Son dönemde Türkiye’de birçok siyasi ismin Amerika Birleşik Devletleri’ne (ABD) düzenlediği ziyaretler dikkat çekmektedir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bulunan dört siyasi partiden üçünün temsilcileri son üç ayda ABD’ye ziyaretler düzenlemişlerdir. Cumhuriyet Halk Partisi Dış İlişkiler ve Yurt Dışı Örgütlenmelerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Faruk Loğoğlu, İdari ve Mali İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran ve milletvekilleri Aykan Erdemir, Faik Tunay, Ayşe Eser Danişoğlu ve Sedef Küçük’ten oluşan bir heyetle 2013 yılının eylül ayının sonunda ABD’ye bir ziyaret düzenlemiştir. Washington'da üç gün kadar kalan heyet, Beyaz Saray Milli Güvenlik Konseyi, ABD Dışişleri Bakanlığı ve Savunma Bakanlığı’nda Türkiye'ye bakan masalarla görüşmüşlerdir.[1] Çeşitli düşünce kuruluşlarını ziyaret eden heyetin ziyaretinden başka Kasım ayının sonunda CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ABD’ye bir ziyareti planlanmaktadır.

 

ABD’ye ekim ayındaki ziyaret ise Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) tarafından gerçekleştirilmiştir. BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş ve partinin Dış İlişkilerden Sorumlu Eşbaşkan Yardımcısı Nazmi Gür, 2013 yılının Ekim ayının sonunda gerçekleştirdiği ziyaretinde ABD’nin Avrupa ve Avrasya’dan Sorumlu Bakan Yardımcısı Victoria Nuland başta olmak üzere birçok kişiyle görüşmeler yapmıştır. Ziyaretlerinde, Demirtaş ile Gür, Washington’daki Ulusal Basın Merkezi’nde PYD Başkanı Salih Müslim’in de Skype üzerinden bağlandığı bir toplantıya katılmışlardır.

 

 Hükümet kanadından ise Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Başbakanlık Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü (BYEGM) tarafından düzenlenecek olan “Kuzey Amerika Medya Buluşması”nda Türk gazetecilerle buluşması programlanmış ve ziyaretinde ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden ile bir araya gelmiştir. Arınç’ın gezisinde dikkat çeken bir nokta ise gitmeden Fethullah Gülen ile görüşmeyeceğine ilişkin açıklaması olmuştur.

 

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu da ABD’ye tek günlük bir ziyaret düzenleyerek burada ABD’li mevkidaşı John Kerry ile bir görüşme yapmış ve ardından ortak bir basın toplantısı düzenlenmiştir. ABD Savunma Bakanı Chuck Hagel ile de görüşen ve Brookings Enstitüsü’nde de bir konuşma yapan Davutoğlu’nun ABD ziyaretinde öne çıkan noktalar; Dağlık Karabağ problemi, Türkiye’ye Çin tarafından kurulacak olan savunma sistemi ve NATO ortaklığı ile Suriye’de yaşananlar ve bölgeye etkileri olmuştur.

 

ABD – Türkiye Ortaklığı

 

Davutoğlu, Kerry ile yaptığı ortak basın açıklamasında Türk-Amerikan ilişkilerindeki ortaklığın sonsuza dek devam edeceğini belirtmiştir. Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri ilişkilerine bakıldığı zaman NATO üzerinden kurulan önemli bağlarının olduğu görülecektir. Soğuk Savaş’ın başlangıcından bu yana devam eden ABD ile ilişkiler son yıllarda “model ortaklık” üzerinden götürülmektedir. Türkiye’nin laik ve demokratik yapısıyla Arap Baharı’nın yeni rejimlerine bir model olması, bu bağlamda Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) kopyası partilerin kurulmasıyla bu net şekilde görülmektedir. Ne var ki, Türkiye’nin NATO başta olmak üzere mevcut uluslararası düzen içerisinde ABD ile kurulan ilişkilerinin yanı sıra Arap Baharı’ndan sonra uzun vadede Amerika Birleşik Devletleri ile bölgesel bağlamda müttefiklik ilişkilerini ne üzerinden kurulacağı henüz belli değildir. Dolayısıyla, Davutoğlu’nun açıklamasındaki “sonsuza dek model ortaklığının” da ileriki dönemlerde hangi bölgesel denklemler üzerinden kurulacağı da net değildir.

