Türkiye'de ve dünyada göç, göçmen ve sığınmacılar konusunda gündemde öne çıkan başlıklar…

 

Maruni Patriği: Lübnan’ı Kurtarmak İçin Suriyeli Mülteciler Konusuna Çözüm Bulunmalı

Lübnan Maruni Patriği Beşara Rai, Fransa’ya yaptığı resmi ziyarette Suriyeli mültecilerin ülkelerine geri dönmesi için teşvik edilmesi çağrısı yaptı. Rai’nin Fransa ziyaretinde Cumhurbaşkanı Macron, Temcilciler Meclisi üyeleri ve hükümet yetkilileriyle yaptığı görüşmelerin gündeminde Suriyeli mülteciler konusu da yer aldı. Şarku’l Avsat’a ziyareti hakkında konuşan Rai, Suriyeli mültecilerin bulundukları topluma adapte edilmesinde ve iş gücü piyasasına girmelerine destek sağlanmasında ısrar eden uluslararası konferansların, mültecileri bulundukları ülkelerde tutma eğilimini yansıttığını söyledi. Rai bu durumu, Lübnan’ın iç dengesine yönelik bir tehdit olarak gördüğünü belirtti. Lübnan’ın, Suriye’den göç eden 1.5 milyondan fazla mültecinin yükünü taşıdığına dikkat çeken Maruni Patriği, bu yoğunlukta bir mülteci nüfusunun ülkede demografik yapıyı değiştirme riski taşıdığını ve genç Lübnanlıları ülkelerinden göç etmeye zorladığını ifade etti. Lübnan halkının üçte birinin yoksulluk sınırının altında yaşadığını vurgulayan Patrik, uluslararası kurumlara göre ülkede yaşayan Suriyeli mültecilerin yüzde 60’ının da aynı durumdan şikâyet ettiğini s&oouml;yleyerek, ‘Lübnan’ı kurtarmak için’ mülteci sorununa çözüm bulunması çağrısında bulundu. Mültecilerin zorla geri gönderilmesini savunanlar kadar geri dönmek isteyenleri engelleyenlere de karşı olduğunu belirten Maruni Patriği, ziyareti esnasında Fransız yetkililere, Suriyeli mültecileri ülkelerindeki güvenli bölgelere geri dönmeye teşvik etmeleri çağrısında bulunduğunu söyledi.

“Lübnan Vatandaşlığı Satılık Değil”

Uluslararası toplumdan Suriyeli mültecilere yardım eli uzatarak evlerini yeniden inşa etmeye destek olmasını isteyen Patrik Rai, Lübnan makamları tarafından mülteciler için yeni bir vatandaşlığa kabul yasası hazırlandığına ilişkin söylentilere de yanıt verdi. Patrik, yeni yasa mevzusunun ‘ciddi olmadığını’ söyleyerek, ‘’Lübnan vatandaşlığı satılık değildir’’ ifadesini kullandı.

(Şarku'l Avsat Türkçe, 1 Haziran 2018)

 

Hollanda'da Sığınmacılara Yönelik Kursta Irkçılık

Hollandaca kursu için hazırlanan sunumda sığınmacılara, belinde bomba kemeri olan "Barbie" bebeği ve altında müstehcen yazıların yer aldığı trafik levhaları gösterildi. Hollanda'da sığınmacılara yönelik dil kursunda, ırkçı ve müstehcen ifadeler içeren görüntüler sunuldu. Ülkedeki yerel basında çıkan haberlerde, olayın, genelde savaş bölgesinden gelen Suriyeli ve Eritreli sığınmacılara yönelik dil kursu verilen Emmen kentindeki Expertisecentrum Anderstaligen adlı ilköğretim okulunda yaşandığı belirtildi. Basına yansıyan görüntülere göre, Hollandaca kursu için hazırlanan sunumda sığınmacılara, belinde bomba kemeri olan "Barbie" bebeği ve altında müstehcen yazıların yer aldığı trafik levhaları gösterildi. Haberde, ismini vermek istemeyen bir öğretmenin, sunumdaki görüntüleri izleyince şaşkınlığa uğradığı kaydedildi. Habere göre, öğretmen, sunumun "saçmalık" olduğunu, böyle bir şeyin nasıl gerçekleştiğini bilmediklerini belirtti. Okulun bölüm yöneticisi Maja Zuiderveld de sunumun manipüle edilmiş olabileceğini düşündüğünü ifade etti. Dil kursu için sunumu hazırlayan CED Grubu'nun Müdürü Jos van Kessel ise suçlu olmadığını savunarak, "Biz bu yapılanı kesinlikle kabul etmiyoruz ve bunun için kimseyi görevlendirmedik. Geniş bir araştırma başlatacağız çünkü biz de bunun nasıl olduğunu öğrenmek istiyoruz." ifadelerini kullandı.

(Anadolu Ajansı, 31 Mayıs 2018)

 

Mültecilerin Alp Dağları'ndaki Tehlikeli Yolculuğu

İtalyan Alpleri'ndeki Claviere köyü kayak sporu tutkunlarının uğrak yerlerinden. Ancak kısa bir süre önce, sıra dışı bir uygulama ile köyün girişine kontrol noktası yerleştirildi. Sınırın diğer tarafında, Fransa'nın Montgenevre köyünde, kontrol noktasının kurulduğu yerin birkaç yüz metre ötesinde bir protesto eylemi düzenleniyor. Montgenevre köyünün girişinde bulunan karakolun önünde onlarca Fransız ve İtalyan uygulamayı protesto etmek için bir araya geldi. Neden toplandıklarını açıklamak için basın bildirisi okuyorlar:

"Bir kadın öldü. Çarşamba günü Briançon'dan geçen Durance nehrinde bulundu. Kayıp bildirimi yapılmayan kimliksiz siyahi bir kadın."

