1 Ağustos 2018 tarihinde Türkiye’de ve dünyada göç, göçmen, mülteci ve sığınmacılar konusunda gündemde öne çıkan başlıklar…

 

AB, Sınır ve Göç Kontrolüne Afrika’ya Harcadığından Daha Fazla Para Harcayacak

Avrupa Komisyonu’nun Avrupa sınırlarını destekleme önerisi, Kıta Avrupası’nın “güçlendirilmesi” namına, ilk kez Afrika’yı geliştirmekten(!) çok göç kontrolüne daha fazla para harcayacağı anlamına geliyor. Bu durum, Avrupa’nın, gelişmekte olan ülkelere dünyanın en büyük bağışçısı olarak görülmekten gurur duyduğu, geleneksel yaklaşımını kıracaktır.

Komisyon, AB’nin 2021-2027 için uzun vadeli bütçesinin bir sonraki çok yıllı mali çerçevesi için Sahra altı Afrika’ya ödenecek fonların, 26,1 milyar avrodan 32 milyar avroya çıkarılacağını söyledi.

Ayrıca Komisyon göç ve sınır yönetimi konularına destek için 30 milyar avrodan fazla para harcanacağını bildirdi. Uzun vadeli plan düşünüldüğünde ve paranın değerinde oluşacak değişiklikler dikkate alındığında uzmanlar, Avrupa’nın, sınır ve göç güvenliği için yaklaşık 2,5 milyar avro daha fazla harcayacağını ortaya koyuyor.

Paranın büyük kısmı (18.8 milyar avro) sınır yönetimine ayrılmış olacak. Bu miktar tahsis edildiğinde, 5,6 milyar avroluk önceki yedi yıllık bütçeye kıyasla neredeyse yüzde 200’lük bir artışı temsil edecektir. Bu göç yatırımı, Avrupa’ya ulaşan göçmen sayısının azaltılmasını sağlayacak ve botlarla yapılan göçlerinde kısmen önüne geçecek güvenlik önlemlerini kapsamaktadır.

(Euractiv, 31 Temmuz 2018)

 

Almanya’da Aile Birleşiminde Yeni Düzenleme: Hangi Mültecilere Ailelerini Getirmeleri İçin İzin Verilecek?

Almanya’da mültecilerin aile birleşimi konusu geçtiğimiz iki yıldır mümkün değildi. Şimdi yeni bir düzenleme yürürlüğe giriyor. Peki 1 Ağustos’tan itibaren tam olarak neler değişecek? İşte aile birleşimiyle alakalı en önemli sorular ve cevapları…

Birçok mülteci iki yıldır aile üyelerini Almanya’ya getiremiyordu. Bu durum, bu çarşambadan itibaren değişiyor. Dar bir çerçeve içerisinde olmakta beraber, diğer partiler ve Almanya Sosyal Demokrat Partisi (SPD) arasındaki uzun görüşmeler sonunda Almanya’daki geçici (sınırlı) koruma kapsamındaki mültecilerin aile birleşimi artık yeniden mümkün. En önemli sorular ve cevapları:

Kimler Ailesini Yanına Alabilecek?

Yeni yasa sadece sınırlı koruma altındakileri kapsıyor. Çünkü anavatanında siyasi olarak zulüm gören ya da Cenevre Sözleşmesi’nin altında mülteci olarak tanına herkes her halükarda ailesini yanına alabilir. Onların ihtiyaçlarını karşılayamasa dahi yanına almasına izin vardır. “Sınırlı koruma”, zulüm görmeyen ama ülkesine geri döndüğünde savaştan dolayı tehlike altında olacak kişilere de verilir. Bu şu an özellikle Suriyeli mültecileri kapsamaktadır.

Hangi Aile Üyeleri Getirilebilecek?

Yetişkinler, eşlerini ve reşit olmayan çocuklarını yanına alabiliyor. Ayrıca refakat edilmeyen çocukların aileleri de vize alabiliyor. Ebeveynlerle aile birleşiminde reşit olmadan önce bir Alman konsolosluğuna ya da büyükelçiliğine gayri resmi bir başvurunun sunulması çok önemli.

Kaç Kişi Ailesiyle Bir Araya Gelebilecek?

Ayda en fazla 1.000 aile üyesinin Almanya’ya gelmesine izin verilecek. İlk aşamada başvuruların incelenmesi ve seçilmesi muhtemelen çok hızlı olmayacağından, ilk beş ayda (Ağustostan 2018 yılının sonuna kadar) toplam 5.000 kişiye vize verilmesi kararlaştırıldı. Bununla birlikte, Ocak ayından itibaren ayda 1.000 vize kota uygulaması sıkı bir şekilde uygulanacak.

Halihazırda, Alman yurtdışı temsilciliklerinde 34.000 oturum başvurusu bulunmakta. Ancak bu taleplerin çoğu 2016 sonbaharında yapılmış. O dönemde aile birleşimi vizesi için başvurmuş bulunanların tamamı tekrar bu başvuruda bulunamayacak. Çünkü zaten çoğunun kaçakçıların yardımıyla geldiği düşünülüyor.

Aile Birleşimine Kim Karar Verecek?

Elçilikler ve konsolosluklar oturum izni verebiliyor. İki yıl boyunca binlerce kişinin vize beklediği Lübnan ve Ürdün gibi ülkelerdeki, randevu listesinde yer alan kişilerle Uluslararası Göç Örgütü (IOM) iletişime geçecek ve hala aynı yerde olup olmadıklarını öğrenecek. Alman yurtdışı temsilcilikleri de vize başvurularını kabul edecek ve kimlik-akraba ilişkilerini inceleyecek. İçişleri Bakanlığı’na bağlı Federal İdare Makamı hangi başvuruların öncelikli olduğuna karar verecek. Yurtdışı temsilcilikleri vizeleri verecek.

(Stern, 1 Ağustos 2018)

 

Almanya’nın Kuzey Ren-Vestfalya Eyaletine Her Gün 140 Mülteci Geliyor

Almanya’nın batıda bulunan Kuzey Ren-Vestfalya eyaletine her gün 130 ila 140 mülteci geliyor. Bu sayı, eyalet şehri Bochum’daki yetkili bölge hükümet sözcüsü tarafından bildirildi. Mülteci dalgasının yükseldiği 2015 sonbaharında Kuzey Ren-Vestfalya eyaletine günde 2.000’den fazla mülteci geliyordu. Bir yıl önce ise bu sayı günde 150’ye düştü.

Eyalet kayıt merkezlerinde Aralık 2017’den beri kişisel bilgiler ve parmak izleri alınıyor, daha önce sığınma başvurusunda bulunup bulunulmadığı da kontrol ediliyor. Daha sonrasında ise mülteciler eyaletin beş farklı şehrine; Unna, Köln, Essen, Mönchengladbach ve Bielefeld’deki danışma merkezlerine gönderiliyor. Bu eyalet kayıt merkezlerinde yaklaşık 100 çalışan bulunmakta.

(Die Welt, 01 Ağustos 2018)

 

Almanya’nın Bavyera Eyaletindeki İlk İltica Merkezleri İçin Başlangıç Sinyali

Mülteci adaylarının toplu halde barındırılıp işlemlerinin yapılacağı yedi merkez Almanya’nın Bavyera eyaletinde faaliyete geçiyor. Bavyera dışındaki eyaletler ise “kabul, karar ve geri gönderme” merkezlerine karşı çıkıyor.

Almanya’nın Bavyera eyaletinde mülteci adayları için hazırlanan ilk yedi “karşılama, dağıtım, karar, geri gönderme” merkezleri faaliyete geçiyor. Almanya İçişleri Bakanı Horst Seehofer’in göç planı çerçevesinde açılan merkezler, iltica işlemlerini ve Almanya’da kalmaya hakkı olamayan yabancıların geri gönderilmesini hızlandırmak amacıyla faaliyet gösterecek. Merkezlerde 1.000 ila 1.500 mülteci adayı barınacak.

