Bosfor- Rusya Federasyonu lideri Vladimir Putin’in 6 Ağustostaki Türkiye ziyareti tarihi gün olarak nitelendirildi… İki ülke arasında önemli analaşmalara varıldı, her iki ülkenin lideri de ziyaretten karşılıklı olarak memnun kaldıklarını yansıttılar… Putin ziyaretinin görünen ve görünmeyen yönlerini değerlendir misiniz?

 

Sinan OĞAN: Rusya Federasyonu Başbakanı Vladimir Putin’in 6 Ağustostaki Türkiye ziyareti beklenenin çok ötesinde verimli geçmiştir. 20 civarında protokol imzalanmış ve birçok konuda fikir birliğine varılmıştır. Bu ziyarette ilk defa konular bir paket halinde ele alınmış ve enerji ağırlıklı süren görüşmelerde karşılıklı tavizler verilmiştir. Elbette ki, bu karşılıklı tavizler iki ülke arasındaki anlaşma konularını beklenenin de ötesine götürmüştür. Türkiye’nin kendi desteklediği Nabucco Projesi’ne karşın Rusya’nın desteklediği Güney Akım Projesi’ne destek verdiğini açıklaması şüphesiz bu ziyaretin en çok tartışılan ve beklenilemeyen bir gelişmesi olarak değerlendirilmiştir. Her ne kadar Başbakan Putin görüşmeler sonrasında yaptığı açıklamada “Türkler iyi pazarlık yapıyor” dese de, aslında Rusya’nın özellikle enerji konusunda çok iyi bir stratejist oldukları ortaya çıkmıştır. Rusya bu görüşmeleri hazırlaması için enerjiden sorumlu Başbakan Yardmcısı İgor Seçin’i aylar öncesinden çalıştırmaya başlamış ve günler öncesinden de Türkiye’ye göndermiştir.

 

 

Bosfor — İki ülke liderinin gerçekleştirdiği zirvenin ardından bütün sorunlar aşıldı mı? Şu an iki ülke arasında çözüm bekleyen en önemli sorun veya sorunlar nelerdir?

 

Sinan OĞAN: Elbette aşılamadı ve zaten aşılması da beklenemez. Unutmamak lazım ki, iki ülke yıllar boyu savaşmış (25 yıl) ve rekabet etmiştir. İki ülkenin özellikle yakın coğrafyada örtüşen ve çakışan çıkarları vardır. Ama bütün bunlara rağmen iki ülke ilişkilerinin son yıllarda kazandığı ivme takdire şayandır. Bu kadar çok ve karmaşık ilişkiler zincirinden işbirliğine doğru yönelmek kolay değildir. İki ülke hem işbirliği yapan ve aynı zamanda rekabet eden komşulardır. Dolayısıyla da ikili ilişkileri yürütmek Türk ve Rus diplomasisi açısından oldukça zor ve çetrefilli konulardır. İki ülke arasında çözüm bekleyen en önemli konu enerjide beraber yürüyen işbirliği ve rekabeti harmonize etmekti, sanırım bu son ziyaret ile beraber büyük oranda aşılmıştır. İlişkilerimizi şu başlıklar altında tasnif edebiliriz:

 

Sorunlu Alanlar

 

Türkiye açısından, PKK terör örgütünün Rusya tarafından terörist örgütler listesine alınmaması; Rusya açısından ise Türkiye’de faaliyet gösteren Çeçen ve Kafkas kökenli STK’ların varlığını sürdürmesi sorunlu alanlardan ilkini oluşturmaktadır.

 

Gümrüklerde yaşanan sorunlar da iki ülkenin hanesinde sorunlu alanlar olarak gözükmektedir.

 

Türkiye’den ihracatı yapılan meyve ve sebzelerin üzerinde ilaç ve/veya larva bulunması ve Rusya’nın zaman zaman ithalatı sınırlandırması bir başka sorunlu alanı oluşturmaktadır. Aynı şekilde Türklere uygulanan vize zorlukları da yie sorunlu alanların başında gelmektedir.

