Geçen hafta Türkiye ekonomisinde TÜİK tarafından açıklanan Dönemsel Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH), 2016 yılı Satınalma Gücü Paritesi ile İşsizlik İstatistikleri öne çıkmıştır. Diğer taraftan Para Politikası Kurulu toplanmış ayrıca Maliye Bakanlığı Bütçe Uygulama Sonuçlarını açıklamıştır.

 

2017 yılı ilk çeyreğinde Türkiye GSYH’si zincirlenmiş hacim endeksi olarak bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 5 oranında büyümüştür. Söz konusu büyüme oranıyla Türkiye, dünyada 2017 yılı ilk çeyreğinde Çin ve Hindistan’dan sonra en hızlı büyüyen üçüncü ülke olmuştur.

 

Sektörel bazda tarım sektörü bir önceki yılın aynı döneminde yüzde -4,3 oranında azalmışken 2017 yılı ilk çeyreğinde yüzde 3,2 oranında artmıştır. Sanayi sektörü geneli yüzde 5,3, imalat sanayi ise yüzde 5,1 oranında büyümüştür. Ancak gerek imalat sanayi gerek toplam sanayi büyümesi geçen yılın aynı döneminin gerisinde kalmıştır. Benzer şekilde inşaat sektörü geçen yılın aynı döneminde yüzde 5,4 oranında büyümüş iken 2017 yılı ilk çeyreğinde yüzde 3,7 oranında büyümüştür. Hizmetler sektörü ise geçen yılın aynı döneminde yüzde 2 oranında büyümüş iken 2017 yılı ilk çeyreğinde yüzde 5,2 oranında büyümüştür.

 

Harcamalar yönüyle bakıldığında ise hanehalkı nihai tüketim harcaması yüzde 5,1, devletin nihai tüketim harcaması yüzde 9,4, mal ve hizmet ihracatı ise yüzde 10,6 oranında artış göstermiştir. Hanehalkı nihai tüketim harcamalarında dayanıksız mallar ve hizmetler grubundaki artış dikkat çekmiştir.

 

Gayrisafi sabit sermaye oluşumundaki artış oranı yüzde 2,2 ile görece düşük kalmıştır. Bu durum üretimdeki artışın yeni kapasite artışıyla değil hali hazırdaki atıl kapasite ile karşılandığını göstermesi bakımından önemli bulunmuştur. Konu sermaye sınıflaması bazında incelendiğinde ise makine ve teçhizat grubu geçen yılın aynı döneminde yüzde 9,5 oranında artmışken 2017 yılı ilk çeyreğinde yüzde -10,1 oranında azalmıştır.

 

GSYH büyümesini etkileyen unsurları genel olarak değerlendirdiğimizde ise Kredi Garanti Fonu (KGF) aracılığıyla kullandırılan kredilerin önemli bir rol oynadığı değerlendirilmektedir. KGF aracılığıyla 2016 yılsonu itibarıyla 19.483 adet kredi karşılığında 5,03 milyar TL kefalet sağlanmış iken 30 Nisan 2017 tarihi itibarıyla bu sayı 189.752 adete ve 93,29 milyar TL’ye çıkmış, kullandırılan toplam kredi tutarı ise 106,22 milyar TL’ye ulaşmıştır. Diğer taraftan sosyal güvenlik prim ödemelerinin ertelenmesi iş dünyasına finansman anlamında bir katkı sağlamıştır. Ayrıca yapılan geçici vergi indirimleri de iç piyasanın canlanmasına katkıda bulunmuştur. Ancak belirtmek gerekir ki özellikle KGF aracılığıyla sağlanan kredilerin sürdürülebilirliği bakımından sorunlar bulunmaktadır. Başka bir sorun ise talep çerçevesinde bankaların daha fazla kredi vermek için kaynak bulma arayışının yan etkileri olmasıdır.

