Türkiye’de ve dünyada göç, göçmen ve sığınmacılar konusunda gündemde öne çıkan başlıklar…

 

Paris: Polis Memuru’ndan Kelepçeli Göçmene Darbeler

Bir polis memuru Haziran başlarında Paris Yüksek Mahkemesi’nde yargılanmayı bekleyen bir göçmeni dövmüştü. Bu yeterince tehlikeli bulunmamıştı ve polis memuru görevine devam etmişti.

FranceSoir’a göre, polis memuru ardından Paris Büyük Mahkemesi’nde yargılanmak üzere olan bir göçmeni dövdü. 9 Haziran’da gerçekleşen olay, uydu korumalı gözetim kameraları tarafından yakalandı. Polis memuru şiddet görmeden tuvaletten çıkmayı reddeden göçmeni hareketsiz hale getirmeden ve kelepçelemeden önce biraz mücadele etmiştir. Göçmen, Kamu Düzeni ve Trafik Müdürlüğü’nde bir stajyer, aynı zamanda barış görevlisidir. Ardından hareketsiz hale getirilen göçmen üzerine birçok darbenin indiği görülebilmektedir. Polis memuru darbe yağmuruna tutulan göçmeni hücresine götürdükten sonra, nihayet iki görevli gelir ve duruma yumuşak bir şekilde müdahale eder. Ardından polis memurunun göçmene birkaç darbe daha indirebilmek için hücreye geri dönmeye çalıştığı görülmektedir.

Göçmen, işbirliği eksikliğine rağmen, çekilen videonun hiçbir sahnesinde polis memuruna şiddet eğilimli bir harekette bulunmamıştır. Kaynağa göre, “Jules F., polis memuru, bu görüntüleri polisler arası bir grup içerisinde paylaştı, övünmek için.” Kaynak, polis memurunun hala görev başında olduğunu belirtti.

(FranceSoir, 12 Temmuz 2018)

 

Talepler Patladı: Vernon, Sığınma Ülkesi

Paris Normandie’e göre, 2014’ten bu yana Vernon’a (Fransa’da bir şehir) olan iltica talepleri şu sıralar çok yüksek bir düzeye ulaştı. Karşılama kurumları ve dernekler çabalarını hızlandırmaya çalışıyor.

2009’da bu yana Eure Bölgesi’ne 600’den fazla sığınma talebi geldi. Ana kasabalar Evreux, Gaillon, Verneuil-Avre-and-Iton, Louviers ve tabii ki, Eure’nin ikinci şehri Vernon’dur. Karşılama kurumları ve derneklerin görevi bakımlarını ve karşılanmalarını sağlamaktır. Sığınma talep edenlerin büyük bir çoğunluğu reddedilecek gibi gözükmektedir. Sığınma talebinde bulunamayan sığınmacıların ülkeyi terk etmek için bir ay süreleri bulunmaktadır.

(Paris Normandie, 11 Temmuz 2018)

 

İspanya, Yeterince Göç Başvurusu Almadığı Sebebi ile Kınandı

Valeurs Actuelles’e göre, İspanya Yüksek Mahkemesi, göç taahhütlerini yeterince yerine getirmediği sebebi ile devleti kınadı. Le Figaro’ya göre, İspanya 2015’te, diğer Avrupa ülkeleri ile birlikte, Yunanistan ve İtalya’dan gelen 160.000 göçmeni yeniden yerleştirme sözünü vermişti.

Mahkeme, 9 Temmuz Kararı’nda “Son sürenin bitiminin üzerinden 6 ay geçmesi ile, Sığınma ve Mülteciler Dairesi raporuna göre, nihai yükümlülüklere uyma oranı yüzde 13’ten azdır.” şeklinde açıklama yaptı. Ülkenin sığınmacıların alınması için prosedüre devam etmesi gerektiğini belirtti. İspanya kararından o kadar uzak kaldı ki, bazı göçmenler nihayet İtalya ve Yunanistan’ı başka bir ülkeye geçme izni gelmesini beklemeden terk ettiler. Yargıtay’a göre bu yükümlülüklerin yerine getirilmesi için ciddi bir idari sorumluluk bulunmakta ve savunmadaki hiçbir sebep muafiyet niteliği belirtmemektedir.

(Valeurs Actuelles,11 Temmuz 2018)

 

İtalya’daki Sağ Görüşlü Hükümet Mültecilere Yapılan Yardımı Kesmekle Tehdit Ediyor

The News’in haberine göre popülist koalisyondan gelen sözler, mülteciler ile ilgili çalışan ve onları topluma entegre etmek isteyen kişiler üzerinde endişe yarattı.

İki popülist parti arasındaki koalisyon hükümeti, aynı zamanda mültecilerin ilk ayak basacakları AB ülkesinde sığınma talebinde bulunması şartını gerektiren Dublin Yönetmeliği’nin revizyonunu da güvence altına almak istiyor. Akdeniz’i geçen mültecilerin yaklaşık yüzde 64’ü geçtiğimiz yıl İtalya’ya geldi ve son dört yılda 400.000 kişi sığınma başvurusu yaptı.

İtalya’nın yeni başbakanı Giuseppe Conte, 5 Haziran’daki senatoya hitaben yaptığı konuşmada, “sorumlulukların adil bir şekilde dağıtılmasını” istediğini söyledi.

(The News, 12 Temmuz 2018 )

 

Birleşmiş Milletler’in Baskısına Rağmen, Ürdün Kapılarını Suriyeli Mültecilere Kapatıyor

The Irish Times’ın haberine göre, Ürdün artık bölgedeki birçok çatışmadan kaçıp gelen mülteciler için “çöplük alanı” olmaya istekli değil. 2012’de Ürdün Haşim Krallığı Suriyelilerin girişini kısıtlamaya başladı ve 2016’da sınırlarını kapattı.

Ürdün, 1,3 milyon Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapıyor. Ürdün’de beş Suriyeli mülteci kampı varken, mültecilerin yüzde 90’ına yakını kentlerde yaşıyor ve krallığın kaynaklarından faydalanıyor. En az yüzde 80’i ise yoksulluk sınırının altında yaşıyor.

