Türkiye’nin dostu ve kardeşi Türkmenistan’da yaşananlar endişe verici boyutlara ulaşmıştır. Sapar Murat Türkmenbaşı’nın 21 Aralık 2006 tarihinde kalp krizi sonucu vefat etmesiyle onun yerine gelen Gurbangulu Berdimuhammedov bir yandan ülkeyi tarafsızlık politikasından yavaş yavaş çıkarma yönünde adımlar atarken, diğer yandan Türkmenistan'a internet gibi kısmi özgürlüklerin girmesine izin vermiş ama bunun dozu çok sınırlı kalmıştı. Dolayısıyla da Türkmenistan iç politikasında yaşanan olaylar dünya basınına çok fazla yansımamaktadır.

 

Kafkasya savaşından sonra önemi daha da artan doğalgaz boru hattı projesi Nabucco’nun stratejik kaynak sağlayıcısı ülke konumunda değerlendirilen Türkmenistan için istikrarın önemi her zamankinden daha fazla ön plana çıkmışken ülkeden gelen çatışma haberleri dikkatlerin Türkmenistan’a yönelmesine sebep olmuştur.

 

 Çeşitli haber ajanslarına yansıyan bilgilere göre Türkmenistan’ın Başkenti Aşgabat’ın değişik yerlerinde muhtemelen birbirinden bağımsız iki olay meydana gelmiştir. Bunların ilkinde Aşkabat'ın dışındaki Hitrovka (Moskova’daki aynı isimli bir semtten ismini almıştır) semtinde 12-13 Eylül tarihleri arasında çıkan çatışmalarda en az 50 güvenlik görevlisinin ve isyancının öldüğünü, çok sayıda sivilin de hayatını kaybettiğini bildirilmektedir. Çatışmaya girenlerin Vahhabist örgüt üyesi olduğu ve Türkmenistan’da geniş bir örgütlenme ağına sahip olduğu bildirilmektedir. Ayrıca birkaç gün önce isyan eden bir kısım askerlerin orduya ait silah ve tanklara el koyması ve bu gruba katılmasıyla da çatışmaların boyutu değişmiştir. Çatışmalara katılan grubun üye sayısının 150-200 kişiyi bulduğu ve grupta keskin nişancıların bulunduğu da bildirilmektedir. Çatışan grup oldukça iyi askeri eğitim almış ve bu sebeple de Türkmenistan’ın en seçkin birliklerine önemli kayıplar verdirebilmiştir.

 

İkinci olayda ise (yukarıdaki iki olayla bağlantısı olmadığı düşünülmektedir) uzun süredir maaş alamayan Türk işçilerin greve başlaması ve şantiyeye çok sayıda ambulans gelmesi ile gerginliği artmasına katkıda bulunmuştur. Hatırlanacak olursa daha önce Türk işçilerin benzer bir olayı Kazakistan’da da yaşanmıştır.

 

 Yukarıdaki olaylar sonucunda Başkent Aşgabat’ta olağanüstü hal ilan edilmiştir. Devlet Başkanı Gurbangulu Berdimuhammedov ise bir taraftan çatışmada iştirak eden güvenlik görevlilerini çeşitli madalya ve ödüllerle taltif ederken, diğer taraftan da güvenlik güçlerinin terörist gruplarla mücadelede yeterince hazırlıklı olmadığı yönünde eleştirmiştir.

 

Türkmenistan gibi bilgiye ulaşmanın oldukça güç olduğu ülkede resmi kaynaklar çıkan çatışmanın ülkede Afganistan ile bağlantılı faaliyet gösteren uyuşturucu baronları ve Vahhabilerden kaynaklandığını ifade etmektedir. Rusya’ya yakın kaynaklar ise çatışmanın arkasında ABD’nin olduğunu ileri sürmektedirler. Bu kesimler çatışmaların bölgedeki enerji (doğalgaz) rekabetinden kaynaklandığı kanısındalar. Bir diğer ihtimal de ülkede klanlar ve güç merkezleri arasındaki mücadelenin yansımasıdır. Ayrıca çatışmanın hava alanına yakın bir su fabrikasında çıkması ve Berdimuhammedov’un bu tarihlerde yurt dışına çıkacak olması akla 2005 yılı Mart ayında Bakü’de yaşananları da getirmektedir.

 

Hatırlanacağı gibi benzer bir olay da 2005 yılı Mayıs başında Özbekistan'ın doğusundaki Andican kentinde yaşanmış ve bir anda kitlesel çatışmalara dönüşmüştü. Neticesinde ise onlarca kişi ölmüş, yaralanmış ve tutuklanmıştı. Özbekistan’da da şimdi Türkmenistan’da olduğu gibi sorumlular Narkobaronlar ile Vahhabiler gösterilmişti.

