Türkiye'de ve dünyada göç, göçmen ve sığınmacılar konusunda gündemde öne çıkan olaylar…

 

Almanya’nın Nüfusu Göç Nedeniyle Arttı

Federal İstatistik Dairesi’nin açıkladığı 2016 yılı göç istatistiklerine göre, Almanya’nın nüfusunda 500 bin kişilik artış kaydedildi. 2016 yılında Türkiye’den göç edenlerin sayısı ise 28 bin 639 olarak belirlendi. Alman Federal İstatistik Dairesi, 2016 yılında Almanya'ya göç edenler ve Almanya'yı terk edenlere ilişkin sayıları açıkladı. Açıklamada, 2016 yılında Almanya'ya göç edenlerin sayısının Almanya'yı terk edenlerden 500 bin kişi daha fazla olduğu belirtildi. İstatistik Dairesi, 2016 yılında Almanya'ya toplam bir milyon 865 bin kişinin göç ettiğini, buna karşılık Almanya'dan göç edenlerin sayısının bir milyon 365 bin olduğunu kaydetti. Federal İstatistik Dairesi'nin açıklamasında, Almanya'ya göç edenlerin sayısının 2015 yılına kıyasla 272 bin kişi azaldığına, Almanya'yı terk edenlerin sayısının ise bir önceki yıla göre 368 bin kişi arttığına dikkat çekildi. 2015 yılında bu iki grup arasındaki fark, Almanya'ya göç edenler lehine bir milyon 140 bin kişi olarak kaydedilmişti.2016 yılı sonu itibarıyla Almanya'da yaklaşık 82,5 milyon kişi yaşıyor.

Türkiye'den Göç Edenler

Federal İstatistik Dairesi'nin verilerine göre, 2016'da Almanya'ya göç edenlerin yüzde 1,5’ini ise Türkler oluşturuyor. Buna göre, Türkiye'den Almanya'ya göç edenlerin sayısı 2015’e kıyasla 4 bin 941 artarak 28 bin 639 olarak belirlendi. Buna karşılık 24 bin 678 Türk vatandaşı Almanya’yı terk etti.

Balkan Güzergahının Kapatılmasının Etkileri

Mültecilerin Avrupa’ya gelmek için kullandığı Balkan güzergahının 2016 ilkbaharında kapatılması ve Türkiye ile AB arasında imzalanan mülteci mutabakatının, Almanya’ya gelen göçmen sayısını etkilediği tahmin ediliyor. Suriye ve Afganistan'dan gelenlerin, göçmenlerin önemli bir bölümünü oluşturmasına rağmen, bir önceki yıla göre bu ülkelerden gelenlerin sayısında düşüş gözleniyor.

Federal İstatistik Dairesi'nin verilerine göre, Suriye'den göç edenlerin oranı 2015'e göre yüzde 42,1 düşerek, 179 bin 435 olarak kaydedildi. Afganistan'dan gelenlerin sayısı yaklaşık 9 bin azalarak, 75 bin 723 olarak belirlendi.

En Fazla Göç Romanya'dan

Federal İstatistik Dairesi'nin açıklamasında 2016'da Almanya'ya göç eden bir milyon 865 bin kişiden bir milyon 719 bininin yabancı uyruklu olduğu belirtildi. Bu göçmenler arasında 222 bin 230 ile Rumenler en büyük grubu oluşturuyor. Bunu Suriyeliler takip ediyor. Üçüncü sırada ise 161 bin göçmen ile Polonya'dan gelenler yer alıyor.

Almanya'ya göç edenler arasında dördüncü grubu ise 146 bin kişi ile yurt dışında yaşayan Almanlar ile eski Doğu Bloku ülkelerinde yaşayan Alman kökenliler oluşturuyor. Almanya'yı terk edenler arasında da, 281 bin 411 kişi ile Almanlar birinci sırada yer alıyor.

(Deutsche Welle Türkçe, 14 Mart 2018)

 

TBMM 271 Sayfalık Mülteci Raporunu Açıkladı: Suriyelilerin Yalnızca Yüzde 8’i Barınma Merkezlerinde Kalıyor