Ürdün’ün Planlama ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Mary Kawar, Ürdün Times’a şöyle dedi: “Sekiz yıldan beri [Suriyeli] mültecilere ev sahipliği yapıyor ve dayatılan askeri, ekonomi ve insani yaptırıma rağmen gerekli hizmetleri ve ekonomik fırsatları sağlıyoruz”.

(The Irish Times, 12 Temmuz 2018 )

 

Libya Açıklarında 104 Göçmen Kurtarıldı

Libya’da El-Hums açıklarında fark edilen kaçakları taşıyan bota operasyon yapıldı. Sahil güvenlik ekipleri şişme bottaki 13’ü kadın 104 göçmeni kurtardı. Sudan, Mısır, Fas ve Tunus uyruklu bu göçmenler, başkent Trablus’taki barınma merkezine götürüldü.

Çölde Ya Da Denizde Ölüyorlar

Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne bağlı Deniz Kuvvetlerince yapılan yazılı açıklamada, sahil güvenlik ekiplerinin şişme bir bottaki 13’ü kadın 104 göçmeni kurtardığı duyuruldu. Açıklamada, Sudan, Mısır, Fas ve Tunus uyruklu bu göçmenlerin daha sonra Trablus’taki barınma merkezine götürüldüğü bilgisi paylaşıldı. Avrupa’ya gitmek için Libya üzerinden Sahra Çölü ve Akdeniz’i geçmeye çalışan göçmenlerin bazıları insan kaçakçılarının eline düşüyor, bazıları da çölde ya da denizde hayatını kaybediyor.

(En Son Haber,13 Temmuz 2018)

 

Türkiye’deki Suriyeli Sığınmacıların Sayısı Açıklandı

İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Müdürlüğü ve Mülteciler Derneği, Türkiye’ye gelen Suriyeli sığınmacı sayısını açıkladı. İçişleri Bakanlığı’nın açıkladığı son verilere göre, Türkiye’ye gelen Suriyeli mülteci sayısı Haziran 2018 itibariyle 3 milyon 570 bin 352 oldu. Derneğin verilerine göre, bu sayının 1 milyon 935 bin 499’unu erkekler, 1 milyon 634 bin 853’ünü de kadınlar oluşturuyor.

Göç İdaresi tarafından geçici barınma merkezlerinde kalan Suriyelilerin sayısı da paylaşıldı. Buna göre 21 Haziran 2018 tarihi itibarıyla 216 bin 890 kişi kamplarda yaşarken, 3 milyon 353 bin 462 kişi ise kamp dışında il ve ilçelerde yaşıyor.

En Çok Suriyeli Sığınmacı İstanbul’da

Göç İdaresi’nin 21 Haziran 2018 tarihli verilerine göre en çok Suriyeli barındıran şehir 563 bin 15 kişi ile İstanbul. Suriyelilerin en az olduğu şehir ise 28 kişi ile Bayburt. Bayburt’u 34 kişi ile Artvin, 44 kişi ile Tunceli takip ediyor. Suriyelilerin yerli nüfusa oranla en yoğun yaşadığı il ise yüzde 96,26 ile Kilis. Kilis’te kayıtlı olan mülteci sayısı bir önceki aya göre 515 kişi arttı. Kilis’te kayıtlı Suriyelilerin sayısı, Türk vatandaşlarının sayısından 5 bin 58 kişi daha az. Kilis’te 131 bin 261 Suriyeli yaşıyor. Adana ilinde kayıtlı Suriyeli sayısı Mayıs ayına göre 9 bin 225 kişi artarak Mersin’i geçti. Suriyelilerin Türk nüfusuna oranla yoğunluğunun en az olduğu şehirler ise yüzde 0,02 oran ile Artvin. Artvin’i yüzde 0,03 ile Bayburt ve Giresun takip ediyor.

7 Yılda 55 Bin Suriyeli Türk Vatandaşı Oldu

Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü verilerine göre ise, 2011’den bu yana, Suriye uyruklu olup Türk vatandaşlığı alan kişi sayısı 55 bin 583. Bunlardan 25 bini 0-18 yaş grubunda yer alıyor.

(Sputnik Türkiye, 13 Temmuz 2018)

 

İzmir’de Kaçak Göçmen Operasyonu

İzmir’in Çeşme ilçesinde yasa dışı yollarla yurt dışına çıkmaya çalışan, aralarında kadın ve çocuklarında bulunduğu 57 göçmen yakalandı. Son zamanlarda hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte göçmen olaylarında da ciddi derecede artışlar yaşanıyorken, göçmenlerin bir bota 57 kişi binmesi ise tehlikenin boyutunu gözler önüne serdi. Sahil Güvenlik Komutanlığına bağlı ekipler, Çeşme ilçesi Uçburnu önlerinde bir grup göçmenin denize açıldığı ihbarını aldı. Harekete geçen ekipler, tespit edilen lastik botu durdurdu. Durdurulan bota kapasitesinden fazla olarak 57 göçmenin bindiği görülürken, aralarında kadın ve çocuklarında bulunduğu göçmenler ekiplerce yakalandı. Öte yandan, hava sıcaklıklarının artmasıyla göçmenlerin umuda yolculuğunda da artışlar yaşandı. Göçmenlerin bindiği botlara kapasitesi dışında onlarca kişinin alınması ise tehlikenin boyutunu bir kez daha gözler önüne serdi.

