Balkanlar’dan Kafkaslar’a, Orhun Anıtları’nın bulunduğu Moğolistan’dan Orta Doğu’da Kerkük Kalesi’ne dünyanın her yerinde Türk’ün izi bulunmakta, günümüzde ise birçok Türk dünyasının birçok yerinde bu izleri vermek için büyük mücadeleler vermektedir. Bu mücadelelerin en büyüklerinden birisi de Türkmeneli’nde yaşanmaktadır. Irak Türkmenleri baskılara, saldırılara ve provokasyonlara karşı varlıklarını muhafaza etmek adına son süreçte birçok tehditle baş başa kalmış ve bunlarla kahramanca mücadele etmektedir.

 

Irak’ta 12 Mayıs 2018 tarihinde yapılan seçimlere büyük oranda birliğini sağlayarak giren Türkmenlerin siyasi temsilinin önüne KDP’ye bağlı gruplar sonuçları değiştirmek suretiyle geçmek istemiştir. Irak Türkmenlerin yoğun olarak yaşadığı yerlerde elektronik seçim sisteminde yapılan hilelerle Türkmenlerin oyları çalınmış, Türkmenlerin anavatanlarındaki milli iradesi gasp edilmek istenmiştir. Buna izin vermeyen Türkmen kardeşlerimiz “Mavi Bayrak Direnişi” altında sokaklara dökülerek haklarını aramaya başlamış, genciyle yaşlısıyla, kadınıyla erkeğiyle nöbetlerine gece gündüz devam etmişlerdir. Teravih namazlarını Yüksek Seçim Komiserliği önünde kılan kardeşlerimiz oy pusulalarının Bağdat’a gitmesini engellemek için “ya zafer ya ölüm” diyerek açlık grevlerine başlamıştır. Türkmenlerin “Demokrasi Nöbeti” devam ederken Türkmenlere yönelik saldırılar devam etmiş, Türkmenlerin yoğun olarak yaşadığı Musalla gibi mahallelerde Türkmenlere saldırılar yoğunlaşmış ve bazı kardeşlerimiz de bu yaşananlar sonucunda yaralanmış ve maalesef şehitlerimiz olmuştur. Oyların elektronik sistemle değil elle sayılması gerektiğini savunan Irak Türkmenlerinin 3 sandalye kazandığı seçimler sonrasında parlamentoya da başvuru yapılmış, bunun için yapılan resmi başvuruyla da dile getirilmiştir. Türkmenlerin bu haklı mücadelesine bölgedeki diğer etnik unsurlar da destek vermiştir. Bunun üzerine, Irak parlamentosu Türkmenlerin talebini incelemiş ve olumlu bir karar vermiştir. Bu durumu Kerkük üzerinde ayrımcı politikalar üzerine oyların tutulduğu depoda yangın çıkartılmış ve sonuç olarak söz konusu durum tamamen bir kördüğüme dönüşmüştür.

 

Irak’ta son süreçte Türkmen kardeşlerimiz üzerinde uygulanan bu baskılar, tarihin bir tekerrürü olarak görülebilir. Hatırlandığında bu yaşananlar Türkmenler üzerinde oynanan ilk oyun değildir. ABD’nin 2003 senesindeki Irak işgalinden sonra Kerkük’e giren peşmergeler şehrin tapu ve kadastro kayıtlarını yakarak Kerkük’ün tarihi bir Türkmen kenti olduğuna dair kanıtları silmek istemişlerdir. Bölgenin demografik yapısını değiştirmek ve bu yolla Türkmenlerin yaşadıkları yerden zorla göç ettirilmesine ilişkin baskılar bunlarla da son bulmamıştır. Irak’ın istikrarsızlığından en fazla etkilenen kesim her zaman Türkmenler olmuş, terör örgütü IŞİD’in zulmünden en fazla olumsuz etkilenen grup Türkmenler olmuştur. Emirli gibi yerleşim yerlerinde Türkmen kardeşlerimiz vatanlarını canları uğruna savunmuştur. Bunun yanı sıra IŞİD’in saldırıları sonucunda Telafer gibi Türkmenlerin büyük ekseriyetini oluşturduğu büyük ilçelerde Türkmenler yeterli silahları bulunmadığından ve merkezi hükümetten gereken destek gelmediğinden ötürü anavatanlarını terk etmek zorunda kalmıştır. IŞİD ile mücadele ettiğini iddia ederek bu süreçte Türkmen bölgelerine peşmerge girmiş; Türkmenlerin üzerinde bir de bu gruplar baskı yapmaya başlamıştır. Burada üzerinde durulması gereken nokta; bazı Türkmen yerleşim yerlerine peşmerge girerken IŞİD bir kurşun atmadan çıkmıştır. Sonraki dönemde Mesut Barzani’ye bağlı Kuzey Irak yönetimi ve peşmergeler Kerkük’e yerleşmiş ve içerisine Kerkük’ü de alarak 25 Eylül 2017’de bir referandum yapma kararı almıştır. Bir oldubittiye getirerek Kerkük’ü sözde devletleri içerisine alma planı bölgedeki devletlerin kararlı adımları sayesinde başarıya ulaşamamıştır. Ardından bölgeye Irak merkezi hükümetine bağlı güvenlik güçleri tarafından yapılan operasyonda peşmergeler şehirden kaçmış, terör örgütü PKK’nın dağdan şehre getirilen kadrolarının çabaları boşa çıkmış ve Türkmenler yeniden tarihi anavatanlarında rahat bir nefes almıştır.

 

Irak Türkmenleri, Türk milleti için Orta Doğu’da ortak tarihe, dile kültüre, dine sahip kardeşlerimiz olmakla birlikte Türkiye için de orada güvenli bir kaledir. Türklüğün Orta Doğu’daki yılmaz savunucuları olan Türkmen kardeşlerimiz bunun ötesinde Ankara’nın Bağdat’taki Irak hükümeti ile ilişkilerinde son derece önemli bir köprü olma özelliğine sahiptir. Misak-ı Milli sınırları içerisindeki Kerkük’ün düşmesi, Ankara’nın milli güvenlik kaygılarını artırmakla birlikte milli bekasına ilişkin sorunları da gelecekte beraberinde getirecektir. Bizlere tarihimizin en önemli miraslarından biri olan Türkmeneli’nin bu feryadını duymak ve seslerine ses vermek Türk milleti olarak hepimizin en büyük sorumluluğudur. Türkmeneli’ne tehdit, Türkiye’ye tehdittir. Bunun için Türkiye’nin siyasetinin somut alanda bazı yansımaları olmalı ve yapılan açıklamalar sözde kalmamalıdır. Türkmenlerin silahlandırılmasına öncelik verilmeli ve Türkmenlerin kendilerini savunmaları için gereken imkanlar yaratılmalı, uygun ortam oluşturulmalıdır. Bir diğer kritik nokta ise Türkmeneli’nin yönelik mezhep üzerinden değil ayrıştırıcı bir bakışla değil, “Türkmen” kimliği altında birleştirici bir tutumla değerlendirilmesi olmalıdır. Bütün bu politikalar, Türkiye’nin bölgedeki ağırlığını artıracaktır.

 

Başta Irak Türkmen Cephesi Lideri Erşat Salihi olmak üzere bütün Türkmen kardeşlerimin mücadelesinin dün yanında olduğumuz gibi bundan sonrada sonuna kadar yanında olacağımızı bir kez daha belirtir, kahraman kardeşlerimizi mücadelelerinden ötürü tebrik ederim.

 

“Sizinledir Anadolu, sizinle!”