 

Gürcistan savaşı ve bu ülkenin toprak bütünlüğü konusunda da Türkiye ve Rusya farklı yaklaşımlara sahiptirler.

 

Sorun Olmaktan Çıkmaya Başlayan Alanlar

 

NATO’nun Doğu’ya doğru genişlemesi önceden sorun olsa da artık aşılmaya başlayan bir konudur. Zira Türkiye, Gürcistan ve Ukrayna’nın NATO üyeliği konusunda bu ülkeleri çok fazla cesaretlendirmemek gerektiğini düşünmektedir.

 

Türk-Ermeni ilişkileri ve Dağlık Karabağ sorunu da yine iki ülke arasında aşılmak istenen ve bu yolda bazı adımların da atıldığı alanlardandır.

 

Ortak Anlayışa Sahip Olunan Alanlar

 

İki ülkenin başta Karadeniz bölgesinin güvenliği olmak üzere, Afganistan, Pakistan, İran, Irak, Suriye, İsrail-Filistin sorunu ve genel itibarıyla bölgesel konularda birbirine yakın görüşler içerisinde olduğu müşahede edilmektedir.

 

Bosfor – Sizce ziyaretten karlı çıkan taraf kim oldu ve ziyaret Rusya ve Türkiye ilişkilerine nasıl bir boyut kazandırdı?

 

Sinan OĞAN: Yukarıda da ifade ettiğim gibi bu ziyaret sırasında ele alınan konular bir paket halinde masaya yatırılmıştır. Bu paket içerisinde Türkiye’nin kazançlı çıktığı alanlar ardır. Örneğin Samsun-Ceyhan hattı’na Rusya’nın desteği, Rusya’nın kazançlı çıktığı alanlar vardır. Örneğin Güney Akım Hattına Türkiye’nin verdiği destek gibi. Dolayısıyla da tek tek başlıklar halinde değil de genel toplamda baktığımızda Rusya’nın meselelere daha stratejik baktığı ve Türkiye’nin ise daha ticari baktığı ortaya çıkacaktır. Bu çerçevede genel toplamda Rusya’nın biraz daha kazançlı çıktığını söyleyebiliriz.

 

Bu ziyaret sonrasında Türkiye ile Rusya ilişkileri beşyüz küsür yıllık tarihinde en yüksek noktaya çıkmış oldu. İki ülke ekonomisi ve coğrafyası birbirini tamamladığı için ilişkilerin de daha yukarılara çıkarma imkanının mevcut olduğu bu ortamda artık ilişkilerin rekabet yönü değil de işbirliği yönünü ön plana çıkaran yeni bir döneme geçilmiştir.

 

Bosfor – Türkiye Rusya’dan nasıl görünüyor? Stratejik bir ortak mı yoksa bölgesel güç rakibi mi?

 

Sinan OĞAN: Türkiye özellikle son yıllarda Rusya’dan bakınca daha farklı gözükmeye başlamıştır. Eskiden Türkiye Rusya için NATO’nun kanat ülkesi, ABD’nin sadık müttefiki, Pantürkist ideolojiler peşinden koşan ve Rusya’nın çıkar alanlarına hakim olmaya çalışan bir ülke görünümündeydi. Ancak son yıllarda bu bakış önemli ölçüde değişmiştir.

 

Rusya’nın Türkiye’ye olan bakış açısının değişmesinde iki önemli kırılma noktası vardır. Bunlardan ilki 2003 yılında ABD tezkeresine TBMM’de ret kararının çıkmasıdır. İkincisi de 8 Ağustos’ta yaşanan Gürcistan-Güney Osetya-Rusya savaşında Türkiye’nin konumunun ve tutumunun ortaya çıkardığı jeopolitik gerçeklerdir.

