İlber Ortaylı’dan Suriyeli Çıkışı: Haddinizi Bilin

CNN Türk ekranlarında yayınlanan, Deniz Bayramoğlu’nun sunduğu Gündem Özel programında konuşan Ortaylı şöyle konuştu:

“Kaybolan imparatorluğun hatta ana vatanın içinden gelen insanlar, sizin mütalaanızın haricindedir, haddinizi bilin. Suriyeliyi tutacaksan, burada kalsın diyeceksen kalsın, fakat kalkıp ama sizde zaten Rumeli’den geldiniz, yok adalardan geldiniz demesin. Nereden geleceklerdi ki, Fatih’in zamanında devlet-i Aliyye’nin sınırları neresiydi.

Bosna Hersek, Arnavutluk, Yunanistan’ın aşağısına inmişiz yani, bitmiş.” diyerek, Türk göçmenlerle, Suriyelileri aynı kefeye koyanlara tepki gösterdi.

O günlerde Suriye’nin Osmanlı topraklarında olmadığını hatırlatan Ortaylı, “Bu son derece densizlik. Burada sırf cehalet değil, bana göre cehaletle beslenen etnik eğilimler var bu çok tehlikeli. kendi adını, kendi kültürünü koymamış insanlar bir şeyi yalıyorlar yani. Türk unsuruyla çok uğraşmaya başladılar. Bu sağlıklı değil, bu beni çok ürkütür” dedi.

(İnternet Haber, 12 Ocak 2019)

 

Seçimlerde Oy Kullanacak Suriyeli Sayısı Belli Oldu

TBMM  ‘Göç ve Uyum’ Alt Komisyonu Başkanı Altay Uslu, 72 bin Suriyelinin Türk vatandaşlığı aldığını belirterek, bunlardan 36 bininin oy kullanabileceğini söyledi. TBMM İnsan Hakları Komisyonu ‘Göç ve Uyum’ Alt Komisyonu Başkanı ve AK Parti Antalya Milletvekili Atay Uslu, Türkiye’de şu anda 4 milyon 800 bin göçmen ve sığınmacının olduğunu söyleyerek, “Bunlardan 3 milyon 660 bini Suriyeli.  7 milyon Suriyeli ülkesini terk etti. Bunun yüzde 60’ı Türkiye’de şu anda. Dünyada en çok sığınmacı kabul eden ülkeler arasında ilk sıradayız” dedi. Uslu, 36 bin Suriyelinin ilk seçimde oy kullanabileceğini de açıkladı. Açıklanan rakamlara göre, yerel seçimlerde oy kullanacak Suriyeli sayısı, 24 Haziran seçimlerine göre 6 bin kişi arttı. TBMM İnsan Hakları Komisyonu ‘Göç ve Uyum’ Alt Komisyon Başkanı ve AK Parti Antalya Milletvekili Atay Uslu, Türkiye’de bulunan göçmen ve sığınmacılara ilişkin verileri açıkladı. Uslu, 4 milyon 800 bin göçmenden yaklaşık 800 bininin değişik nedenlerle ikamet izniyle yaşayan Avrupalı göçmenler olduğunu söyledi. 4 milyonun içinde Afganistan ülkelerinden gelen 400 bin sığınmacı olduğunu kaydeden Uslu, “Geçici koruma statüsüyle şu anda Türkiye’de 3 milyon 660 bin Suriyeli var. Dünyada en çok sığınmacı kabul eden ülkeler arasında ilk sıradayız. 7 milyon Suriyeli ülkesini terk etti. Bunun yüzde 60’ı Türkiye’de şu anda” dedi.

