İsrail krizinden sonra Türkiye’nin düşünmesi gereken ve önümüzdeki dönemde çeşitli sıkıntılara neden olabilecek bir hususun genellikle akla gelmediği veya dile getirilmediği görülmektedir. İsrail’in devlet olarak varlığını sürdürmesinde ve kurulduğundan bu yana dünyadaki çeşitli güç odaklarından politikalarına destek bulmasında kullandığı etkili bir kamu diplomasisi örgütlenmesi bulunmaktadır. Sadece Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa ile sınırlı kalmayan bu yapılanma, hedef ülkelerin hükümetleri olduğu kadar iş ve finans dünyasını, kamuoyu oluşturan mekanizmaları ve sokaktaki adamı Türkiye’nin imajı ve ulusal konularımızla ilgili olarak olumsuz yönde etkilemeye başlamaktadır. Mavi Marmara olayına bir misilleme olarak algılanan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti açıklarına gemi gönderme girişimi hiç kuşkusuz bu faaliyetin şimdilik görünen ilk örneği olarak gündemimize oturmuştur.
 
Kısaca son dönemlerde özellikle ünlü “One Minute” olayından sonra ABD’deki Musevi lobisinin değişen tavrı da düşünülecek olursa sözde Ermeni “soykırımı” iddiaları başta olmak üzere ülkemizin bütünlüğü, Kıbrıs konusu ve ekonomik çıkarlarımız açısından İsrail kökenli aleyhte açık veya saklı kampanyalarla karşılaşmamız kaçınılmaz görünmektedir. Bu türden karşıtlıklara Türkiye’nin ne denli hazırlıksız yakalandığı geçmişteki birçok olayda yaşananlarla anılarımızda tazeliğini korumaktadır. Türkiye olası sorunlarla ilgili genellikle geciken ve “ön alma” yerine hücuma uğradıktan sonra cevap verme yöntemini yeğleyen bir politikadan bugüne kadar ciddi biçimde zarar görmüştür.
 
Buna karşı Türkiye’nin öncelikle sorgulaması gereken, yurtdışındaki sayıca kabarık ancak etki açısından kesinlikle arzulanan düzeyde olmayan sivil gücünü sorgulaması ve geçmişte yapılan hataları da göz önüne alarak gerekli adımları atması gerekmektedir. Dünyanın çeşitli coğrafyalarında yaşayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının ve Türkiye kökenli soydaşlarımızın sayısı hakkındaki verilerin çok sağlıklı olmadığı bilinmektedir. Resmi tahminlere göre yurtdışındaki Türk varlığının günümüzde beş milyonluk bir kitle haline geldiği anlaşılmaktadır. Birçok ülkedeki yurttaşlarımız geçici amaçlarla gittikleri o ülkelerde yerleşik hale gelmişler, toplumun hemen her kesiminde ve her meslek alanında etkin konumlara yükselmeye başlamışlardır. Avrupa ülkelerinin birçoğunda Türk kökenli göçmen siyasetçilerin sayısı artmakta, Türk girişimcilerin yatırımlarının hacmi yükselmektedir. Artan ekonomik, siyasi ve kültürel potansiyelle artık bir “Türk diasporasından” söz edilir hale gelinmiştir. Böylesine önemli bir gücün yeterince etkin bir şekilde Türkiye’nin devlet politikalarına müzaheret sağlayacak şekilde kanalize edilememesinin çok tatmin edici açıklaması olmadığı düşünülmektedir.
Tabiatıyla sivil toplumun devlet gücünün güdümü ve denetiminde faaliyet gösterir hale getirilmesi mümkün olmadığı kadar böylesine bir “lobicilik” anlayışı günümüzün demokratik yaklaşımlarına da uygun değildir. Etkinlik arttırma çalışmasından hükümetlerin yurtdışındaki yurttaşlarımızı veya onların sivil toplum kuruluşlarını kullanmak suretiyle kendi güncel politikalarına hizmet etmeye uygun hale getirmesi anlaşılmamalıdır. Önemli olan, devlet ve ulus olarak varlığımız ve çıkarlarımızı tehdit eden konularda yurtdışındaki yurttaşlarımızı ve onların oluşturduğu kuruluşları Türkiye’nin yanında yer almaya yönelik ve onların aynı zamanda da güçlenmesini sağlayacak bir oluşumun hazırlanması ve bu amaca yönelik bir stratejik iletişim konseptinin ortaya çıkarılmasıdır.
 
Bugüne kadar sadece dış temsilciliklerin omuzlarına yüklenen, genellikle dağınıklık arz eden ve tepki verme üzerine kurulu etkinlik kazanma faaliyetlerimizin başarısız olduğu kabul edilmeli ve iletişim çağının tüm olanaklarından da yararlanılacak bir altyapının oluşturulması gerekmektedir. Türkiye’nin yurtdışındaki sivil gücünden iletişim çağının gereklerine uyarak en üst düzeyde yararlanma zamanı artık gelmiştir. Unutulmamalıdır ki, siyasetin hızlı süreçlerle geliştiği günümüzde yurtdışındaki sivil gücümüzü kullanmakta gecikmenin bedeli Türkiye’nin bugünü ve geleceği için ağır olacaktır.