(Milliyet, 13 Temmuz 2018)

 

Suriyeli Sığınmacılara Türkçe Eğitimi Verilecek

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi, Belediye ile Dünya Yerel Yönetim ve Demokrasi Akademisi Vakfı arasında, Türkiye’ye gelen Suriyeli sığınmacılara Türkçe ile sanat ve meslek eğitimi verilmesi için imzalanan “ortak hizmet protokolünü” kabul etti. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) savaştan kaçarak Türkiye’ye sığınan ve İstanbul’da ikamet eden Suriyelilere Türkçe ile sanat ve meslek eğitimi verilmesi için girişimde bulundu. Bu amaçla İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile Dünya Yerel Yönetimler ve Demokrasi Akademisi Vakfı arasında İstanbul’daki sığınmacılara Türkçe eğitimi verilmesi ve onların sanat ve meslek sahibi olabilmeleri için kurslar düzenlenmesine ilişkin protokol hazırlandı. İBB ile Vakıf arasındaki “ortak hizmet protokolü”, belediyenin hukuk, eğitim ve sosyal hizmetler komisyonlarında olumlu değerlendirildikten sonra İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi gündemine alındı. Meclis’te görüşülen protokol, oy birliğiyle kabul edildi. Buna göre, İstanbul’da ikamet eden Suriyelilere yönelik; Türkçe dil eğitimi, sosyal, kültürel ve mesleki teknik alanda eğitimlerini artırmak, geliştirmek ve meslek sahibi olmaları için faaliyetler yürütülecek. İstanbul’da herhangi bir alan ya da dalda kurs faaliyeti yapılan sabit veya geçici bina, salon ve benzeri yerler kiralanabilecek. Kurslara alınacak sığınmacıların başarılı olmaları halinde eğitimlerin sonunda belge verilecek. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile Dünya Yerel Yönetim ve Demokrasi Akademisi Vakfı’nın üstleneceği görev ve sorumlulukların ayrıntılı olarak yer aldığı protokolün süresi ise bir yıl olarak belirlendi. Tarafların talebi doğrultusunda istenildiğinde protokol süresi uzatılabilecek. Sığınmacılara yönelik eğitim faaliyetlerinde Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ile İSMEK arasında da bir iş birliği sağlanacak.

(Anadolu Ajansı,12 Temmuz 2018)

 

Suriyeli Girişimcilere SGK, Bağ-Kur ve Vergi Semineri

Gaziantep Ticaret Odası (GTO) ve Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) işbirliğiyle Suriyeli Girişimcilere SGK, Bağ-Kur ve vergiler ile ilgili yeni düzenlemeler konusunda bilgilendirme semineri gerçekleştirildi. Seminerin açılışında konuşan Gaziantep Ticaret Odası (GTO) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Uğur Acıoğlu, Suriye’de yaşanan dramdan dolayı ülkelerini terk etmek zorunda kalan ve Gaziantep’te yaşayan Suriyelileri sadece yardımlarla hayatlarını devam ettiren tüketiciler olarak görmediklerini söyledi. Mülteci akının başladığı günden bu yana oda olarak hep ‘Sağlıklı Entegrasyonu’ savunduklarını, sağlıklı bir ekonomik ve sosyal entegrasyonun başarılması halinde bundan iki tarafın da kazançlı çıkacağını belirten GTO Başkan Yardımcısı Acıoğlu, şunları söyledi:

‘İçlerinde Binlerce Eğitimli, Meslek Sahibi, Çalışmak Üretmek İsteyenler Olduğunu Biliyoruz’

“Hepimiz komşu ülkemiz Suriye’de 2011 yılından bu yana yaşanan dramı acı ile izliyor ve bundan etkileniyoruz. Vatanından uzakta yaşam mücadelesi veren 500 bine yakın Suriyeli ile birlikte yaşıyoruz. Suyumuzu, ekmeğimizi ve soluduğumuz havayı paylaşıyoruz. İçlerinde binlerce eğitimli, meslek sahibi, çalışmak üretmek isteyenler olduğunu biliyoruz. Üretmek, çalışmak isteyen Suriyeli girişimciler için bundan iki yıl önce Suriye masasını kurduk. Şu anda GTO’ya kayıtlı yaklaşık 1500 Suriyeli üyemiz var. Bu üyelerimiz Suriye masası kanalıyla hizmet almaya devam ediyorlar. Odamıza kayıtlı Suriyeli üyelerimizi bilgilendirmeye yönelik birçok toplantı gerçekleştirdik. Önümüzdeki günlerde de benzer toplantılarla kendilerini bilgilendirmeye devam edeceğiz” dedi. GTO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Acıoğlu’nun konuşmasının ardından katılımcılara Gaziantep Vergi Dairesi’nden tahsilât Müdürü Ayfer Ölçer vergi borçlarının yapılandırılması, Gaziantep Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Bağ-Kur Tescil şefi Mehmet Nuri Güngör ve Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü’nden Mehmet Danabaş da, mevzuattaki yeni değişikliklerle ilgili bilgilendirme yaparak sorularını cevaplandırdı.

(Sputnik Türkiye,13 Temmuz 2018)

 

Suriyeli İki Çocuğu Eve Götürüp Tacizde Bulundu

İstanbul’da Suriyeli iki çocuğu ‘Size yiyecek vereceğim’ diyerek evine götüren ve cinsel tacizde bulunmaya çalışan saldırgan, çocukların bağırmasıyla mahalle sakinleri tarafından etkisiz hale getirildi. Olay yerine gelen emniyet güçleri tarafından gözaltına alınan şüpheli, serbest bırakıldı. Geçtiğimiz günlerde İstanbul Esenler’de meydana gelen olayda, market alışverişi yapan bir kişi, Suriyeli iki kardeşi yiyecek verme bahanesiyle evine götürmeye çalıştı. Çocukları zorla evine sokmaya çalışan tacizci çocukların bağırmasıyla mahalle sakinlerinin olaya müdahale etmesi sonucu son anda kurtarıldı. Esenler Üçyüzlü Polis Merkezi tarafından, mahalle sakinlerinin ihbarı sonrası çocukların ifadesine başvuruldu

Elini Isırıp Yardım İstediler

H.E. yaşadıklarını şöyle anlattı; “Annemize kek almak için evimize yakın olan Suriyeli markete girdik. Market içerisinde daha önce rastlamadığımız şâhısa rastladık. Bu kişi bize, ‘Gelin evime size ne isterseniz yapayım’ dedi. Biz eve gitmek istemedik ancak şahıs bizi elimizden tutarak kendi evine doğru götürmeye başladı. Eve gireceğimiz sırada apartmanda ve evin içerisinde çığlık attık. Kişiden şüphelendiğimiz için elini ısırdığımız sırada iki kadın gelerek bizi kurtardı.”