‘Türkiye İlk Sırada’

AK Partili Atay Uslu, dünyada en çok sığınmacı alan ülkeler arasında Türkiye’nin ilk sırada olduğunu belirterek, “20 yıl önce en çok göç alan ülke Suriye iken bugün en çok göç veren ülke. Suriyeliler nerede yoğunlaştı? En fazla Suriyeli İstanbul’da, 500 bin civarında, Urfa, Hatay ve Gaziantep. Buralarda 400 bin Suriyeli var. Kilis’in nüfusu 100 bin. Orada yaşayan Suriyeli de 100 bin” diye konuştu.

‘606 Bin Suriyeli Çocuk Eğitim Görüyor’

Türkiye’de yaşayan Suriyelilerin temel ihtiyaçlarını karşıladıklarını ifade eden Uslu, “Bugün Türkiye’de 1 milyon eğitim çağında Suriyeli çocuk var. 606 bin Suriyeli çocuk eğitime devam ediyor. Bunun 100 bini geçici eğitim merkezlerinde. Geri kalan çocuklar Milli Eğitim’e bağlı okullarımızda. Eğitim dışında Suriyelilere sağlık hizmetleri de veriyoruz” diye konuştu.

’36 Bin Suriyeli Oy Kullanacak’

AK Partili Atay, Türkiye’de yaşayan Suriyelilerin tamamının oy kullanacağı iddialarının da doğru olmadığını belirterek şöyle dedi: “72 bin Suriyeli Türk vatandaşı oldu. Yalnız 72 bin Suriyeli vatandaşın 36 bini çocuk. Bunların arasında doktor olanı var, iş adamı olanı var. Ekonomik akademik potansiyele sahip olanları Türk vatandaşı yapıyoruz. Bunların başka ülkelere kayıp gitmesini istemiyoruz. Yetişkin 36 bin Suriyeli oy kullanacak. İlk seçimlerde oy kullanabilecekler. Kamuoyunda 3,5 milyon Suriyelinin oy kullanacağı iddiaları var. Böyle bir ihtimal yok.”

’35 Milyar Dolarlık Maliyet’

Uslu, sığınmacıların maliyetinin 35 milyar dolar olduğunu ifade ederek, “‘Avrupa bunun ne kadarını karşıladı?’ derseniz, şu ana kadar 750 bin milyon dolar. Birleşmiş Milletler’in bir yardımı var. Ayrıca AB’den, 18 Mart 2015 tarihinde yaptığımız bir mutabakat vardı, orada 3 artı 3 milyar Euro’luk bir destek verilecekti. Bugüne kadar 2,5 milyar Euro’luk destek geldi. Bu para bize gelmiyor. Bu para tamamı Suriyelilere ait projelerde kullanılıyor” dedi.

(Yeniçağ, 14 Ocak 2019)

 

Batman’da Suriyeliler Avrupa’ya Gitmek İçin Kuyruk Oluşturdu

Batman’da, 500 Suriyeli sığınmacının Avrupa’ya gitmelerini sağlamak amacıyla, Birleşmiş Milletler (BM) Yüksek Komiserliği’nin açtığı mülakata başvurmak isteyen Suriyeliler, uzun kuyruk oluşturdu.

Gaziantep’teki BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nden Batman’a 5 kişilik heyet geldi. Avrupa ülkelerine gitmek isteyen Suriyeli sığınmacıların belirlenmesi amacıyla Turgut Özal Bulvarı’ndaki otelde mülakat yapıldı. Mülakata yoğun ilgi gösteren Suriyeli aileler, otelin önünde uzun kuyruk oluşturdu. Sığınmacılar, heyetle görüşmek için soğuk havaya rağmen çocuklarıyla saatlerce kuyrukta bekledi.

Yakınlarının Avrupa’daki ülkelerde olması nedeniyle BM heyetine başvuruda bulunduklarını söyleyen bazı sığınmacılar, “Batman’da rahatız ama aile fertlerimiz Avrupa ülkelerinde. Ailelerimizin bölünmemesi için Avrupa’ya gitmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Batman’da yaşayan 21 bin Suriyeliden son 2 yılda 4 bin sığınmacının Avrupa ülkelerine gittiği, bu yıl da 500 kişinin gönderilmesinin planlandığı belirtildi.

