TÜRKSAM Başkanı Dr. Sinan OĞAN’ın*, Güvenlik Uzmanı Doç. Dr. Önder AYTAÇ, Güvenlik Uzmanı Mete YARAR, Gazi Üniversitesi öğretim üyesi ve SETA’da araştırmacı uzman olarak görev yapan Hüseyin YAYMAN ve Seyfi ÖNGİDER ile birlikte 21 Eylül 2011 tarihinde konuk olduğu CNN Türk TV’de yayınlanan Ahmet Hakan’la Tarafsız Bölge programındaki konuşmaların yazılı metni aşağıda verilmiştir.

 

Ahmet Hakan: Ankara stüdyomuzda da, Milliyetçi Hareket Partisi Milletvekili Sinan Oğan var. Sinan Bey’e de hoş geldiniz diyorum Ankara stüdyomuza. Merhaba Sinan Bey.

 

Sinan OĞAN: Merhabalar, hoş bulduk.

Ahmet Hakan: Çözemezsiniz diyorsunuz, çok teşekkürler. Bunu iyi oldu bu açıklamanız. Sinan Oğan’a hemen dönmek istiyorum Ankara stüdyosuna. Sinan Bey siz ne diyorsunuz, nasıl düşünüyorsunuz? Konuklarımız gibi mi yani, bu bomba kesinlikle PKK tarafından patlatılmıştır yalanlanmasının bir anlamı yoktur mu diyorsunuz? Başka bir görüşünüz var mı?

 

Sinan OĞAN: Şimdi, Türkiye’nin içinden geçtiği sürece baktığımızda, özelikle eğer bunda bir dış bağlantı arayacaksak dış ilişkilerimizin seyrettiği sürece baktığımızda, aklımıza birkaç tane olağan şüpheli devletler gelebilir. Bunlardan en başında İsrail’dir. İsrail ile ilişkilerimiz iyi değil ve İsrail her türlü Türkiye’ye karşı aracı kullanabilir ki geçmiş zaman içerisinde de kullanmıştır. İsrail’in PKK içerisinde de etkin olduğunu biliyoruz. Kuzey Irak’ta, Irak’ın kuzeyinde İsrail’in etkin olduğunu biliyoruz. Barzani başkanlığındaki bölgesel yönetim içerisinde etkin olduğunu biliyoruz. Başka kim etkin PKK içerisinde? Suriye, özellikle askeri kanat içerisinde ve bugün Türkiye ile ilişkileri kopma noktasına gelmiştir adeta. Hele ki, sayın başbakanın son açıklamalarından sonra da Suriye ile ilişkilerimiz artık kopmuştur diyebiliriz ve bir olağan şüpheli olarak da Suriye karşımıza çıkabilir. Başka hangi olağan şüpheli vardır. Rum Kesimi ve dolayısıyla da Yunanistan. Hala PKK’nın kamplarının olduğu zaman içerisinde Öcalan’ı saklayan ve saklamak isteyen birçok PKK terör örgütünün elemanlarının, teröristlerinin barındığı Rum Kesimi ve Yunanistan’da yine olağan şüpheliler arasındadır. Zira Rum Kesimiyle ve dolayısıyla da Yunanistan’la Doğu Akdeniz’de adeta savaşın eşiğine geldik. Ama bütün bunlarla beraber olağan şüpheli PKK’dır. Yani bunun arkasında saydığımız ülkeler olsa bile eylemi gerçekleştiren örgüt olarak en olağan şüpheli, en muhtemel terör örgütü PKK olarak gelmektedir. İster yalanlasın ister yalanlamasın. Dolayısıyla zannediyorum, burada hem fikirim. Hem İstanbul stüdyosundaki konuklarla hem de Türkiye’de genel gündem içerisinde tartışılan konularla bu anlamda hem fikirim. Yalnız bir hususunda altını çizmek istiyorum. PKK köprüleri yaktı deniliyor, PKK demek ki artık bundan sonra silahlı mücadeleye devam edecektir deniliyor. Ben bu anlamda hükümete bir “günaydın” demek istiyorum. Zira hatırlarsanız sizin programlarınızda, daha o zaman siyasette değildim, bir strateji merkezinin TÜRKSAM’ın başkanıydım, çok tartıştık bunu. Çok tartıştık ve hep şunun altını ısrarla çizdim, PKK bir terör örgütüdür varlığını şiddete borçludur. PKK bir terör örgütü olmak ile beraber bir holding haline gelmiştir. Siz ne yaparsanız yapın PKK terör örgütü silahı elden bırakmayacaktır. Hatta müzakere masasına otursanız bile, ki hükümetin müzakere masasına oturduğu birçok sebepte ortaydı zaten bunu biliyorduk, ifade ediyorduk ama en son ses kayıtları ile bu artık iyice netleşmiş durumdadır. Sizin bu bütün müzakereleriniz karşısında terör örgütü masaya oturacaktır; ama terörü bitirmek için değil sizden bir takım kazanımları almaya devam etmek için masaya oturacaktır.

