İsrail'in Mescid'i Aksa kapısına koyduğu metal dedektörleri ve kameraları kaldırmasını yeterli bulmayan binlerce Müslüman, Harem-i Şerif'e girmeyi reddederek, sokakta namaz kıldı. Müslümanlar İsrail polisinin Mescid-i Aksa'ya yönelik tüm kısıtlamaları sonlandırmasını talep ediyor. Mescid-i Aksa’da protestolar devam ederken Türkiye ve İsrail arasında da konuyla ilgili arka arkaya açıklamalar geliyor.

 

Erdoğan, partisinin grup toplantısında, “Osmanlı’nın elinden çıkmasıyla başlayan Kudüs’ün sıkıntılı günlerinin bölgede İsrail devletinin kuruluşuna yönelik hadiselerle birlikte adeta kabusa dönüştü. Müslümanların Mescid-i Aksa’ya girişini zorlaştırmak için her türlü yola başvuran İsrail yönetiminin, işi Harem bölgesini Müslümanlara yasaklayarak fiili işgale kadar götürmesi bardağın taşmaya başladığının işaretidir” ifadelerini kullanmıştı. İsrail Dışişleri Bakanlığı’nın Twitter hesabından yapılan açıklamada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu sözleri ‘absürt, dayanaksız ve çarpıtılmış’ diye nitelenirken, “Kendi ülkesinin zor sorunlarıyla ilgilense daha iyi olur” dendi. Kudüs’ün Yahudilerin başkenti olmaya devam edeceği belirtilen açıklamada “Osmanlı İmparatopluğu günleri geçti. Geçmişin tam akine, Kudüs’teki yönetim güvenliğe, serbestliğe, ibadet özgürlüğüne ve tüm azınlıkların haklarına saygılıdır. Cam saraylarda yaşayanlar, atılan taşlara karşı dikkatli olmalı” ifadeleri dikkat çekti. Öte yandan Türk Dışişleri Bakanlığı, İsrail Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Emmanuel Nahshon'un yaptığı açıklamalara da tepki gösterdi. Dışişleri'nden yapılan açıklamada, "Haddini bilmez açıklamayı kınıyoruz" ifadeleri kullanıldı.

 

Türkiye – İsrail ilişkilerine Mescid-i Aksa geriliminin yansımalarını Gazeteci ve Dış Politka Yorumcusu Tülin Daloğlu TÜRKSAM için değerlendirdi.

 

“Bilindiği gibi son birkaç gündür İsrail’de gerilim tırmanmaktakdır. Sadece İsrail Dışişleri Bakanlığı’nın attığı tweetle değil, çok farklı boyutları vardır, elbette. Türkiye-İsrail ilişkilerine baktığımız zaman Türkiye’nin Filistin meselesine yaklaşımı, Mescid-i Aksa’ya karşı olan hassasiyeti özellikle Erdoğan iktidarı döneminde çok daha öncül bir duruma geçmiştir. Buradan, geçmiş iktidarlarda böyle bir hassasiyet yoktu anlamı tabi ki çıkmaz. Ancak mevcut hükümet ve mevcut cumhurbaşkanının bu konuda çok daha ileri seviyede sergilediği bir duruşu vardır.

 

“Erdoğan’ın Duruşunu Değiştirdiğini Görmüyoruz”

 

Biliyorsunuz ki 2010 Mayıs’ta İsrail ve Türkiye arasında bir Mavi Marmara krizi olmuştur. Bu krizden sonra uzunca bir süre iki taraf birbiri ile diplomatik ve siyasi ilişkiyi koparmıştır. Referandum öncesinde de İsrail ve Türkiye bir anlaşmaya varmıştır. Bu anlaşmanın zamanlaması da Türkiye’deki referandum öncesindeydi. İsrail tarafı “Bu anlaşma bizim için çıkarlarımıza uygun olmuştur” demişti. Peki, bu anlaşmanın içeriğinde ne vardı? Aslında tüm detaylarıyla bilmiyoruz; ama iki taraf neticede bunu bir sonuca bağlamışlardır. Her iki tarafın müzakere heyetleri de bunu doğru bulmuştur. Akabinde Türkiye tarafında Erdoğan, İsrail tarafında da Netanyahu buna onay vermiş, devamını getirmiş ve işi nihayetine ulaştırmışlardır. Bu perspektiften, son birkaç günde ne olup ne bittiğine baktığımızda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu konuda herhangi bir şekilde duruşunu değiştirdiğini görmüyoruz.

 

“Yersiz Bir Açıklamadır…”

 

Peki, İsrail tarafı bu anlaşma sonrasında Türkiye’den ne bekliyordu? Cumhurbaşkanının bu tip açıklamalar yapmayacağını ya da pozisyonunu değiştireceğini, oradaki rahatsızlıklarla, İsrail – Filistin meselesiyle ilgili algısını mı değiştireceğini bekliyordu? Tabi, bunlar açıkçası bir soru işareti olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu perspektiften, İsrail Dışişleri Bakanlığının açıklamasına baktığımızda son derece yersiz bir açıklamadır. Çünkü onlar karşılarında bulunan siyasi iradeye baktıklarında, Erdoğan’ın ne olduğunu, hangi pozisyonda olduğunu, bu konuya nasıl yaklaştığını biliyorlardı. Bunu bilerek bu anlaşmayı imzaladılar. O yüzden İsrail’in  yaptığı açıklama son derece yersizdir. Bilerek Erdoğan ile bir anlaşma imzaladılar ve o anlaşma sonrasında, Erdoğan’ın İsrail’de bir olay olduğunda tepki vermeyeceğini düşünüyorlarsa, ki o da olacak iş değil. Kendi yaptıkları açıklama kendilerini, kamuoyuna konumlandırdıkları yeni Türkiye – İsrail ilişkisinden son derece uzakta göstermektedir. Zira bu tip bir eleştiri cümlesi getirebilecek kadar Erdoğan’a karşı eskiden olduğu gibi bir ağırlıkları yoktur.”