Şarku'l Avsat Türkçe, 17 Mayıs 2018)

 

Birleşmiş Milletler Mülteci Kamplarında Her Gün Yaklaşık 60 Arakanlı Bebeğin Doğduğunu Söyledi

Batı Myanmar'daki askeri şiddet olayından dokuz ay sonra yüz binlerce Arakanlı Müslüman Bangladeş sınırını terk etmeye zorlandı. Yerleşilen bakımsız mülteci kamplarında her gün yaklaşık 60 bebek dünyaya geliyor. BM çocuk kuruluşu UNICEF çarşamba günü yaptığı açıklamada, geçen yıl Ağustos ayında Myanmar'ın Rakhine eyaletinde şiddetin patlak vermesinden bu yana Bangladeş'te 16 binden fazla Arakanlı bebeğinin dünyaya geldiğini söyledi. Sözü geçen açıklamada, doğan bebeklere ithafen, UNICEF temsilcisi Edouard Beigbeder “Bu hayattaki mükemmel başlangıçtan çok uzak bir yer” dedi. BM 'ye göre, Nisan ayı itibariyle Bangladeş'te yaklaşık 905 bin Arakanlı mülteci vardı, bunların bir kısmı daha önce şiddetten kaçmıştı. Ağustos şiddeti sonrasında, yargısız infazların ve köylerin yakılmasının sonuçları gibi tecavüz ve diğer cinsel şiddet raporları da yayımlandı. Myanmar hükümeti zulümleri reddederken, ABD ve BM, şiddeti “etnik temizlik” kampanyası olarak nitelendirdi. Geçen yıl Eylül ayından bu yana mülteci kamplarında doğan bebeklerin sadece beşte birinin sağlık tesislerine götürüldüğünü, bunların toplam 16.000 kişiden, yaklaşık 3.000’i olduğunu söyledi. Kuruluş, doğum kaydının önemini vurguluyor ve kadınların tıbbi yardım almasını sağlamak için yaklaşık 250 toplum gönüllüsünün harekete geçmesini sağladı.

(TIME, 16 Mayıs 2018)

 

Filistinliler Osmanlı Döneminden Kalma Anahtarlarını Saklıyor

Filistinli El-Iyş ailesi, 1948'de zorla göç ettirilen atalarından miras kalan toprak ve evlerin anahtarını dönecekleri ümidiyle 70 yıldır muhafaza ediyor. Paslı anahtarlarını dikkatle muhafaza eden Filistinli mülteciler, bir gün atalarının göç ettirildiği topraklarına dönme ümidini hep diri tutuyor. Filistinli kadınlar, dönüş ümitlerinin sembolü olan bu anahtarları kaybetme korkusuyla boyunlarında taşıyor. Cibaliya Mülteci Kampı'nda yaşayan Emin Ebu el-Iyş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "dünyadaki cennet" olarak isimlendirdiği atalarının göç ettirildiği Gazze Şeridi'ne 18 kilometre uzaklıktaki Huc köyüne dönme ümidiyle yaşadığını belirtti. Osmanlı döneminde yapılan "minare" şeklindeki büyük anahtarın en az 100 yıllık olduğunu ve bu şeklin Osmanlı dönemi anahtarlarının genel özelliğini yansıttığını ifade eden Ebu Iyş, akrabalarından kalan ve Osmanlı dönemine kadar uzanan en az 120 yıllık bir gelin sandığını da evinin başköşesinde bulundurduğunu aktardı. Ebu Iyş ayrıca atalarının kahve öğütmek için kullandığı Osmanlı zamanından kalma tahta dibeği de sakladıklarını belirtti. Her ailede dibek bulunduğunu ve kahve öğütmenin güç gerektiren bir iş olduğu için genellikle erkekler tarafından yapıldığını ifade eden Ebu Iyş, dibekte dövülen kahve ile şu an kullanılan teknolojik elektrikli aletlerle yapılan kahvenin tadının farklı olduğunu dile getirdi. Ebu Iyş ayrıca geçmişte dibeğin yalnızca kahve öğütmek için değil düğünlerde de vurmalı bir çalgı olarak müzik aleti gibi kullanıldığını anlattı. Evindeki dibeğin yanı sıra eski zamanlarda kullanılan taştan yapılmış bir buğday değirmeninin de bulunduğunu söyleyen Ebu Iyş, bu değirmenin un yapmak için kullanıldığını aktardı. Ebu Iyş, bakırdan yapılan dedelerinden kalan Osmanlı kabı ile birlikte küçük kumaşları ve bazı değerli taşları hala koruyor.

