Erkan Tan: Milliyetçi Hareket Partisi Iğdır Milletvekili Sayın Sinan Oğan. Sizinle ve bizimle birlikte konuşacağız. Kendisi milletvekili olmadan önce dış politika ile ilgili strateji ile ilgili önemli bir kuruluşun TÜRKSAM’ın başındaydı. Günaydın efendim, hoş geldiniz.

 

Sinan Oğan: Günaydın, hoş bulduk.

 

Erkan Tan: Bugün gaziler günü, aynı zamanda bugün resmi etkinlikler ve merasimler de olduğu için, anma merasimleri olduğu için gazilerimizi misafir edemedik ama Gaziler Haftasıdır bu zaten. Bu hafta boyunca kendilerini programımıza misafir edeceğiz, millete ve memlekete seslerini duyuracağız. Sinan Bey, dış politika son derece yoğun ve karışık. Başbakan Amerika’ya gidecek, ondan önce Arap baharı diye adlandırılan bir tur attı. Bu konuda söylemek istedikleriniz neler efendim?

 

Sinan Oğan: Şimdi, izin verirseniz eğer anlamlı bir gün, iki açıdan anlamlı bir gün kısaca değinmek istiyorum. Öncelikle aziz şehitlerimizin aziz hatıraları önünde saygı ile eğiliyoruz. Bu gün PKK ile pazarlıkların yapıldığı bir günde, yapıldığı bir dönemde şehitlerimizin aziz hatıralarına yapılan bu saygısızlığı burada şiddetle kınadığımı ifade ediyorum. Yine aynı şekilde gaziler günü gaziler haftası ve gazilerimiz maalesef adeta bir üvey evlat muamelesi görür bir noktaya getirilmiştir. Her şeyin bir karşılığı vardır, her şey bir şekilde telafi edilebilir. Ama canını bu memleket için vermiş insanlara yapılan saygısızlıklar, canını, vücudunun herhangi bir parçasını bu memlekete vermiş insanların karşısında biz ne yapsak azdır. Dolayısıyla bir an önce şehitlerimizin aziz hatırasına yapılan bu tür saygısızlıklara son vermemiz lazım.

 

Erkan Tan: Hangi hareketi saygısızlık olarak nitelendirdiniz? Televizyonunu yeni açanlar için yineler misiniz?

 

Sinan Oğan: Terörist başına “sayın” diyen, terörist başına “önder” diyen, teröristlerle pazarlık yapılan bu anlayış, elbette gazilerimizin ve şehitlerimizin aziz hatıralarına büyük saygısızlıktır.

 

Erkan Tan: Ama bunu akacak kan damarda duracaksa, bu tür görüşmeler yapmanın bir sakıncası yoktur şeklinde değerlendirenler de var.

 

Sinan Oğan: Muhakkak vardır, ancak şunu ifade etmek lazım, elbette ki, kan dursun diye görüşmeler yapılabilir ama siyasi görüşmeler yapılamaz. Nasıl görüşme yapılabilir? Milli İstihbarat Teşkilatı istihbarat amaçlı görüşme yapabilir ama Başbakan adına orada bir pazarlık masasına oturamaz. Biz demiyoruz ki, efendim oturalım, evde hiçbir şey yapmayalım. Biz diyoruz ki, PKK ile terör örgütü ile pazarlık yapmayalım. Siyasi irade adına pazarlık yapmayalım ve şunu da ifade edeyim bu tip şeyleri biz konuşmak dahi istemiyoruz. Ancak zamanında terör örgütü ile pazarlık yapılıyor dediğimizde, “Bize bunları söyleyenler şerefsizdir.” demiştir Sayın Başbakan. Şimdi kimin ne olduğunu yüce halkımızın takdirine bırakıyoruz. Çünkü bu görüşmeler artık ispatlanmıştır, bu görüşmelerle müzakereler ispatlandığına göre Milliyetçi Hareket Partisine karşı o ifadeleri kullananların şimdi o ifadeleri nasıl taşıdıklarına da milletimizin bakması lazım bu birinci hadise.

 

Şunu da ifade ediyorum ben, Türkiye’de şehitlerimize ve gazilerimize yeteri kadar sahip çıkılmadığı kanaatindeyim. Biz bir çalışma başlattık. İnşallah, bunu meclis gündemine de getireceğiz, biraz önce bahsettiniz bir strateji merkezinin başkanıydınız dediniz. Görevimi hala sürdürüyorum ve strateji merkezini de milletimizin emrinde çalıştırmaya devam ediyoruz. Biz dünyadaki neredeyse bütün ülkelerin şehitlere ve gazilere, tabi birçok literatürde birçok ülkede de şehit kavramı yok ama buna benzer kavramlar var; literatürü tarıyoruz, onların gündemini tarıyoruz, onların hangi hakları verdiğini, hangi hukuksal düzenlemeler yaptığını tarıyoruz ve inşallah bundan yola çıkarak şehitlerimize ve gazilerimize çok daha fazla hak tanıyan, onların önünde çok daha fazla saygı ile eğilmemizi gerekli kılan yeni bir düzenlemeyi meclisin gündemine getireceğiz.

 

Erkan Tan: Bu önemli bir haber aslında. Yani Milliyetçi Hareket Partisi kurumsal yapısı içinde mi yapılıyor, yoksa kişisel bir çabayı mı partinize sunacaksınız?

 

Sinan Oğan: Zaten milletvekilleri kişisel olarak bir takım çalışmayı yaparlar, getirirler partinin gündemine sunarlar, parti ile birlikte meclise sunarlar. Bu, hiyerarşik düzen içerisinde biz de çalışmayı yapıyoruz. Bir ikinci husus daha var: Bu gün yeni eğitim öğretim yılına başlıyoruz biliyorsunuz, ben bütün öğrencilerimize yeni eğitim öğretim yılında başarılar diliyorum, bütün öğretmenlerimize, çilekeş öğretmenlerimize başarılar diliyorum. Ve bir hususun da altını çizmek istiyorum, hükümet verdiği sözü tutsun atanamayan öğretmenlerimiz var, hükümet çok daha fazla sayıda öğretmenimizi atayacağını ifade etmişti fakat bu hükümetimizin seçim vaadi olarak kaldı, hükümet bu sözünü hala tutmuş değil. Hükümeti de bu sözünü tutmaya davet ediyorum.