Mahalle Dayağı

Çocukları evine zorla getiren saldırgan bir de iddiaya göre kendilerinden duş almalarını istedi. Emniyette alınan ifadeye göre çocuklara alkol içmeleri için ikramda bulunan şahsın, çocuklara istismarda bulunamadan yakalandığı ortaya çıktı. Polis merkezinde görevli baş komiser Halis Sarıyıldız, olay yeri güvenlik görüntülerini büyük bir titizlikle izledi. Kimliği tespit edilen A.A., sevk edildiği Sulh Ceza Hakimliği’nce serbest bırakıldı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nca başlatılan soruşturmada, savcılık A.A.’nın serbest bırakılmasına itiraz etti. Soruşturma sürüyor.

(Bursa’da Bugün,12 Temmuz 2018)

 

21 Aylık Suriyeli Bebeğin Yaşam Mücadelesi

Suriye’nin Lazkiye kentinden kaçarak Hatay’a yerleşen Hasan ailesinin en küçük çocuğu 21 aylık Ahmed’in hastalıklarıyla mücadele ediyor. Suriye’nin Lazkiye kentinden kaçarak Hatay’a yerleşen Hasan ailesinin en küçük çocuğu 21 aylık Ahmed’in hastalıklarıyla mücadele ediyor. Minik Ahmed, fiziksel ve zihinsel gelişme geriliği nedeniyle gözlerini kaybetmek üzere, yalnızca sıvı gıdalar tüketebiliyor, konuşamıyor, yürüyemiyor ve aynı zamanda fıtık. Suriye’nin Lazkiye kentinden 2 yıl Türkiye’ye gelerek Hatay’a yerleşen Hatice (32)- Muhammed Hasan (38) çifti, kızları Maya’dan (6) sonra ikinci kez çocuk sahibi olma sevincini yaşadı. Ancak çiftin bu sevinçleri, çocuklarının albino hastası olarak doğmasıyla uzun sürmedi. Ahmed ismini verdikleri çocuklarının albino hastalarında ender olarak görülen fiziksel ve zihinsel gelişimde gerilik yaşadığını öğrenen aile, ikinci kez yıkıldı. Ahmed’in hastalığı nedeniyle büyük oranda görme kaybı yaşadığını anlatan Baba Muhammed Hasan, belgelerde yaşanan karışıklık nedeniyle çocukları Ahmed’e uzunca bir süre kimlik alamadıklarını, bu yüzden de tedaviye geç kaldıklarını ifade etti. Muhammed Hasan, şu an özel bir şirkette asgari ücretle çalıştığını, kazançlarının büyük çoğunluğunu Ahmed’in tedavisi için harcadıklarını ancak mevcut imkânların bu tedavi için yetersiz olduğunu belirtti.

Baba Hasan, oğlunun tedavisi için Hatay dışındaki şehirlerde umut olabileceğini ancak kendilerinin bunu karşılayacak gücü olmadığını belirterek, “Oğlumun iyileşme şansı var. Onun gözlerini kaybetmesinden endişe ediyoruz. Fıtık olduğu için çok huysuz bir bebek ancak tedavi edilirse tüm hastalıklarında iyileşme olabilir diyor doktorlar. Lütfen oğlumuzun tedavisi için bize el uzatın, yardım edin” dedi.

Tedavisi Mümkün

Anne Hatice Hasan da çocuklarının gözlerini tamamen kaybetmesinden ve normal bir hayat sürememesinden endişe ettiklerini ifade ederek,  “Oğlum neredeyse 2 yaşında ama konuşamıyor, yürüyemiyor, oturamıyor ve hatta yemek dahi yiyemiyor. Sadece mama, süt gibi sıvı gıdalarla beslenebiliyor. Gözleri albino hastalığından dolayı büyük ölçüde görmüyor. Doktorlar tedavisinin mümkün olduğunu söylüyor ancak buna gücümüz yok” diye konuştu. Türkçe öğrenebilmek için yakınlarındaki bir devlet okulunda açılan yaz kurslarına giden 6 yaşındaki Maya ise, kardeşiyle oyunlar oynamak, birlikte parka gidebilmek istediğini ve kardeşinin kendisini görebilmesini dilediğini söyledi.

(Haberler,13 Temmuz 2018)

 

Lübnan Cumhurbaşkanı’ndan BM’ye Suriyeli Mülteci Çağrısı

Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn, ülkenin güney sınırının belirlenmesi konusunda Lübnan’a yardım edilmesi ve Suriyelileri mültecilerin ülkelerinde güvenli bölgelere dönüşünün kolaylaştırılması için Birleşmiş Milletler’e (BM) çağrıda bulundu. BM Lübnan Özel Temsilcisi Pernille Dahler Kardel ile görüşen Mişel Avn, güneyde faaliyet gösteren BM Lübnan Barış Gücü’nün (UNIFIL), İsrail askerlerinin Lübnan sınırında bulunan Mavi Hattı geçerek ihlal ettiği 1701 sayılı kararın uygulanmasındaki rolüne değinerek, güneyde istikrarın devamını sağlaması için yeni dönemde genişletmesini talep etti. Avn, Suriyeli mültecilerin Suriye’nin güvenli bölgelerine dönüşünü kolaylaştırmakla birlikte geri dönenlere koruma, barınma ve yiyecek sağlanması için BM’ye çağrı yaptı. Cumhurbaşkanı Avn, “Lübnan’dan ülkelerine giden Suriyelilerin geri dönüşü kendi istekleri doğrultusunda ve Lübnan’ın güvencesi altında gerçekleşti” ifadelerini de kullandı. Kardel ise BM’nin Lübnan’a olan desteğinin yanı sıra çeşitli düzeydeki taleplerine yardımcı olma arzusunu dile getirdi.

(Şarkul Avsat,13 Temmuz 2018)

 

Suriyeli İşçi PKK’yı Övmekten Gözaltına Alındı

Malatya’da mevsimlik işçi olarak Suriye uyruklu şahıs, sosyal medya hesabından terör örgütü PKK/KCK’nın propagandasını yaptığı gerekçesiyle gözaltına alındı. Malatya İl Jandarma Komutanlığı tarafından yapılan açıklamada Yeşilyurt ilçesine bağlı Gözene Mahallesi’nde mevsimlik işçi olarak çalışan Suriye uyruklu bir şahsın kendisine ait sosyal medya hesabından PKK/KCK terör örgütünün propagandasını yaptığı ve övücü resimler paylaştığının tespit edildiği belirtildi. Bu kapsamda şahsın gözaltına alındığı ve sorgusunun devam ettiği öğrenildi.