Göç Sırasında Yapılan Katliamlar

1948 yılında evlerinden zorla göç ettirilen Filistinliler, yaşadıkları acı, ölüm ve katliamları hala hatırlıyor. Safiye Ebu Iyş (78) nine de bunlardan biri. Nekbe'nin yaşandığı yıl 8 yaşında olan Safiye nine, İsrail askerlerinin köylerine baskın düzenlediği anda yaşadığı korkuyu halen hatırladığını belirtti. Ebu Iyş, "İşgalcilerin, zırhlı araçlarla köye geldiğinde köyü terk etmeleri için bize 2 saat verdiği ve göç etmeyenlerin öldürüleceğini söyledikleri seslerini hala hatırlıyorum. Bütün köyü korku salmıştı. Köy ahalisi en önemli ihtiyaçlarını alıp evini terk etmeye ve köye yakın olduğu için Gazze'nin kuzey kesimindeki Beyt Hanun kentine doğru göç etmeye başladı." dedi. Kardeşiyle birlikte hayvanlardan birinin üzerine babası tarafından bindirilerek göç ettiklerini anlatan Safiye nine, "İsrail askerleri, göç etmeyip evinde kalan ya da zorla çıkarıldıktan sonra tekrar dönen herkesi öldürdü. Bir komşumuz evinden çıkmak istemediği için eşinin gözü önünde katledilmişti." diye konuştu. Ebu Iyş, "Göç eden bir komşumuz da hızla çıkarken alamadığı bazı ihtiyaçlarını almak için evine döndüğü sırada askerler tarafından yakalanarak gözleri bağlı şekilde köydeki kuyuya atılmıştı." ifadelerini kullandı. Bolluk bereket içindeki köye geri dönmeyi temenni ettiğini belirten Safiye nine, "Köyümüzde meyve ve sebzeler boldu. Bütün köye yetecek kadar ürün vardı. Ama şimdi abluka altındaki Gazze'de ekonomik sıkıntılar nedeniyle aileler bir iki kilodan fazla meyve satın alamıyor." ifadelerine yer verdi. İsrail askerleri, ABD Büyükelçiliğinin Kudüs'e taşınmasını ve İsrail'in kuruluş yıl dönümü olan Nekbe'nin (Büyük Felaket) 70. yılını protesto etmek için pazartesi günü Gazze sınırında düzenlenen gösterilere katılan 62 Filistinliyi şehit etmiş, binlerce Filistinliyi de yaralamıştı.

(Anadolu Ajansı, 16 Mayıs 2018)

 

AB'ye Geçen Yıl 31 Bin 400 Çocuk Sığınmacı Başvurdu

Avrupa İstatistik Ofisinin (Eurostat) verilerine göre, AB'ye sığınma talebinde bulunan refakatsiz çocuk sayısı, geçen yıl 2016'ya göre yarıya yakın düşüş gösterdi. AB'ye 2016 yılında uluslararası koruma için başvuru yapan çocuk sığınmacı sayısı 63 bin 300'dü. AB ülkelerine 2017'de 31 bin 400 refakatsiz çocuk sığınmacı, uluslararası koruma için başvuruda bulundu. Başvuru yapanların yüzde 17'sini Afganlar, yüzde 10'unu Eritreliler ve yüzde 6'sını Suriyeliler oluşturdu. AB'ye 2008-2013 yıllarında ortalama 12 bin refakatsiz çocuk sığınmacı başvuruda bulunurken, bu rakam 2015'te 96 bin 500 ile en yüksek seviyesine çıkmıştı. Eurostat verilerine göre, refakatsiz çocuk sığınmacıların ilk tercihi İtalya oldu. İtalya'yı, İngiltere ve Hollanda takip etti.

(Haber Türk, 16 Mayıs 2018)

 

Kıbrıs’ta 2017 Yılında 225 Refakatsiz Mülteci Çocuk İltica Başvurusu Yaptı

Avrupa Birliği İstatistik Dairesi, Eurostat’a göre, 2017 yılında Kıbrıs’ta toplam 225 refakatsiz mülteci çocuk iltica başvurusu yaptı, bu rakam 2017 yılında 215 idi. Bu yıl boyunca yapılan iltica başvurularının %34,2’si oluyor. Başvuran çocuklardan %4’ü 14 yaşında veya 14 yaşından küçük ve %64’ü erkek. Verilere göre, %46 Suriye (105), %38 Somali (85) ve %6’si Kongo (15) kökenlidir.

