Türkiye'de ve dünyada göç, göçmen ve sığınmacılar konusunda gündemde öne çıkan başlıklar…

 

Suriyeli Kadınlar 'İnsani Yardım Karşılığı Cinsel İlişkiye Zorlandı'

Batı'nın çirkin yüzü bu kez Suriye'de bir kez daha ortaya çıktı… Haiti'deki rezaletin bir benzeri Suriye'de yaşanıyor. Suriye'ye sözde insani yardıma giden Batılı yardım kuruluşu çalışanlarının Suriyeli kadınları "insani yardım karşılığı cinsel ilişkiye zorlandığı" BM raporuyla belgelendi. ABD ve İngiliz yardım kuruluşu üyelerinin Haiti'deki depremzedelere yardım için gidip, yardım karşılığı depremzede kadınlarla ilişkiye girdikleri ortaya çıkmıştı. Şimdi de Suriye'ye sözde insani yardıma giden Batılı yardım kuruluşu çalışanlarının Suriyeli kadınları 'insani yardım karşılığı cinsel ilişkiye zorlandığı BM raporuyla belgelendi. 2010 yılındaki büyük depremin ardından Haiti'ye yardıma giden İngiliz yardım kuruluşu Oxfam'ın üst düzey çalışanlarının depremzede kadınlarla para karşılığı cinsel ilişkiye girdikleri ortaya çıkmış, bu skandalı ABD’li yardım kuruluşu World Vision çalışanlarının, yardıma gittikleri Haitili depremzedelere cinsel ilişki karşılığı gıda dağıttığı ortaya çıkmıştı.

BBC'nin konuştuğu kaynaklar, Suriye'de Birleşmiş Milletler ve diğer kuruluşlar adına yardım taşıyan kişilerin, insani yardım karşılığında Suriyeli kadınlarla cinsel ilişkiye girdiğini anlattı. Yardım kuruluşu çalışanları, yardımları taşıyan kişilerin gıda yardımı karşılığında cinsel ilişki talep ettiğini anlatıyor. Üç yıl önce benzer endişeler nedeniyle uyarılar yapılmasına rağmen, özellikle Suriye'nin güney bölgelerinde bu tür olayların yaşanmaya devam ettiğini ortaya koyan bir rapor da yayınlandı. Birleşmiş Milletler ve yardım kuruluşları, cinsel istismar ve tacize kesinlikle taviz verilmeyeceğini ifade ediyor, bölgede ortaklık yaptıkları yerel yardım kuruluşların çalışanları tarafından gerçekleştirilen olaylardan haberdar olmadıklarını ifade ediyorlar.

Kadınlar Yardım Dağıtım Noktalarına Gidemiyor

BBC'ye bilgi veren yardım kuruluşu çalışanları, "Yardım karşılığı cinsel ilişki talepleri o kadar sık ki, bazı Suriyeli kadınlar yardım dağıtım noktalarına gitmeyi reddediyor. Giderlerse insanların yardım için ilişkiye girdiklerini düşünmelerinden korkuyorlar" diyor.

BM Raporuna Göre Suriye'de Çok Yaygın

Bir yardım çalışanı ise birçok uluslararası kuruluşun yaşananlara göz yumduğunu savunuyor ve "Bu tehlikeli bölgelere yardım ulaştırmanın tek yolunun yerel kuruluşlarla birlikte çalışmak olduğunu düşünüyorlar" diyor. Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu'nun (UNFPA) yaptığı araştırmaya göre Suriye'nin birçok vilayetinde insani yardım karşılığı cinsel ilişki talepleri son derece yaygın.

BM Raporu: Bir Gece Karşılığı Yardım Veriliyor

'Suriye'nin sesleri 2018' raporunda yaşananlar aktarılıyor: "Kadınların ve kız çocuklarının cinsel ilişki için kısa süreliğine yetkililerle evlendirildiği, ancak bu yolla gıda yardımı alabildikleri örnekleri veriliyor. Yardımları dağıtanlar kadınlardan ve kız çocuklarından telefon numaralarını alıyor. Evlerine kadar bırakacaklarını söylüyorlar ve bunun 'karşılığını' istiyorlar. Yardımları dağıtanlarla geçirilecek bir gece karşılığında gıda paketlerini alabilecekleri söyleniyor."

