Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Suriye rejim güçlerinin “İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi”nde kontrol ettiği Tall Bazan bölgesinden, Murak bölgesinde yer alan 9 numaralı gözlem noktasına top/havan atışlarıyla saldırı gerçekleştirildiği ifade edildi. Hemen ağır silahlarla karşılık verildiği belirtilen açıklamada ayrıca “Yapılan saldırıda personel zayiatı olmayıp; üs bölgemizde yer alan tesis, teçhizat ve malzemelerden bir kısmı kısmi hasar görmüştür. Saldırıyla ilgili olarak Rusya nezdinde gerekli girişimlerde bulunulmuştur. Durum yakından takip edilmektedir” ifadeleri yer aldı.

 

Milli Savunma Bakanlığı, kısa müddet evvel yine İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi’ndeki 10 numaralı gözlem noktasına rejim güçlerinin kontrolündeki bölgeden 35 havan atışı ile saldırı gerçekleştirildiğini duyurmuştu. Söz konusu saldırıda 3 asker hafif şekilde yaralanmıştı. Rejim güçleri, TSK’nin 10 no.lu gözlem noktası yakınlarına 8 Haziran tarihinde de topçu saldırısı düzenlemişti.

 

Türkiye’nin gözlem noktalarına bakıldığında İdlib’in güneybatısında zeytinlik bölgesindeki 12 no.lu gözlem noktası sınıra yaklaşık 500 metre mesafede olmasıyla en yakın nokta konumunda bulunuyor. Türkiye-Suriye sınırına en uzak yerde bulunan gözlem noktası ise yaklaşık 88 kilometre içeride yer alan Hama kırsalındaki Tel es Savvan’da (Morik) kurulan 9 no.lu nokta…

 

İdlib’de Türk gözlem noktalarına yapılan saldırıları Terör ve Güvenlik Uzmanı Abdullah Ağar değerlendirdi.

 

“Yapılan Kasıtlı Saldırılar Arkasında Kim Var?”

 

– Asimetrik savaşların kirlilik ve karanlığında,

– Vekaletler savaşının başlatılmak istenen yeni evresinde,

– Derinleştirilmek ve genişletilmek istenen mezhep ve meşrep savaşlarının tam ortasında,

– İran-ABD krizinin kızıştığı, kimin kimi nerede ve nasıl maniple edeceğinin, İdlib başta coğrafyanın nerede ve nasıl balon yapacağının ya da patlak vereceğinin bilinmediği şu zamanda,

– ABD-Rus rekabetinin tam ortasında bulunmak istenen denge arayışında,

– F-35/S-400 krizi üzerinden balans ve baskı değişkenlerinde,

– Astana’nın fişinin çekilmek istendiği şu dönemde,

– İsrail’in toprak genişletme süreçlerinde,

– Fırat’ın doğusu ve Menbiç’te YPG/PKK’nın unutturulmak istediği bir dönemde,

– Türkiye’nin güç ve yığınağının tüketilmek, bölünmek ya da yanlış yönlendirilmek istendiği bir süreçte,

– Yerleşik düzenlerin ve dengelerin-Dünya jeopolitiğinin değiştirilmek, yeniden kurgulanmak istendiği bu tarihi evrede,

– Bu İdlib bataklığında,

Türkiye’yi karşılık vermek zorunda bırakan rejim ekseninden (9 ve 10) gözlem noktalarına yapılan kasıtlı saldırılar arkasında kim var?

 

Ya da soruyu şuradan soralım: “Sayısız aktörün ve bileşenin dahil olduğu bu süreçte ve yaşanan saldırılarda kime, ne faydası var?”

 

Rusya kendi hükümranlık sahasından gelen bu saldırılara “provokasyon” diyor. Ancak buna salt bir sabotaj ya da gizli bir güç dememiz çok zor. Zira Rejimin ya da Rejim alanlarını kullanan bir başka birilerinin Rusya’ya rağmen bunu yapması olası değil. Ayrıca havan tespit radarları atışların Rusya’nın güdümündeki Rejim kontrolündeki alandan yapıldığını netleştiriyor. Ayrıca 70’in üzerinde topçu ve havan atışı olacak, gökyüzünde gelişmiş (!) bir insansız hava aracı (İHA) ileri gözetleyicilik yapacak ve atışlara düzeltme verecek.

Ve Türkiye bunu anlamayacak.

 

İdlib ve Provokasyon

 

Öte yandan “provakasyon” kelimesi doğru ise Rusya’nın rejim üzerinde sanıldığı kadar etkili, sorumlu/hükümran olduğu sahada da çokta hâkim olmadığı ya da olamadığını bir kez daha düşünmemiz gerek. Hani bunu güçlendiren bir bilgi de yok değil. Rusya’nın güdümündeki kolordunun Lazkiye taraflarına kaydığı, atışların yapıldığı alanda rejime bağlı İran’a yakın tümen-kolordu deviyesinde bir gücün bulunduğu da bir başka gerçek. Yoksa birileri başka yerlerde fokur fokur kazanlar kaynarken, kaynayan kazanlarını İdlib üzerinden saklamaya, kendini koruma ateşlerini İdlib’de yakıp harlamaya ve bütün bunları yaparken Rusya’nın hükümran olduğu alanları ya da Rusya’yı/Rusya’nın reflekslerini mi kullanmaya çalışıyor?

 

“Türkiye’nin İdlib’de Tahrik Edildiği Bir Gerçek”

 

Sonuçta ne olursa olsun, Türkiye’nin İdlib’te tahrik edildiği, sinir uçlarının ve tepkilerinin test edildiği, olası tepkileri üzerinden de başka faydalar sağlanmaya çalışıldığı bir başka gerçek. Bu sarmal içinde karşılıklı güven ve işbirliği üzerine inşa edilen ve devamlılığı arzulanan Astana’nın güvensizlikler içinde gevşiyor ve dağılma riski üretiyor olması ise diğer bir konu. Bence İdlib, sadece İdlib olmalı ve Suriye içinde çözülmeli. İdlib, İdlib’ten başka bir şey olursa ne İdlib çözülebilir ne de Suriye!