(DHA, 10 Ocak 2019)

 

1 Günde 1.100 Suriyeli Ülkesine Geri Döndü

Rusya’nın Suriye’deki Çatışan Tarafları Uzlaştırma ve Mültecilerin Yeniden Yerleştirilmesini Kontrol Merkezi’nin yayımladığı bültene göre, Lübnan ve Ürdün’den 1 günde 1.100 Suriyeli ülkelerine geri döndü.

Toplam 1.166 kişinin döndüğü belirtilen bültende, bunların 120’si kadın, 203’ü de çocuk olmak üzere 398’inin Lübnan sınırındaki Ceydet Yabus ve Tel Kalah kapılarından; 230’u kadın, 392’si de çocuk olmak üzere 768’inin ise Ürdün sınırındaki Nasib kapısından girdikleri vurgulandı.

Açıklamada ayrıca, ülke içindeki devamlı ikametgâh noktalarına da bir günde 245 kişinin döndüğü belirtildi.

Bu arada Rusya tarafından dün 2.17 ton gıda yardımı yapıldı.

Rusya ordusuna bağlı mayın tarama birlikleri de faaliyetlerini sürdürüyor. Buna göre dün Suriye’nin muhtelif yerlerinde 42 patlayıcı imha edildi.

(Sputnik Türkiye, 14 Ocak 2019)

 

Suriyeli Mülteciler Depresyonda

Suriye’deki iç savaş sonucunda Türkiye’ye gelen mültecilerin psikolojisini uzmanlara sorduk. Yrd. Doç. Dr. Ceren Acartürk’ün yaptığı araştırmaya göre, göçmenlerin yüzde 83’ü stres bozukluğu yaşıyor, yarısına yakını zihinsel hastalık sahibi, yüzde 19’u ise yaşamak istemiyor.

Suriye’de yaşanan iç savaştan belki de en fazla çocuklar etkilendi. Rakamlara göre bugün 2.4 milyon Suriyeli çocuk mülteci durumuna düştü. Birçoğu da hayatını kaybetti.

Yıllardır süren Suriye iç savaşı binlerce sivilin ölmesine ve milyonlarcasının da ülkesini terk ederek göç etmesine neden oldu. Güvenlik kaygılarıyla yollara düşen Suriyeliler, yeni bir ülke arayışlarını sürdürürken, savaşın korkunç yüzü psikolojik yıkımlar da yarattı. İstanbul Bahçeşehir Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Ceren Acartürk mültecilerle savaşın yarattığı travmanın büyüklüğünü ortaya koyan çalışmalar yapıyor. Yapılan bir araştırmanın sonucu, göçmenlerin yüzde 49’unun bir ya da birden fazla zihinsel hastalık taşıdığını, yüzde 83’ünün stres bozukluğu yaşarken yüzde 19’un intihar teşebbüs etme riski taşıdığını ortaya koyuyor. Acartürk, sorularımızı yanıtladı…

Suriyeli göçmenler savaş travmasını hangi şiddette yaşıyor?

Biz 2012-13 yılında Kilis Öncüpınar kampında bir tarama araştırmasına başladık. Biliyoruz ki insan eliyle oluşan en ağır travmalardan biri savaş. Bunun sonucunda insanoğlunun birçok psikolojik sorunu olacak ama bundan önce neye ihtiyaçları olduğunu tespit etmek için bir tarama yaptık. 820 Suriyeli çalışmamıza katılmayı kabul etti ve bunların da yüzde 60’ını kadınlar oluşturuyordu. Yaş ortalaması 35 olan bu kişilerin yüzde 83’ünde travma sonrası stres bozukluğu, yüzde 37’sindeyse depresyon belirtilerine rastladık. Bu tip durumlarda kişi artık yaşamak istemeyebiliyor. Bunun oranı da yaklaşık yüzde 19 civarındaydı.

