Türkiye’de ve dünyada son günlerde göç, göçmen, mülteciler ve sığınmacılar konularında gündemde öne çıkan başlıklar…

 

Suriyeliler ‘Kalıcı’ Olarak Kabullenilmiyor

Türkiye’de “Suriyeliler ülkelerine geri dönüş yapacak mı?” sorusu gündemden düşmüyor. Vatandaşların çoğu, ‘’Misafirlik geçici bir süreçtir’’ dese de son açıklanan rapor, durumun tam tersini işaret ediyor.

Kamu Denetçiliği Kurumu, açıkladığı son raporuyla Türkiye’deki özellikle genç nüfus yoğunluğuna sahip Suriyeli sığınmacılara dönük uyum politikaları üretilmesi çağrısı yapınca, artık geri dönüş olmayacağı tespiti kamuoyunda tartışılmaya başlandı. VOA Türkçe’nin Ankara’da mikrofon uzattığı vatandaşlardan bir kısmı kamera önünde yorumda bulunmayı arzu etmese de, Suriyelilerin Türkiye’de kalıcı olmasından duydukları rahatsızlığı dile getirdi.

Halk arasında Suriyelilerin Türkiye’de kalması gerektiği yönünde olumlu görüş ifade eden ve bunu aktarmak isteyenlerin pek olmadığı da gözlendi.

Mikrofona görüşlerini aktaranların bazıları özellikle Suriyelilere, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı hakkı verilmesine tepki gösteriyor. Vatandaşlar, Avrupa ülkelerince orada yaşayan Türklere vatandaşlık hakkı verilmesi konusunda nasıl zorluklar çıkarıldığını anımsatıyor ve Avrupa’nın nasıl son yedi yıldır Suriyelileri kabul etmekte kolaylık sağlamadığını belirtiyor. Türk vatandaşlığına kabulde mutlaka şartlar konulması gerektiğini söyleyenlerin bazıları, artık kendilerini kendi vatanlarında yabancı hissetmeye başladıklarını ve Türkiye’nin yapısında bozulma olduğunu dile getiriyor.

Kamu Denetçiliği Kurumu’nun “Türkiye’deki Suriyeliler” başlıklı özel raporunda 3 milyon 500 binden fazla sığınmacıya ilişkin değerlendirmeler yer almıştı. Raporda, “Suriyelilerin vatanlarına dönebilmesi konusunda her türlü iç ve dış çabanın gösterilmesi kadar, kalıcılık ihtimallerinin de dikkate alınarak ‘uyum’ politikalarının geliştirilmesine önem vermek gerekmektedir. Zira kalıcılığa hem Suriyeli toplumun hem de Türk toplumunun yeterince hazırlanmaması, çok yönlü ciddi sorunlara da yol açabilecektir. Kapsamlı uyum politikalarının mültecilerin Suriye’ye dönüş eğilimlerini törpüleme riski olduğu da açıktır. Ancak ülke nüfusunun yüzde 4’ünü bulan bir nüfus ile bir arada yaşamanın zorunlu hale gelmesi durumunda, ‘kalıcılığı teşvik etmeme’ gerekçesi ile ertelenen politikaların maliyetleri daha da yüksek olacaktır” ifadeleri dikkat çekmişti.

Yine raporda, “Türkiye’de bulunan Suriyelilerin % 45’i yani 1 milyon 400 binden fazlası 18 yaş altındaki çocuk ve gençlerden oluşmaktadır. Bu grubun ülkelerine dönmesi hem tek başlarına mümkün değildir hem de aileler çocuklarının güvenli ortamda kalmalarını daha da önemsediklerinden, Suriye’de mutlak barış, huzur ve kendileri için güvenlik sağlanmadıkça dönmeyi düşünmeyeceklerdir” tespiti göze çarpmıştı.

(Amerika’nın Sesi, 12 Kasım 2018)

 

Suriyelilerin Yüzde 94’ü Vatandaşlık İstiyor

Türkiye’de 3,5 milyonu aşan Suriyeliler ile ilgili Kütahya’da yapılan ‘Suriyelilerin Göç Sürecinde Aidiyet Tanımlamalarının İnşası Kütahya Örneği’ başlıklı yüksek lisans tezi çalışmasında, Suriyelilerin yüzde 90,7’sinin Kütahya’da yaşamaktan memnun olduğu, yüzde 94,2 ‘sinin Türk vatandaşlığını istediği ortaya çıktı.

