Rusya’dan S – 400 hava savunma sisteminin alınacağı açıklandıktan sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Fransa ziyareti esnasında Türkiye, uzun menzilli hava ve füze savunma sisteminin gelişimi ve üretimi için Fransız-İtalyan konsorsiyumu Eurosam ile işbirliği anlaşması imzaladı. Reuters’ın haberinde anlaşmanın süresinin 18 ay olduğu belirtildi.

 

Eurosam'dan yapılan açıklamaya göre Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Fransa ziyaretinde imzalanan anlaşma, konsorsiyumun Aselsan ve Roketsan ile ortak çalışma yürütmesini öngörüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile ortak basın toplantısında şöyle konuştu;

 

“Tek tek ele aldığımızda bir NATO'da beraberiz. Bizim stratejik ortaklığımız da var. Bugün Eurosam ile anlaşmayı imzaladık, bu da çok önemli bir adım. İtalya'yı da içine alacak şekilde üçlü bir anlaşmanın adımını da atmış olduk. Bundan sonrası süratle yola çıkmak, üretimine geçmek. Hedef 20 milyar euro gibi bir ticaret hacmine ulaşabilmek. Fransa Türkiye el ele verdiği zaman yapılmayacak bir ticaret hacmine ulaşmak değildir, bunu başarabiliriz. Bütün mesele ilgili birimlerimizin dayanışma içerisinde atacakları adımdır. Tabi bir başka adım da özellikle THY ve Airbus arasındaki imza altına alışımız, bu da önem arz ediyor. Aselsan, Roketsan ve Eurosam konsorsiyumu olarak adımı atmış bulunuyoruz. Her iki ülke için hayırlı olsun.”

 

Türkiye’nin Fransız – İtalyan ortak konsorsiyumu olan Eurosam ile yaptığı savunma anlaşmasını Doç. Dr. Serdar Erdurmaz TÜRKSAM için değerlendirdi.

 

Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Fransa ziyareti sırasında Eurosam’la yapmış olduğu anlaşma Roketsan ve Aselsan’ın müştereken girdiği bir anlaşma olarak görülmektedir. Söz konusu anlaşma İtalya, Fransa ve Türkiye arasında yapılmıştır. NATO üyesi olan Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın vurguladığı aslında tek bütün bu ülkelerin NATO’nun üyesi ve Türkiye’nin stratejik partner olduğudur. Bütün bunlar, Türkiye’nin NATO’dan ayrılma niyetinde olmadığı, Batı’yla entegrasyonu devam ettirdiğini göstermesi açısından çok önemlidir ama burada çok daha önemli bir konu bulunmaktadır. Bu nokta, artık Türkiye Amerika’ya bağımlı olmaktan uzaklaştığını göstermektedir.

 

“Amerika Artık Önceliğe Sahip Değil. Öncelik Avrupa’ya Kaymış Durumda…”

 

Türkiye eskiden savunma sanayi ve silahlanma ile ilgili işleri Amerika Birleşik Devletleri’yle (ABD) birlikte yapmakta, Amerika Birleşik Devletleri ile gerekli silah sözleşmeleri/anlaşmaları imzalamaktaydı. Türkiye’ye ABD’nin silah teçhizatı gelmekteydi, ancak artık NATO silah ve teçhizatını geliştiren diğer ülkelerle özellikle bu silah alımlarının Avrupa’ya kaydığı ve Türkiye’nin artık Amerika’dan uzaklaşarak Avrupa tarafına yönelmesi sonucu iş birliği yapmak suretiyle destek arama yoluna girdiği görülmektedir. Bu durum önemli bir ayrıntı olarak ortaya çıkmaktadır. ABD, artık birinci önceliğe sahip değildir. Türkiye’nin gözünde artık bu öncelik Avrupa kıtasına kaymış ve Avrupa’nın özellikle önemli NATO iki üyesi olan Fransa-İtalya ortaklığında yer almak suretiyle 2020’lere kadar ulaşan bir spektrumda silah teçhizatı geliştirme konusunda ilk adım atılmıştır. Medyada taraflar arasında işbirliği anlaşmasının imzalandığına ilişkin ifadeler yer almaktadır. Türkiye bir taraftan kendi milli savunma sanayisini geliştirirken diğer taraftan da böyle yüksek teknolojilerden yararlanmak da istemektedir. Dolayısıyla bu işbirliği anlaşmasına muhtemelen karşılıklı alışveriş vardır. Dolayısıyla demek ki, bilgi alışverişi ve teatisi de gündeme gelecektir. Türkiye’nin şu an bilgisayar yazılımı, radar teknolojisi, elektronik teknolojisi orta seviyede olduğunu düşünürsek bu ülkelerle yapılan sözleşme sonucundaki silah üretiminde bizim endüstrimizin de mutlaka o entegrasyona katılacağı ve onlarla birlikte aynı düzeyde işbirliği içine girerek silah, teçhizat, malzeme ve sistem üreteceğini kabul etmemiz gerekmektedir. Bu hadise,  2020’lere kadar giden bir süreci oluşturmaktadır.

 

“Akıllıca Atılmış Bir Adım”

 

Görüldüğü kadarıyla, başlangıçta deniz platformlarına deniz araçlarını korumak maksadıyla kullanılan bu sistem daha sonra karadan atılan sitemlere de entegre edilmek suretiyle geliştirilmeye çalışılmıştır. Türkiye’nin bu sistemler üzerine gerekli işbirliğini yapması, Rusya’dan aldığı teknolojiyi de Fransa-İtalya konsorsiyumundaki teknolojiyle birleştirmesi ve ileride daha da geliştirmekle birlikte kendi milli teknolojisini daha da üst seviyelere taşıması için füze savunma sistemlerini üreteceği anlamına gelmektedir. Bir diğer deyişle, bizim milli dağarcığımızı daha da zenginleştirecek manasını taşımaktadır. Bu bakımdan akıllıca atılmış bir adım olarak karşımıza çıkmaktadır.

 

“NATO Yine de Türkiye’yi Kaybetmek İstememektedir”

 

Zamanında Türkiye, bu Fransız-İtalyan konsorsiyumu için gerekli girişimleri yapmıştı ama “know-how” verilmesi aşamasında bu şirketler Amerikan şirketleriyle beraber Türkiye’ye teknoloji transferinden uzak durmaya çalışmışlardı. Şimdi belli bir yumuşamanın oluşmaya başladığı gözükmektedir ve bu ileri bir gelişme olarak değerlendirilebilir. NATO yine de Türkiye’yi kaybetmek istememektedir çünkü Türkiye’yi kaybettiği zaman Orta Doğu’da da büyük problemler yaşayacak, Türkiye’nin daha doğusundaki ülkelerle de ilişkileri oldukça sıkıntılı duruma girecektir. Öte tarafta Rusya vardır şu anda çok dost görünmemekte diğer tarafta ise İran blokajı bulunmaktadır. Orta Doğu son derece sıkıntılı durumdadır ve o bakımdan Türkiye’nin mutlaka uç noktada onların irtibatını sağlayacak bir seviyede durması gerekmektedir. Bu girişim, Avrupa’yla ilişkilerini de devam ettirmesi, NATO’yla ilişkilerin teyit edilmesi açısından çok daha önemlidir. Kanaatimce en önemlisi de bir kez daha altı çizmek gerekirse; artık önceliğin Amerika Birleşik Devletleri’nden Avrupa kıtasına kayması ve Avrupa’daki NATO üyesi ülkelerle işbirliği içine girilmesidir.