 

Esasen artan ilginin kodları, 8 Ağustos 2008 tarihinde başlayan ve 5 gün süren Kafkasya Savaşı’nda gizlidir. Bu savaşın sıcak kısmı beş gün sürmüş ve Rusya’nın üstünlüğü ile tamamlanmıştır. Ancak bu savaş sonrasında Rusya ile ABD ve AB arasında ciddi sorunlar ortaya çıkmıştır. Özellikle de Gürcistan’a yardım götürme bahanesiyle NATO ve ABD gemilerinin Karadeniz’e girmeleri sürecinde Türkiye’nin takındığı tavır, bölgedeki dengelerin önemli ölçüde değişmesini önlemiştir. Rusya’nın Türkiye’yi önemsemesinin sebeplerinden birisi Karadeniz ve Türk boğazlarıdır.

 

Karadeniz bu savaş sonrasında küresel güçler mücadelesinin, yeni çatışma alanı haline gelmiştir. Karadeniz ülkelerinin genel tavrına baktığımız zaman karşımıza şöyle bir tablo çıkmaktadır. Gürcistan ve Ukrayna Rusya karşıtıdır. Bulgaristan ve Romanya, Rusya karşıtı olmasa bile ABD’ye daha yakın durmaktadır. Karadeniz’deki böyle bir tablo içerisinde Türkiye’nin tavrı “halledici”dir. Türkiye Karadeniz’in en uzun sahiline ve en büyük deniz gücüne sahiptir. Türkiye’nin kimden yana tavır takındığı, Karadeniz’deki mücadelenin seyrini etkileyecektir. Türkiye, ABD’nin ve NATO’nun müttefiki olmasına rağmen savaş sırasında ve sonrası dönemde Montrö Anlaşması’nı eksiksiz uygulaması ve bölgede tarafsız kalması ona bölgede büyük saygınlık kazandırmıştır. Türkiye’nin tarafsızlığı, Karadeniz’in bir NATO gölü olmasını önlemiştir. Bu aynı zamanda Rusya’ya da büyük bir avantaj getirmiştir. Bu sebepledir ki, Rusya Başbakanı Vladimir Putin, Gül’ün bu yıl başlarında gerçekleştirdiği Moskova ziyareti esnasında yaptığı açıklamada Türkiye için “Türkiye dış politikamızda öncelikli ülkedir” tabirini kullanmıştı.

 

Bu çerçevede Türkiye’nin Rusya ne olduğu sorusu aslında her iki ülkede de daha net bir tanımlamaya kavuşamamıştır. Ancak bu aşamada Stratejik Ortak olmadığı söylenebilir. Zira stratejik ortak tabiri içinin iyi doldurulması gereken bir tabiridir. Stratejik ortaklığa örnek olarak ABD ile İsrail’in, ABD ile İngiltere’nin, Yunanistan ile Kıbrıs Rum kesiminin ilişkilerini örnek gösterebiliriz. Bu çerçevede Rusya ile ilişkilerimizi de “derinleşen çok yönlü işbirliği” olarak adlandırmanın daha doğru olacağı kanaatindeyiz. Ekonomik ve siyasi sahaların önemli bir bölümünde Türk-Rus ilişkilerinin iyi seviyede olduğu söylenebilir.

 

 

Bosfor – Bir ay gibi kısa süreyle, birbirleriyle rekabet içindeki Avrupalıların ve Rusların Türkiye ile kritik anlaşmalar yapmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Sinan OĞAN: Avrupalıların ve Rusların birbiri ile rekabet içerisinde olduğu pek söylenemez. Bazı konular bazı Avrupa ülkeleri için Rusya ile rekabet anlamına gelmektedir. Bu doğrudur. Ancak İtalya ve Almanya’nın Rusya ile rekabet eden değil, hatta Türkiye’den daha ileri bir seviyede Rusya ile işbirliği içerisinde olduğu söylenebilir. Türkiye de keza aynı şekilde. Türkiye bir yandan Nabucco Projesi’ni hayata geçirmeye çalışmaktadır. Diğer taraftan da Güney Akım Projesine destek vereceğini açıklamıştır. Bugün bir çok AB üyesi ülke her iki proje içerisinde yer aldığı gibi Rusya ile doğrudan ayrı ve özel anlaşmalar da yapmaktadırlar.