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde kurulan ‘Mülteci Hakları Komisyonu’ uzun  bir çalışma mesaisinin ardından  271 sayfalık raporu kabul edildi. Komisyonun adı ‘Göç ve Uyum Komisyonu’ olarak değiştirilen raporda, “Göç meselesini insanlık için büyük bir yük değil insanlığımızı ispat edeceğimiz bir fırsat olarak görmek gerekir. Bu mesele sadece teknik bir mesele, siyasi bir mesele değildir, insanlığımızla ilgili bir meseledir” denildi. Batı’nın Suriyeli sığınmacılarla  ilgili tutumu  raporda, “Avrupa’nın mülteci krizindeki insani olmayan, ikiyüzlü tavrını tarih de, insanlık da kaydediyor” ifadesiyle yer alırken, “Avrupa’daki mülteci hakları ihlallerini, ikiyüzlü tavrını tespit etmek üzere inisiyatifler ve mekanizmalar geliştirilmesi gerekmektedir” önerisi dikkat  ekti.Raporda, Türkiye’ye yaklaşık 3,4 milyon Suriyelinin sığınmacıyla dünyadaki en büyük sığınmacı nüfusuna ev sahipliği yaptığı, Suriyeli göçmenlerin yüzde 8’inin  geçici barınma merkezlerinde, geriye kalan kısmının ise şehirlerde yaşadığına  dikkat çekildi. Raporda, “Kilis’te kendi nüfusundan fazla Suriyeli yaşamaktadır. Buna rağmen toplumsal bir huzursuzluk veya suç oranında ciddi bir artış gözlemlenmemektedir” denildi. Raporda, İzmir Harmandalı Geri Gönderme Merkezi’nde 2017 yılı Ocak – Kasım ayları arasında 423 avukatın, Aydın Geri Gönderme Merkezi’nde ise 2017 yılı Ocak – Kasım ayları arasında 145 avukat müvekkilleriyle görüştüğü belirtildi.

(T 24,10 Mart 2018)

 

Bakan Kaya, "Kadınlar, Göç ve Mülteci Krizi" Etkinliğinde Konuştu

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, uluslararası topluma dünyanın çeşitli bölgelerindeki savaşlara ve bu savaşların sonuçlarına duyarlı olması çağrısında bulunarak, "Uygulanabilir politikalar üretmek ve bunları uygulamak hepimizin sorumluluğu." dedi. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, uluslararası topluma dünyanın çeşitli bölgelerindeki savaşlara ve bu savaşların sonuçlarına duyarlı olması çağrısında bulunarak, "Uygulanabilir politikalar üretmek ve bunları uygulamak hepimizin sorumluluğu." dedi. Kaya, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulunda, Kadının Statüsü Komisyonu 62. Oturumu kapsamında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının koordinasyonu ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Kadın Danışma Konseyinin katkılarıyla düzenlenen "Kadınlar, Göç ve Mülteci Krizi" başlıklı yan etkinlikte konuştu. İİT bünyesinde kadınların güçlendirilmesi konusunda 2016 yılında Türkiye'de önemli adımlar atıldığını dile getiren Kaya, Müslüman toplumların gelişmesinde kadınların rolü, güçlendirilmesi ve fırsat eşitliği gibi konuları görüşmek için bakanlar düzeyinde toplantılar düzenlendiğini ve kararlar alındığını hatırlattı. Türkiye'nin İİT dönem başkanlığı sırasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çağrısıyla kurulan İİT Kadın Danışma Konseyinin tüm dünyadaki Müslüman kadınlar için yeni ve önemli bir platform haline geldiğini ifade ederek konseyin çalışmalarını anlatan Kaya, İİT Kadın Danışma Konseyi Başkanı Esra Albayrak'ın katkılarıyla da konseyin önemli ve hızlı bir ivme kazandığını söyledi. Çatışmalar nedeniyle yerinden edilen kadınların yaşadığı sıkıntılara karşı dünya çapında duyarlılık oluşturmak, onların acılarını dindirmek ve bu acıların bir daha yaşanmamasını sağlamak için toplandıkları vurgulayan Kaya, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Göç hareketlerinin en üst düzeyde olduğu, yerinden edilmelerin ise daha önce görülmemiş bir noktaya ulaştığı bir çağda yaşıyoruz. Dünya genelinde 65,6 milyon insan evlerini terk etmeye zorlanmıştır. Bunların yaklaşık 22,5 milyonu mülteciler olup, yarısından çoğu 18 yaşın altında ve bunlar çocuk. Çatışma ve zulüm sonucu her dakika neredeyse 20 kişinin evinden edildiği bir dünyada, iş birliği ve koordineli çalışma her zamankinden daha önemlidir. Türkiye 2017 yılı sonu itibarıyla dördüncü kez dünyanın en çok mülteci ağırlayan ülkesi oldu. 3,7 milyondan fazla mülteci içerisinde Suriyelilerin yanı sıra Afganlar, Iraklılar, İranlılar, Somalililer ile çatışma ve savaşlardan kaçan diğer ülke vatandaşları bulunmaktadır. En önemlisi, mültecilerin yaklaşık yüzde 71'ini kadın ve çocuklar oluşturuyor."