 

Bunun yanında, Davutoğlu ABD ziyaretinden önce Foreign Policy dergisinde yazdığı “Orta Doğu Krizdeyken Türkiye ABD Ortaklığı Derinleşmelidir” adlı makalede son dönemde Gezi sürecinde ABD’nin hükümete eleştirileri ve Suriye konusunda Türkiye’nin tabiri caizse kontrpiyede kalmasıyla devam eden süreçte ilişkiler gerilediğinden Türkiye ve ABD’nin birbirinden ayrı kalma lüksünün olmadığını belirtmiştir.[2] Davutoğlu’nun bu ziyareti, ilişkilerdeki son dönemdeki gerilemenin onarılmasına yönelik olduğu genel anlamda söylenebilir. Ziyarette iki ülke arasındaki ilişkilerin dışında iki ülkenin farklı alanlarda nasıl hareket edeceği de konuşulmuştur.

 

ABD, Türkiye ve Bölgesel Konular

 

Davutoğlu’nun ABD ziyaretinde bölgesel konular ele alınmıştır. Irak konusunda ABD’nin Türkiye’nin merkezi yönetimi dışlamasından rahatsızlığını Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ziyaretinde gün yüzüne çıkan noktalar arasındaydı. Geçtiğimiz günlerdeki Davutoğlu’nun Bağdat ziyareti bu noktada ABD tarafından da hoşnutlukla karşılanmıştır. Dağlık Karabağ sorunuyla ilgili olarak çözümün gerçekleşmesi gerektiği belirtilerek Ermenistan ile 2015 sürecine yaklaşırken yakınlaşma sinyallerini tekrarlamıştır. Türkiye’nin bu politikasını Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan’ın görüşmesinden çıkan sonuçlardan bağımsız olarak düşünülmemelidir. Suriye konusunda ise ABD, Türkiye’nin politikalarını överken mali olarak külfet Türkiye’nin üzerinde kalmıştır.

 

Sorunlarının İçinde, Diplomasinin Dışında Bir Ülke: Türkiye

 

Türkiye’nin Suriye konusundaki durumuna bakıldığı zaman mülteciler ve sınır güvenliği ile ilgili sorunların içerisinde; ama Rusya ve Batı arasında yürütülen diplomasinin dışında kaldığı görülecektir. Türkiye’nin Suriye konusunda harcamaları giderek artmış ve Davutoğlu’nun deyişine göre gelinen noktada Türkiye, 2 milyar dolar harcamıştır. Görüldüğü gibi, sınır güvenliğinin yanı sıra Suriye konusunda Türkiye için maddi yük ağırlaşmaya devam etmektedir.

 

Suriye’nin sınır güvenliğine tehdit olduğu, Davutoğlu tarafından da kabul gören ve ifade edilen noktalardandır. Davutoğlu, basın toplantısında Türkiye’nin en uzun sınırı olması nedeniyle Suriye’deki krizden en fazla etkilenen ülke olduğunu dile getirmiştir. Türkiye’nin uzun kara sınırı nedeniyle Suriye’deki iç savaştan etkilendiği doğrudur; ne var ki, Türkiye’nin en fazla etkilenmesindeki asıl nedenin Suriye’nin iç işlerine en fazla müdahale eden ülke olmasından kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla, konuya sadece coğrafi açıdan bakılmamalı, siyasi etmenler de hesaba katılmalıdır.