"Bayanlar, baylar, polis ve jandarmalar, Akdeniz mezarlığından sonra, bu sınırın Fransa'ya gelmek isteyen sürgünler için yeni ölümcül engel haline gelmesini istemiyoruz."

Yerel halk dağdan Briançon bölgesine geçmek isteyen kaçak göçmenlere yardım ederek risk alıyor. Çünkü Fransa'da göçmenlere yardım etmek bir suç. Dağ rehberi olarak görev yapan Benoit Ducos oradaki durumu şu ifadelerle anlatıyor:

"Birçok kaza atlattık. Kış mevsiminin sonuna geldiğimiz şu günlerde bizi en çok endişelendiren eriyen kar ve soğuk. Sınıra polis ve askeri birlik takviyesi yapılıyor. Bu yüzden sürgünler yollarını değiştirmek zorunda kalıyor. Fransa'ya gelmek için daha fazla risk alıyorlar."  Polis 20 yaşındaki Nijeryalı genç kadının ölümünü soruşturuyor. Ancak protestocular tanıklıklara dayanarak kadının polis kovalaması sonucu öldüğünü söylüyor:

"Bu ölüm gerçekleşmeyebilirdi! Bu bir kaza değil. Sebepleri ve failleri bilinen bir cinayet. Birinci neden devletlerin sınırlarını kapatma politikaları. İkincisiyse onları destekleyen erkek ve kadınlar. Jandarma, polis, Alp Dağları avcıları, ve şimdi de yeni faşist akım "Generation Identitaire" patika ve dağ yollarında devriye gezerek göçmen avlıyor."

Fransa İle İtalya Arasında Doğal Sınır Oluşturan Alp Dağları'nda Kontrol Sıkılaştı

Son 2 yıldır, dağ yollarından Fransa'ya giriş yapan 3 binden fazla göçmen sığınma başvurusunda bulundu. Fransız Alpleri'nin bu bölgesine polis ve jandarma takviyeleri yapıldı.

Nisan ayında Fransız "Generation Identitaire" (Kimlikçi Nesil) hareketi militanları Col de l'Echelle'de göçmenlere karşı sembolik bir insan barikat kurdu. Grubun birkaç üyesi ile bölgede buluşuyoruz. Göçmen takibinde bölgede devriye gezen kolluk kuvveti olduklarını iddia ediyorlar. Grubun sözcüsü neler yaptıklarını şu şekilde açıklıyor:

"Sınırda nöbet görevini yerine getiriyoruz. Ayrıca, insan kaçakçılarının ağları ve kaçak göçmenler hakkında bilgi toplamak için bir soruşturma yürütüyoruz. Elde ettiğimiz bilgileri polise bildiriyoruz. 15 günden beri yirmi kişiyi tutukladık, yirmi yasadışı göçmeni polise ihbar ettik. Burada görür görmez gelip yakalamaları için polise konumlarını söylüyoruz. Biz halkımızı savunuyoruz. Avrupalıları koruyoruz. Devlet halkını terk etmeye karar verdiğinde biz sahnedeyiz. Bizler kimliğini savunmak için yola çıkmış Avrupalılarız."

Sınıra yaklaşık on beş kilometre mesafedeki Briançon şehri, geçmeyi başaranların ilk mola yeri. Yeni gelenlerin uğrak noktası mülteci dayanışma merkezi Refuge Solidaire'e gidiyoruz. Onlarca gönüllü buraya varan mültecilerin yemek, konaklama, giyim, tıbbi bakım gibi ihtiyaçlarını karşılamak için çalışıyor. Mültecilerin çoğu Fransa'nın diğer şehirlerinde iltica başvurusunda bulunacak. Barınak görevlilerinden Anne yaptıkları işi şu şekilde açıklıyor:

"Yeni gelenleri karşılıyoruz. Sonra hastaneye götürüyoruz. Başka bir yere gidip aileleriyle buluşmak isteyenlerin tren biletlerini karşılıyoruz, yakınlarıyla iletişime geçiyoruz. Güven sorunları var. Herhangi bir yerde tutuklanmaktan çok korkuyorlar. Fransa'da iltica talep etme hakları olsa da, artık eskisine göre daha zor. Hiçbir şeyi garanti edemediğimizden giderek daha endişeli hale geliyorlar."

"Avrupa'da Mülteci Hayatının Zorluklarına Katlanmak Yerine Ailemle Olmayı Tercih Ederdim"

Kamerunlu Justin 7 ay önce siyasi mülteci olarak iltica başvurusunda bulundu. Başvuruya cevap beklerken, çalışma hakkı yok. O da bu sığınma merkezine yardım ediyor. Avrupa'ya ilk giriş yaptığı ve kaydının alındığı noktaya, İtalya'ya geri gönderilebilir. Dublin Avrupa Yönetmeliği, bir sığınmacının, kontrol edildiği ilk ülkeye iade edilmesini ön görüyor. Justin Avrupa'daki hayatın beklediği gibi olmadığını söylüyor:

"İnsanlar Avrupa'da iyi yaşam şartları olduğunu sanıyor. Şu yaşadığım hayata katlanmak yerine, ailemle, oğlumla birlikte ülkemde olmayı tercih ederdim. Ama eğer buradaysam, bu iyi bir amaç için." Yaklaşık yirmi kişiyi ağırlama kapasitesine sahip barınak düzenli olarak yüzlerce kişiye ev sahipliği yapıyor. Barınak g&ououml;nüllülerinden Joel, sığınma başvurularını henüz yapmamış olanlar için Fransa'da ilk kabul merkezlerinin eksikliğini eleştiriyor:

"Başvuruların geçerli olup olmadığını söylemek polisin işi değil. Fransa Mültecileri ve Vatansızları Koruma Dairesi OFPRA adlı bir kurum var. Bu davaları inceleyen ve karar veren merci. Fransa'da ilk kabul işlemlerini üstlenen bir kurum yok. Devlet tarafından yapılmayan bu işi bizim gibi gönüllüler yapıyor. Ama bu bizim işimiz değil. Özellikle de reşit olmayan çocuklara ev sahipliği yapmamız isteniyor, ama kanunlara göre belirli bir sayının üzerinde kişiyi ağırlayamayız. Yasalar bizi yasadışı olmaya zorluyor. Gönüllüler ertesi gün 23 çocuğu Briançon polis karakoluna bırakmaya karar verdi. Refakatsiz çocuklar burada kayıt ediliyor. Yasalara göre devlet bu çocukların bakımını üstlenmekle yükümlü. Ancak bu gençlerin bir kısmı 15 gündür sığınakta bekliyor. Günün sonunda, 23 gençten 18'i, Gap şehrine yollanacak.

Zorlu Bekleyiş

Briançon Lisesi'nde randevumuz var. Movado Fransa'ya bir buçuk yıl önce gelmiş. Lisede, inşaat dersleri alıyor. Fransa'ya geçişi sırasında dağlarda saklanan genç Gineli, burada bir ailenin yanında kalmaya başlamış. Briançon'a yaklaşık yirmi kilometre mesafede küçük bir köyde yaşıyor:

"Beni karşılayan aile çok nazik. çok iyi insanlar. Benimle çok ilgilendiler. Okula geri dönmeme yardım ettiler … Ben onların gerçek oğul değilim, ama bana kendi çocukları gibi bakıyorlar. Annem ve babam yerine koyuyorum." Movado, Yves ve Fanfan'ın evine geldiğinde donma tehlikesi atlatmıştı. Onu tedavi ettiler ve iltica başvuru sürecinde yanlız bırakmadılar. Çift, Malili Fousseini de dahil olmak üzere evlerinde üç genç insanı daha ağırlıyor. Sahra çölü, Libya hapishaneleri ve Akdeniz'i cehennemini yaşayan gençler. Fanfan bu gençler için endişelenmeden edemiyor:

"İyiler … Ama başlarına ne gelecek, sonra ne olacak, insan endişelenmeden yapamıyor… Yani "onlar iyi, biz de mutluyuz" diyemiyoruz…. Hayır. Ne zamana kadar iyi olacaklar? Kanunlar değişiyor. Birkaç ay içinde daha da sıkılaşacak. halleri ne olacaklar? 19 yaşındaki Movado bir tesisatçı olma hayalini kuruyor ve uzun süreliğine Fransa'ya yerleşmeyi düşünüyor. Mülteci statüsü elde edilene kadar askıda kalan bir umut:

"Gerçekten kendimi özgür hissetmiyorum çünkü buradayım ve ama gerekli belgelerim yok. Bir cevap beklemek zorundayım, eğer olumluysa, belgelerim olacak, çalışma iznim. Ama olumsuz olursa… Bunun hakkında çok kafa yoruyorum. Yine de umuyorum ki yavaş yavaş her şey yoluna girecek."

(Euronews Türkçe, 31 Mayıs 2018)

 

BM'den Uyarı: Suriyeli Mülteciler İçin Para Bitiyor

BM, Suriyeli mülteciler için taahhüt edilen bağışların sadece yüzde 20'sinin toplanabildiğine dikkat çekerek acil takviye gelmemesi durumunda yardımların kısılmak zorunda kalınacağı uyarısında bulundu. Birleşmiş Milletler (BM) ve bağımsız uluslararası yardım örgütleri, Suriyeli mültecilere yardım sağlanan bütçedeki paranın azaldığı uyarısında bulunarak, donör devletlere "acil" yardım çağrısı yaptı. Örgütler, taahhüt edilen 4 milyar 400 bin doların sadece yüzde 20'sinin toplanabildiğine dikkat çekti. Birleşmiş Milletler ve çok sayıda yardım örgütü Perşembe günü Ürdün'de yaptıkları açıklamada, Suriyeli mültecilerin gıda, eğitim, sağlık ve nakit para gibi ihtiyaçlarının karşılandığı yardım programlarında finansman sıkıntısı çekildiğini vurguladı. Açıklamada, durumun değişmemesi halinde yardımlarda kısıntıya gidilmek zorunda kalınacağı belirtildi. Örgütler, ayrıca gerekli yardımların sağlanabilmesi için ihtiyaç duyulan paranın Nisan ayında Brüksel'deki Suriye bağış konferansında taahhüt edilenden de yüksek olduğunu belirtti. Açıklamada, Bölgesel Mülteci ve Dayanıklılık Planı (3RP) kapsamında 2018 yılı için 5 milyar 600 milyon dolara ihtiyaç duyulduğu hatırlatıldı. Plan kapsamında komşu ülkeler Ürdün, Lübnan, Irak, Türkiye ve Mısır'daki Suriyelilerin temel ihtiyaçları karşılanıyor. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği Ortadoğu ve Kuzey Afrika Direktörü Amin Avad, toplanan yüzde 20 oranındaki bağışın yeterli olmadığı uyarısında bulunarak, "mültecilere verdiğimiz nakit paralarda gecikmeler oluyor" dedi.