(Kıbrıs Haber Ajansı, 16 Mayıs 2018)

 

Tunus'ta 7 Yılda 20 Bin Kaçak Göçmen Yakalandı

Tunus'ta yaklaşık 7 yılda 20 bin civarında kaçak göçmenin yakalandığı bildirildi. Tunus Stratejik Araştırmalar Enstitüsü'nde Uzman Araştırmacı Muiz Garbi, başkent Tunus'ta düzenlenen basın toplantısında, ülkede devrimin yaşandığı 2011 yılından Ekim 2017'ye kadar yaklaşık 20 bin kaçak göçmenin yakalandığını belirtti. Tunus makamlarının bu süreçte 930 kaçak göç operasyonunu başarısızlığa uğrattığını kaydeden Garbi, yasa dışı göçle Avrupa'ya ulaşanların sayısının ise 38 bini bulduğunu ifade etti. Garbi, yakalanan söz konusu 20 bin kişiden yaklaşık 13 bininin Tunuslu olduğuna dikkati çekti. Tunus'ta 2011'deki devrimin ardından yasa dışı göç oranları artmıştı. Tunus sahilleri sık sık Avrupa'ya ulaşmaya çalışan Afrikalı göçmenlerin umuda yolculuk girişimlerine sahne oluyor.

(Haberler.com, 16 Mayıs 2018)

 

AB Yunanistan’ı Türkiye’den Giderek Daha Fazla Mülteci Kabul Ettiği İçin Uyardı

Avrupa Birliği göç yetkilileri, Yunanistan'ın, Türkiye'den giderek daha fazla mülteci aldıklarını ve sınırlarında duyulan bütçe ve personel ihtiyacının tespit edildiğini söyledi. Avrupa Komisyonu çarşamba günü yaptığı açıklamada, Yunanistan 'a gelenlerin bu yıl Mart ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre dokuz kat arttığını belirtti. O ay içinde 15,457 kişinin Yunanistan'ın deniz ve kara sınırlarına Türkiye'den geldiğini ekledi. AB Göç Yetkilisi Dimitris Avramopulos, hem Türkiye'den hem de Afrika'daki yerlerden gelen mülteci akışını içeren ilerlemenin iyi olduğunu söyledi. Bunun yanı sıra, sınırların sakin kalmasını sağlamak için daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğunu konuşmasına ekledi. Avramopoulos, mültecilerin Avrupa'daki en yüksek artışının, geçen yıl yüzde 22 ile 6.623 mültecinin yılın ilk üç ayında ulaştığı İspanya’da kaydedildiğini belirtti. İspanya'daki gelişlerdeki dalgalanma, Libya'nın Libya milisleri ve hükümeti ile akışı kontrol altına almak için anlaşmaya varmasından sonra, Libya'dan İtalya'ya gelen mülteci sayısında ciddi bir düşüşe neden oldu. Avramopoulos, Libya'nın sayılarının 2018'in ilk çeyreğinde keskin bir düşüş yaşadığını belirterek, Akdeniz'de daha fazla konuşlanmanın da önemli bir rol oynadığını söyledi.

(Al Bawaba, 17 Mayıs 2018)

 