 

Erkan Tan: Yani şimdi değil ne zaman tutacak? Okullar açılıyor işte. Okullar açıldı. Demek bu kadar, söz bu kadarlık olamaz mı?

 

Sinan Oğan: Efendim öğrencilerimizin sorunları var. Binlerce öğretmenlerimizin sorunları var. Öğretmen bulamayan okullarımız var ve hükümetimizin sözü var bu hükümet demiyor mu ki, biz verdiğimiz sözümüzü tutuyoruz?  Buyurun niye tutmadınız sözünüzü?

 

Erkan Tan: Atadık işte demiyorlar mı?

 

Sinan Oğan: Diyorlar ama rakam vermiyorlar efendim. Gelsinler bu milletin huzurunda kaç öğretmen atayacakları sözünü verdiklerini ve kaç öğretmen atayabildiklerini gelsin buyursun milletin huzurunda söylesinler.

 

Erkan Tan: Hatırlamayanlar olabilir. Buyurun sizden öğrenelim efendim ne demişlerdi ne kadar oldu?

 

Sinan Oğan: 55.000 atama sözü vardı bu rakamın yarısına bile ulaşamadı. Gelsin milli eğitim bakanımız o milli sözünü nasıl eğitimden çıkardığını burada açıklasın. Milli eğitimi nasıl bir anlayışla milli olmaktan çıkardığını gelip söylesinler. Efendim milli enerji bakanlığı demiyoruz biz, bazı konular var ki hassasiyet arz ediyor milli enerji bakanlığı diyor muyuz? Milli Tarım Bakanlığı diyor muyuz, demiyoruz. Ne diyoruz Milli Eğitim Bakanlığı, eğitimin milli olması gerekiyor. Ama bu hükümet, içinde Türk olan milli olan her şeye düşmanlık beslediği için.

 

Erkan Tan: Ama çok büyük konuştunuz Sinan Bey. Bu hükümet içinde Türk olan milli olan her şeye düşmanlık besliyor diyorsunuz.

 

Sinan Oğan: Milli olan her şeye düşmanlık besliyor. Ben Anayasa komisyonu üyesiyim, aynı zamanda. Göreceksiniz bu hükümet ilk icraatların birisi Anayasa’daki Türk kelimesini çıkarmak olacaktır. Nasıl ki, eğitimdeki milli kelimesinden rahatsızsa bu hükümet Anayasa’daki Türk kelimesinden de rahatsızdır. Hükümet şehit ve gazilerimize daha çok haklar tanıyacağına terör örgütü ile pazarlık yapıyor, dolayısıyla bu hükümetten milli hiçbir şey beklemiyoruz, bu hükümetten Türk adına hiçbir şey beklemiyoruz. Türk adından ve milli kelimesinden rahatsız bu hükümet.

 

Erkan Tan: Arkadaşlar şimdi bu sözleri alt yazıda tutacak.

 

Sinan Oğan: Anayasa çalışmaları geldiği zaman lütfen beni bir kez daha davet edin ve bana sorunuz efendim,”Siz bu hükümet Türk kelimesinden rahatsız demiştiniz, bakın hiç rahatsız değil Anayasa’da Türk kelimesi duruyor.”  Ben de özür dileyeyim buradan hükümetten. Ama tersi olursa bu hükümet özür dilesin bu milletten.

 

Erkan Tan: Şehitler üzerinden politika yapmayı bırakın bıktık artık demiş Yusuf Ziya Kara. Biraz önce dedikleriniz şehitler üzerinden politika yapmak mı veya gaziler üzerinden?

 

Sinan Oğan: Efendim bu memlekette şehitlere saygı duymak, gazilere sahip çıkmak politika yapmak mıdır? Biz diyoruz ki, şehitlerimize saygı duyalım, gazilerimize sahip çıkalım, şehidimizin ailesine sahip çıkalım. Biz millet olarak işimizde gücümüzde iken belki de bir ailenin tek evladı şehit olmuş, onun annesi babası ne durumdadır bunu ifade etmek bizim görevimiz değil midir milletvekili olarak?

 

Erkan Tan: Sanırım şunu söylediğiniz için söyledi efendim: Pazarlık yapılıyor, şehitler gününde gaziler gününde terör örgütü ile pazarlık yapılıyor.

 

Sinan Oğan: Yapılmıyor mu Yusuf Ziya bey pazarlıklar yansımadı mı, hükümet çıkıp yalanlayabildi mi? Terörist başına “sayın” demedi mi bu hükümet temsilcisi. Başbakanı temsilen buradayım demedi mi? Zaten Başbakanı da daha önce sayın dememiş miydi? “Önderlik” kelimesi kullanılmamış mıydı, bunları biz mi uyduruyoruz Allah aşkına?

 

Erkan Tan: Siz de bilirsiniz ki, Sinan Bey o adamın ağzından bilgi almak için biraz böyle inanmasanız da yalandan da olsa onun duymak istediği hoşlanacağı sözleri söylersiniz.

 

Sinan Oğan: Bir devlet ciddiyeti olur. Orada konuşan kişi bir koyun pazarlığı yapmıyor ki, af edersiniz. Türkiye’nin başbakanı adına konuşuyor. Başbakan adına konuşan da Türkiye Milli İstihbarat Teşkilatımızın başkan yardımcısı, müsteşar yardımcısı böyle bir şey olabilir mi?