Sosyolog Merve Öğütcü, Prof. Dr. Talip Karakaya’nın rehberliğinde Kütahya Dumlupınar Üniversitesi (DPÜ) Sosyal Bilimler Enstitüsü master tezi olarak, Kütahya’da yaşayan Suriyelilerle ilgili araştırma yaptı.

Merve Öğütcü, 2017 verilerine göre Kütahya’da çoğu çocuk olmak üzere toplam 450 kişi yaşadığını, saha çalışmasının 15 Ocak-25 Mart 2018 tarihleri arasında 18 yaş ve üzeri olan 85 kişiyle gerçekleştiğini söyledi. Öğütcü, tez çalışmasında şu sonuçların ortaya çıktığını belirtti:

“Kütahya ili, ilçeleri ve köylerinde yapılan saha araştırmasında, Suriyelilerin yüzde 44,2’sinin geleceğini Türkiye üzerinden şekillendirdiği, Türkiye’ye olan aidiyet düzeylerinin ise yüzde 74,4 olduğu belirlendi. Suriyelilerin yüzde 90,7 gibi oldukça yüksek oranda Kütahya’da yaşamaktan memnun olduğu, yüzde 94,2 ‘sinin ise Türk vatandaşlığını istediği sonucuna ulaştık. Kütahya’da yaşayan Suriyelilerin yüzde 94,2’si vatandaşlık istiyor, yüzde 79,1’i Türkçe biliyor, yüzde 72,1’i yerli halk ile kendileri arasında herhangi bir fark görmüyor.”

Evliliklere Olumlu Bakıyorlar

Suriyelilerin Kütahya’yı seçme nedenleri arasında coğrafi yakınlık, akraba, arkadaş, güvenlik, evlilik, iş ve diğer sebepler yer alıyor. Yüzde 34,9 ile iş imkanı ise başı çeken sebepler arasında. Diğer bir deyişle Kütahya’da yaşayan Suriyelilerin büyük bir kısmı iş sebebiyle Kütahya’yı seçiyor. İkinci yüksek oranla ise yüzde 24,4 ile evlilik yer alıyor. Araştırmanın evlilik ile ilgili diğer bir ilginç bulgusunda ise, örneklemin yüzde 77,9’unun bölge halkıyla evliliklere olumlu baktığı, yüzde 20,9’unun ise onaylamadığı sonucudur. Söz konusu oranların oluşmasında sosyo-kültürel benzerlikler ve farklılıklar ayrıca karşılıklı güven problemleri yer alıyor.

Kütahya Halkına Yönelik Algı

Kütahya sınırları içinde yaşayan örnekleme dahil olan, Suriyelilerin yüzde 72’si Kütahya halkı ile kendileri arasında bir fark görmüyor, yüzde 31’i farkın anadil olduğunu, yüzde 28’i kültürel olarak farklı olduklarını, yüzde 18’i ise davranışların farklı olduğunu belirtiyor. Yüzde 89 gibi oldukça yüksek bir oranla katılımcılar, Kütahya halkının kendilerine karşı davranış ve düşüncelerinin olumlu olduğunu düşünüyor.  Yüzde 90’ı gibi oldukça önemli bir oranı, Kütahya’ya göç etmiş olmaktan memnun. Yüzde 47’si neden memnun olduğunu kültürel açıdan, yüzde 22’si ekonomik, yüzde 7’si ise siyasi olarak açıklıyor. Yüzde 44’ünün kendisine yakın hissettiği ülke Türkiye. Katılımcıların, yüzde 40,7’sinin yakın çevresi Türklerden, yüzde 26’sı Suriyelilerden, benzer bir oranla yüzde 27’si hem Türklerden hem Suriyelilerden oluşuyor.