 

Azerbaycan örneğinde olduğu gibi Orta Asya ülkelerinde de yasal ve sivil muhalefetin neredeyse ortadan kaldırılacak duruma gelmesi ülkede rejimden memnun olmayan kesimleri başka güçlere yöneltmiştir. Bu anda bu ülkelerde zaten var olan Vahabbist yapılanmalar alternatif muhalefet rolüne soyunmaktadırlar. Diğer taraftan Afganistan-Pakistan hattında El Kaide ve Taliban ile baş edemeyen ve onların giderek güçlenmesine sebep olan ABD’nin Irak bataklığına saplanmasıyla Afganistan-Pakistan hattındaki bir kısım güçler Orta Asya ve Kafkasya’ya doğru sızmaya da başlamışlardır. Dolayısıyla önümüzdeki süreçte bu alanlarda benzeri olayları görmekten şaşırmamak gerekir. Bu sebeple başta Azerbaycan olmak üzere Orta Asya ülkelerinin sivil ve yasal muhalefete biraz imkân tanıması muhalefet boşluğunun Vahhabistler ve benzeri radikal güçler tarafından doldurulmasına izin vermemesi gerekir.

 

Bu arada Aşkabat’ın en eski ve kriminal açıdan en tehlikeli semtlerinden olan Hitrovka semtinde çıkan çatışmalarda bir su fabrikasının işgal edilmesi ve çatışmaların günlerce sürmesi hadisenin ciddi olduğunu göstermektedir. Diğer taraftan Sunni çoğunluğa mensup olan Türkmenistan’da Şii mezhebine ait camiler resmen faaliyet gösterememektedir. Ama Hitrovka semti ülkedeki tek Şii Camiinin faaliyet gösterdiği yer olarak da bilinmektedir ve bu Cami de Türkmen istihbarat birimlerinin sıkı kontrolü altındadır. Vahhabilerle Şiilerin pek anlaşamadığı da bilindiğine göre bölgede çatışmaya girenlerin Vahhabist olması ihtimalini yeniden değerlendirmek gerekmektedir. Diğer taraftan bu çatışmalarda yer alan grupların Afganistan’da ABD’nin düzenlediği bir operasyonda öldürüldüğü iddia edilen Özbekistan İslami Hareket (ÖİH) lideri Tahir Yoldaşev tarafından silahlandırıldığı da iddia edilmektedir.

 

Türkmenistan’ın muhalefete siyaset imkânı vermediği doğrudur. Bu sebeple Gurbangulu Berdimuhammedov iktidarına karşı rahatsız olanların sayısı hiç de az değil. Aynı şekilde Klan ve Boyların hâkimiyet sürdürdüğü Türkmenistan’da bu klanlar ve boylar arasında da gizli bir mücadele sürmektedir.  Türkmenistan’ın Afganistan ile sınırdaş olması bu ülkeyi Afganistan’ın narkobaronları için bir güzergâh haline getirmiştir ve bu kesimlerin de Türkmenistan’da hatırı sayılır bir gücü bulunmaktadır. Vahhibbistlerin ve aşırı grupların bütün Orta Asya’da olduğu gibi Türkmenistan’da da gücü giderek artmaktadır. Bütün bunlar Türkmenistan’ı istikrarsızlaştıracak başlıca unsurlardır. Ancak Türkmenistan’ın sahip olduğu enerji kaynakları ve bu günlerde rekabetin hızla kızıştığı doğalgaz kaynakları Türkmenistan üzerinden küresel rekabetin yürütülmesine sebep olmaktadır. Bu sebeple de küresel rekabeti yürüten bütün ülkelerin Türkmenistan’ın istikrarsızlaşmasında emeği ve katkısı olabilir. Geçtiğimiz günlerde Çin ve Rusya’nın Türkmenistan ile yeni enerji anlaşmaları imzaladığı Batının (ve Türkiye’nin) ise imza kuyruğunda beklediği bilinmektedir. Ayrıca İran ve Afganistan ile uzun bir sınıra sahip Türkmenistan’ın olası bir İran operasyonunda oynayabileceği kritik rolün de gözden uzak tutulmaması gerekir.

 

Küresel enerji rekabetinde iyi bir güzergah oyuncusu olmaya aday Türkiye’nin sadece Türkmenistan ile sürdürdüğü enerji diyaloğunun yetmeyeceği, bu ülke ile bazı enerji anlaşmaları ile işin bitmiş sayılamayacağını öğrenmesi gerekir. Zira anlaşmayı imzalamak ve Türkmenistan’da doğalgaz sözü almak (bu da daha alınamamış, anlaşma imzalanamamıştır) ile beraber bu ülkenin iç dinamiklerinin iyi bilinmesi, bu ülkeyi istikrarsızlığa sürükleyecek unsurlar üzerinden önleyici stratejiler geliştirmesi gerekmektedir. Bunun için ise bu ülkeleri bilen uzmanlara ve bu ülkeleri takip eden strateji merkezleri ile işbirliğine ihtiyaç vardır.