Terapi Önerdik

Peki bu sonuçlara hangi yöntemlerle ulaşıyorsunuz?

Bazı uluslararası yöntemleri kullanıyoruz. Örneğin rüyalarda olayın tekrar tekrar yaşanması, gündüz o olayın sahnelerinin flashback’le (geriye dönüş) görülmesi gibi belirtileri baz alarak puanlama yapıyoruz. Belli bir puanın üzerindekileri depresyon ya da travma sonrası stress bozukluğu olarak değerlendiriyoruz. Sonrasında bunu tespit ettiğimiz kişilere travma odaklı bir terapi yöntemi önerdik.

Bu hizmet devlet eliyle kamplarda yaşayanlara verilmiyor mu?

Türkiye’de psikolog sayısı çok ama klinik psikoloji eğitimi alan çok az kişi var. Ayrıca her Suriyeli de terapi alacak diye bir şey de yok. Hükümetin tek başına o kadar şeyi yapması zor. Ama biz böyle şeyler yapmak istediğimizde bize kapı açmaları tabii ki çok önemli. STK’lar ve belediyelerin de yardımları önemli.

Terapi verdiğiniz göçmenler daha çok Suriye’de yaşadıkları travmaları yaşıyor. Peki Türkiye’de yaşadıkları bir travma var mı?

Şu an bunu ölçmek için bir çalışma yapmadık. Bizim çalışmamız daha çok savaş odaklı travmalardı.

Rakamlarla Göçmen Çocukların Hali

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Suriye’de beşinci yılını dolduran iç savaşın 2.4 milyon çocuğun mülteci olmasına neden olduğunu, savaşta çok sayıda çocuğun öldüğünü ve çocukların asker olarak kullanıldığını açıkladı. Yine UNICEF’e göre, 8.4 milyon Suriyeli çocuk insani yardıma ihtiyaç duyuyor.

Doç. Dr. Selçuk Şirin: “Çocuklara Yatırım Yapmalıyız”

Doç. Dr. Selçuk Şirin New York Üniversitesi’nde çoğunlukla göçmen ve azınlık çocukların hayatları üzerine çalışmalar yapıyor. Şirin, Suriyeli çocukların neredeyse yarısının savaş travması yaşayan eğitimi olmayan çocuklar olduğunu ve ‘kayıp kuşak’ adı verilen bu kuşakla ilgilenilmediği takdirde, uzun vadede ciddi sorunlar çıkarabileceğine dikkat çekiyor. Doç. Dr. Selçuk Şirin’in verdiği rakamlara göre Türkiye’de 2.7 milyon mülteci var, bu sayının önemli bir kısmını çocuklar oluşturuyor. Yaklaşık yüzde 40’ı 12 yaşın altında. Yani bir milyon dolayında okul çağında çocuk var. Bunların yüzde 10’u kamplarda belli seviyede eğitim alıyor ama önemli bir kısmı eğitimden yoksun. Bu sayıdan 0-6 yaş arasındakileri çıkardığınızda sayısı 500 binin üzerinde olan çocuk eğitim görmüyor.

Şirin “Dünyadaki genel ortalamaya göre bir mülteci gittiği ülkede 17 yıl kalıyor” diyerek şöyle devam etti: “Bu da şu demek; yarın Suriye’de barış olsa dahi bu gelenlerin önemli bir kısmı ülkesine dönmeyecek, milyonlarca mülteci Türkiye’de kalacak ve onların oluşturduğu nüfusun önemli bir kısmı da eğitimsiz, hiçbir şekilde okula gitmemiş ve travma yaşamış bir grup olacak. Bu çocuklara yatırım yapmamız lazım. Yapmazsak bedelini uzun vadede ödeyeceğiz demektir.”