 

Erkan Tan: Bir izleyicimiz demiş ki: Tamam peki kan akmaya devam mı etsin kardeşim? Bunların iyiliğine gidip anlayacağı laftan konuşmak ne zamandan beri pazarlık oldu?

 

Sinan Oğan: Efendim, teröristin anlayacağı bir tek dil vardır. O da teröriste silah bıraktıracak dildir. Ama bununla beraber bu ülkede bir demokrasi sorunu varsa ki vardır, bireysel özgürlüklerin arttırılması noktasında da gelin, her türlü bireysel özgürlüğün önündeki engeli kaldıralım. Ama bu hükümet onu yapmıyor. Bu hükümet bir, pazarlık yapıyor teröristle; iki, kolektif özgürlükler adı altında birtakım ayrımcılıklar yapıyor. Birtakım adına da pozitif ayrımcılık diyorlar maalesef. Bu milleti bölecek, bu milleti birbirinden farklılaştıracak uygulamalar yapıyor. Biz demiyoruz ki terör bitmesin. Tam tersine terörü bitiren iktidar bizdik zamanında ve biz de terör bugün bitsin istiyoruz. Biz istemiyoruz ki, yeni şehitlerimiz yeni gazilerimiz olsun. Ama sizin yaptığınız bu pazarlıklar terör örgütünü daha fazla şımartacaktır. Terör örgütünün daha fazla talepte bulunmasına sebep olacaktır. Ve bu da yarın daha fazla kan akmasına sebep olacaktır. Biz zamanında ne diyorduk? Kürt sorunu yoktur, terör sorunu vardır diyorduk. Başbakan ne diyordu? Sayın Başbakan işte Habur’u gösteriyordu, Habur’u işaret ediyordu. Ne güzel görüntüler bunlar diyordu. Ne oldu? Habur’la bir şey mi elde ettiniz Allah aşkına? Dünyanın neresinde teröristle pazarlık yapılarak, teröriste her istediği verilerek bir başarı sağlanmıştır? Hiçbir yerde… Terörün önce etkisini kıracaksınız, ondan sonra kendi iç düzenlemelerinizi kendi anayasanıza uygun olarak kendiniz yapacaksınız. Bir dayatmanın sonucu olarak atacağınız her adım teröre verilmiş bir karşılık olacaktır. Ve pozitif karşılık olacaktır maalesef. Bu da terörün kazanç hanesine yazılmış olacaktır.

 

Erkan Tan: Efendim demiş ki bir seyircimiz: ‘Erkan Tan, bütün dünyada sözü geçen kabul edilen bir ülke oluyoruz. Arabistan’a gittiğimiz zaman, Arap ülkelerine gittiğimiz zaman ayakta karşılıyorlar. MHP bunu çekemediği için mahsus politika yapıyor.’ demiş bir seyircimiz.

 

Sinan Oğan: Şimdi bakınız efendim.

 

Erkan Tan: Tam sizin alanınıza girdi bu soru.

 

Sinan Oğan: Şimdi sizin de ilk sorunuza cevaben bu konuya girmiş olayım. Bakınız biz Türkiye’mizin uluslararası alanda her türlü başarısından gurur duyarız. Bunu söylemekten de geri durmayız.

 

Erkan Tan: Tamam.

 

Sinan Oğan: Biz Türkiye’mizin başarısından ve bu başarıdan kimin imzası olursa olsun Türkiye’mizin başarısından biz her zaman gurur duyarız. Ancak bu başarı görüntüsünün bir tarafında eğer Büyük Orta Doğu Projesi’nin hayata geçirilmesi ve eş başkanlığı var ise, bir tarafında İsrail ile kavga etme görüntüsü varsa üstelik öte taraftan da Malatya’ya gelip radar üssünü kurup İsrail’e kol kanat geriyorsanız, bu ikiyüzlülüğü de biz halkımızla paylaşmak zorundayız. Aksi takdirde halk bize sorar: Madem bu ikiyüzlülüğü biliyordunuz da, bunu bizimle niye paylaşmadınız? Bunun karşısında niye yer almadınız diye halk bize sorar. Bu sebeple de biz görevimizi yerine getiriyoruz. Biz diyoruz ki, siz eğer samimiyseniz İsrail’i niye koruyorsunuz Allah aşkına? Samimiyseniz siz, İsrail ile ticari ilişkilerimiz niye artmaya devam ediyor? Siz eğer samimiyseniz…

 

Erkan Tan: Yani Başbakanın söylediği cümleler, o sert çıkışlar yalan mı?

 

Sinan Oğan: Bu hükümet bir şeyi çok iyi yapıyor. Teatral gösteriyi çok iyi yapıyor bu hükümet.

 

Erkan Tan: Hükümet tiyatroyu çok iyi yapıyor dediniz.

 

Sinan Oğan: Kesinlikle.

 

Erkan Tan: Dediniz mi bakın? Yani öyle dediniz mi?

 

Sinan Oğan: Söyledim, tekrar edeyim istiyorsanız.

 

Erkan Tan: Bir daha lütfen, televizyonu yeni açanlar olabilir. Lütfen bir sakıncası yoksa.

 

Sinan Oğan: Bu hükümet teatral gösteriyi yapıyor. Tiyatroyu çok iyi beceriyor. Bu hükümet, maalesef halkımızı kandırmasını da çok iyi beceriyor. Bu da bir maharettir bakınız. Siyaset, tiyatro yapma sanatı değil efendim. Bu hükümet çok iyi tiyatro yapıyor.