 

Diğer taraftan TÜİK’in 2016 yılı Aralık ayında yapmış olduğu revizyon nedeniyle büyüme oranı yine tartışmaları beraberinde getirmiştir. Zira büyüme oranları bakımından 0,1 puan dahi oldukça önemliyken piyasanın genel beklentisi yüzde 4 düzeyinde oluşmuş, TÜİK’in de bağlı olduğu makro hedeflerden sorumlu bakanlığın başında olan Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan da 4’ün üzerine büyüme beklediğini ifade etmiş ancak gerçekleşme, tahminlerin 1 puan üzerinde olmuştur. Ayrıca Orta Vadeli Programdaki rakamlar da hala TÜİK’in yeni hesaplaması çerçevesinde güncellenmemiştir. Bu durum revizyonun genel denge anlamında sorunlar barındırdığı yönünde kuşku uyandırmaktadır.

 

TÜİK, hanehalkı nihai tüketim harcamaları için 2016 yılı Satınalma Gücü Paritesini (SGP) açıklamıştır. Tanım itibarıyla SGP temel olarak, ülkeler arasındaki fiyat düzeyi farklılıklarını gidererek uluslararası anlamda fiyat ve hacim karşılaştırmalarına yönelik olarak geliştirilen bir yöntemdir. Bu oran kullanılarak ortak bir para birimine dönüştürülen harcamalar, satın alınan mal ve hizmet hacmindeki farklılıkları yansıtarak ülkeler arasında gerçek anlamda karşılaştırılabilir veriler sağlamaktadır. Türkiye’nin 2016 yılı tüketim mal ve hizmetlerine ilişkin fiyat düzeyi endeksi 60 olmuştur. Bu değer, 28 Avrupa Birliği (AB) ülkesi genelinde 100 Euro karşılığı satın alınan aynı mal ve hizmet sepetinin, Türkiye’de 60 Euro karşılığı Türk Lirası ile satın alınabileceğini göstermektedir. Hanehalkı nihai tüketim harcamalarını da içeren SGP’ye göre kişi başına gayri safi yurtiçi hasıla endeks değeri ise AB-28 ortalaması 100 olarak kabul edildiğinde 62 olarak hesaplanmıştır. Bir önceki SGP'ye göre kişi başına gayri safi yurtiçi hasıla endeks değeri, 2014 yılında hesaplanmış olup 53 olarak açıklanmıştır. Bu durum genel fiyat düzeyinin karşılaştırmalı olarak yükseldiğini göstermesi açısından önemlidir.

 

TÜİK tarafından Mart 2017 dönemine ilişkin işsizlik verileri açıklanmış, işsizlik oranı yüzde 11,7 olarak gerçekleşmiştir. İşsiz sayısı geçen yılın aynı ayına göre 619 bin kişi artarak 3 milyon 642 bin kişi olmuştur. İşgücüne katılma oranı yüzde 52,2, istihdam oranı ise yüzde 46,1 olmuştur. İşsizlik oranı 15-24 yaş arası genç nüfus için geçen aya göre 1,9 puan azalmakla birlikte geçen yılın aynı ayına göre 4,4 puan artarak yüzde 21,4 seviyesine yükselmiştir.

 

Türkiye’nin temel yapısal problemlerinden biri olan kadın istihdamı incelendiğinde kadınların işgücüne katılım oranı, 2017 Şubat ayında yüzde 32,3 iken Mart ayında 32,9 düzeyine çıkmıştır. Söz konusu oran 2016 yılı Mart ayının ise 1,3 puan üzerinde gerçekleşmiştir. İşgücüne katılım oranının düşük olmasının yanı sıra kadın istihdamında da sorunlar bulunmaktadır. Kadın istihdam oranı 2017 Mart ayı itibarıyla yüzde 28,2 olarak gerçekleşmiştir. Kadın istihdamı yükseköğretim görenlerde geçen yılın aynı ayına göre 2,1 puan azalsa da yüzde 59,2 ile nispeten olumlu gerçekleşmiş ancak diğer tüm eğitim gruplarında çok düşük düzeyde kalmıştır. Diğer taraftan istihdam edilenler kapsamında yer alan kadınların yaklaşık yüzde 25’ini ücretsiz aile işçilerinin oluşturduğu göz önüne alındığında durum kısa vadede iç açıcı görünmemektedir.