Kadınlar İstismara Karşı Korumasız

UNFPA raporunda özellikle eşini kaybetmiş ya da boşanmış kadınların, evlerini terk etmek zorunda kalmış olanların cinsel istismar konusunda son derece korumasız bırakıldığı da ifade ediliyor. Yaşananlar 2015 yılında da gündeme gelmiş, bir yardım kuruluşu çalışanı olan Danielle Spencer, Ürdün'deki mülteci kamplarında kadınların insani yardım alabilmek için istismara ve tacize maruz kaldığını söylemişti.

Kadınları Seks İçin Kullanıyorlar

Danielle Spencer, Suriyeli kadınlarla birlikte çalışarak Dera ve Kuneytra bölgelerindeki yetkililerin nasıl 'seks karşılığı yardım' talebinde bulunduklarını ortaya çıkarmıştı: "Yardımı dağıtmıyorlar ve kadınları seks için kullanıyorlar. Bazı kadınlar bunu yaşamış. Hatırlıyorum bir keresinde bir kadın ağlayarak başından geçenleri anlatıyordu. Kadınlar ve kız çocukları hayatta kalmaları için gerekli olan gıda ve diğer temel yardım malzemelerini alırken korunmalı. Yaşamak isteyeceğiniz son şey size yardım getireceğine güvendiğiniz kişinin o yardım karşılığında cinsel ilişki istemesi…"

(İnternet Haber, 14 Mart 2018)

 

Macaristan’dan Suriyeli Mülteciye 7 Yıl Hapis

Macaristan, Suriyeli mülteciyi Eylül 2015’te sınırı yasadışı yollarla geçmek ve sınırda terör eylemlerine katılmak gerekçesiyle 7 yıl hapse mahkum etti. Macaristan mahkemesi, Suriyeli Ahmed Hamed’i adlı mülteciyi 2015 yılının Eylül ayında sınırı izinsiz geçmek ve polisle yaşanan çatışmalarla terör eyleminde suç ortağı olduğu gerekçesiyle 7 yıl hapse mahkum etti.

Macaristan, Suriyeli mülteciyi Eylül 2015’te sınırı yasadışı yollarla geçmek ve sınırda terör eylemlerine katılmak gerekçesiyle 7 yıl hapse mahkum etti.

Macaristan mahkemesi, Suriyeli Ahmed Hamed’i adlı mülteciyi 2015 yılının Eylül ayında sınırı izinsiz geçmek ve polisle yaşanan çatışmalarla terör eyleminde suç ortağı olduğu gerekçesiyle 7 yıl hapse mahkum etti. Ahmed Hamed 16 Eylül 2015’te Macaristan’a yasadışı yollardan geçen bir grubun bir parçasıydı. Hamed, sınırda yüzlerce mültecinin sınır kapılarını zorlamasından ve polisin göstericilere su sıkması ve göz yaşartıcı gaz sıkmasından önce elinde megafonla kalabalığa konuşarak onları tahrik etmişti.

(Mynet Haber, 14 Mart 2018)

 

Suriyeli Gelin Sayısı 5 Yılda 17 Bini Aştı

Türkiye'de 2013-2017 döneminde yapılan evliliklerin 94 bin 851'inde gelinleri, 17 bin 883'ünde de damatları yabancı uyruklular oluşturdu. Bu dönemde Suriye uyruklu gelin sayısı 17 bini aşarken, Alman damatların sayısı 7 bine yaklaştı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden yapılan derlemeye göre, Türkiye'de evlenen çiftlerin sayısı, 2017'de 2013'e göre yüzde 5.1 azalarak 569 bin 459'a geriledi. Bu evliliklerdeki yabancı gelin sayısı ise 2013'e göre yüzde 35 artışla 20 bin 972 olarak belirlendi.

Son beş yılda yapılan evliliklerin 94 bin 851'inde gelinler yabancı uyruklu oldu. Yabancı gelin sıralamasında 17 bin 60 ile Suriye vatandaşları öne çıktı. 2013'te Türkiye'de evlenen Suriyeli kadın sayısı 873 iken, bu rakam yüzde 366 artışla geçen yıl 4 bin 74'e ulaştı.