Bavyera dışındaki eyaletlerin çoğu kabul ve iade merkezlerine karşı çıkıyor. Almanya Aşağı Saksonya Eyaleti İçişleri Bakanı Boris Pistorius, Almanya’da kalma şansı bulunmayan gençlerin ikamet ettirileceği kamplara belediyelerin kendiliğinden talip olmasının beklenemeyeceğini söyledi.

Almnaya’daki Diğer Eyalet Yönetimleri Rahatsız

Aşağı Saksonya eyaleti İçişleri Bakanı Boris Pistorius kabul, karar ve geri gönderme merkezlerinin sorumluluğunun eyaletlere verilmesine ve Federal Polis teşkilatı tarafından denetlenmesine karşı olduklarını dile getirdi. Aşağı Saksonya İçişleri Bakanı, Federal İçişleri Bakanı Seehofer’in kamplarda kimlerin ne kadar kalacağı ve söz konusu merkezleri kapatma yetkisinin eyaletlere verilip verilmeyeceği sorularını yanıtsız bıraktığını söyledi.

Koalisyon ortağı Sosyal Demokrat ve Hristiyan Birlik partileri mülteci adayları için kabul merkezleri kurulması hususunda anlaşmışlardı. İltica işlemlerinin bu merkezlerde tamamlanması, iltica hakkı verilmeyenlerin ise bulunduğu merkezden alınıp derhal sınır dışı edilmesi mümkün olacak. Eski Bavyera Başbakanı ve şimdiki Federal İçişleri Bakanı Horst Seehofer ilk kabul ve geri gönderme merkezlerinin ekim ayındaki Bavyera milletvekili genel seçimlerinden önce açılacağını duyurmuştu.

(Deutsche Welle, 1 Ağustos 2018)

 

Yer Zeytinburnu… O İddiayı Duyduktan Sonra Çıldırdılar!

Zeytinburnu’nda bir grup gencin bir kıza laf attığı iddiası üzerine kavga çıktı. Kızın akrabaları ile gençlerin olduğu grup birbirine girdi.

Zeytinburnu’nda bir grup yabancı uyruklu gencin sokak üzerinde yürüyen genç bir kıza laf attığı iddiası üzerine kavga çıktı. Kızın akrabalarıyla gençler arasında çıkan kavgada tekme ve yumruklar havada uçuştu. O anlar kameralara yansıdı.

Olay, dün öğle saatlerinde Zeytinburnu Yeşiltepe Mahallesi 74 Sokak üzerinde meydana geldi. İddiaya göre bir grup yabancı uyruklu genç, gündüz saatlerinde sokak üzerinde yürüyen genç bir kıza laf attı. Kızın durumu söylemesi üzerine akrabaları sokağa geldi. Sokakta laf atan gençlerle başlayan sözlü tartışma bir anda kavgaya dönüştü. İhbar üzerine olay yerine polis ekibi sevk edildi.

Tekme ve yumrukların havada uçuştuğu kavga cep telefonu kamerasına saniye saniye yansıdı. Görüntülerde 2 grubun birbirine tekme ve yumruklarla saldırdığı görülüyor.

(Hürriyet, 1 Ağustos 2018)

 

Aralarında Iraklıların da Bulunduğu Toplam 31 Göçmen Yakalandı

Türkiye’de Edirne’nin Meriç ilçesinde yasa dışı yollardan yurt dışına çıkmaya çalışan 31 kişi yakalandı. Alınan bilgiye göre, Edirne Jandarma Komutanlığı ekipleri, Akçadam köyü yakınlarında bir aracı durdurdu. Araçta yapılan aramada, yasa dışı yollardan yurt dışına çıkmaya çalışan Irak, Filistin ve Suriye uyruklu 31 kişi yakalandı. Araba sürücüsü, göçmenlere organizatörlük yaptığı iddiasıyla gözaltına alındı.

(Türkmen Basın Ajansı, 31 Temmuz 2018)

 

Kırklareli’nde 10 Göçmen Yakalandı

Göçmenler işlemlerinin tamamlanmasının ardından Kırklareli Göç İdaresi Müdürlüğü’ne teslim edildi. Kırklareli’nde, yasa dışı yollardan yurt dışına çıkma hazırlığındaki 10 göçmen yakalandı.  Alınan bilgiye göre, İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, Demirköy ilçesinde yasa dışı yollardan Avrupa’ya gitme hazırlığı yapan bir grubu tespit etti.  Jandarma ekipleri, düzenledikleri operasyonlarda Pakistan ve Afganistan uyruklu 10 kişiyi yakaladı.

(Haber 7, 31 Temmuz 2018)

 

CNN TÜRK Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadeleyi Görüntüledi – Göçmenlerin İzinde 1

Suriye, Irak, Afganistan Filistin gibi ülkelerde yaşanan çatışma ortamı, insanları göçe zorluyor. Özellikle Türkiye düzensiz göç hareketlerinde hem hedef hem de transit geçiş noktası. Terör örgütleri üyelerinin de son zamanlarda sıkça kullandığı kaçak göçmen güzergâhlarından Ege Denizi’nde yürütülen mücadeleyi daha da önemli kılıyor. CNN TÜRK ekibinden muhabir İsmail Umut Arabacı ve kameraman Halil Kahraman, Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın DOST Arama Kurtarma Gemisi’ne bindi, göçmen kaçakçılığıyla mücadeleyi sahada izledi. Suriye, Irak, Afganistan, Filistin’de yaşanan çatışmalar, art arda Türkiye ve Avrupa’ya doğru göçü tetikledi. Türkiye düzensiz göçmen hareketlerinde hem hedef hem de geçiş ülkesi oldu. Ülkelerinden ayrılan göçmenler kara yoluyla Edirne üzerinden, deniz yoluyla da Akdeniz, Ege ve Karadeniz’den Avrupa ülkelerine ulaşmaya çalışıyorlar. Düzensiz göçmen geçişleri çoğu zaman güvenlik kuvvetlerinin müdahalesiyle engelleniyor. Ama zaman zamanda o acı haberler geliyor. Umutlar ve canlar, soğuk sularda kayboluyor. Son 5 yılda binlerce göçmen deniz yoluyla Avrupa’ya ulaşmaya çalışırken, teknelerinin botlarının batması sonucu hayatını kaybetti.

CNN TÜRK Ege’de Sahil Güvenlik Gemisinde

CNN TÜRK ekibi düzensiz göçün en çok yaşandığı Ege Denizi’nde Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın faaliyetlerini görüntüledi. Açık denizde Ege kıyılarında göçmen kaçakçılarıyla yaşanan amansız mücadeleye tanıklık etti.

Dost Arama Kurtarma Gemisi Görevde

Ege bölgesi özellikle Yunan Adaları’na yakınlığı nedeniyle kaçakçıların yoğun olarak kullandığı rota. Sahil Güvenlik Komutanlığı, Ege Denizi’ni 3 bölgeye ayırarak Sahil Güvenlik botlarının yanı sıra 3 bölge içinde büyük arama kurtarma gemisi görevlendirmiş. Havadaysa uçak ve helikopterler 24 saat esasında görev yapıyor. Gemi personeli sorumluluk sahalarında, kaçak geçişlerin olabileceği noktalar için özellikle gece saatlerinde alarm durumunda. Radardan alınan ve Yunanistan karasularına doğru hareket eden her sinyale Sahil Güvenlik tarafından müdahale ediliyor.