(Haber Türk,12 Temmuz 2018)

 

6 Yaşında Mülteci, 32 Yaşında Dünyanın En İyisi! Luka Modric’in İbretlik Hikâyesi…

2018 Dünya Kupası Yarı Final mücadelesinde İngiltere’yi 2-1 yenerek tarihinde ilk kez finale yükselen Hırvatistan büyük bir başarıya imza atarken şüphesiz kaptan Luka Modric de bu hikâyenin en kilit yerinde duruyor. Uzun süredir takıma liderlik yapan Modric’in hayat hikâyesi ise tüyler ürpertecek cinsten. İşte 6 yaşında mülteci olmak zorunda kalan Modric’in sıra dışı hayatı… 2018 Dünya Kupası Yarı Final maçında İngiltere karşısında 1-0 yenik duruma düşmesine rağmen 2-1’lik galibiyetle sahadan ayrılarak adını finale yazdıran Hırvatistan Milli Takımı bu aşamaya kadar gelerek taraflı tarafsız herkesin takdirini kazanmayı başardı. EURO 2008’de Türkiye’ye penaltı atışları sonucunda elenen Hırvatlar, şüphesiz büyük bir şok yaşarken 10 yıl sonra Dünya Kupası’nda finale kalarak istikrar ve başarı tanımlarının içini tam anlamıyla doldurmayı başardılar. 2008’deki maçta penaltı atışını kaçıran ve o dönem 22 yaşında olan Luka Modric, Rusya’daki Dünya Kupası’nda Hırvatistan Milli Takımı’nın 32 yaşındaki tecrübeli kaptanı olarak arkadaşlarına liderlik yapma görevini üstlendi. 2012’de Tottenham’dan Real Madrid’e 30 milyon Euro bedelle transfer olan ve her geçen yıl kariyerini bir üst noktaya taşıyan “Şanslı Luka” lakaplı yıldız futbolcu, az bilinen ama örnek teşkil edecek bir hayat hikâyesine sahip. Herkesin yetenekleri ve futbol sahasında yaptığı harika işlerle tanıdığı Luka Modric’i biraz daha yakından tanıyalım…

6 Yaşında Mülteci Oldu!

O dönem Yugoslavya olarak bilinen ülkenin Zadar şehrinde 9 Eylül 1985 tarihinde doğan Modric, Bosna savaşı sırasında etnik Sırp isyancıların dedesini öldürmesi sonucunda 6 yaşındayken mülteci olmak zorunda kaldı. Onun gözleri önünde cereyan eden bu olay, hayatının sonraki dönemlerinde unutamayacağı bir an olarak kaldı. Devam eden yıllarda da savaş bölgelerinde büyüyen ve bomba sesleri altında çocukluğunu yaşayan Modric’in annesi Radojka Modric tekstil işçisi, babası Stipe Modric ise askerlerin arabalarını onaran bir tamirciydi. Evlerinin yakılmasının ardından yaşadıkları yeri terk etmek zorunda kalan Modric ailesinin yakası beladan uzun süre kurtulmadı. Savaş sonuna kadar Zadar’da bir otelde yaşayan aile tüm zorluklara rağmen Luka Modric’in hayata tutunmasını sağladı.

“Bombalar Patlarken Top Oynuyordu”

Modric ailesinin kaldığı Kolovare Otel’in bir yetkilisi, yıllar sonra yaptığı açıklamada, “Atılan bombalar yüzünden oteldeki bütün camlar kırılıyordu. Ancak Modric o sırada otelin her yerinde hiç aldırış etmeden futbol oynuyordu” diyerek büyüyünce ülkesini Dünya Kupası’nda finale taşıyacak çocuğun hayallerinin peşinden nasıl gittiğini açıkça gözler önüne seriyor. Ancak Modric’in önünde bazı engeller vardı. Bunlardan birisi çok güçsüz, sıska ve utangaç olmasıydı. NK Zadar altyapısında yetişen Modric hakkında konuşan kulüp başkanı Josip Bajlo, “Yaşı bakımından sıska ve gerçekten çok küçüktü ama onun içinde özel bir şeyler olduğunu hemen görebiliyordunuz” sözleriyle Modric’i tanımlıyordu.

Yılmadı, Çok Çalışarak Başardı!

Küçük bedeni karşısında oluşan önyargıları yıkmak için hayatını futbola adayan Modric 10 yaşındayken Mario Grgurovic ile birlikte Hajduk Split tarafından denemeye alındı. Ancak yine çok küçük ve güçsüz olması gerekçesiyle takıma alınmazken Split tercihini Grgurovic’ten yana kullandı. O dönemler hakkında konuşan 33 yaşındaki Grgurovic, “Modric ile Zadar’ın altyapısında tanıştık. Hajduk’a beraber gittik ve Hırvatistan’ın genç takımlarında hep beraberdik. O zamanlar daha büyük bir yetenek olarak değerlendirildim ama bu futbol… Luka’dan daha büyük bir yeteneğe ve kariyere sahip olamadım” ifadelerini kullanarak gerçekleri gün yüzüne çıkartıyordu. Hajduk Split’te tutunamayan Modric’in kariyerindeki kilit nokta ise Dinamo Zagreb’in U17 takımına alınması oldu. Kısa bir süre Inter Zapresic takımında kiralık olarak forma giyen Modric burada edindiği tecrübe ve fiziksel gelişimi sonrasında yeniden Zagreb’e geri döndü. Inter Zapresic’in eski hocası Srecko Bogdan, “Vedran Corluka ve Hrjoje Cale ile birlikte takıma gelmişlerdi. Luka sahada ne yapması gerektiğini ve nasıl gol atılacağını çok iyi biliyordu. Onunla çalışmak gerçekten keyifliydi. Bugün çalıştırdığım çocuklara bir şeyler öğretmek gerçekten daha zor. Luka futbolu sokakta öğrenip gelmişti. Bugün çocuklar sokakta futbol oynamıyor” diyerek Modric’in ruhundaki futbol yeteneğinden bahsetti.