Türkiye'nin mültecilere yönelik "açık kapı" politikası

Kadınların sığınma taleplerinin yeni bir durum olmadığına ve hatta endişe verici seyirle artış gösterdiğine dikkati çeken Kaya, "Birçok kadın depresyon, kaygı, uykusuzluk, sinir hastalıkları ve stres bozuklukları yaşıyor. Tek başlarına veya çocuklarıyla göç eden kadınlar, hamile kadınlar, ergen kızlar ve yaşlı kadınlar özellikle risk altında." diye konuştu.Türkiye'nin, dünya genelinde tüm insani krizlere karşı hep duyarlı olduğunu ve uluslararası taahhütlerine bağlı kaldığını anlatan Kaya, ülkelerindeki "türbülanstan" olumsuz etkilenen mültecilere "açık kapı" politikası uyguladığını vurguladı. Ayrıca Türkiye'nin, göç edenlerin insan onuruna yakışır bir hayat sürmelerini mümkün kılacak çok yönlü hizmetler sunduğunu belirten Bakan Kaya, silahlı çatışmalardan en çok etkilenenlerin çoğunlukla kadın ve çocuklar olduğu hassasiyetlerini de dikkate alarak söz konusu hizmetleri gerçekleştirdiğini aktardı. Ülkelerindeki çatışmalardan kaçarak Türkiye'ye sığınan Suriyeliler için sağlık hizmetlerinin ayrı bir önemi olduğunu ve geçici koruma altındaki Suriyeli kadınların sağlık hizmetlerine Türk vatandaşlarıyla eşit şartlarda erişim sağlayabildiğini söyleyen Kaya, psikososyal destek hizmetleri vermek için özel birimler kurulduğunu anımsattı.

Kadına karşı şiddeti önlemek, psikososyal destek ve diğer sağlık hizmetlerini sağlamak, çocuklarının okula devamlılığını kesintiye uğratmamak için çeşitli programlar yürüttüklerini ifade eden Kaya, kadınlara savaşın neden olduğu psikolojik yükle başa çıkabilmeleri için profesyonel destek verildiğini, şehit eşleri ve yakınlarını kaybedenler için özel rehabilitasyon çalışmaları yapıldığını belirtti.

Bakan Kaya, şunları söyledi:

"Sadece 2017'de, Türk vatandaşı olmayan ve aile içi şiddet riski altında bulunan bin 300 kadın, beraberindeki bin 300 çocuk, kadın konukevi hizmetlerimizden faydalandı. Özellikle şiddetle mücadele ve diğer insan hakları ihlalleri konusunda farkındalık artırma çalışmalarına da son derece önem veriyoruz. Türkiye'de yaşayan Suriyeliler için Arapça ve Türkçe olmak üzere 'kadına karşı şiddet, evlilik yaşı ve resmi evlilikler' ve aynı zamanda 'kadın hakları' konularında broşürler hazırladık. Kadınlara bu konuda bilinç ve dayanışma oluşturarak duygusal yönden güçlenmeleri için çeşitli seminerler düzenledik. Bakanlığımız koordinasyonunda, AFAD, UNICEF, BM Nüfus Fonu, BM Mülteci Örgütü ve Uluslararası Göç Örgütünün katılımıyla Suriyeli savaş mağdurlarına yönelik bir 'Toplumsal Cinsiyete Dayalı Şiddet Çalışma Grubu' oluşturuldu."

Bangladeş'e "Arakan" Teşekkürü

Ülke olarak sadece Türkiye'dekiler değil, aynı zamanda dünyanın her yerindeki mülteciler için çaba sarf ettiklerini anlatan Kaya, Bangladeş'teki Rohingya kamplarını iki kez ziyaret ettiklerini ve bu coğrafyadaki kadınların uğradığı korkunç zulmü dinleme imkanı bulduklarını hatırlattı. Arakanlı mültecilere ev sahipliği yapan Bangladeş'e teşekkür eden Kaya, Türkiye'nin ilk yabancı ülke olarak, 500 binin üzerinde Arakanlı Müslümana yiyecek ve diğer yardımlarda bulunduğunu kaydetti.

Mülteci Kadınlar İçin Güçlendirme Merkezi Kurulacak

Dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ilk beş ülkenin İİT üyeleri arasında yer aldığı vurgusunu yapan Kaya, bu ülkelerin mültecilerin ihtiyaçlarını büyük oranda karşıladığını ancak krizlerin büyüklüğü, özellikle kadınlar ile kız çocuklarına sunulacak hizmetlerin çeşitliliği nedeniyle diğer ülkeler ve yabancı kuruluşların da katkılarıyla daha fazla kaynak ve hizmete ihtiyaç duyulduğuna dikkati çekti. İİT Kadın Danışma Konseyinin öneri ve katkılarıyla özellikle mülteci kadınlar için tasarlanan bir güçlendirme merkezi kurulacağını açıklayan Kaya, "Uluslararası topluma dünyanın çeşitli bölgelerindeki savaşlara ve bu savaşların sonuçlarına duyarlı olması çağrısı yapıyorum. Uygulanabilir politikalar üretmek ve bunları uygulamak hepimizin sorumluluğu." değerlendirmesinde bulundu. Toplantının moderatörlüğünü ise Türk Amerikan Yönlendirme Komitesi (TASC) Eş Başkanı Halil Mutlu yaptı.