 

Türkiye – ABD Ortaklığın Merkezi: NATO

 

Türkiye ve ABD arasındaki ilişkilerin merkezinde ve en önemli noktasında NATO ortaklığı bulunmaktadır. Türkiye’nin son dönemde füze savunma sistemini Çin ile anlaşarak kurdurmak istemesi de bu noktada ABD tarafında kuşkulara mahal vermektedir. Daha önce ABD tarafından yapılan açıklamalarda ABD’nin kaygıları iletilmiştir. Ne var ki, ABD’de yaptığı konuşmada ABD’nin Çinli bir firma tarafından füze savunma sisteminin yapılmasından rahatsız olmadığını söylemiştir. Bundan hemen sonra 19 Kasım 2013 tarihinde, görüşmede Kerry’nin, konuyla ilgili kaygılarını ve NATO sistemiyle uyumlu bir sistemi tedarik etmenin önemini tekrarladığını belirten ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Jen Psaki, bunun Türkiye’ye uzun süredir ifade ettikleri kaygıları olduğunu bildirmiştir.[3] ABD’nin NATO gibi kritik bir proje içerisindeki savunma sistemini küresel rakibi Çin’den bir firmanın tarafından yapılmasına göz yumması ya da kolay ikna olması mümkün gözükmemektedir.

 

Ayrıca, Davutoğlu Pentagon’da ABD Savunma Bakanı Chuck Hagel ile de bir araya gelmiştir. Partriot füzelerinin 1 yıl daha Türkiye’de konuşlandırılmasına karar verildiği de bu noktada belirtilmelidir; fakat Suriye tarafından Türkiye’ye zarar veren ve ölümlere de yer açan saldırıların genellikle top mermileri ile olduğu göz önüne alındığı pratikte Patriotların Türkiye’ye herhangi bir faydası olmayacağı söylenebilir.

 

ABD Gezisindeki “Gezi” Açıklaması

 

Gezi olaylarının Avrupa’da yaşananlarla benzer olduğunu belirtmiştir ve Brookings Enstitüsü’nde bulunan konuşması dinlendiğinde,  Gezi eylemlerinin Avrupa’da yaşanan protestolarla benzer özellikler taşıdığını ve bundan onur duyduğunu ifade etmiştir. (Davutoğlu’nun konuşmasına http://www.brookings.edu/events/2013/11/18-turkey-transformation-challenges-davutoglu adresinden ulaşılabilir.) 

 

Bu bakımdan Davutoğlu’nun açıklaması Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eylemlerin ilk günlerinde ifade ettiği “Londra’da 2 yıl önce benzer problemler yüzünden arabalar yakıldı, dükkanlar yağmalandı, insanlar yaralandı. İspanya’da ekonomik krizin yol açtığı isyanlarda, insanlar meydanlara döküldü. Amerika’da ‘Occupy Wall Street’ aylarca devam etti. Üniversite kampüsleri aylarca işgal edildi. Türkiye’de olup bitenler, bu anlattığım Batı ülkelerindekilere benziyor, Orta Doğu ülkelerindekilere değil.”[4] şeklindeki sözlerinin paralelinde yapılmış bir açıklamadır. Türkiye’deki gösterilerin Orta Doğu’daki gibi rejimin değişmesini değil, politikalara karşı siyasi bir rahatsızlık ve sosyal bir memnuniyetsizliğin göstergesidir.

 

Davutoğlu, eylemlerin sadece Londra, Frankfurt ve Atina gibi Avrupa kentlerinde düzenlenen protestolarla karşılaştıracağını belirtirken Gezi sürecinde özellikle Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından yapılan açıklamalara bakıldığında üslubun daha çok Orta Doğu’da Arap Baharı sürecinde devrilen liderlerin üslubuna benzediği görülmektedir. Erdoğan’ın eylemcilere yaptığı “çapulcu” benzetmesi, Libya’nın linç edilerek öldürülen Devlet Başkanı Muammer Kaddafi’nin eylemcileri “fareler” olarak nitelemesini andırmıştır.