 

Ahmet Hakan: Peki…

 

Sinan OĞAN: Dolayısıyla da hükümetin bunu artık anlaması lazım. Terör örgütüyle her türlü müzakereyi yapsanız dahi ki maalesef hükümet yapıyor, bunun terör örgütünün silahı bırakması demek, kendi varlığını inkar etmesi demektir ki PKK bunu yapmaz.

 

Ahmet Hakan: Sinan Bey, işin bu kısmını tartışacağız, ele alacağız; ama sizde buradaki konuklarımız gibi anladığım kadarıyla PKK’nın yapmış olduğu görüşünü savunuyorsunuz .

 

Sinan OĞAN: PKK veyahut da PKK işte TAK olabilir veyahut da bir taşeron örgüte bunu yaptırmış olabilir ama bir gerçek daha var Hakan Bey, PKK terör örgütünün Ankara’da başkentte demek ki iyi bir alt yapısı var, unutmamak lazım. Askeri araca, bir alışveriş merkezinin orada saldırısını yine dikkate aldığımızda da bunu görebiliyoruz. Bir hususu daha ifade edeyim, terör örgütleri her kış sezonu öncesinde bir büyük saldırı yapar. Geçtiğimiz sene 31 Ocak’ta Taksim’de, 31 Ekim’de Taksim’de yapmıştı bu sene Ankara’da yaptı ve dolayısıyla da bu beklenen saldırıydı; ama Ankara mı İstanbul mu bunu bilemiyorduk veya İzmir mi; ama her kış öncesi neredeyse terör örgütü bir kış idare edebileceği ses getirecek bir eylemi zaten yapıyor ve bunu zaten bekliyorduk.

 

Ahmet Hakan: Sinan Beye dönelim. Sinan Bey siz ne diyorsunuz bu konuda?

 