(Haberler.com, 14 Mart 2018)

 

Libya Açıklarında 119 Kaçak Göçmen Kurtarıldı

Libya'da Ulusal Mutabakat Hükümetine (UMH) bağlı Deniz Kuvvetleri, ülkenin batı sahili açıklarında 119 kaçak göçmenin kurtarıldığını duyurdu. Deniz Kuvvetlerinden yapılan yazılı açıklamada, "Aralarında Mısır, Senegal ve diğer Afrika ülkelerinden 11 kadın, 2 çocuğun da olduğu 119 yasa dışı göçmen kurtarıldı." ifadesine yer verildi. Açıklamada, insani ihtiyaçları karşılanan göçmenlerin önce Trablus Deniz Üssü'ne, daha sonra ise "Tacura Sığınma Merkezi"ne gönderildiği kaydedildi. Yerel ve uluslararası resmi kaynaklara göre, Libya'da 24 ülkeden göçmen bulunuyor. Bunların yüzde 95'ini, Akdeniz üzerinden Avrupa'ya ulaşmaya çalışan Afrikalılar oluşturuyor.

(Posta, 14 Mart 2018)

 

Libya'daki Kamplardan 16 Bin Göçmen Geri Gönderildi

Libya'daki kamplarda kalan 16 bin Afrikalı göçmenin ülkesine geri gönderildiği bildirildi. Avrupa Parlamentosu (AP) Genel Kurulunda konuşan AB Dışişleri ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, bu yılın ilk iki ayında Libya'daki kamplarda kalan 16 bin göçmeni "gönüllülük" esasına göre ülkelerine geri gönderdiklerini ifade etti. Libya'daki kamplarda geriye yaklaşık 4 -5 bin göçmenin kaldığını belirten Mogherini, birkaç ay içinde kampların tamamen boşaltılmasını umduğunu söyledi. CNN International, 14 Kasım'da, Libya'nın başkenti Trablus'ta Afrikalı göçmenlerin köle pazarında satıldığı iddiasını destekleyen görüntüler yayınlamış, birkaç dakika içinde 12 göçmenin kişi başı 400 avroya yakın fiyatla satıldığı öne sürülmüştü. Libya Başbakan Yardımcısı Ahmed Maitig de yoğun tepkiler üzerine olayın araştırılması amacıyla soruşturma başlatıldığını açıklamıştı. Siyasi karışıklıklara sahne olan Libya, Afrikalı göçmenlerin Avrupa'ya geçişinde önemli bir durak olarak öne çıkıyor. Her yıl ülkelerindeki çatışmadan kaçan onbinlerce kişi daha iyi koşullarda yaşama hayaliyle Libya üzerinden Avrupa'ya ulaşmaya çalışıyor.

(Anadolu Ajansı, 14 Mart 2018)

 

Avrupa'da Göçmen Karşıtlığının En Yüksek Olduğu Ülkeler

Son yıllarda Avrupa ülkelerinde göçmenlere karşı olmayı politikalarının ana ilkesi haline getiren partilerin oy oranlarının sürekli yükselmesi, Avrupa kamuoyunda "Göçmen istemiyoruz" tavrına desteğin arttığını tartışmasız bir şekilde ortaya koyuyor. lman Friedrich Ebert Vakfı'nın Macar bilim insanları tarafından hayata geçirilen araştırması başta "Bu tavrın nedeni ne?" olmak üzere bir dizi soruya yanıt arıyor. Araştırma, Avrupalı siyasetçilere de bir rehber sunuyor.

Hangi Ülke, Göçmenleri Ne Oranda Reddediyor?

Araştırmada Avrupa ülkelerinde yapılan anketlerle ve European Social Survey verilerinin kullanımıyla ilk olarak şu soruya yanıt aranmış:"Farklı bir ülkeden ve kültürden gelen bir insanı arkadaşınız, eşiniz, komşunuz veya işyerinde şefiniz olarak ne kadar kabul edebilirsiniz?"Ankete katılanlar bu soruyu 1-10 arasında not vererek değerlendirmişler. Bu soruya verilen yanıtlardan Macaristan'ın yüzde 48 ile göçmen karşıtlığında açık ara önde olduğu ortaya çıkıyor. Macaristan'ı yüzde 29 ile Estonya ve yüzde 28 ile Çek Cumhuriyeti takip etmiş. Listenin sonunda, yabancı karşıtlığının en az olduğu yüzde 7 ile Almanya, yüzde 3 ile Norveç ve yüzde 2 ile İsveç var.

Göçmenleri Reddetmenin Arkasında Hangi Nedenler Yatıyor?

Uzmanlar göçmenleri "istememe" olgusunun nedenlerini de araştırmışlar. Göçmenleri reddedenlerin bunu hangi nedenlerden ötürü yaptıklarını ortaya çıkarmaya çalışmışlar. Araştırmayı yapan uzmanlar Avrupa ülkeleri vatandaşları tarafından vurgulanan, göçmenlerin gelmeleriyle birlikte ortaya çıkabilecek "tehditleri" 5 grupta toparlamışlar. Bunlardan ilki "işsizlik korkusu". Yani "Göçmenler gelirse ülkemde işsizlik artar, ben de işsiz kalabilirim" korkusunun en yüksek olduğu ülke yüzde 66 ile Macaristan. İkinci sırada yüzde 65 ile Çek Cumhuriyeti var. Bu sıralamada üçüncü ülke Slovenya. Çizelgenin sonunda göçmenlerin gelişine bağlı "işsizlik korkusunun" en az olduğu üç ülke ise Almanya, Norveç ve İsveç var.