Vatandaşlık İstiyorlar

Suriyelilerin vatandaşlık eğilimi araştırmanın çarpıcı sonuçları arasında yer alıyor. Araştırmaya göre Kütahya’da Suriyelilerin yüzde 94,2’si Türk vatandaşlığı istiyor, yüzde 38,4’ü vatandaşlığı gelecek tasavvuru, yüzde 33,7’si kimliksel aidiyet olarak algılıyor. ‘Tek bir vatandaşlığı seçme imkanım olsa Türkiye’yi seçerdim’ diyenlerin oranı yüzde 43 ile ‘tek bir vatandaşlığı seçme imkanım olsa Suriye’yi seçerdim’ diyenlerin oranına eşit. Bölge halkıyla evliliklere olumlu bakan katılımcılar yüzde 91 oranı ile tek bir vatandaşlığı seçme durumu için Türkiye cevabını veriyor. Katılımcıların yüzde 93’ü ise çifte vatandaşlık istiyor. Vatan kavramına yönelik çağrışımda ise örneklem grubu şıklarda yer almayan seçeneklerde belirterek ‘serbest çağrışım’ da bulunuyor. Şıklarda yer almamasına rağmen yüzde 16,3 vatan kavramını ‘anne’ olarak belirtilen önemli bir kesim, ‘vatan aynı anne, Türkiye aynı hanım. Türkiye’yi ben istedim ama Suriye mecbur Allah’tan’, benzer şekilde yüzde 16,3’ü aynı oranda ‘her şeyimiz’ cevabını veriyor. Diğer katılımcıların ise yüzde 14’ü ‘Suriye’, yüzde 10,5 ‘toprağımız’ ve yüzde 8’i de ‘Türkiye’ olarak cevaplıyor.

Sosyo-Kültürel Aidiyet

Araştırmada, Suriyelilerin sosyo-kültürel aidiyetlerine yönelik yapılan tespitler oldukça önemli. Örnekleme konu olan Suriyelilerden yüzde 74,4’ü kendini Türkiye’ye ait hissettiğini belirtiyor. Kendini Türkiye’ye ait hissetmediğini ve tek bir vatandaşlığı seçme imkanı olsa Türkiye’yi seçmeyeceğini belirtenlerin oranı yüzde 80,95 gibi oldukça yüksek bir oran, yüzde 51,6’sı kendini Türkiye’ye ait hissettiğini ve tek bir vatandaşlık imkanı olsa Türkiye’yi seçeceğini ve yüzde 29’u ise kendini Türkiye’ye ait hissettiğini ancak seçme zorunda kalması halinde Suriye’yi seçeceğini söylüyor.

Dönmeyi Düşünüyorlar Mı?

Örnekleme konu olan katılımcıların yüzde 46’sı Suriye’ye geri dönmeyi düşünürken, yüzde 44’ü Suriye’ye geri dönmeyeceğini ifade ediyor. Yüzde 8’i ise geri dönüş konusunda kararsız. Geri dönme düşüncesi üzerinde ise cinsiyete göre anlamlı bir farklılık bulunmuyor. Yüzde 60’ı tek bir vatandaşlık imkanı olsa Suriye’yi seçeceğini belirtirken, yüzde 57’si ‘Suriye’ye geri dönmeyi düşünmüyorum’ diyor. Yüzde 57 ile benzer bir oranla katılımcılar, tek bir vatandaşlık imkanı olsa Suriye’yi seçiyor ama oraya dönme konusunda kararsız kalıyor. Yüzde 35’i ise tek bir vatandaşlık imkanım olsa Türkiye’yi seçeceğini ama Suriye’ye de dönme düşüncesi olduğunu belirtiyor.”

(Yeniçağ, 8 Kasım 2018)

 

Kahramanmaraş’ta Huzur Bozan Suriyeliler Kampa Gönderildi

Elbistan ilçesinde Suriyeliler ekmek ve kahve satışı yüzünden sokak ortasında kavga ederken 6 Suriyeli mülteci, polis nezaretinde Kahramanmaraş’taki kampa gönderildi.

Cumhuriyet Caddesi üzerinde bakkal tarzı iş yerleri bulunan Suriyeli mülteciler arasında ‘ekmek ve kahve satışı’ nedeniyle tartışma çıktı. Cep telefonu kamerasıyla da görüntülenen tartışma, kısa sürede büyüyüp taşların, sopaların ve demirlerin kullanıldığı kavgaya dönüştü.

Kalabalık olan her iki taraf, ara sokaklara da taşan kavgada birbirlerini darp etti. Suriyeliler arasındaki kavgaya, Elbistan İlçe Emniyet Müdürlüğünde görevli çok sayıda resmi ve sivil ekip müdahale etti.