"Siyasi Çözüm Bulunana Kadar Destek Sürmeli"

BM Dünya Gıda Programı Bölge Koordinatörü Muhannad Hadi de donör devletlerin yaptıkları bağışlardan dolayı memnuniyet duyduklarını ancak iç savaşın bitirilmesine yönelik siyasi bir çözüm bulununcaya kadar desteklerini sürdürmeleri gerektiğini ifade etti. BM verilerine göre Suriye'de 2011 yılında başlayan iç savaştan bu yana yaklaşık 5 milyon 600 bin kişi komşu ülkelere sığındı. Yaklaşık altı milyon Suriyeli de ülke içinde kaçmak zorunda kaldı.

(Deutsche Welle Türkçe, 31 Mayıs 2018)

 

Almanya'ya Gelen Dört Mülteciden Biri İş Buldu

İş Piyasası ve Meslek Araştırmaları Enstitüsü'nün araştırması, 2015 yılında Almanya'ya gelen mültecilerin yüzde 25'inin istihdam edildiğini ortaya koydu. Avrupa'ya mülteci akınının yaşandığı 2015 yılında Almanya'ya gelen her dört mülteciden birinin iş bulduğu belirlendi.

İş Piyasası ve Meslek Araştırmaları Enstitüsü (IAB) tarafından yürütülen araştırmanın bulguları, Perşembe günü Rheinische Post gazetesi tarafından yayınlandı. Araştırma, mültecilerin yüzde 20'sinin sosyal güvenlik ödemelerine tabi işlerde çalıştıklarını ortaya koydu. Aktarılan verilere göre mültecilerin yaklaşık üçte biri geçici işlere sahipken, yüzde 11'i ise konaklama ve başını temizlik, lojistik ve güvenliğin çektiği çeşitli hizmet sektörlerinde çalışıyor. Mültecilerin yarısıysa "kalifiye çalışan" olarak istihdam ediliyor. Sanayi sektöründe çalışan mültecilerin sayısı ise en düşük orana sahip.

Başı Pakistanlılar Çekiyor

Yayınlanan raporda diğer yandan, göçmenlerin tümünün kazandıkları maaşla hayatta kalmalarının söz konusu olmadığına değiniliyor. Bu çerçevede mültecilerin kayda değer bir kısmı sosyal yardım alıyor. Araştırma, iş bulmakta başarılı olanların başında Pakistanlıların geldiğini gösteriyor. Veriler, 2018'in Şubat ayında Pakistanlı göçmenlerin yüzde 40'ının istihdam edilmiş durumda olduğunu su yüzüne çıkardı. İş bulma oranlarında Pakistanlıları Nijerya ve İran'dan gelen göçmenler izliyor. Almanya'daki en büyük mülteci grubunu oluşturan Suriyelilerin ise yüzde 20'si iş bulabilmiş durumda. IAB bünyesinde göç araştırmalarından sorumlu departmanın yöneticisi olan Herbert Brücker, gazeteye yaptığı açıklamada, "İstihdam artışı bu şekilde sürdüğü takdirde, beş yıl sonra göçmenlerin yarısı iş bulmuş olacak" dedi. Brücker'in tahminlerine göre, yıl sonuna kadar ayda 8 bin 500 ila 10 bin mülteci daha iş bulacak.

(Deutsche Welle Türkçe, 31 Mayıs 2018)

 

İçişleri Bakanı: Mülteciler İltica Başvurusu İçin Ülke Seçiyor

Fransa İçişleri Bakanı Gerard Collomb, kaçak yollarla Avrupa’ya gelen göçmenlerin kriterler, ve kabul edilme oranlarına göre iltica başvurusu yapmak için ülke seçtiğini iddia etti. Senato’da düzenlenen toplantıda konuşan Fransa İçişleri Bakanı, göçmenlerin iltica başvuruları öncesi ülkelerdeki yasaların hangisinin daha ‘kırılgan’ olduğunu gözden geçirdiğini söyledi. Gerard Colomb yaptığı açıklamada, “Senato kendi kriterlerini oluşturmak için Avrupa’nın farklı ülkelerindeki mevzuatlara bakmayı seviyor. Sadece kıyaslamayı senato yapmıyor. Göçmenler de Avrupa’daki en ‘kolay’ yasaları bulmak için kıyaslama gerçekleştiriyor.” ifadelerini kullandı. İçişleri Bakanı, Senato Hukuk Komisyonu Başkanı Philippe Bas’ın hükümetin 45’ten 90 güne çıkardığı sığınmacıların idari gözaltı süresinin etkili bir mücadele olup olmayacağı yönündeki sorusuna da, bazı göçmenlerin başka ülkelerden daha hızlı red almak yerine Fransa’yı tercih ettiklerini savundu. Bu yönde Avrupa’da farklı uygulamalar olduğunu söyleyen Gerard Collomb, Almanya örneğini verdi. Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti’nde iltica başvurularının 3 yıl sürebildiği ancak bazı ülkelerde bu sürenin 2 haftaya kadar düştüğünü dile getirdi. Onun için göçmenlerin karşılaştırma yapıp hangi ülkeye başvuru yapacaklarına karar verdiklerini savundu.

Utanç Verici!