Sinan OĞAN: Şimdi, PKK terör örgütünün Milli İstihbarat Teşkilatı ile pazarlık yapması ve Milli İstihbarat Teşkilatı’nın o dönemin etkili müsteşar yardımcısının da açık bir şekilde eğer blöf yapmıyor ise eğer orada bir espri yapmadıysa ki konuşmanın gidişatına baktığımızda pek öyle bir hava sezinlemiyoruz, hakikaten de çok garip bir durumla karşı karşıyayız. Yani metropollerde biz biliyoruz, siz metropolleri de bombalarla doldurdunuz deniyor ama bununla ilgili ne yapılmış şimdiye kadar bunu bilmiyoruz. Yani madem bu ortaya çıktı ki bunun karşılığında da ne yapıldığını da görmek lazım. PKK terör örgütünün bunun için MİT müsteşar yardımcısı olmaya gerek yok. PKK terör örgütünün büyük şehirlerde hücrelerinin olduğunu, her an terör estirebilecek, her an bir eylem yapabilecek kabiliyette olduğunu. Bunun için gerek TAK üzerinden, gerek aşırı sol örgütler üzerinden zaman zaman eylem yaptığı ve eylem yapma potansiyeline sahip olduğunu zaten biliyoruz. Ama önemli olan bu değil. Önemli olan bunun karşısında ne yaptığımızdır. Eğer bir terör hadisesi gerçekleştirilmemişse biz bunun dışında normal zamanlarda ya biz haberdar olamıyoruz ki konuyu yakından takip etmeye çalışıyoruz. Herhangi bir eylemin yapılmadan önce çok nadirdir İstihbarat Teşkilatlarımızın, polisin, şunun bunun. Bunu önlediği veyahut da herhangi bir hücreyi çökerttiğine dair çok fazla bilgi elimizde yok. Ya bunu yapıyor kamuoyuna paylaşmıyor veyahut da böyle bir şey yok. Bana göre ikincisidir. Bu anlamda bizim istihbarat zafiyetimiz had safhadadır. Her ne kadar müsteşar yardımcısı ifade etse de; biz biliyoruz falan dese de bence çok fazla bir şey bildikleri yok ve çok fazla bu anlamda Türkiye’nin istihbarat zafiyeti vardır ve bu Amerika Birleşik Devletleri ile istihbarat paylaşımına rağmen istihbarat faaliyeti vardır. Özellikle son yıllarda hem bölgede yaşadığımız olaylar hem askere vesaire yapılan operasyonlar, bir takım Türkiye’nin elbette ki bu suça karışan kim olursa olsun bu temizlenmelidir ama bunu yaparken o kadar dikkat etmek gerekir ki aynı zamanda siz kendi ayağınıza da kurşun sıkabilirsiniz. Nasıl? Terör örgütü içerisinde istihbarat toplayabilecek veyahut da terör örgütü ile bir şekilde bağlantılı dolaylı istihbarat sağlayabilecek kim varsa uzaklaştırmış olursunuz. Çünkü o adamın yarın başına ne iş geleceğinin kimse garantisini veremez. Baştan Türkiye’nin ciddi bir istihbarat zafiyeti olduğu çok açık ortadadır.

Sinan OĞAN: Ahmet Bey, sanırım farklı bir konuya geçiyorsunuz bu konuya geçmeden evvel bir iki hususu belirtmek istiyorum müsaade ederseniz. Şimdi bakınız biz şimdi terörün amacını falan pek anlamış değiliz. Terörün amacı burada bir süre sonra toplumsal barışı sağlamak falan değil. PKK terör örgütü bu şekilde devam ederse kazanmaz. Terörün hedefi zaten korkutmaktır, yıldırmaktır. Korku ve yıldırma, tehdidi kimin üzerinde yaparsanız başarı sağlarsınız? Sivillerin üzerinde yaparsanız başarı sağlarsınız. Yoksa dağda güvenlik güçleri ile terör örgütünün yapacağı mücadele belli bir noktada sınırlı kalır. Ama asimetrik bir mücadele yaparsanız ki PKK terör örgütü şimdi bunu yapıyor yani az bir güçle çok daha büyük etki nerede sağlarsınız…

 

Ahmet Hakan: Şimdi bu PKK bir terör örgütüdür, sivillere yönelik de terör uygulamaktadır. Bunların hepsi doğru fakat yine de bütün bunlara rağmen toplumsal desteğini sürdüre bilmesi için bir ilkesel duruşu, bir sorgulanmaya açık oluşu falan bunları hiç etkilemez mi. Yani bunlardan hiç etkilenmeksizin, bunlardan bağımsız olarak tedhiş mi yaratır yani bu mudur bakış açımız?

 