 

Kadınlarda işsizlik 2016 yılı Mart ayına göre 2,5 puan artarak yüzde 14,3 seviyesinde gerçekleşmiştir. Kadın işsizlik oranı lise, mesleki ve teknik lise ile yükseköğretim eğitim gruplarında sırasıyla yüzde 23,3, yüzde 19,6 ve yüzde 17,6     olarak gerçekleşmiştir. Eğitim düzeyi ile işsizlik oranı arasındaki ters yönlü ilişki dikkat çekmiştir.

 

Diğer taraftan eğitim durumu itibarıyla işsizlik durumu incelendiğinde lise ile mesleki veya teknik lise mezunlarının oransal olarak işsizlikte başı çektiği görülmektedir. Mesleki veya teknik lise mezunlarının istihdam durumları diğer lise mezunlarından daha iyi olmakla birlikte yüksekokulların yanı sıra ara eleman ihtiyacını karşılamakla görevli söz konusu eğitim kurumlarının piyasa ihtiyacını giderme bakımından eksiklikleri bulunduğu görülmektedir.

 

Hükümet işsizliğin azaltılması amacıyla bir seferberlik başlatmış ve istihdama yönelik teşvik uygulaması 9 Şubat 2017 tarihinde 687 sayılı OHAL KHK’sı ile yürürlüğe girmiştir. Söz konusu teşvik uygulamasının sonuçlarına yönelik hükümet kanadından çok olumlu açıklamalar olsa da TÜİK istatistikleri baz alınarak hesaplama yapıldığında Ocak-Mart 2017 döneminde 817 bin kişilik istihdam sağlanmış iken, 2016 yılının aynı döneminde ise 718 bin kişilik istihdam sağlanmıştır. Buna göre Ocak-Mart döneminde istihdam teşviki paketi ile ancak ek 100 bin kişilik istihdama katkıda bulunulmuştur.

 

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu 2017 yılının dördüncü toplantısını 15 Haziran 2017 tarihinde yapmış ve faiz oranlarında bir değişikliğe gitmemiştir. TCMB Ağırlıklı Ortalama Fonlama Maliyeti 16 Haziran 2017 tarihi itibarıyla yüzde 11,95 seviyesinde bulunmaktadır. Kurul ekonomik faaliyetlerdeki toparlanma ve enflasyonun yüksekliğine vurgu yaparak, sıkı para duruşunun korunmasına karar verildiğini ve enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme sağlanıncaya kadar sıkı duruşun sürdürüleceğini ifade etmiş yapısal reform vurgusunu tekrarlamıştır.

 

Maliye Bakanlığı, 2017 yılı Mayıs ayına ilişkin Bütçe Gerçekleşmeleri Raporunu yayınlamıştır. Buna göre Mayıs ayında merkezi yönetim bütçe gelirleri 57,5 milyar TL, bütçe giderleri ise 51,1 milyar TL olmuş bütçe 6,4 milyar TL fazla vermiştir. Ocak-Mayıs 2017 döneminde ise 255,3 milyar TL bütçe geliri elde edilirken 266,8 milyar TL bütçe gideri gerçekleşmiş bütçe açığı -11,5 milyar TL olmuştur. 2016 yılı Ocak-Mayıs döneminde 33,3 milyar TL faiz dışı fazla verilmişken 2017 yılı Ocak-Mayıs döneminde faiz dışı fazla 14,2 milyar TL düzeyine gerilemiştir. Ocak-Mayıs döneminde en büyük harcama kalemi yaklaşık 116 milyar TL ile cari transferler olmuştur. 2016 yılı Ocak-Mayıs döneminde 24,2 milyar TL faiz gideri gerçekleşmiş iken 2017 yılının aynı döneminde faiz gideri 25,7 milyar TL olmuştur.