(CNN Türk, 31 Temmuz 2018)

 

Muğla’da 30 Kişilik Gulette 174 Düzensiz Göçmen

Muğla’nın Fethiye ilçesi açıklarında yasa dışı yollarla yurt dışına çıkmaya çalışan 174 düzensiz göçmen ile 4 organizatör yakalandı. Muğla’nın Fethiye ilçesi açıklarında yasa dışı yollarla yurt dışına çıkmaya çalışan 174 düzensiz göçmen ile 4 organizatör yakalandı. Sahil Güvenlik Komutanlığı ekipleri, Göcek Mahallesi Yassıca Adalar mevkisinde, ABD bayraklı “Palmira Delaware” adlı guleti durdurdu. Yaklaşık 25 metre uzunluğunda ve 30 kişi kapasiteli gulette, 174 Irak uyruklu bulunduğu belirlendi. Kaçışı organize ettiği öne sürülen 4 yabancı uyruklu ise gözaltına alındı. Göcek Sahil Güvenlik Bot Komutanlığına getirilen düzensiz göçmenler, işlemlerinin ardından İl Göç İdaresi Müdürlüğüne gönderilecek.

(Haberler, 31 Temmuz 2018)

 

Akdeniz’de Kurtarılan Göçmenler Libya’ya Geri Götürüldü

Bir İtalyan gemisinin Akdeniz’de kurtardığı 108 göçmenin Libya’ya geri götürdüğü bildirildi. İtalyan ANSA ajansının İtalya Sahil Güvenlik Komutanlığı’na dayandırdığı haberine göre, Asso 28 isimli bir İtalyan gemisi, Akdeniz’de 108 göçmeni kurtararak Libya’ya geri götürdü. Operasyonun, Libya Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın koordinasyon ve yönetiminde gerçekleştiği bildirildi.

“Uluslararası Hukuk Çiğnenmiş Olabilir”

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) İtalya Temsilciliği, konuya ilişkin resmi Twitter hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, “İtalyan römorkör gemisinin Akdeniz’de kurtarılan 108 kişiyi Libya’ya nakletmesi olayıyla ilgili gerekli bütün bilgileri topluyoruz. Libya, sığınılacak bir liman değil ve bu eylem uluslararası hukukun çiğnenmesine yol açmış olabilir.” ifadelerine yer verdi. Sol görüşlü Özgür ve Eşit (LeU) partisinin bir üyesi de göçmenlerin İtalya’ya getirilmemesinin, uluslararası hukukun çiğnenmesi sayılabileceğinden duyduğu endişeyi dile getirdi.

İtalya, Uluslararası Hukukun Çiğnenmediğini Savunuyor

İtalya’da hükümetin ortaklarından aşırı sağcı Lig partisinin lideri, Başbakan Yardımcısı ve İçişleri Bakanı Matteo Salvini ise söz konusu olayda uluslararası hukukun çiğnenmediğini savundu. Salvini, olaya ilişkin “İtalya Sahil Güvenlik Komutanlığı, kurtarma operasyonunu koordine etmedi ve katılmadı.” dedi. İtalya Ulaştırma Bakanı Danilo Toninelli de “Söyleyebileceğim tek şey, İtalya Sahil Güvenliğinin koordinasyon veya kurtarma operasyonunda yer almadığı, yani herhangi bir talimat vermediler. Dolayısıyla uluslararası hukuk çiğnenmedi.” ifadelerini kullandı.

“Olay Tamamen Libya’nın Kontrolünde Gerçekleşti”

Geminin ait olduğu “Augusta Offshore di Napoli” şirketi de kurtarma operasyonunun, Libya Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın koordinasyonunda gerçekleştiğini vurgulayarak, geminin İtalyan enerji şirketi ENI’nin ortağı olduğu bir platformda görev yaparken müdahale talebinin geldiğini anlattı. ENI de konuya ilişkin yaptığı açıklamada, olayın, “tamamen Libya Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın kontrolünde gerçekleştiğini ve şirketin olayla ilgisinin olmadığını” kaydetti.

AB: “İtalyan Yetkililerle Temas Halindeyiz”

Öte yandan, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Sözcüsü Natasha Bertaud, operasyonun detaylarını ve gemilerin hangi yetkilinin talimatıyla hareket ettiğini bilmeden konuyla ilgili yorum yapamayacaklarını ve daha fazla bilgi edinmek için İtalyan yetkililerle temas halinde olduklarını dile getirdi.

(Anadolu Ajansı, 31 Temmuz 2018)

 

‘İstikrarlı Bir Ekonomik İlişki İçin Çok Büyük İmkanlar Mevcut’

Arjantin’in Ankara Büyükelçisi Julian Luis Tettamanti, “Türkiye ile Arjantin arasında istikrarlı bir ekonomik ilişki kurulması için çok büyük imkanların mevcut olduğunu düşünüyorum.” dedi. Arjantin’in Ankara Büyükelçisi Julian Luis Tettamanti, Türkiye ve Arjantin arasında istikrarlı bir ekonomik ilişki için çok büyük imkanların mevcut olduğunu ancak bunda iki tarafın birbirini daha iyi tanımasının kilit olacağını söyledi. Yaklaşık iki yıldır Arjantin’in Ankara Büyükelçisi olarak görev yapan Tettamanti, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “Türkiye ile Arjantin arasında istikrarlı bir ekonomik ilişki kurulması için çok büyük imkanların mevcut olduğunu düşünüyorum. Bunun şimdiye kadar gerçekleşmemesinin sebebi birbirimizi iyi tanımıyor olmamız.” dedi. Türkiye’nin birçok alanda gelişmiş teknolojiye sahip olduğunu söyleyen Tettamanti, Arjantin’in ise uydu üretimi ve nükleer enerjide gelişmiş olduğunu aktardı. Büyükelçi Tettamanti, Türkiye’nin oldukça gelişmiş bir askeri sanayiye sahip olduğuna işaret ederek. “Arjantin’in böyle bir askeri sanayisi yok ancak Arjantin’in kendisine sınırı olan düşmanı da yok.” şeklinde konuştu. Diplomat kariyeri boyunca Avrupa ve Güney Amerika ülkelerinde görev yaptığını belirten Tettamanti, Türkiye’yi sadece büyükelçi olarak görev yaptığı sırada “sıra dışı” olarak tanımladığı Türk kültürünü çok az tanıma fırsatı bulduğunu aktardı. Arjantin Büyükelçisi, geçmişte Türkçe dersleri aldığını belirterek, “Türkçe heyecan verici bir dil, konuşabilmeyi isterdim ama çok zor. Eşim benden daha iyi Türkçe konuşuyor çünkü turistik aktivitelere katılıyor.” ifadelerini kullandı. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra göreve geldiğini hatırlatan Tettamanti, “Benim için çok yoğun çalışmayla geçen bir süreç oldu. Bu nadir güzellikteki ülkeyi tanımak adına oldukça zorlu geçti.” şeklinde konuştu. Büyükelçi Tettamanti, Fetullahçı Terör Örgütü’ne (FETÖ) ilişkin sorulara ise “Arjantin’de FETÖ’ye bağlı gruplar bulunuyor. Türkiye tarafından yapılan şikayetler araştırılıyor ve yargıya taşınıyor.” cevabını verdi. Ülkesinde 1970’lere kadar birbirini takip eden askeri darbelerin yapıldığını ve bu darbeler yüzünden Arjantin’in birçok krizle karşı karşıya kaldığına dikkati çeken Tettamanti, şunları kaydetti: “Bu darbelerin en şiddetlisi yaklaşık 30 bin kişinin ölümüne neden olan en sonuncu askeri darbeydi. Darbeler ülkedeki sosyal dokuyu bozdu. Askeri darbelerin etkilerinden biri de bu. Şiddet ve ölümler sosyal yapıya ve güvenliğe zarar veriyor.”