Tarafları ayırmak için biber gazı kullanan polis ekipleri, çok sayıda kişiyi gözaltına aldı. Olayda yaralanan toplam 9 Suriyeli mülteci, Elbistan Devlet Hastanesine kaldırıldı. Tedavileri tamamlananlarla kavgadan sonra gözaltına alınan diğer mülteciler, emniyetteki işlemlerinin ardından Elbistan Adliyesine sevk edildi. Mahkemeye çıkarılan 10 şüpheliden 6’sının sık sık bu tür kavgalara ve adli olaylara karıştıkları, sürekli ilçede huzuru bozacak davranışlarda bulundukları öğrenildi.

Burada ifadeleri alınan 10 şüpheliden 6’sı, haklarındaki adli ve idari işlemlerin ardından polis otobüsü ile Kahramanmaraş Göç İdaresi kontrolündeki mülteci kampına gönderildi.

(İHA, 10 Kasım 2018)

 

“Suriyeliler 10 Yılda Türkiye’nin Yüzde 10’u Olabilir”

Eski CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, GAP bölgesine yaptığı ziyaretlerin ardından hazırladığı raporunu RS FM’de anlattı. Oran’a göre, hükümet GAP’a harcamadığı parayı Suriyeli mültecilere harcayarak bölgede büyük bir uçurum yarattı ve bunun sosyal riskleri de artıyor.

Suriyeliler girişimcilikleri, yatırımları, açtıkları işletmelerle Türkiye ekonomisine katkıda bulunuyor, birçok Suriyeli işletmeci ‘Türk kardeşlerine müteşekkir olduklarını’ söylüyor.

Fotoğrafın Tamamı Programında Ahu Özyurt’un sorularını yanıtlayan Umut Oran, “GAP ile ilgili vaatlerin hiçbirisi gerçekleşmedi. 1.8 milyar hektar alanın sulanması, 3.2 milyon kişiye iş sağlanmasını vaat etmişlerdi. 226.7 milyar lira kaynak aktarılacaktı bu kaynağın da yarısı aktarıldı. GAP bir anlamda kendi kaderine terk edildi” diye konuştu.

Umut Oran, 1.4 milyon Suriyeli sığınmacının bu GAP bölgesine yerleştiğini hatırlattıktan sonra “Bu bölge Türkiye’nin milli gelirinin tam olarak yarısını alabiliyor. İşsizlik oranı bu bölgede Türkiye ortalamasının 2 katı. İnanılmaz bir Suriyeli göçü almış ve aynı şekilde kendi vatandaşlarını Batı’ya göç veriyor” dedi.

‘GAP’ı Tamamlasak, Tarım Üretimimiz Üç Katına Çıkardı’

GAP’ın sulama projelerinin ancak yüzde 45’inin tamamlandığına dikkat çeken Umut Oran, “Eğer vaat edildiği gibi tamamlanmış olsaydı, şu anki tarımsal üretimimizin 2.5-3 katı bir üretimimiz olacaktı. İthalattan bu kadar bahsediyoruz, böyle bir yükümüz olmayacaktı. Bölgeye aktarılan fonlar da İşsizlik Fonu’ndan. Yani işverenlerin yaptığı ödemeler bu bölgede kozmetik diyeceğimiz projelere, mermer kaplamalar, bahçe süslemeleri gibi işlere aktarıldı. AK Partili yandaş müteahitlere aktarıldı” dedi.

‘Parti Kurmaya ve Yerel Seçime Hazırlanıyorlar’

AK Parti’nin Suriye politikasının farklı yönetilmesi gerektiğine dikkat çeken Umut Oran, “İktidar partisi devletin kaynaklarını önce kendi vatandaşına kullanmalı. Öyle şeyler yapılıyor ki, Urfa’da merkezdeki hastane Suriyelilere ayrılmış. Vatandaşlarımız 10 km dışarıya gitmek zorunda bırakılmış. Bu kadar insanı ki içinde El Kaide var mı, IŞİD var mı bakmadan almak çok büyük hata” dedi.