 

Bosfor – Sizce Nabucco projesinin ardından Putin’in Türkiye ziyareti ve ülkeler arasındaki yeni anlaşmaları Avrupa ve ABD nasıl izliyor?

 

Sinan OĞAN: AB ve ABD’nin bu ziyareti son derece dikkatli bir şekilde izlediği muhakkaktır. Özellikle ABD Nabucco Projesine özel bir anlam vermekte ve bu projeyi Rusya’ya karşı bir proje olarak hayata geçirmeye çalışmaktadır. Ancak AB’nin ortak bir enerji politikası olmadığı için ve kendileri zaten Rusya ile enerji anlamında tek tek özel ilişkiler içerisinde oldukları için sanırım Türkiye’ye söyleyecekleri fazlaca bir sözleri olmayacaktır. Zira yıllardır AB ülkeleri Türkiye’ye Rusya ile rekabet edin Nabucco’yu hayata geçirin derlerken, bu projenin hayat geçmesi için ne mali ve ne de siyasi destek vermemişlerdir. Üstüne üstlük Türkiye’ye Nabucco içerisinde bir ortak olarak değil de sadece bir geçiş ülkesi olarak rol biçmeye kalklımşlardır.

 

Bosfor – İki ülkenin dönem dönem ısınıp soğuyan ilişkileri dışında iki ülke halkının yakınlaşması kesintisiz devam ediyor… Yeni evlilikler gerçekleşiyor, akrabalıklar artıyor, kültürel yakınlaşmalar devam ediyor, Rusya’dan gelerek Türkiye’ye yerleşenlerin sayısı artıyor… Stratejik politikalar dışında Türkiye – Rusya ilişkilerinin sosyal boyutunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Sinan OĞAN: Türkiye ile Rusya arasında bugün ilişkilerin bu seviyeye gelmesinin en önemli sebebi iki ülke halkının iki ülke siyasetçilerinden daha cesur bir şekilde yakınlaşmasıdır. Doksanlı yılların başında siyasetçiler birbirlerine şüphe ile yanaşırken, hala rekabet etmeye devam ederken iki ülke halkı bavul ticareti ile turizm ile birbirleriyle ilişki kurmuş ve bu iki halkın açtığı bu yol iki ülke siyasetçilerine adeta bir kapı açmıştır. Bugün Rusya’nın dört büyük şehrinde bavul ticareti heykelinin yapılması bu çerçevede anlamlıdır. İki ülke halkı aslında birbirine ne kadar çok benzediğini ve yine iki ülke halkının Avrupa’nın kibirinden uzak birbirini çok daha iyi anladığını fark etmiştir. Bu sebeple de iki ülke halkları arasında evlilikler artmış, karşılıklı olarak yerleşimler en üst seviyeye çıkmıştır. Bugün aslında hala hükümetler halkların gerisindedir ve eğer hükümetlerin vize başta olmak üzere çeşitli zorlukları olmazsa aslında halklar arasındaki ilişkiler çok daha ileri gidebilecek kapasitededir. Yukarıda iki ülkenin ekonomik anlamada birbirini tamamlayan bir yapıya sahip olduğunu ifade etmiştir. Bu tamamlayıcılık özelliği aslında halklar arasında da söz konusudur. Bu sebeple de evlilikler artmakta ve sosyal ilişkiler gelişmektedir.

 

 

Bosfor – Bize ayırdığınız zaman ve gösterdiğiniz ilgiye çok teşekkür ederiz.

 

Sinan OĞAN: Ben Türkiye ile Rusya arasında ciddi bir kültür köprüsü kuran ve iki ülke ilişkilerinin gelişmesine önemli katkılarda bulunan Bosfor Gazetesine çok teşekkür ederim.

 

Not: Gazetenin internet sitesine www.vesti-turkey.com adresinden ulaşabilirsiniz.