 

Erkan Tan: Nasıl yani? Kanıtınız ne? Bu iddianın kanıtı ne? İsrail’le ilgili…

 

Sinan Oğan: Binlerce kanıt var. Bakınız hani Gazze’ye gidiyorduk! Sayın Başbakan hani Gazze’ye gidiyordu. Nerede, niye gidemedi? Niye gidemedi efendim? Hani NATO’nun Libya’da ne işi vardı? Bu hükümet dememiş miydi? Niye hemen ağız değiştirdiniz? Biraz ciddi olun. Biraz devlet ciddiyetine sahip olun. Gazze’ye gidiyorum diyorsunuz, iki gün sonra efendim gidemedik diyorsunuz. NATO’nun Libya’da ne işi var diyorsunuz, iki gün sonra NATO’nun Libya’ya saldıran en büyük deniz gücünü siz oluşturuyorsunuz. NATO Genel Sekreteri Rasmussen’i PKK’yı destekleyen, onun yayın organını destekleyen, Roj TV’yi destekleyen Danimarka’nın başbakanı NATO genel sekreterini takmayız diyorsunuz, iki gün sonra hemen yelkenleriniz suda. Rasmussen genel sekreter olmuş. Verdiği sözü de tutmuyor, ayrıca onu da ifade edeyim. Bir genel sekreter yardımcılığı sözü verilmişti, onu da hiçbir ülkeye kabul ettiremediler. Bir genel sekreter yardımcısının yardımcısı verildi bizlere. Türk halkı da bunu bilsin. Öte taraftan Suriye’de “Beşer Esad kardeşim” diyeceksiniz, ortak bakanlar kurulu toplantısı düzenleyeceksiniz, iki gün sonra Suriye’yi düşman ilan edeceksiniz, Suriye’nin iç işlerine karışacaksınız. İran’la Brezilya ile beraber birtakım şeyler yapacaksınız. Bugün İran’la resmen savaşın eşiğine geleceksiniz. Neden? Çünkü İran’ı doğrudan hedef alan bir füze savunma sistemini bu hükümet İsrail’i korumak amacıyla Malatya’ya kurmuştur. Bakınız belki bazı seyircilerimiz bilemeyebilir, izin verirseniz çok kısaca açıklamak istiyorum füze savunma sistemi…

 

Erkan Tan: Tam ağzımdaki soruyu sordunuz. Ne demek yani İsrail’i savunmak? Malatya’ya kurduğumuz füze savunma sistemi niye İsrail’i korusun Sinan Bey?

 

Sinan Oğan: Bizim Türkiye olarak eksiklerimizden birisi de budur. Ben öğretmenlerimizden bilhassa rica ediyorum. Bugün de eğitim ve öğretim yılı başlamış. Öğretmenlerimiz öğrencilerimize harita üzerinde çalışmayı öğretsinler.

 

Erkan Tan: Konuları da birbirine bağlamayı çok iyi biliyorsunuz bugün havanızdasınız. Ey! Öğretmenler öğrencilerinize harita bilgisini iyi öğretin diye.

 

Sinan Oğan: Füze savunma sistemi Malatya’ya kurulduğunda bunun Avrupa’yı koruduğunu milletimize, harita bilgisi olan bir halka anlatamazsınız. Haritayı gözünüzün önüne getirdiğinizde, İran’ın füze menzilini de yanına koyduğunuzda, sizin bu takdirde füze savunma sistemini Doğu Akdeniz’e kurmanız lazım ki, güzergâh Doğu Akdeniz’dir. Avrupa’ya gidecek bir tehdidi Doğu Karadeniz’de önlersiniz. Doğu Karadeniz’e kurmanız lazım. Ama İsrail’i korumak istiyorsanız, Doğu Akdeniz merkezli bir yapılanmaya gitmeniz lazım. Çünkü güzergâhlara baktığınızda durum bunu gösterir. Ve bir füze bir ülkeye gittiği zaman ne yapar biliyor musunuz? Onu üç yerde durdurabilir. Bir kalkış anıdır ki, hızının en düşük olduğu andır. En kolay olduğu yer kalkış anı, yani o ülkeye saldırarak ancak bunu yapabilirsiniz. Bakınız bakan diyordu ya: bu bir savunma sistemidir; aksine bu bir saldırı sistemidir aynı zamanda, iki uzayda bunu yakalarsınız, üç artık ülkeye düşerken yani sınırının son haddindeyken ki orada yakalama şansınız çok azdır. Dolayısıyla ne yapmanız lazım sizin bunu kaynağında, daha kalkarken daha yavaşken tespit edip hemen vurmanız lazım. O yüzden Malatya’ya kuruldu, o yüzden onu imha edecek sistemler de Doğu Akdeniz’deki Amerikan savaş gemileridir. Yani İran’dan herhangi bir şekilde…

 

Erkan Tan: Yani konu İran mıdır?

 

Sinan Oğan: Konu yüzde yüz İran’dır. Zaten Fransa cumhurbaşkanı ki, kendisini hiç sevmem, Türkiye düşmanı olduğu dolayısıyla. Ne demişti, “biz kediye kedi deriz” demişti. Yani bunun hedefi İran’dır demişti. Bakınız İran’dan…

 

Erkan Tan: Onun için hükümet tiyatro yapıyor diyorsunuz konuyu bağlayalım, reklamlara uzanalım.

 

Sinan Oğan: Bir cümleyle bitirelim, o yüzden zaten İran’dan kalkacak bir füzeyi, Türkiye’deki radarlar ve belki de füze rampaları imha ettiğinde bu aynı zamanda İran’a saldırmışsınız demektir. Biz bir süre sonra İsrail’i koruyacağız diye Suriye’ye girebiliriz. Bir süre sonra İsrail’i koruyacağız diye İran ile savaşa girebiliriz. Budur işte tiyatro. Bir taraftan İsrail’e ‘one minute’ diyecekseniz, milletin önünde çakıyor görüntüsü vereceksiniz, öte taraftan kalkacaksınız İsrail’i koruyacaksınız.