Sinan OĞAN: Şimdi bakınız bir terör örgütünden bahsediyoruz ve basit bir terör örgütünden bahsetmiyoruz. İçinde kırk tane değişik gücün, parmağının olduğu holding haline gelmiş bir terör örgütünden bahsediyoruz ve ilk ortaya çıktığında hakkını savunduğu iddia ettiği insanları öldürerek, korkutarak, yıldırarak, tehdit ederek kendi yanına adeta bir kısmını çekmiş bir terör örgütünden bahsediyoruz. PKK ilk ortaya çıktığında kime baskın düzenledi? İlk kimi öldürdü? İlk kimi katletti? Bölgede ki masum insanları katletti ve bu şekilde korku, yıldırma ve bir süre sonrada amaçlarını genişleterek insanları korku ile bir kısmını yanına çekti. Dolayısıyla, terör örgütünü siz başka bir örgütle karıştırmayın. Burası kanarya severler örgütü falan değil klasik tabiriyle söyleyecek olursak bu bir terör örgütüdür ve amacını yapıyor zaten farklı bir şey yapmıyor. Eğer farklı bir şey yapsaydı çok farklı bir noktaya giderdi. PKK terör örgütü farklı bir noktaya gelmek istiyor mu bunu tartışmak lazım. Bana sorarsanız farklı bir noktaya gelmek istemiyor ama hükümet onu hep farklı noktaya getirebileceğini düşünüyor o açıdan aslında bu açılım vesaire aslında ne olduğu belli olmayan şeyleri yapıyor ve bu yaptığı şeyler tırnak içerisinde terör örgütünün hanesine sürekli bir kazanım olarak ekleniyor.

 

Ahmet Hakan: Teşekkürler Sinan Bey. Bir şey diyecek misiniz bir cümle ile de olsa yoksa Hüseyin Bey’e hemen döneceğim.

 

Seyfi ÖNGİDER: Yani bu analitik çerçevenin 30 yıllık süreçte bir işe yaradığını düşünmüyorum. Yani kendi başına amacı sadece terör olan bir şey nasıl 30 yıldır var olabiliyor? Nasıl etrafına yüzlerce, yüz binlerce insan toplayabiliyor? Bu analitik çerçeve hiç bir şey izah etmiyor.

 

Sinan OĞAN: Şimdi bakınız ama bu konuyu tartışmamız lazım yani meselenin esas denge noktası burası. PKK terör örgütünün niye sivil hedeflere bu terör faaliyetlerini yaptığını irdelememiz lazım çünkü önümüzdeki süreç içerisinde bununla çok daha fazla karşı karşıya geleceğiz. Bir defa şundan artık vazgeçelim. Efendim 30 yıldır bilmem şu oldu bu oldu, hiç bir şey olmadı! E kaç yıldır da, dokuz yıllık AKP iktidarı döneminde de bir sürü açılım yaptınız yine bir şey olmadı. Ne olmasını bekliyordunuz? Dolayısıyla PKK terör örgütü bu anlamda zayıfladı mı isteğinden vazgeçti mi? Müzakere bile yaptınız. En üst düzeyde müzakere bile yaptınız bir şey mi elde ettiniz? Hayır. Tam tersine terör şiddetini her geçen gün arttırıyor. Dolayısıyla da şimdi niye bir sürü insan bunun yanında diyorsunuz. Milyonlar gibi bir abartma ile ifade etseniz de söyleyeyim; bakınız terör örgütü tek başına benim amacım insan öldürmek demiyor ki zaten. Dünyanın en tehlikeli virüsünü insanlara da bulaştırıyor. Bakınız bağımsızlık, özgürlük bazen insanlara bunu vaat ettiğiniz zaman; insanlara size aş, iş vereceğim demenizden daha etkili olabiliyor. Dolayısıyla terör örgütünün elbette bir amacı var. Hükümetle müzakeresi de zaten bu amacı gerçekleştirmek içindir. Yoksa siz bu müzakereleri falan hepsini terör örgütünün silahı bırakacağı şeklinde mi algılıyorsunuz? Eğer böyle düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz.

Sinan OĞAN: Bütün varlığı terörle istediği amaca ulaşmaktır. Yani PKK terörü bitirdiği anda kendisini de bitirdiği andır.

Sinan OĞAN: Şimdi Osman Baydemir örneği verdi Hüseyin Bey, çok önemli bir örnek. Osman Baydemir silahlar sussun dediğinde Abdullah Öcalan’ın cevabı vardı ve hakikaten çok iyi irdelenmesi gereken bir cevaptır. Eğer sen bugün orada oturuyorsan bizim silahlarımız sayesinde orada oturuyorsun demişti. Dolayısıyla sadece bu cevaba baktığımızda bile PKK’nın silah bırakmayacağını, hiçbir müzakere ile silah bırakmayacağını çok net bir şekilde görebilirsiniz.