Göçmenler Gelirse Refahımız Düşer

Göçmenlere karşı olma nedeni olarak "Göçmenlerin ülkeye gelmesi refah düzeyimizi etkiler, hayat koşulları zorlaşır" diyenlerin oranı yüzde 63 ile Çek Cumhuriyeti'nde en yüksek. Bu ülkeyi yüzde 62 ile Macaristan ve yüzde 61 ile İspanya takip ediyor. "Refah düzeyimiz düşer" çizelgesinin en sonunda ise Avusturya, Norveç ve İsveç var.

Göçmenler bizim için kültürel bir tehdit

Göçmenlere karşı olmayı, onları kültürel bir tehdit olarak görmekle gerekçelendirenlerin oranı yüzde 51 ile Macaristan'da en yüksek düzeyde. Macaristan'ı yüzde 50 ile İngiltere izliyor. Üçüncü sırada ise yine yüzde 50 ile Avusturya var. Bu grubun sonunda yüzde 37 ile Almanya, yüzde 32 ile Finlandiya ve yüzde 27 ile İsveç bulunuyor.

Göçmenler Bizim İçin Dini Bir Tehdit

"Göçmenler gelirse bu bizim dinimiz için bir tehdit olur, ve göçmenlere karşı olmamız öncelikle bu nedenledir" diyenlerin en yüksek olduğu ülke yüzde 58 ile Çek Cumhuriyeti. Onu yüzde 55 ile Fransa ve yine yüzde 55 ile İngiltere takip ediyor. Bu grubun son üç ülkesi ise yüzde 47 ile Polonya, yüzde 45 ile İsveç ve yüzde 42 ile Finlandiya.

Göçmenler Bizim için Kriminal Bir Tehdit

Ülkeye gelecek olan göçmenlerin ülkedeki suç işleme oranını arttıracağı düşüncesiyle göçmenlere karşı olanların oranı yüzde 70 ile Avusturya'da en yüksek. Sonra yüzde 68 ile Norveç ve yüzde 67 ile Çek Cumhuriyeti geliyor.

Bu kategoride son üç ülke yüzde 58 ile Fransa, yüzde 57 ile Estonya ve yine yüzde 57 ile Polonya.

Avrupa Ülkelerinde Korku Katsayısı

Araştırmada ayrıca vatandaşların göçmenlere karşı olmasının gerisinde yatan nedenleri ortaya çıkarmaya yönelik sorulara verilen yanıtlara göre tek tek ülkeler bazında bir korku katsayısı da hazırlamış.

Buna göre Avrupa'da göçmenlerin ülkeye gelmesinden en çok korkan ülkelerin sıralaması şöyle.

Araştırmaya göre göçmenlere karşı duyulan kuşku ve korku, o ülkede siyasi ve ekonomik karar alıcılara karşı duyulan güvenle de bağlantılı.

Ülke yönetiminin istikrar içinde olduğu, toplumsal çalkantıların az ve ya da yasalara olan güvenin yüksek olduğu ülkelerde göçmenlere karşı duyulan korku da daha düşük.

Araştırmaya göre eğitim oranının yüksek olduğu ve çok kültürlülüğün geleneklerinin bulunduğu ve de insanların kendilerini genel olarak güvende hissettikleri ülkelerde göçmenleri kabul etme oranı da yüksek. Araştırmacılar bu ülkelere örnek olarak İskandinav ülkelerini ve Almanya'yı gösteriyorlar.

Buna karşın sosyalizm döneminin uzun bir dönem dışa kapalı toplumlarının yarattığı sorunları aşamayan ve demokratik gelenekleri güçlendiremeyen Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinde göçmen karşıtlığının çok yüksek olduğuna araştırmacılar özel olarak da dikkat çekiyorlar.

Araştırma göçmen karşıtlığının Macaristan'da bölge ülkeleriyle kıyaslandığında da neden daha yüksek olduğunun ipuçlarını da veriyor.

Araştırmaya göre yüzde 48 ile göçmen karşıtlığında açık ara önde giden Macaristan'da, göçmen karşıtlığının net bir hükümet politikası olarak kabul edilmesi ve buna uygun bir şekilde aylarca kampanya malzemesi haline getirilmiş olması insanları doğrudan etkiliyor ve göçmen karşıtlığını arttırıyor.

Göçmenlere Karşı Tavır Yaşa ve Cinsiyete Göre Değişiyor mu?

Araştırma, göçmenlere karşı olmanın ülkeden ülkeye farklı olmak üzere yaş gruplarına ve cinsiyete göre de değiştiğini ortaya koyuyor.

Kuşaklara göre bakıldığında örneğin öncelikle İsveç'te ve İngiltere'de yaşlı kuşaklar arasında yabancı karşıtlığı en yüksek orana ulaşıyor.

Yabancı karşıtlığının cinsiyetlere göre değiştiği ülkeler sıralamasında İsveç, Çek Cumhuriyeti, Avusturya ve Macaristan önde gidiyor.