 

Erkan Tan: Örneğin Sabah Gazetesinde hem Cumhurbaşkanı’nın hem Dışişleri Bakanı’nın mesajı var. MİT’in bu işin içinde olması çok tabii, Hakan Bey, işini çok iyi yapıyor biri Cumhurbaşkanı’nın biri dışişleri Bakanı’nın beyanatı.

 

Sinan Oğan: Şimdi Sayın Cumhurbaşkan’a bir şey, bir söz demek istemiyorum, bu memleketimizin cumhurbaşkanı ama yani Sayın Davutoğlu’nun ifadelerini de dikkate aldığımızda “bozacının şahidi şıracı” durumu ile karşı karşıyayız. Bakınız biz demiyoruz ki, MİT üzerine düşen görevi yapmasın. Biz diyoruz ki; MİT pazarlık masasına oturmasın, hükümet adına pazarlık yapmasın, terörist başına “sayın” demesin, terörist başına “önderlik” demesin. “Sayın Başbakan’la terörist başı yüzde doksanla doksan beş aynı fikirdedir” demesin. Bir devlet ciddiyeti olmalıdır. Şehitlerimizin aziz hatırası önünde bu tür saygısızlıklar yapılmamalıdır. Bugün Gaziler Haftası başlıyor, gazilerimizin hiç mi yüreği sızlamıyor? Biz niye savaştık bu ülke için diyorlar mı acaba? Kendi kendilerine sormuyorlar mı bu soruyu? Eğer siz pazarlık yapacak idiyseniz, teröristle biz neden savaştık sorusunu neden bu milletin evladına sorduruyorsunuz?

 

Erkan Tan: Ama Sinan Bey, yani Milli İstihbarat Örgütü, istihbarat elemanı, polis, asker karşı taraftan laf almak için biraz onun hoşlanacağı cümleler söylemez mi yani? Sorgu tekniklerinde de bu vardır herhalde, yani benden daha iyi bilirsiniz de ukalalık etmeyeyim.

 

Sinan Oğan: Estağfurullah, istihbaratın bir elemanı gider görüşür, istihbarat amaçlı bir eleman her türlü, bu hükümet gibi her türlü tiyatroyu oynar. Bu hükümet her türlü oyunu oynuyor. Siz Başbakan adına geldim diyorsunuz, siz bu hükümeti temsilen orada bulunmaktasınız ve bu şekilde “sayın” ifadesini kullanamazsınız, “önderlik” ifadesini kullanamazsınız. Bu devletin bir ciddiyeti vardır. Bu devlet dün kurulmadı. Bugün o Arap ülkelerini izliyoruz, onlar gibi dün haritası çizilmedi bu memleketin. Bu memleketin haritası kanla çizildi. Siz bunu bu kadar kolay yem edemezsiniz teröriste.

 

Erkan Tan: Efendim demiş ki, Taraf Gazetesi, PKK’nın kasetinin üstünde oynanmış. MİT-PKK görüşme kaydı üzerinde kesinti yapıldığı ve “Sayın Öcalan” sözünün çoğaltıldığı saptanmış.

 

Sinan Oğan: Taraf Gazetesi daha çok şey söyleyecektir. Üzerinde yorum bile yapmak istemiyorum. Çünkü bellidir, bu tip şeyleri aklama ve bu tür şeyleri paklama ve bu tür, örneğin bir Ergenekon kaseti olsaydı Taraf Gazetesi aynı tavırla mı yaklaşacaktı? Tam tersine birin üzerine beş koyarak bu yayını yapacaktı. O açıdan hiç üzerinde dahi durmuyorum bu tür ifadelerin. Şu da var, şunu da ifade edeyim, şu an tam net bilgiler yok elimizde ve bu iş sayıyla değil. Diyelim ki, çoğaltılmış, bir defa söylemiş mi söylemiş. Yani bunu bir defa da söyleseniz bin defa da söyleseniz bu ülkede binlerce vatan evladının canına kastetmiş, malına kastetmiş, bu ülkenin haysiyetine kastetmiş bir terör örgütüne ve onun elebaşısına sayın denemez.

 

Erkan Tan: Devam ediyoruz efendim. Gelen mesajlardan bir tanesinde biraz önce, Halleyciler Gazileri gezdirmişlerdi dün. Gaziler Haftası başlıyor bugün. Bana da bir böyle arma takmak istemişlerdi ama deri ceket için yapılmış buna takmayalım istersiniz demiştim. Bir seyircimiz bana kızmış. Seyirci: Erkan Bey, sizi çok seviyordum. Eğer programda o Gaziler anısına verilen rozeti takmazsanız, vatanı, milleti için kollarını bacaklarını parçalamış kardeşlerimiz için bir ceketi feda etmemiş olursunuz. Siz o rozeti takın, ben size ceket alırım. Takmazsanız yazık olacak, sizi artık sevmeyeceğim. Sakaryalı Ahmet Kıratlı, doğru söylemiş Ahmet Bey. Doğru Söylemiş, özür dileriz. Takacağız, aynen takıyoruz, siz de şahit olun. Takmak biraz zor ama Ahmet Bey, taktık. Gördüğünüz gibi. Ceketimin görünen yerine taktım. Gazilerimize canım feda. Öyle düşünmemiştim ben ama hassasiyetinize teşekkür ediyorum.

 

Sinan Oğan: Doğru söylemiş. Ceketiniz yırtılsa dahi artık onu takmak zorundasınız.

 

Erkan Tan: Peki, Sinan Bey.

 

Sinan Oğan: Bu ülkenin insanı aslında gazisine, şehidine hassastır. Eğer bu hükümet bizim bu tür duygularımızı törpülemeye çalışmazsa, bu millet gazisine de sahip çıkacaktır, şehidine de sahip çıkacaktır. Vatanına da milletine de sahip çıkacaktır. Yeter ki, önce bu hükümetten kurtulsun.