(Karar, 17 Ocak 2019)

 

4 Darbeciye Mülteci Statüsü

Haftalık Yunan Real News gazetesine göre, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra firar eden sekiz darbeci askerden dördüne ‘mülteci’ statüsü tanındı. Diğer dört FETÖ’cü askerin de nisan ayına kadar ‘mülteci’ olarak tanınmaları bekleniyor.

Yunan Danıştay’ı 15 Temmuz darbe girişiminden bir gün sonra askeri helikopterle Yunanistan’ın Dedeağaç (Aleksandrupolis) şehrine kaçan sekiz darbeci eski askerden Süleyman Özkaynakçı’ya geçen yıl ağustosta iltica hakkı tanımıştı. Danıştay, bu kararın diğer yedi darbeci için emsal teşkil etmesine de karar vermişti. Haftalık Yunan Real News gazetesine göre, Yunan mahkemelerinin hem Türkiye’ye iade edilmemelerini, hem de iltica taleplerinin kabul edilmesini kararlaştırdığı sekiz darbeci askerden dördüne ‘mülteci’ statüsü tanındı.

Gidecek Ülke Arıyorlar

Gazete, dört darbecinin yurtdışına gidebilmek için Yunan makamlarından henüz seyahat belgesi talebinde bulunmadıklarını belirtti. Bunun da darbeci askerlerin önce kendilerini kabul edecek bir ülke arayışında olmalarından kaynaklandığını yazdı. FETÖ’cü askerlerin sadece Avrupa değil, başka kıtalardaki ülkelerle de (muhtemelen ABD) temas halinde olduklarını ileri sürdü. Aynı haberde, darbeci askerlerin, hem adli hem de bürokratik işlemlerle karşılaşmayacakları, sıkı şekilde korunacakları bir ülke arayışında oldukları iddia edildi.

Gizli Yerde Koruma Altında

Darbeci askerler, 18 ay Atina Olimpiyat Köyü’ndeki polis karakolunun özel nezarethanesinde idari gözaltında tutulduktan sonra geçen yıl haziranda tahliye edildi. Ancak Türk güvenlik birimlerinin bir operasyon gerçekleştirebilecekleri gerekçesiyle darbeci askerleri koruma altına aldılar. Yunan güvenlik makamları, sekiz darbeciyi yedi aydır gizli yerlerde barındırıyor. Yaklaşık 80 Yunan güvenlik görevlisi darbeci Ahmet Güzel, Gencay Büyük, Abdullah Yetik, Süleyman Özkaynakçı, Uğur Uçan, Feridun Çoban, Mesut Fırat ve Bilal Kurugül’ü 7 gün 24 saat boyunca koruyor.

Yunan medyası, darbeci eski askerlerin Atina yakınındaki Mati kasabasından 2 kilometre mesafede bulunan Yunan Kara Kuvvetleri’ne ait Aya Andrea Rehabilitasyon Merkezi’nde tutulduklarını, ancak geçen temmuzda Mati’de çıkan ve 100 kişinin hayatını kaybettiği yangın sırasında buradan uzaklaştırıldıklarını ve bilinmeyen bir yere götürüldüklerini ileri sürmüştü.

(Hürriyet, 14 Ocak 2019)

 

Oxfam: Midilli’deki Kampta Mülteci Kadınlar Gece Korkudan Tuvalete Gidemedikleri İçin Bebek Bezi Bağlıyor

İngiliz yardım kuruluşu Oxfam, Yunanistan’ın Midilli Adası’ndaki en büyük mülteci kampında kadınların, gece tuvalete giderken saldırıya uğrama korkusuyla, çadırlarında bebek bezi bağlamaya başladıklarını duyurdu.

Oxfam, Salı sabahı erken saatlerde, 24 yaşındaki Kamerunlu bir mültecin cesedinin bulunduğu Moria kampındaki yaşam koşulları nedeniyle kampın finansörü AB’yi “sorumsuz davranmak” ve zor durumdaki insanların hayatını tehlikeye atmakla suçladı.