Türk erkeklerin gelin tercihinde Suriye'yi Azerbaycan, Almanya, Ukrayna ve Rusya izledi. Aynı dönemde Azerbaycan uyruklu gelin sayısında yüzde 77, Ukrayna uyruklu gelin sayısında yüzde 20 artış, Rusya uyruklu gelin sayısında yüzde 20 düşüş görüldü.

3 Damattan Biri Alman

Evlenme ve boşanmalar azaldı: Yabancı gelinler Suriyeli, damatlar Alman

Beş yıllık dönemde Türkiye'de kıyılan nikahların 17 bin 883'ünde damatlar yabancı uyrukluydu. Türkiye'de nikah masasına oturan yabancı uyruklu erkeklerin sayısı 2013'te 3 bin 355 iken, bu sayı geçen yıl yüzde 13 artışla 3 bin 782'ye yükseldi.

Söz konusu dönemde yabancı uyruklu 3 damattan birini (yüzde 36.5) Almanlar oluşturdu, bunu sırasıyla Suriye, Avusturya, İngiltere ve Azerbaycan uyruklular takip etti. 2013-2017 döneminde Türkiye'de evlilik yapan Alman erkek sayısı 6 bin 813 oldu.

(Sputnik Türkiye, 13 Mart 2018)

 

Ürdün’de Mülteci Konferansı

Ürdün'de çeşitli ülkelerden büyükelçilerin katılımıyla "3. Orta Doğu'daki Mülteciler Uluslararası Konferansı" başladı.

Yermuk Üniversitesi Zorla Göç Ettirilenler, Sığınmacılar ve Mülteciler Araştırma Merkezi'nin, Ürdün Kralı 2. Abdullah'ın amcası Prens El-Hasan bin Talal'ın gözetiminde Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK), Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) ve Arap Üniversiteler Birliği'nin desteğiyle başkent Amman'da düzenlenen konferansa BM'ye bağlı kuruluşların temsilcileri ile çeşitli ülkelerin büyükelçileri katıldı.

Türkiye'nin Amman Büyükelçisi Murat Karagöz, konferansta yaptığı konuşmada dünyada sığınmacı sayısının yaklaşık 65 milyona ulaştığını belirterek, sayının artmasına karşılık finans eksikliği yaşandığını ifade etti.

Trajedinin özellikle Suriye halkı için gün geçtikçe arttığını dile getiren Karagöz, Suriye'deki krizin 7'nci yılına girdiğini ve ülkedeki çatışmaların devam ettiğini kaydetti.

Karagöz, Türkiye'nin Suriye'deki ihtiyaç sahiplerine insani yardımların ulaştırılmasında kolaylık sağlanması konusunda önemli rol oynadığını, uluslararası toplumdan ise beklenenden daha az destek gördüğünü aktardı.

Büyükelçi, Suriyeli sığınmacıların ev sahibi ülkelere ekonomik gücüne göre yerleştirilmesi çağrısında bulundu.

İki gün sürecek konferans kapsamında sığınmacıları konuk eden ülkelerin karşılaştığı zorluklar ve uluslararası toplumun çatışmalardan zarar gören ülkelerdeki imar faaliyetlerindeki rolü gibi sığınmacılarla ilgili çeşitli konular ele alınacak.

(Time Türk, 14 Mart 2018)

 

Avrupa'ya Denizden Yasa Dışı Geçişler Yüzde 97 Azaldı

Uluslararası Göç Örgütü verilerine göre, 2015 yılında Yunanistan tarafına 853 bin 650 olan düzensiz göçmen geçişi, 2017 yılı sonunda 28 bin 907'ye düştü.

Yasa dışı yollardan Avrupa'ya geçmek isteyen göçmenlerin denizde ölümü göze alarak gerçekleştirdikleri göç girişimleri 2015 yılında zirve yaparken, Türk Sahil Güvenlik Komutanlığının diğer kolluk birimleriyle müşterek gerçekleştirdiği operasyonlarla bu sayı yüzde 97 geriledi.

Uluslararası Göç Örgütü verilerine göre, 2015 yılında Yunanistan tarafına 853 bin 650 olan düzensiz göçmen geçişi, 2017 yılı sonunda 28 bin 907'ye düştü.

AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, ülkelerindeki iç karışıklık, ekonomik ve siyasi belirsizlikler nedeniyle Avrupa'da daha iyi bir yaşam ümidi taşıyan göçmenlerin 2015 ve 2016 yıllarında zirve yapan umuda yolculukları, yüzde 90'ın üzerinde geriledi.

Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından "Ege'de Umut Harekatı" ve "Akdeniz'de Güven Harekatı" kapsamında icra edilen faaliyetler neticesinde son 3 yılda Ege Denizi ve Akdeniz'de düzensiz göçmen geçişlerinde düşüş yaşandı.

Uluslararası Göç Örgütü verilerine göre, 2015 yılında Yunanistan tarafına 853 bin 650 olan düzensiz göçmen geçişleri, Sahil Güvenlik, jandarma ve emniyet birimlerinin aldığı tedbirlerle 2017 yılının sonunda yüzde 97'lik düşüş göstererek 28 bin 907'ye geriledi.

Sahil Güvenlik Komutanlığının, düzensiz göçün engellenmesi ve ölümlü olayların yaşanmaması için aynı kararlılıkla devam eden mücadelesi kapsamında, bu yılın ilk iki ayında, Sahil Güvenlik unsurlarının tespit ederek emniyet ve jandarma birimleri tarafından karada yakalanmasını sağladığı düzensiz göçmenler de dahil olmak üzere yakalanan göçmen sayısı 3 bin 828 oldu. Bu yılın ilk iki ayında Yunanistan'a geçen göçmen sayısı ise 2 bin 818 olarak gerçekleşti.

Denizlerdeki Ölümler Azaldı

Türk Sahil Güvenlik Komutanlığının diğer kolluk kuvvetleriyle birlikte yaptığı etkin mücadele, denizlerdeki ölümleri de azalttı.

Bindikleri deniz aracının batması ya da alabora olması sonucu boğularak veya hipotermi nedeniyle hayatını kaybeden göçmen sayısı yüzde 80 azaldı.

Çevre denizlerde 2015 yılında 279 göçmen hayatını kaybederken, bu sayı 2016'da 192'ye, 2017'de ise 56'ya düştü. Geçmiş yıllarda ölümlü kazaların yaşandığı ocak-şubat aylarının aksine 2018 yılında bugüne kadar ölümlü düzensiz göç olayı yaşanmadı.

Hayat Kurtaran Operasyonlar

Yasa dışı göçle mücadelesinin yanında denizde mahsur kalan ya da boğulma tehlikesi geçiren göçmenlere de el uzatan Türk Sahil Güvenlik unsurları, birçok göçmenin hayatını kurtardı.

Sahil Güvenlik Komutanlığı, İzmir'in Dikili ilçesi açıklarında lastik botla yasa dışı yollardan Midilli Adası'na geçmeye çalışırken Bademli Mahallesi açıklarında yer alan Güvercin kayalıklarında mahsur kalan 51 göçmenin helikopter ve botlarla kurtarılması başta olmak üzere çok sayıda hayat kurtaran operasyona imza attı.

Sahil Güvenlik Komutanlığı unsurlarınca, 2015 yılında Karadeniz, Marmara Denizi, Ege Denizi ve Akdeniz’de 91 bin 611, 2016'da 37 bin 130, 2017'de ise 21 bin 937 göçmen yakalandı.

(Anadolu Ajansı, 14 Mart 2018)

 

Myanmar Arakanlı Müslümanların Geri Dönüşüne İzin Vermiyor

Myanmar hükümeti, Bangladeş hükümetince ülkelerine dönmeleri için ismi verilen 8 binden fazla Arakanlı Müslüman'dan sadece birkaç yüzünün durumunu değerlendiriyor.

Myanmar hükümetince, Bangladeş hükümetiyle yapılan anlaşma çerçevesinde topraklarına geri dönmeleri için listesi verilen 8 binden fazla Arakanlı Müslüman'dan yalnızca 374'ünün durumunun dönüş için uygun olduğunun değerlendirildiği bildirildi.

Myanmar Dışişleri Bakanlığı Daimi Sekreteri Myint Thu, yaptığı açıklamada, Bangladeş hükümetinin kendilerine geri dönüş için 8 binden fazla Arakanlı Müslüman'ın ismini verdiğini belirtti.

Listedeki 8 binden fazla kişiden sadece 374'ünün geri dönüş için "uygun olduğunu" değerlendirdiklerini ifade eden Thu, "Bangladeş Büyükelçiliğine 374 kişinin listesini verdik. Bunlar topraklarına geri dönecek ilk grup olabilir." diye konuştu.