“Kendisi ve Eşi Suriye Kökenli Devlet Başkanımız Vardı”

Büyükelçi Tettamanti, Arjantin’in bir göçmen ülkesi olduğuna dikkati çekerek, “Arjantin dünyanın dört bir yanından insanları kabul eden bir ülke. Biz çeşitli soyisimleri görmeye alışığız. Halkın yarısının soyadı İtalyanca’dan geliyor. Tıpkı benim gibi… Büyük büyük dedem İtalya’dan göçmüş.” dedi. 1989-1999 yılları arasında Arjantin devlet başkanı olan, “El Turco” lakaplı Carlos Saul Menem’i hatırlatan Tettamanti, sözlerine şöyle devam etti: “Bizim ‘Turco’ olarak adlandırdığımız kişiler, Osmanlı zamanında çoğunlukla Suriye ve Lübnan’dan Arjantin’e göçen Osmanlı vatandaşları. Osmanlı pasaportuyla geldikleri için onlara ‘Turco’ diyoruz. Tarihte, kendisi ve eşi Suriye kökenli olan devlet başkanımız bile oldu.”

Arjantin’de Boca Juniors, Türkiye’de Fenerbahçe

Öte yandan futbolu yakından takip ettiğini belirten Tettamanti, “Hiç şüphesiz Boca Juniors taraftarıyım. Türk futbolunu da takip ediyorum ve renklerinden dolayı Fenerbahçe’yi tutuyorum.” diye konuştu. Arjantin futbolunun bir kriz içerisinde olduğunu kaydeden Tettamanti, “Sanıyorum ki (Lionel) Messi’nin problemi antrenörler ve gazeteciler. Onun, 4-5 kişinin yerine oynayabileceğine inanıyorlar. Bu imkansız ve çok büyük bir baskı.” değerlendirmesinde bulundu. Tettamanti, Arjantin milli takımının yaş ortalamasının yüksek olduğu için dünya kupasında kötü futbol sergilediğini de sözlerine ekledi. Yaklaşık iki yıldır Arjantin’in Ankara Büyükelçisi olan Tettamanti, 1 Eylül’de emekli olacak.

(Anadolu Ajansı, 31 Temmuz 2018)

 

Suriye’ye Dönüşler ‘Gönüllülük’ Esasına Dayalı

190 bin Suriyeli, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatlarının ardından Suriye’de güvenlik ve istikrarın sağlandığı bölgelere gönüllü olarak döndü. Fırat Kalkanı ve ve Zeytin Dalı harekatlarının ardından Suriye’de güvenlik ve istikrarın sağlandığı bölgelere 190 bin Suriyeli, gönüllü olarak döndü. AA muhabirinin İçişleri Bakanlığı yetkililerinden aldığı bilgiye göre, Suriyelilerin ülkelerine dönebilmesi için Türkiye, Lübnan ve Ürdün’de çalışmalar yürütüldüğü, bu kapsamda Rusya’dan bir heyetin Türkiye’ye geldiği ve Lübnan’da yaşayan Suriyelilerin kitleler halinde geri dönmeye başladığına dair haberler gerçeği yansıtmıyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğinin (BMMYK) Şubat 2018’de yayınladığı rapora göre, Suriye’deki mevcut koşulların güvenli ve insan onuruna yakışır şekilde geri dönüşe elverişli bir ortam sağlamadığı, ülke çapında sivil halkı tehdit eden büyük risklerin bulunduğu, Esed yönetimince geri dönenlere herhangi bir hukuki güvence sağlanmadığı belirtiliyor. Bu da BMMYK tarafından Suriyelilerin ülkelerine dönüşleri için henüz erken olduğunun değerlendirildiğini gösteriyor. Bu kapsamda, Suriye’ye dönüşlerin mutlaka gönüllülük esasına dayalı olması ve bunun taraflarca kabul edilmesi gerekiyor. Suriyelilerin gönüllü geri dönüşlerinin mümkün olması için ise öncelikle Suriye’de tam bir çatışmasızlık ve sürdürülebilir bir istikrar ortamının sağlanması, geri dönenlerin can ve mal güvenliğiyle ilgili hukuki güvence verilmesi gerekiyor. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı operasyonları ile Suriye’nin bir bölümünde güvenlik ve istikrarın sağlanmasının ardından bu bölgelere Türkiye’den 190 bin Suriyelinin gönüllü geri dönüşü gerçekleşti. Öte yandan Lübnan’da yaşayan Suriyelilerin ülkelerine kitlesel olarak dönüşlerinin söz konusu olmadığı, 900 kişiden oluşan bir grubun dönüşünün sağlandığı, Lübnan makamları tarafından açıklandı. Lübnan makamları ayrıca dönüşlerin kesinlikle gönüllülük esasına dayalı olduğunu bildirdi. Türkiye, Suriye’de tam bir çatışmasızlık ve istikrar ortamının sağlanmasının ardından Suriyelilerin ülkelerine gönüllü geri dönüşlerini destekliyor.

(Anadolu Ajansı, 31 Temmuz 2018)

 

Finlandiya’da Sığınmacının Sınır Dışı Edilmesine Uçakta Protesto

Finlandiya’nın başkenti Helsinki’de bir sığınmacının sınır dışı edilmesi aktivist Aino Pennanen tarafından protesto edildi. Finlandiya’nın başkenti Helsinki’de bir sığınmacının sınır dışı edilmesi aktivist Aino Pennanen tarafından protesto edildi. Finlandiya devlet televizyonu YLE’nin haberine göre, dün Vantaa Havalimanından Helsinki-Berlin seferini yapan ve sınır dışı edilecek bir sığınmacıyı taşıyan Finnair Havayollarına ait uçak, aktivist ve Yeşiller Partisi Görevlisi Pennanen’in protestosu nedeniyle gecikmeli kalktı. Facebook hesabı üzerinden canlı yayın yapan Pennanen, ”sığınmacının zorla götürüldüğünü” belirterek sınır dışı kararının durdurulması çağrısında bulundu. Pennanen, eylemini önceden planlamadığını ve sınır dışı kararını şans eseri öğrendiğini ve sığınmacının hangi ülkeye götürüldüğünü bilmediğini kaydetti. Finnair Havayolu İletişim Sözcüsü Mari Kanerva, olayı doğrularken, aktivistin polis eşliğinde uçaktan indirildiğini ve uçağın 10 dakikalık bir rötardan sonra sığınmacı ile birlikte yoluna devam ettiğini ifade etti.

Yolculardan Destek Göremedi

YLE’nin haberinde, Finli aktivist Pennanen’in geçen hafta Göteborg- İstanbul uçağından Afgan sığınmacının indirilmesini sağlayan İsveçli aktivist Elin Ersson’un eylemine benzer bir protesto gerçekleştirdiği belirtildi. Uçaktaki Finli yolcuların Pennanen’e destek olmaması nedeniyle eylemin başarısızlıkla sonuçlandığı vurgulandı. Öte yandan geçen haftaki olayda, İsveçli aktivist Elin Ersson’un eylemine uçakta bulunan Türk yolcular destek vermiş, bu destek sonrası Ersson, gözyaşları içinde Türk yolculara teşekkür etmişti.

(Anadolu Ajansı, 1 Ağustos 2018)

 

Bayram İçin Ülkesine Giden 3 Binden Fazla Suriyeli Geri Dönmedi

Ramazan Bayramı’nı ülkelerinde geçirmek için giden Suriyelilerden 3 bin 190’ı Türkiye’ye dönmedi. Belirtilen sürede dönmeyen Suriyelilerin yurda alınmayacağı bildirildi. Kilis Valiliği’nin izniyle 18 Mayıs-13 Haziran tarihleri arasında Öncüpınar Sınır Kapısı üzerinden 52 bin 114 sığınmacı Suriye’ye geçti. DHA’nın aktardığına göre, 31 Temmuz’a kadar süre verilen Suriyelilerden 48 bin 924’ü Türkiye’ye dönerken, 3 bin 190 kişinin ülkeye giriş yapmadığı belirtildi. Verilen sürede dönmeyen Suriyelilerin yurda alınmayacağı kaydedildi.

(Sputnik Türkiye, 1 Ağustos 2018)

 

Pompalı Tüfekli Kavgada Suriyeli Genç Sırtından Vurularak Can Verdi!