6 Yılda Türkiye’de 276 Bin 158 Suriyeli Bebek Doğdu

Ajans Press, ‘Türkiye’de Suriyeliler’ başlıklı araştırmayı inceledi. Ajans Press’in Kamu Denetçiliği Kurumu’nun (KDK) gerçekleştirdiği araştırmadan ve medya yansımalarından derlediği bilgilere göre, 2011 ile 2017 yılları arasında Türkiye’de 276 bin 158 Suriyeli bebek doğduğu tespit edildi. Suriyelilerin Türkiye’ye ilk giriş tarihi 29 Nisan 2011’de Hatay’da başladığı belirtilirken, Suriyelilerin gelmeye başladığı tarihten 2017 yılına kadar 31 milyon 449 bin 800 muayene yaptırdıkları görüldü. Araştırmaya konu olan tarihte ise 276 bin 158 bebeğin doğduğu belirlendi. Ajans Press ve PRNet’in gerçekleştirdiği medya araştırmasında, 2011 yılından itibaren Suriyeli mülteciler Türkiye’nin en önemli gündem maddeleri arasındaki yerini aldığı belirlendi. 2011 yılından itibaren medyada gerçekleştirilen incelemeye göre, Suriyeliler ile ilgili son yedi yıl içerisinde 1 buçuk milyonun üzerinden haber yansıması tespit edildi. Raporda, 1 milyon 326 bin 849 Suriyeli hastanın, hastanelere yatırılarak tedavi edildiği belirlendi. Bununla birlikte 1 milyon 112 bin 58 Suriyelinin Türkiye’de ameliyat edildiği görülürken, Suriyeli bebek ve çocuklara 3 milyon 215 bin 128 doz aşı yapıldığı bilgisine ulaşıldı. Suriyelilerin, tedavi amaçlı, göçmen sağlığı merkezlerinden, Bakanlık ve ona bağlı kuruluşlarına ait sağlık hizmeti sunucularından, üniversite sağlık uygulama ve araştırma merkezlerinden, özel hastanelerden ve gönüllü sağlık merkezlerinden faydalanabildiği açıklandı. Buna ek olarak, 2017 Ağustos ayı itibarıyla sadece Sağlık Bakanlığı bünyesinde 19 ilde hizmet veren 76 göçmen sağlığı merkezi olduğu saptandı. Öte yandan Kilis’te 1, Hatay’da 6, Gaziantep’te 2, Mersin’de 3 ve İstanbul’da 1 olmak üzere 13 gönüllü sağlık tesisi bulunduğu belirlendi. Türkiye’de ön kaydı yapılmış ve geçici koruma altına alınmayı bekleyen Suriyelilerin ise birinci basamak temel sağlık hizmetlerinden yararlandığı görüldü. Böylelikle, geçici koruma altına alınan Suriyelilerin, Sağlık Bakanlığı ile AFAD arasındaki protokol kapsamıyla, sağlık hizmetleri ücretlerinin AFAD tarafından Sağlık Bakanlığına ödendiği bilgine ulaşıldı. 

(İhlas Haber Ajansı, 17 Mayıs 2018)

 

Konyaaltı’nda Göçmenler Konuşuldu

Akdeniz Üniversitesi Turizm Fakültesi koordinatörlüğünde geliştirilen “Mülteci ve Göçmen Toplulukları İçin Hoşgörü Projesi”nin ortaklarından olan Konyaaltı Belediyesi, “Göçmenlerin Türkiye’ye olan toplumsal etkileri” konulu panele ev sahipliği yaptı. Konyaaltı Belediyesi  “Mülteci ve Göçmen Toplulukları İçin Hoşgörü-WelCommunities" isimli Avrupa Birliği (AB) Yetişkin Eğitim Projesine destek veriyor. Akdeniz Üniversitesi Turizm Fakültesi koordinatörlüğünde geliştirilen projede,  Antalya Halk Sağlığı Müdürlüğü, Büyük Düşün Proje Geliştirme ve Uygulama Derneği, Bilişim Uzmanları Eğitim Danışmanlık Merkezi ile Almanya’dan BedCon GmbH isimli göçmen bürosu ve İspanya’dan Sevilla Üniversitesi de yer almakta. Konyaaltı Belediyesi, proje kapsamında düzenlenen “Göçmenlerin Türkiye’ye olan toplumsal etkileri” konulu panele ev sahipliği yaptı. Panele, Akdeniz Üniversitesi Turizm Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Beykan Çizel, Akdeniz Üniversitesi Sosyal Politika ve Göç Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Mustafa Koçancı ve İl Göç Uzmanı Ayşe Çetin konuşmacı olarak katıldı. Konuşmasında mülteci ve göçmenlerin ülkemizde toplumsal etkilerini anlatan Akdeniz Üniversitesi Dekanı Prof.Dr. Beykan Çizel, Türkiye’ye göç eden Suriye’lilerin toplumsal kabulü ile sosyal uyum sürecinin eş zamanlı politikalar ile yürütülmesinin önemine vurgu yaptı. Beykan Çizel, “Her iki toplumun beklentilerini dikkate alacak ve toplumsal kaygı yaratmayacak konuların başında Suriyelilerin eğitimi konusu gelmekte. Sosyal uyum sürecine ise Türkçe dil öğretimi ile başlanması son derece önem taşımakta.” dedi.