 

Erkan Tan: Demiş ki bir seyircimiz; deve kuşu misali kardeşim, siz gelin edasıyla koalisyon döneminde sus pus oturup, PKK’lıları idam etmeyenler değil misiniz? Öcalan’ı İmralı’daki saraya kim koydu kardeşim?

 

Sinan Oğan: Şimdi iyi bir konu açıldı. Çünkü bir yanlış anlaşılmayı düzeltmek lazım. Efendim, artık internet çağındayız, teknoloji çağındayız. Vatandaşlarımız lütfen kimlerin imzası var Google’da bir taratsınlar. Milliyetçi Hareket Partisi’nin milletvekillerinin tamamı asılsın demiştir. Milliyetçi Hareket Partisi’nin tamamı, mecliste yapılan oylamada ‘Abdullah Öcalan asılsın’ oyu vermiştir. AKP’nin o dönemki partisi, Doğru Yol Partisi, Anavatan Partisi ve bugün AKP’yi kuran milletvekilleri Öcalan asılmasın oyu vermiştir. Elinizi vicdanınıza koyun! TBMM’nin kayıtları ortadadır. Hiç millet meclisine kadar gitmenize gerek yok. Açın herhangi bir internet sitesini, Google’dan bir tarayın Allah aşkına. Kim asılsın demiştir, kim asılmasın demiştir. Her şey ortadadır. Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak dün de diyorduk bugün de aynı şeyleri diyoruz: Biz teröristle mücadelenin gereği gibi yapılmasından yanayız. O dönem, biz Abdullah Öcalan asılsın oyu verdik. Milletimiz bize bugün bu yetkiyi versin, biz terörle nasıl mücadele edildiğini gösterelim. Biz o gün koalisyonun bir ortağıydık, meclisin silah zoruyla kararını değiştiremeyeceğimize göre elimizdeki oyu Öcalan asılsın olarak kullandık. Ama bugün Öcalan asılmasın diye oy kullananlar işte MİT üzerinden pazarlık yapıyorlar. Hükümet adına pazarlık yapıyorlar ve Sayın Başbakan da biz teröristle pazarlık yapmayın dediğimizde, ‘Bizim terörle görüştüğümüzü iddia edenler şerefsizdir.’ demişti. Peki, bugün kim şerefsiz Allah aşkına Türk milletine soruyorum?

 

Erkan Tan: Akan kan dursun da, konuşulsun ne var yani bunda diyenler çok Sinan Bey.

 

Sinan Oğan: Akan kan dursun, bunu en çok biz istiyoruz. Bu memleketi en çok sevenler olarak biz istiyoruz. Ama akan kanın bugün durmasının yolu teröristle pazarlık yapmak değil, teröriste “sayın” demek değil, teröriste önder demek değil, Başbakanın fikirleriyle teröristin elebaşısının fikirleri yüzde doksan, doksan beş uyuşuyor demek değildir. Akan kan ancak terörist elindeki silahı bırakırsa durur. Ve ben başka bir şeyi ifade edeyim. Cumartesi günü, Vatan Gazetesi’nde bir röportajım vardı. Orada da ifade etmiştim. MİT’in görevi teröristle bu anlamda pazarlık yapmak değil. Hatta ve hatta bir adım ötesini söyleyeyim, yeni bir yapılanmaya giderek özel operasyonlar yapmaktır. Teröristin alt kademesine değil, üst kademesine yönelik operasyonlar yapmakla olur. Bakınız dünyada birçok yerde var. Amerika’sı yapıyor, İsrail’i yapıyor, Rusya’sı yapıyor, İranlısı yapıyor hatta ve hatta Avrupa ülkeleri bile bu tür özel operasyonları yapıyor. Bir tek yapmayan biziz.

 

Erkan Tan: Yani neyin yapılmasını istiyorsunuz somut?

 

Sinan Oğan: Somut çok net ifade edeyim. Bizim istihbarat örgütümüz pazarlık yapıyor. İstihbarat örgütlerinin görevi pazarlık yapmak değil. Kandil’e, gazetecilerin elini kolunu sallayarak gittiği Kandil’e gidip oradakileri paketlemektir. Avrupa’daki liderleriyle, çok affedersiniz bu tabirimi hoş görün, kakara kikiri bir masa etrafında pazarlık yapmak değil onları oradan paketleyip getirmektir. Ne diyor oradaki teröristin birisi?

 

Erkan Tan: Bu da ama çok iddialı bir laf. “MİT’in görevi pazarlık yapmak değil, paket yapıp getirmek”

 

Sinan Oğan: Odur MİT’in görevi. Ne diyor? İsteseniz bizi götürürsünüz diyor, teröristin birisi. Dönemin müsteşar yardımcısı evet götürürüz diyor. Niye götürmüyorsunuz Allah aşkına? Biz, kim nerede biliyoruz falan diyor ondan sonra. Avrupa’da kim nerededir, Türkiye’de kim ne yapıyor? Madem biliyorsunuz, niye gereğini yapmıyorsunuz? Gereğini yapmaktır sizin göreviniz. Bu millet size gereğini yapmak için yetki vermiştir. O maaşı siz bu milletin vergisi ile alıyorsanız gereğini yapmak için alıyorsunuz. Bunun gereği de pazarlık yapmak değil efendim. Bunun gereği de sayın ifadesini kullanmak, önderlik ifadesini kullanmak, Başbakanın fikirleriyle Öcalan’ın fikirleri yüzde doksan beş aynıdır demek değildir. Zaten aynı olduğunu bu millet görmüştür. Bir kez daha da burada tescillenmiştir.

 

Erkan Tan: Efendim devam ediyoruz. Misafirimiz MHP Iğdır Milletvekili Sayın Sinan Oğan. Biraz önce füze savunma sistemini konuşuyorduk. Onun Malatya’ya kurulmasını öğretmenlerle ilgili kıldınız bugünlerde okul açılıyor diye.