İstanbul Fatih’te silahların konuştuğu olayda Suriye uyruklu genç sırtından silahla vurularak hayatını kaybetti. Araştırılması yürütülen olayla ilgili güvenlik kamera görüntüleri ortaya çıktı. Olaylar zinciri; Fatih Molla Gürani Mahallesi, Aksaray Mektebi ve çevre sokaklarda 30 Temmuz günü meydana geldi. İki grup arasında bir kafede çıkan kavga ertesi gün silahlı ve bıçaklı kavgaya dönüştü. Aksaray Mektebi Sokak’ta çıkan ilk olayda 1’i silahla olmak üzere toplamda 4 kişi yaralandı. Olayla bağlantılı olarak ilerleyen saatlerde Kadri Bey Sokak ile Sadi Çeşmesi Sokak üzerinde silahlı kavga çıktı. Çıkan kavgada sırtından silahla vurulan Suriye uyruklu Mahmod Aljamil (23) kaldırıldığı hastanede hayatını kaybederken 1 kişi de yaralandı. Araştırılması yürütülen olayla ilgili güvenlik kamera görüntüleri ortaya çıktı.

Şüpheliler Bir Gün Önce Kavga Etti

İddiaya göre; olaydan bir gün önce gece saatlerinde, şüpheli Turgay Y. beraberindeki 2 erkek ve 3 kadınla birlikte Millet Caddesi’nde bulunan bir kafeye oturmaya gitti. Kafede müdür olarak görev yapan emekli polis memuru Mustafa Y. temizlik yaptıklarını ve hizmet veremeyeceklerini dile getirdi. Alkollü olduğu öğrenilen Turgay Y. kafenin müdürü Mustafa Y.’yi tehdit etmesi üzerine tartışma çıktı. Tartışma kısa süre sonra kavgaya dönüştü. Vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine polis ekipleri sevk edildi. Taraflar polis merkezine götürülerek birbirlerinden şikâyetçi oldu.

Emekli Polis Memurunun Açtığı Ateş Sonucu Ayağından Vuruldu

Gece yaşanan kavganın devamı ertesi gün saat 17.00 sıralarında Aksaray Mektebi Sokak’ta meydana geldi. Olay yerindeki bir büfenin işletmecisi Erol P. ve kardeşi Şenol P. de kavgaya taraf oldu. Karşılıklı silahların ateş aldığı kavgada Erol P., emekli polis memuru Mustafa Y.’nin silahında çıkan kurşunla ayağından yaralandı. İki grup arasında çıkan kavgada yaralanan toplam 4 kişi çevredeki hastanelere kaldırıldı.

Şüpheli Şahıslar ve Pompalı Tüfek Ele Geçirildi

Fatih Asayiş Büro Amirliği ekipleri, konu ile alakalı olarak olay yerinde inceleme başlattı. Yapılan çalışmalar sonucunda bir vatandaşın olayı evinin penceresinden cep telefonuyla kayda aldığı tespit edildi. Görüntüleri izleyen ekipler, Aksaray Mektebi Sokak üzerinde 7-8 kişilik 2 ayrı grubun aralarında kavga ettiği, bir anda duyulan silah sesleri sonucu meydanın boşaldığı görüldü. Meydanda şüpheli Turgay Y.’nin elinde tabanca şüpheli Ümit Ö.’in elinde pompalı tüfek olduğu belirlendi. Kimliği belirlenen şüpheliler polis ekiplerince gözaltına alındı. Konu ile alakalı çevredeki işletmelerden temin edilen güvenlik kamera görüntüleri ile diğer şüphelilerin tespiti için çalışma başlatıldı.

Emekli Polis Memuru Alibeyköy’de Teslim Oldu

Olaydan 1 saat sonra polis ekiplerine telefonla ulaşan emekli polis memuru Mustafa Y. olayda kendisinin de silah kullandığını ve olay yerinden daha büyük olaylara sebebiyet vermemek için ayrıldığını ifade etti. Mustafa Y. polis ekiplerine yerini bildirerek Asayiş Büro Amirliği ekipleri tarafından gözaltına alındı.

Kafe Çalışanı Mahmod Aljamil Hayatını Kaybetti

Polis ekipleri, Mustafa Y.’nin sorgusuna Asayiş Büro Amirliği’nde devam ederken saat 21.00 sıralarında Kadri Efendi Sokak üzerinde silahlı kavga yaşandığı ihbarını aldı. Olay yerini kontrol altına alan ekipler, sokak üzerinde çok sayıda kovan buldu. Olayda yaralanan iki şahıs sağlık ekipleri tarafından hastaneye kaldırdı. Sırtından silahla vurularak ağır yaralanan Mahmod Aljamil Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yaılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

Merminin Kimin Silahından Çıktığı Araştırılıyor

Polis ekiplerinin gerçekleştirdiği güvenlik kamerası incelemesinde saat 21.00 sıralarında gerçekleşen olayda sokağa giren siyah renkli bir araç görüldü. Görüntünün devamında kafe çalışanlarının aracın peşinden hızla koştukları, koşan şahısların 3’ünde tabanca birinde pompalı tüfek olduğu belirlendi. Kafe çalışanı Mahmod Aljamil’in burada yaşanan çatışmada hayatını kaybettiği tespit edildi. Konuyla ilgili araştırmayı genişleten polis ekipleri, olayla ilgisi olduğu şüphelenen şahısları gözaltına aldı. Olayda hayatını kaybeden Mahmod Aljamil’in öldürüldüğü silahın kime ait olduğunu bulmak için çalışma başlatıldı.

Çatışma Anı Kamerada

İki grup arasında yaşanan silahlı kavga güvenlik kameraları ve vatandaşların cep telefonu kameralarına yansıdı. Kameralara yansıyan görüntülerde şüphelilerin pompalı tüfek ve tabancalarla birbirlerine ateş açtığı anlar görülüyor. Yaralanan şüpheliler sendeleyerek koşarken birbirlerini silahlarla kovaladıkları görülüyor. Çatışmanın ardından kısa süre içerisinde olay yerine gelen polis ekipleri olayı kontrol altına alıyor.

(Haberler, 31 Temmuz 2018)

 

Lavrentyev: Rusya-Türkiye-Fransa-Almanya Zirvesinin Ana Konusu Suriye Olacak

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Suriye Özel Temsilcisi Aleksandr Lavrentyev, 7 Eylül’de yapılması planlanan Rusya-Türkiye-Fransa-Almanya zirvesinin ana konusunun Suriye krizinin çözümü olacağını belirterek Suriyeli sığınmacıların yurtlarına geri dönmesi konusunun ele alınacağını kaydetti. Böyle bir zirvenin yapılması fikrini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya attığını hatırlatan Lavrentyev, “Büyük ihtimalle Suriye çözümü temel konulardan biri olacak. Ayrıca Türkiye’de bulunan sığınmacılara yardımın sağlanması konusu da ele alınabilir, ne de olsa Türkiye’de 3.5 milyon sığınmacı var” dedi. Lavrentyev, “Sanırım, sığınmacıların yurtlarına dönmesi ve Avrupa’nın finansal lokomotifleri olan Almanya ve Fransa tarafından bu sürece herhangi bir yardımın sağlanması konuları da ele alınacak. Bu yönde çok büyük umudumuz var” diye kaydetti.