Oran, “Ben şahit oldum, genç bir doktor anlattı. 24 yaşında bir kadına doğum yaptırdım dedi, ve sekizinci çocuğunu doğurmuş. Bugün nüfusumuzun yüzde 5’i Suriyeli, bu rakam 10 yılda yüzde 10 olacak. Son 5 yılda 500 bin çocuk dünyaya gelmiş. Bu sosyal olarak, kültürel ve hatta siyasi olarak etkileri olacak bir durum. Kilis’de çoğunluk olmuşlar ve siyasi temsil için hazırlık yapıyorlar. Yerel seçime hazırlık yapıyorlar, parti kurmayı düşünüyorlar, örgütlenmeyi düşünüyorlar. Onları da bunun için suçlayamayız. Ama bu içeride pek çok çatışmaya, ayrışmaya da meydan verir” diyen Umut Oran, “Problem çok büyük, patlamaya hazır bir bombaya dönüşmüş, alarm veriyor” dedi.

(Sputnik, 7 Kasım 2018)

 

Şehit Çocuklarının Ayrıcalığı Suriyeli Çocuklara da Verildi

Adana Valiliği, kentteki Suriyeli çocukların ikametgahına bakılmadan okul kayıtlarının yapılması için talimat verdi.

Ülkemizde sadece şehit ve gazi çocuklarına tanınan ayrıcalık Suriyeli öğrencilere verildi. Adana’da Valilik, ildeki tüm Suriyeli çocukların ikametgaha bakılmaksızın istedikleri okullara kayıt yaptırılması talimatı verdi. Adana Vali Yardımcısı Mustafa Yavuz’un imzasıyla 15 ilçe kaymakamlığı kanalıyla ildeki tüm okullara gönderilen yazıda, Suriyeli öğrencilerden 1. sınıfa başlayacaklardan ‘denklik belgesi istenmemesi’ talep edildi.

Uymayana Ceza Verilecek

Talimata uymayan okul yöneticileri uyarıldı. Vali Yardımcısı, “Suriyeli öğrencilerin okullara kayıtlarında zorluk çıkaran ve kayıtlarını yapmayan kurum idaresi hakkında yasal işlem başlatılacağı…” uyarısını yaptı. Yönetmeliklere aykırı talimatı Meclis gündemine taşıyan CHP Adana Milletvekili Orhan Sümer, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’a, “Suriyeli çocukların sadece şehit, harp malulü ve muharip gazi çocuklarına tanınan hukuki istisnadan yararlandırılmasına yaklaşımınız nedir?” diye sordu.

(Sözcü, 12 Kasım 2018)

 

Suriyelilerden Sınırda PKK/YPG Protestosu

Akçakale’de toplanan Suriyeliler topraklarını işgal eden PKK/YPG’yi protesto etti

Suriyeliler işgalci PKK/YPG terör örgütünü protesto etti. Şanlıurfa’nın Akçakale ilçesinde toplanan yaklaşık 3 bin Suriyeli, Fırat’ın doğusundaki topraklarını işgal eden PKK/PYD terör örgütünü protesto etmek için “Vatana Dönüş Mitingi” düzenledi.

Ülkelerinde yaşanan iç savaştan dolayı Türkiye’ye sığınan Suriyeliler, Fırat Nehrinin doğusunda bulunan topraklarını işgal eden PKK/PYD terör örgütünü protesto etti. İlçe stadyumunda toplanan ve aralarında Suriye’nin önde gelen aşiretlerinin liderlerinin de bulunduğu yaklaşık 3 bin kişilik kalabalık, Türkiye ve Özgür Suriye Ordusu bayrakları açtı. Protestocular toplu halde namaz kılarak dualar etti.

Ülkelerine Dönmek İstiyorlar

Vatana Dönüş Mitinginde “Canımız sana feda sevgili Suriye”, “PYD-PKK vatanımızdan defol”, “Amerika topraklarımızdan elini çek”, “Bir bir Suriye halkı bir”, “Özgürlük ve hürriyet temel insan hakkıdır”, “Yeter artık bu hasret bitsin”, “Türk ve Suriye kardeşliği yaşasın”, “Allahu Ekber” sloganları atıldı. Topraklarını terör örgütünün baskıları nedeniyle terk etmek zorunda kaldıklarını söyleyen Suriyeliler, Türkiye’nin desteğiyle ülkelerine dönmek istediklerini söyledi.