Arakanlı Müslümanlara Soykırım

Arakan'da 1970'lerde yaklaşık 2 milyon Müslüman'ın yaşadığı tahmin edilirken, Myanmar yönetiminin uyguladığı sistematik şiddetle ortaya çıkan göç dalgaları nedeniyle bu rakam 300 binin altına geriledi.

BM'ye göre, yalnızca 25 Ağustos 2017'den sonra Arakan'dan kaçmak zorunda kalıp Bangladeş'e sığınanların sayısı 700 bini aştı. Uluslararası insan hakları kuruluşları, yayınladıkları uydu görüntüleriyle yüzlerce köyün yok edildiğini kanıtladı.

Arakanlıların topraklarına dönüşü için Myanmar ve Bangladeş hükümetleri arasında imzalanan anlaşma, yerinden edilenlerin durumlarını belgelendirmeleri mümkün olmadığı için uygulamada işlevsiz kalıyor.

BM ve uluslararası insan hakları örgütleri, Arakanlı Müslümanlara yönelik şiddeti "etnik temizlik" ya da "soykırım" olarak adlandırıyor.

(Anadolu Ajansı, 14 Mart 2018)

 

Libya Açıklarında 121 Kaçak Göçmen Kurtarıldı

Libya'da Ulusal Mutabakat Hükümetine (UMH) bağlı Deniz Kuvvetleri, Tunus sınırındaki Ebu Kemmaş bölgesi açıklarında 121 kaçak göçmeni kurtardığını açıkladı.

Deniz kuvvetlerinden yapılan yazılı açıklamada, Ebu Kemmaş bölgesinin 16 mil açıklarında kaçak göçmenleri taşıyan teknenin motorunun arızalanması sonucu aralarında 24 kadın ve çocuğunda olduğu 121 kişinin kurtarıldığı belirtildi.

Açıklamada, kaçak göçmenlerin Trablus deniz üssüne götürüldüğü, burada kendilerine sunulan sağlık hizmeti ve insani yardımın ardından Trablus'taki göçle mücadele birimine teslim edildikleri dile getirildi.

Açıklamada, kurtarılan göçmenlerin farklı Afrika ülkeleri vatandaşı olduğu kaydedildi.

Deniz kuvvetleri dün de ülkenin batı sahili açıklarında 119 kaçak göçmenin kurtarıldığını duyurmuştu.

Yerel ve uluslararası resmi kaynaklara göre, Libya'da 24 ülkeden göçmen bulunuyor. Bunların yüzde 95'ini, Akdeniz üzerinden Avrupa'ya ulaşmaya çalışan Afrikalılar oluşturuyor.

(Time Türk, 15 Mart 2018)

 

Hollanda'da Göçmen Kökenlilerin Kurduğu Partilere İlgi Artıyor

Hollanda'da son yıllarda aşırı sağın yükselişi, diğer partilerin oy kaybetmemek için aşırı sağ söylemlere ve uygulamalara yönelmesi, göçmenlerin kurduğu partilere ilginin artmasına neden oldu.

Hollanda'da Göçmen Kökenlilerin Kurduğu Partilere İlgi Artıyor

Hollanda'da İslamofobinin ve ayrımcılığın artmasıyla, göçmenlerin isteklerini karşılamayan mevcut partilerin yerine kurulan, üyelerinin çoğunluğunu Türk ve göçmenlerin oluşturduğu partiler arasında Denk Partisi, NIDA Partisi, İslam Demokratlar ve Birlik Partisi yer alıyor.

Özellikle göçmenlerin yoğun olduğu ve büyük kentlerde, ülkede 21 Mart’ta düzenlenecek yerel seçimde, dört partiden 74'ü Türk kökenlinin bulunduğu yaklaşık 250 aday arasında farklı etnik kökenlilerin yanı sıra Hollandalı adaylar yarışacak.

Denk Partisi Genel Başkanı Selçuk Öztürk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, geleneksel partilerin 2002'de başlayan trend ile göçmen kökenlilerin hakkını açık ve net bir şekilde savunamaz hale gelmesi nedeniyle kendi partilerini kurduklarını söyledi.