İçişleri Bakanı’nın söylemleri bazı senatörlerin ise sert tepkisini çekti. Avrupa Ekoloji-Yeşiller Senatörü Esther Benbassa, Collomb’un açıklamalarını ‘utanç verici’ olarak değerlendirdi. Bir pazarlama uzmanı gibi kullanılan ifadelerin sürgünün acısını gizleyemeyeceğini aktardı. Fransa’da Avrupa İşlerinden Sorumlu   Devlet Bakanı Nathalie Loiseau‘un  mayıs ayı başında göçmenlerle ilgili kullandığı ifadeler de büyük tepki çekmişti. Fransız Bakan, göçmenleri iltica başvurusu yapmadan önce aynı bir mağazada olduğu gibi iki ülke arasında ‘iltica alıverişi’ yaptıklarını iddia etmişti. Fransa’da nisan ayında Ulusal Meclis’te kabul edilen yeni iltica ve göç yasası  iktidar partisi dahil sağ ve sol tüm partilere mensup milletvekilleri tarafından ‘farklı gerekçelerle’ sert bir dille eleştirilmişti.  Yasa tasarısıyla bir göçmen ya da mültecinin Fransa’ya girişi ve dosyasının değerlendirilmesine ilişkin yıllar alan süreç 6 aya indiriliyor, adli tutukluluk süreleri ise uzatılıyor.

(Perspektif, 31 Mayıs 2018)

 

Kosovalılar Sığınmayı Değil, Serbest Hareketi Talep Ediyorlar

Meclis Başkanı Kadri Veseli, Meclis Başkanlık Divanı’nın bugünkü toplantısında tüm parlamento gruplarının desteğiyle genel kurul toplantısının belirlendiğini söyledi. Meclis Başkanlık Divanı’nın bugünkü toplantısından sonra geri kalan görüşülmemiş noktaların sonlandırılacağı yeni Meclis oturumunun belirlendiğini bildiren Meclis Başkanı Kadri Vereli, “Başkanlık Divanı olarak parlamento ajandasını ileriye taşımak için ilgi göstermekteyiz. Parlamento grupları arasında görüş birliğine vardık. Avro-Atlantik süreçlerin daha da ileriye taşınması için çalışmaktayız.”dedi. Vize serbestisinden de söz eden Vereli, Kosova vatandaşların bu yılın sonu itibariyle serbest dolaşabileceklerini bir kez daha tekrarladı. “Yılın sonunda serbest hareket etmeyi bekliyoruz. Bu,  hak ettiğimiz bir serbest dolaşımdır. Sığınma değil, serbest dolaşımı istediğimizi gür bir şekilde ileteceğiz. Kosovalılar diğer ülkelerde sığınmayı değil serbest dolaşmayı talep edecekler. Serbest bir ülkeyiz, çok ileri gittik ve vize serbestisinin meydana geleceği bilincindeyiz. Bunu birçok yüksek düzeyde temaslarda dile getirmişizdir. 7 Haziran’da Avusturya Meclis Başkanı ile görüşmeyi, ardından Fransa’yı da ziyaret etmeyi planlıyoruz ve Berlin’de de bir görüşmenin gerçekleşmesi için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.”dedi diğerleri arasında Meclis Başkanı Kadri Veseli.

(Kosova Haber Ajansı, 31 Mayıs 2018)

 

5,5 Milyon Kişi Afrika’ya Göç Etti

BM Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) tarafından hazırlanan “Yapısal Dönüşüm için Göç” başlıklı rapor, UNCTAD Genel Sekreteri Mukhisa Kituyi ve BM Afrika Ekonomi Komisyonu (UNECA) Genel Sekreteri Vera Songwe’nin katılımıyla Etiyopya’nın başkenti Addis Ababa’da açıklandı. Raporda, Afrika’da 41 milyon kişilik uluslararası bir göç trafiği olduğu belirtildi. 19 milyon kişi bir Afrika ülkesinden diğer Afrika ülkesine, 17 milyon Afrikalı kıta dışındaki ülkelere göç etti ve 5,5 milyon kişi ise dünyanın farklı bölgelerinden Afrika’ya geldi. Kıtaya göç edenlerin sayısında 1990 ve 2010 yılları arasında önemli bir artış olmadı. Bu rakam 2010 yılından sonra neredeyse iki kat artarak, 2017 yılında 5,5 milyona ulaştı.

Daha Çok Ekonomik ve Sosyal Sebeplerle Kıtaya Geliyorlar

UNCTAD Genel Sekreteri Kituyi, Afrika dışından gelen 5,5 milyon göçmenin farklı saiklere dayansa da daha çok ekonomik ve sosyal sebeplerle kıtaya geldiğini söyledi. Kituyi, "Afrika’ya göçün birden fazla çeşidi var. Bunlardan birincisi teknoloji ve bilişim konularında uzman kişilerin uluslararası şirketlerin yarattığı iş imkanlarıyla kıtaya gelmesi. İkincisi ise dünyanın farklı bölgelerinde yaşayan insanların Afrika’daki pazar fırsatlarını görerek burada iş yapmak istemesi" dedi. Bunların yanında asgari ölçüde mesleki beceriye sahip insanların da kıtaya geldiğini vurgulayan Kituyi, bu insanların geçimini sağlamak ve daha iyi yaşamak için Afrika'yı tercih ettiğini belirtti. Doğu Afrika ülkelerine bakıldığında Asya ülkelerinden gelmiş çok sayıda göçmenin alelade işler yaparak geçimlerini sağladığını söyleyen Kituyi, Afrika’nın sahip olduğu iklim ve doğal güzellikler sebebiyle buraya yerleşip yaşamaya karar verenler de olduğunu hatırlattı. Raporda, yurt dışına göçen Afrikalıların kıtaya yaptıkları para havalelerinin son yıllarda önemli ölçüde arttığı ve kıta içerisindeki göçün Afrika ülkeleri arasındaki ticarete büyük katkı sağladığı belirtildi. 2005-2007 yılları arasında Afrika’ya göçmenlerin yaptığı para havalesi yaklaşık 38,4 milyar dolar iken, bu rakam 2014-2016 yılları arasında 64,9 milyar dolara çıktı. Bir Afrika ülkesinden diğerine olan göçün hızlanması sonrasında ise o iki ülke arasında özellikle gıda ürünleri ticaretinde 10 kata varan artışlar görülebiliyor.