Fırat’ın Doğusuna da Harekat Düzenlenmesini İstediler

Türkiye’nin düzenlediği Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatı sayesinde binlerce Suriyelinin evlerine döndüğünü belirten protestocular, Fırat’ın doğusuna da bir harekat düzenlenmesini beklediklerini belirtti. Resulany ve Telabyad’ın kendi toprakları olduğunu söyleyen Suriyeliler, terör örgütünün bölgeyi işgal ettiğini ve en kısa zamanda çıkması gerektiğini dile getirdi. TSK tarafından düzenlenecek bir harekata destek vereceklerini söyleyen protestocular, bunun için savaşmaya da hazır olduklarını söyledi. Başta ABD olmak üzere bir çok Avrupa ülkesinin artık terör örgütünü desteklemeyi bırakmalarını isteyen kalabalık, kendilerine kucak açan Türk devleti ve halkına da teşekkür etti.

Kalabalık adına bir açıklama yapan Umeyir Hasan El Abav,”Biz Suriye Telabyad vatandaşları olarak ülkemize ve vatanımıza dönmek istiyoruz. PYD ve PKK’nın şehrimizi ve vatanımızı terk etmesini istiyoruz. İnşallah yakında Türk ordusu ve Özgür Suriye Ordusu birlikte Fırat’ın doğusuna girerek bizleri bu işgalcilerden kurtarır. Bu vesileyle Türk halkına ve Türk ordusuna teşekkür ederim” dedi.

Mitingde konuşma yapan diğer katılımcılar ise, “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla, Fırat Kalkanı ile Zeytin Dalı Operasyonları başarılı olunca, teröristler buraları terk ettikten sonra halk güven içinde evlerine döndü. Şimdi biz Suriyeliler olarak il, ilçe ve köylerimizi işgalden kurtarmak için Türk ordusu ile Özgür Suriye Ordusunun doğu Fırat operasyonuna başlamasını talep ediyoruz. Ta ki bizleri ülkemizden süren, köylerimizi yakan, özel mallarımızı ve kamu mallarını yağmalayan, vatandaşları tutuklayıp kanaat önderlerimizi katleden PYD-PKK’nın zulmünden kurtulmuş olarak ülkemize geri dönene kadar. Suriyeliler olarak Amerika’dan şunu istiyoruz PYD-PKK’yı desteklemekten ve himaye etmekten vazgeçsin. Suriye birlik ve özgür olarak yaşasın” ifadelerine yer verdiler.

(Haberler.com, 11 Kasım 2018)

 

Trump Beyannameye İmza Attı: Göçmenler ABD-Meksika Sınırından Ülkeye Alınmayacak

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, Meksika-ABD sınırından yasa dışı yollarla giriş yapan göçmenlerin iltica başvurusunu reddeden yeni göçmenlik beyannamesini imzaladığını duyurdu.

Ayrıntıları ilk olarak perşembe günü açıklanan beyanname şartları, 10 Kasım tarihinde uygulanmaya başlanacak ve 90 gün boyunca yürürlükte kalacak.

Yetkililer, uygulamanın ebeveynleri yanında olmayan yabancı uyruklu göçmen çocuklar için geçerli olmayacağını belirtti.

Ulusal Güvenlik Bakanlığı Sekreteri Kirstjen Nielsen konuyla ilgili olarak “Göçmenlik sistemimiz birçok değersiz başvuru dosyasıyla dolup taşmış durumda. Yabancıların yaptığı bu başvurular kaynaklarımıza çok büyük yük bindiriyor ve asıl göçmenlik başvurusunu hak edenleri engelliyor.” açıklamasında bulundu.

Buna göre yaklaşık 3 bin 200 kilometre uzunluğundaki ABD-Meksika sınırından ülkeye giriş yapmak isteyen göçmenler yakalanarak sınır dışı edilebilecek ya da hapse atılacak. Bu kişiler hiçbir şekilde ABD’ye iltica başvurusu da yapamayacak.

Trump ayrıca yaptığı açıklamada göçmenlerin ABD’ye gümrük kapılarından kanunlara uygun bir şekilde girmesini istediğini de belirtti.

Ekim ayında Honduras, Guatemala ve El-Salvador’dan yola çıkan ve Meksika üzerinden ABD’ye girmek isteyen yaklaşık sekiz bin kişilik bir göçmen topluluğu sınıra kadar ulaşmıştı.