"Gerçek Yüzleri Ortaya Çıkmaya Başladı"

Öztürk, "Göçmen kökenlilere en yakın olanı İşçi Partisi (PvdA) bile parti içerisinde alan bırakmadı. Aşırı sağ partiler sol partileri etkileyince onların yolundan gitmeye başladılar. Göçmen kökenlilerin haklarını savunduğunu söyleyen partilerin gerçek yüzleri ortaya çıkmaya başladı." dedi.

Göçmen kökenlilerin ülkeye gelişlerinin 50 seneyi geçtiğini belirten Öztürk, "Onları artık ufak sürprizler ile kandıramazsın. Hem eğitim hem de ekonomik alanda kendi ayaklarının üzerinde duruyorlar. Bu da aynı zamanda emansipasyonun zirve yaptığı anlamına gelir. Ülkeye sonradan gelmiş kişilerin bu ülkenin yönetiminde görev almak istemeleri ve hizmet vermek istemeleri bir başarıdır ve aslında kabullenme sürecinin bir parçasıdır. Bu da ileride artık normal olmaya başlayacak." ifadelerini kullandı.

Göçmen kökenlilerin kendi parti kurmalarının onların daha çok siyasete katılımını sağladığına dikkati çeken Öztürk, "Eskiden çok sayıda göçmen kökenli sandığa gitmiyordu. Bu partiler yeniden demokrasiye katılımı sağladı ve siyasi bilinci artırdı. Azim ve istekle yapılan haksızlıklara karşı dik duruyorlar." diye konuştu.

"Temsil Edilmeyen Vatandaşlar İçin Bu Partiler Doğdu"

Göçmen kökenlilerin eskiden üye olduğu ve oy verdiği PvdA ve Demokrat (D66) sol partilerin son yıllarda aşırı sağ partilerin yolundan gitmeye başladığını dile getiren NIDA Partisi Genel Başkanı Nurullah Gerdan da "Önceleri Müslümanların bazı değerlerini paylaşan ve ortada duran Hristiyan Birlik Partisi (CDA) vardı, onlar da aşırı sağ parti ile beraber çalışmaya başlayınca o değerlerini kaybetti. Göçmen kökenli siyasetçiler geleneksel partiler içerisinde boğuldu ve kendilerini ifade edemez hale geldiler. Bu yüzden geleneksel partilere karşı alternatif olarak duyulmayan sesler ve temsil edilmeyen vatandaşlar için bu partiler doğdu." değerlendirmesinde bulundu.

"Daha Özgür Siyaset Yapma İmkanı Buldular"

Özellikle yeni nesil gençlerin kendilerini mevcut partilerde temsil edilmediklerini hissettikleri için "artık ben de varım" dediklerini belirten İslam Demokratlar Partisi Genel Başkanı Hasan Küçük de şunları kaydetti:

"Göçmen kökenliler önceleri başka alternatif olmadığı için en uygun partiyi seçerek orada kendi düşüncesinde olan kişileri temsil edebilirim diye aday oldular fakat kendi fikrini bile belirtemeyecek hale geldiler. Göçmen kökenlilerin beklentileri ve istekleri ile geleneksel partilerin tüzükleri, görüşleri, ideolojileri ve programları uyuşmuyor. Göçmen kökenliler kendi kimliğini de korumak istiyor fakat sağ ya da sol partiler bu konuda taviz verilmesini istiyor. Açıkça söylemeseler de entegrasyon bahanesi ile asimilasyon istiyorlar. Göçmen kökenliler de söz sahibi oldukları, kendi programları ve tüzükleri olan partileri kurarak daha özgür siyaset yapma imkanı buldular."

"Bu Partilerde Artık Kendini Evde Hissetmiyorlar"

Aşırı sağcı Özgürlük Partisinden ayrılarak Müslüman olan Birlik Partisinin lideri Arnoud Van Doorn ise "Geçmişte göçmenlerin oyunu alan geleneksel partiler pratikte İslamofobinin artması gibi konulara karşı çok az şeyler yaptılar. Ayrıca bu partilerin hepsi biraz sağa doğru kaydılar. Bu yüzden çoğu göçmenler bu partilerde artık kendini evde hissetmiyor. Özellikle PvdA partisi göçmen kökenlileri 'sırtından bıçakladı'." dedi.