Inter Zapresic ve Zrinjski Mostar’da kiralık geçen yılların ardından 2005’te Dinamo Zagreb’e geri dönmesi Modric için unutulmayacak yılların başlangıcı oldu. Art arda 3 lig şampiyonluğunun ardından 2007’de yılın oyuncusu seçildi ve 2008’de 21 milyon Euro bedelle Tottenham’a transfer oldu. Kısa sürede Tottenham’da liderlik rolünü başarıyla üstlenen Modric, 2010-11 sezonunda Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek finale yükselen takımın en kilit oyuncuları arasında yer aldı. Ve bu yükseliş 2011-12 sezonunda 33 milyon Euro bedelle Real Madrid’e transfer olmasını sağladı. Sonrasında İspanyol deviyle sayısız başarı yakalayan 32 yaşındaki dünya yıldızının, Dünya Kupası final biletini aldıkları İngiltere maçından sonra saha içinde gözyaşlarını tutamaması için bir hayli sebebi vardı…

Dünya tarihinin tartışmasız en iyi yaratıcı orta sahalarından biri kabul edilen Modric, Hırvatistan Milli Takımı ile bir Dünya Kupası şampiyonluğu yaşar mı, ya da bir daha bu şansı elde eder mi bilinmez. Ancak 6 yaşında felaketlerle başlayan ve 32 yaşında dünyanın en iyi futbolcuları arasında yer almasını sağlayan bu hayat hikâyesinin, futbola başlayacak çocuklar için ilham kaynağı olacağı kesin…

(Sözcü,12 Temmuz 2018)

 

Guterres: ‘Ülkeler Arasında Yasal Göç Genişletilmeli’

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, göç konusunda yeni bir küresel anlaşmanın sağlanması kararı alması sonrasında, “Güvenli ve Düzenli Göç için Küresel İlkeler Sözleşmesi” konusunda hazırlık çalışmalarına New York’ta devam ediyor. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, geçtiğimiz hafta BM Genel Kurulu tarafından yılsonunda değerlendirilmek üzere imzalanan ‘Mülteciler Küresel İlkeler Anlaşması’ ile ilgili görüşlerini açıkladı. Guterres, basın toplantısında, yeni küresel anlaşmanın devreye girmesinin mültecilere sağlayacağı faydaları sıraladı. Guterres üzerinde çalışılan yeni küresel anlaşmanın hedefleriyle ilgili bilgiler verdi, ülkelerin büyümesinde göçmenlerin katkısına dikkat çekti. Dünyada 250 milyon göçmen olduğunu kaydeden Guterres, yeni küresel uzlaşmanın mültecilerin risklerini azaltacağını ve ülkeler arasında yasal göçün yolunu açacağını savundu.

​“Yeni Küresel Anlaşmanın Üç Önemli Amacı Var”

BM Genel Sekreteri Guterres, göçün olumlu bir küresel olgu olduğuna dikkat çekti, yeni sözleşmenin üç önemli amacı olduğunu söyledi. Guterres, “amaçlardan birincisi, ülkelerin ulusal kalkınma politikalarıyla, uluslararası kalkınma işbirliğini göçü dikkate alarak yeniden yöneltmek. Göçün yaşandığı ülkelerde insanların kendi memleketlerinde onur içinde çalışması ve yaşayabilmesi için fırsatlar yaratmak” dedi. BM Genel Sekreteri, insan tacirlerinin eline düşen mülteci kurbanları korumanın hayati bir önem taşıdığını belirterek, “Kaçakçılık ve insan ticareti suç, ancak göçmek suç değil ”dedi. Anlaşmanın ikinci önemli noktasının da kaçakçılar ve insan tacirlerine karşı verilen uluslararası mücadeleyi ve işbirliğini güçlendirmek olduğunu ifade etti. Anlaşmada üçüncü önemli amacın da “dünya çapında uluslararası göçe daha fazla fırsat tanınması ve ülkeler arasında yasal göçün genişletmesi” olduğunu kaydetti. Guterres,”Göç kaçınılmazsa, göçün yaşandığı ülkelerle transit geçiş ve varış ülkeleri arasında etkin uluslararası işbirliğiyle daha iyi organize edilmeli, böylece insan kaçakçılarının elindeki hareketleri kontrol etmeliyiz” dedi. Guterres, birçok gelişmiş ülkenin yaşlanan işgücündeki boşlukları doldurmak için göçmenlere ihtiyaç duyduğunu ayrıca iklim değişikliği gibi diğer faktörlerin de insanları evlerinden uzakta bir fırsat aramaya yönlendirmeye devam edeceğini savundu. Guterres, dünyanın mültecilerinin büyük çoğunluğunun gelişmekte olan ülkelerde barındırıldığını söyledi “Bu sorumluluk küresel olarak paylaşılmalı” dedi. “Göçmenler büyüme için dikkate değer bir motordur” diye konuştu.

Uzlaşmanın Temeli 2016 New York Deklarasyonunda Atıldı

Birleşmiş Milletlere üye 193 ülkenin, mülteci ve göçmenlerin hareketlerini güvenli ve düzenli yönetmeye yönelik kapsamlı bir plan olan New York Deklarasyonu 2016 yılında kabul edilmişti. Küresel anlaşmanın hazırlanması ve uzlaşmanın sağlanması yönünde çalışmalar ise ara verilmeden sürdürülmüştü. ‘Güvenli ve Düzenli Göç için Küresel İlkeler Sözleşmesi’nin’, Aralık ayında Marekeş’te üye ülkeler tarafından resmen kabul edilmesi planlanıyor.

(Amerika’nın Sesi,13 Temmuz 2018)

 

Alman Bakan Espri Konusu Yapmıştı… O Mültecilerden Biri İntihar Etti!