(TRT Haber, 31 Mayıs 2018)

 

Sahra Çölü'nde Terk Edilen 82 Göçmenden 2'si Susuzluktan Öldü

Orta Afrika ülkesi Nijer'de insan kaçakçılarının Sahra Çölü'nde terk ettiği 82 göçmenden 2'sinin susuzluktan öldüğü bildirildi. Uluslararası Göç Örgütünün (IOM) açıklamasına göre, Nijer, Libya ve Akdeniz üzerinden Avrupa'ya yasa dışı göçü organize eden suç örgütünün göçmen grubunu taşıdığı aracı Sahra Çölü'nde bozuldu. İnsan kaçakçıların kendilerini terk etmesiyle çölde mahsur kalan 82 göçmen, 3 gün boyunca burada yaşam mücadelesi verdi. IOM ekiplerinin çabalarıyla göçmenlerden 80'i kurtarıldı, 2'si ise susuzluktan hayatını kaybetti. Kurtarılan kişiler, ülkenin kuzey şehri Agadez'deki Göçmen Transit Merkezi'ne götürüldü. Nijer hükümeti, göçmen geçişlerini engellemek için 2015 yılında insan kaçakçılarını 30 yıla kadar hapse mahkum eden yasaya onay vermişti. Ancak buna rağmen Sahra Çölü'nde terk edilen göçmen olaylarına rastlanmış, 2017 yazında 44, 2016 yazında da 34 göçmen susuzluktan hayatını kaybetmişti.

(Haberler.com, 31 Mayıs 2018)

 

DEAŞ'ın Sorumlusu İç Göçmen Kampında Gizlenirken Yakalandı

Irak'ın Musul kentinde iç göçmen kampında gizlenen terör örgütü DEAŞ'ın sözde camiler ve divan zekat sorumlusunun yakalandığı belirtildi. Musul'da görevli Yüzbaşı Abdussemi Bılavi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, emniyet güçlerinin aldığı istihbarat bilgi doğrultusunda Musul'un güneyindeki iç göçmen kampına düzenlediği baskında bir DEAŞ sorumlusunun yakalandığını ifade etti. Bılavi, yakalanan DEAŞ üyesinin adının Ali Dasan Gazeli olduğu, örgütün Musul'u elinde tutarken camiler ve divan zekatı sorumlusu olarak görev yaptığını kaydetti. Gazeli'nin Musul'dan kaçıp iç göçmen kılığında sığınmacı kampına sızdığını dile getiren Bılavi, kendisi ve ailesi için sahte evrak düzenlendiğini aktardı.

(Time Türk, 31 Mayıs 2018)

 

Macaristan Dışişleri Bakanı Avrupa’nın Seçimlerinin Geleceğinin Göçle Belirleneceğini Söyledi

Avrupa'nın Dışişleri Bakanı ve Ticaret Bakanı CNBC'ye verdiği demeçte, Avrupa'nın önümüzdeki dönem seçimlerinde belirleyici faktörün daha çok göç olacağını söyledi. 2015 ve 2017 yılları arasında, bir milyondan fazla sığınmacı ve göçmen AB'ye girdi ve bu da Avrupa’yı Dünya Savaşı'ndan bu yana yerinden edilmiş insanların en büyük akın güzergâhı haline getirdi. Mayıs 2019’da Avrupa Parlamentosu seçimleri, muhtemelen AB'nin yönünü belirleyen bir nokta olacak. Macaristan Ticaret ve aynı zamanda Dışişleri Bakanı CNBC’ye, Avrupa'nın önümüzdeki seçimlerinde belirleyici faktörün göç olacağını söyledi. Peter Szijjarto. Perşembe günü Paris'teki Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) yıllık forumunda CNBC’ye; "Eğer Avrupa – Macaristan, Avusturya ve İtalya'nın son üç ulusal parlamento seçimlerini dikkate alırsanız, en fazla oyu alan partilerin, göç konusunda çok net bir politikaya sahip olanların partisi olduğunu görürsünüz" dedi. Bakan, göçün ulusal parlamento seçimlerinin sonucuna yön verdiğinin aşikâr olduğunu ifade etti.  Szijjarto, AB'nin geleneksel liberal demokratik değerlerine karşı kendi kendini saygınlığı ile kanıtlamış, “Avrupa'nın baş belası” olarak adlandırılan Viktor Orban'ın hükümetini temsil ediyor. Orban, Nisan ayında başbakan olarak ezici bir şekilde yeniden seçildi ve göç konusunda zorlu önlemler alınmasına ve sınır güvenliğine öncelik verileceğinin sözünü verdi.