İkinci ve üçüncü nesil olan yüksek tahsilli gençlerin artık büyük partilerde yer alabilmek için dilencilik yapmadığını dile getiren van Doorn, artık kendi oylarının olduğu bilinci ile sorumluluk alarak sorunlarını kendilerinin çözmek istediklerini kaydetti.

(Anadolu Ajansı, 15 Mart 2018)

 

Suriyeli Hırsızı Elindeki Dövmeler Ele Verdi

Kocaeli'nde elektronik eşya satan iş yerini soyan Suriyeli hırsız, güvenlik kameraları incelendiğinde elindeki dövmelerden tanınıp gözaltına alındı.

Kocaeli'nin Körfez ilçesinde, elektronik eşya satışı yapan iş yerini soyan hırsızın, güvenlik kameraları incelendiğinde elindeki dövmeler dikkat çekti. Daha önce akü hırsızlığına karıştığı belirlenen, denetimli serbestlikten yararlanarak bırakılan Suriyeli M.J. imza atmaya geldiği sırada gözaltına alındı.

Bilgisayar ve Cep Telefonları Çaldı

Körfez Kuzey Mahallesi Ağadere Caddesi'nde elektronik eşya satışı ve tamiri yapan iş yerine giren hırsız, bilgisayar ve telefonlar çaldı. Körfez İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube polisleri, olayla ilgili soruşturma başlattı.

Hırsızın Elindeki Dövmeler Dikkat Çekti

Polis, Körfez ve Derince'de bulunan birçok güvenlik kamerasını inceledi.. Hırsızın elindeki dövmeler dikkat çekti. İş yerini soyan kişinin daha önce akü hırsızlığından gözaltına alınan Suriyeli 24 yaşındaki M.J. olduğu belirlendi. Derince'de oturan M.J. denetimli serbestlik yasasından bırakılması nedeniyle karakola imza atmaya geldiği sırada gözaltına alındı. Adliyeye sevk edilen M.J. tutuklanarak cezaevine gönderildi.

(Haberler.com, 14 Mart 2018)

 

“Canlı Bomba” Yeleğinde Parmak İzi Çıkan Suriyeli Tutuklandı

Gaziantep’in Oğuzeli ilçesinde, güvenlik güçlerince 2 yıl önce düzenlenen operasyonda ele geçirilen 'canlı bomba' yeleğinde parmak izi tespit edilen terör örgütü DEAŞ şüphelisi Suriye uyruklu Ahmet Aselihi (29) gözaltına alınıp, tutuklandı.

Oğuzeli ilçesinin Suriye sınırında 9 Şubat 2016 tarihinde düzenlenen operasyonda ele geçirilen 'canlı bomba' yeleğinde elde edilen parmak izinin Suriyeli Ahmet Aselihi'ye ait olduğu belirlendi. İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekipleri, yaptıkları çalışmayla Aselihi'yi gözaltına aldı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Aselihi, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

(Hürriyet, 14 Mart 2018)

 

Göçmen Çocuklara Yönelik ‘Model Uçak Kursu’

Zonguldak Türk Hava Kurumu Şube Başkanı Hüseyin Demirel, Zonguldak Halk Eğitim Merkezi İle birlikte başlattıkları Göçmen Çocuklara Yönelik Model Uçak Kursu'nun başladığını açıkladı. Zonguldak Türk Hava Kurumu Şube Başkanı Hüseyin Demirel yaptığı açıklamada; "Halk Eğitim Merkezimiz ile ortaklaşa yürüttüğümüz kursun startı verildi. Halk eğitim Merkezinde başlayan kursumuzun öncellikli amacı, şehrimizde bulunan göçmen çocuklarımızın ve gençlerimizin Türk Havacılığını sevip, benimsemeleri olacak. 10-15 yaş arası göçmen çocuklarımızın katıldığı kursumuzda, onların boş vakitlerini değerlendirmelerinin yanı sıra, el becerilerini geliştirmeleri, bir arada keyifli, eğlenceli vakit geçirirken biraz olsun dışlanılmışlık hissini unutmaları ve bunun yanında bir şeyler üretmenin mutluluğunu ve keyfini yaşamalarını istiyoruz" dedi.