‘Elektrik, Sıcak Su Yok. Tuvalette Duş Alıyoruz’

Hava sıcaklığının gece sıfırın altına düştüğü kampta kışın elektrik ve sıcak su olmadığı söyleyen mülteciler, dışarıda poşet ve pet şişelerle ateş yakarak ısındıklarını, tuvaletlerde duş aldıklarını söylüyor.

2017’de aynı kampta, ateş yakılan bir çadırda dumandan zehirlenen üç kişi yaşamını yitirmişti.

Yaklaşık beş bin kişinin yaşadığı kamptaki tek doktor geçen ay istifa etmişti.

‘Birkaç Günlük Bebekler Çadırlarda Uyuyor’

Örgüte göre, sezaryenle doğum yapan mülteci anneler ve bebekleri, hastanelerden dört günde taburcu edildiği için çadırlarına geri dönüyor.

Sık sık kavga çıktığı söylenen kampta kalanların üçte ikisi kendilerini burada güvende hissetmediklerini belirtiyor.

Oxfam’ın raporuna göre, 36 yaşındaki Kamerunlu bir kadın, “Moria özellikle kadınlar için tehlikeli bir yer. Her an kavga çıkabiliyor. Çadırınıza ya da tuvalete giderken başınıza bir taş gelebilir. Ben kampın kapalı olan yalnız kadınların kaldığı bölümündeyim. Ama gece 11.00’den sonra kapı açık. Kapıda güvenlik görevlisi yok, kim isterse girebiliyor” dedi.

Oxfam’ın Yunanistan sorumlusu Renata Rendon, “Bu insanların çok zor durumda olduğunu teslim etmemek ve ihtiyaçlarına yanıt verememek sorumsuzluk ve pervasızlık” dedi.

Rendon, “Görevlilerimiz, çadırlarda yeni doğan bebekleriyle uyuyan anneler gördü. Burada insanlardan söz ediyoruz. Bu insanların temel ihtiyaçlarını karşılamak Yunanistan’ın ve Avrupalı ortaklarının sorumluluğunda. AB liderleri mevcut politikaların insanları riske attığı gerçeğiyle yüzleşmeli, 2016’da varılan anlaşma kapsamında mültecilerin Türkiye’ye gönderilmesine odaklanmalı ve kamptaki yaşam koşullarının iyileştirilmesi için Yunanistan’a destek vermeli” diye konuştu.

(BBC Türkçe, 9 Ocak 2019)

 

Merkel: Türkiye’ye Yeterince Mülteci Gönderilmiyor

Almanya Başbakanı Angela Merkel Yunanistan ziyaretinde, Türkiye ile imzalanan mülteci paktının kararlı bir şekilde uygulanması çağrısı yaparak Türkiye’ye geri gönderilen mülteci sayısının artması gerektiği mesajı verdi.

Yunanistan’ı ziyaret eden Almanya Başbakanı Angela Merkel, Türkiye ile AB arasında 18 Mart 2016’da imzalanan mülteci mutabakatının daha kararlı bir şekilde uygulanması gerektiğini söyledi. Yunanistan’dan Türkiye’ye geri gönderilen mülteci sayısının yeterli olmadığını belirten Merkel, “Durumu iyileştirmek için Yunanistan ile yapıcı bir işbirliği içinde olacağız” dedi.

Atina’da Yunan mevkidaşı Aleksis Tsipras ile görüşen Merkel, Ege’deki Yunan adalarında bulunan mülteci kamplarındaki durumun iyileştirilmesi çağrısında da bulundu.

Türkiye ile imzalanan mutabakat kapsamında Türkiye’den Yunanistan’a yasadışı yollardan geçen her sığınmacı için bir sığınmacının geri gönderilmesi öngörülüyor. Ancak geri gönderme için sığınmacının Yunanistan’a yaptığı iltica başvurusunun sonuçlandırılması ve olumsuz yanıt verilmesi gerekiyor. İşlemlerin uzun sürmesi nedeniyle özellikle Ege Denizi’ndeki Yunan adalarındaki kamplarda binlerce sığınmacı son derece zor koşullar altında yaşam mücadelesi veriyor.