 

Davutoğlu’ndan “Doğrudan Görüşme” Sinyali

 

Akademi kökenli bir bakan olan Davutoğlu’nun ABD’nin önemli düşünce merkezlerinden birisi olan Brookings Enstitüsü’nden yaptığı konuşmasında “Kürt meselesi” hakkında da açıklamalarda bulunmuştur. Konuşmasında, Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Diyarbakır’da yaşananları, “Kürt meselesinin” bir iç tehdit olarak bitişinin ilanı olduğunu öne sürmüştür. Türkiye basınında en fazla bahsedilen nokta, Davutoğlu’nun 16 Kasım 2013 tarihinde Diyarbakır’a gelen Şivan Perver’den özür dilemesi olsa da aslında daha dikkatle üzerinde durulması gereken nokta, Davutoğlu’nun “doğrudan görüşme” (direct talks) vurgusudur. Kişisel görüşünün ve siyasi yönelimin doğrudan görüşmelerden yana olduğunu söyleyen Davutoğlu, önceki süreçlerden daha umutlu olmasının sebebinin de doğrudan görüşmeler olduğunun söylemiştir. Doğrudan görüşmeler konusu, bugüne kadar Türkiye’nin iç politikasında da partiler arasında bir polemik konusu olmuştur. Özellikle Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın PKK kadroları ile görüşme konusunda yaptığı birbirinden farklı açıklamalar, muhalefet tarafından sert bir dille eleştirilmiştir. Davutoğlu’nun doğrudan gelişmelere uluslararası alanda yaptığı vurgu, ileriki süreçte doğrudan yapılan görüşmelere hükümet ve Öcalan arasında başlanabileceğine dair bir sinyal olarak görülebileceği gibi kimin kiminle görüştüğü de kamuoyu tarafından tam olarak bilinmemektedir. Ayrıca Ahmet Davutoğlu’nun 21 Kasım 2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılan Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Dışişleri Bakanlığı bütçesi görüşülürken dile getirdiği “ Diyarbakır bundan sonra daha fazla misafir ağırlayacak” cümlesi de Diyarbakır’da Mesut Barzani’den sonra kimin ağırlanacağına ilişkin soruları da beraberinde getirmiştir.

 

Değerlendirme

 

Türkiye’de 30 Mart 2014 tarihinde yapılacak olan yerel seçiler yaklaştıkça Türkiye’deki siyasilerin ABD trafiği yoğunlaşmış görünmekle birlikte muhalefet kanadından CHP ve BDP’nin ve hükümet cephesinden de çeşitli isimlerin ABD’ye yaptıkları ziyaretleri manidar görünmektedir. John Kerry’nin Türkiye’yi kısa süre içerisinde birçok kez ziyaret ettiği de hatırlandığında ABD’nin Orta Doğu’da yaşanalar nedeniyle Türkiye ile trafiğinin arttığı anlaşılmaktadır.

 

Davutoğlu’nun ziyareti incelendiğinde ise Gezi olayları konusunda AKP’nin iç politikada kullandığından daha yumuşak bir ton kullanıldığı görülmüş, terör sorunundan ziyade Türkiye’deki demokratikleşme sorunu üzerinden “Kürt sorunu” kavramını kullanması dikkat çekmiştir. Davutoğlu, ABD’deki açıklamalarında Ermenistan ile yakınlaşmasının sinyallerini vermeye devam etmiştir. Bunların haricinde Türk dış politikasında kilit bir faktör olan NATO ile ilgili yaptığı açıklamanın tersinin bir gün sonra Jen Psaki tarafından yapılması, Çinli firmanın füze savunma sisteminin yapımını üstlenmesinin Türkiye’yi çetin bir sürece sokacağını göstermiştir.

 

Dipnotlar

 

[1] CHP’nin ABD Ziyareti Ne Anlama Geliyor?, http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2013/09/130927_chp_abd_ziyareti.shtml, Erişim Tarihi: 22 Kasım 2013.

[2] With The Middle East In Crisis, U.S. and Turkey Must Deepen Alliance, http://www.foreignpolicy.com/articles/2013/11/15/turkey_and_the_united_states_must_deepen_alliance_davutoglu, Erişim Tarihi: 21 Kasım 2013.

[3] "Kerry Kaygılarımızı Tekrarladı", http://www.aa.com.tr/tr/dunya/253799–quot-kerry-kaygilarimizi-tekrarladi-quot, Erişim Tarihi: 22 Kasım 2013.

[4] Cumhurbaşkanı Abdullah Gül: Gezi Parkı Eylemleri Ortadoğu'ya Değil Batıya Benziyor, http://www.hurriyet.com.tr/gundem/23435192.asp, Erişim Tarihi: 6 Haziran 2013.