 

Sinan Oğan: Yani bir şeyin ben Türkiye’de eksikliğini çok görüyorum. Bakınız; biz strateji merkezi olarak, TÜRKSAM olarak staj programımız var ve birçok üniversiteden seçkin öğrenciler geliyor ve bu üniversite öğrencilerimizin birçoğu maalesef harita bilgisinden yoksun. Haritada hangi ülke nerede bunu bilemeyebiliyor. Hem üniversitedeki hocalarımızdan bilhassa rica ediyorum, hem de bugün eğitim-öğretim yılı başladı. İlkokul, ortaokul, lise yani ilköğretim öğretmenlerimizden de bilhassa rica ediyorum. Öğrencilerimize harita üzerinde çalışmayı lütfen öğretin.

 

Erkan Tan: Füze Savunma Sistemiyle bunun da ilgisi var, hemen anlatmıştınız ama çok kısa bir daha yineleyelim.

 

Sinan Oğan: Bakınız efendim, benim her zaman çalışma ofisimde karşımda mutlaka bir harita vardır. Haritaya baktığınızda dünyadaki birtakım olayların niye olduğunu görüyorsunuz. Arap Baharı’nın, bahar deniyor ama ben onu sonbahar olarak algılıyorum çünkü orada yaprak dökümü var, niye olduğunu görüyorsunuz. İsrail’le bu tiyatral gösterinin niye olduğunu görüyorsunuz. En basitinden İran’ın füzelerinin bakınız menzil olarak Amerika’ya zaten gitmesi mümkün değil.

 

Erkan Tan: Tamam.

 

Sinan Oğan: Avrupa’ya dahi İran’ın füzelerinin menzili yetmiyor. En fazla Bulgaristan’ın Türkiye sınırına kadar gidebiliyor.

 

Erkan Tan: Hangi Avrupa’yı koruyorsunuz?

 

Sinan Oğan: Şimdi peki İran’ın elinde böyle bir kapasite yok. Yani yakın gelecekte de böyle bir kapasite olmayacak.

 

Erkan Tan: Yani Amerika’ya veya Avrupa’nın göbeğine füze fırlatacak bir kapasiteden bahsediyorsunuz.

 

Sinan Oğan: Amerika’ya kapasite yok. Zaten yok. Avrupa’nın da, Bulgaristan’a kadar haydi biraz daha geliştirsin Bulgaristan’ın biraz ötesine gitsin. İran’la Allah aşkına Avrupa’nın en iyi ilişkiler içerisinde olan ülkeler olduğunu biz biliyoruz. İran, Avrupa’yı mı vuracak Allah aşkına, Avrupa mı korunuyor? Hayır. İran, Avrupa’yı mı tehdit ediyor? Hayır. İran kimi tehdit ediyor? İsrail’i.

 

Erkan Tan: Yani Malatya’ya kurulan bu Füze Savunma Sistemi, Avrupa’yı değil İsrail’i mi koruyor?

 

Sinan Oğan: Eğer Doğu Karadeniz’e kursaydınız inanırdım belki. Çünkü Doğu Karadeniz Avrupa’ya gidecek füze güzergahındadır. Ama Malatya İsrail’e gidecek füze güzergahındadır. Bunu haritayı önüne koyup bakan bir ilkokul öğrencisi bile görür. Neden? Çünkü İsrail’in coğrafi derinliği yok. Eniyle uzunluğu 45 dakika. İran’dan atacağınız birkaç füzede İsrail eğer birini ıskalarsa ortada İsrail diye bir devlet kalmaz. Ve şimdi seçilen sistemlere bakıyorsunuz füze sistemlerinin de İsrail’deki füze sistemleriyle entegre olduğunu görüyorsunuz. Yazılımları dahi aynı. .

 

Erkan Tan: Başbakan her gün İsrail’e her gün bir laf söylüyor ya.

 

Sinan Oğan: Tiyatro oynuyor Sayın Başbakan, bilmiyorum yani geçmişinde acaba tiyatro sanatıyla, ya bu arada tiyatro yapanlardan çok özür diliyorum böyle bir benzetme yaptığım için ama sayın başbakan bilmiyorum hayatının herhangi bir döneminde tiyatro çalışması yapmış mıdır. Çok iyi beceriyor bunu. Bakınız milletimize de, daha uykusundan bu sabah yeni uyanmış milletimize de ben bir kez daha burada ifade ediyorum. Artık sadece sabah uykusundan değil bu AKP uykusundan da uyanmanın zamanıdır.

 

Erkan Tan: Peki bu Arap Baharı da mı yalan canım? Yani gidiyor işte sanki Arabistan’daki bir lider veya Libya’daki bir lider Cezayir’deki bir ünlü adammış gibi karşılanıyor. Bu ne oluyor?

 

Sinan Oğan: Şimdi bakınız. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’nın dünyada prestijinin, bunun adı Recep Tayyip Erdoğan olsa dahi, dünyada prestijinin artmasından biz bir Türk vatandaşı olarak memnun oluruz. Bizim başbakanımız eğer dünyada bu şekilde karşılanıyorsa memnun oluruz. Ama diyoruz ki; 2003 tarihinde dönemin ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ne demişti? Kuzey Afrika’dan Orta Asya’ya kadar 22 ülkenin, bakınız 22 ülkenin haritası ve rejimi değişecek demiştir. Ardından sayın başbakan gururla BOP’un eşbaşkanıyım, Büyük Ortadoğu Projesi’nin eşbaşkanıyım demişti. Büyük Ortadoğu Projesi Ortadoğu’daki halklara refah getirmek üzerine kurgulanmış bir proje değil. İsrail’in güvenliğini sağlamak üzere kurgulanmıştır ve İsrail’in güvenliğini sağlamak için. .

 

Erkan Tan: Bu rejimler değişiyor öyle mi?