“Yunanistan’a Güven Artıyor”

Yunanistan’ı vuran ağır mali kriz döneminde Yunan halkının zorlu mücadelesini öven Merkel, “Yunanistan’ın para piyasalarından tek başına kredi alabilecek duruma geleceği konusunda iyimser olduğunu” söyledi. Almanya Başbakanı, Yunanistan’a yönelik güvenin arttığını, çok sayıda Alman şirketin ülkeye yatırım yaptığını vurguladı.

Ağır borç krizi nedeniyle 2010 yılından beri para piyasaları ile ilişkisi kopan ve Euro Bölgesi kurtarma şemsiyesinden gelen kredilerle desteklenen Yunanistan bu yıl tahvil piyasalarından yeniden beş ila yedi milyar euro borçlanmayı hedefliyor.

“İsim Tartışmasını Geride Bırakın”

Yunanistan ile Makedonya arasında yıllardır süren isim tartışmasına da değinen Merkel, Yunanistan’daki siyasi güçleri Üsküp ile Atina arasında varılan anlaşmaya destek vermeye çağırdı. Merkel, “Ülkenin iç işlerine karışıyor değilim. Ama kavganın geride bırakılması tüm tarafların yararına olacaktır” dedi.

İki ülke hükümetleri geçen yıl Haziran ayında Makedonya’nın “Kuzey Makedonya Cumhuriyeti” ismini alması konusunda anlaşmaya varmış, ancak anlaşma iki taraftan da milliyetçi kesimlerin sert tepkisine yol açmıştı. Yunanistan, kuzeyinde aynı adı taşıyan bölge nedeniyle Makedonya’nın “Makedonya” adını kullanmasını tanımıyor, bu nedenle ülkenin NATO üyeliğini ve AB perspektifini bloke ediyor.

Tazminat Ödemeleri Gündemde

Merkel’in Cuma günü Cumhurbaşkanı Prokopis Pavlopulos ile yapacağı görüşmenin en önemli gündem maddelerinden birini ise İkinci Dünya Savaşı’ndan kalma tazminat ödemeleri konusu oluşturacak. Pavlopulos’un iki ülke arasında yıllardır tartışmaya yol açan tazminat talebini görüşmede yeniden gündeme getirmesi bekleniyor.

Yunan meclisine bağlı uzmanlar komisyonu, Alman işgali ve savaş sırasında yol açılan zararın 289 milyar euro tutarında olduğu sonucuna varmıştı. Almanya ise Nazi rejimi kurbanları için ödenen 115 milyon Mark’a işaret ederek 1960 yılında Avrupa hükümetleri ile varılan anlaşmayla tazminat taleplerinin sonlandırıldığını ve Yunanistan’ın da payına düşen tazminatı aldığını savunuyor. Berlin aynı zamanda 1990 yılında iki Alman devletinin birleşmesinin ardından imzalanan “iki artı dört” anlaşmasında başka bir tazminatın söz konusu olmadığına yer verildiğini hatırlatıyor.

Ancak Nazi Almanyası’nın Yunan Merkez Bankası’na zorla sattığı bugünkü değeriyle 10 milyar euroluk tahvil geri ödenmiş değil. Yunanlar sadece bu devlet tahvillerinden dolayı Almanya’nın Yunanistan’a yaklaşık 11 milyar euroluk borcu olduğunu savunuyor.

(Deutsche Welle Türkçe, 10 Ocak 2019)

 

49 Mülteci Avrupa’ya Sığamadı

Libya’dan derme çatma botla Avrupa’ya gitmek için Akdeniz’e açılan 49 mülteci, Libya-Malta-İtalya üçgeninde hiçbir ülke kabul etmeyince 19 gün yaşam savaşı verdi. Aralarında bebek ve çocukların da olduğu mültecilere dün izin çıktı. AB ülkelerinin mültecilere karşı insanlık dışı tutumu bir kez daha gözler önüne serildi. Mülteciler, 8 ayrı Avrupa ülkesine dağıtılacak.