(CNBC, 1 Haziran 2018)

 

Almanya’daki Mülteci İşsizlik Oranı Keskin Bir Düşüşte

Almanya büyük mülteci nüfusunun işgücü piyasasına entegre edilmesine yönelik ilerleme kaydetmekte olup, bir çalışmaya göre grubun işsizlik oranının geçen yıla göre 10 puan düştüğünü gösteren yeni rakamlar görülmüştür. Devlet tarafından finanse edilen İstihdam Araştırması Enstitüsü (IAB) tarafından hazırlanan raporda, mülteci işsizliğinin yüzde 50.5'ten yüzde 40.5'e düştüğü belirtildi.  Şu anda dört mülteciden birinin resmi olarak çalıştıkları iş yerlerine kayıtlı olduğu tespit edildi. Bu rakam bir yıl önceki rakamlara göre önemli bir yer tutuyor. Humboldt Üniversitesi'nde ekonomi profesörü ve IAB çalışmasının başyazarı Herbert Brücker ‘iyi bir yolda’ olduklarını ifade etti. Veriler, Berlin'deki politika yapıcılara teşvik sunarken, aynı zamanda 2015/2016  mülteci krizinden sonra Almanya'nın karşı karşıya olduğu mücadelenin boyutunu da ortaya koyuyor. Prof. Brücker, “Mülteci nüfusunun istihdama dönüştürülmesi, bugün Almanya'nın karşı karşıya olduğu büyük sosyal, ekonomik ve politik zorluklardan biri” diyor ve ekliyor: “İşgücü piyasasına entegrasyonun, göçmenleri bir bütün olarak topluma entegre etmenin anahtarı olduğunu biliyoruz. hükümet bütçesindeki yükü azalttığından, bu durum önemli ekonomik sonuçlara sahiptir. ”

(Financial Times, 31 Mayıs 2018)

 

Göçmen ve Engelli Kadınlar Diğer Kadınlara Göre Finlandiya’da Üç Kat Daha Fazla Şiddet Görüyor

İçişleri Bakanlığı Raporu, Finlandiya’daki beş kadından birinin ilişkilerinde şiddete maruz kaldığını göstermektedir. AB ülkelerinde Finlandiya'daki kadınların, kişisel ilişkilerinde şiddete maruz kalmaları ikinci sırada yer aldı. Yeni bir araştırmaya göre, en üst sırayı paylaşan Danimarka ve Letonya’da kadınların karşılaştıkları şiddet, Finlandiya’dakini geride bıraktı. İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan rapor Perşembe günü yayınlandı. Raporda Fin toplumundaki farklı cinsiyetlerin güvenlik durumu ele alındı. Finlandiya'daki raporda, kadınların kişisel ilişkilerinde ve iş yerinde şiddete maruz kaldıkları bulundu. İlişkilerdeki kadınlar arasında, yüzde 22'si mevcut ya da geçmişteki ilişkilerinde şiddet yaşadıklarını söyledi.

Göçme ve Engelli Kadınlar İçin Risk Daha Büyük

Göçmen geçmişli ve engelli kadınlar toplumdaki diğer gruplardaki kadınlara göre iki ila üç kat daha fazla şiddete maruz kalmaktadır. 2010-2011 yılları arasında göçmenler, saldırılara mağdur olan Finlilerden iki buçuk kat daha fazladır. Güvenlik alanında çalışan kuruluşlardan toplanan bilgi ve görüşmelere dayanan bu çalışmaya göre, Orta Doğu ve Afrika'dan göçmenler en yüksek saldırı riskiyle karşı karşıya kalırken; en düşük saldırıya maruz kalanlar Doğu Asya, Kuzey Amerika, Okyanusya ve Güneydoğu Asya'dan gelenler…

(UUTISET, 31 Mayıs 2018)

 

Hırvat Polisi İki Mülteci Çocuğu Vurdu

Hırvat polisi tarafından iki mülteci çocuk vuruldu. Vurulan çocuklar kıyı kenti Zadar’da tedavi ediliyor. Perşembe günü gerçekleşen olayda, bir minibüsün “dur” ihtarına uymayıp devam etmesi ile Hırvat polisi tarafından ateş açıldı. Olayda Afganistan ve Irak’tan 12 yaşındaki mülteci çocukların da içinde olduğu minibüse ateş açıldı. Hırvat polisi sözcüsü Elis Zodan, söz konusu olayın çarşamba günü saat 20:00 civarında meydana geldiğini ve arabanın yasadışı yollardan Bosna sınırını geçtiğini söyledi. 29 kaçak göçmenin bulunduğu araca açılan ateşte 12 yaşındaki iki çocuk vuruldu. Çocuklar yaralandı ve tedavileri hastanede sürüyor.

Zodan, minibüsün sürücüsünün ormana kaçtığını ve polisler tarafından aranmaya devam edildiğini belirtti. Minibüste toplamda 15 çocuğun olduğu kaydedildi. Bu çocukların çoğunlukla Irak ve Afganistan’dan oldukları söylendi. 

