Geçen hafta Türkiye ekonomisinde işsizlik verileri, beklenti anketi ile TÜİK tarafından açıklanan Yurt Dışı Üretici Fiyat Endeksi ve 2015 yılı Yıllık Sanayi Üretim İstatistikleri öne çıkmıştır. Diğer taraftan Donald Trump ABD Başkanlığını devralmış, FED Başkanı Yellen ABD ekonomisine ve FED’in yaklaşımına ilişkin bilgi vermiştir.

 

TÜİK tarafından Ekim 2016 dönemine ilişkin işsizlik verileri açıklanmış ve işsizlik 2016 yılı Ekim ayında yüzde 11,8 oranına yükselmiş, işsiz sayısı 3,6 milyon kişinin üzerine çıkmış, işsizlik oranı 15-24 yaş arası genç nüfus için yüzde 21,2 olmuştur.

 

Türkiye’nin temel yapısal problemlerinden biri olan kadın istihdamı incelendiğinde ise kadınların işgücüne katılım oranında ufak çaplı bir iyileşme bulunmaktadır. Söz konusu oran 2015 yılı Ekim ayına göre yüzde 1,3 oranında artarak yüzde 33,1 seviyesine gelmiştir. İşgücüne katılım oranı düşük olmakla birlikte kadın istihdamında da sorunlar bulunmaktadır. Kadın işsizliği, tüm gruplarda erkek işsizliğinden daha yüksektir. Kadınlarda işgücüne katılma oranının en yüksek olduğu grubu yükseköğretim görmüş olanlar oluşturmakta olup bu grupta işsizlik oranı 2016 yılı Ekim ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre 3,2 oranında artarak yüzde 20,1 oranına yükselmiştir.

 

Diğer taraftan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası beklenti anketi sonuçlarını açıklamıştır. Buna göre Ocak ve Şubat aylarına ilişkin TÜFE beklentisi önceki beklenti anketlerinde açıklanan oranların üzerinde çıkmıştır. ABD Dolarının TL karşısında değer artışının da devam etmesi beklenmektedir. Merkez Bankası’nın politika faiz oranlarını artırmadan fonlama maliyetlerini artırmak suretiyle örtülü faiz artırımına gittiği bir önceki bültende ifade edilmişti. Beklenti anketi de bu yönde bir durumu ortaya koymuş ve ankete göre TCMB ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinin yüzde 9,13 olarak beklendiği gösterilmiştir.

 

2017 yılı büyümesi -henüz TÜİK verileri çerçevesinde güncellenmemiş olsa da- Orta Vadeli Programda yüzde 4,4 olarak öngörülmüştür. Ankete göre büyüme beklentisi bir öncekine göre gerileyerek yüzde 2,9 çıkmıştır.

 

TÜİK, geçen hafta Yurtdışı Üretici Fiyat Endeksi ile 2015 yılı Yıllık Sanayi Ürün İstatistiklerini de açıklamıştır. Yurt Dışı ÜFE, Türkiye içinde üretimi yapılarak yurt dışına ihraç edilen malların üretici fiyatlarındaki değişimi ölçmekte olup 2016 yılı Aralık ayında bir önceki aya göre yüzde 5,21 oranında, bir önceki yılın aynı ayına göre ise yüzde 17,73 oranında artmıştır. Ana sanayi grupları bazında ise bir önceki aya ve bir önceki yılın aynı ayına göre en yüksek artış sırasıyla yüzde 18,37 ve yüzde 58,29 ile enerji mallarında olmuştur.

 

2015 yılı Yıllık Sanayi Ürün İstatistiklerine göre 2015 yılında sanayi malları toplam satış değerinde ara malları yüzde 45,8 ile en yüksek paya, enerji ise yüzde 4,8 ile en düşük paya sahip olmuştur. Sermaye mallarının payı ise 17,9’dur. Teknoloji düzeyine göre yapılan sınıflandırmada ise en yüksek payı yüzde 38,5 ile düşük teknoloji sınıfındaki ürünler oluşturmuş, yüksek teknolojili ürünlerin payı yüzde 3,2 oranında kalmıştır.

 

Dünya ekonomisi bakımından en önemli gelişme ABD Başkanlığını Donald Trump’ın resmen devralması olmuştur. Trump söylemlerinde korumacı ekonomik politika vurgusu yapmıştır. Bu bağlamda dünya ekonomisinin yeni bir korumacı hareketin başlangıç eşiğinde olduğu ifade edilebilir. Zira Başkanlığı resmen devralmasından önce dahi yaptığı açıklamalar üzerine önemli otomotiv firmaları ABD piyasasıyla bağlantılı yatırım kararlarını gözden geçirme kararı almıştı. Benzer şekilde Trump, genişletici maliye politikası mahiyetinde vaatlerde bulunmaktadır. Buna bağlı olarak FED Başkanı Yellen geçen hafta yapmış olduğu bir sunumda maliye politikasında gelecekte yapılacak değişikliklerin, FED'in önümüzdeki dönemde alacağı kararlar öncesi dikkate alacağı hususlardan biri olduğunu belirtmiştir. Ayrıca ABD ekonomisinin tam istihdama yaklaştığını ve enflasyonun yüzde 2 hedefine yakın olduğunu ifade ederek ekonominin iyi bir pozisyonda bulunduğunu ve ekonomide aşırı ısınma yönünde bir belirti bulunmadığını ifade etmiştir. Bu nedenle yakın zamanda FED’in piyasaya beklenti dışında müdahale etme ihtimalinin düşük olduğunu belirtmek mümkündür. Zira müdahalenin yönü hatta yalnızca müdahale edilmesi dahi dünyada, doğal olarak Türkiye’de ekonomiyi etkilemektedir.