Akdeniz’in ortasında 19 gün boyunca mülteci dramı yaşandı. Bir ay önce 32 ve 17 kişilik grup halinde yola çıkan 49 mülteci Libya’dan derme çatma bir botla Avrupa’ya geçmek için Akdeniz’e açıldı. Yaklaşık 19 gün önce Libya-Malta-İtalya üçgeninde hava koşulları nedeniyle ölümle burun buruna gelen mültecilerin imdadına Sea-Watch adlı bir yardım kuruluşu yetişti. Kuruluş mültecileri bottan kurtararak kendi yardım gemisine aldı.

Denizin Ortasında Mahsur Kaldılar

Skandal bundan sonra başladı. Aralarında 1 yaşında bebek, 3 çocuk ve kadınların olduğu 49 mülteci karaya ayak basamadı. Hiçbir Avrupa ülkesi mültecileri kabul etmediği için gemi ve içindekiler denizin ortasında mahsur kaldı. Sivil toplum kuruluşları defalarca Malta, İtalya, İspanya, Hollanda ve Almanya makamlarına başvurdu ancak sonuç alamadı.

8 Ülkeye Dağıtılacak

Bu süreçte ciddi beslenme ve susuzluk sorunu çeken mültecilere dün izin çıktı. Malta Başbakanı Joseph Muscat da, haftalardır 49 sığınmacıyla Akdeniz açıklarında bekleyen iki yardım gemisinin, limanına yanaşmasına izin verdiğini açıkladı. Ancak yine hiçbir ülke 49 kişiyi tek başına almayı kabul etmedi, mültecilerin Avrupa’nın değişik ülkelerine dağıtılacağı ifade edildi. Muscat, gemilerdeki sığınmacıların sekiz ayrı Avrupa Birliği üyesi ülkeye dağıtılacaklarını bildirdi.

Sağlıkları Bozuldu

Çok uzun süredir botta ve gemide kaldığı için mültecilerin acil tedavi gerektiren hastalıkları olduğu belirtildi. Aşırı bitkinlik, baş dönmesi, kusma gibi rahatsızlıkların yanı sıra psikolojik travma yaşayan mültecilerin psikolojik ve fizyolojik tedaviye ihtiyaç duyduğu dile getirildi.

İnsanlık Adına Trajik Bir Durum

Konuyu yakından takip ederek dünya kamuoyunda duyulmasını sağlayan Malta merkezli insan hakları kuruluşu Aditus Foundation’ın yöneticisi Dr. Neil Falzon, Avrupa’yı eleştirdi. Yeni Şafak’a konuşan Falzon, “Bu insanların yaşadıkları korkunç ve Avrupa devletleri kulaklarını tıkıyorlar. İnsanlık adına trajik ve utanç verici bir durum” dedi.

Sorumluluk Paylaşılmalı

AB devletlerinin yaklaşımının uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurgulayan Dr. Falzon, “Tehlike altında yardıma muhtaç kişilerin geri gönderilmemesi ve sığınma hakkı tanınmasına ilişkin uluslararası bir yasa olmasına rağmen Avrupa devletleri bunu uygulamıyor. Şu an Avrupa devletlerinin bu insanları mülteci olarak alması için uğraşıyoruz. Avrupa hükümetlerinden daha fazla destek beklerdik. Mülteci krizi küresel bir sorun ve devletler sorumluluğu paylaşmalı” şeklinde konuştu. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin son verilerine göre sadece 2018 yılında 2 bin 262 mülteci Akdeniz üzerinden Avrupa’ya gitmeye çalışırken öldü.

(Yeni Şafak, 10 Ocak 2019)