Almanya'da ise yine cinsiyete ve yerleşim alanına bağlı olarak göçmenlere karşı olan tavır değişiyor. Kadınlar ve büyük şehirlerde oturanlar göçmenlere karşı daha hoşgörülü bir tavır ortaya koyuyorlar.

(BBC Türkçe, 14 Mart 2018)

 

AB, Türkiye'ye 3 Milyar Euro'luk Sığınmacı Yardımını Onaylamaya Hazırlanıyor

Reuters, Avrupa Birliği'nin (AB) yürütme organı olan Avrupa Komisyonu'nun Türkiye'de yaşayan Suriyeli sığınmacılar için vermeyi vadettiği mali yardımın 3 milyar euroluk ikinci kısmını onaylamaya hazırlandığını bildirdi.

Reuters'ın diplomatik kaynaklara dayandırdığı haberine göre, çarşamba günü Avrupa Komisyonu'nun göçten sorumlu üyesi Dimitris Avramopulos'un konuyla ilgili açıklama yapması bekleniyor.

AB, Türkiye ile yapılan sığınmacı anlaşması kapsamında iki parça halinde 3'er milyar euro'luk mali yardımda bulunmayı taahhüt etmişti.

Bu yardımın 3 milyar euroluk ilk kısmı farklı projelerde kullanılmak üzere harcanmaya başlandı.

(Dünya, 14 Mart 2018)

 

Sığınmacı ve Göçmen Çocuklara Uyum Etkinliği Düzenlenecek

Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi’nde ilimizde kalan sığınmacı ve göçmen çocuklara yönelik uyum etkinlikleri düzenlenecek.

Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Türk Halk Bilim Topluluğu ve Avrupa Birliği tarafından finanse edilen SGDD-ASSAM (Sığınmacı ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği) Nevşehir ofisi ile ortaklaşa başlatılan “ Göçmenlerin Entegrasyonu İçin Somut Olmayan Kültürel Miras Atölyeleri Projesi” ilk atölye etkinliği olan “Masal Atölyesi” ile başladı.

Bu atölyeler vasıtası ile entegrasyonunun sağlanması ve yerel dinamiklerin dikkatinin çekilmesi amaçlanıyor. Proje; “ Kukla Atölyesi, Karagöz Atölyesi, Ebru Atölyesi, Geleneksel Oyuncak Yapım Atölyesi” etkinlikleri ile devam edecek.

(Lale Haber, 14 Mart 2018)

 

Yaklaşık 1,2 Milyon Sığınmacı Kızılay Kart'tan Yararlanıyor

Türkiye'de sayıları 4 milyona yaklaşan sığınmacılardan 2 milyonu bu yardıma başvurdu.

Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı (WFP) Ülke Direktörü Nils Grede, "Şu anda kamplarda kalan 140 bin ve kamp dışında kalan yaklaşık 1,2 milyon sığınmacı Kızılay Kart'tan yararlanıyor. 2 milyon kişi Sosyal Uyum Yardımı'na (SUY/ESSN) başvurdu. 1,2 milyon kişi kabul edildi, 800 bin kişi ise gerekli kriterleri karşılamadı." dedi. WFP Ülke Direktörü Grede, Türkiye'de kamplarda ve kamp dışında yaşayan sığınmacılara yapılan nakit yardımlar ve Türkiye'nin sığınmacı politikasına ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.Grede, WFP'nin, Türk Kızılayı ile iş birliği içinde sadece Suriye'den değil, Irak, Afganistan ve İran gibi birçok ülkeden Türkiye'ye gelen sığınmacılara yardım sağladığını belirterek WFP'nin, partner kuruluşlarla kamplarda ve kamp dışında kalan sığınmacıların ihtiyaçlarını gidermeleri için nakit yardımda bulunduğunu anlattı.Kamp içindeki sığınmacıların ihtiyaçlarının giderilmesine destek amacıyla kişi başına aylık 50 lira yardım yapıldığını söyleyen Grede, buna ek olarak AFAD'ın da ayrı bir kartla 50 liralık destekte bulunduğunu ifade etti.Grede, Türk Kızılayı ve WFP'nin, Avrupa Birliği (AB) fonuyla Türkiye'deki sığınmacılar için yürüttüğü Sosyal Uyum Yardımı (SUY) Programı kapsamında kamp dışında yaşayan sığınmacılara dağıtılan Kızılay Kart aracılığıyla kişi başına aylık 120 lira nakit yardım yapıldığını kaydetti.SUY Programı kapsamında sığınmacı ailelerin aylık aldığı yardıma ek olarak geçen haziran ayında "ilave yardım"ı uygulamaya koyduklarını söyleyen Grede, hanedeki kişilerin sayısı dikkate alınarak ailelere 3 ayda bir ilave yardım verildiğine işaret etti.Bu kapsamda, 1-4 kişilik haneler 250, 5-8 kişilik haneler 150, 9 ve daha fazla kişinin olduğu haneler 3 ayda bir 50 lira ilave yardım alıyor. Söz konusu yardım, kişi başına değil, bütün haneyi kapsıyor. Grede, "Şu anda kamplarda kalan 140 bin ve kamp dışında kalan yaklaşık 1,2 milyon sığınmacı Kızılay Kart'tan yararlanıyor. 2 milyon kişi SUY/ESSN'ye başvurdu. 1,2 milyon kişi kabul edildi, 800 bin kişi ise gerekli kriterleri karşılamadı." dedi.Sığınmacıların Kızılay Kart almaya hak kazanabilmesi için belli kriterleri karşılaması gerektiğine işaret eden Grede, çok çocuklu aile, yalnız yaşayan kadınlar, geçimi tek ebeveyn veya yaşlılar tarafından sağlanan, engelli aile bireylerinin olduğu veya çocuk ve yaşlı bakma yükümlülüğü fazla olan ailelere öncelik verildiğini vurguladı.Grede, Kızılay Kart alabilmek için her iki başvurudan yaklaşık birinin uygun kriterlere sahip olduğunu ifade ederek "Türkiye'de sayıları 4 milyona yaklaşan sığınmacılardan 2 milyonu bu yardıma başvurdu." dedi.