 

Sinan Oğan: Rejimler değişiyor başka şey değişecek, haritalar değişecek. Şimdi yarın, bakınız Suriye’ye dikkat çekmek istiyorum. Yarın Suriye’de çok ciddi hadiseler ortaya çıkacak, Irak’ın kuzeyinde bir yapılanma var, Kürt yapılanması var. KCK dediğiniz şey nedir? Dört parçalı Kürt yapılanmasının üst yönetim organı değil midir? Şimdi, Irak tamam. Irak’ta bir yapılanma ortaya çıkmış. İkinci sırada ne var? Bu arada şunu da ifade edeyim. Bir kara harekâtı Irak’a hala yapılamıyor. Amerikalı komutan gelip diyor ki; “Biz burada devriye geziyoruz, sizin gelmenize gerek yok.”diyor. Hava harekâtını davulla zurnayla yaptılar. İçişleri Bakanı da, şimdi bir tek koordinatlarını vermediği kaldı. Efendim hazırlıklı olun geliyoruz, kara harekâtı yapacağız diyor. Yani bu kadar bu işin acemisi mi diyeyim, bu işin art niyetlisi mi diyeyim, bir iktidar ben görmedim. Devamını ifade edeyim efendim, şimdi Suriye’de benzer bir hadise yaşandığı zaman Libya’dakine benzer ki yaşanacak. Irak’ın kuzeyinde olduğu gibi Suriye’nin de, Irak-Türkiye sınırında bir Kürt Bölgesi ortaya çıkarılacak. Etti mi size iki? Suriye düşerse İran düşecektir. Çünkü Suriye’nin düşürülmesindeki asıl hedef bu Arap rüzgârını, Arap Baharı Rüzgârını İran’a getirmektir. İran’daki rejimi değiştirmektir ve İran’da bir iç savaş çıkarmaktır. İran’da da bir Kürt Bölgesi oluşturuldu mu, etti mi size üç? Şimdi yavaş yavaş bakıyorum iktidara yakın çevreler (kanallar) neyi konuşuyor. Efendim buraların hamiliğini biz üstlenelim. Bu ne demektir? Çok tehlikeli. Biz büyüme sorunu yaşıyoruz deniyor. Yani Irak’ın kuzeyindeki Kürt Bölgesini yarın İran’ın Türkiye sınırındaki Kürt bölgesini, Suriye’nin Türkiye sınırındaki Kürt Bölgesini Türkiye’nin hamiliğine verelim. Yani önce biz bir bunları birleştirelim, entegre edelim, ondan sonra ortada toptan koparılmış büyük bir Kürdistan ortaya çıkaralım. İsrail’in güvenliğini sağlamak için bir Kürdistan kurma mecburiyeti var. Bu güçler ve bizim Başbakanımız maalesef bu role soyunmuş durumdadır. İddia ediyorum bizim başbakanımız bölgede bir Kürdistan kurulmasını bilerek, belki de bilmiyordur, bilmiyorsa buradan uyarıyorum. Bu oyunun figüranı olmayalım, bu oyunun taşeronu olmayalım. Bu bir Amerikan projesidir ve hedefi de Türkiye’nin etrafını yeniden şekillendirmek, İsrail’in güvenliğini sağlamak ve ki füze kalkanıyla biz de buna katkıda bulunuyoruz ve bir 4 parçalı birleştirilmiş bir Kürdistan Devleti ortaya çıkararak Ermenistan, Kürdistan, İsrail bu puzzle’ın bu parçalarını tamamlamaktır.

 

Erkan Tan: “Sinan Bey’i tebrik ediyoruz, Malatya’daki füze olayını güzel izah etti.” demiş bir seyircimiz. Bir başkası, “Sinan Bey’e sözüm kısacası bu hükümetin çeyreği kadar olamazlar, ortalığı kışkırtıyorlar. Bundan başka söyleyecekleri yok, sadece çamur atıyorlar” demiş.

 

Sinan Oğan: Biz bu hükümetin oynadığı ikiyüzlü tiyatro oyununu oynayamayız. Doğru, izleyicimiz çok haklı. Bu hükümet gibi bir taraftan İsrail’e çakıp öte taraftan İsrail’i biz korumayız zaten. Bu hükümet gibi BOP’un eşbaşkanı olmayız zaten. Bu hükümet gibi Amerika’nın bölgedeki taşeronu olmayız zaten. O konuda çok haklılar. Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak Türkiye’nin çıkarları neyi gerektiriyorsa onu yapan ve bölgede de Amerika’nın çıkarlarının takipçisi işadamları olur, bazen proje takip eder. Biz o rolde zaten olmayız. Biz taşeron olmayız, biz bölgede büyük bir Türkiye olmasını istiyoruz, güçlü bir Türkiye olmasını istiyoruz. Lütfen iki konuya dikkat edilsin. Birincisi, yakında sıra Suriye’de. İran çünkü sıranın kendisine geleceğini biliyor. İran cepheyi Suriye’de kurmuştur, göreceksiniz Hizbullah’ı da orada kullanacaktır, Suriye çok karışacaktır. Batı Suriye’ye müdahaleyi Türkiye’nin üzerine yıkmaya çalışıyor. Bir oldu bittiyle karşı karşıya gelebiliriz. İkinci önemli dikkat çekeceğimiz husus, lütfen Doğu Akdeniz’deki yaklaşan tehlikeyi ciddiye alalım. Orada da bir oldubittiyle karşı karşıya gelebiliriz. Rumlar, biliyorsunuz orada doğalgaz ve petrol arıyor. Amerika’sı, İsrail’i, hepsi Rumlarla işbirliği içerisinde iki konuda Türkiye savaşın eşiğinde, lütfen dikkat.

 

Erkan Tan: Efendim, Erkan Tanla Başkentten programında muhalefetin gözünden ve gönlünden baktık mevzulara, kolaylıklar diliyoruz, başarılar diliyoruz efendim size. 

 

Sinan Oğan: Çok teşekkür ederim.