(The New Arab, 31 Mayıs 2018)

 

Mülteciler Geleceği Yeniden İnşa Edecek

Mültecılerın kendi girişimlerini kurmaları için Türkiye Girişimcilik Vakfı tarafından geliştirilen Build Your Future (BYF: Geleceğini Kur) programı, gereken becerileri kazandırmak için çalışmalarına devam ediyor. BYF programına katılan mülteciler kendi ekiplerini kurma, fikirlerini geliştirerek somut işlere dönüştürme, girişimcilik becerileri edinme ve paydaş ekosistemi ile bir araya gelme fırsatı bulacak. BYF programının ilk aşaması olarak 21 Haziran'da İstanbul, 23 Haziran'da da Gaziantep'te iki ideathon (fikir maratonu) düzenlenecek. Ideathon'lardan sonra Temmuz ayında Istanbul'da Boot Camp gerçekleşecek. Türkiye Girişimcilik Vakfı tarafından hayata geçirilen proje içerikleri Impact Hub Istanbul tarafından geliştiriliyor. Daha önce büyük veriyle ilgili önemli progragramı Türk Telekom hazırlamıştı. Türk Telekom, mültecilerin yaşadığı sorunların önüne geçebilecek ve ihtiyaçlarına çözüm sunabilecek bilimsel araştırmalar yapılması için 'büyük veri' kaynağını anonim olarak inovasyon yarışması katılımcılarına açıyor. Bu veriler ile proje geliştirici başvuru sahipleri, günümüzün en büyük insani krizi olan mültecilerin sosyal sorunlarına çözümler geliştirecek. Türkiye Girişimcilik Vakfı Genel Müdürü Mehru Aygül, "BYF programına çok önem veriyoruz. Bu program aracılığıyla ülkemizdeki mültecileri doğru ilham ve networkle buluşturup onlara fırsat sağlıyoruz" dedi.

(Sabah, 1 Haziran 2018)

 

Uşak'ta Yüzlerce Sığınmacı Verem Taramasından Geçirildi

Uşak İl Göç İdaresi Müdürlüğü ve Halk Sağlığı Müdürlüğü’nün ortak yürüttüğü proje kapsamında mobil röntgen tarama aracıyla yüzlerce sığınmacıya verem taraması hizmeti verildi. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu tarafından gerçekleşen tüberküloz taraması, Uşak İl Göç İdaresi Müdürlüğü’nün binasının önünde gerçekleşti. 28 Mayısta başlatılan projenin 5 gün boyunca sürdürüleceği belirlendi. Uşak’ta ikamet eden binlerce yabancı uyruklu sığınmacının sağlık kontrolünü amaçlayan projenin ilk günlerinde Suriye, İran ve Afganistan başta olmak üzere yüzlerce mültecinin ücretsiz olarak tüberküloz taraması yapıldı. Ayrıca bu proje esnasında aile hekimine kayıtlı olmayan sığınmacıların kaydı gerçekleşti. Yedi yaşın altı çocukların ise eksik aşıları tamamlandı.

(Milliyet, 30 Mayıs 2018)

 

Çanakkale'de 77 Kaçak Göçmen Yakalandı

Çanakkale’nin Ayvacık İlçesinden Yunanistan’ın Midilli Adasına lastik bot ile gitmek isteyen 77 kaçak göçmen, Sahil Güvenlik ekiplerinin operasyonu sonucu yakalandı. Edinilen bilgiye göre, Müsellim Kuzey Ege de devriye görevi yapmakta olan Sahil Güvenlik Ekipleri Saat 08.00 sıralarında Ayvacık İlçesi Burunucu mevkii 2 mil açıklarında bir grubun lastik bot ile Midilli istikametine doğru gittiğini tespit etti. Sahil Güvenlik “TCSG 28” Bot komutanlığınca denizden 2 mil açıkta yapılan operasyonda aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu Afganistan, Suriye, Myanmar, Komor Adaları ve Irak uyruklu 46 kişi yakalandı. TCSG 28 Botu ile Küçükkuyu’daki Sahil Güvenlik Karakolu’na getirilen yabancı uyruklulara burada giyecek ve yiyecek verildi. Yabancı uyruklular, işlemlerinin ardından Ayvacık Yabancılar Geri Gönderme Merkezine teslim edildi. Öte yandan, aynı saatlerde Küçükkuyu’da yol kontrolü yapan Jandarma ekipleri de şüphe üzerine durdurdukları bir minibüste 31 Suriye uyruklu Kaçak Göçmen yakaladı. Jandarmanın yakaladığı Kaçak göçmenler de işlemlerinin ardından Ayvacık’taki Yabancılar Geri Gönderme Merkezine gönderildiler.

(Milliyet, 31 Mayıs 2018)

 

İzmir'de Göçmen Kaçakçılığı Soruşturmalarında 32 Tutuklama

Son 3 aydaki operasyonlarda organizatör oldukları iddiasıyla gözaltına alınan 37 şüpheliden 32'si tutuklandı. İzmir'de son 3 ayda yasa dışı geçişleri organize ettikleri iddiasıyla gözaltına alınan 37 zanlıdan 32'si tutuklandı. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında İzmir Emniyeti Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticaretiyle Mücadele Şubesi ekipleri, yabancı uyrukluları yasa dışı yollardan Yunanistan adalarına götürmeye çalışan şebekeyi takibe aldı. Ekipler, yaklaşık 3 ay boyunca teknik ve fiziki takibin ardından il genelinde 10 ayrı operasyon düzenledi. Operasyonlarda aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu, çoğunluğu Suriyeli 389 yabancı uyruklu yakalandı, organizatör oldukları iddiasıyla 37 şüpheli gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen zanlılardan 32'si tutuklandı, 5'i adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Aramalarda 183 can yeleği, 20 şambrel, 3 şişirme pompası, 19 araç, 2 şişme bot ile 2 bot motoru ele geçirildi. Öte yandan, geçen yılın ilk beş ayında 306 yabancı uyruklunun yakalandığı, organizatör oldukları iddiasıyla 31 zanlının tutuklandığı bildirildi. Bu yılın aynı döneminde ise 800 yabancı uyruklunun yakalandığı, organizatör oldukları öne sürülen 76 şüphelinin cezaevine gönderildiği belirtildi.

(Anadolu Ajansı, 31 Mayıs 2018)