Son dönemde göçmen karşıtı tavrıyla gündemden düşmeyen Alman İçişleri Bakanı Horst Seehofer, geçen hafta Berlin’in göç planını açıkladı. Açıklama yaparken “tam da” kendisinin 69’uncu doğumgünü olan 4 Temmuz günü 69 mültecinin sınır dışı edildiğini söyledi. Seehofer’in bunu bir espri olarak sunmaya çalışıp gülümsemesi tepkilere neden oldu. Afganistan’dan gelen acı bir haber tepkinin dozunu artırdı. Afganistan’a geri gönderilen 69 mülteciden birinin Kabil’e vardıktan kısa bir süre sonra intihar ettiği açıklandı. Almanya İçişleri Bakanlığı, mültecinin Almanya’da hırsızlık ve adam yaralama suçlarından hüküm giydiğini kaydetti. Alman Mültecilere Yardım Örgütü ise, intihar eden mültecinin 8 yıl Almanya’da yaşamış olduğunu belirtti. Almanya’da Seehofer’e istifa çağrıları artıyor. Seehofer, geçtiğimiz günlerde mülteci politikası konusunda Başbakan Angela Merkel ile derin bir görüş ayrılığı yaşamış, istifanın eşiğinden dönmüştü.

(Haber Türk,12 Temmuz 2018)

 

Trump’a göre Avrupa Göçmen Akınları Yüzünden Kendi Kültürünü Kaybediyor

Amerika Devlet Başkanı Donald Trump, perşembe günü İngiliz gazetesi The Sun ile yaptığı bir röportajda Avrupa’nın göçmenlik politikalarını sert bir üslupla değerlendirdi. Şiddetten kaçan ve sığınma arayışında olan göçmen akını, kıtanın kültürünü yitirmesine ve Avrupa’nın dokusunu değiştirmesine neden olduğunu belirtti. Başkan Trump bu doku değişiminin olumlu bir tarafı olmadığını, milyonlarca insanın Avrupa’ya girmesine izin vermenin çok ama çok üzücü olduğunu söyledi.  “ Etrafına bak. 10 ila 15 yıl önce var olmayan problemlerle yüzleşiyorsun.” Sözleriyle devam eden Trump, sığınmacı ve göçmenlerin terörizmi Avrupa’ya taşıdığını ima ederek, yasallık gözetmeden göçmenliğin her türlüsüne karşı olduğunu bir kez daha belirtti.

(Huffington Post, 13 Temmuz 2018)

 

ABD, Ev İçi Şiddet Mağdurlarından Sığınma Taleplerini Otomatik Olarak Reddedecek

Trump yönetimi Çarşamba günü yeni bir rehber yayınladı ve sınır görevlilerinin ABD’de içinde bulundukları ev içi şiddet ve çete şiddeti korkusuyla sığınma talebinde bulunan sığınmacıların başvurularını otomatik olarak reddetmeleri talimatını verdi. Talimat, hayatta kalanların, bir göçmenlik mahkemesi önünde davalarını tartışma şansına bile sahip olmayacağı anlamına geliyor.

Bu rehber, Başsavcı Jeff Sessions’ın göçmen hâkimlerinden çete ve ev içi şiddetten kurtulanların çoğuna sığınma hakkı vermesini engelleme emrini vermesinden sadece bir ay sonra yayınlandı. Savunucular, hayatta kalanlara sığınma hakkının reddedilmesinin, yakın kadın ve çetelerin ellerinde şiddetten kaçan birçok kadın ve aileleri için ölüm cezası olacağını söylemişti.

Yeni karar, Latin Amerika göçmenlerine açıkça zarar verecek. Şiddetli ölümlerin 2016 Small Arms Anketi analizine göre, dünyadaki en yüksek kadın öldürme oranına sahip üç bölge Orta Amerika, Karayipler ve Güney Amerika.

(Refinery29, 12 Temmuz 2018)

 

Fransa, “Aquarius” Gemisi Mültecilerinden Bazılarını Ülkesine Aldı

Fransız hükümeti, Haziran ayında kurtarma gemisi “Aquarius”un alıp İspanya’ya götürdüğü 78 mülteciyi ülkesine aldı. Kurtarılanlar Fransa’nın çeşitli bölgelerine dağıtıldı.

Gemi bir hafta boyunca Akdeniz’de süren yolculuğunu geride bıraktı. Bu sürede gemide Akdeniz’de kurtarılmış toplamda 600 kişi bulunuyordu. İtalya’nın tavrı hala problematik gözükmektedir. Roma’daki politik rota değişiminin ardından Lega Nord’un yeni sağcı İçişleri Bakanı Matteo Salvini, geminin bir İtalyan limanına girişini reddetti. Bunun üzerine İspanya, kurtarılanların nihayet karaya ayak basabilmesi için uygun görüldü.

Fransa da bazı insanları ülkesine almayı kabul etti. Mültecilerin çoğu Eritre ve Sudanlı. Şimdi İspanya’dan Fransa’ya götürülüyorlar, burada ülkenin kuzey ve güneydoğusundaki bölümlere dağıtılacaklar. Paris’teki İçişleri Bakanlığına göre, kabul edilenlerin sığınma başvurusunda bulunmaları gerekiyor.

Bu arada “Aquarius”, Valensiya’dan Güney Fransa’nın Marsilya kentine yol aldı. Temmuz ayının sonunda Libya kıyılarındaki arama ve kurtarma bölgesine geri dönecek.

(Deutsche Welle, 13 Temmuz 2018)

 

“Almanya’nın Tutarlı Göç ve İltica Politikası Yok”

Almanya İçişleri Bakanı Horst Seehofer’in göç ve iltica politikası taslağı ve NATO’nun içinde bulunduğu durum Alman basınında öne çıkan yorum konularını oluşturuyor.

Süddeutsche Zeitung, Almanya İçişleri Bakanı Horst Seehofer’in göç ve iltica politikalarıyla ilgili önerilerinin tutarsızlığına işaret ediyor:

“İçişleri Bakanı Horst Seehofer’in 23 sayfalık göç politikası planını dikkatle okuyunca, öncelikle taslağın ilk yarısının Avrupa hukukuna ters düşen maddelerle dolu olduğu görülecektir. Seehofer planının ilk bölümünde yer alan göç nedenleriyle mücadele önerileri tartışılmaya değer. Ancak planın ikinci bölümü bütün olumlu önerileri silip süpürüyor. Kaçak göçle mücadelede izlenebilecek ulusal yöntemlerle ilgili bölümlerin ne denli Anayasa Mahkemesi kararlarıyla çeliştiğini görünce hayrete düşmemek elden gelmiyor.”

