2011 yılında Suriye’de başlayan iç savaş sonucu Türkiye, dünyada en çok mülteci barındıran hale geldi. Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ, "Suriyeliler için harcanan toplam maliyet 84 milyar 880 milyon lira. Dolar olarak 30 milyar 285 milyon 573 bin dolar harcama yapıldığını öngörüyoruz" diyerek geçtiğimiz günlerde Türkiye’de Suriyeliler için harcanan parayı açıkladı. Türkiye’nin her tarafına dağılan ve sayıları 3 milyonu aşan Suriyelilerin sayısının Kilis gibi bazı illerde şehrin nüfusunu da aştığı görüldü. Bayram için memleketlerine dönen Suriyelilerin Türkiye’ye bayram sonrasında geri gelmesi kamuoyunda büyük tartışmalara neden olmuştu.

 

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dünya Göçmenler Günü vesilesiyle düzenlenen 'Anadolu Dünya Dolu' programında Bugün “Türkiye dünyanın en çok sığınmacı barındıran ülkesi olmasına rağmen diğer yerlerde sergilenen çirkinliklerin hiçbirinin yaşanmadığı bir ülkedir. Biz renginden kültüründen önce insan olarak bakıyoruz. Karşınızdakini önce insan olarak gördüğünüzde ona insana yakışmayan bir davranış sergileme imkanı zaten olamaz sözlerini dile getirdi.

 

Türkiye’de 7. yılına giren Suriyelilerin ve diğer ülkelerden gelen göçmenlerin durumunu ve geri dönüş olasılıklarını Prof. Dr. M. Murat Erdoğan, TÜRKSAM için değerlendirdi.

 

Türkiye, 2014’ten bu yana dünyada en fazla mülteci barındıran ülke olarak biliniyor. Birleşmiş Milletler’in rakamları bunu gösteriyor. Dünyanın farklı bölgelerinde 65 milyonun üstünde mülteci olmasına rağmen daha doğrusu zorunlu göçe maruz kalmış ülkesini terk etmek zorunda kalan insan bulunuyor. Bunların yaklaşık 21 milyonu mülteci statüsünü almış, diğerlerinin farklı statüleri var. Türkiye şu anda yaklaşık olarak 3.8 ile 4 milyon arası zorunlu göçe maruz kalmış sığınmacı ya da mülteci barındırıyor. Bunu hukuki kavramlara girmeden sosyolojik anlamda söylüyorum. Bunların 3 milyon 380 bini Suriyeli…

 

“Türkiye’nin Önceden Aldığının 60 Katı…”

 

Suriyeli sayısını dikkatli okumak lazım çünkü 3 milyon 380 bin Türkiye’de kayıt altına alınmış, kendilerine geçici koruma statüsü verilmiş Suriyeliler. Bunun dışında muhtemelen daha yüksek bir sayı vardır. Kayıtlama süreci devam ediyor. 2017 yılında günde yaklaşık olarak bin 600 civarında kayıt alındı. Bu da bize gösteriyor ki, daha henüz kayıt altına girmemiş birçok Suriyeli var, bunun ne kadar olduğunu bilmiyoruz. Bir de Suriyelilerin dışında Türkiye’de çok sayıda diğer yabancılar bulunuyor; bu sayı da 472 bine çıktı, 500 bine yaklaşıyor.  Bu anormal bir sayı… Neden anormal olduğunu söyleyeyim; 2011 yılında Suriyeliler Türkiye’ye gelmeye başladılar, 29 Nisan’da ilk girişlerini yaptılar, o tarihte Türkiye’deki toplam uluslararası koruma isteyen yabancı sayısı sadece 58 bindi. Şu anda geldiğimiz noktada Suriyeliler 3.3 milyonu açtı, diğer uluslararası koruma talep edenlerin sayısı 500 bine yaklaştı. Bunlar olağanüstü büyük sayılar, Türkiye’nin daha önce aldığının 60 katına varacak bir gösterge söz konusu. Dolayısıyla Türkiye’nin bu konuda üstlendiği yük olağanüstü bir seviyede. Dünyada yük paylaşımı konusunda büyük sorunlar var. Her ülke kendi üzerindeki mülteciyi bir başkasına atmaya çalışıyor, hem mali destek sağlamak hem de insan almak çok zor. Ne yazık ki, dünyada her zaman olduğu gibi bir kez daha bu mültecilerin sığındığı komşu ülkede kaldığını görüyoruz. Şu an Suriye’den kaçan 6.4 milyon Suriyelinin sadece yüzde 15’i Almanya, İsveç, Fransa, Kanada, ABD gibi gelişmiş ülkelere ulaşabildi ama geri kalan yüzde 85 Türkiye, Ürdün Lübnan gibi komşu ülkelerde kaldı.

 

"Strateji Eksikliği"

 

Şu anda Türkiye’de Suriyelilerin gidişatı 7. yılına yaklaşıyor. Bu son derece önemli ve zor bir süreçti. Bence her şeye rağmen Türk toplumunun olağanüstü bir dayanışma ve kabul gösterdiğini en azından tahammül gösterdiğini düşünüyorum. Türk bürokratların da olağanüstü bir çabası var ama 7. yılında bir strateji eksikliği kendisini çok net bir şekilde ortaya koyuyor. Türkiye devletinin Suriyeliler ve diğer mülteciler konusunda nereye doğru gidileceği, hangi yasal statülerin verileceği konusunu, nasıl bir gelecek benimsediğini ortaya koyması lazım. Ertelediğimiz sorun her geçen gün daha da büyüyor ve bu büyüyen sorunların ileride Türkiye’nin huzurunu kaçırma riski çok yüksek diye düşünüyorum.

 

“Suriyelilerin Geri Dönme İhtimali Sıfıra Yaklaştı”

 

Bizim Suriyeliler Barometresi araştırmamız daha yeni açıklandı, orada da görüyoruz, Suriyelilerin geri dönme ihtimali neredeyse sıfıra yaklaştı. Bu saatten sonra Suriye’de savaş bitse bile dönüş olasılığı zayıf. Neden geri dönmeyecekleri ile ilgili birçok gerekçe sayılabilir. Suriyelilerin ülkeleri harap oldu

Türkiye’nin her tarafına yayıldılar, sadece sınır bölgelerinde kalmadılar. Türkiye’nin Edirne’sinden Sinop’una, Trabzon’undan Ankara’sına her yerde Suriyeliler var. Türkiye’de günde 306 Suriyeli bebek doğuyor, bu da hayatın Suriyeliler bakımından epeyce rayına oturduğunu gösteriyor.

1 milyon Suriyeli kayıt dışı olsa da çalışıyor, hayatın içine girdiler.

Ülkelerine dönmeleri için ortamın hazır olması açısından bugün savaş bitse bile en az daha en az 5-10 seneye ihtiyaç var. O 5-10 sene geçtikten sonra Suriyelilerin Türkiye’de kalış süreleri 15 seneye çıkacak dolayısıyla Türkiye’den geri dönüşleri konusu sembolik bazı dönüşler dışında çok ciddi bir biçimde gerçekleşmeyecek gibi gözüküyor. Ben 2014’ten beri söylüyorum; treni kaçırdık. Türkiye’deki Suriyelilerin en az yüzde 80’i Türkiye’de kalacak, diğerlerinin kalma ihtimali de gayet yüksek dolayısıyla bizim geleceğe yönelik olarak bu gerçeklikten hareket ederek bir strateji geliştirmemiz gerekiyor.