(Sputnik Türkiye, 1 Ağustos 2018)

 

“Suriyeli Gençler İçin Sertifika Programı”

İstanbul Aydın Üniversitesi (İAÜ) UNESCO Kültürel Diplomasi Yönetişim ve Eğitim Kürsüsü tarafından yürütülen ve 14 hafta süren istihdam eğitimi programı sonrasında başarılı olan Suriyeli öğrencilere sertifika verildi. İAÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof Dr. Celal Nazım İrem, AB tarafından finanse edilen programla ilgili şunları kaydetti: ”Suriyeli gençlere bir üniversite kampüsü ortamında istihdama yönelik beceriler kazandırılmaya çalışıyoruz. Ayrıca Suriyeli öğrencilerin Türkiye’de yükseköğretime devam etmeleri halinde ihtiyaç duyacakları sosyal ve akademik entegrasyonun kolaylaştırılmasını da amaçladık. Pazarlama, finansal yönetim ve bilgisayar programcılığı alanlarında 14 haftalık eğitim modülleri ile kariyer eğitimleri ve çalışma atölyelerini içeren programları başarıyla tamamlayan öğrencilerimize bu etkinlik kapsamında sertifikalarını veriyoruz.” Program kapsamında birçok STK, Suriye Forum-RIZK Derneği ve United Work grubunu da davet ettiklerini belirten İrem, ”Bu çalışma ile Suriyeli gençleri ve istihdam edilecekleri alanları ve kurumları bir araya getirmeyi amaçladık. Suriye Forum-RIZK Derneği yetkilileri ve United Genel Müdürü Enis Kösem de bu kapsamda Suriyeli gençlerin istihdamını sağlamaya yönelik faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları hakkında detaylı bilgi verecek.” dedi.

(Haber Türk, 31 Temmuz 2018)

 

Suriyeliler Bayram İçin Ülkelerine Gitmeye Başladı

Kurban Bayramı’nı ülkelerinde geçirmek isteyen Türkiye’deki Suriyelilerin, Gaziantep’in Karkamış Gümrük Kapısı’ndan çıkışları başladı – Suriyeli Ali Kasım:- ‘Türk askeri orada. Onun için orada kendimizi güvende hissediyoruz’ Türkiye’deki Suriyelilerin Kurban Bayramı’nı ülkelerinde geçirmek için Gaziantep’in Karkamış Gümrük Kapısı’ndan çıkışları başladı. Kurban Bayramı’nı, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatları ile güvenli hale getirilen Suriye’nin Azez, Mare, Soran, Aktarin, Çobanbey, Afrin, Cerablus ve El Bab ilçe merkezleri ve köylerindeki yakınlarının yanında geçirmek isteyen Suriyeliler için geçiş işlemleri başlatıldı. Gaziantep Valiliğince oluşturulan “www.suriyebayramizni.com” internet adresinden randevu işlemlerini tamamlayan ve istenilen belgeleri hazırlayan Suriyeliler, Karkamış Gümrük Kapısı’na geldi. Burada uzun kuyruklar oluşturan Suriyeliler, yapılan aşı ve güvenlik kontrollerinin ardından ülkelerine geçiş yaptı. Göç İdaresi yetkililerinden alınan bilgiye göre, 19 Ağustos saat 18.00’e kadar Suriye’ye geçiş yapabilecek Türkiye’deki Suriyeliler, 26 Ağustos-31 Aralık tarihleri arasında Türkiye’ye dönebilecek.

“Türk Askeri Orada Kendimizi Güvende Hissediyoruz”

Suriyeli Ali Kasım, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 4 yıl önce eşiyle Türkiye’ye geldiğini ve Adana’da çalıştığını söyledi. Ülkesine gideceği için heyecanlı olduğunu belirten Kasım, “Uzun yıllardır ailemi görmüyorum. El Bab’a gideceğim ve orada akrabalarımla hasret gidereceğim. Allah kısmet ederse kurbanımızı orada keseceğiz. Türk askeri orada. Onun için orada kendimizi güvende hissediyoruz.” dedi.

Ali Gaffari de 6 yıldır Gaziantep’te yaşadığını ve ailesiyle Suriye’ye geçeceğini ifade etti. Yıllar sonra ülkesinde kurban kesebilecek olmanın mutluluğunu yaşadığını anlatan Gaffari, “Kurban Bayramı vesilesiyle ülkemize gidiyoruz ve inşallah kurbanlarımızı orada keseceğiz. Allah Recep Tayyip Erdoğan’dan razı olsun, bize böyle bir fırsat verdiği için. Tüm dualarımız onunla. Allah Türk askerinden razı olsun, bize bu güvenli bölgeyi oluşturduğu için.” diye konuştu.

Emine Abdu ise ablası ve çocuklarıyla Kobani’ye geçeceklerini aktararak, “6 yıl sonra ilk defa oraya gideceğiz. Oralar çok değişmiş diyorlar, gidip biz de göreceğiz. Annem, babam, teyzelerim hepsi orada. Onları çok özledik.” şeklinde konuştu.

İlk gün yaklaşık bin kişinin ülkesine geçmesinin beklendiği kaydedildi.

(Time Türk, 1 Ağustos 2018)

 

Suriyeli Kadınlar İçin Hapse Girmek Ömür Boyu Mahkumiyet

Sundus Filfleh adlı iki kız çocuğu annesi öğretmen kadın, katıldığı bir eylemden sonra hapse atılmasının ardından tahliye oldu ancak bu kez de hapse girmiş kadın damgasından kurtulmaya çalışıyor. Amerika’nın Sesi’ne konuşan Filfleh, “Hapisten çıktıktan sonra insanların sordukları ilk soru tecavüze uğrayıp uğramadığım oldu. Toplum kadınlara şüpheyle yaklaşıyor. Hapisten çıkmış bir kadını toplumun reddetmesi gibi bir durum söz konusu” dedi. Suriye’de rejim güçleri Filfleh’i, 2011 yılında katıldığı bir barışçı eylem sonrasında, hükümet karşıtı protestocularla birlikte kaçmaya çalışırken gözaltına aldı. Filfleh, göstericilerin toplanmasını önlemek için güvenlik güçlerinin silahsız kişilerin üzerine ateş açtıklarını söyledi.

Bir Yıl Hapis Yattı, Bebeğini Orada Doğurdu

Filfleh yaklaşık bir yıl hapiste kaldı. Hapse girmiş olmasının ailesinin ve çevresinin ona karşı bakışını değiştirdiğini söylüyor. Filfleh, “Kocam da beni kesinlikle kabul etmedi. Hapisten çıkınca boşandık. Benim gibi birçok tutuklu kadın tahliye olur olmaz eşleri ve aileleri tarafından terk edildiler” diye konuştu. Filfleh kendisi hapisteyken ailesinin onu dışarı çıkarmak için çaba sarf ettiklerini ama hapisten çıktıktan sonra ona sırtlarını döndüklerini söyledi. Filfleh gözaltına alındığında kızına hamileydi. Hapishanede gardiyanlardan yediği dayaklar ve gördüğü işkence nedeniyle erken doğum yaptı.

Asıl Zorluk Tahliye Sonrası Başladı

Hapisten çıktıktan son Filfleh hayatına yeni bir yol çizmeye çalışıyor. Halen ayrılıkçıların kontrolünde olan Idlib’te yaşıyor. Ülkedeki iç savaşta cinsiyet ayrımcılığı nedeniyle şiddet gören kadınlara yardımcı olmak adına bir sosyal sorumluluk çalışmasında görev alıyor. Ancak bir sosyal sorumluluk projesinde çalışıyor olmasının da zorlukları var. Filfleh, yaptığı çalışmaların, kadın faaliyetleri ve haklarını kabul etmeyen radikal grupları provoke etmesinden korkuyor. “Hapishanede kalma deneyimi korkularımı içimden söküp attı. Her şeye rağmen bu radikallere karşı mücadele etmeliyiz” diyor.

BM: Hapse Girmenin Kadınlara Bedeli Ağır

Son yayınlanan Birleşmiş Milletler raporuna göre, Suriye’de kadınlar ülkede savaşan farklı gruplar tarafından cinsel şiddet, taciz, işkence gibi birçok saldırıya maruz kalıyor. Raporda aynı zamanda Filfleh’in de yaşadığı sıkıntılara dikkat çekiliyor ve hapis yatmış olmanın kadınlara çok ağır bedeller ödettiği ve hayatlarını tamamen değiştirdiği belirtiliyor. Raporda, “Erkekler için bir gurur ve onur kaynağı, toplum tarafından takdir gören bir durum olan hapisten çıkmak, kadınlar için utanç kaynağı oluyor, kadınlar damgalanıyor ve tecavüze uğradıkları düşüncesiyle aileleri ve eşleri tarafından terk ediliyorlar” deniliyor.