Türkiye'nin Sığınmacılar İçin Yaptıkları Örnek Niteliğinde

Sığınmacılar konusunda Türkiye'nin yaptıklarının örnek alınması gerektiğinin altını çizen Grede, "Türkiye, dünyanın sığınmacı konusuyla nasıl başa çıkılacağı noktasında bir örnek. Biz, onları kamplara kilitlememeliyiz. Onların onurlu bir yaşam sürmesine imkan vermek için bizim aramızda yaşamalılar, sağlık ve eğitim sistemimizi sığınmacılara açmalıyız." ifadesini kullandı.Nils Grede, "Ülkelerini terk etmek zorunda kalan Suriyeliler, yanlış bir şey yapmadı. Onlar çok zor şartlardan kaçıyor." diye konuştu.Grede, sözlerini şöyle sürdürdü:"Şunu tekrarlamak istiyorum ki Türkiye'nin sığınmacılar için yaptıkları örnek niteliğinde. Her Türk vatandaşı bundan gurur duymalı ve dünyayı gezerken başını dik tutmalı çünkü sadece Türk hükümetinin değil, Türk halkının sığınmacıları samimi karşılaması ve onlara kucak açması olağanüstü."

Doğu Guta'daki Durum Yardımların Ulaştırılmasını Çok Zor Kılıyor

Grede, Suriye'de Beşşar Esed rejiminin ablukasındaki Doğu Guta'ya gelecek günlerde yardım ulaştırmanın WFP'nin gündeminde olup olmadığı sorusuna, Doğu Guta gibi bölgelere yardım konvoylarının gönderilebilmesi için bölgenin güvenliğinden emin olmaları gerektiği yanıtını verdi. Yardım görevlilerinin hayatlarını tehlikeye atamayacaklarını vurgulayan Grede, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin (BMGK) 24 Şubat'ta Doğu Guta başta olmak üzere Suriye genelinde siviller için insani ateşkes ilan edilmesi kararının ne yazık ki yeterince uygulanmadığını dile getirdi.Bu durumun, yardım konvoylarının içeri girmesi ve yardımların dağıtılması için elverişli olmadığını belirten Grede, "Ne yazık ki bu durum çok ileri derecede yardıma ihtiyacı olanlara yardımın ulaştırılmasını çok zor kılıyor." şeklinde konuştu.Türk Kızılayı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve WFP ortaklığında yürütülen program kapsamında kamp dışında bulunan Suriye vatandaşı ve İl Göç İdaresi Genel Müdürlüğüne kayıtlı diğer sığınmacılar, "Kızılay Kart" aracılığıyla aile ferdi başına aylık 120 lira nakit yardım alabiliyor.

(Anadolu Ajansı, 14 Mart 2018)

 

Ankara Büyükşehir Belediyesi, Sığınmacı Kadın ve Çocuklara Yönelik UNHCR İşbirliğinde Başlattığı Projeyi Sürdürüyor

Ankara Büyükşehir Belediyesi, sığınmacı kadın ve çocuklara yönelik Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) işbirliğinde başlattığı projeyi sürdürüyor.

Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı ve UNHCR arasında başlatılan “Sığınmacı Kadın ve Çocuklara Destek Projesi" sosyal belediyecilik örneklerinin de başında geliyor.

Mülteci Çocuklar Sokaktan Okula

Büyükşehir, proje kapsamında 12 kişilik uzman gruptan oluşan ekip aracılığıyla, son bir ayda Ankara sokaklarında çalışan 193 mülteci çocuk ve 98 kadına şefkat elini uzattı.

Mamak, Yenimahalle ve Altındağ ilçelerinde toplam 21 mahallede yürütülen çalışmalar sonucunda sokakta çalıştırılan, çoğunluğu Suriyeli, Iraklı ve Afgan çocuklar proje ile sokaktan kurtarıldı.