Frankfurter Rundschau gazetesinin yorumunda Almanya Hükümetinin göç ve iltica politikalarında bocalamaya devam ettiği belirtiliyor:

“İçişleri Bakanı’nın göç planı kadar esrar perdesi arkasında gizlendiği için yoğun spekülasyonlara yol açan bir bakanlık çalışması şimdiye kadar görülmemişti. Planın büyük bir hamle olacağı tahmin ediliyordu ve böyle olması da gerekliydi. Ancak Seehofer’in sunduğu plan ‘hamle’ tanımlamasını hak etmiyor. Plan, Hristiyan Birlik partileri (CDU/CSU) arasında belli mültecilerin Avusturya sınırından geri çevrilmesiyle çıkan anlaşmazlığın ardından koalisyon ortağı Sosyal Demokrat Parti (SPD) ile varılan mutabakatın da gerisinde kalıyor. Plan SPD açısından provokasyon anlamına geliyor. Oysa ilticayı konu alan planın farklı bir zemine oturtulması gerekirdi. Bu görev bütün hükümete düşmekteydi ve yol gösterici fikirlerin başbakanlıktan gelmesi gerekirdi. Başbakan Angela Merkel isabetli bir tanımlamayla, göçün Avrupa’nın yazgısını belirleyecek bir konu olduğunu söylemişti. Kendi hükümeti bundan gereken sonuçları acaba çıkarabildi mi?”

Mindener Tageblatt gazetesi Donald Trump’ın ortak ittifak ilkelerine aldırmamasının vahim sonuçlar doğurabileceğini yazıyor:

“Şimdiye kadar NATO’nun iyi ve kötü günleri oldu. Ama müttefikleri birleştiren ortak güvenlik hedefinden sapma olmadı. Ortak değerler bilinci müttefikleri kenetleyen hedefe meşruiyet kazandırıyordu. Donald Trump’ın ABD Başkanlığı’na seçilmesinden sonra ittifak bünyesinde üslup değişti. Düşüncesizce ve kayıtsızlıkla formüle edilen ‘Önce Amerika’ politikası kısa olmasa da orta ve uzun vadede de ABD’ye de zarar verecektir. Trump tarih olduktan sonra da onun ve çevresindekilerin izlediği politikanın ceremesini sadece kendi ülkesi çekmeyecektir.”

Handelsblatt gazetesi NATO’nun geleceğini konu alan yorumunda şu görüşlere yer veriyor:

“Trump’ın güvenilmezliği karşısında Avrupa’nın sürekli işbirliğiyle ilgili açıklamalarını bir an önce fiiliyata dökmekten ve kendi ordularını daha çabuk güçlendirmekten başka çaresi kalmıyor. Önemli olan derhal ya da en geç 2024 yılına kadar savunma bütçesini milli gelirin yüzde 2’sine çıkarmak değil. Önemli olan, Kırım’ın ilhakına kadar çeyrek yüzyıl boyunca sürdürülen koordine edilmemiş tasarruf politikasından sonra Avrupa’yı koordineli bir şekilde caydırıcı askeri yapıya kavuşturmaktır.”

(Deutsche Welle, 13 Temmuz 2018)

 

Mültecilerin “Diciotti” Gemisini Terk Etmelerine İzin Var

İtalya İçişleri Bakanı Matteo Salvini, 67 mültecinin gemiden ayrılmasını engellemek istemişti. İtalya Başkanı Sergio Mattarella’nın müdahalesi sonrasında mültecilerin karaya çıkmalarına izin verildi.

İtalya Sahil Güvenlik tarafından Akdeniz’de yakalanan 67 mülteci, İtalyan medyasına göre gemiyi terk etti. Basın fotoğrafları, gece yarısından kısa bir süre önce gemiden indiklerini ve polis araçlarının eşlik ettiği siyah bir otobüse bindiklerini gösterdi. Öncesinde, İtalya Başbakanı Giuseppe Conte, göçmenlerin kişisel bilgileri kayıt altına alındıktan sonra Diciotti’den ayrılabileceklerini açıklamıştı.

(Zeit Online, 13 Temmuz 2018)

 

AB İçişleri Bakanları Toplantısına Göç ve İltica Konuları Damgasını Vurdu

Avusturya’nın Avrupa Birliği (AB) Dönem Başkanlığı çerçevesinde düzenlenen ilk gayri resmi İçişleri Bakanları toplantısında Avrupa sınırlarının korunması, göç ve iltica konuları ele alındı.

AB ülkelerinin İçişleri bakanları, özellikle sığınmacı sorununu görüşmek üzere İnnsbruck kentinde toplandı.

Avusturya İçişleri Bakanı Herbert Kickl, düzenlenen basın toplantısında, bakanlarla iltica ve göç sorunuyla mücadele için alınması gereken önlemler üzerinde fikir alışverişinde bulunduklarını söyledi.

Kickl, 2015’te baş gösteren sığınmacı sorununun ardından önemli adımlar atıldığını, olası krizlere dayanıklı dış sınır güvenliği ve işleyen iltica sistemine ihtiyaç olduğunu belirterek “Biz Schengen bölgesini korumak istiyoruz.” dedi.

AB Komisyonunun Göç, İçişleri ve Vatandaşlıktan Sorumlu Komiseri Dimitris Avramopoulos da AB Sınır Güvenliği Ajansı “FRONTEX”in bünyesindeki görevli sayısının 2020’ye kadar 10 bine çıkartılacağını kaydederek bunun için gerekli olan bütçe ve teknik sorunların giderilmesi için çalıştıklarını ifade etti. Avramopoulos, AB dışında göçmenlere yönelik merkezlerin kurulmasına üçüncü ülkelerin sıcak bakmadığına dikkati çekerek sığınmacıların yerleştirileceği “varış merkezleri’’nin Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) gibi uluslararası kuruluşlarla iş birliği içinde ve Cenevre Mülteci Sözleşmesi’ne uyumlu olarak hayata geçirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

(Bild, 13 Temmuz 2018)