(Konyaaltı Belediyesi İnternet Sitesi, 16 Mayıs 2018)

 

Elazığ'da 22 Kaçak Göçmen Yakalandı

Elazığ'da Afganistan, Pakistan ve Sri Lanka uyruklu 22 kaçak göçmen yakalandı. Alınan bilgiye göre, Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı Koordinesinde İl Jandarma Komutanlığına bağlı ekipler, Elazığ-Bingöl karayolunun Gülüşkür Köprüsü çıkışındaki kontrol noktasında uyuşturucu, kaçakçılık ve terör olaylarının önlenmesine yönelik uygulama yaptı. Durdurulan bir minibüste arama yapan ekipler, minibüse kapasitesinin üstünde yolcu alındığını fark etti. Bunun üzerine kimlik kontrolü yapan ekipler, minibüste insan tacirleri tarafından İstanbul'a götürülmek üzere Van'dan getirilen ve izin belgeleri bulunmayan Afganistan, Pakistan ve Sri Lanka uyruklu 22 kaçak göçmen olduğunu tespit etti. Gözaltına alınan kaçak göçmenlerin jandarmadaki işlemlerinin ardından Elazığ Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edileceği öğrenildi.

(Haber Türk, 16 Mayıs 2018)

 

Ayvalık’ta 49 Kaçak Göçmen Kurtarıldı

Balıkesir’in Ayvalık İlçesi'nden yasa dışı yollarla Yunanistan'ın Midilli Adası'na geçmek isteyen ve bindikleri lastik botun motoru bozulan aralarında çocuklarında bulunduğu Suriye uyruklu olduğu öğrenilen 49 kaçak göçmen, helikopter destekli bir operasyon ile olası bir faciadan kurtarıldı. Sahil güvenlik botuna alınan göçmenler Ayvalık Sahil Güvenlik Komutanlığı'na getirildi. Göçmenler, işlemlerinin ardından Balıkesir Göç İdaresi'ne gönderildi.

(Sabah, 16 Mayıs 2018)

 

İzmir’de 68 Kaçak Göçmen Yakalandı

İzmir'in Aliağa ilçesinde yasa dışı yollardan Yunanistan'a geçmek isteyen 68 Suriye uyruklu kaçak göçmen yakalandı. Edinilen bilgiye göre, Aliağa'nın Tavşan Adası mevkiinde yasa dışı yollardan Yunanistan'a geçmek isteyen kaçak göçmenler, Sahil Güvenlik ekiplerince yakalandı. Sahil Güvenlik botuna alınan, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 68 Suriye uyruklu kaçak göçmen Aliağa İlçe Emniyet Müdürlüğüne teslim edildi. Kaçak göçmenlerin buradaki işlemlerinin ardından İzmir İl Göç İdaresi'ne gönderileceği öğrenildi.

(Deniz Haber Ajansı, 17 Mayıs 2018)

 

Edirne'de 366 Kaçak ve Sığınmacı Yakalandı

Edirne'de yasa dışı yollardan yurt dışına çıkmaya çalışan 366 kaçak ve sığınmacı yakalandı.

Alınan bilgiye göre, 54. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı'na bağlı hudut askerleri ile İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, Kemalköy, Bosnaköy, Ahırköy köyleri ile İpsala, Lalapaşa ve Uzunköprü ilçelerinde denetim yaptı. Denetimlerde Cezayir, Fas, Filistin, Pakistan, Eritre, Suriye, Irak, Bangladeş ve Afganistan uyruklu 366 kaçak ve sığınmacı yakalandı. Kaçak ve sığınmacılar, işlemlerinin ardından Edirne Göç İdaresi Müdürlüğü'ne gönderildi.

(Milliyet, 16 Mayıs 2018)

 

Antalya'da Batan Bottaki 50 Kaçak Göçmen Kurtarıldı

Antalya’nın Kaş ilçesinde batmaya başlayan lastik bottaki 20’si çocuk, 50 kaçak göçmen kurtarıldı. Edinilen bilgiye göre, dün gece Kaş Jandarma Komutanlığı görevlileri Kalkan yolu üzerindeki Seyret Çakıl mevkiinde kaçak göçmen olduğu ihbarını aldı. Bölgeye giden jandarma, denize açılmaya çalışan kaçakların bulunduğu botun batmaya başladığını fark etti. Ekipler, Suriyeli ve Iraklı 20’si çocuk, 14’ü kadın toplam 50 kaçağı kurtardıktan sonra lastik bot battı. Kurtarılan kaçaklar sağlık kontrolünden geçirilirken, hamile bir kadın ise hastaneye götürüldü.

(Milliyet, 16 Mayıs 2018)