(İnanış Gazetesi, 15 Mart 2018)

 

İstanbul Hayata Destek Evi Yeni Dönemde, Yeniden Faaliyette

İnsani yardım kuruluşu Hayata Destek, İstanbul Küçükçekmece’de Suriyeli mültecilere ve ev sahibi topluma hizmet verecek toplum merkezi İstanbul Hayata Destek Evi’nin kapılarını yeniden açtı. Öncelikli olarak mülteci aileler ve çocuklarına hitap etmeyi hedefleyen merkezin programında, acil ihtiyaçlara cevap verme, psikososyal destek sağlama, belli başlı kurs ve eğitimler yer alıyor. Program kapsamında yürütülecek etkinliklerde yeni ve eski komşuların birbirleriyle kaynaşması, böylece mültecilerle ev sahibi nüfusun sosyal uyumuna katkı sağlanması da amaçlanıyor.

Hayata Destek’in Mülteci Destek Programı altında yürüttüğü çalışmaların kapsamını genişleten merkezin açılışı; İstanbul Vali Yardımcısı Halil Serdar Cevheroğlu, Küçükçekmece Kaymakamı Harun Kaya, Almanya Başkonsolosu Dr. Georg Wilhelm Birgelen ve İsviçre Başkonsolos Yardımcısı Beat Schmid’in de katıldığı bir törenle yapıldı.

Açılış töreninde bir konuşma yapan İstanbul Vali Yardımcısı Halil Serdar Cevheroğlu, “Suriye’nin sorunu bir insanlık sorunu ve bütün insanlığın bunu paylaşması gerekiyor. Bu nedenle tüm dost ve müttefik ülkelerin sorumluluğu bizimle beraber taşımasını bekliyoruz. Gösterilen çabalara da teşekkür ediyor ve artarak devam etmesini diliyoruz. Bu konuda bize destek veren ülkelerle her türlü işbirliğine hazırız.” dedi.

Türkiye’nin tarih boyunca mültecilere ev sahipliği yaptığını hatırlatan Küçükçekmece Kaymakamı Harun Kaya, ilçede 6 binin üzerinde Suriyeli öğrenci bulunduğunu belirterek, Hayata Destek’in bünyesinde hizmet vermeye başlayan Hayata Destek Evi’nin mülteciler için en iyisini sunacağından emin olduğunu sözlerine ekledi.

Hayata Destek Evi’nin açılışını yapmaktan mutluluk duyduğunu belirten Almanya Başkonsolosu Dr. Georg Wilhelm Birgelen, “Mültecilerin kendi ayakları üzerinde durmalarını sağlamak ve onurlu bir yaşam sürdürmelerine imkân vermek en önemli görevimiz. Geleceğin inşa edileceği bu merkezde hayata geçirdiğiniz projeler ve özverili çalışmalarınız için destekçilere ve emeği geçenlere teşekkür ederim.” dedi.

İsviçre Başkonsolos Yardımcısı Beat Schmid de konuşmasında, “Mültecilerin korunması, tüm dünya için zorluk ve endişe kaynağı olmaya devam ediyor. Merkezi ve yerel otoritelerin sivil toplumun desteğiyle gösterdiği çaba, hayati önem arz ediyor. İsviçre, Türkiye’de ihtiyaç sahibi mültecilere destek sunmaya devam edecek.” ifadelerini kullandı.

Hayata Destek Direktörü Sema Genel Karaosmanoğlu ise konuklara seslenirken insani yardım alanında ayrım gözetmeden ve tarafsızlık ilkesiyle, mültecilerin hayatına destek olmaya çabaladıklarını belirterek, “Artık birlikte bir gelecek inşa etme zamanı. Artık Suriyeli dostlarımız için Türkiye’yi ikinci bir yuva yapma zamanı. Hayata Destek Evi’nin varlık sebebi tam da bu.” dedi

Alman Federal Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Bakanlığı (BMZ), Save the Children International (SCI), İsviçre Kalkınma ve İşbirliği Ajansı (SDC), Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) ve Açlığa Karşı Eylem (ACF) kuruluşlarının fon desteğiyle yeni dönem çalışmalarına başlayan merkezde, toplum temelli koruma çalışmalarının yanı sıra geçim kaynağını destekleme faaliyetleri de yürütülecek.

Kırılgan kesimlerin hayatına destek sunulması amaçlanan merkezde çeşitli kurs ve etkinlikler düzenlenecek.

(Hayata Destek Resmi İnternet Sitesi, 14 Mart 2018)