Zhamanak: Sayın Oğan, 1 yıl içinde yoğun süren müzakereler sonucu Ermenistan ve Türkiye uzun yıllar boyu tarihsel olarak gergin olan ilişkilerini sağlam zeminlere oturtacak bir anlaşmaya varacaklarını duyurdular. Siz bu diplomatik ilişkilerin kurulması ve sınırların açılmasına dair olan “iç politik danışmaların” başlamasını gerektiren çift taraflı protokolü nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Sinan OĞAN: Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, Türkiye ile Ermenistan arasında İsviçre’nin hakemliğinde imzalanan protokollerin bir gözüken bir de gözükmeyen yanı vardır. Protokollerin gözüken yanı o protokollerde yazılanlardan ibarettir. Protokollerin gözükmeyen yanı ise bu protokollerin hayata geçirilmesinin Türkiye tarafından Dağlık Karabağ şartına bağlanmış olmasıdır. Protokollerde yazmasa da Dağlık Karabağ konusunda bir ilerleme sağlanmazsa bu protokollerin yaşama ve hayata geçme şansı bulunmamaktadır.

 

Zhamanak: Şu çok açıktır ki, 23 Nisan açıklaması Amerika Başkanı Obamanın 1915’teki olayları “soykırım” olarak tanımaması ya da bahsetmemesi için yapılmıştır. Sizce bu çift taraflı protokol ve 31 Agustos’ta çizilen “yol haritası” tek bir amaca sahip degil midir? O da 14 Ekim’de Serzh Sarksyan’ı Türkiye’de futbol oyununa getirmek?

 

Sinan OĞAN: Sizin de belirttiğiniz gibi 22 Nisan gecesi açıklanan “Yol Haritası” ABD Başkanı Barack Obama’nın 24 Nisan’da yapacağı konuşmaya zemin oluşturması için yapılmıştı. Bu defaki protokoller de sanki Ermenistan Devlet başkanı Serj Sarkisyan’ın Türkiye’de oynanacak Türkiye-Ermenistan milli maçına gelmesi için yapılmış gibi gözükmektedir. Ancak bu defaki protokollerin sıradan bir futbol maçına gelinmesinden çok daha derin anlamlar ifade ettiğini düşünmekteyiz. Zira bu defa Batı bir futbol maçından çok daha fazlasını beklemektedir. Batı bu defa barışın olabileceğini düşünmektedir.

 

Zhamanak:Bu protokollerin yayınlanmasının ardından gelecekteki Bakü – Ankara ilişkisini nasıl tarif edebilirsiniz?

 

Sinan OĞAN: Bakü ile Ankara arasındaki ilişkiler bu defa daha sakin gözükmektedir. Önceki Yol Haritası’nın imzalnaması sonrasında Türkiye ile Azerbaycan ilişkileri küçük çaplı bir kriz yaşamıştı. Ancak bu defa Bakü’nün daha temkinli olduğu görülmektedir. Gerekçe olarak da Başbakan Erdoğan’ın Bakü’de Mayıs ayında yaptığı konuşma ve bu konuşmada Dağlık Karabağ konusunda bir gelişme sağlanmadığı takdirde Türk-Ermeni sınırının açılmayacağına dair Azerbaycan yönetimine verdiği sözdür. Bu defa Ankara-Bakü ilişkilerinde bir ihtiyatlı bekleyiş havası sürmektedir.

 

Zhamanak:Türk ve Azeri birçok siyasetçiden defalarca duyduk ki, Ermenistan-Türkiye ve Dağlık Karabağ sorunları çözümü birliktedir, ve Dağlık Karabağ sorunu çözülmeden Ermenistan-Türkiye ilişkileri söz konusu olamaz. Fakat yayınlanan protokollerde Dağlık Karabağ sorunundan hiç bahsedilmemiş. Sizce Dağlık Karabağ konusunda hiçbir gelişme olmadan Türkiye Ermenistan İlişkileri kurulabilir ve iki ülke sınırları da açılabilir mi? Ermenistan Türkiye müzakere sürecinin içine “Karabağ sorunu çözüm yol haritası” dahil etmek gibi bir entrika müzakerelerin oluşma şansı var mı?

 

Sinan OĞAN: Şimdi Dağılık Karabağ konusunun bu protokollerde yer almaması sadece bir teknik gerekliliktir. Çünkü bu iki taraflı bir protokldür ve üçüncü tarafın yani Bakü’nün çıkarları burada yansıtılmamıştır. Ancak bunun yazıldığı gibi süreceğini düşünmek hata olur. Dağlık Karabağ konusunda bir ilerleme sağlanmadan bu protokollerin Türkiye Parlamentosundan geçmesi pek mümkün gözükmemektedir.

 

Zhamanak:Bu protokollerin TBMM’den geçme şansını nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Sinan OĞAN: Bu potokollerin TBMM’den geçme şansı Dağlık Karabağ’a endekslenmiş durumdadır. Eğer o konuda bir ilerleme sağlanırsa geçer. Aksi takdirde mesliste bekler ve geçme şansı olamaz.

 

Zhamanak:Sizce bölge oyuncularından Amerika, Rusya ya da AB hangisi bu süreçte en önemli role sahiptir?

 

Sinan OĞAN: Bu süreçte ABD, AB ve Rusya’nın etkisi olmuştur. Elbette en etkin gücün bu süreçte ABD olduğu göze çarpmaktadır. Ancak Rusya’nın da bu sürece artık olumsuz bakmadığı bilinmektedir. Özellikle geçtiğimiz yıl Ağustos ayında yaşanan Rusya-Gürcistan savaşından sonra Rusya’nın Türk-Ermeni ilişkileri konusundaki tavrı değişmiştir. Rusya artık bu açılıma olumlu bakmaktadır. Diğer taraftan bu açılımın arkasındaki en önemli sebeplerden birisinin de Nabucco Projesi olduğunu belirtmek gerekir. Batı Nabucco Projesi’nin Ermenistan’dan geçmesini istemektedir. Rusya da artık bu tür boru hatlarının Gürcistan’dan geçmesini istememektedir. Zira bu durumda Gürcistan’ın stratejik değeri artmakta ve Batı da Gürcistan’ın arkasında durmaktadır.