Sinan OĞAN: Şimdi, Türkiye’de şundan da yavaş yavaş kurtulmamız lazım; yani artık operasyon yapılmayan hiçbir yer kalmadı. Yani hala milli PKK diye eğer MİT’in içindeki ordunun içindeki bir takım Ergenekon tırnak içerişinde yapılanmalarından hala bahsediliyorsa bence artık oraları geçmek lazım. Tokat saldırısı da adeta geniş bir kesim tarafından işte bu kesimlere bağlanmıştır. Yani Ergenekon’a bağlanmıştı orduya bağlanmıştı vesaire ama PKK çıktı. Yani bazı şeylerin ismini çok net koymak lazım. Adına istiyorsanız milli deyin istiyorsanız derin deyin, karşımızda bir PKK var terör örgütü var. Çıplak bir şekilde terör örgütü var. Bu tür operasyonları da sürekli olarak yapan bir terör örgütü var. Bu tür operasyonları değil, terör eylemlerini yapan bir terör örgütü var ve ismini de bu anlamda doğru koymak lazım. Sürekli içimizde bir düşman aramaktan da vazgeçmek lazım.

 

Ahmet Hakan: Peki, MİT Müsteşarı’nı yıpratmak gibi bir hedef olabilir mi?

 

Sinan OĞAN: Şimdi MİT Müsteşarı’na yönelik öncelikle İsrail’in açıklamalarını biliyoruz. Özellikle İran ile bağlantılı şeklinde ki açıklamalarını da biliyoruz. Dolayısıyla da bu görüşmenin sızdırılmasında olağan şüphelilerden birisi de İsrail’di bana göre. Zaten bunu da ifade ediyorum. Ancak bunun bir tarafında bunun İsrail var bir tarafında bunun PKK var ama bunun bir tarafında ki garabeti de biz hep bir tarafını tartışıyoruz. Gözden uzak tutmamamız lazım, bir tarafında da Hakan Fidan’ın ifadeleri var. Hakan Fidan’ın ve o dönemki MİT Müsteşar Yardımcısı hanımefendinin çok böyle insanın tüylerini diken diken eden ifadeleri var. Dolayısıyla bunları artık bence geçmenin zamanıdır.

Sinan OĞAN: Şimdi, bölgede ki oy oranından seçimden bahsediyoruz. Bölgeden seçilmiş bir milletvekili olarak ifade etmek isterim. Bakınız bölgede PKK’nın silahlı gücünü kırmadığınız zaman sandıkta demokrasiyi sağlayamıyorsunuz ve meselede oradan başlayarak başka sorunları karşınıza çıkarıyor. Hep şunu ısrarla vurguladık PKK’nın silahlı gücünü neye mal olursa olsun kırmak lazım. Kırmadığınız zaman karşınızda metropollerde büyük eylemler yapan bir terör örgütü çıkıyor. Hükümet biran önce müzakereyi durdurmalıdır. Milli İstihbarat Teşkilatı’nın görevi, istihbarat toplamak ile beraber operasyon yapmak da olmalıdır ve bu operasyonu sadece alt kademeye değil, üst kademeye de yapmalıdır. Dünyada, Türkiye dışında bütün istihbarat örgütleri neredeyse terörle mücadele eden üst kademeye operasyon yapıyor. Biz ise üst kademeye gazetecilerimizi gönderip derin derin muhabbetler yaptırıyoruz. Türkiye’nin bu yanlıştan, bu açmazdan biran önce çıkması lazım. Milli İstihbarat Teşkilatı’mızın da adı üstünde ‘Milli’ olması lazım ve ifadelerine dikkat etmesi lazım. Terörist başına önderlik ve sayın gibi ifadelerin kullanılmaması lazım.

 

* Dr. Sinan OĞAN: TÜRKSAM – Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Analizler Merkezi ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Iğdır Milletvekilidir.