“Vicdan Konvoyu” Kadınlar İçin Yola Çıktı

Bu yıl Türkiye Suriye sınırında “Vicdan Konvoyu” adlı kadın projesinin öncülerinden Gülden Sönmez, Türkiye’de gazetecilere yaptığı açıklamada, Suriye’de rejim tarafından 14 bin civarında kadının hapsedildiğini, bu kadınların büyük çoğunluğunun taciz ve işkenceler sonucu hayatını kaybettiğini söyledi. Toplum tarafından dışlanmaları, söz konusu kadınların biraraya gelerek psikolojik travmayı aşma konusunda yardımlaşmalarına neden oldu. Bazı kadınlar biraraya gelerek hapisten çıkmış kadınlara yardımcı olup, bu konuda farkındalığı arttırarak kendi deneyimlerini aktarmak için bazı örgütler kurdular. Kendisi de eski bir mahkum olan Walaa Ahmed, merkezi Idlib’de bulunan Release Me adlı kuruluşu açtı. Kar amacı gütmeyen kuruluş, Suriye’de kadınlara tutuklulukları ve sonrasında psikolojik destek ve eğitim yardımı sağlıyor.

Eşleri Bırakıyor, Aileleri Dışlıyor

Ahmad, “Bu kadınların yaşadıkları en büyük sorun toplum tarafından kabul edilmemek oluyor. Kadınların çoğu eşleri tarafından terkediliyor, aileleri tarafından istenmiyor ve kendilerini yaşadıkları yerle tüm bağlarını kopmuş halde buluyorlar. Bazıları hapse çocuklarıyla birlikte giriyor. Bu onlar için tahliye sonrası daha da büyük bir baskı yaratıyor” dedi. Ahmad, katıldığı protesto eylemi nedeniyle 2014 yılında gözaltına alındı, 2017 yılının başında da serbest bırakıldı. Rejim güçlerine ait bir kontrol noktasında gözaltına alındığını ve daha sonra da Şam’ın kuzeydoğusunda kötü şöhretiyle bilinen Adra hapishanesine gönderildiğini söylüyor. Ahmad yaşadıklarının detaylarını anlatmak istemese de bugün o da Filfleh gibi, benzer durumda hapishane hayatı sonrası sorunlar yaşayan kadınlara yardımcı olmaktan dolayı mutlu.

140 Bin Tutuklu

Merkezi İngiltere’de bulunan insan hakları izleme merkezi Suriye Gözlemevi, Suriye’de 2011 yılından bu yana 140 binden fazla kişinin rejim güçleri tarafından hapse atıldığını belirtiyor. Gözlemevi’ne göre aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 15 bine yakın tutuklu, işkence nedeniyle hayatını kaybetti. İnsan Hakları Gözlemevi, 15 bin kişinin ancak kayıtlarına ulaşılabildiğini, asıl rakamın bunun çok daha üzerinde olduğunu bildiriyor. Amerika’nın Sesi, bağımsız kaynaklardan rakamların doğruluğunu doğrulatamadı. Suriye rejimine uluslararası birçok kuruluş tarafından 2011’de başlayan iç savaştan bu yana hapiste tutulan kişilerin serbest bırakılması konusunda çağrı yapılıyor. 2017 Mart ayında Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Zeid Ra’ad El Hüseyin, Cenevre’deki forumda konuya dikkat çekti ve Suriye halkının barış ve adalete ulaşması gerektiğini söyledi. El Hüseyin, “Bugün bütün bir ülke bir işkence merkezi, acımasızlık, korku ve adaletsizliğin odağı haline geldi” dedi. Suriyeli yerel kaynaklar, binlerce tutuklunun kaderinin, rejimin geride kalan yıllarda ayrılıkçı gruplara kaybettiği toprakları geri kazanmasının ardından, belli olabileceğini söylüyor.

(Amerika’nın Sesi, 31 Temmuz 2018)

 

Güney Afrika Cumhuriyeti’nden Suriyeli Türkmenlere İnsani Yardım

Hatay’ın Yayladağı ilçesine gönderilen 10 ton pirinç burada yaşayan Suriyeli Türkmenlere dağıtıldı. Güney Afrika Cumhuriyeti’ndeki hayırseverlerce gönderilen 10 ton pirinç yardımı, Hatay’ın Yayladağı ilçesinde yaşayan Suriyeli Türkmenlere dağıtıldı. İngiltere merkezli “Muslim Hands” adlı yardım kuruluşunca yürütülen çalışma kapsamında Güney Afrika Cumhuriyeti’nden toplanan 10 ton pirinç paketler halinde, Türk Kızılayı koordinesinde kamplarda bulunan Suriyeli Türkmen ailelere verildi. Türk Kızılayı Suriye Alan Koordinatörü Kadir Akgündüz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kamptaki her Türkmen aileye 10 kilogram ağırlığındaki paketlerde pirinç dağıttıklarını söyledi. Yardımların bunlarla sınırlı kalmayacağını dile getiren Akgündüz, “İlerleyen günlerde Suriyeli ailelerimize giyim ve gıda malzemesi de dağıtacağız. Bu ve buna benzer yardım derneklerinin yaptığı yardımlarla, hem Suriye’de hem de Türkiye içerisindeki ihtiyaç sahiplerine ulaşarak ihtiyaçlarını giderebiliyoruz. Onların mutluluğuna ortak olabiliyoruz.” dedi. Yardım gönüllüsü Seyyid Yusuf, Güney Afrika Cumhuriyeti’nden getirdikleri yardım malzemelerinin ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasından dolayı mutlu olduğunu belirtti. Gıda dağıtımı sırasında Yayladağı Kaymakamı Ömer Faruk Yüce ve Göç İdaresi Hatay il Müdürü Mustafa Cengiz Bilen de yardım gönüllüleriyle bir araya gelerek, kendilerine katkılarından ötürü teşekkür etti.

(Milliyet, 31 Temmuz 2018)

 

Göçmen, Rennes’te Göz Altına Alınmasını Protesto Etmek İçin Ağzını Dikti!

Protestoda radikal bir davranış. Le Mensuel’e göre, Gürcü kökenli göçmen, 21 Temmuz’dan beri Rennes İdari Gözaltı Merkezi’nde gözaltındaydı.

Rennes’in idari gözetim merkezinde (CRA) on gün boyunca gözaltına alınan Gürcü sürgün, bu Salı günü ağzını dikmeye karar verdi.

Göçmenlere Yardım Derneği, açıklamada, K.’nın kararıyla ilgili “Kimse onu dinlemedi ve onunla ilgilenmedi.” gerçeğini açıkladı. Göçmen “İçten içe ölüyorum. Fransa’da ameliyat oldum ama sağlık sorunlarım kötüleşti. Gürcistan’da tedavi edilip edilemeyeceğimi bilmiyorum. Bakım mevcut olsa bile, ona erişemeyeceğim çünkü çok pahalı. Buna ek olarak, yedi kez kendimi öldürmeye çalıştım, bu yüzden kesinlikle Gürcistan’a geri dönemem. ” dedi.

Göçmenlere Yardım Derneği Cimade, sığınmacı ile olan iletişimlerinin Fransızca konuşma kabiliyeti ve kendi kendine zarar vermesiyle daha karmaşık hale geldiğini açıklıyor, ancak ortaklaşa elde edilen bu çeviri, işe yarıyor.