Trump göçmenlerin hiçbir şekilde ülkeye sokulmayacağını kaydederek Meksika-ABD sınırına asker gönderilmesi emri vermişti.

BM Mülteci Ajansı: ABD Yükümlülüklerini Yerine Getirmek Zorunda

ABD Başkanı Donald Trump’ın söz konusu kararının ardından Birleşmiş Milletler Mülteci Ajansı, bir açıklama yaparak Washington’a yükümlülüklerini yerine getirmesi çağrısında bulundu.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nden yapılan açıklamada, “Bugün Orta Amerika ve Meksika’da hareket halindeki insanların birçoğu tehdit, şiddet ve baskıdan kaçmakta ve uluslararası korumaya ihtiyaç duymaktadırlar. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği, ABD dahil tüm ülkelerin, koruma ve insani yardıma ihtiyacı olan mültecilerin, ABD’nin de tarafı olduğu 1967 Mülteci Protokolü’ne uygun olarak, hızlı ve engellenmeden yararlanabileceğinden emin olmak istemektedir. ABD, korumaya ihtiyaç duyan mültecilere yönelik engel çıkarmadan, derhal yükümlülüklerini yerine getirmelidir.” ifadelerine yer verildi.

“İdeal ve öngörülebilir bir dünyada sığınmacılar ve mülteciler kendilerini sınırda tanıtmalı ve koruma talep etmelidir” hatırlatmasının yapıldığı açıklamada ayrıca, “Ancak, mültecilerin kaçış gerçekliği karmaşıktır ve onurlu karşılama ve düzenli bir yönetimi gerektirir. ABD’nin güneyindeki sınır kapılarındaki az sayıdaki memur, uzun zaman alan süreçler ve yetersiz kabul kapasitesi, korumaya gerçekten ihtiyaç duyan bir çok kişiyi çaresizlik içerisinde farklı çözümler bulmaya itiyor. Bu çaresizlik onları insan kaçakçılarına ve sınırı yasa dışı olarak geçmeye zorluyor.” denildi.

(Euronews, 9 Kasım 2018)

 

Suriyeli Mülteciler Lübnan’dan Ayrılmaya Devam Ediyor

Onlarca Suriyeli mülteciden oluşan yeni grup Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (UNHCR) takibiyle Lübnan kamu güvenliği tarafından düzenlenen dönüş operasyonları kapsamında Lübnan’dan ayrıldı.

Bekaa’dan ve Beyrut’a kadar birçok bölgede toplanan mülteciler, Suriye otobüslerine nakledilmek üzere Lübnan sınırına doğru yola çıktı.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı’nın aktardığı bilgiye göre 53 mülteci, Beyrut’taki Kamil Şamun Stadyumu’ndan iki otobüs ile ayrıldı.

İki otobüs de Lübnan Kamu Güvenliği, Lübnan ordusu ve Kızılhaç komitesi ile Hasbaya’dan Suriye’ye doğru yola çıktı. Ulusal Bilgi Ajansı’nın haberine göre mülteciler Fabrika Geçişin’nden geçerek Humus, Şam ve Dera’daki bölgelere gönderilecek.

Ayrıca Bekaa’daki Arsal’dan da yaklaşık 80 göçmen Lübnan Kamu Güvenliği, UNCHR personelleri, sivil toplum temsilcileri ve Lübnan ordusu askerlerinin yanı sıra Lübnan’daki Kızılhaç’a ait ambulans ve mobil kliniklerle birlikte Zumrani Geçişi yoluyla Suriye’deki Kalamun’a doğru yola çıktı.

Lübnan’ın güneyindeki Nebatiye şehrinden de yeni bir mülteci grubu ayrıldı. Lübnan’daki Suriyeli İşçilerin Sendika Başkanı Mustafa Mansur, “Suriyeli mültecilerin ülkelerine geri dönüş operasyonları, kamu güvenliği ile koordineli olarak devam ediyor” açıklamasında bulundu. Özellikle Suriye’nin yeniden inşa sürecine girmesinden sonra söz konusu mültecilerin dönüş masraflarını kendilerinin karşıladığını işaret eden Mansur, tüm göçmenlerin dönüşleri önündeki engellerin kalkmasını ümit ettiğini dile getirdi.

(Şarku’l Avsat, 9 Kasım 2018)