Sorunlar Tespit Ediliyor

4 hafta süren alan çalışması sırasında sığınmacı kadın ve çocuklarla bire bir yapılan görüşmelerle uzmanlar özellikle kız çocuklarının erken yaşta evlendirildiğini, çocukların en ağır çocuk işçiliğinde çalıştırıldığını tespit etti. Okula gitme olanaklarından yoksun kalan, sosyal yardımlardan yararlanamayan ve sokakta çalıştırılan çocukların soğuk havalarda el ve ayaklarında yaralar çıktığı gözlemlendi.

Mülteci annelerinde temel sağlık hizmetlerine erişimlerinde sıkıntı yaşadığı, en temel yaşam ihtiyaçlarını karşılayamadıkları ve barınma ihtiyaçlarını kötü şartlardaki evlerde karşıladıkları görüldü.

Çocuklar Okula, Anneler Mesleki Kursa

Çalışmalar kapsamında annesi – babası olmayan çocuklar ile eşini ve çocuklarını kaybetmiş kadınlara psiko-sosyal destek veriliyor.

Ankara Sokaklarında Çalışan Çocuklar Merkezi'ne proje kapsamında 193 çocuk kaydedilirken, bu çocukların aynı zamanda Milli Eğitim Müdürlüğünce okulla gönderilmesi sağlanıyor.

Mülteci 98 kadın ise Altındağ Halk Eğitim Müdürlüğü tarafındanTürkçe kursuna katılırken, 3 ay sürecek Türkçe kursları sonunda, 98 kadın istihdam için de mesleki kurslara başlayacak. Proje ile Ankara’da yaşayan mülteci kadınların, ekonomik yönden güçlenmeleri sağlanarak, meslek sahibi olmaları amaçlanıyor.

Hem Eğitim Hem Eğlence

 

Merkez sayesinde sokakta çalışan hem mülteci hem de Türk çocuklar yeteneklerine göre; tiyatro, halk oyunları, el sanatları, satranç, judo, tenis,Türkçe, İngilizce, işaret dili ve bilgisayar dersleri gibi pek çok faaliyette eğlenerek öğrenme imkanı buluyor.

Oyun alanlarının dışında berber hizmetinin de verildiği merkeze sığınmacı kadın ve çocuklar servisle evlerinden alınıp gün sonunda tekrar evlerine bırakılıyorlar. Merkez ayrıca Türk ve mülteci kadınları kaynaştırarak, birlikte etkinlik yapabilme olanağı sunuyor.

Büyükşehir, Minik Yüreklere Umut Işığı Oluyor

Sığınmacı çocukların hayatlarına umut ışığı olmak için harekete geçen Büyükşehir Belediyesi, Ankara Sokaklarında Çalışan Çocuklar Merkezi ile birlikte kırtasiyeden kitaba, yemekten kıyafete kadar birçok ihtiyacını da karşılıyor. Merkezde eğitim alan çocuklardan12 yaşındaki Iraklı Fatma Aliye Azar, savaşta su getirmeye giden babasını ve 2 kardeşini kaybetmiş, annesi ve diğer kardeşleriyle amcasının yanında kalıyor.  Merkez sayesinde yeniden hayata bağlandığını anlatan Fatma, "Bu imkanları bize sundukları için Büyükşehir Belediyesine ve öğretmenlerime çok teşekkür ederim. Burada çok mutluyuz"diyor.

11 yaşındaki Iraklı Musa ise,"Bize böyle bir merkez olduğunu söylediler ve buraya geldik. Öğretmenlerimiz bize çok yardımcı oluyor. Büyükşehir Belediyesi'ne çok teşekkür ederiz. Burada çok mutluyum" diyerek duygularını dile getiriyor.

(Haberler Ankara, 14 Mart 2018)

 

AB'ye Mülteci Akını Durdu

Başta Almanya olmak üzere 2015 ve 2016 yılında mülteci akınına uğrayan Avrupa Birliği (AB) üye ülkeleri 2017 yılında rahat bir nefes aldı.

Geçen yıl 28 AB üye ülkesine sığınma talebinde bulunan mülteci sayısı 650 binde kaldı. AB üye ülkeleri arasında en çok mülteci başvurusu yapılan ülke ise yine Almanya oldu. Almanya'ya 2017 yılında 198 bin 255 sığınmacı başvurdu. Mülteci akınının yaşandığı 2015 yılında ise Almanya'ya sığınan mülteci sayısı yaklaşık 900 bini bulmuştu.

Yardıma Denetim Engeli

AB'nin Geri Kabul Anlaşması gereği Türkiye'ye yapacağı para yardımına şimdi de sayıştay engeli çıktı. AB Sayıştayı şimdiye kadar Türkiye'ye yapılan mali yardımların herhangi bir projeye bağlı kalmaksızın yapıldığını ve bunun da büyük bir hata olduğu kararına vardı.

AB Sayıştayı bundan sonra Türkiye'ye anlaşma çerçevesinde verilecek paranın daha sıkı denetlenmesini ve yapılacak projelere karşılık verilmesini önerdi. AB Sayıştayı paranın belli kriterlere bağlı olarak verilmesi gerektiğini de önerileri arasına aldı.

(Hürriyet, 14 Mart 2018)