(Le Telegramme, 31 Temmuz 2018)

 

İspanya Göçmenlerle Başa Çıkmak İçin Mücadele Ediyor

Kurtarma ekipleri Cuma günü Akdeniz’de bir lastik bot üzerinden onu aldıklarında, Glenn Alban karton bir ambalajın üzerinde uyuyordu. 18 yaşındaki Kamerunlu, günde iki öğün aldığını söylüyor -kahvaltıda süt ve bisküvi, akşam yemeği için bir sandviç ve bir meyve suyu- polisin kimliğini doğrulamasını ve İspanya’nın en büyük limanından içeri girme izni çıkmasını bekliyor.

AFP’ye verdiği demeçte, “Gördüğünüz gibi, burası çok sıcak,” diyerek Pazartesi günü kartondan aldığı yatağı, güneşten bariyerler ile beton duvar arasında gergin Kızıl Haç battaniyesiyle koruduğunu söyledi.

“Bu kadar uzun sürmesini beklemiyordum, inanamıyorum,” dedi Glenn, iki yıl boyunca Cebelitarık Boğazı’nı geçmeden Fas’ta bekledi.

Libya kuvvetleri, limanlarını göçmenlere kapatmak isteyen İtalya’ya geçişi önlemek için kontrolleri sıkılaştırdığından, İspanya bu yıl göçmen kabul etme konusunda İtalya’yı devirdi.

İspanyol deniz kurtarma hizmetine göre, bu yılın başından beri 22.000’den fazla göçmen denizden geldi, bu geçen yılda toplam gelen sayısından bile daha yüksek.

Yalnızca Cuma gününden bu yana, çoğunluğun geldiğinde yerleştiği Algeciras’ın da yer aldığı Cadiz iline 1.500’den fazla göçmen iniş yaptı.

Birçok göçmen, geceyi bir Sahil Güvenlik gemisinde ya da Algeciras limanında demirlemiş olduğu iskele üzerinde geçirdi, polis istasyonları ve resepsiyon merkezleri tamamen doluydu.

APDHA İnsan Hakları Derneği’ne yeni katılanlara yardımcı olan eylemci Ana Rosado, yetkililerin son günlerde göç etmiş göçmenlere yeterli battaniyeye, mindere ve hatta yiyeceklere sahip olmadığını söylüyor. Göçmenler bazen yerel halktan su ve yiyecek istiyor.

“Onlar tamamen bunalmış” diyor. Pazartesi günü ordu, bu hafta 600 kişi kapasiteli olacak yeni bir resepsiyon merkezi inşa etmek için Algeciras yakınlarındaki San Roque limanına kamyona monteli bir vinç taşıdı.

Muhafazakâr Mariano Rajoy’u devirerek Haziran ayında iktidara gelen sosyalist hükümetin yeni başkanı Pedro Sanchez, İtalya tarafından geri gönderilen göçmenlerle dolu iki gemiye ev sahipliği yapmayı kabul ettiğinden beri İspanya siyaseti göç konusu tarafından ele geçirildi.

Muhafazakâr muhalefet, onu “Hava çağrısı” oluşturmak ile suçluyor, ancak hükümet, gelenlerin bir yıldan fazla süredir artmakta olduğuna dair yanıtlar veriyor. Yeni yönetici, önceki takımı bu öngörülebilir göçmen dalgasına hazırlanmadığı için suçluyor.

(Le Point, 31 Temmuz 2018)

 

Belgesiz Mültecileri Tahliye Etmek İçin Özel Helikopterler

Revolution Permanente’a göre, Guyana,  iki ülke arasındaki hava bağlantısının kaldırılmasına rağmen, Surinam’ın diğer tarafında bulunan ülkesine gelen tüm belgesiz göçmenleri sınır dışı etmeye kararlı görünüyor. Sınır polisi bunu yapmak için, yaklaşık 5000 avroluk bir özel helikopter kiraladı.

Eski bir İngiliz kolonisi olan Guyana, Karayipler’in en fakir ülkelerinden biridir. Üç kişiden biri günde bir dolardan daha az kazanıyor. Surinam ile bu ülkeden ayrılan Fransız Guyana, bazı Guyanese (Fransız Guyana sakinleri) için sefaletten kaçmaya çalışmak için bir hedef haline geldi. Guyana, Surinam ve Fransız Guyana sırayla yan yana ülkelerdir.

Ancak, metropol Fransa’daki politika gibi, Fransız devletinin -Guyana valiliği aracılığıyla- bu mültecileri kovma konusunda hiçbir hüneri yok. 2017 yılında, sınır polisi tarafından Guyana’nın başkenti Georgetown’a “refakat” etmek için neredeyse 100 kişi gelmişti.

StreetPress, Guyana vilayetinin, fakirlikten kaçanları memleketlerine geri göndermek için bir çare bulmakta zorlanmadığını bir makalede ortaya koymaktadır. Gerçekten de, Haziran ayından bu yana, sınır dışı etme yetkileri, sınır polisinin 460 avroluk bir tahliye karşılığında operasyonel bir helikopter kiralamasına izin verdi.

Valilik, Avrupa tarafından ihraç edilen mültecileri göndermeyi bile düşünebilirdi (İki ülke arasında 1000 kilometreden daha kısa bir mesafe olan bağlantıyı kurmak için Avrupa’dan geçen uçuşları ele geçirdiler).

Polis sendikaları, bu operasyonların maliyetini kınamaktadır. Şaşırtıcı olan şey, devletin, sefaletten kaçan insanları kovmak için binlerce avroya sahip olmak istemesidir. Ancak hükümet ve onun röleleri, özellikle de bir özgürlük ve göçmen karşıtı politika uygulamak söz konusu olduğunda çelişkileri dikkate almıyor.

(Revolution Permanente, 31 Temmuz 2018)

 

Büyükanneler Trump’ın Göçmenlik Politikalarını Protesto Ediyor

‘Grannies Respond’ yani “Büyükannelerin Yanıtı” adlı sivil toplum örgütü, Başkan Trump’un sıfır tolerans göçmen politikasına karşı başlattıkları kampanyayı Amerika’yı bir uçtan diğer uca dolaşacak bir karavanla büyütmeye karar verdi. Yaklaşık 20 büyükannenin New York’un Beacon kentinde başlattıkları hareket, bugün sosyal medya sayesinde Amerika’nın birçok kentinden onlara katılan büyükanne ve hatta büyükbabalarla büyüyerek güçlü bir sosyal hareket olma yolunda. New York’un aktivist karakteri ile tanınan Hudson Vadisi’nde başlayan ve Salı günü New York kentinden geçtikten sonra özellikle Başkan Trump’ı destekleyen kent ve eyaletlerde durup konuşmalar yapacak olan grubun amacı 3 bin 200 kilometrelik yolculuğu Texas eyaletinin sınır kentlerinden McAllen’da tamamlamak. Organizatörler yalnızca sokak protestosuyla sınırlı kalmak istemediklerini, bu yüzden karavanla kentleri şehirleri gezmeye karar verdiklerini söylüyor. ABD’nin farklı insanlara baskı uygulamasına daha fazla tahammül edemeyen bazı büyükanneler “nasılsa beyaz büyükanneleri tutuklayamazlar” diye düşünerek karavanı oluşturmuşlar. Beacon’lu yaklaşık 20 büyükanne ve bir büyükbabadan oluşan grubun Salı günü New York’ta başlayan macerası beş gün sürecek. Karavan önce Pennsylvania, oradan Kentucky, Alabama, Louisiana ve son durakları olan Texas’a Cumartesi günü varmayı planlıyor. Her durdukları şehirde birer miting düzenleyecek grup bu kentlerde göçmenlik reformu ile diğer insanlarla ilişki kurmak için yerel örgütlerle birlikte çalışaca. Kardeş karavanlar, Wisconsin, Oregon ve Florida’dan yola çıkacak ve 6 Ağustos’ta Texas’ın Houston kentinde Beacon grubuyla buluşacak.

(Amerika’nın Sesi, 1 Ağustos 2018)